Büşra Mutlu

Update: James Blake’in Yeni Albümü

Ve işbirlikleri


James Blake geçtiğimiz yıl ikinci albümü Overgrown ile Mercury Prize’ı kapmıştı. Genç şarkıcı Bonnaroo Festivali‘nde Billboard’a verdiği röportajla üçüncü albüm hakkında açıklamalara başladı.

Blake’in söylediğine göre itibariyle albümdeki şarkıların yarısı hazır. Asıl heyecan verici kısımsa işbirlikleri. Yeni albümde Kanye West ve Justin Vernon‘la birlikte çalıştığını açıklayan Blake’in hala daha kendisine saklamayı tercih ettiği üçüncü bir isim de mevcutmuş.

.

İzleyin: The Beyoncélogues with Nina Millin

Beyoncé’den daha Beyoncé?

Her şeyi bırakın! Uzun zamandır görüp görebileceğiniz en eğlenceli Beyoncé içeriğini kucağınıza bırakmak üzereyim. Söz konusu olan şey çok yeni bir video serisi. Adı The Beyoncélogues ve işin arkasında Nina Millin isimli bir oyuncu var.

En kısa ifadeyle kendisi Beyoncé şarklarını birer monolog halinde canlandırıyor ve bunu çok çok iyi yapıyor. (Çok). İzleyin.

.

İş Üstünde: VERA

Stüdyodan bildiriyoruz


Merak ediyoruz. Kim, neyi, nerede, nasıl yapmış; kişiler, şeyler, yerler ve yollar nasıl kaynaşmış; bakmadığımız sırada neler olmuş; baksak belki de neler olacakmış bilmek istiyoruz. Tam bu sebepten Vera‘yı üçüncü albüm kayıtlarının orta yerinde bastık. Yetmedi kendilerini kayıt altına (yani albüm kaydının yanı sıra) aldık.

Şimdi izleyecekleriniz bol miktarda Vera, havalı prodüktörler (aka Tarkan Gözübüyük ve Cihan Barış) ve sürpriz bir jam session içeriyor. Afiyetle:

.

Yeni Şarkı: Sharon Van Etten – Every Time The Sun Comes Up

Sharon dertli


Kendi kendine yeten müzisyenler ekolünden, Brooklyn’in biriciği Sharon Van Etten yeni bir albümle geri dönüyor. Üstelik 26 Mayıs’ta yayınlanacak yeni albümü Are We There‘den ikinci parçayı yayınladı bile.

Dördüncü stüdyo albümlerinin kapanış parçası olan Every Time The Sun Comes Up alıştığımız güçlü Etten vokalinin yanı sıra eser miktarda dert yanışı da bünyesinde barındırıyor. “Bana one hit wonder diyorlar” çıkışı dikkatlerden kaçmasın:

RÖPORTAJ: RADIO MOSCOW

Radio Moscow geçtiğimiz hafta bir kez daha, bu kez Hayal Kahvesi Shining Stars kapsamında Türkiye’deydi. Ankara ve İzmir konserlerinin ardından İstanbul’da kendilerini yakalayıp çapraz sorguya tuttuk. İşte sorular, işte cevapları.

Keyifli okumalar.

***

Büşra: Merhaba. Nasılsınız bakalım, hayat nasıl gidiyor?

Parker Griggs: Aslına bakarsan harika, şu an burada olmaktan bayağı mutluyuz.

Büşra: Daha önce de gelmiştiniz İstanbul’a.

Parker: Evet, daha önce birkaç kez geldik. İstanbul benim favorilerimden birisi, insanı içine alıyor. Kaliforniya’dan çok çok farklı. Bir benzeri yok gibi..

Büşra: Ne açıdan?

Parker: Bilmiyorum. Sokaktaki müzik, insanlar, her şey.

Büşra: O zaman insanların arasına karışıp şehri tecrübe etme şansınız da oldu demektir.

Anthony Meier: Evet bazı şeyler gördük denebilir.

Paul Marrone: Aslında bu benim İstanbul’a ilk gelişim.

Büşra: Nasıl buldun?

Paul: Harika. Açıkçası etrafta çok fazla insan var, herkes dışarıda. O beni biraz şaşırttı.

Büşra: Evet, buralar biraz kalabalık. Beğenmene sevindim. Peki diğer şehirler, geçtiğimiz 2 gün İzmir ve Ankara’da konserler verdiniz. Oralar nasıldı?

Parker: İzmir harikaydı. İlk defa orada bulunduk ve gerçekten her şey mükemmeldi, çok eğlendik. Ankara için bir takım teknik problemler yaşadık denebilir. Gitar amfisi bozuldu.

Paul: Her şey dağıldı. Kullandığımız aletler çalışmadı ama elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık.

Büşra: Talihsiz olmuş ama bir şekilde hallettiniz sanırım. İnsanlar nasıl reaksiyon gösterdi, her şeye rağmen keyif almışlardır diye umuyorum.

Parker: Sanırım beğendiler.

Paul: Çok eğlenen en azından bir kişi gördüm.

Parker: Ön sırada iki kız çıldırdı.
Büşra: Evet onun haberini aldık. Bir sütyen olayı yaşamışsınız sanırım.

Parker: Evet dün kızın biri sütyenini sahneye fırlattı ve Paul’a göğüslerini açtı.

Büşra: Bu tarz şeyler çok sık olmuyor buralarda, kendinizle gurur duymalısınız. Sanırım yani.

Deniz: Geçen yaz da Rock’n Coke için buradaydınız. O nasıldı? Siz konseri nasıl tecrübe ettiniz merak ediyorum çünkü ben Woodstock 67’den fırlayıp gelmişsiniz gibi hissetmiştim.

Paul: Benim gruptaki ilk konserimdi sanırım ya da ikinci. Çok rüzgarlı olduğunu hatırlıyorum.

Anthony: Harikaydı. Sahneden, yakından geçen insanların müziği duyunca durup dinlemek için geldiklerini görebiliyorduk. Çok mutlu olduk.

Büşra: Bu sizin üçüncü ya da dördüncü gelişiniz yanlış değilsem. Yanlış anlamayın ama neden ve nasıl sürekli geri geliyorsunuz?

Parker: Türkiye’deki insanların yaptığımız müziğe daha fazla maruz kalması gerektiğini düşünüyorum. Bir kere tanıştıktan sonra bence sevecekler.

Anthony: Ayrıca burada olmayı seviyoruz çünkü o Doğu etkisini seviyoruz. Müziğinden diğer pek çok şeye. Mesela biliyorum tanıyor musunuz ama 3 Hürel’i çok seviyoruz.


Büşra: Yeni çıkacak albümünüzü turnede test ettiğiniz duydum. O nasıl gidiyor?

Parker: Açıkçası onun gidişatı çok hoşuma gidiyor çünkü sahnede yeni şeyler denemek aynı şarkıyı bininci kez çalmaktan çok daha keyifli. Aslında albümü turneye yetiştimeyi planlıyorduk ama istediğimiz gibi olmadı, Haziran’da çıkıyor.

Paul: Albümü Ocak’ta kaydettiler. 6 aylık bir gecikmeden söz ediyoruz

Büşra: Peki neden bu kadar gecikti?

Deniz: Yaz albümü mü olsun istediniz?

Büşra: Yaz albümü konsepti sizin müziğinizde de çalışıyor mu ki?

Parker: Aslında bahar albümü olmasını istemiştik ve evet yayın dönemi bizim için de önemli.

Büşra: Bambaşka bir soru, şimdi en başa, The Black Keys’le olan ilişkinize döneceğim.

(Anthony sıkıldığını ifade eden bir ses çıkarıyor)

Büşra: Tamam biliyorum artık bunu duymak çok sıkıcı sizin için ama sormak zorundayım. Sizin için Black Keys’le alakalı olarak “Boynuz kulağı geçti” diyorlar.

Parker: Bence tamamen farklı tarzlarda müzik yapıyoruz, kesinlikle karşılaştırılabilir değil. The Black Keys artık tamamen bir pop grubuna dönüşmüş durumda, biz hard rock yapıyoruz.

Büşra: Sürekli karşılaştırılmaktan rahatsız oluyor musunuz peki?

Parker: Yani biraz, çünkü onlardan etkilenmiş değiliz.

Anthony: Belki ilk albümün yapımcısı Dan Aurbach olduğu için. Sonrasında çok çok büyüdüler ve ilk albümü Dan yaptığı için insanlar hep o bağlantıyı kuruyor kafalarında.

Deniz: O zaman müziğinizi etkileyen üç isim söyleyin.

Paul: Captain Beyond’dan Bobby Caldwell, Don Brewer ve Jon Hiseman.

Parker: Ben Peter Green’e takmış vaziyetteyim, favori gitaristim. Stevie Nicks ve diğer her şeyden önce Fleetwood Mac’i bir blues grubu olarak kurmuştu. O adama bayılıyorum, blues çalmaya onu dinledikten sonra karar verdim. Çok fazla İngiliz isim var benim için, Jeff Beck mesela.

Anthony: The Hendrix Experience

Parker: T2’dan Keith Cross

Deniz: Rory Gallagher?

Parker: Rory Gallagher inanılmaz.

 


Deniz: Peki şu an çok alakasız ama hafife alındığınızı düşünüyor musunuz? Pek çok dinleyiciniz sizin hak ettiğiniz yerde olmadığınızı söylüyor.

Parker: Sanırım daha iyi bir tanıtıma ihtiyacımız var, bilmiyorum. Belki 1970’lerde olsaydık zamanlama olarak daha iyi olabilirdi. Şimdiye kadar hiç menajerimiz olmadı gerçi, booking ajansımız oldu ama hiçbir menajerle çalışmadık. Albümleri hep aynı şekilde, aynı anlaşmayla çıkardık. Ekstra bir çabamız da olmadı.

Anthony: Aslında mevzu tamamen müzik yapıp onu insanlarla paylaşmakla alakalı, daha büyük arabalar almak, zengin olmak için yapmıyoruz bunu.

Parker: Açıkçası ben Avrupa’da Amerika’dan daha iyi olduğumuzu düşünüyorum.

Deniz: Ben de tam onu soracaktım. Dünyanın farklı bölgelerinden gelen geri dönüşlerde büyük farklar seziyor musunuz?


Parker: Açıkçası evet. Portekiz’de mesela, nasıl oldu bilmiyorum ama bir sürü hayranımız var. Diğer yandan Teksas her zaman o kadar iyi olmayabiliyor. New York her zaman iyi, Los Angeles her zaman iyi ama onların dışında Amerika genelde büyük risk. Her şehir bir diğerinden çok farklı.

Paul: Pentagram’la Batı yakası boyunca bir turne yaptık yakında zamanda. O bayağı iyiydi, çok güzel geri dönüşler aldık.

Anthony: Seattle ve San Francisco taraflarında da çok güzel şovlar oldu.

Büşra: Son olarak, grupta sürekli bir eleman değişikliği söz konusu. Bu özellikle yaptığınız bir şey mi? Ya da artıları eksileri neler grup açısından?

Parker: Aslında özellikle yaptığımız bir şey değil. İlk başta çok hızlı bir şekilde grup kurmam gerekiyordu, ben de arkadaşlarımı topladım. Sonra ikisi de devam etmek istemedi, turne hayatını sevmediler. Sonra gelenlerden bir tanesi evliydi ve eşi bırakmak istemedi. Bilmiyorum, doğru insanları bulmak gerçekten zor ama (these guys) ile gerçekten uyumlu olduk. Geçen yazdan beri birlikte çalıyoruz ve umarım bu şekilde devam edecek.

Büşra: Umarım böyle devam eder.

Anthony ve Paul (aynı anda): Biz de öyle umuyoruz.

Parker: Paul zaten şimdiye kadarki favori davulcum. Daha önceden de birlikte çalmıştık, gruba geri dönmüş oldu aslında. En başından beri o olmalıydı.

Büşra: Son olarak dinleyicilerinize söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Anthony: Tabii ki, yeni albüm geliyor ve gerçekten harika. (Aslında burada tam olarak “It’s fucking awesome” dedi.)

Parker: Bütün grup üyelerinin çaldığı ilk Radio Moscow albümü.

Anthony: Cidden çok güzel, dinleyin.

 

#tbt: Damon Albarn

Mart 2001

Sene 2001, Damon Albarn‘ın zihinlerde hala Blur‘a eş olduğu günler ve fakat hepsi değişmek üzere.

Şimdilerde ilk solo albümüne geri saydığımız Albarn, Mart 2001‘de çılgın projesi Gorillaz‘ın ilk single’ı Clint Eastwood‘u insanlığa sundu. Devam eden süreçte, zihinlere kazınacak hit parçalar bir yana, dünyanın ilk kurgu grubu, evrenleri ve hikayelerinin büyük yükselişinin başlangıcı tam bu günlerdi denebilir. 

Hoşçakal.

Vicdan arayışını bırakalı çok oldu. Dillerden düşmeyen ahlakı uzun süredir gören yok. Hayal kırıklığı da değil bu, artık hiçbir şey beklemiyoruz.
Hoşçakal Berkin Elvan, gözün arkada kalmasın. Zaten burada da iyi bir şey kalmadı.
.

Bulduk: Robot Lobisi

Sıfırlıyoruz


Eklemeler, çıkarmalar, montajlar ve çeşitli ses mühendislikleri derken günün havalı adamları robot lobisine ulaştık. Elimizdeki kayıtların bir kısmı Amerika’daki stüdyolardan, kimisi evlerden ama hepsi duymanız gereken şeyler. Afiyetle:

Two Door Cinema Club vs. Coldplay – What You Know & In My Place

 

Nelly vs. Bee Gees – Stayin Hot 




Ben E. King vs The Police – Stand By Me

Nirvana vs. Europe – The Final Teen Spirit

Survivor vs Adele – Rolling With The Tiger

Tori Amos vs PJ Harvey vs Björk & Massive Attack

Portugal. The Man vs Jay Z vs Woodkid – So American Gangster

Ozzy Osbourne vs A-ha – Take Me On The Crazy Train

Yeni Video: Beyoncé – Partition

Beyoncé’nin fantezilerine giriş

Beyoncé “görsel” albümünün üçüncü videosu Partition‘ı yayınladı. Kendisini “az kıyafetli, çok seksi” şeklinde tanımlamak mümkün ve Rihanna’nın Pour It Up‘ıyla kıyaslamak farz.

Beyonce kliplerinde özellikle son zamanlarda hiç olmadığı kadar hızla yükselttiği cinsel tansiyonu, Partition ile birlikte kendi tarihindeki en üst seviyeye çekmiş denebilir. Etkilendik: