2010: Öyle Bir Geçer Zaman Ki

“Keşke hep yanımızda kalsaydın baba… Keşke bizi hep sevseydin…”  

Yeni yayın döneminde salı akşamları Türkiye’de açık olan televizyonların yüzde 50’sinde Öyle Bir Geçer Zaman Ki açık.

Henüz izlememiş olanlar hikayesini söylemekte fayda var: 60’ların sonunda dağılan bir ailede yaşananlar ve bu yaşananların aile bireyleri üzerindeki etkileri evin en küçük çocuğu gözünden anlatılıyor.

Dizinin temel birkaç karakteri var: Harika oyunculuklar, başarılı karakter ve sürekli gerginlik ve belirsizlik duygularıyla olay gelişimleri, aile içindeki dram üzerinden ilerleyen bir hikaye, izleyiciyi ters köşeye yatırma, izleyiciyi şaşırtma, duygu sömürüsü yapmama ama aynı zamanda pataloji seviyesinde kişilik bozukluklarını kullanma… Bunların hepsini birden hangi Türk dizisi için söyleyebildik? Hatta içinde barındırdığı duygular tamamen buralı olduğu için tüm söylediklerimin çoğunu diğer ülkelerin dizilerinde bulmak bile mümkün değil.

Neden değerli? : Oldukça kötü çalışma şartları ve epey kötü bir sistemi olan, dolayısıyla da daha çok kötü örnekler barındıran Türk dizi sektöründe buranın değerlerini, yaşadıklarını, hislerini çok başarılı bir şekilde gösterebildiği için.

Ne değiştirdi? : Salı gününün reytinglerini değiştirdi ve muhtemelen bu dizinin yeri ya da saati değişmediği sürece karşısında barınabilecek bir dizi bulamayacaklar. Genel anlamda henüz bir şey değiştirdi diyemeyiz ama televizyon dünyasına bomba gibi düşmüş haliyle Türk dizi algısını değiştireceğini öngörmek mümkün.

2011’de ne alemde? : Dizinin temposu değişmezse, ki şimdiye kadar hiç değişmemiş olması değişmeyeceğini gösteriyor olabilir- ve rasyonelliğini ama aynı zamanda duygusallığını yitirmediği sürece Türk televizyonlarında izlediğimiz en iyi dizi haline gelecek.

Osman?

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=F-RKG_iqavk?fs=1]

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *