krchmt

RÖPORTAJ: OKKERVIL RIVER

Bu sezon konserler açıklanırken Okkervil River ismini gördüğümüzden beri 19 Eylül‘ü iple çeker olduk. Salon İKSV konserinin tarihi bu kadar yaklaşmışken grupla röportaj yapma fırsatı bulduk. Grubun bel kemiği Will Shef ile son albümden, grup üyelerinin değişmesinden, Down Down The Deep River şarkısından ve İstanbul’dan konuştuk. Buyurun bu güzel sohbete siz de dahil olun.

Merhaba! Nasılsınız? Her şey yolunda mı, turne nasıl gidiyor?

Ben bu cevapları yazarken henüz turne başlamadı ama turneye çıkmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Özellikle İstanbul’a gelmeyi iple çekiyoruz. Orada çalacağımız için çok heyecanlıyız.

Son albümünüzü yayınladığınızdan beri birkaç aydan çok zaman geçti. Bu birkaç ayda dinleyicilerinizden nasıl yorumlar aldınız? Amaçladığınız şeyi başardığınızı düşünüyor musunuz bu albümle?

Bazı yönlerden bunların ayrı ayrı cevaplanması gereken sorular olduğunu düşünüyorum ve önce ikinci soruyu ele almak istiyorum, yani hedeflerimize ulaşıp ulaşmadığımız hakkında olanı.

Bir sanat eseri yaratırken ya da bir sanat eseri için bir fikriniz olduğunda, bazı durumlarda önceden iyi düşünülmüş bir plana sahip olmanız faydalı olurken, bazı durumlarda da hiçbir peşin hükmünüz olmadan yaptığınız işi yaparken keşfetmeniz daha iyidir.  Aslında en eksiksiz sanat eserleri bu durumların her ikisinin bir bileşimidir -belirli bir miktarda planlama ve zamanı geldiğinde belli miktarda doğaçlama. Away albümümüzün belki de daha doğaçlama olduğunu ve Rainbow Rain’in biraz daha önceden planlanmış olduğunu düşünüyorum, ama tüm albümlerde olduğu gibi, her ikisi de bir sürecin devamı. Bu yüzden başladığımızdan önce In the Rainbow Rain’da belirlediğim hedeflere bir şekilde ulaştığımızı hissediyorum, ancak bir yandan da bu hedefleri aştığımızı, bu hedeflerin ötesine geçtiğimizi ve hatta bu hedefleri değiştirdiğimizi biliyorum. Böylece aklımda olan albümü değil daha iyisini ortaya çıkardık. Çünkü aklımda olan şey sadece bir fikirdi ama ortaya çıkan albüm gerçek bir şeydi. Şöyle bir örnek vereyim. Genç bir insan, aşık olmayı hayal ederken, aklında ideal bir romantik sevgiliye sahip olabilir ama daha sonra bu ideale benzemeyen ama daha heyecan verici olan biriyle tanışır çünkü karşında gerçek bir insan vardır, soyut bir ideal değil.

Dinleyicilerden gelen yorumlara gelirsek de beğenmişler gibi duruyor ki bu da beni mutlu ediyor. Fakat dinleyicinin tepkisine ne kadar önem vereceğim konusunda biraz dikkatli olmalıyım çünkü kayıt yaparken dinleyicinin ne isteyeceğinden çok nasıl bir albüm kaydetmek istediğimi düşünmek daha iyi olabilir. Eğer kitlemin ne isteyebileceğine fazla önem verirsem sonuçta ortaya çıkan albümün kimseyi mutlu edememe tehlikesi var.

Son albümünüz “In the Rainbow Rain” bir önceki “Away”e kıyasla çok daha yüksek tempolu ve umutlu (albümlerin isimlerinden bile belli aslında) ve müzikal anlamda da synth ve elektrik gitar kullanımıyla daha deneysel. Bunun arkasındaki sebep neydi, niçin bu kez böyle bir yöne gitmeyi tercih ettiniz?

In the Rainbow Rain’in, Away’den apayrı bir kayıt olmadığını hatta onun bir uzantısı olduğunu düşünüyorum. In the Rainbow Rain’deki çoğu element Away’de de mevcuttu gibi hissediyorum, ama farklı ağırlıklarda. Away’de de synthler ve elektrik gitarlar var, In the Rainbow Rain’de de akustik gitarları duyabilirsiniz. Aynı şekilde Away’de umut ve In the Rainbow Rain’de de hayalkırıklığı var. Ama oranları farklı.

In the Rainbow Rain şu anki canlı grubumuzun düzeninin daha elektronik tabanlı bir müziğe yatkın oluşundan ötürü böyle bir sound’a sahip. Albümü dinleyen çoğu kişi Away’i hissiyat anlamında üzgün olarak tanımlıyor ama aslında hiç de üzücü bir deneyim değildi. Bence Away, insanın kendine karşı dürüst olmasına, bir şeyin bitişini kabullenmeye ve gerçeği kabullenmekle birlikte gelen mutluluk ve özgürlüğe dair bir albüm daha çok. In the Rainbow Rain de bu özgürlüğü temeli olarak kullanıp üzerine yeni ve geleceğe dönük bir şey inşa ediyor.

In the Rainbow Rain, Okkervil River’ın 9. albümü. Neredeyse her iki yılda bir albüm çıkan üretken bir grupsunuz. Bu hıza nasıl ayak uyduruyorsunuz? Yaratım süreci sizin için nasıl geçiyor?

Gerçek şu ki idare edebileceğimi düşünsem daha çok müzik yazarım. Yazmak benim için büyük bir zevk ve ruh sağlığım için çok yararlı. Şarkı yazmanın o kadar da zor olduğunu da düşünmüyorum. Bence şarkı yazmanın zor olduğunu düşünenler bir ay kadar yazma süreci üstünde düşünüp düzeltmeli ve aynı şekilde hissediyorlar mı diye tekrar düşünmeliler.

Benden çok daha fazla hızlı çalışan bir çok grup da biliyorum. Şimdiler de Hiss Golden Messenger grubundan arkadaşım M.C. Taylor ile konuşuyordum. Son albümlerini 1 haftada kaydettiklerini söyledi. Kendimi hantal hissettim. Aslında Away albümünü de neredeyse 3 günde kaydettim ama bu günlerin 3.sü ilk iki günden aylar sonra yaşandı.

Grubun başlangıcından beri çok grup üyesi değişti. Bunun müziğinizi nasıl etkilediği düşünüyorsunuz?

Bağımsız bir şekilde müzik üretmek sürdürülmesi zor bir şey- özellikle de streaming servislerin her şeyi aldığı fakat eskiden kayıt satışların elde ettiğimiz gelirleri buharlaştırdığı ve büyük bütçeli festivallerin açık büfe gibi davranıp konserleri hor gördüğü bu zamanlarda. Zaman geçtikçe, müzisyenler yaşlandıkça genellikle bağımsız bir rock grubunda olmaktan daha istikrarlı bir hayat sürmek istiyorlar. Bu yüzden çocuk sahibi olmak ya da daha fazla kazanacakları bir işe girmek için gruptan çıktıkları zaman asla kötü bakmıyorum. Zaman geçtikçe, biten bir şeyi eskisi gibi olması için uğraşmak yerine serbest bırakıp günümüzü yaşamanın en iyisi olduğunu anladım. Bu yüzden gruba yeni biri geldiği zaman eski mevkidaşı gibi çalması için zorlamıyorum. Onların getirdiği enerjiyi ve değişiklikleri kucaklamaya çalışıyorum. Bu çok heyecan verici bir şey, özellikle sonik ve stilistik bir genişlemeye sahip son Okkervil River albümlerinde.

Özellikle bir şarkınız hakkında sormak istiyoruz: “Down Down The Deep River”. Müziği ve hikaye anlatımı yönünden bir başyapıt olduğunu düşünüyoruz. Hatta A.B.D. eski başkanı Obama’nın tatil playlist’inde de yer buldu. Bu size ne hissettirdi? Bir de şarkının hikayesini bizimle paylaşır mısınız?

“Down Down The Deep River”, 1980’lerde New England’taki küçük kırsal kasabamda büyürken hissettiğim duyguların bir dışa vurumu olarak başladı. Büyük bir anı taşımı gibiydi ve 20 dakika uzunluğundaydı. 6,5 dakika olana kadar şarkının kabuğunu soymaya devam ettik. John Agnello ve ben şarkının önemli olduğunu hatta Silver Gymnasium albümünün en önemli şarkısı olduğunu bildiğimiz için şarkıyı kaydederken de itina gösterdik. Benim için o kadar önemliydi ki kendimi bu şarkı üzerine çeşitli video servislerinde bulabileceğiniz 45 dakikalık bir film yaparken buldum. Bu videoyu çekerken o sıra başkan olan Obama’nın şarkıyı playlist’ine eklediğini gördüm. Tabii ki şok oldum ve çok onur duydum. Hayatım hakkında çok özel olan bu şarkının daha büyük bir yankıya sahip olduğunu düşünmemi sağladı ve bu her şarkı yazarının kendi müziği hakkında öğrenmek istediği şeydir. Başımızda mantıklı bir adam olduğu, Amerika tarihinin o zamanlarını düşünmek şimdi ne kadar garip.

Daha önce hiç İstanbul’da bulundunuz mu? Burası için planlarınız nedir? İstanbul’da vakit geçirme şansınız olacak mı?

Hiç İstanbul’da bulunmadım ve İstanbul’a gelmek konusunda çok heyecanlıyım. Pek çok insan gibi benim de gözümde, müzik ve yemek üzerine bir imajı var şehrinizin. Türk yemeklerini seviyorum ve Selda Bağcan, Erkin Koray, Barış Manço ve başka bir sürü Türk müzisyenlerini de. İstanbul’a bir gün erken geleceğim ve bu sırada gidebildiğim kadar yeri gezmeye ve yiyebildiğim kadar güzel yemek yemeye çalışacağım.

Favori konser dinleyicinizi nasıl betimlersiniz? Salon İKSV konserinize nasıl hazırlanmalıyız?

Her türlü dinleyiciyi severim ama en çok sevdiğim saygılı fakat nasıl güzel zaman geçireceğini de bilen dinleyici. Bence dinleyici güzel bir konser için en önemli şey, hatta gruptan bile önemli. Grup, dinleyicilerin bir araya toplanması için bir bahane.

TOP 10: MARINA & THE DIAMONDS

3 albüm 3 farklı konsept ile yoluna devam eden Marina & The Diamonds‘ın en iyi 10 şarkısıyla karşınızdayız.

10. Mowgli’s Road

Marina’nın farklı gelip aklımızda yer edinen şarkısı.

9. Simplify

2007 yılında kendi imkanlarıyla çıkardığı EP’ye gidiyoruz. Peşi sıra gelecek şaşaadan öncesi.

8. Oh No!

Marina’nın renkli dünyası.

7. Homewrecker

Electra Heart ile konsept değişiminin en belirgin şarkısı.

6. Hollywood

Hollywood’a katılmadan önceki son çıkış.

5. Electra Heart

2. albüm Electra Heart’ın sonu.

4. Froot

Son albüm Froot’un en olmuş şarkısıydı.

3. Primadonna

“Drop”uyla sözleriyle Electra Heart’ın yıldızı.

2. Shampain

İlk dönem Marina’yı nasıl tanımlarsınızın ilk cevabı bu şarkıda.

1. I Am Not a Robot

İlk dönem Marina’yı nasıl tanımlarsınızın ikinci cevabı da bu şarkıda. Pek güzel, pek anlamlı.

BÜYÜK EV ABLUKADA’NIN FIRTINAYT’TA ŞARKI SÖZLERİYLE DEĞİNDİĞİ 17 MESELE

Fırtınayt için bu topraklardan çıkmış en güzel işlerden biri demek kolay. Çünkü öyle. Müzikal yönden hep övsek de şarkı sözleri için bugün bekledik. Sizin için Fırtınayt’taki şarkıların sözleri arasında kulaklarımıza çarpanları topladık. Bu sözlerin yazılımında katkısı olan herkesi gözlerinden öpüyor, sebep olanları ise birlikte lanetliyoruz.

“Güneş yerinde, her şey yolunda”

İlk şarkının ilk cümlesiyle bu albümde kafamızın içindekilerle boğuşacağımız mesajını açıkça veriyor Büyük Ev Ablukada. Çoğu zaman içimizde fırtınalar koparken dış dünya bundan hiç etkilenmez ve hayat akmaya devam eder. Her şey yolundaymış gibi.

“Bu dünya soğuyacak
Yıldızların arasında bir yıldız
Hem de en ufacıklarından
Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani bu koskocaman dünyamız”

Nazım Hikmet’in Yaşamaya Dair’inden alınmış küçük bir parça olan şarkının son sözleri inanamasak da koskocaman dünyamızdaki yaşamın bile bir gün biteceğini açıkça anlatıyor. Ve koskocaman dünyamızın aynı zamanda nasıl da ufacık olduğunu. Yaşamın önemi ve ciddiyetine paha biçmek bu noktadan sonra bizlere kalmış.

“Bu dünya soğuyacak günün birinde
Hatta öyle bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil
Boş bi ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlığa.”

Albümün ilk şarkısı Güneş Yerinde’nin bitiş bölümü sanki şarkıyı değil de dünya hayatını bitiyor. Öyle ya da böyle gelecek bu dünya sonunu çok dramatik bir şekilde bize anlatıyor. Boş bir ceviz derken tonlama ve peşinden gelen gitar solosuyla etkisi de katlanıyor.

“Benim mi bütün kurduğum hayaller?”

Evren Bozması’nda tam da bu söze kadar gündelik sorumluluklar, hesaplaşmalar ve dertlerle boğuşuyoruz. Peki gerçekten bize ait olduğunu düşündüğümüz tüm hayal ve sorumluluklar bize mi ait? Umarım hepsini bulup bir bir yerine koyacağızdır zamanla.

“İyi misin? Aldı yerini naber’in”

Naber, nasılsın? fasılıyla başlayan gece ilerlemiş, ilk kim kusacak yarışmasına dönmüştür bile.

“İnsan büyüdükçe -kusura bakma- giderek kendine benziyor.”

Yaşlandıkça gerçek benliğinizin ortaya çıkışını yaşlandıkça göreceksiniz.

“Ben bir beni bulup içine girip saklanırsam, kim beni bulur?”

Gerçek benliğimiz olmayan benlikler yaratıp arkasına saklandığımızda kendimizden başka kim asıl ben’i bilebilir ki?

“Ben her zaman ben miyim? Cinayetler miyim?
Gebere gebere çoğalıyorum.”

Sınırları keskin olmayan, ve bana kalırsa hiçbir zaman da olamayacak olan, benliklerimize uymayan sayısız şey yapmışızdır bugüne dek. Daha iç rahatlatıcı bir ifadeyle yapmak zorunda kalmışızdır diyelim. Bu sözlerdeki ifadeyle sayısız kez içimizi öldüre öldüre yaşamaya devam etmek zorunda kalmışızdır.

“Neden hep böyle, mağlubiyetler, giderek üzerime yakışıyor.”

Hayata karşı ilk mağlubiyetinizi hatırlayın. Ne kadar da kendinize yakıştıramamıştınız değil mi? Peki sonra ne oldu? Yenile yenile bu mağlubiyetleri üzerinize yakıştırmaya başladınız değil mi?

“Hangi eczanede kahvaltı
Bir sabah seni unutturacak.”

Gece unutmak içenler sabahında “alka seltzer” kahvaltısına mecburlar.

“Yüzlere bakıyorum, dinlemiyorum hiç
Bir gece ben yokmuşum da korkmuşun
Eve dönünce boynuma sarılışın
Güvendiğim tek şey sensin ve kapının kilidi.”

Benim için Hoşçakal Kadar bu albümün en kendinden emin parçası. Hayatından nesneleri ya da kişileri çıkarmakta zorlanan herkesin şarkısı. Somut olanlar hayatımızdan çıksa da anıları ya da hayalleri kafamızın içinde yaşamaya devam ediyor ve bu çoğu zaman önüne geçilemez bir durum neticede. İşte tam da yukarıdaki sözler kalabalık ortamlarda kafa dağıtmaya çalışırken dinlenmeyen sohbetlere, beyinde canlanan anılara, ve o vazgeçemediğimiz birlikteliklerin aslında normal ilişkiler oluşuna dair duyduğum en etkileyici sözler. Bazen abartılı romantikliklerimizle yüzleşmek zorunda kalmak iyidir.

“Dil boşa dönüyor herkes günahkar.”

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

“Hepsine alışıyor insan, hepsine ne fena.”

Nefret edip her gün şikayet ettiğimiz her şeyin varlığına, çok sevip kaybettiğimiz ya da hiç ulaşamadığımız her şeyin yokluğuna alışıyoruz. Tüm sevinçlere, üzüntülere, heyecanlara ve hayal kırıklıklarına da. Ne fena.

“Kandırıyorum, herkesi, önce kendimden başlıyorum
Sanırsın şeytan taşlıyorum.”

İnsan büyüdükçe giderek kendine benziyor dediler ama insanın kandırma çabasını da unutmamak lazım. Özellikle de büyük bir hevesle kendini kandırma çabasını.

“Tek yürektik hani öğretmenim
Aynı kürekle gömülmeyecek miyim?”

Bütün şarkı iki cümlede özetleniyor. Yoksa hepimiz eşit değil miyiz bu ülkede?

“Kendimce bir olayların içindeyim, içinizde.”

İhtimallerin Heyecanına Üzülüyorum’un Fırtınayt’ın en umutsuz şarkısı olduğunu söylemek işten bile olmaz sanıyorum. Yuvarlanıp gidiyoruz, yaşıyoruz işte özetli cümlesi de tam yukarıda.

“İhtimallerin heyecanına üzülüyorum.”

Umutsuzlukta yeni bir zirve, yeni bir dip noktası.

YENİ ŞARKI: METRIC – NOW OR NEVER NOW

21 Eylül’de yayınlanması beklenen yeni Metric albümü Art of Doubt‘a yaklaştıkça heyecanımız artıyor. Sonunda Now Or Never Now’un da stüdyo kaydına kavuştuk. Paramore’un son albümü After Laughter’da parmağı olan Justin Meldal-Johnsen’in uzmanlık alanı synthler eşliğinde çok güzel bir albüme de kavuşacağımıza inanıyoruz.

PERFORMANS: POST MALONE & AEROSMITH

Hepimizin Post Malone’un “Smiley” takım elbisesiyle Aerosmith‘e katılıp Toys In The Attic söylemesini görmeye ihtiyacımız varmış. Tabi ki Rockstar ve Dream On’u izledikten sonra. Neyse ki MTV Video Müzik Ödülleri bunu bize sundu da hepimiz artık huzur içinde müzik dinlemeye devam edebiliriz. (Daha fazla yoruma gerek yok. Aradığınızdan çok daha fazlasını bulacağınızdan eminiz.)

TOP 10: DISCLOSURE

Çıkardıkları ilk albüm Settle ile kalbimize yukarıdan bir giriş yapan Disclosure, dans müziğe yeni bir soluk da getirmişti desek pek yalan söylemiş olmayız. Bu ikili bu sıralar ise birbiri ardına yeni şarkılar paylaşıyor. Yenilere geçmeden hem bir hatırlayalım hem de yeni albüme hazırlık olsun diye bize göre en iyi 10 Disclosure şarkısıyla karşınızdayız.

10. When A Fire Starts To Burn

Mükemmel albüm Settle’ı açan şarkı bizim Top 10’imizi de açsın. Dans ayakkabılarınızı da giydiniz umarız.

9. Grab Her!

Tek bir kelime öbeğiyle başarılı şarkı yapanlarda bir zamanlar Disclosure.

8. You & Me ft. Eliza Doolittle

Farklı katmanları olan şarkılar yapmak kolay iş değil. Disclosure ise bu zor görevi kolaymış gibi gösteriyor.

7. F For You ft. Mary J. Blige

Şarkının orijinali güzelken Mary J. Blige eklenince başka bir seviyeye çıkıyor.

6. Willing & Able ft. Kwabs

İkinci albüm Caracal‘ın parlayan yıldızlarından.

5. Moog for Love

2016 yılında sessizce çıkardıkları EP Moog for Love’dan aynı ismi taşıyan parça. Bu yıllarda böyle bir hava yakalamak hiç kolay değil.

4. Help Me Lose My Mind feat. London Grammar

London Grammar’i Settle’da gördüğümüz zaman gözümüzden dökülen yaşlar.

3. Magnets ft. Lorde

Bu birlikteliğe zamanında ne kadar heyecanlanmıştık değil mi? Klibin de tek olmamış tarafı sanırız Lorde dansı. Şaka şaka ama çok da şaka değil.

2. Latch feat. Sam Smith

Hem dans ettirip hem de duygusallaştıracaksanız vokal tercihinizin doğru olması gerekiyor. Sam Smith ise en doğru tercih.

1. White Noise ft. AlunaGeorge

Güzel bir altyapı ile güzel bir vokalin neler başarabileceğinin bir başka örneği. On üzerinden on!

FEATURING: CARDI B

Son dönem popüler rap’a sesini veren Cardi B konuk olduğu şarkılarla Featuring serimize bir sayfa daha ekliyor. Feat. Cardi B’ler sizin için sıraya geçtiler. Buyurun;

Bruno Mars – Finesse (Remix) [Feat. Cardi B]

Feat. olarak büyük oynadığı ilk şarkı.. Bruno Mars’a farklı bir tat.

Maroon 5 – Girls Like You (feat. Cardi B)

Gerçekten ne mana dedirten bir şarkı olmasına rağmen nedense pek bir beğeniyoruz.

Jennifer Lopez – Dinero ft. DJ Khaled, Cardi B

Jennifer Lopez’in her sene çıkardığı ben daha ölmedim şarkısına bu sene Cardi B eşlik ediyor.

Migos, Nicki Minaj, Cardi B – MotorSport

Bu şarkıda her ne kadar Nicki Minaj’ın alt grubu gibi çıksa da farklı bir birliktelik.

Juicy J – Kamasutra ft. Cardi B

Cardi B hanım ne yapıyorsunuz?

Ozuna – La Modelo Ft Cardi B

Elini reggaeton şarkılara da atan Cardi B, Ozuna’ya eşlik ediyor.

Rita Ora – Girls ft. Cardi B, Bebe Rexha & Charli XCX

Cardi B dilinin(kelimenin tam anlamıyla) yerini bulduğu bu parçada kendisiyle beraber Bebe Rexha ve Charlie XCX de eşlik ediyor.

PERFORMANS: ARCTIC MONKEYS – FOUR OUT OF FIVE

Arctic Monkeys’in son albümü Tranquility Base Hotel + Casino‘yu daha aşamadık. Hazır yaz mevsimi festivaller mevsimiyken festival festival dolaşıp (youtube üzerinden) canlı performanslarını izliyoruz. Sanırız en iyi performanslardan birini de Fransa’nın Lyon şehrinde düzenlenen Nuits de Fourvière festivalinde bulduk. Four Out of Five‘ı bir de bu şekil izleyin.

OST #59: EXIT MUSIC (FOR A CITY)

Bu zamanlarda İstanbul’dan çıkmanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Yolda olanların yardımına da biz koşuyoruz. Gece yolculuğu temalı OST’miz ile karşınızdayız. Buyurun, OST #59: Exit Music (For A City) sizi evinize 1 saat yaklaştıracak. İyi dinlemeler.

SALI PAZARI: 14.08.2018

Salı sallanır çünkü salı günü demek son zamanlarda dinlediğimiz güzel şarkılar demek. Bu hafta da sizi sallamaya geldik. Salı Pazarı’mızı yine açıyoruz.

BURÇAK’IN TEZGAHI

Japanese Breakfast – Soft Sounds from Another Planet

Yine bir insan 20’li yaşlarının baharında kendini ne kadar yaşlı hissedebilir ki sorusunun cevabı olarak karşınızdayım. Bugünlerde gözlerim insanların tarzını fangirl’ü olduğu artistinkine benzettiği, fan tişörtlerine sahip olma hayali ile yaşadıkları günleri görmek istiyor. Fanlık müessesesine uygun bulduğum günümüz şarkılarını gönül gözümle bu günlere yaklaştırmakla yetiniyorum şimdilik. Denemek isteyenler şöyle buyursun, Soft Sounds from Another Planet bu iş için favori şarkım.

Julie Bryne – Attached to Us Like Butcher Wrap

Bir yaz günü için fazla depresyon meyilli bir tezgah profili çizdim belki de. Tüm romantizmi bir kenara bırakıp bir düşünün derim. Julie Bryne ve ben tüm tatil yapamayanları, böcekler ve güneşten kaçıp eve sığınan tüm şehir çocuklarına kucak açıyoruz.

Sertab Erener- Everyway That I Can

Eh pek tabii sürekli modumuz düşük olmayacaktı. Yine de günlerce kendimi Sihirli Annem Çilek gibi evde bu şarkıyı söylerken bulacağıma pek ihtimal vermezdim.

Guts feat. Leron Thomas – Man Funk

Kendi kendini yeterli ve gerçekçi şekilde mutlu edebilen herkesin şarkısı.

BERNA’NIN TEZGAHI

Athena – Ses Etme(Kaan Düzarat Remix)

Alışıldık Athena tarzından farklı sound’u ve ses getiren klibiyle akılda kalan Ses Etme’ye duyguyu yoğunlaştırıp adeta yüzünüze çarpan küçük Kaan Düzarat dokunuşları. Geçen sene yayınlanan Ses Etme (Remixes) albümünden.

Ekin Beril – Su

Kendi şarkılarından oluşan ilk EP’sini geçtiğimiz ay çıkaran Ekin Beril hakikaten umut vadediyor.

What Da Funk – Sana İhtiyacım Var ft. İrem Derici

Kimin aklına gelirdi bir Mustafa Sandal şarkısının gerekli funk dokunuşları yapıldığında bu kadar büyük bir gösteriye dönüşebileceği?

AHMET’İN TEZGAHI

Molly Burch – Please Be Mine

Kalbinize dokunan vokallerde bu hafta. Kendisinin sesini bir kez duyan tekrar duymak için telefon şarjının bir %3’ünü daha feda etmeye hazır.

Vansire – That I Miss You

Kendilerini “reverb” peşinde koşan insanlar olarak tanımlayan ikili Vansire ile bu şarkı ve kliple tanışın. Beğeneceğinize şüphem yok.

LSD – Thunderclouds (Official Audio) ft. Sia, Diplo, Labrinth

Bu güçlü üçlüye şimdiye kadar kulak kabartmadıysanız sizin hatanız.

The Asteroids Galaxy Tour – Apollo

Asteroids Galaxy Tour tekrardan uzayda. Yıllarca çok farklı şeyler dinledim ama bu kadar taze şeyleri çok bulamıyor insan.

Altın Gün – Kırşehir’in Gülleri

Son zamanlarda insanlara bunu zorla dinletiyordum. Sağ olsun Alicia Keys yardımıma koştu. Bundan sonra artık isteyerek dinlersiniz.

The Mary Onettes – Cola Falls

The Smiths gitarları günümüz altyapılarıyla buluşuyor. Ortaya böyle lezzetli bir şarkı çıkıyor.

Toplu Salı Pazarı playlistimizi de şöyle bırakalım;

OST #58: BİR ZAMANLAR INDIE’DE

“Eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı.” deseler de gayet eskiye rağbet ediyoruz. Bir kısmımız şu zamanlar gençliğinin baharını yaşasa da (umarız yaşayabiliyorsunuzdur) bazılarımız 30‘larına merdiven dayadı. Şimdiden uyaralım bu OST’mizdeki şarkılar 10 – 15 yıllık. Sonradan bu şarkının çıkışını ben çok iyi hatırlıyorum nasıl 10 – 15 sene geçmiş diye kendinizi Galata Kulesi‘nden atmaya çalışmayın. Buyurun güzel güzel dinleyin;

HAYALLERDE YAŞIYOR BAZI ŞARKILAR: ÇINGIRAKLI DİLBER

İnsanlar dünyayı güzel bir yere dönüştürebilirdi, tabii eğer aşk diye bir şey olmasaydı. Dünyaya zarar veren her kararın sebebine inin. Hepsinin altında farklı bir aşk vardır. Neyse yapacak çok bir şey de yok. Sonuçta bizler insanız.

Gelelim şarkımıza. Aşık olan ana karakterimiz acınası dursa da ne kadar da tehlikeli duyuluyor. Aşık olduğu insan yüzünden dünyayı bir kibrit ile yakabilecek seviyede hem de. “Hayal bu ya, abartma bu kadar da” diyebilirsiniz ama hadi ölçeğimizi şarkının da ölçeği olan şehirle değiştirelim. Biz yine de uyaralım buradan; “Aman Yasemin yapma.” Tabii bu onun bileceği iş.

SAYGI DURUŞU: TURUNCU

Sene 2001. 90’lar Türkçe Pop’un artık sonuna gelinmiş. Sertap Erener de değişim göstermiş, tescilli işaretiyle(daire içinde r harfi) kullandığı ismiyle bir albüm çıkaralı 2 sene olmuş. Eurovision macerası ise daha gerçekleşmemiş. İşte tam bu sıra çıkardığı bir albüm, Turuncu‘ya saygı duruşundayız.

Albüm bir Fikret Kızılok şarkısı Kumsalda ile başlıyordu. Bir dönem kum gören her türkün aklına düşen şarkı seviyesine ulaşmış olmasıyla güçlü bir açılış parçasına dönüşmüştü.

Kumsalda şarkısıyla eğlenceli bir başlangıç olsa da peşi sıra gelen Söz Bitti ile biraz vokal şov yaparak ağlatıyordu. Söz-Müzik’te ise direksiyon Sezen Aksu’daydı.

Bu kısa ve öz hüzünden sonra sözlerin rahmetli Aysel Gürel’e emanet edildiği ve albüm yapımcısı Demir Demirkan’ın de kollarını sıvadığı iki şarkıya geçiyorduk. Bu şarkılar o zamanlar marjinal bulunan bu albümün de en marjinal şarkılarıydı. Tabi ki de Hani Kimi Zaman ve “Çok hoş kadınsın ama yetmez ben karar verdim. Ömür boyu o benim güle güle şekerim.” sözleriyle Güle Güle Şekerim‘den bahsediyoruz.

Mi Acaba? ise Fuat Güner etkisi mi bilemiyorum ama hep bana Ali Desidero’yu hatırlatırdı.

Bahçede şarkısı ise tam bir gitar şarkısıydı. Biraz fazla tekrar olsa da hüzünlü bir ruh durumuyla pek güzel gidiyordu. Başa Döneceksin ise de albümdeki en Demir Demirkan şarkısıydı. Yalnız şarkının introsu bir yerden alınma gibi geliyor. Albümün ikici MFÖ’lü şarkısına sıra geldi. Seni Sevmeye Hüküm Giydim gerek sözleriyle gerek de müziğiyle Turuncu albümün öne çıkan parçalarındandı.

Oysa‘yı bir Fikret Kızılok soslu tango şarkı diye tanımlayalım. Daha fazla anlatmayalım. Bilenler bildi. Bilmeyenleri de şöyle alalım.

Altyapısının farklılığıyla dikkat çeken Yaklaş‘tan sonra Yağmurdan Sonra Gelen Toprağın Kokusu ise sanırız albümün en zayıf halkası.

Albümü kapatan şarkıya vardık bile. Bol darbuka ritimli bir şarkı Aşkolsun bu enfes albümün son şarkısı olacak bir kalibrede değildi ama güzel bir pop şarkısıydı.

Böylece Sertab Erener’in bu güzel albümü Turuncu’ya saygı duruşumuzu da tamamladık. İçinde birbirinden güzel parçalar bulunan bu albümü unutulmazlarımız arasından tekrar hatırlamış olduk.

TOP 10: THE KOOKS

Gençliğimize doğan gruplardan The Kooks sevgimizi kelimelere dökmek çok zor. Onun yerine daha zorunu deneyeceğiz. 31 Ağustos’ta yayınlayacakları 5. albüm Let’s Go Sunshine öncesi en sevdiğimiz 10 şarkısını listelemeye çalışacağız. Buyurun bizimle The Kooks Top 10’unu geri sayın;

10. Around Town

2014 yılında çıkan Listen albümünün açılış parçası listemizi de açan parça oldu. The Kooks hissiyatına ilerleyen şarkılarda ulaşacağız ama bu farklı parçayla listemizi açmak istedik.

9. Down

Kooks şarkılarında her ne kadar davul arka planda kalsa da bu şarkıda öyle güzel öne çıkıyor ki kulak kesiliyoruz.

8. Seaside

Listemizde bol bol ilk albüm Inside In / Inside Out‘tan şarkı göreceğiz. Ne kadar güzel bir albümdün sen.

7. All the Time

Yeni albüm 31 Ağustos’ta yayınlanacak olsa da şimdiye kadar yayınlanan şarkılar bizim oldu bile. Yeni albümün umut vadeden parçası listemizde 7 numarada yer buldu.

6. She Moves In Her Own Way

İlk albümdeki umutsuz romantik triplerinin tavan yaptığı şarkı ile kalplerimiz zamanında iyi çalınmıştı.

5. Bad Habit

Belki bu kadar yukarıyı hakketmiyor ama umutsuz romantik imajını yıkmak için çıkan albümden en belalı şarkı burada kendine yer edindi bile.

4. Junk Of The Heart (Happy)

Grubun sesi Luke Pritchard’ın vokali ve hafif cızırtısıyla bir başyapıt.

3. Ooh La

Pretty deyişiyle bile şarkı bir adım öne çıkıyor. Tabii şarkının geri kalanı da çok güzel.

2. Always Where I Need to Be

The Kooks’tan dört dörtlük bir brit-rock örneği.

1. Naive

2005 yılında yayınladıkları ilk albümden The Kooks’u dünyaya tanıtan şarkıyı 1. yapamadan edemedik. Zaten grubun bu kadar beğenilmesinde şarkının çok güzel olmasının da bir payı var.

5 MUHTEMEL NEDEN: NİCK CAVE KONSERİNE GİTMİYORUM

5 muhtemel neden; yaşadığımız şeylere, başımızdan geçenlere, unutulan kavramlara, dünyada olup biten olaylara kendimizce bir isyanımız. Yaptığımız sorguların, üstünde düşünmeye harcadığımız saatlerin ürünü. Bundan sonra bazı bize sorulan veya sorulmayan; bize düşen ya da düşmeyen konulara 5 muhtemel neden’imizle dahil olacağız.Bu sefer de Nick Cave konserine gitmeyenleri dert edindik. Buyurun;

Bildiğiniz üzere ya da bilmiyorsanız şimdi öğretelim, Nick Cave & The Bad Seeds yarın akşam İstanbul’da Küçükçiftlik Park’ta konser verecek. Konsere gidenlerin başımızın üzerinde yeri olduğu gibi konsere gitmeyenlerin de yeri başımızın üzeri. Yine de Nick Cave bu kadar yakınlara gelmişken konsere gitmeyenlerin de iç dünyalarına bir yolculuk yapmak istedik. Hangi sebepler sizinle Nick Cave arasına giriyor merak ettik ve bunun üzerine uzun uzun düşündük. Bu sebeplerin de en muhtemel 5’ini sizler için topladık. Konsere gitmeyenler bir bakın bakalım nedeninizi burada görebilecek misiniz?

1) Parasız olmak

Nick Cave ile dinleyiciler arasına giren en muhtemel neden tam tahmin ettiğiniz gibi. En ucuz biletin 200 lira olduğunu bilmek bizde de büyük bir üzüntü oluşturuyor. Yine de bir özdeyişimiz ile bu nedeni kapatıyoruz. Borç yiğidin kamçısıdır.

2) Hayatta hiçbir üzülecek nedeni olmamak

Bu nedeni belki Nick Cave sevmemek olarak yazabilirdik ama düşünüyoruz da Nick Cave sevmemek için hayatta üzüntüye yol açacak hiçbir sebebiniz olmaması gerek. Mutluluğunuz her daim sizinle olsun.

3) Nick Cave’in sesini kaybetmiş olmasından korkmak

Yıllarca şarkılarını profesyonel kayıtlardan dinleyen insanlar olarak yaşını başını almış sanatçılar için böyle bir korku oluşturabiliyoruz. 8 Temmuz günü yani dün Rock Werchter’de çekilmiş bir amatör kaydı şöyle bırakalım.

4) İstanbul’da olmamak

Yazın gelişiyle üniversiteler tatil oldu iş yerlerinde ise izinler tatillere dönüştürülmeye başlandı. Bu sebeple İstanbul dışında olmanız, ışınlanmanın daha icat edilmemiş olmasından ötürü konsere katılmamak için geçerli bir neden. Bu arada 2010’ların başı nostaljisi yapmak için Facebook “event” duvarına sanki herkes bu paylaşımı bekliyormuş gibi “şehir dışında olduğumdan ötürü katılamıyorum.” yazabilirsiniz.

5) Siyah takım elbise ve sivri uçlu rugan ayakkabı fobisi

Sanırız konsere katılmamak için en geçerli neden. O gece yer gök siyah takım elbise ve sivri uçlu rugan ayakkabı olacak.

SALI PAZARI: 03.07.2018

Salı Pazarı için tekrardan tezgahlarımızı açtık ve yine çok güzel şarkılarla karşınızdayız. Bu hafta konuklarımız Brek ve Agency‘nin solisti Numan.

BREK’İN TEZGAHI

Nihil Piraye ve Mispis gruplarıyla çalıp söyleyen Brek‘in yakın geçmiş müzik tarihinde neler var diye merak ettik.

Ariel Pink – Picture Me Gone

Ariel Pink kendi “umursamaz kaybetmişlik mizahı” evreninde dolaştıkça, bende hüzün dolu bir hayranlık uyandırmaya devam edecek. Kendisi bildiğim kadarıyla “müzik videosu” konusunu pek sevmese de Grant Singer ile kurmuş olduğu uzun vadeli ortaklığın meyvesi olan bu klip “gönül yarası” mahiyetinde.

Connan Mockasin – Faking Jazz Together

Connan Mockasin üzerine düşünerek hatırı sayılır bir zaman geçirdiğimi düşünüyorum. Klip ile beraber ortaya bir “ruh pornosu” çıktığını söylemek hadsizlik olmaz umarım.

Chris Cohen – As If Apart

Chris Cohen’in progressive/kraut yaklaşımı ve şeffaf müziği bana melankoliyi ve tehlikeyi aynı anda hissettiriyor. Tekinsiz ama çocuksu, bi taraftan da saykodelik tarafı var.

David Byrne – A Soft Seduction

Sanırım ortaokuldayken okula gitmeden önce sabah çok erken kalkıp MTV izlerdim, ya da radyo dinlerdim. Yanılmıyorsam bu şarkı o dönemde zihnime girip yıllarca gizlenip, son dönemde Spotify Haftalık Keşif sayesinde karşıma çıktı. Alışılagelmiş bi David Byrne şarkısı olmadığı aşikar. Tebessüm ederek ağlatanlardan.

İbrahim Özgür – Son Nefes

1920’lerden jiletli Türk tangosu zerafeti. Işığa doğru yürüten.

NUMAN’IN TEZGAHI

İstanbul sahnesinin Post-Punk ahalisi deyince akla gelen gruplardan Agency‘nin vokali Numan’a bu aralar neler dinliyorsun diye sorduk.

Kim Wilde – You Keep Me Hangin’ On

Bir yandan şarkıyı dinlerken diğer yandan yorumlarda bir kadının (bu durumda Kim Wilde) açık giyinmeden de ne kadar seksi olabileceğini tartışan, takdir ve tebriklerini sunan evrensel Anadolu gençliğinin yorumlarını okumak çok eğlenceli.

Hall and Oates – Out of Touch

“Biz 70 kiloysak 69’u ruhtur.” diyor aslan yeleli Daryl Hall.

Hall and Oates – Maneater

Maneater denince aklıma çapkın bir kadından çok “adam yiyen orta saha” geliyor. Dünya Kupası’ndan dolayı olsa gerek. Out of Touch ile beraber bu aralar dilime dolanan bir diğer Hall and Oates şarkısı.

Arctic Monkeys – Four out of Five

Sözleriyle, klibiyle, akılda kalıcı gitar riff’iyle mükemmel. Başıma bir şey gelmeyecekse yeni albümü de çok beğendim.

Büyük Ev Ablukada – Çıldırmıcam

Sabahın 5’inde sıcak yatağınızda yatıyor olmak yerine kendinizi havalimanında bulduğunuzda art arda 10 kez dinlemek çıldırmayı önlüyor. Kesin bilgi.

İnce’nin Seçim Şarkısı: Türkiye Tamam Diyor

Onlar kazandı ama biz haklıydık.

EGE’NİN TEZGAHI

Rico Nasty – Oreo

Soundcloud Rap iyiden iyiye uçsuz bucaksızlaşan bir alt türe dönüşürken Rico Nasty, onca rapper’ın arasında bir yıldız gibi parlıyor. Özellikle benim gibi kadın rapper’lara ayrı bir sempati besliyorsanız Rico Nasty’nin adı gibi “nasty” ve gaz mı gaz müziğine tutulacağınızın garantisini veriyorum. Bütün haftam albümünü döndürerek geçti.

St. Vincent – Fast Slow Disco

MASSEDUCATION ile pop’a daha da bir göz kırpan St. Vincent’ın bir sonraki albümü bunun gibi olacaksa ben varım diyorum.

Palmiyeler – Kalbim Seni Arar

Palmiyeler’in yeni albümüyle hala tanışmadıysanız geç kalmış sayılmazsınız. Bütün yazı başka bir şey dinlemeden geçirebilirsiniz ama.

Peter Gabriel – Lay Your Hands On Me

Çağının ötesindeki bu Peter Gabriel şaheseri de benden tüm The Americans sevenlere gelsin. Şu dizinin underrated’lığı beni çok üzüyor yahu.

BURÇAK’IN TEZGAHI

Jorja Smith- Where Did I Go

Uzun ya da kısa herhangi bir duraklama döneminden sonra üzerinden bir ay geçmiş albümleri yeniymişçesine dinleme listelerinde döndürüyor insan. Tam da bu sebeple Jorja Smith imzalı Where Did I Go birkaç haftadır yeni müzik kategorimdeki şarkılardan biri.

St. Vincent- Smoking Section

Son zamanlarda Avaz ahalisi olarak havalı bulduğumuz kadın vokallerden sıkça bahseder olduk. Hiç değilse kendi adıma etkisinden çıkamadığım kadınlardan ve müziklerden biri.

Lynette Williams- Au Revoir

Mevsim şartları, bulunduğunuz yaş aralığı, hayata hareket katmak ya da sadece artık sıkıldığınız için uzun bir süredir dinlediğiniz müzik türüne ara vermek isteyebilirsiniz. Sonra Lynette Williams gibi biri gelir ve her şeyi başa döndürür.

Jay Z & Kanye West feat Frank Ocean & The Dream- No Church In The Wild

Son yılların belki de en zengin ve popüler dörtlüsünü içeren bu şarkıyı rap dünyasına uzaklığıyla tanınmış ben bile hayranlıkla hatırlıyorum.

AHMET’İN TEZGAHI

Yüzyüzeyken Konuşuruz – Sandal

Geçtiğimiz hafta Gece Gezmesi dahilinde olan Yüzyüzeyken Konuşuruz konserdeydim. Ne Farkeder Yüzyüzeyken Konuşuruz’cusu olan beni farklı şarkılarıyla da etkilediler.

Claptone – Stay The Night (feat. Tender)

Yeni çıkardığı albüm Fantast ile sonunda şans verdiğim bir isim Claptone beni şimdiye kadar beklediğime pişman etti. Buyrun Alman diskosuna;

Brek – Dead Dance

7 Temmuz’da ilk albümü TV Juice‘u yayınlayacak Brek’in Dead Dance ile hüzünlere dalıyorum bu aralar.

Toplu Spotify listesi de hemen aşağıda;

ORADAYIZ: GECE GEZMESİ 2018

İKSV‘nin düzenlediği 25. İstanbul Caz Festivali‘ni başlatmışken Nick Cave, Robert Plant, Melody Gardot gibi ağır toplardan önce Gece Gezmesi için yarın akşam Kadıköy’e geçiyoruz. Club Quartier, All Saints Moda Kilisesi, Moda Kayıkhane, Moda Sahnesi, Baba Sahne, Ağaç Ev Kadıköy, KargArt, Bant Mag. Havuz/BİNA ve zor’a yayılacak bu etkinlikle İstanbul sahnesinin 1 gecelik özetini izleyeceğiz.

28 Haziran akşamı saat 19.30’da başlayıp gece boyu sürecek konserler için Kadıköy’ün altını üstüne getirmeye hazırız. Bütün gecenin programını da şöyle bırakalım.

5 MUHTEMEL NEDEN: “FEAT. CARDI B” ÇILGINLIĞI

5 muhtemel neden; yaşadığımız şeylere, başımızdan geçenlere, unutulan kavramlara, dünyada olup biten olaylara kendimizce bir isyanımız. Yaptığımız sorguların, üstünde düşünmeye harcadığımız saatlerin ürünü. Bundan sonra bazı bize sorulan veya sorulmayan; bize düşen ya da düşmeyen konulara 5 muhtemel neden’imizle dahil olacağız.Bu sefer de “feat. Cardi B” çılgınlığını dert edindik. Buyurun;

Bodak Yellow şarkısıyla rekorları kıra kıra giriş yaptığı müzik piyasasına giriş yaptığından beri şarkısında Rap vokal boşluğu görenlerin aradığı isim oldu. Maroon 5, Jennifer Lopez, Bruno Mars, Rita Ora derken son bir yılda ondan fazla şarkıya misafir edildi. Peki bunun arkasında hangi nedenler olabilir? Sizin için yine gecemizi gündüzümüze kattık bu çılgınlığın arkasındaki 5 Muhtemel Neden‘i sizler için sıraladık.

1) Bodak Yellow şarkısında söylediği gibi çok çalışkan olmak

Bodak Yellow’da “6 ayda 2 mixtape yayınladım var mı benim gibi çalışkan olan?” diye seslenmesi boşuna olmasa gerek. Bu çalışkanlığının sonucu onu her yerde görüyor olabiliriz.

2) Parayı çok sevmesi

Bir çok şarkısında söylediği gibi parayı çok seven Cardi B’nin daha fazla para için her talebi kabul etmesi bu çılgınlığın bir sebebi olabilir. “Feat. Cardi B” bizce de iyi bir para kaynağı. Hem kim parayı sevmez ki?

3) Doğacak çocuğun eğitim masrafları

Geçtiğimiz aylarda hamile olduğunu açıklayan Cardi B çocuğunun eğitim harcamalarını düşünmesi olası. Sonuçta bu devirde çocuk yetiştirmek hiç kolay değil. Çok para yiyiyor bu çocuklar çok.

4) Diğer kadın rap vokallerin kaybolması ve yenilerinin çıkmaması

“Feat.” sıfatı alabilecek erkek rap vokal saymaya başlasak buradan Amerika’ya yol yaparız ama kadın rap vokal deyince Cardi B.’den başka aklımıza Nicki Minaj’dan başkası gelmiyor. Bu da şarkısına kadın rap vokal arayan isimleri alternatifsiz bırakıyor.

5) Başarılı olması

Yazının başında dediğimiz gibi rekorları kıra kıra girdiği müzik piyasasında iyi bir yere sahip olan Cardi B., şarkısına sihirli dokunuş isteyen isimlerin arayışlarına bir numaralı cevap. O zaman “Feat. Cardi B.” görmeyelim de ne yapalım?

PAR.IS.TANBUL FESTİVALİ

Paris ve İstanbul‘un ortak paydası İstanbul Fransız Kültür Merkezi, bomontiada işbirliğiyle bomontiada’ya Eyfel Kulesi’nin gölgesini düşürecek. 20 Haziran günü Acid Arab konseriyle başlayacak festival 30 Haziran’a kadar göze, kulağa, akla ve mideye hitap eden etkinlikleriyle devam edecek.

Detaylı programı şöyle bırakalım;

Festival için hazırlanan videoyu da şöyle bırakalım;