DidemDincsoy

2012: Girls

Aranan kan bulundu


Neden Değerli?: Lena Dunham‘ın “Sex and the City’nin değinmediği dönem” olarak gördüğü Girls orijinalliğini sıradanlığına borçlu. Ne istediğini anlamayan, anlasa da nasıl elde edeceğini bilemeyen genç kadın endişesi ile gerçek bir dert ortağı oldu. Estetik olma kaygısı taşımaması ise onu ne kadar kabullenebileceğinizi ölçen bir testti.

Neyi Değiştirdi?: “Kız dizisi”nin tanımını. Artık uzun bacaklı, gerçek olamayacak kadar güzel kızların en az kendileri kadar güzel olan sevgilileri ile olan fırtınalı ilişkilerini değil; akıllı olmasına rağmen kendi hayatlarını sabote eden kızları izliyoruz. Problem artık hakkınızda yapılan “dedikodular” değil; evinizin kirasını ödeyemeyecek kadar parasız kalmanız. Espri anlayışı, bilhassa süslenmemiş karakterleri ve kasamayan doğallığıyla şu zamanlarda zor bulunur bir anlatım sundu.

2013’te Ne Alemde?: 13 Ocak’ta ikinci sezonuyla dönecek olan dizinin kendisine sadık bir izleyici kitlesi bulduğunu söylemek abesle iştigal. Yeni hikayeleri izlerken yine özgüven, kimlik bunalımı ve ilişkiler üçgeninde dolanacağız gibi görünüyor.

Esas Oğlan: Jack Huston

Daha ne olsun


Fakir Ama Gururlu: Anne ve babasından dolayı gerek Hollywood’a gerekse İngiliz aristokrasisine yabancı olmayan Jack Huston, oyunculuk camiasında Angelica Huston’ın yeğeni olarak tanınmaya başlandı. Daha önce birkaç projede yer alsa da ilk ciddi çıkışı 2006 tarihli Factory Girl ile oldu.

Biz Sevişiyoruz: Keşfedilmesi ne yazık ki biraz zaman alan Huston bu sırada, Ernest Hemingway’in romanından uyarlanan The Garden of Eden, Shrink, Boogie Woogie ve The Twilight Saga: Eclipse‘de rol aldı. Yeteneğinin hak ettiği ilgiyi görmesini sağlayan adımı ise Boardwalk Empire‘a katılarak attı. Dizinin en iyi kurgulanmış karakterlerinden biri olan Richard Harrow’un travmatik savaş anılarına rağmen içinde taşıdığı çocuksu duygusallığı takdire şayan bir şekilde gösteren Huston, alkışları toplamakta gecikmedi.

Bitmesin Bu Rüya: İlerleyen zamanlarda kendisini Boardwalk Empire’ın yanı sıra birkaç filmde de izleyeceğiz. The Sopranos’un yapımcısı David Chase’in Not Fade Away adlı filminde, 1960’larda müzik grubu kurmaya çalışan bir grup gençten biriyken, Michael C. Hall ve Daniel Radcliffe ile birlikte rol alacağı Kill Your Darlings‘de ise ünlü Amerikalı yazar Jack Kerouac’i oynayacak.

Yeni Şarkı: Hurts – The Road

Hızlı çıktınız çocuklar


Hurts, albüm müjdesinin üzerinden henüz bir hafta bile geçmeden yeni şarkılarından birini yayınladı.

Albümün geri kalanına ne kadar benzediği bilinmese de The Road en karanlık Hurts şarkılarından biri olmaya aday. Theo Hutchcraft‘ın hali hazırda kalın sesi, vurmalılar ve ağır melodilerle birleşince ortaya çıkanın beğenilmemesi imkansız hale gelmiş.

The Road, sonbaharda canınızı daha da sıkmaya değil; hislerinize tercüman olmaya geldi:

Yeni Albüm: Hurts – Exile

Takım elbiseli adamlar geri döndü


Hurts yeni albüm haberi ile geri döndü.

Mart ayında yayınlanacak olan Exile, 2010’daki Happiness‘in ardından Hurts cephesinden gelen ilk müjde. Henüz içeriğine dair detayların açıklanmadığı albümün çıkışıyla birlikte yapılacak olan Avrupa turnesi duyurusu ne yazık ki yüzümüzü güldürmedi.

Albüm teaser’ında yer alan “The Road“a bakılırsa Hurts, müziğinde dramatik bir değişiklik yapmasa da daha sert bir sound edinmiş. Meraklıları için geliyor:

Yeni Albüm: Depeche Mode

Bereketiyle geldi


17 Mayıs‘ta İstanbul’a uğrayacak olan Depeche Mode‘dan yeni albüm haberi geldi.

Henüz adı ve kesin çıkış tarihi belli olmayan albümün 2013 Mart’ta yayınlanacağı biliniyor. Martin Gore eli kulağında albümün sound’unu Violator ve Songs of Faith and Devotion’a benzetti. Dave Gahan ise albümün blues’dan ziyade daha soul bir havası olacağını söyledi.

Peki teaser’sız albüm olur mu?

Yeni Şarkı: Nick Cave & The Bad Sees – We No Who U R

Aileye yeni üye katıldı


Nick Cave & The Bad Sees, Şubat ayında çıkaracakları yeni albümünden ilk şarkısını yayınladı.

Push The Sky Away grubun 15. albümü olmasına rağmen Nick Cave albümden “yeni doğmuş bir bebek” gibi bahsediyor. Albümün kaydı sırasında çekilen görüntülerden oluşan kısa bir trailer geçtiğimiz hafta yayınlandı.



We No Who U R, albümden duyacağımız ilk şarkı. Bunca yıla rağmen hala merakını yitirmeyenler için geliyor:

Yeni Albüm: Low – The Invisible Way

İyi ki doğdun

Low, 20. yaşını yeni albümle kutluyor.
Wilco‘dan tanıdığımız Jeff Tweedy prodüktörlüğünde kaydedilen The Invisible Way, Mart ayında yayınlanacak. Baterist/vokal Mimi Parker, 11 şarkılık albümde 5 parçayı seslendiriyor.
Kalpleri kırmaya devam edecek gibi görünen Low’un şeftalili albüm trailer’ı için sizi şuraya alalım:

Müzikal: Jeff Buckley ve Shakespeare

“Oh, teach me how I should forget to think”


Aralarındaki 400 yıla rağmen Jeff Buckley ve William Shakespeare‘in ortak noktası nedir? İkisi de hissettiğiniz ama dile getiremediğiniz aşklardan ve kalp kırıklıklarından bahseder.

Yönetmen Alex Timbers bu benzerliği anlatmaya değer bulmuş olacak ki bunu bir müzikale dönüştürmeye karar vermiş. The Last Goodbye adını taşıyacak olan müzikal için Romeo and Juliet‘inin modern versiyonu diyebiliriz. Baz Luhrmann‘ın 1996 yapımından farkı ise hikayenin Jeff Buckley şarkılarıyla anlatılacak olması.

Aralarında “Lover, You Should Have Come Over“ve “Eternal Life“ın bulunduğu şarkı listesinde Buckley’e hak ettiği ünü getiren Leonard Cohen cover’ı “Hallelujah” da yer alacak.

Provalara Ocak ayında başlanacak olan müzikali dünya gözüyle görmek hayallerde olsa da heyecanlanmamak elde değil.

Hep birlikte hüzünlenmek için:

Yeni Video: R.E.M. – Blue

Bunun geleceğini görmemiştik


Yaklaşık 1 sene önce dağıldığı haberini duyuran R.E.M. son albümü Collapse Into Now‘dan ilk videosunu yayınladı.

Collapse Into Now Film Project adı altında birçok aktör, yönetmen ve yapımcıyla çalışma kararı alan Michael Stipe‘ın seçtiği isimler arasında Taylor-Wood, Albert Maysles ve projenin ilk videosunu yöneten James Franco da bulunuyor.
Franco’nun aktörlük dışında yönetmen olarak da sinemayla ilgilendiğini zaten biliyorduk. Lakin asıl şaşkınlık yaratan kısım, videoda Lindsay Lohan‘ı görmek oldu. Hali hazırda çok da derli toplu bir senaryoya sahip olmayan videoda sadece “durduğunu” göz önünde bulundurursak Lohan’ın çok da analiz edilecek bir performansı yok diyebiliriz.

Kamera arkasında Franco, fonda Michael Stipe ve Patti Smith ile “Blue” karşınızda:

Yeni Video: Metric – Breathing Underwater

Emily Haines aşkına


Metric, bu yazın başında çıkardığı albümü Synthetica‘dan Breathing Underwater‘ın videosunu yayınladı.

Grubun ortalığı kasıp kavuran -bizim de nasiplendiğimiz- yaz turundaki konserlerinde çekilen görüntülerden oluşan videoda Metric izlemenin coşkusuyla eğlenen seyircilerin yanı sıra havalı deri ceketi içinde sahnede ceylan gibi seken bir Emily Haines görüyoruz.

Konseri yad etmek, gidemediyseniz hayıflanmak için:

Bir Arada (2): Queens Of The Stone Age & Trent Reznor

Neler oluyor?


Gün geçmiyor ki Trent Reznor cephesinden yeni bir haber gelmesin.

Bir yandan How To Destroy Angels EP‘si, bir yandan yeni Nine Inch Nails haberleri derken dilimizden düşmeyen Reznor, dün Reddit kullanıcılarından gelen soruları cevaplarken şu sıralarda uğraştığı projeler sorulduğunda “Yeni Queens Of The Stone Age albümü için Josh ile birlikte bir şarkı üzerinde çalışıyorum,” dedi.

Geçtiğimiz günlerde söz konusu albüme Dave Grohl‘un da dahil olduğunu düşünürsek yeni Q.O.T.S.A. albümünü merak etmemek artık mümkün değil.
.

Esas Oğlan: Jesse Eisenberg

Yeni nesil “çekici”


Fakir Ama Gururlu: Okul yıllarından itibaren tiyatroyla içli dışlı olan Jesse Eisenberg, 2002’de Roger Dodger‘da rol alarak dikkatleri üzerine çekti. The Squid and The Whale‘de ise Hey You’yu yazdığını iddia ederek tüm “garip”liğiyle kalbimizde yer etti. Michael Cera ile birlikte yeni jenerasyonun “geek” kahramanları olarak anılmasına ise hiçbir itirazımız yok.

Biz Sevişiyoruz: 2000’lerin ikinci yarısının kendisi için oldukça hareketli geçti. 2009’da Adventureland ve Zombieland‘deki performanslarıyla adını geniş bir seyirci kitlesine duyursa da asıl bombası 2010’da David Fincher‘ın yönettiği The Social Network oldu. Kendisine En İyi Aktör dallarında Golden Globe ve Academy Award’da adaylık getiren Mark Zuckerberg rolü, Eisenberg’in genç yaşına rağmen ne kadar yetenekli olduğunun ve nerelere gelebileceğinin kanıtıydı. 2011’de Saturday Night Live‘ın sunuculuğunu yapması ise daha fazla Jesse Eisenberg görme fırsatı demekti.



Bitmesin Bu Rüya: Kendisini yakın zamanda Woody Allen‘ın son filmi To Rome With Love‘da “filmi tahammül edilebilir kılan faktör” olarak izledik. 2013’te gelmesi beklenen Now You See Me‘de Morgan Freeman ve Michael Caine gibi efsane isimlerle rol alacak.
.

Yeni Şarkı: Jim James – Know Til Now

Siz onu bir de yalnızken dinleyin

My Morning Jacket’ın solisti Jim James, solo albümüyle geliyor.

5 Şubat’ta yayınlanacak olan Regions of Light and Sound of God‘ı hazırlarken Lynd Ward’ın God’s Man isimli çizgi romanından esinlenen James, albümün “başka bir dünyadanmış” gibi duyulmasını istediğini söyledi.

Albümden yayınlanan ilk şarkı Know Til Now ise bir mail adresi kadar uzağınızda:

http://cdn.topspin.net/widgets/email2/swf/TSEmailMediaWidget.swf?timestamp=1352731928

Bir Arada: Queens Of The Stone Age & Dave Grohl

10 yıl sonra, yeniden


Queens Of The Stone Age ve Dave Grohl güçlerini tekrar birleştiriyor.

Josh Homme, katıldığı bir radyo programında Dave Grohl’un, eli kulağında Q.O.T.S.A. albümünde davulları çalacağını duyurdu.

Bu, Q.O.T.S.A. ve Grohl’un ilk bir araya gelişi değil; zira daha önce, grubun 2002 tarihli albümü Songs For The Deaf‘te de davulların başına geçmişti. Grup, vakit kaybetmeden Grohl’un adını mix masasına eklemiş.

Josh Homme ile birlikte Eagles Of Death Metal‘ın kurucularından olan Jesse Hughes, yeni Q.O.T.S.A. albümünü “badass” olarak tanımladı.

Agresyonun yakıştığı adamlara uzun bir aradan sonra “Merhaba” deyin:

10. Yıl Dönümü: Interpol – Turn on the Bright Lights

Geçip giden huu, zamanları huu


Evet, Turn on the Bright Lights‘ın üzerinden tam 10 yıl geçmiş. Ve evet, zaman çok çabuk geçiyor.

Grup, daha ilk albümleri olmasına rağmen akıllara durgunluk verecek bir hızla tanınmalarını sağlayan albümün 10. yaşını kutlamak için biraz arşivini kurcalamış ve bunun şerefine hazırladıkları 2 CD ve DVD’den oluşan özel bir set yayınlamak üzere.

Albümün remastered halinin yanı sıra 17 bonus şarkı, grubun iki konserinin video kayıtları ve birçok fotoğrafın yer alacağı Turn on the Bright Lights: Tenth Anniversary Edition, 4 Aralık‘ta yayınlanacak.

Söz konusu kayıtlardan biri de grubun Los Angeles’taki ilk konserleri olan Troubadour performansı. Interpol, sabırsızlığımızı öngörmüş olacak ki konser kaydından Obstacle 1’ın kısa bir videosunu yayınladı.

İşte çiçeği burnunda Interpol:

Yeni Albüm: Atoms For Peace – AMOK

Voltron’a kulak verin


Radiohead cephesinden Thom Yorke ve Nigel Godrich, Red Hot Chili Peppers‘dan Flea ve perküsyonist Mauro Refosco‘dan oluşan Atoms For Peace, ilk albümlerinin haberini verdi.

Yorke’un 2006’da çıkan albümü The Eraser‘ın şarkılarını çalmak için bir araya gelen Atoms For Peace, AMOK‘u 2013’ün başlarında çıkarmayı planlıyor.

Thom Yorke’un “mekanik” olarak tanımladığı albümde yakalamaya çalıştıkları şeyin “vokallerin nerede insan, nerede makine olduğunun anlaşılmaması” olduğunu söyledi.

Değişme ihtimali bulunan şarkı listesi ise şu şekilde:
Before Your Very Eyes…
Default
Ingenue
Dropped
Unless
Stuck Together Pieces
Judge, Jury and Executioner
Reverse Running
Amok

2013’e çok kalmamışken hafızaları taze tutmak adına:

Dev Kedi: Jennifer Lawrence

Seksi, yetenekli ve bir süre daha buralarda


Munis… Tatlı… : Yapmak istediği şeyi bulma yolunda amigoluk, softball ve modellik gibi birçok alanda kendisini deneyen Jennifer Lawrence, hiçbir oyunculuk eğitimi almamasına rağmen 14 yaşında keşfediliyor. Televizyonda oynadığı küçük birkaç rol zamanla yerini sinemadaki yan rollere bırakınca “genç yetenek” olma macerası da başlıyor. Kendisinin 1990 doğumlu olduğunu kabullenmek için ise biraz zamana ihtiyacımız var.

Kedi Canını Senin: 2010 yılında Sundance Film Festival‘da En İyi Film ödülünü kazanan Winter’s Bone‘da üstlendiği başrol ile eleştirmenlerin dikkatini üzerine çekmeyi başarıyor. The Beaver ve Like Crazy gibi yapımlardan sonra ise X-Men: First Class serisinde Raven/Mystique olarak James McAvoy ve Michael Fassbender’ın yanında arz-ı endam eyleyerek oyunculuk kariyerindeki en sağlam adımı atmış oldu. Suzanne Collins’in ortalığı kasıp kavuran serisi The Hunger Games‘in sinema uyarlaması ile ise uluslararası izleyiciye kendisini tam anlamıyla tanıttı.

Bu Konuda Seni İkna Edeceğim: “Korku filmlerinde öldürülen sarışın kız”dan fazlası olduğunu kanıtlayan Lawrence’ı önümüzdeki yıllarda sık sık göreceğimiz aşikar: X-Men ve The Hunger Games serilerinin devam filmlerinde oyuncu kadrosuna dahil. “O zamana kadar bekleyemem” diyorsanız kendisini Türkiye’de 4 Ocak’ta gösterime girecek olan Silver Linings Playbook‘ta izleyebilirsiniz:

Beyaz Perde: Paul Banks Oyunculuğa Soyunuyor

Durmak bilmiyor


Yeni solo albümünü çok yakın bir zamanda çıkaran Paul Banks cephesinden yepyeni bir haber daha geldi. Kendisini önümüzdeki yıl yeni bir sinema filminde görebiliriz.

Manhattan’da yaşayan ve hayal edebileceği her şeye sahip bir sanat direktörünü canlandıracak olan Banks’in performansına dair bütün tahminleri şu an için filmin birkaç dakikalık teaser’ı üzerinden yapabiliyoruz. 2011 Sundance Screenwriter’s Lab’de finale kalan Mine To Kill’in senaryosu, yönetmen James Kendi ve New Yorker yazarlarından Jeff Kinkle tarafından yazıldı. Paul Banks’i bütün ciddiliğiyle göreceğimiz film bol miktarda gerilim vadediyor.

Mine To Kill‘i sabırsızlıkla beklemek için bir sebep de müzikleri. Ratatat‘ın yarısı Mike Strout projeye el atmış bulunuyor.

Önümüzdeki yıl çekilmesi planlanan filmin bütçesi için fon arayan yönetmenin bir an önce aradığını bulmasını umuyoruz: