BuseOzdelice

FREE FRIDAY (OZDELİCE)

  • Sahalara geri dönme vaktimin geldiği bir zaman diliminde olduğum için İstanbul’a yeni sezonda kimler gelecek, çok merak ediyorum. Babylon 14 Eylül’de, Salon da 20 Eylül’de açılış partisi ile yeni sezonu başlatıyor. Gelen isimlerle muhtemelen bu sene tanışacak olsam da bu sezonun temposunun yüksek olacağını düşünüyorum.

Ayrıca Red Bull Music Festivali ve MIX‘i merakla bekliyorum. Detaylar için aylık takvimleri bekliyoruz.

  • Susamam çıktı, ortalık karıştı. Soluksuz izlediğim 15 dakikayı Ezhel’in Olay‘ı ile cilaladım. Böyle üretimleri görmeye çok ihtiyacımız var. Bir yerlerde tadımız kaçmasa çok daha güzel olurdu. Tüm dinamikleri hesaba katmadan iş yapmak, proaktif davranamamak sanırım genetik bir sorun.

  • Belediyenin vapurda başlattığı caz dinletisi hakkında neler düşünüyorsunuz? Sanıyorum bu çok yeni bir girişim olmamakla birikte Twitter’daki yerini henüz almış görünüyor. “Gelenek ve göreneklerimize ne oldu?” diye çıkış yapan birileri kesin olmuştur diye düşünüyorum ancak kim ne dersin desin, Boğaz Caz müzik ile güzel.

  • Geçenlerde borderline kişilik örüntüleri ve nesne sürekliliği hakkında bir makale okurken günümüz gençliğinin müziğe bakış açısına dokunan ifadeler keşfettim. Makalede günümüzde ilişkilerin çok çabuk tüketilmesiyle artık sevginin gelip geçici olduğu ve hatta bu tanımı yapmanın zorlaştığı, o yüzden ilişkiye bağlanmanın temellerinin yitirildiği yazılmıştı. Baktığınızda evet, sürekli tüketim ilişkilenme biçimlerimize de yansıyor ve bağlanmakla bağlanmamak arasındaki boşlukta yüzerek ve belki de bu süreçte çok fazla partner değiştirerek borderline kişilik örüntüsüne ilişkilerde teğet geçebiliyoruz. Bunun müzikle olan alakası da artık gelecekte “arabesk müzik” diye bir kavramın olmayacağı… Çünkü derinden sevme, gönülden bağlanma, aşk acısı çekme gibi kavramlar rafa kalkacak ve anı değerlendiren günümüz, ilişkilerde de sadece yanında olanı görecek ve güzel zaman geçirmediğini anladığı an bağlanmadan hayatına bir yenisi ile devam edecek. Bu bir yandan nesne sürekliliğini de doğrular nitelikte oluyor. ((Yalnız buna nasıl ulaştığımı cidden hatırlamıyorum, çok okumak ve dinlemekten tüm kaynaklarım birbirine girdiği için referans vermek isteyen olursa sevinirim.)

  • Afrobeats dinlediğim günlere uzun bir ara vermeye karar verdim. Son kapanışı da yine bir Afro ile yaparak Rema’dan Dumebi’yi sizlere emanet ediyorum.

FMK: FRIENDLY FIRES – INFLORESCENT

2011 yılında yayınladığı Pala albümü ile gençliğimin en güzel anılarına soundtrack olan Friendly Fires, 8 sene aradan sonra yeni albümleri Inflorescent‘i yayınladı. Pek romantik sözler ile pek duygusal geçişleri 80’ler kafası ve bolca synth’ten yararlanarak sundukları yeni albümleri, yer yer house, yer yer electronic ve çokça da dolu dolu söze yer verse de üzgünüm ama kulağa sanki tek bir şarkının farklı varyasyonları gibi geliyor. Dolayısıyla albüm Pala’dan sonra şahsen beklentimi karşılamasa da Heaven Let Me In ve Love Like Waves‘e karşı koyamadım ve bu ikisini “most liked” listeme atmış bulundum.

Albüme şarkı şarkı bakacak olursak:

FUCK

Silhouttes: Bu şarkının başka bir gruptan dinlesem şaşırmayacağım normallikte bir indie pop havası taşıdığını söylesem ne kadar linç yerim bilemiyorum. Benim için bu yazdan ötesini göremeyecek bir şarkı.

Offline (with Friend Within): Intro’da house ile karşılayan, ilerledikçe synth’lerle dans pistine davet eden, sözleriyle yakalayan ama sanki arada kalmış hissi de veren bir şarkı Offline.

Lack Of Love: Bu şarkı kendine has güzelliğini chill & house birlikteliğine borçlu diyebiliriz. Klasik house temelli altyapısıyla özel bir ana gerek olmaksızın her anıya eşlik edebilecek bir şarkı bence.

Run the Wild Flowers: Albümün son şarkısı Run the Wild Flowers, üst üste birkaç tane çok da Friendly Fires havası taşımayan şarkıdan sonra dinleyiciye nerede olduğunu hatırlatıyor. Beatin ağır oluşu ve davulu duyuyor olmak albüme karşı hisleri yeniden alevlendiriyor.

MARRY

Can’t Wait Forever: Tam da özlediğimiz FF şarkılarından biri. O 2011 tadını alabiliyorsunuz adeta. Albümün açılış ve çıkış şarkısı olarak seçilmesi doğru karar.

Heaven Let Me In: Buraya kocaman bir 10/10 bırakmak istiyorum. Disclosure havasının iliklere kadar hissedildiği bir şarkı Heaven Let Me In. Herkese hitap edebilecek sakin geçişleri, karşı konulamaz synth loopları ile hangi tarzı severseniz sevin oturmanız imkansız.

Sleeptalking: Albümün 5. şarkısı Sleeptalking, adeta “Toro Y Moi ile FF’i karıştırsak ortaya böyle bir şey çıkardı” dedirtiyor. Bolca synth kullanımı ve romantik başlangıcı bana kendini daha çok sevdirdi.

Love Like Waves: Benden 10/10 alan ikinci ve son şarkı sanırım. Haziran’da yayınladıkları bu şarkıyı çıktığı günde de çok sevmiştim. Zira tüm albüm incelemeleri de bu şarkı referans alınarak yazılmış gibi görünüyor. Ancak bu şarkının remix’i ile var olması taraftarıyım.

KILL

Cry Wolf: Albüme göre ağır ilerleyen Cry Wolf için “Albümün olgun duruşu olabilir mi?” diye düşündüm ancak “albümle bütünlük yakalasın diye basalım synth’i” hissiyatından kurtulamadım.

Kiss And Rewind: Bana neden Kiss and Rewind derken ağlıyor gibi geldi anlamadım ve doğrusu şarkıyı fazlasıyla zorlama buldum. Aslında fena sayılmaz ancak asla bir Friendly Fires şarkısı gibi değil.

Almost Midnight: Kapanıştan hemen önceki şarkı Almost Midnight, dans ettirme konusunda yüksek puanları toplarken çok fazla söz içermesiyle bir şeylerin yanlış gittiğini düşündürtüyor bana.

 

TANIŞIN: BAGARRE

Geçen yine dilini anlamadığım bir grup daha keşfettim. İsimleri Bagarre. Tahmin edin nasıl müzik yapıyorlar: Az biraz rap, zaman zaman oryantal sesler, bolca pop ezgileri, bazen de techno esintileri. Bagarre‘ı indie pop janrasına yakıştıranlar olsa da Kabylifornie ile yaptıkları çıkışı rap ile süslüyorlar ve bence Fransa’dan çıkıp dünyaya açılmaları da bu çıkışları ile oluyor.

Spotify’a göre 2014’den beri şarkı yayınlıyorlar. Hatta hemen hemen her sene ürettiklerini görüyoruz. Hem de neredeyse tür müziği üretmişler. Bence bu grubun duruşuna da yakışıyor, “ne alaka?” diye dinlediğim bir şarkıları olmadı. Hatta eski havalarıyla bir Agar Agar tadı yakalayabilirsiniz.

Peki ben nasıl keşfettim? Cezayir’in Amazigh (bizim Berberi diye bildiğimiz) insanları için yaptıkları şarkı ile dikkatimi çektiler. Haklarında İngilizce bir adet bile yazı bulamadığım için bu içeriği hazırlamakta bir hayli zorlandım. O yüzden daha çok müzikleri ile sizleri baş başa bırakıyorum.

Video Cezayir’de çekilmiş. Şu noktada ana vokalin Cezayirli olduğunu düşünüyorum; izleyince neden çok sevdiğimi de anlayacaksınız. Fransızca biliyorsanız aranızdaki ilişkinin kuvvetleneceğine inanıyorum.

Sosyal medyada şöyle var oluyorlar, tanışmanıza yardımcı olabilir.
YouTube
Instagram

*Bu ikinci Fransa uçuşum oluyor. İlkini hatırlamak isteyenler için Tanışın: GLGV yazısını buraya linklemek isterim.

RÖPORTAJ: KAMUFLE

Kaç yıldır hasretle geri dönmesini beklediğimiz One Love Festival‘e çoğunuzun bildiği üzere bu yıl nihayetinde tekrar kavuşuyoruz. 20 Temmuz‘da asıl evi Parkorman ile Volkswagen Arena‘da gerçekleşecek olan festivali gençlik anılarımıza yenilerine eklemek için heyecanla bekliyoruz. Festivalde bu yıl bolca Türk isim dinleyecek olmamız pek de şaşırtıcı değil. Kamufle, bu yıl festivalde arayı kapatacağımız isimlerden. Birlikte Güzel sahnesinde, Kamufle & Brothers projesiyle izleyeceğimiz Kamufle ile en son 2015’te uzuuuun uzun konuşmuştuk. Kendisiyle bu sefer şu sıralar hazırlıklarını sürdürdüğü yeni albümünden, Kamufle & Brothers’dan, rap’in ana akıma sıçrayışından ve festivalden konuştuk.

One Love Festival 15 programı burada.

Öncelikle geçmiş olsun, umarız sağlığın ve her şey yolundadır.

Çok teşekkür ederim, gayet iyi durumdayım. Doktor kontrolleri devam ediyor.

2015 yılında ilk röportajımızı yapmıştık seninle. O röportajda o güne kadar yaptığın tüm işlerden konuşmuşuz neredeyse. Bu geçen 4 seneyi bize nasıl özetlersin?

Hayale Daldım albümünün çıktığı dönem! Yaş ilerledi, tecrübe ve sorumluluklar artmaya başladı. Çok fazla konser, çok fazla proje ve iş olanakları oluştu. Güzel insanlar tanıdım. Kötü insanlardan kurtuldum ve birçok şeyden soyutlandım! Şimdi yeni bir albüm hazırlanıyor.

Yeni albüm çalışmaları içerisinde olduğunu ve Deniz Tekin’i konuk ettiğini gördük IG paylaşımından. Bence şu an dinleyiciler olarak albüm hakkında daha fazla detayı hak ediyoruz. Yeni albüm hakkında neler söylemek istersin?

Toplam 12 şarkılık bir albüm olacak. Hayale Daldım albümünde olduğu gibi bu albümde de Da Poet ile beraber çalışıyorum. 6 feat ve 6 solo şarkı olacak. Eski ve güncel soundları birbiri ile harmanlayıp tatlı bir sound çıkarttık ortaya. Çok heyecanlıyım, yayınlanması için sabırsızlanıyorum.

İlham aldığın ve hayranı olduğun isimlerin çok geniş bir yelpazesi olduğunu biliyoruz. Yeni albüme bu yelpazenin hangi kısmı yansıyacak?

Funk, Boombap, Caz, Trap, Folk gibi tınılar ve ters köşe soundlar olacak. Hastasıyım!

Yeniköy Kitapçısı için hazırladığınız videoyu defalarca izledik/dinledik. One Love sahnesinde bu ekiple Kamufle’yi görmek isteyecek çok dinleyicinin olduğuna inanıyoruz.

Yaklaşık 1.5 senedir beraber çalıyoruz zaten. Barış Demirel (Trompet), Özgün Tuncer (Saksafon), Cem Şahin (Bas Gitar), Yiğit Avcı (Klavye), İbrahim Bayçöl (Davul), Ufuk Alkan (Elektro Gitar) şeklinde bir ekibimiz var. Bir çok festival ve konserde çaldık, çalıyoruz hala. Yeniköy’deki minimal haliydi. One Love’da izlersiniz zaten 🙂

Türkiye rap müzik piyasası hakkındaki soruya defalarca cevap verdiğini biliyoruz. Ama şunu sormak isterim: 2019’da neler oluyor? O bir anda patlayan tutku söndü mü yoksa üretim ve yayılım grafiği yükselen ivmeyle devam mı ediyor?

Rap müzik çok güzel bir ivme yakaladı ve gayet revaçta. O bakımdan poplaştı ve b*ku çıktığı için hali birazcık içler acısı! Millet “nereden koparsam kardır,” diye ne yapacağını şaşırdı ama işini iyi yapan ve tavrını bozmayan her zaman kazanıyor! Ortalık durulduğu zaman kim ne halde, açığa çıkacak.

Festivallere hasret kaldık. One Love’ı öğrendiğimizden beri çok heyecanlıyız. Kamufle’nin festival sahnesi nasıl olacak?  

Barış Demirel (Trompet), Özgün Tuncer (Saksafon), Cem Şahin (Bas Gitar), Yiğit Avcı (Klavye), İbrahim Bayçöl (Davul), Ufuk Alkan (Elektro Gitar). Bu babacan kardeşlerim ile oluşturduğum enerji ile One Love’da güzel bir müzik ziyafeti vermeyi planlıyorum. Sabırsızlıkla bekliyorum.

FREE FRIDAY THE 3RD (OZDELİCE)

Free Friday’in en sevdiğiniz içerik olduğunu biliyorum. Yine aklıma ne geldiyse düzeltmeden yazdığım köşemde bu sefer aklıma en çok işsizliğim geldi, okuyacak olduğunuz için teşekkürler!

(daha&helliip;)

ŞUBAT TAKVİMİ: 2019 LOADING

2019’un ilk ayı bitti ancak önümüzde daha çok aylar var. Tüm depresyonlarınızı, anksiyetelerinizi, hezeyanlarınızı, varsanılarınızı, takıntılarınızı vb. beraberinizde götürebileceğiniz etkinliklerin olduğu her koşula uygun, yoğun bir Şubat takvimi hazırladık, değerlendirmeden geçmeyin!

(daha&helliip;)

ORADAYIZ: İDİL MEŞE’NİN SUNUMUYLA SİMGE PINAR & ŞENCEYLİK

Yeni alternatif konseptler bizi inanılmaz motive ediyor. Sürekli takibinde olmaya, çoğu zaman da peşinde koşmaya çalışıyoruz. Bu motivasyonumuza en yeni kaynak 17 Ocak‘ta Babylon‘da gerçekleşecek olan Şarkı Yazarlığı: İdil Meşe’nin sunumuyla Simge Pınar & Şenceylik etkinliği (linke koşabilirsiniz).

İçerikte İdil Meşe‘nin önderliğiyle şarkı yazarlığı üzerine konuşacak 3 yetenekli kadın müzisyenin hem sohbetine tanık olacağız hem de şarkılarının en saf halini dinleyeceğiz ki kulağa yeterince tatmin edici geliyor.

İdil Meşe’nin Fake Magazine’e verdiği son röportajı da şöyle iliştirelim:

TANIŞIN: ISSAM

Bu sefer Kuzey Afrika’nın Fas şehrinden aramıza katılan ISSAM‘ı takdim ediyorum.

Kuzey Afrika ülkelerinden rap yapan bir çok müzik insanı keşfettim 2018 yılında (hayatımda bazı olayların öyle gelişmesi gerekiyordu). Ancak ISSAM kadar hiçbirine sıcak bakamadım. Her şeyin başında ISSAM’ın kendine has bir duruşu, tavrı var. (daha&helliip;)

TANIŞIN: GLGV

Spotify’ın Yeni Müzik Radarı playlist’i sayesinde tanıştığım, ilk dinlediğimde “Bu ne be Fransızca rap mi olur?” ile “Dinlediğim en güzel beat olabilir!” arasında koştuğum GLGV‘yi evlat edinmeye karar verdim. Dolayısıyla ivedilikle tanışmanıza vesile olmak istedim:

Haklarında bilgiye ulaşmak pek mümkün değil ya da Fransızca bilmeniz gerekiyor. Oldukça kalabalık olduğunu anladığım ekibin (4 kişiler, evet) videoları bol bol sosyalleşme ve sanatseverlik yönünde. Yani klişe underground işlerin epey ötesinde!

Altyapıda eski şarkılardan yararlanan, dolayısıyla en başından defalarca dinleyebileceğinizi anladığınız yapıtların sözleri ise her seferinde Fransızca. GLGV’yi özel kılan da zira bu beat’leri; 2017’de yayınladıkları albüm Sample School, 7 şarkıdan oluşuyor ve bu özelliğe bolca referans veriyor. Yukarıdaki şarkı “comment te dire adieu” ise 2018’de yayınlanan ve grubun keşfine vakıf olduğum çalışma. Bu sene de yeni bir albüm yayınlayacaklar gibi görünüyor.

İçeriği sayfa sayfa bilgilerle doldurmayı, grubun kendini dışarıya daha çok tanıtmaya karar verdiği zamana bırakmak zorundayım. Takibe almanız gereken adresler ise böyle:

instagram: instagram.com/glgv

soundcloud: soundcloud.com/goodlifegoodvibes

2017: TÜRKİYE’DE RAP MÜZİK

Neden Değerli?:  Bir zamanlar arama motorlarına “Türkiye rap” diye yazıldığında karşımıza çıkan tablo TV8 yarışması olsa da, su sıralar “underground” için işler pek tadında ilerliyor. Bu ilerlemenin başlangıcını RedBull bu “underground” isimlere destek vererek yaptı ve devamı başka birçok koldan hızlı bir şekilde geldi. Artık çok sevdiğimiz, takip ettiğimiz ve hatta yıllardır bahsettiğimiz halde ismini gördüğümüz yerlerin sayısı bir elin parmağını geçmediği için üzüldüğümüz isimler ikinci evimiz dediğimiz yerlerde sahne almaya, çok daha profesyonel bir duruşla turlamaya, röportajlar vermeye ve hatta yurt dışına açılmaya başladı.

Bu janranın dinleyicisinin artması ve kendi küçük komünitelerinin dışına taşabilmeleriyle Hiphop is Back, Rap Mahal gibi turneler de büyük kitleler toplayabilmeye başladı bu sene. Doğru afiş, doğru tanıtım, doğru kadro ile herkesin dikkatini çeken müzik türü 2017’de ister istemez rap oldu.

Tabii ki seyirci kitlesindeki bu büyüme bir anda olmadı. Müzikte yakalanan kalite, dinleyici desteğini beraberinde getirdi ve 2017’de 3 kişiden 2’sinin ezbere bildiği Ezhel albümü Müptezhel ile hayatında en son 12 yaşında Türkçe rap dinlemiş olan insanlar bile yakalandı bu akıma.

Zira bu sene rap müzik için bereketli de geçti: Ceza ve Ayben albüm yayınladı. DJ Artz albümü king size oldu. Da Poet, Beat Tape 2 ile benim en çok dinlediğim 2017 çıkışlı şarkılar arasında yerini aldı. Ağaçkakan‘ın tarzını çok net ortaya koyduğu A Nakşvit ve albümün salondaki herkesi hipnotize eden Babylon lansmanı da bu senenin unutulmazlarından oldu.

No:1, Radansa, Gazapizm, Hayki (compilation), Sayedar gibi daha saymak istediğimiz birçok isim var ancak derin sulardan uzak durup, takibinde en ön sırada bekleştiğimiz isimlerle bu seneyi toparlıyorum. (Siz de bu sene bu janradan dinlediğiniz isimleri paylaşmak isterseniz yorum kısmımız hemen aşağıda.)

 

Neyi Değiştirdi?:

  • Basit olarak, Türkçe rap müziğe olan bakış açısı değişti. Aslında rap müziğin tek tarz beat ile var olmadığı daha da gün yüzüne çıktı. Rap müzik konserleri “ergen tayfa” diye betimledikleri kitleden daha geniş topluluklulara açıldı (ve biletler tükendi).
  • Janraların işbirliği her zaman dikkat çekici oldu ve fakat bu noktada Nihil Piraye/Kamufle/Ezhel çalışması ilerleyen tabloda tam vaktinde yerini aldı. Ağaçkakan’ın Kutay Soyocak (Jakuzi) ile çalışması “Herr Neyse” bir diğer akılda yer tutup loop’a doymayan işbirliği oldu.
  • “Ya bu da şarkı mı?” sığ eleştirilerinden ziyade gerçekten üzerine konuşulan, tartışılan bir tür oldu bu sene Türkçe Rap.
  • Diziler de reklamlar da bu yükselişten payını aldı.

2018’de Ne Alemde?:

  • 2017’ye son vuruşu “Schengen yoook, Karaköy’e sen gel Angela Merkel” diyerek Xir yaptı gibi görünüyor, bunun devamının geleceği ayak seslerinden belli .
  • Bir yandan Türkiye çapında devam eden “Rap Mahal” isimli turne ile konserler kaldığı yerden devam edecek gibi görünüyor.
  • Yeni videolara dair beklentilerimiz var zira motivasyonumuzu yüksek tutan önemli bir dinamik olarak görüyorum.
  • Alternatif olanın alternatif kalmasına olan inancımı da 2018’de korumak istiyorum.

 

FREE FRIDAY (OZDELİCE)

  • Geçen senelerde ülkenin durumuyla paralel olarak “etkinlik yok” diye ağlarken bu sene adeta silkelenmiş line-up’larla bütçemizi tartıyoruz. Ciddi olarak ajandamı en son bu kadar doldurduğumda sanırım üniversitenin son sınıfındaydım. Taksim/Beyoğlu anılarım da oradan kalma. Sonrası iş hayatı vs. derken de koptuğum etkinliklerle bu sene yeniden kucaklaşacağım için çok heyecanlıyım. Ayrıca Salon, Garaj, Babylon ve Zorlu PSM arasındaki bu trafiğin tatlı bir telaşa dönüşmesini de 8 senesini “blogculuğa” vermiş biri olarak kalp gözlerle izledim. Beklenen tablo sonunda piyasada. Tıklım tıklım etkinlikleriniz olsun!

 

 

  • KALT’ı muhtemelen duydunuz. Bizim Show’un yeri bende çok ayrı. Daha hiç gülmeden izlediğim 1 Bizim Show olmadı. Tüm Ozan Akyol’ları ayrı ayrı seviyorum. Ayrıca sayelerinde tanıdığım müzik grupları da işin en güzel artısı (Evet, Beyaz Hayvanlar’ı bu sayede öğrendim)! Asla tanıtmadan bolca överek tüm duygularımı ifade ettiğimi düşünüyorum. Teşekkürler.

 

  • 15. İstanbul Bienali bu hafta sonu (16 Eylül) başlıyor. 12 Kasım’a kadar vaktimiz var. Bienalin bu seneki teması “iyi bir komşu”. 32 ülkeden 56 sanatçının katıldığı ve küratörlüğünü Elmgreen ve Dragset’in yaptığı bienal bu sene hangi küfürleri yiyecek çok merak ediyorum. Zira geçen senelerde feed’ime düşen anlamlı/anlamsız bir çok yorumdan sonra geçen seneki bienale gitmeye vakit ayıramamıştım (!).
  • Geçenlerde içimden geçenleri bir facebook post’u altında belirttim. Daha fazla agresif davranmak istemiyorum. 2011’den bu yana bilinen Türkçe rap’teki gelişimin Ezhel ile farkındalık oluşturması muazzam bir şans deyip yine Ezhel paylaşıyorum. Yakın zamanda Ağaçkakan’da yeni albüm yayınlayacak ve hatta albümden bir şarkıyı videoladı. Da Poet de Beat Tape 2 Outtakes ile geliyor. Hepimize hayırlı, uğurlu olsun.

TOP 10: LEVENT YÜKSEL

90’ları tabii ki bir çok isimle hatırlıyoruz ancak 1 albüm var ki bambaşka müzik türlerine ilgi duysak da bu albümü hep birlikte ezbere  söyleyebiliyoruz: Med Cezir. Top 10’i de bu albümün üstüne yapmayı çok isterdim ancak yine o zamanlardan çok sevdiğimiz şarkılarını es geçemedim. Zira bir çoğu minnak yaşımdaki ilk aşklarıma, ilk travmalarıma, ergenlik sancılarıma kadar uzanıyor. Hala bugün bile duygulara tercüman ediyor.  İnsanın çocukluğundan bir parça bulması da bu nostalji kuşağına anlam katarken şarkılara buradan başlayalım öyleyse:

10. Ya Sonra

Nadir neşelendiğimiz anlarda bile “Sen, hoşçakal!”

 

9. Mutlu Ol Yeter

Levent Yüksel’in henüz bu sene (2017) yayınladığı albüm Hayatıma Dokunan Şarkılar, bizim neslin çocukluk travmalarına da dokunan şarkılardan oluşuyor. Tüm yorumların şahane olduğu albümde Mutlu Ol Yeter’i kendisinden canlı dinlediğim için listedeki yerine bırakıyorum:

8. Yas

Edebiyat/ Türkçe derslerinde okutulabilecek bir şarkı sözü bütününe sahip Yas, yine bir çoğumuzda demlendikçe anlamını buldu:

7. Beni Bırakın

Yaşlandığımı ilk bu sözlerle anladım; “Beni bırakın bu caddelerde”

6. Karaağaç

Dinlemesi zor olan bu şarkıyı söylerken Levent Yüksel nasıl hissediyor diye düşünürdüm hep:

5. Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk

“Hadi hazırım, yeter ki onursuz olmasınnn aşk!”

4. Med cezir

Bu nesil de böyle şarkılarla büyüsün isterdik.

3. Kadınım

Sezen Aksu ile Levent Yüksel’in güçlerini bir araya getirip bir insanın duygularına nasıl tercüman oluruz, canlarını müzikle nasıl yakarız dedikleri bu başyapıt için saygı duruşuna geçiyoruz:

2. Tuana

Evrensel ve her güne uygun melodisiyle Tuana ile az mı hem dertlenip hem de dans ettik? Şu şarkıdan keyif almayanı henüz tanımıyorum.

1.  Zalim

“Seyret perişan halimi bende akşam olmakta
Dostlar seyrelmiş beyhude lafla vakit dolmakta
Avare oldum serseri oldum terki diyarda
Zalim senin Allah’ın yok mu?
Yarın gözü yüksekte benim bir kuru aşkım var
Düşmanlarım nisbette behey kara vicdanlı yar
Yağdı saçlarıma genç yaşımda lapa lapa kar
Zalim senin Allah’ın yok mu?”

 

ORADAYIZ: BIG BURN İSTANBUL

Kumsallı, denizli, DJ’li gittiğim en son festival yine Kilyos taraflarında olan Mono isimli bir festivaldi. Arada muhtemelen kaçırdıklarım oldu. Duyup da gidemediklerim de eminim vardır ancak hatırlamıyorum. Beni heyecanlandıracak bir line-up, bir aksiyon efendime söyleyeyim bir oluşum olsaydı elbet hatırlar, gidebilmek için çocuklarımı satardım.

Şimdi sene 2017. Yaşımı başımı almış olmama rağmen beni heyecanlandıran bir etkinlik olacak Kilyos Suma Beach‘te. Bu sadece 1 etkinlik değil. Bu bir festival! Açıkçası çok özledim festival günlerini. Kamp alanlarını, aynı anda bir sürü farklı sahnedeki ismi dinleme çabasını, bunun için yorulmayı vb… Big Burn de anladığım kadarıyla tam olarak bunları yeniden yaşayabileceğiniz bir festival. 21 Temmuz Cuma günü girişi yapıyorsunuz. Kamp opsiyonunuz varsa en geç pazartesi sabah 9’da alanı terk etmeniz gerekiyor. 21-22-23 Temmuz tamamıyle denizin, kumun, kaliteli müziğin ve partilerin bir araya geldiği 3 gün, 3 gecelik bir şölen (insan 1-2 yaş daha genç olmak istiyor)!

Festival line-up’ı olsun, kamp şartları olsun vb. bilgiler için websitesini buraya bırakıyorum: http://www.bigburn.istanbul/

Geri sayıma da böyle buralardan başlayabiliriz sanki:

 

ORADAYIZ: BOZCAADA CAZ FESTİVALİ

Bu yaz dört bir yanımdan caz geçiyorken (bomontiada’ya ve 24. İstanbul Caz Festivali’ne teşekkür ediyordu) Temmuz’u daha fazla nasıl caz müzik dinleyerek kapatırım sorusunun cevabını Bozcaada’da veriyorum. Bir süredir yoğun iş temposunun da katkılarıyla caz müziğe olan ilgimin artması ve buna paralel olarak bu sene ilk defa gerçekleşecek olan Bozcaada Caz Festivali, tatil planlarımı da şekillendirdi zira Bozcaada’yı hep merak ettim.

Bozcaada Caz Festivali Pavli Bozcaada, Kabak Lin & Records, allaturca Music Production Management birliği tarafından 28-29-30 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek. Açıkhavada cazın keyfi bizlerden sorulacakken festivalde 2 canlı, 1 lounge olmak 3 ayrı müzik alanı bulunacak.

Programın line-up’ını yukarıda görebileceğiniz gibi sahne alacak isimler ve festival hakkında daha fazla bilgi edinmek için bozcaadacazfestivali.com‘a da koşabilirsiniz (bilgiler bölümü önemli!).

Festivale şimdiden ısınmak için de festival ekibinin spotify playlist’i hizmetine buradan buyurun:

 

 

HAZİRAN TAKVİMİ: YAZ YÜKLENİYOR (%51)

Yazın gelmeyi reddettiği İstanbul, takvimini de dolayısıyla pek şenlikli sunmuyor önümüze. En keyifli haberin Peyote Cennet Bahçesi olduğu bu Haziran ayı için umuyoruz kendinize müzikli günler yaratabilirsiniz. İyi eğlenceler!

1 Haziran

Arkaoda // DJ NIO

kargART // Robonima Label Night (Roof Penguin + Midvil + Nokken)

2 Haziran

Arkaoda // Sacha Mambo

Kafes // EGG London Presents: & ME + Adam Port

kargART // Frozen Clouds / Grapes in the Mouth /

3 Haziran

Kanto // Melik Şah ve Saz Arkadaşları

Kafes // Just This İstanbul: Hunter/Game, Pizetsky

kargART // Reptilians from Andromeda + Young Shaven

Akbank Sanat // Akbank Sanat Nordik Film Günleri

Peyote Cennet Bahçesi // Kim Ki O – Gevende

4 Haziran

Arkaoda // Klan 2.yıl Buluşması

kargART // Tahribad-ı İsyan

5 Haziran

Zorlu PSM // 45. İstanbul Müzik Festivali: La Stravaganza

7 Haziran

Arkaoda // Islandman DJ Set – Tolga Böyük

8 Haziran

Mentha // Hey! Douglas

9 Haziran

Zorlu PSM // Babamın Şarkıları Munir Nurettin Selçuk Eserleri

Kafes // Oxia + Jonathan Kaspar

If Performance Hall Beşiktaş // Adamlar

10 Haziran

Kafes // Cubicolor

Arkaoda // Sleep D. DJ Set

Peyote Cennet Bahçesi // Jakuzi & Palmiyeler

14 Haziran

bomontiada // Fête de la Musique – Kolektif Istanbul

15 Haziran

bomontiada // Fête de la Musique – Titi Robin

16 Haziran

Kafes // Stil Vor Talent Night: Teenage Mutants + Moonwalk + Klangkuester

bomontiada // Fête de la Musique -La Caravene Passe

Zorlu PSM // Lokalize: Son Feci Bisiklet

17 Haziran

Kafes // Alex Stein

Arkaoda // 118.1 – Ece Özel – Ozan Maral

18 Haziran

Kafes // Jan Blomqwist (live)

20 Haziran

Zorlu PSM // 45. İstanbul Müzik Festivali: Opus 2

30 Haziran

Arkaoda // Candan Baş

Kafes // Re.You

 

 

SALI PAZARI: 14.03.2017

BUSE’NİN TEZGAHI

Snoop Dogg – Lavender (Remix)

Snoop Dogg, BADBADNOTGOOD ve Kaytranada işbirliği olan Lavender’ı remix’liyor. Videosuna west coast rapperlar ile Donald Trump’ın hesaplaşmasını ekliyor. Çünkü Snoop Dogg’un böyle bir şey yapmasını kim garip karşılardı.

Frank Ocean – Chanel 

Blonde’dan sonra kendisinden Calvin Harris iş birliğine kadar haber alınamayan Frank Ocean çok çalışıyor zira yeni şarkı yayınladı. Gönülleri dağlamaya gelen Frank Ocean, Chanel ile chill R&B tadında Spotify listelerini yıkıp geçer. ASAP Rocky de remix’ini yapmış, hemen altına onu da bırakıyoruz:

Blonde Redhead – Golden Light (Video)

Yeni EP 3 O’Clock henüz dinlenip loop’lara alınmadan, EP’den heyecanı yüksek tutma adına yeni video yayınlandı. Sürrealist bir akışa sahip olduğunu anlamanız için tüm sanat akımlarını bilmenize gerek olmayan videoda renkler can alıyor. 3 O’Clock’u es geçmeyip tez zamanda günlük hayata aktarmayı planlıyorum.

AHMET’İN TEZGAHI

The Weeknd – I Feel It Coming feat. Daft Punk

Feat. Daft Punk yazısı taşıyan en iyi şarkı olan I Feel It Coming’e gelen klip sonunda Daft Punk’ın teşrifiyle başka bir boyuta çıkmış. Daha çok dinlerim ben bu şarkıyı.

The Shins – Name For You

Geçtiğimiz günlerde yeni albümleri Heartworms‘ü yayınlayan grup albümün peşine şarkıların daha arsız (flipped) versiyonlarını yayınlayacaklarını açıklamışlardı. Name For You’nun iki versiyonu da pek şahane.

Albüm versiyon;

Flipped versiyon;

Lorde – Green Light

Üstünde büyük bir baskı ve beklenti olan Lorde’nin batırmayacağını gösterdiği şarkı oldu Green Light.

Patawawa – Diversion

Size İngiltere’den yaz getirdim. Bu şarkıyı dinleyip yazı düşünerek hüzünlenmeniz de ihtimal dahilinde.

EGE’NİN TEZGAHI

Charli XCX – Drugs (feat. Abra)

Charli’nin yeni mixtape’i Number 1 Angel’ın incisi Drugs, Charli’nin hem kendi sınırlarını hem de mainstream’in sınırlarını zorlamayı bırakmadığının kanıtı niteliğinde. Aynı anda hem karanlık hem de cheesy duran şarkıya Abra da çok yakışmış. Hafif bir True Romance havası da var.

CEMRE’NİN TEZGAHI

First Aid Kit – You are the Problem Here
Klara ve Johanna Söderberg ikilisi yeni şarkıları “You are the Problem Here”ı Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak yayınladılar. Sakinlikleriyle aklımızda yer eden nordik prensesler bu kez haberdar oldukları bir taciz olayının ardından duydukları siniri ifade ediyorlar.

ORADAYIZ: THE WANTON BISHOPS

The Wanton Bishops bu akşam Salon IKSV’de sahnede olacak. Beyrut’un göz bebeğini ikinci kez İstanbul’da canlı dinleyeceğiz, evimiz Salon’da bu gösteriye tanık olmak da gecenin ekstra pointi.

The Wanton Bishops Salon’un instagram hesabını ele geçirmiş. Grubu köşede kıstırmak isteyenlere gün boyu takip edebilecekleri bir veriyi de buraya bırakalım; gerisi size kalmış: