Ege Kayalar

GELİYOR: DJ KOZE

Geçen sene Sonar Istanbul’da izlediğimiz DJ Koze, dualarımızı işitmiş olacak ki arayı fazla açmadan bir kez daha İstanbul’a geliyor! Bu ayın başında çıkardığı bol konuklu muazzam albümü Knock Knock‘ı takiben çıktığı turnede 22 Haziran‘da It’s Chiller Time katkılarıyla İstanbul’da yazı güzelleştiren nadir mekanlardan biri olan Suma Beach‘te izleyeceğiz DJ Koze’yi. 70 TL olan biletleri daha da pahalılaşmadan buradan kapabilirsiniz, etkinlik sayfası ise burada.

BUY NO TEARS LEFT TO CRY ON ITUNES

“Stan Twitter” denen şey gerçekten bambaşka ve acayip komik bir dünya. Pop dünyasına az çok hakimseniz Twitter’ın derinliklerinde kahkahalar eşliğinde saatlerce çürüyebilirsiniz (Örn: Skinny Legend). Bu topluluğun alamet-i farikalarından biri, fanı oldukları isim yeni bir şarkı/albüm yayınladığında hiç usanmadan, yorulmadan reklamını yapmaları ve insanları satın almaları ya da dinlemeleri için zorlamaları. Öyle ki Ariana Grande bizim de fazlasıyla beğendiğimiz yeni single’ı No Tears Left to Cry‘ı yayınladığından beri şarkıyla ilgili atılan “Buy No Tears Left To Cry On Itunes” temalı tweetlerin haddi hesabı yok. Biz de birkaçını burada derleyelim dedik. Araya bir iki tane de bonus sıkıştırdık. Kanyeli olan benim kişisel favorim.

OST #53: YEMEK YAPARKEN

Geçenlerde ev arkadaşım benden yemek yaparken dinlemelik playlist önerisi istediğinde aklıma düştü bu OST’yi yapmak. Avaz ahalisi olarak o kadar OST hazırlamıştık (tam olarak 52 tane), DNS ayarları değiştirmekten muhabbete kitleyen taksiciye kadar pek çok aşırı elzem meseleye playlist adamıştık ama yemek yaparken dinlemelik bir playlist yapmak aklımıza gelmemişti. Bugün itibariyle hem kendimiz için hem de sizler için bu büyük eksikliği gidermiş bulunmaktayız. Üstelik hem makarna yaparken hem de dev sofralar hazırlarken dinlenebilsin istedik; pek uzun, pek dolu, pek güzel oldu. Biz de yapınca fark ettik ki Bora Uzer, Alvvays ve Jazmine Sullivan’ın ortak noktası, yemek yaparken çok iyi gitmeleriymiş. Afiyetle dinlensin o zaman! (Yazmasam içimde kalacaktı.)

OST #52: ALKOL ZAMMI

İstanbul’da hayatın pahalılığından şikayet etmeyen kaldı mı? En temel gıda ürünlerinden tutun konserlere ve ev kiralarına kadar her şeyin ateş pahası olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Alım gücümüz yerinde sayarken zamlara doyamıyoruz. Hafta sonu geldi mi özellikle bir şeyin pahalılığı bizi (ve eminiz ki sizi de) pek bir üzüyor. Doğru bildiniz: Alkol. “Evde pre-drinkimi yaparım, mekanda da bir bira içerim” kafasıyla bile geceyi ucuza kapatmak pek mümkün değil artık maalesef. Bize sorsanız biz de Babylon’da 33’lük Becks’e 27 lira verirken 60 cent’e marketten birasını kapan Almanları kıskanmak veya arkadaşımızı “Carrefour kapanmadan gelirken bir Sava alsana” diye darlamak istemezdik. Peki şartlar böyleyken ne yapacaktık? Tabii ki bir playlist hazırlayacaktık. En azından bir kez evde kendi birasını yapmayı düşünmüş olanlara gelsin bu güzide OST’miz. (Tabii yapanlara da gelsin, size saygımız gerçekten sonsuz.)

ORADAYIZ: YASEMİN MORİ “ESTRELLA” LANSMAN KONSERİ

Müzik kariyerinin 10. yılını kutlayan Yasemin Mori, 26 Ocak’ta yayınlanan ve bizim pek beğendiğimiz yeni albümü Estrella‘nın ilk konseri için bu akşam Lokalize kapsamında Zorlu PSM Stüdyo‘da olacak. Bir Yasemin Mori konserinin kötü olma ihtimali zaten yok, bir de üstüne albümün yüksek enerjisi ve bunun albümün lansman konseri olacağı gerçeği de binince gece için heyecanlanmamak elde olmuyor. Üstüne üstlük Twitter’da konserin sürprizli olacağını yazan Mori, “acaba Edis ve Eypio, hatta Cem Yılmaz da mı gelecek” diye düşündürdü de bizi bir yandan.

Her halükarda müthiş bir konser bizleri bekliyor ve biz Yasemin Mori‘yi canlı izlemeyi çok çok özleyen Avaz yazarları olarak pek tabii orada olacağız.

Etkinlik sayfası burada.

GELİYOR: MASSIVE ATTACK (VE YOUNG FATHERS)

Geçtiğimiz Cuma günü Zorlu PSM’nin yayınladığı bir teaser, “yoksa Massive Attack mı geliyor?” dedirtmişti. Bugün belli oldu ki evet, gerçekten de geliyor! Massive Attack, 25 Haziran‘da Zorlu PSM‘de olacak. Alt grup olarak da Young Fathers‘ı izleyeceğiz. Biletler 15 Mart‘ta satışta.

Grubu en son Haziran 2014’te gerçekleşen %100 Fest’te izlemiştik.

TRANSFERANS’TAN DÜNYA KADINLAR GÜNÜ İÇİN MIXTAPE

Seretan (Özcan Ertek) öncülüğünde kurulan taze plak şirketi Transferans, 24 Şubat’ta Robogeisha ve Supu‘nun da katılımıyla Peyote’de düzenlenen bir etkinlikle İstanbul müzik sahnesine merhaba demişti. Geçtiğimiz günlerde Soundcloud üzerinde yayınlanan iki mix’in ardından bugün de label’dan 8 Mart’a özel bir mixtape geldi. Fark yaratan kadın sanatçıların prodüksiyonlarından oluşan mixtape’de bizim de çok sevdiğimiz Ah! Kosmos, İpek Görgün, Holly Herndon ve Kaitlyn Aurelia Smith gibi isimler yer alıyor.

Bu güzel hareketin ardından Transferans‘ın ilk albüm ve mixtape örneklerini bu ay içerisinde dijital platformlar üzerinde yayınlamayı planladığını da hatırlatmış olalım. Label’ı buradan takip edebilirsiniz.

MART TAKVİMİ: EKLEKTİK

Havanın berbat iç karartıcılığının sona erip artık baharın yavaş yavaş yüzünü göstermesini umduğumuz Mart ayında takvim, herkesi memnun edecek denli rengarenk. Özellikle elektronik müzik etkinliklerinin ağır bastığı bu ayda Cuma ve Cumartesileri sabahı etmelik birbirinden müthiş konserler göz kırpmakta. (daha&helliip;)

OST #50: 2018’E HIZLI GİRENLER

Geçenlerde Avaz Avaz ahalisi olarak toplandığımızda “2018 biraz fazla iyi başlamadı mı yahu?” diye konuşmuştuk. Gerçekten de yılın daha ikinci ayını bile doldurmamışken yakından takip ettiğimiz pek çok ismin şarkı veya albüm yayınladığını ya da bir dolu yeni isim keşfettiğimizi fark ettik. Hatta yalan olmasın, bazen yetişmekte dahi zorlandık. Hal böyleyken bir playlist yapıp 2018’in ilk iki ayını özetleyelim, yıla hızlı giriş yapanları listeleyelim dedik. Senenin geri kalanının da bizi üzmeyecek denli dolu dolu geçmesi dileklerimizle, 3 buçuk saatlik Ocak-Şubat özetini huzurlarınıza sunuyoruz.

2018’DE YOLUNU GÖZLEDİKLERİMİZ

Bir yıla daha bol müzik ve yeni albüm umutlarıyla girmiş bulunmaktayız. Bir tarafta bu sene albüm çıkarmasına neredeyse kesin gözüyle bakılan Vampire Weekend, Arctic Monkeys, A Perfect Circle, My Bloody Valentine, Danny Brown ve Ah! Kosmos gibi isimler var; öbür tarafta ise “ha çıktı ha çıkacak” derken albümleri ertelenmekten bir hal olan ya da yıllardır güzel haberlerini beklemekten helak olduğumuz isimler var. Aşağıdaki liste işte tam da bu isimlerden oluşuyor. İlla ki atladıklarımız olmuştur; yorumlarda, mentionlarda buluşalım.

Soruyoruz: Nerede bu müzisyenler?

Sky Ferreira: Böyle bir liste yapma fikri, “Sky Ferreira nerelerde?” diye kendi aramızda konuşurken aklımıza gelmişti. Night Time, My Time yayınlanalı şaka maka neredeyse dört buçuk yıl olmuş. Ferreira’nın ikinci albümü Masochism’i herkes gibi biz de birkaç yıldır nefesimizi tuttuk bekliyoruz ama albüm bir türlü çıkmıyor. Ferreira en son kasım ayında albüm için umutlandıran bir tweet atmıştı, Bir de Fader’a verdiği röportajda Şubat-Mart gibi görsel bir EP yayınlayacağını söylemişti. 2018 sonlanmadan kendisinden yeni bir şeyler duymayı ümit ediyoruz.

Chromatics: “Çıkmak bilmeyen albüm” dendi mi Sky Ferreira ile birlikte akla gelen bir diğer isim de Chromatics. Grup ta 2014’ün sonunda yeni albümleri Dear Tommy’yi duyurmuştu, geçtiğimiz yıllar içinde albümden birkaç single da yayınlanmıştı. Fakat sonra öğrendik ki grubun esas adamı Johnny Jewel, 2015’in sonunda ölümden dönmüş (artık uyuşturucudan mıdır, bilmiyoruz) ardından da albümün bütün kopyalarını imha etmiş. Önceki albümleri Kill for Love’ın on farklı versiyonunu yapan, şarkıları devamlı değiştirip duran ve albümün çıkışını iki sene erteleten biri için pek şaşırtıcı değil tabii. Dear Tommy’nin akıbeti hala belirsiz ama çıktığında bizi hiçbir şekilde hayal kırıklığına uğratmayacağından eminiz.

La Roux: Kendi adını taşıyan ilk albümünü 2009’da, ikinci albümü Trouble in Paradise’ı isa 2014’te yayınlayan La Roux, elini hiç de çabuk tutmayanlardan. Kendisi şu sıralar ne yapıyor, ne ediyor hiçbir fikrimiz yok ve bu seneyi de boş geçirirse şaşırmayacağız, ama özledik valla.

Mutya Keisha Siobhan: Sugababes’in orijinal üçlüsü 2011’de bir araya gelmiş, 2012’de müthiş ilk single’ları Flatline’ı yayınlamışlardı. Kendilerinden uzun bir süredir haber alamıyoruz fakat ilk albümlerinde Blood Orange, William Orbit, Richard X, MNEK gibi isimlerle çalıştıklarını biliyoruz. Albümün ihtimali bile heyecanlandırıyor bizi, umarız ki gün yüzü görür.

Jai Paul: Son yılların belki de en gizemli müzisyeni Jai Paul, BTSTU ve Jasmine single’ları ile ortalığı yakıp yıkmıştı. 2013’te ilk albümünün demosu sızdığında “Bu benim albümüm değil, lütfen satın almayın” dese de albüm yılın en çok konuşulan işlerinden biri olmuş ve pek çok yıl sonu listesinde de kendine yer bulmuştu. Bu yıl içinde kendisinden yeni (ve resmi) bir şeyler duyar mıyız, göreceğiz.

Missy Elliott: Kendisinden yeni bir albüm beklemeyi uzun zaman önce bırakmıştık fakat önce WTF ve Pep Rally, sonra da I’m Better derken kendisi merakımızı hep yukarıda tutmayı başardı. Resmi bir açıklama ve tracklist görmeden inanmayacağız.

Boards of Canada: İkili 2013’te Tomorrow’s Harvest ile yıllar süren sessizliğini bozmuştu. Bu sene yeni bir şeyler yayınlasalar bile öncesinde çok seslerinin çıkacağını sanmıyoruz. Özledik!

FKA Twigs: Bu sene albüm çıkaracağı söylenen isimlerden biri FKA Twigs. Kendisinden herhangi bir açıklama yok şimdilik, ama biz de umutluyuz. Bekleyip göreceğiz.

Ladytron: Son albümleri Gravity the Seducer 2011’de yayınlanmış ve doğrusu pek de ses getirmemişti. Ekip geçtiğimiz günlerde şöyle bir tweet attı, bu sene güzel haberlerini bekliyoruz.

Cassie: RockaByeBaby isimli muazzam mixtape’inin üzerinden beş yıl geçti. Tam da “Cassie yıllardır nerelerde yahu?” derken 2017’nin sonuna doğru iki single yayınladı. Klibi daha dün çıkan Kaytranada destekli Don’t Play It Safe, güzel şeylerin habercisi olmalı.

Jungle: Geçtiğimiz Ekim ayında Harvest Fest’te ülkemize de uğrayan Jungle, ikinci albümlerini güya geçtiğimiz sene yayınlayacaktı. Bir sürpriz olmazsa albümün bu sene yayınlanması bekleniyor. Umarız olmaz.

Trust (TR/ST): O buz gibi soğuk ve karanlık synthpop harikası Joyland’in üzerinden dört sene geçmiş. Geçen sene yayınlanan iki single, bu yıl gelecek bir albümün habercisidir umuyoruz ki.

Robyn: Ah Robyn, seni çok seviyoruz ama sesini bu kadar az duymak bizi üzüyor. Do It Again ve Love Is Free’yi saymazsak son solo albümü Body Talk’un üzerinden neredeyse yedi buçuk yıl geçmiş. Bir iki şarkıya bile razıyız.

Annie: İskandinav popunun bir diğer çok sevdiğimiz ismi Annie’nin de pek sesi soluğu çıkmıyor. Son albümünün üzerinden sekiz, son EP’si Endless Vacation’ın (ki bunu da o kadar sessiz sedasız çıkardı ki) üzerinden de iki yıldan uzun zaman geçti. Yeni bir albüm istesek şımarıklık yapmış olmayız bizce.

John Talabot: Dinledikçe ormanlar içinde koşturup kaybolasımızın geldiği ilk albümü FIN, 2012’nin başlarında yayınlanmıştı. Bu rengarenk albümle elektronik müzik aleminde son yılların en iyi çıkışlarından birini yapan John Talabot’tan yepyeni bir güzellik beklemek hakkımız.

Lily Allen: Kısa süre önce ingiliz rapçi Giggs destekli Trigger Bang’i yayınlayan Lily Allen’dan yıl içinde hip-hop etkileşimli bir albüm gelmesi çok da şaşırtıcı olmaz. Doğrusu çok da umudumuz yok, Sheezus’ı da birkaç şarkı hariç hiç mi hiç beğenmemiştik ama özledik de kendisini.

Gesaffelstein: Sahi bir Gesaffelstein vardı, ne oldu bu adama yahu?

Janelle Monaé: Kendisini çok seviyoruz, oyunculuğuna ve duruşuna da hayranız ama müzik cephesinden haberlerini de özledik. Son albümü The Electric Lady çıkalı dört yıldan uzun zaman olmuş. Kötü bir işe asla elini sürmeyeceğinden eminiz fakat sabırsızlanıyoruz.

MNDR: Amanda Warner’ın muazzam elektro-pop albümü Feed Me Diamonds çıkalı beş yıldan fazla olmuş. Kendisinin adını (feat. MNDR) olarak duymaya alıştık bu aralar, ama yeni bir albüm istesek çok şey istemiş olmayız bizce.

Azealia Banks: Daha dün Instagram’da yeni mixtape’inin Mart ayında yayınlanacağını duyursa da sağı solu hiç mi hiç belli olmadığı için kendimizi umutlandırmıyoruz.

Dum Dum Girls: Uzun zamandır haber alamadığımız bir isim daha. Son albümleri Too True, 2014’te yayınlanmıştı. Bu seneyi boş geçmezler umarız.

Nas: 2012 yazında yayınlanan son albümü Life is Good, en iyi işlerinden biriydi. Kimilerine göre yaşayan en efsanevi rapçi olan Nas’tan yeni bir şeyler duymaya kimse hayır demez.

Kelis: Nas demişken, Kelis de uzun süredir sessiz. Dave Sitek prodüktörlüğünde, Ninja Tune etiketiyle yayınladığı son albümü FOOD’un üzerinden dört sene geçti. Son zamanlarda aşçılığa merak saldığını bildiğimiz Kelis’in artık alternatife de göz kırptığını düşünürsek, kendisinden şöyle Kaytranadalı, Cashmere Catli, Mura Masalı bir albüm duymak müthiş olmaz mıydı?

Bonus:

2017: KELLY LEE OWENS

Neden Değerli?: Önceleri The History of Apple Pie isimli grupta bas gitaristlik yapan, ardından kendi ismiyle birkaç tekli yayınlayan Kelly Lee Owens, bu sene kendi adını taşıyan ilk albümüyle radarımıza takıldı. Owens’ın kendine has estetiğini ortaya koyduğu, türler arasındaki çizgileri muğlaklaştırdığı bu albüm, bizce yılın en heyecan verici çıkış albümü olmasının yanı sıra senenin en iyilerindendi de.

Neyi Değiştirdi?: İlk albümle onca iş arasında dikkat çekmek, farkını göstermek zordur. Owens bu sene bunu layıkıyla başardı. Kalıplara sığmayı reddeden bir albümle çıkageldi. Öyle ki Spotify’ın bile kafası karışmış olsa gerek: Benzer sanatçılar listesinde Visible Cloaks’tan Kaitlyn Aurelia Smith’e, Yaeji’den Forest Swords ve Nite Jewel’a kadar pek çok farklı türden isim bulunuyor. Owens’ın başarısı, S.O ve Evolution gibi özünde bambaşka şarkıları, kendi tarzıyla yoğurup aynı albüm içinde bütünlüklü bir şekilde sunarken bir an olsun tekdüzeleşmemesinde yatıyor. Yılın çok sık aralıklarla baştan sona dinlesek bile asla sıkılmadığımız, her seferinde başka bir şarkısına takıldığımız birkaç albümünden biriydi Owens’ınki.

2018’de Ne Alemde?: Şimdilik biz de bilmiyoruz fakat kendisinin zaman ilerledikçe “underrated” klasmanından kurtulacağına adımız gibi eminiz.

2017: JULIA MICHAELS

Neden Değerli?: Julia Michaels’ın ismini her ne kadar en çok bu sene duymuş olsak da kendisi son birkaç yıldır pop endüstrisinin gizli yeteneklerinden biri olarak Gwen Stefani’den Britney Spears’a, John Legend’tan Fifth Harmony’ye kadar pek çok isim ve grup için şarkılar yazmaktaydı. Mesela bize Justin Bieber sevdiren şarkı Sorry ve yılın en başarılı pop şarkılarından Bad Liar onun eseriydi. Doğrusu artık kendi ismiyle ün kazanması kaçınılmazdı.

Neyi Değiştirdi?: Julia Michaels, oldukça başarılı bir şarkı yazarı. Ana akım pop’un iyiden iyiye tekdüzeleştiği, sürprizsizleştiği 2017’de kendisinin Nervous System isimli 7 şarkılık EP’si resmen ilaç gibi geldi. Etkilendiği isimler arasında Fiona Apple ve Laura Marling’i sayan Julia Michaels, 90’ların içten ve müziklerinde kişisel deneyime odaklanan singer-songwriter kadınlarının tarzını günümüz pop trendleriyle buluşturuyor şarkılarında. Daha ilk EP’den bu sene listelerde görmeye alışık olduğumuz isimlerden farklı olarak kendine has tarzını oturtmuş gözüküyor Michaels. Bunu en iyi örnekleyen şarkı Issues ile hakkıyla Billboard listesinde 11. sırayı görmeyi başardı. Uh Huh ile yılın en orijinal ve zengin pop hitlerinden birine imza atarak bizi sonraki işleri için daha da heyecanlandırdı. (Klibinin cheesy’liğini görmezden geliyoruz.)

2018’de Ne Alemde?: Julia Michaels yıl boyunca Maroon 5 ile birlikte turluyor olacak. Araya bir albüm olmasa bile bir EP daha sıkıştırmasını umuyoruz. Pop’un kendisi gibi yeni bir soluğa ihtiyacı var çünkü.

2017: JACK ANTONOFF

Neden Değerli?: Kendisinin adını önce Fun ile, (Özellikle de bir aralar her yerde ama her yerde duyduğumuz We Are Young ile) sonra Bleachers ile, bir de Lena Dunham’la yaşadığı aşkla duyduk. Ardından 2014 yılında, Reputation’ı dinledikçe özlemle andığımız 1989’da albümün en iyisi Out of the Woods dahil birkaç şarkının prodüktörlüğünü yaptığında “Taylor Swift’in birlikte çalışmayı seçtiği adam” oldu, ismini daha sık duyar olduk. Jack Antonoff’un asıl parladığı yıl ise hiç şüphesiz ki 2017 oldu.

Neyi Değiştirdi?: Kafamızdaki “pop prodüktörü” imajını. Önce Lorde, sonra da St. Vincent yeni albümlerinde Jack Antonoff ile çalıştığını duyurduğunda bir hayli şaşırmıştık. Evet, Antonoff kötü bir prodüktör değildi ama o kadar da iyi miydi? Bu iki birbirinden farklı müzisyenin tek isimde buluşmasının bir sebebi olmalıydı. Albümleri dinlediğimizde gördük ki Antonoff’un belirgin bir tarzı vardı evet, belki o kadar çığır açıcı değildi ama şarkıları prodüksiyonu altında ezmek yerine birlikte çalıştığı müzisyenleri daha da iyisini yapmaya zorlayan, yeni seslere açan ve onlara yol gösteren bir prodüktör kimliği vardı Antonoff’un. “Ne yapacağını kesin olarak bilen, konu şarkı yazmak olduğunda insanı acıtacak denli dürüst olan kadın müzisyenlerle çalışmayı seviyorum. Birlikte çalıştığım müzisyenlere ‘Kahraman olma, kendin ol. Lafı dolandırma, ne kadar korkunç olsa da hikayeni anlat’ diyorum” diyen Antonoff’un hem Melodrama hem de MASSEDUCTION’ın bireysel hikayesine, doğrudanlığına ve bütünlüğüne katkısını yadsıyamayız. “Sadece müziğe bakışımı değil, hayata bakışımı da değiştirdi. İroninin ‘duyguların ölümü’ olduğunu gösterdi bana” diyen Annie Clark’tan ve “Melodrama, ikimizin de kariyeri boyunca yaptığı en iyi iş oldu” diyen Lorde’tan da anlıyoruz ki Antonoff, prodüktör olmanın yanı sıra bir mentor gibi de aynı zamanda. Kendisi bize hala her ne kadar antipatik gelse de sırf bu iki muazzam albümde payı olduğu için sevdik kendisini bu sene. Özellikle de Lorde’un Pure Heroine’in başarısının altında ezilmeden beklentileri kat be kat aşmasına yardımcı olduğu için.

Tabii kendisi 2017’de bunlarla da sınırlı kalmadı. Yeni bir Bleachers albümü yayınlamanın yanı sıra Pink ve Taylor Swift’in yeni albümlerinde de prodüktörlük yaptı. Reputation’ın en iyi birkaç şarkısında (Getaway Car, Dress, Call It What You Want, New Year’s Day) kendisinin imzasının bulunması da tesadüf olmamalı. “İnsanları üzerine yazmaya, konuşmaya iten pop şarkıları yazmaya çalışıyorum” diyen Antonoff, Taylor Swift ile işbirliğinde bunu pekala başarmış gözüküyor.

2018’de Ne Alemde?: Antonoff, yılın ilk yarısında Bleachers ile turluyor olacak. İsmini seneye hangi müzisyenlerle duyacağız, bu yıl sayesinde merakla bekliyoruz artık.

KORAY KANTARCIOĞLU’NUN ALBÜMÜ LOOPWORKS, SPOTIFY’DA

Tektosag’ın kurucularından, sanatçı ve müzisyen Koray Kantarcıoğlu‘nun solo albümü Loopworks, sessiz sedasız Spotify’daki yerini aldı. 60 ve 70’li yıllardan yerli müzisyenlerin plaklarından alınan sample’larla örülü albüm, ambient ve drone türünden parçalarla Türkiye sahnesinde eşi benzeri bulunmayan bir yolculuğa çıkarıyor bizleri. Geçen yıl kaset formatında yayınlanan ve Bandcamp üzerinden de ücretsiz dinlenebilen albümün sonunda Spotify’a da uğraması mutluluk verici. Hala dinlemediyseniz kaçırmamanız gerek.

THE “KEREM ERGENER” SHOW

Le Horla Records‘un kurucusu ve müzisyen Kerem Ergener, işlerini uzun zamandır yakından takip ettiğimiz bir isimdi. Geçenlerde kendisiyle konuşma fırsatı bulduk. Ergener uzun süredir müzik piyasasıyla içli dışlı olan bir isim ve söyleyecek çok şeyi vardı. Ortaya bir hayli ufuk açıcı bir röportaj çıktı. (daha&helliip;)

SALON İKSV: 2018

Geçtiğimiz sezon bizi konsere doyuran Salon İKSV, 2018’de de ajandalarımızı tıka basa doldurmaya geliyor. Daha önce açıklanan Wild Beasts ve King Gizzard & The Lizard Wizard gibi isimlerin yanı sıra bugün King Krule, Khruangbin ve Angel Olsen da dahil pek çok yeni ismi duyurdu Salon. Evet, King Krule! Önümüzdeki aylarda bizi hangi isimler bekliyor, en çok ilgimizi çekenleri bir derledik. Biletlerin 12 Aralık’ta satışa çıkacağını da söylemiş olalım. (daha&helliip;)