Albüm: Skunk Anansie – Wonderlustre

Hayırlı ‘reunion’lar

Güncel müzik tüketimi alışkanlıklarının vazgeçilmezleri: Birkaç yıllık araları takip eden yeni albümler, dağılma üstüne yeniden toplanmalar, sallantıda kalmaların ardından birleşmeler… Müzik tüketimini katalize eden en sağlam parametrelerden biri ‘geri dönüşler’dir bir bakıma; tüketmenin olmazsa olmazı ‘heyecan’ı müzik endüstrisinde bunlar tanımlar.

Peki bu heyecanlı geri dönüşler silsilesi içinde iyiyi kötüden nasıl ayıracağız? Bir geri dönüşü, yeniden denemeyi ya da devam etmeyi anlamlı kılan nedir?

Wonderlustre, bu soruya cevap arama sürecinde kullanılabilecek iyi bir örnek.

Skunk Anansie‘nin yıllarca öncelikli olarak bizzat Skin (Ne kadar manidar bir takma ad olduğu yalnızca benim dikkatimi çekiyor olamaz.) tarafından sürüklendiğini hesaba katarsak grubun dönüşü en azından Skin’i yeni şarkılara vokal yaparken duyabileceğimiz için manalı.

Skin cephesine şükrettikten sonra, eldeki materyalde bahsedilecek ilk nokta: Tutarlılık.

Tutarlılık, Skunk Anansie ilerleyişine/frekansına çok etiketlenen bir kelime olmamasına rağmen, sürpriz bir şekilde Wonderlustre ( Bu kelime oyununu takdir eden tek kişi de ben değilimdir muhtemelen.) bu kelime etrafına kurulu.

Skunk Anansie’yi 90’larda bulunduğu konuma getiren bütün karakteristikler albümde mevcut. Britanya rock çizgisine yakınlık, takip eden dönemde Indie’ye can veren gitar akorları, popa yakınsayan nakaratlar, fark yaratan bir vokalist, işin algoritmasını çözmüşçesine verimli/isabetli ballad üretimi. İşin güzeli, bu karakteristiklerin hepsi albümde esaslı bir girizgah ve dizilimle kurgulanmış ve grubun albümlerinden eksik etmediği şaşırtıcı arayışlarda azalma gözlemek mümkün. ( Madde tüketimindeki muhtemel azalmayla aradaki parallelliği algılayan yalnızca ben olamam.)

Albümde neler dikkati cezbediyor? Öncelikli olarak balladlar ve albümün ballad çizgisine sadakati. Melodik yapısıyla şaşırtan ”You Can’t Always Do What You Want”, hafif müzik kategorisinden ”Talk Too Much” ve yer yer No Doubt çağrışımıyla ” The Sweetest Thing” mevzubahis ballad sadakatine güzel örnekler. (Nakaratlarda hissettiğiniz ”Ben bunu nerede duymuş olabilirim?” sorusuna yakınlaşabilen cevaplar Coldplay, No Doubt, Oasis ve yer yer U2. Tercih edilen melodiler açısından genel itibariyle Britanya ya da.)

Ballad mevzusunun dışında, nakaratlarda ve çıkışlarda bol forte/distorsiyon eşlikli alışıldık Skunk Anansie çizgisi de albümde mevcut. My Ugly Boy ve Feeling The Itch bu hususta öncelikli olarak kulak vermek isteyebileceğiniz parçalar olabilir. (İki akıntının arasındaki God Loves Only You da ‘yeni Skunk Anansie civarları’ olarak kesinlikle dikkate değer.)

Sonuç itibariyle, şaşırtıcı derecede tutarlı, somut ve keyifli bir albümle Skunk Anansie ‘geri dönüyor’.

Sadık kitlenin grupta bu denli tutarlı bir tavra alışabilmek için zamana ihtiyacı olabilir. Yeni tanışanlar içinse harika bir merhaba. Pas geçmeyin.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *