Büşra Mutlu

İzleyin: Imagine Dragons – Kendrick Lamar SNL Performansı

“Bi’ daha söyle”


Bu seneki Grammy’lerin en büyük sürprizi – itiraf edelim, hiçbirimiz o kadar iyi bir performans beklemiyorduk – Imagine Dragons ve Kendrick Lamar işbirliği, dün gece SNL‘e taşındı.

Sahne şovu hususunda Grammy’lerle yarışamayacağını kabul etmek gerek. Diğer yandan yarışma atmosferinden dışarı çıksak da tekrar tekrar beğendiğimizi fark etmek benzer işbirliklerinin devamını dilemekte haksız olmadığımızı gösteriyor.
.

Yeni Video: Black Lips – Boys in the Wood

Sert, çok sert


Perşembe gününün bu en çekilmeyen saatlerini annesinin izlemesini asla istemeyeceği bir şeylerle taçlandırmak isteyenlere müjde! Black Lips Boys in the Wood‘a tam da istediğiniz gibi, uyuşturuculu seksli, kavgalı dövüşlü ve hatta öldürmeceli bir klip çekti. Nereden çıktı şimdi bu diyenler için kamera arkasında Matt Swinsky ve Spring Breakers’ın ATL Twins‘i var diye de belirtmiş olalım:

Grammy Awards 2014: NIN + QOTSA + Dave Grohl + Lindsey Buckingham

Supergroup’lar Dave Grohl‘a az geliyor olmalı. Öyle ki, kendisi başarılı müzisyenleri bir araya getirmekten sıkılmış (Bkz. SoundCity soundtrack) ve mevzuyu bir basamak daha yukarı taşıyıp, başarılı grupları bir araya getirmeye karar vermiş.
Bu senenin Grammy’lerinin kapanış performansını Nine Inch Nails, Queens of The Stone Age, Dave Grohl ve Fleetwood Mac’in Lindsey Buckingham‘ı, bir arada gerçekleştirecek. Söz konusu adamları göz önünde bulundurunca neyle karşılaşacağımızı kestirmek zor, beklentilerse çok yüksek. Bu seneki Grammy Ödülleri‘nin en unutulmaz anlarından olacağıysa kesin. 

2013: Miley Cyrus

Kimsenin sevmediği kız

Neden değerli?: Sanat ve ifadenin güvenli şemsiyesi altına sığınmadan, göstere göstere ve ısrarla istenenin tam tersini yaptığı, internet alemine sene boyu yükselen dozuyla “Troll’lük öyle yapılmaz böyle yapılır” dediği ve sene boyunca kendinden bahsettirdiği için.

Neyi değiştirdi?: Kendisini. Hannah Montana günlerinden bu yana peşini bırakmayan sevmeyenlerinin negatif hissiyatlarını gerektiği kadar büyütüp doğru yönetmeyi başardı ve yükselen popülaritesiyle eş zamanlı olarak gayet düzgün bir albüm yayınlamayı becerdi. Günün sonunda artık istesek de istemesek de zihinlerimizde yepyeni bir Miley Cyrus var ve pek çoğumuz hala daha yüksek sesle söylemekten çekinsek de Bangerz‘daki parçaları gayet iyi biliyor ve dinliyoruz.

2014’te ne alemde?: Aldığı sayısız ödül ve yaptığı iki kocaman hit parça göz önünde bulundurulduğunda 2013 kendisi için bir zıplama tahtası oldu denebilir. Devam eden süreçte cesur hareketlerinin arkası kesilmeyecek olsa da artık müziği ön plana çıkartacağını tahmin etmek zor değil. Açıkçası 2014’te büyük bir isimle işbirliği yapması çok da sürpriz olmaz.

THE “KAMURAN KOLÇAK” SHOW

Aylardan Mayıs, mevsimlerden ilkbahardı, Kamuran Kolçak ile bir araya gelmiştik. Belki tembellikten, belki kötü karma, belki de tanrıların çıkar çatışmaları yüzünden ama muhtemelen tembellikten, kendisiyle yaptığımız röportajı yayınlamak bir türlü mümkün olmamıştı. Geçtiğimiz günlerde bir araya geldik, sohbeti güncelledik, bilgileri tazeledik ve bu uzun sürecin ardından, sonunda, yaptığımız güzel sohbet buracıkta.

Keyifli okumalar olsun.

Kamuran Kolçak Facebook
Kamuran Kolçak Instagram
Kamuran Kolçak Twitter

– Öncelikle “Naber?” diye sormak gerek. Nasıl gidiyor Melike?

İyi Büşra, Mayıs’ta bıraktığından çok farklı değil aslında ritmik olarak, konserler ve gezmeler ve yaymalar. Bir de taşınmaya çalışıyorum bir yandan…

-Seni tanımayanlar için bir soralım Melike neler ne yapar, neler eder? Biraz kendini anlatsan ya bize.

Ben şarkı söylüyorum sevgili Büşra, şarkıcıyım. An itibariyle Baba Zula’yla söylüyorum, 1 seneden fazla oldu sanırım. Yollar yollar, gidiyoruz Baba Zula’yla. Bir de iki yeni şarkı kaydettik. Hayırlısıyla önümüzdeki günlerde dinleriz hep beraber.

Kamuran Kolçak ve Gönül Dostları adında projem var. Bu projemizde de çok sevgili dostlarım ve çok yetenekli müzisyenler Volkan Akkoç ve Özgür Salıcı ile birlikte çocukluğumuzdaki bazı
şarkıları yeniden gündeme getirmeye çalışıyoruz. Çoğunlukla Sezen Aksu, aslında çoğunlukla Onno Tunç eli değmiş şarkılar. Ama işte ara verdik biraz konserlere, türlü yoğunluklar oldu bu yaz. Geri dönmek istiyoruz bir ara. Hepimiz özledik.

Bu yaz bir de Shantel’in EP’sinde yayınlanacak bir şarkı üzerinde çalıştım. Kayıtlar bitti, umarım onu da kısa zamanda dinleriz.

– Baba Zula’yla konserler aralıksız devam ediyor herhalde. Geçen seneden beri sürekli devam eden bir konser durumu gözlemliyorum. Nasıl kendileriyle çalışmak?

Sezon hızlı başladı. izmir’de Hayal Kahvesi’ndeyim mesela şu an. Dün Denizli’deydik, yarın Kuşadası sonra İstanbul, sonra -çok heyecanlı- Berlin’de konser var. Hava da çok değişkenli hasta olmadan bitirebilirsem bu yolları rahata ereceğim. Kendileriyle çalışmak şahane vallahi, bu sahne olayları bol sürprizli. Öğren dur, macera dolu Amerika.

Peki ne oldu, nasıl oldu da kendini Baba Zula’yla sahnede buldun?

Ben üniversite 3. sınıfta Gülbaba Music diye bir müzik menajerlik şirketinde çalışıyordum. O zamanki patronlarım şu an menajerlerim diyorum (gülüyoruz) Ahmetcan ve Serhan’la çalışıyoruz.

O da tatlı bir geçiş değil mi?

Aynen, çok tatlı bir geçiş. Neyse ben orada onlara asistanlık yapıyorum, çeşitli müzisyenlerin konserlerinde çalıştım ettim. Baba Zula da Ahmetcan’la çalışıyor. Sonra bir gün Ahmetcan “Baba Zula yeni bir vokal arıyor, denemek ister misin?” dedi. Ve o anı hiç unutmuyorum, üçüncü sınıf bahar döneminin son ödevinin son paragrafındayım ama baygınlık geçiriyorum artık ödevden. Tam ben o halde ödevin son paragrafını yazmaya çalışırken Ahmetcan aradı ve bunu söyledi. Paragrafa devam etmedim Büşra. (Gülüyoruz) Cümleyi tamamladım ve dedim ki “Melike, hayatının kalan kısmında eminim ki bunlarla uğraşmayacaksın.” Olduğu gibi yolladım ki herkesin AA aldığı dersten BA almıştım. Sonra da denemeler oldu. Murat Ertel’in stüdyosuna gittim, birkaç şarkıya çalışmıştım onlara baktık.

Haziran ayında olmuştu bu deneme, benim ilk sahnem 2011 Ekim’de Berlin’de oldu. O konuda da çok şanslıyım, ben Berlin’de Erasmus yapıyordum, Baba Zula’nın da orada bir konseri vardı ve oranın da böyle güzel kulüplerinden bir tanesinde. Ahmetcan aradı “Berlin’e konsere geliyoruz, şarkı söyler misin?” diye ve yani tabii ki söylerim. İlk konser oydu, o yüzden ne zaman Berlin’de çalsak böyle kelebek gibi oluyorum.

– Baba Zula oldukça büyük bir deneyim aslında. Genç yaşta, çok kısa sürede, çok tecrübeli isimlerle, bir sürü farklı sahnede çıkma şansı elde ettin. Büyümüş hissediyor musun?

Tabii canım elbette büyüdüm. Her seferinde yeni bir şeyler geliyor. Düşünsene hepsi ayrı hikaye, bir sürü farklı şehir, sahne; bir sürü farklı insan seni dinliyor, onların hikayeleriyle kesişiyorsun. Sadece sahne de değil tabi, haricinde de Murat’tan ve Levent’ten o kadar çok şey öğreniyorum ki. Yol uzun ama koşmak gerek. Daha tonlarca şey var. İşimi o yüzden çok seviyorum, heyecan garantili.

– Anlatabileceğin ilginç bir anı, unutamadığın bir şeyler vardır o zaman muhakkak.

Geçen gün çok güzel bir şey oldu. Düzce’de konser verdik, İstanbul’a dönerken de karınlar aç, bir şeyler yiyelim dedik. Bir dinlenme tesisi bulduk, sulu yemek çorba kafası, dedik olurlu. Geçtik oturduk, sonra bir baktık televizyonda Tabutta Rövaşata var. Baba Zula’nın kuruluş projesi. Aşırı duygulandım ve hayatta böyle tesadüfler olması çok şahane geldi. Ne işi var o filmin Düzce İstanbul yolunda bizim oturduğumuz dinlenme tesisinde, gecenin bir vakti…

Peki ya Kamuran? Neden Melike değil de Kamuran?

Kamuran aslında genel olarak benim bu yola koyduğum isim gibi bir şey. Sahnedeki halimle normal hayattaki halim arasında müthiş bir ayrım var. Genç yaşımda Kasdav’da şarkı söylerken fark etmiştim onu da bak, çok acayipti. Arkadaşımdan kırmızı rugan topuklu pabuçlarını ödünç almıştım o günkü kostümümle uyumlu olsun diye. Çıkmadan dolanıyoruz kuliste ama benim ayaklarım o kadar ağrıyor ki hani hiç alışık değilim topuklu ayakkabıya. Sıramız geldi sahneye çıktık. Sahnede şarkı söylemediğim bir boşlukta durdum ve düşündüm, “Abi ayaklarım ağrımıyor!”. Bunları da az buçuk fark etmişken dedim ki ben sahnede kesinlikle Melike Şahin değilim.

Bir de ışıksız ve saçmasapan geliyor kendi ismim. Kamuran benim yıllardır internette vesaire kullandığım bir şeydi. Bir de benim o hafif arabeskliğimi, hem kendi özel yaşantımdaki o genel hayata bakışımı çok daha iyi yansıtan bir isim olduğunu düşünmüştüm ve benim sahnedeki ismim Kamuran Kolçak olsun dedim. Sonra bu çevrelerde yavaş yavaş Kamuran olarak bilinmeye başladım. Annem babam hiç haz etmiyor gerçi bu Kamuran Kolçak’tan.


– Tekrar geri dönüyorum ama Kamuran Kolçak ve Gönül Dostları neden yavaşladı? Özellikle BÜMK ahalisi çok sevmişti Gönül Dostları’nı.

Üçümüzün de (Volkan, Özgür) farklı meşguliyetleri oldu. Ağırlık veremiyoruz projeye, ama bitirmek de istemiyoruz. Umuyorum önümüzdeki haftlarda bir reunion kafasına girebiliriz. Özledim o şarkıları söylemeyi, o rakı kafasını. Yaz başı iki şarkı kaydettik aslında, mixleri bekliyor, belki yayınlarız onları. Pek içimize sinmedi, saldık. Ama belki Aralık’ta bir konser yapabiliriz, çalışmalarımız devam ediyor. Sürprizi buradan duyurmuş olalım.

– Son görüştüğümüzde “Her şarkıcı genç kız gibi kendi şarkılarımı yapıyorum” demiştin. Görür müyüz dersin o şarkıları yakında?

Yuppi en sevdiğim konu başlığı! Önümüzdeki günlerde evet bir takım hareketlilikler bekliyorum kendimden. Belli bir tarih yok ama kafamda önümüzdeki sene içinde yavaş yavaş kendi şarkılarımı paylaşmak var. Çok heyecanlıyım, kendi şarkılarımı söyleyeceğim o gün gelse, insanlar eşlik etse filan, hayallerim sabit.

– Bundan sonra nerede görelim, nereden takip edelim seni? Konserler falan?

En aktif Facebook ve Instagram‘da takılıyor Kamuran. Her haber orada.

(Off The Record): Vol. XXXVI


1. Girls‘ün 3. sezon trailer’ının sonunda yayınlanmış olmasından daha heyecan verici olan Girls’ün yalnızca trailer’ıyla içimizde bir şeyleri harekete geçirebiliyor olması. Fark etmemişiz ama tanışma biteli çok olmuş, bağlar kurulmuş:
.

.
2. Kanye West geçtiğimiz hafta Harvard‘da mimarlık öğrencilerine “yaratıcılık” üzerine bir konuşma yaptı. Daha fazla açıklama gerektirmemeli.
.

.
3. Merak edenler için, Lana Del Rey ölmemiş. Ve hatta kendisini 5 Aralık’ta Tropico isimli yarım saatlik kısa bir filmde görmek mümkün olacak. Trailer neredeyse ilginç hiçbir şey vadetmese de, Rick Rubin hatrına (yapımcılardan biriymiş çünkü) bir bakacağız.
.

.
4. Queens of The Stone Age kliplerindeki frekansı tanımlayabilecek, her şey yerli yerine oturacakken özellikle çıkartıp attıkları eksik parçaya işaret edebilecek birini arıyoruz. Formülü bulana ödül var. (En fazla alkışlarız.)
.

(Off The Record): Vol. XXXV

1. Julian Assange geçenlerde M.I.A.‘in konser açılışındaydı. Kendisinin aktivist yanını takdir etmekle birlikte kafamızda bunun iyi bir konser başlangıcı olup olmadığı hususunda bir takım soru işaretleri var.
.

.
2. Başka ünlüler gibi giyinen ünlüler de olmasa bu seneki Cadılar Bayramı muhabbeti hiç çekilmeyecekti. Üzücü olan, koca bir jenerasyonun mevzunun televizyonda göründüğü kadar eğlenceli olmadığını kabullenmesinin çok uzun zaman alacak olması.
.
Aslında hemen herkes Miley Cyrus oldu denebilir.

.
3. Bu haftanın en şaşırtıcı olmayan haberleri sıralamasında zirveyi Jay Z’nin kendi parfümünü çıkartıyor olması aldı. Üstelik güç ve para kokmak beklediğimiz kadar da pahalı olmayacakmış.
.

“I’m the man your man could smell like”
.
4. Kanye West‘in neden ve nasıl Kanye West olduğunu merak edenler için pazar izlemesi: Yıllardan 2002, çıkış albümü College Dropout‘a beş kala Kanye West’in her hücresinden heyecan fışkırıyor. Diğer yandan iş etiği ve kime konuştuğunu bilmek üzerine söyledikleri hiçbir şeyin tesadüf olmadığının göstergesi niteliğinde.
.
.
5. Mercury Prize James Blake‘in oldu. İşin açığı çok da güzel, iyi oldu.
.
.

(Off The Record): Vol. XXXIV


1. Morrissey‘in henüz yayınlanan otobiyografisi Autobiography kendisi tarafından seslendiriliyor olsaydı nasıl olurdu diye merak edecek olursanız hayal gücünüzü çok zorlamayın, yapılmışı var.

2. Lady Gaga yarın yayınlanacak yeni şarkısı Do What You Want‘un resmi görselini yayınladı. Tanımlamak için tek bir kelime seçecek olsaydık bu “çiçekli” olmazdı.
3. Kafanızı nereye çevirseniz Arcade Fire göreceğiniz o döneme sonunda resmi olarak girdik. Kaçmaya çalışmanın faydası yok, keyfini çıkarmak çok daha mantıklı. Kendilerinden bu pazar gününe düşen bir konser haberi. Grup geçtiğimiz gün izleyicilerin resmi (takım elbise ve uzun gece elbiseleri) giymesinin zorunlu tutulduğu, sahte sahne şakası yaptıkları ve geceyi “Daha fazla şarkı çalmayacağız ama dans müziği çalacağız ve aşağıda dans edeceğiz. İsterseniz bize katılın” diyerek bitirdikleri bir performans sergiledi. Ve orada değildik.

4. Tatil bitti.

*Görsel: New Order – Power, Corruption and Lies
.

Teaser: Arcade Fire – Afterlife

Albüm çıkana kadar durmak yok

Arcade Fire ay sonu çıkacak yeni albümleri Reflektor‘daki her şarkıyı tek tek tanıtmaya kararlı.

Dün yayınlanan teaser’da Haiti sokakları, sokaklara dökülmüş insanlar, megafonlar, polis arabaları ve grubun yeni parçalarından Afterlife‘ın küçücük bir bölümü mevcut.

(Off The Record): Vol. XXXIII


1. Pazar gününe kaçırdığı mükemmel anlardan bir diğeriyle başlamak isteyenler için, Jay Z ve Chris Martin aynı sahneden söylüyor:

 
.
2. Bayram tatili çürümesi için ihtiyaç duyduğunuz şeyi henüz bulamadıysanız, Clicking Bad‘i önerebiliriz.
.
3. Arcade Fire’ın yeni albümüne adım adım yaklaşıyor, her adımda yeni bir şeyle karşılaşıyoruz. Grup en son Awful Sound isimli parçaları için bir teaser yayınladı.
.
.
4. Thom Yorke’tan sonra David Byrne de streaming sitelerine yüklendi. Streaming sisteminin, bir zamanlar büyük şirketlerin tekelindeki müzik endüstrisine benzer bir sistem doğurduğu ve yeni grupların var olmasını imkansız kıldığı yönündeki eleştiriler her geçen gün artıyor. Bu mevzu daha da ısınacak, söylemedi demeyin.
.
5. Miley Cyrus‘un attığı her adım çok büyük kınamalarla karşılaşırken, Rihanna‘nın neredeyse pornografik videosunun hiç kimsede şaşkınlıklık yaratmamasını gözlerimizden kaçmadı. Bir haftadır bekliyoruz, tık yok. Anladık ki Amerika’da beyaz bir kız olarak doğmak da zor.
.
.
*Görsel: Crosses – EP 1
.

Yeni Video: Icona Pop – All Night

Sabaha kadar devam edebiliriz


İsveçli ikili Icona Pop, belgesel tadındaki yeni videolarında LGBT‘lerin yanından sesleniyor.

Amerikan LGBT kültürünün oldukça bilinen bir parçası olan “Vogue Ball” konseptini kamera karşısına taşıyan ikili, benzersiz dans figürleri ve kıyafetlerin yanı sıra LGBT bireylerin sözcüklerine de yer veriyor.

Şarkının adı All Night, klibi de ışıl ışıl:

Mercury Prize 2013: Arctic Monkeys, James Blake, David Bowie

Yılın en iyi albümüne

Bu yılki Mercury Prize adayları açıklandı.

İngiliz diyarlarının (ve İrlanda’nın pek tabii) en iyi albümüne verilecek ödülün bu yılki adayları belli oldu. Henüz daha performanslarının etkisinden kurtulamadığımız Arctic Monkeys, büyük dönüşüyle David Bowie ve ikinci albümüyle James Blake adayların ilk göze çarpan isimleri.

Aday listesinin tamamı aşağıdaki gibi. Ödülün Arctic Monkeys’e gitmesini istediğimizi söylemeye gerek olmamalı:

Arctic Monkeys – ‘AM’
David Bowie – ‘The Next Day’
Disclosure – ‘Settle’
Foals – ‘Holy Fire’
James Blake – ‘Overgrown’
Jake Bugg – ‘Jake Bugg’
Jon Hopkins – ‘Immunity’
Laura Marling – ‘Once I Was An Eagle’
Laura Mvula – ‘Sing To The Moon’
Rudimental – ‘Home’
Savages – ‘Silence Yourself’
Villagers – ‘{Awayland}’
.

Cover: Kings of Leon – Dancing On My Own

Robyn cover’ladılar

Uzun zamandır Kings of Leon‘un sesini duymayanlara sabah sürprizi.

Kings of Leon, 24 Eylül‘de yayınlayacakları 6. albümleri Mechanical Bull‘un tanıtımı için ortalıkta görünmeye başladı. Grup dün BBC Radio’da yaptıkları session’da Robyn’in Dancing On My Own‘unu yeniden yorumladı.

Çarşamba sabahına güneyli ve gitarlı bir Robyn yorumuyla başlamak için:

Yeni Şarkı: Coldplay – Atlas

Coldplay beklemedik yerden vurdu

Rock’n Coke bitti, gerçek dünyaya dönme zamanı!

Hezarfen’de takıldığımız sıralarda Coldplay Mylo Xyloto‘dan sonraki ilk parçasını yayınladı. The Hunger Games: Catching Fire‘ın soundtrack’lerinden biri olan parçanın adı Atlas.

Evet Coldplay‘i çok özlemişiz. Evet Chris Martin harika bir vokal. Ve evet, her şeyin yerli yerinde, tam kararında olduğu şarkıları çok seviyormuşuz: