AybikeAfsar

2012: Tame Impala

Daha fazla Tame Impala…

Neden Değerli?: Dönüp dolaşıp eskileri özlemle yad ettiğimiz, müzik piyasasının ve müziğin gidişatına burun kıvırdığımız şu günlerde Tame Impala tutunacak bir dal kıvamında. Tüketip bir kenara atamıyorsunuz, dinledikçe dinleyesiniz geliyor ve bir de bakıyorsunuz ki Tame Impala’yla aranızda bir bağ oluşmuş.
Neyi Değiştirdi?: Yıl 2012, evet ve bir albümü baştan sona dinleyebileceğinize dair sahip olduğunuz şüpheleriniz Lonerism eşliğinde değişebiliyor. 2010’da Innerspeaker‘la başlayan tanışma sürecinin ise yerini bağımlılığa bıraktığı su götürmez bir gerçek. Pink Floyd, The Beatles esintileri taşıyan, müzikteki vuruculuğun “psychedelic” formatının yeni ismi Tame Impala. Katıksız güzel müzik. Buyrunuz geç kalmayınız:
2013’te Ne Alemde?: Daha fazla Tame Impla dinleyelim; albüm yapmaya devam etsinler ve elbette İstanbul’a gelsinler şeklindeki liste uzadıkça uzar. Müzik ödüllerinde başarıdan başarıya koşmaları da uzak olmayan ihtimaller dahilinde tabii.
.

Top 10: 2012’nin En İyi Videoları

.
Koskoca bir seneyi videolar bazında da değerlendirmek ve kimlere takılıp kaldığımızı özet geçmek gerekiyor. Zira müziğin en vurucu silahlarından birinin görseller olduğunu atlamamakta fayda var.
.
2012’de kimler geldi kimler geçti, en çok kimleri izlerken bıkmadık bir bakalım.
.
Biliçaltımıza takılanlarda bu yıl:
.
10. PSY- Gangnam Style
Ya ne olacaktı? Paylaşılmış psikoz bu, başka bir şey değil.
.
.
9. Danny Brown- Grown Up
Mümkünse hiç büyüme hep böyle kal, çocuk.
.
.
8. Beach House- Wild
Yürek parçalayanlarda bu yıl…
.
.
7. St. Vincent – Cheerleader
St. Vincent yine, yeni, yeniden kendine hayran bırakıyordu.
.
.
6. Grimes – Oblivion
Böyle bir müziği ancak böyle bir video paklardı; izlerken baymıyor insan.
.
.
5. Jay – Z & Kanye West – Niggas In Paris
Semboller havalarda uçuşuyor, beyinler de yanıyordu.
.
.
4. Tame Impala – Feels Like We Only Go Backwards
Müzikle videonun mükemmel uyumu bu olsa gerek; çok güzel.
.
.
3. M.I.A – Bad Girls
Bu videonun verdiği haz bambaşka. Romain Gavras videolarından bağımsız bir M.I.A düşünemiyor insan.
.
.
2. Jack White – Sixteen Saltines
AG Rojas imzalı bu videonun her karesinden “cool”luk akıyor, yalan yok.
.
.
1. Spiritualized – Hey Jane
Sweet heart sweet light, sweet heart and love of my life… Kelimeler kifayetsiz, muazzam, tüyleri diken diken oluyor insanın.  AG Rojas zihninin harika bir meyvesi daha.
.
.
.

Yeni Video: Bat For Lashes – A Wall

Bir şeyler oluyordu…

Bat For Lashes‘ın 2012 çıkışlı taze sayılabilecek The Haunted Man albümünden son video A Wall isimli parçaya geldi. Bat For Lashes’la olan gönül bağınız ne alemde veya son albümü ne denli sahiplendiniz bilemiyorum ancak videoyu sevme ihtimaliniz yüksek.
Zira Natasha Khan yine güzel, rol arkadaşının da çekicilikte ondan geri kalır yanı yok, çekimler de pek hoş. Modern aşk hikayesi minvalindeki videoda gel-gitler, duygusal yoğunluklar, yerlerde yuvarlanmalar mevcut. Partide geçen hikayenin zaman algısı da karışabiliyor.
Şahsi kanaatim, videonun kendini ikinciye izlettirebilecek kıvamda olduğu yönünde. 
Bakalım siz ne düşüneceksiniz, buyrunuz:

Top 10: Spiritualized

.
Spiritualized için söylenecek o kadar çok şey var ki… Ancak ben bu noktada sabırlı davranarak bütün hislerimi 22 Aralık garajistanbul konseri ardına saklamayı görev belliyorum.
.
1990‘dan bu yana Jason Pierce önderliğinde tavrını ve tarzını  kaybetmeden ruh emen İngiliz ekiple, kişisel kıyametlerimizi koparmak için saatleri sayıyoruz.
.
Randevu evvelinde ise katharsis yaşamak isteyenlerin emrine amade en iyi 10’lumuz geliyor .
.
Başlıyoruz:
.
10. Lord Can You Hear Me (Let It Come Down)
Merak ettiğimiz mevzular var.
.
.
9. You Lie You Cheat (Songs in A&E;)
You gotta lift yourself, lift your soul, baby, then you free…
.
.
8. Hold On (Amazing Grace)
Tutunma çabaları…
.
.
7. Stop Your Crying (Let It Come Down)
Sen bu kadar güzel müzik yaparken ağlamamak elde mi?
.
.
6. Electricity (Ladies and Gentlemen We Are Floating In Space)
I said electricity, let it wash all over me… Nefesimi kesiyor bu şarkı, evet.
.
.
5. Little Girl (Sweet Heart, Sweet Light)
Yeni albümün esaslı kozlarından.
.
.
4. Come Together (Ladies and Gentlemen We are Floating In Space)
Uyanmakta fayda var.
.
.
3. I Think I’m In Love (Ladies and Gentlemen We Are Floating In Space)
Think that i can rock and roll (probably just twisting), think i wanna tell the world (probably ain’t listening). Come on… Come Together’ın akabinde başlamıyor mu mest oluyorum.
.
.
2. Soul On Fire (Songs in A&E;)
Sweetheart, you get so much freedom but freedom is just another word, when you’ve no one left to hurt. Nevroza sürüklenirken.
.
.
1. Ladies and Gentlemen We Are Floating In Space
All i want in life’s a little bit of love to take the pain away, getting strong today, a giant step each day… Bu kadar net aslında. Biri Vanilla Sky mı dedi?
.
.
.

Yeni Albüm: Yeah Yeah Yeahs

Vatana, millete…


New York kökenli art-punk 3’lüsü Yeah Yeah Yeahs, Instagram vesilesiyle yeni albümü müjdeledi. Grubun söylemine göre 2013 baharında 4. albümlerini döndürüyor olacağız.
Ekip, en son 2009’da yayınladıkları “It’z Blitz!”le kulaklarımızın pasını silmişti. Yeni albümün heyecanı hazır bastırmışken ve ekibin enerjisine hayranken “Zero”yla noktalayalım.

Yeni Albüm: The Knife

Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı…

İsveçli elektronik pop ikilisi Karin Dreijer Andersson ve Olof Dreijer kardeşler 2006’da Silent Shout albümünü yayınlayıp akabinde de sırra kadem basmıştı. Neredeyse 7 yıllık bir aranın ardından ekipten yeni albüm müjdesi geldi, sevenlerine bu haberini duyurmak da boynumuzun borcu oldu.
Belirtmekte fayda var; ikili vakti zamanında Marble House, Pass This On, Heartbeats gibi hitler patlatmış, epey sevilmiş ve Purity Ring, Kate boy gibi isimlerin ilham kaynağı olmuştu.
The Knife olarak müzik yapmadıkları zamanlarda ise Karin Dreijer Andersson, Fever Ray mahlasıyla 2009’da albüm yayınlamıştı.
Geçen bu 7 yıldan sonra, 2013 baharında Shaking the Habitual adını taşıyan yeni albümlerine kulak kabartabileceğiz.
Bu da yeni albümün habercisi teaser, afiyet olsun.

Dev Kedi: Carey Mulligan

Yeni nesil Audrey Hepburn…

Munis… Tatlı…: Carey Mulligan 2005 yılında Pride & Prejudice‘teki performansıyla büyük yapımlara göz kırpmaya başlamıştı. Ancak kalplerimizi orta yerinden vuruşu 2010’da vizyona giren An Education‘a isabet ediyor. An Education’daki zerafetiyle ekranların ‘yeni Audrey Hepburn’ü tadında okkalı söylemleri ardına alan genç oyuncu, geniş bir kitlenin merakını tabii ki çekmeyi başardı. “I feel old, but not very wise” diyen diline, haline, tavrına tav olmak da farz oldu. Oscar ve Altın Küre adaylığı da peşi sıra geldi tabii.
.
.
Kedi Canını Senin: Mulligan, An Education’ın akabinde hızını kesmeden yoluna devam etti. Never Let Me Go‘daki performansıyla hayranlarına hayran kattı. Drive‘da Ryan Gossling‘le birlikte performans sergiledi. Shame‘de Michael Fassbender‘in karşısına geçti. Anlayacağınız ard arda sergilediği roller isabetli yapımcıların ve isabetli yönetmenlerin ellerinden öpüyordu. Giyimine kuşamına özen gösteren 1985 doğumlu minyon kızımız, kısa saçlı karizmatik kadınlar ekolüne dahil olmakta gecikmediğinden kelli tarzından da söz ettirir oldu. Marcus Mumford’la (Mumford and Sons) geçtiğimiz Nisan’da evlendiğini de belirtmeden geçemeyeceğim.
.
Bu Konuda Seni İkna Edeceğim: “Durmak yok yola devam!” kıvamında seyreden şirinlik abidesi Carey Mulligan, az zamana kallavi yapımlar sıkıştırarak sinema camiasını çoktan ikna etmişe benziyor. Keza kendisini önümüzdeki aylarda bir Coen kardeşler yapımı olan Inside Llewyn Davis‘te, Robert Pattinson eşliğindeki Hold on to Me‘de ve F. Scott Fitzgerald romanından uyarlama olan The Great Gatsby‘de izleyeceğiz. Leonardo DiCaprio‘nun da başrol aldığı The Great Gatsby’nin iştah kabartan “trailer”ıyla şimdilik yetiniyor ve beklemede kalıyoruz.
.

Dev Kedi: Lena Dunham

Taze kan…


Munis… Tatlı… : 1986 doğumlu olan Lena Dunham gerçek bir New Yorker; annesi Laurie Simmons fotoğraf sanatçısı, babası Carroll Dunham ise ressam. Sanat camiasının içine doğan Lena Dunham, anlayacağınız hayata önde başlayanlardan. ABD’nin prestijli okullarında eğitim hayatını geçiren Dunham, üniversite yıllarında çektiği kısa metraj videolarla dikkatleri de üzerine çekmeye başlıyor. Yaratıcı yazarlık diplomasını kaptıktan sonra da sahalara “taze ve cesur kan” olarak ciddi manada atılıyor.
.
Kedi Canını Senin: 2010 yılında kendi yazıp çektiği Tiny Furniture ile “günlük” kıvamındaki işleriyle adından çok bahsettireceğinin sinyallerini veren Dunham’ın en tatlı yanı şirin/sevimli kadın olmak için kasmıyor oluşu. İlk tanıştığınızda yer yer irite olabileceğiniz rahatlık, açıklık ve aşırı doz doğallıkla var oluşunu sürdürüyor. Kendisine karşı duyduğumuz ilgi ve merakın temel sebebi Girls‘te, anne-babasının harçlık vermeyi kestiği beş parasız, tombul vücutlu, işsiz, Brooklyn’de “hip” arkadaşlarıyla birlikte hayata tutunmaya çalışan genç bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Erkek arkadaşının seks fantezilerine, girdiği işlerde dikiş tutturamayışına, ailesine karşı mızmızlanmalarına, hayal kırıklıklarına, orgazm problemlerine ve yine bunların ayarında hayatın tam orta yerinden pek çok şeye tanıklık ediyoruz. Dunham ile kurduğumuz ortaklık zevk veriyor. Zira dijital ortamdan paylaşımcılığın dibine vurduğumuz hayatlarımızla, Girls’te olup bitenler arasında bağ kurabilmemiz adına çok sebep var. Sex And The City‘nin yeni jenerasyon versiyonu olarak nam salan Girls, tutunma hikayelerinin en komik ve havalılarından.
.
Bu Konuda Seni İkna Edeceğim:  Lena Dunham, hatrı sayılır bir kitleyi anlatım şeklinin doğallığı ve içtenliğiyle çoktan ikna etmişe benziyor. “Jenerasyonunun sesi” titrini gerçekten hak edip etmiyor oluşunu ise zaman içinde hep birlikte tecrübe edeceğiz.
.

Yeni Video: Sharon Van Etten – Magic Chords

Yine kendine has…

Sharon Van Etten Şubat ayında yayınladığı albümü Tramp‘le 2012’nin dişe dokunurları arasındaki yerini çoktan aldı. Henüz 22 yaşındaki genç sanatçı kendine özgü müziğiyle kulaklarınızın pasını fevkalade silebilir. Dinlediği müzikten çok sıkılanlar ve Sharon Van Etten’ı henüz keşfetmemiş olanlar; yeni obsesyon adayınız size bir tık uzaklıkta. Videoyu izlediğinizde, ne dediğimi anlayacağınız kanaatindeyim.
Sharon Van Etten’la ilgili bir diğer husus ise; kendisinin 12 Ekim’de Maçka Küçükçiftlik Park‘ta konser verecek olması gerçeği. Hadi yine iyisiniz, bu fırsatı tepmeyin.

Kaçırmayın: Adidas “All Originals Party”

6 Ekim Cumartesi adidas Originals günü olacak…

Sanat, moda, tasarım ve müziğin en orijinal örneklerini bir araya toplama vizyonuyla hareket eden adidas Originals üçüncü yılında parti konseptini daha da genişletiyor. Zira 6 Ekim Cumartesi günü gerçekleşecek etkinliğin müzik ayağında Amy Winehouse ve Lily Allen gibi isimlerin yapımcılığını üstlenen Mark Ronson‘dan tutun da elektro-pop müziğin son dönem temsilcilerinden Sam Sparro, yerli sahneden ise Multitap, Solardip, Sapan, The Ringo Jets ve The Away Days gibi isimler performanslarıyla dinleyicileri coşturacak. Bu isimlere ilaveten Radyo Eksen ve Radio adidas Originals DJ‘leri de sahne alacak.
Belirttiğimiz gibi elbette mevzu yalnızca müzikten ibaret değil; moda, tasarım ve sokak sanatı da ilginizi cezbedecekler dahilinde. Dükkan Creative, i-am İstanbul, Kontra, Escape from Sofa tasarımcıları, Pınar&Viola;, Erkut Terliksiz, Rona Binay, Merve Morkoç ve Zeynep Erdem gibi sanatçılar enstalasyonları ve sokak temalı çalışmalarıyla sizleri bekliyor olacak.
Bütün bunlarla yetinmem diyorsanız paint ball, instagram, photo booth aktiviteleriyle de haşır neşir olabilirsiniz.
Velhasıl, 6 Ekim Cumartesi adidas Originals günü olmayı gerçekten hak ediyor. Hasköy Yün İplik Fabrikası’nda 14.30’da başlayacak etkinliğe biz gidiyoruz, buyrunuz geliniz.

Esas Oğlan: Jason Schwartzman

 
Bir kulunu çok sevdim…

 
Fakir Ama Gururlu: Jason Schwartzman kıskanmakta hiçbir maraz görmediğimiz genlere sahip biri. Prodüktör Jack Schwartzman babası, Francis Ford Coppola dayısı, Nicholas Cage ve Sofia Coppola kuzeleri derken hatrı epey sayılır bir sanat camiasının içine kılını kıpırdatmadan dahil oluverenlerden. İşin içine yetenek de karışınca henüz 18 yaşındayken, Wes Anderson imzalı film Rushmore‘un Max Fischer’ı olarak çıktı karşımıza. Muazzam bir karakter olan Max Fischer, Jason Schwartzman’e iştah kabartmak için fazlasıyla geçerli bir sebepti.
.
Biz Sevişiyoruz: Rushmore ertesinde yine bir hayli karikatürize edilmiş fakat bir o kadar da doğal rollerde yer aldı esas oğlanımız. Spun, I Heart Huckabees, Maria Antoinette ve The Darjeeling Limited Jason Schwartman’in filmografisine girerken, kendisine duyduğumuz hayranlığın miktarı da katlanarak büyüyordu. Öyle ki; Wes Anderson ellerinden çıkma kısa film Hotel Chevalier‘de Natalie Portman‘ın eşlik ettiği performansının ardından, kendisine karşı biriktirdiğimiz hissiyat “bir kulunu çok sevdim…” kıvamını aldı. Almaması da ayıp olurdu keza:
.
.
Bitmesin Bu Rüya: “Cool” nitelemesinin cuk oturduğu Jason Schwartzman’li rüyalarımız HBO tarafından sabote edilmiş olsa da (Bored to Death yayından kalktı, evet) yaklaşık iki hafta sonra Moonrise Kingdom‘la başka bir rüyaya yelken açacağız. Bill Murray, Tilda Swinton, Edward Norton ve Bruce Willis gibi oyuncuların yer aldığı bu kallavi yapımı merakla bekliyoruz. Coconut Records adı altında kaymak gibi müzik yaptığını da belirterek noktalayalım.
.

One Love 2012: Kaiser Chiefs, Damien Rice ve Yuck

Sürprizler devam ediyordu…

Bu sene 11’incisi 14-15 Temmuz tarihlerinde santralistanbul‘da düzenlenecek olan Efes Pilsen One Love Festival’in konuklarından bahsetmiştik. Kimbra, Pulp ve Selah Sue‘nun ardından açıklanan isimler arasında Kaiser Chiefs, Damien Rice ve Yuck yer alıyor.
Tabii ki sahne alacak isimlerin dahasından da haberimiz var. Yerli sahneden Elif Çağlar, Replikas, Neyse ve Mira müzik dolu günler geçirmenizde parmağı olacaklardan.
Pazartesiyi güzel haberlerle karşılayıp haftaya sağlam başladık. Öyleyse bu haberi enerjik bir Kaiser Chiefs videosuyla noktalayalım:

Vefat: Adam Yauch


Beastie Boys artık iki kişi…


Hip-hop tarzının globalleşmesinin ardındaki en büyük güç Beastie Boys, yoluna artık Adam Yauch nam-ı diğer MCA olmadan devam edecek.
MCA’in müzik piyasasına olan katkılarının başlı başına destan konusu olduğunun farkındayız. Adam Yauch gibi ilham kaynağı, yetenek abidesi bir insanın aramızdan ayrılması gerçekten üzücü. Kendisine 2009 senesinde kanser teşhisi konulmuş akabinde de Beastie Boys’un turneleri ve Hot Sauce Committee‘nin çıkışı ertelenmişti.
Velhasıl, efkar yüklü bu haberi No Sleep Till Brooklyn videosuyla noktalıyorum. Yukarıda gördüğünüz fotoğraf ve aşağıdaki video ise 1987 senesinden, Licensed to III zamanlarından.