krchmt

ORADAYIZ: GECE GEZMESİ 2019

Yılın en sevdiğimiz gecelerinden birinin gündüzündeyiz. İKSV’nin düzenlediği 26. İstanbul Caz Festivali dahilinde gerçekleşen Gece Gezmesi için bu akşam Kadıköy’e çıkarma yapıyoruz. 8 mekan ve 21 performansın tek gecede olup bittiği etkinlikte rota belirlemek de önemli oluyor. Kimse kimsenin rotasına karışamaz tabii, ama aklınızda bir şeyler şekillensin diye de sizler için alternatif rotalar belirledik. Buyurun;

İlk buluşma rotası; 20.30’da Moda Kayıkhane’de Hedonutopia konserine gittiniz. Peşine Moda sahilde şöyle bir denize bakıldı. Oradan yavaş yavaş çıktınız, 23.30’da Kadıköy Sineması’nda CanOzan ve Konukları ile geceye güzel bir nokta.

Sevgili ile gidecekken sevgilinin işi çıkması üzerine yakın arkadaşla gidenlerin rotası (çok spesifik oldu); 20.00’de BantMag Havuz / BİNA’da Ekin Fil ile geceyi açıp, 21.00’de ELZ AND THE CULT’a kafayı uzatıp, 21.30’da Moda Sahnesi’nde Ah! Kosmos’a geçiyoruz. 22.30’da Kadıköy Sahne’de The Ringo Jets’ten ateş almaya gidip, 23.00’te Moda Sahnesi’nde Gaye Su Akyol konserine doğru yola çıkıyoruz. Konser mekanı büyük ihtimalle çok dolu olacağından uzaktan şöyle bir bakıp 23.30’da Kadıköy Sineması’nda CanOzan ve Konuklarına geçiyoruz. Peşine de Cava Grande’nin sonuna yetişmek üzere 00.30’da Mecra’ya gidip, 01.00’da başlayacak Zozo & Emin ile geceyi pestilimiz çıkmış bir halde sonlandırıyoruz.

Konsere diye çıkıp koşu antrenmanı yapmak isteyenlerin rotası; 20.30’da Moda Kayıkhane’de Hedonutopia, 21.00’de Kadıköy Sahne’de ELZ AND THE CULT, 21.30’da Moda Sahnesi’nde Ah! Kosmos, 22.00’de Moda Kayıkhane’de Nusaibin. Tebrikler, hiç bir konserde 15 dakika durmadınız ve 10 km’ye yakın yol katettiniz.

Elektronik müziğe doymak istiyorum diyenlerin rotası; 21.30’da Moda Sahnesi’nde Ah!Kosmos ile ısınıp. 00.00’da Mecra’da Cava Grande ile havaya girip Zozo & Emin ile geceyi noktalayabilirler.

Şöyle güzel güzel gitar yok mu diyenlerin rotası; 20.00’de BantMag Havuz / BİNA’da Ekin Fil ile geceyi açabilirsiniz. 23.30’da Kadıköy Sineması’nda CanOzan ve Konukları’na geçebilirsiniz.

Cayır cayır rock dinlemek istiyorum diyenlerin rotası; 20.30 gibi Kadıköy Sahne’ye gidin. The Ringo Jets dinleyip evinize dönün.

Hermione’nin zaman döndürücüsünden bende de var diyenlerin rotası; sizin plan yapmanıza gerek yok. Çevirip çevirip bütün konserlere gidin.

Kendi rotanıza yardımcı olması için bütün mekanlar ve konserler ise şu şekilde;

Birlikte Güzel Moda Sahnesi
20:00 / Şallıel Bros
21.30 / Ah! Kosmos
23:00 / Gaye Su Akyol
00:45 / Lalalar

All Saints Moda Kilisesi
20:00 / Volkan İncüvez “Kün”
21:30 / Melis Danişmend

BantMag Havuz / BİNA
20:00 / Ekin Fil
22:00 / Gülin

Moda Kayıkhane
20:30 / Hedonutopia
22:00 / Nusaibin
23:30 / Liraz

Kadıköy Sineması
20:30 / TSU!
22:00 / Eda And “Augmented Life”
23:30 / CanOzan ve konukları: Deniz Tekin, Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Sedef Sebüktekin

Kadıköy Sahne
21:00 / ELZ AND THE CULT
22:30 / The Ringo Jets

KargArt
21:00 / Flux Duo
23:00 / The Kites

Mecra
21:00 / Süha Rami
00:00 / Cava Grande
01:00 / Zozo & Emin

4 Temmuz gecesi Kadıköy’de buluşmak üzere.

Afişi de şöyle bırakalım.

BİTMEYECEK BİR SORGU: JAKUZİ

Merhaba, ben Başak. Size neden Jakuzi dinlediğimi anlatmak üzere buradayım.

Jakuzi’ye olan sevgim tam olarak ne zaman başladı doğrusu hatırlamıyorum. Fantezi Müzik çıktığında albümü oldukça sevmiştim. Uzaydan gelen bisikletlilerden bahsetmeden derdini anlatabilen, aynı anda hem mesafeli hem de gerçekten içten olan, etkilenmemenin mümkün olmadığı türden şarkılardı dinlediğim. Ancak gruba duyduğum- boyutlarına kendim de şaşırmadan edemediğim– hayranlık sanırım kendilerini ilk kez canlı dinlediğimde ortaya çıktı. Ekim ayında Salon’da ilk kez kalabalığa karışıp İstediğin Gibi Kullan’a eşlik ettiğim gece duyduklarım aylar önce dinlediğim albümden epey farklıydı. Uzun zamandır ilk kez bir albümün sahnede ete kemiğe büründüğüne şahit olmuştum. Olabildiğince yalın halde sorulan sorular ve insanlar olarak beş para etmeyeceğimizi kabul etmek, yine de bir şeyleri ya da birilerini istemeyi bırakamamak; bunların hiçbirinde yanlış bir şey yok. Konserden çıkıp eve dönerken aklımdakiler tam da bunlardı işte. Bir de henüz ismini bilmediğim yeni Jakuzi şarkıları.

Aradan geçen zamanda hayatımda kayda değer bir değişiklik olmadı. Babylon konserinde en önde deliler gibi dans ederek insanları rahatsız ettim, daha sonra soğuk bir Eskişehir gününü bırakıp daha soğuk bir Ankara gününde Jakuzi dinlemenin hayatımın gidişatını değiştirmese bile en azından bir şeyleri yoluna sokmasını dileyerek hayatımda izlediğim en iyi konserlerden birine gittim. Sahnede kendini parçalara ayırmak neymiş, tam olarak anladım. Bana ve diğer ucubelere söylenenleri tekrar tekrar duymak istedim. Hiç eve dönmeyeyim, hayatım hiçbir yere ilerlemesin, her şey tam o an olduğu gibi kalsın istedim. Konserin ertesi günü hala hipnotize olmuş gibiydim. (Bu noktada grubun herhangi bir üyesine karşı genç kız hayranlığı içinde olmadığımı belirtme gereği duyuyorum.) Daha sonra Hata Payı’nın çıkacağı günü bekleyerek eve döndüm. Birkaç ay sonra albüm çıktığında Harvard’daydım ve yeni tanıştığım mimarlık öğrencilerine grubu övüyordum, kendime burs ararken konu nasıl Jakuzi’ye geldi hala çözemedim. Umarım eve gidip Yangın dinlemişlerdir. (Merak etmiş olabilirsiniz, burs bulamadım.)

Çoğunluğun aksine, Hata Payı’nı dinlediğimde Fantezi Müzik’e göre daha karanlık olduğunu düşünmedim. Bu kez sorulan sorulardan çok cevaplara ve aslında soruların faydasızlığına odaklanan şarkılar dinlemiş gibi hissettim. Bana göre Hata Payı, hepimizin başta kaçındığı ama sonra kabullenmek zorunda kaldığı her şeyle ilgili.

Aynı anda her şeyi isteyen milenyaller olarak kendimizi sakince ifade etmeyi de telaşlarımızı kontrol etmeyi de asla beceremiyoruz. (Kutay Soyocak kaç yaşında bilmiyorum, ancak onu da kendi jenerasyonuma dahil ediyorum.) Jakuzi dinlediğimde milenyal problemlerimi geride bırakmıyorum. Onları kucakladığımı da söyleyemem. Ancak şunları düşünüyorum: Neysem oyum. Hiçbir şeyin karmaşık hala getirilmesine gerek yok, kendimi tüm garipliğiyle ve basitliğiyle kabulleniyorum. Bütün karşılaşmalar tüm o hipnoz haliyle birlikte bitti. Geriye sadece ben kaldım, tek başımayım ve buna bayılıyorum. Kendimi ifade etmek için metaforlara ihtiyaç duymuyorum. Kusurlu insan kalabalığının bir parçasıyım sadece ve bununla, belki de kısa yaşantım boyunca ilk kez, hiçbir sorunum yok. Birinin çoğu temelsiz olan telaşlarımı benden almasını beklemeyi bıraktım. Kendimi rahatlatmaya da çalışmıyorum. Hatırlanmak da umursanmak da istemiyorum. İşte Jakuzi benim için tam da burada çok çok değerleniyor çünkü şarkılar bana duymak istediklerimi değil tam da hissettiklerimi söylüyor.

Yeni albümün ilk konserinde NE ZAMAN BİR ŞEY İSTESEM BANA VERİLEN diye bağırırken etrafımda herkes farklı bir saçmalığa isyan ediyor. Bunu insanların yüzlerinden okuyabiliyorum. Nerede kendimize göre bir şey buluruz, belki de hiç bulamayız ama konser sırasında bunların hiçbirini düşünmüyorum. Günlerdir kulaklarımda ve zihnimin ta içinde çalan albümün nasıl olup da gözlerimin önünde yine boyut değiştirdiğini sorguluyorum, bir yandan da ocak ayının son gününden beri bu anı beklediğimi hatırlatıyorum kendime: Teselli’yi tekrar dinlemek gerçekten de iyi geliyor (gerçek bir Jakuzi hayranı olduğum için şarkının tam ismi yerine istisnasız her konser sonunda ARKADAŞIM ÇOK BÜYÜK BİR HAYRANLARI LÜTFEN BİZİM OLSUN diyerek sevgili Stereo Love* için aldığım setlistte yazan ismi kullanmayı tercih ettim. Spotify Jakuzicisi değiliz.) En sevdiğim Jakuzi şarkısı olan Her An Ölecek Gibi yine çalınmadığı için biraz üzgün olsam da sakince eve geri dönüyorum.

Günün sonunda kafamın içindekilerden kurtulmaya çalışmayı, etrafımı veya kendimi susturmayı bırakıp dümdüz yürüyorum. Arka planda Sana Göre Bir Şey Yok çalıyor.

(Bana kendimi 280 karakterden fazlasıyla ifade etme şansı verdikleri için Boğaziçi’ndeki ilk evim avaz avaz’a teşekkür ederim. Ayrıca bir teşekkür de Stereo Love’a etmek isterim, müzik ve diğer şeyler hakkında konuşabildiğimiz için çok mutluyum.)

YENİ VİDEO: LIL DICKY – EARTH

Farklı bir çizgide rap yapmaya devam eden Lil Dicky, bu sefer Leonardo DiCaprio‘nun dünya yanlısı vakfı için içlerinde Ariana Grande, Justin Bieber, Shawn Mendes, Sia, Snoop Dogg, Katy Perry, Kevin Hart gibi isimler bulunan bir grup ünlü ile Earth‘e klip yayınladı. Şarkının gelirlerinin de vakfa bağışlanacağı söyleniyor. İzlemesi çok eğlenceli videoyu buraya bırakıyor ve dünyayı kurtarmak için atılan bu güzel adımları takip ediyoruz. Sia‘nın kanguru taklitine de bayıldık.

GAYE SU AKYOL’U RAHAT BIRAKIN

Önden hatırlatma ile giriyoruz. Gaye Su Akyol‘un avukatı değiliz. Kendisini dinleyenimiz var dinlemeyenimiz var. Sadece bir konuda artık biz rahatsızlık duymaya başladık. İlgi çekici bir konuda performansını sergiliyor diye bütün uzayı kendisine bağladınız. Şimdilerde uzayla ve bir önceki safhasında develerle ilgili her şeyde kadının yanında soluk alıyorsunuz. Hoş bizim de bir Elon Musk‘ımız yok ki uzay şakalarını ona yapalım. Sonuçta bu şakaları Gaye Su Akyol’a yapmayın da diyemiyoruz ama şöyle aranızda bir sıra falan yapın da hafta bir iki uzay şakası yapın kendisine.

Neyse Ayva Çiçek Açmış diyoruz ve kaçıyoruz.

PERFORMANS: WALK OFF THE EARTH – SOMEBODY THAT I USED TO KNOW

2012 yılında internete erişimi olan herkesin hatırlayacağı bir performans ile karşınıza çıkıyoruz ama üzücü bir habere yola açtı aklımıza bu performansın gelmesi. Grubun kurucu üyelerinden, “the beard guy” olarak ünlenen Mike Taylor geçtiğimiz senenin sonunda yatağında uyurken vefat etmiş. Kendisini bu güzel performans ile anmış olalım o zaman.

WE COULD BE THE SAME VS. SATELLITE

Tarih yazarken 202 ile başlayacağımız yıllar artık çok yakın ama 201 ile görülecek bir küçük hesap var. Evet 2010’un Eurovision’undan bahsediyoruz. Türkiye temsilcisi Manga ve Almanya temsilcisi Lena’nın birincilik için yarıştığı o seneden. Yine 2010’dan az daha geriye gidiyoruz.

2003’te Sertab Erener ile birincilik kazandıktan sonra Athena, Mor ve Ötesi ve Kenan Doğulu gibi isimlerle ilk 10’da kendimize yer bulmaya başlamışız. 2010 senesi için de o zamanlar MTV Avrupa ile Avrupa’nın en iyi grubu gibi ödüllere ulaşmış Manga ile katılma kararı alınıyor. Grup, We Could Be The Same ile içinde bulundukları yarı final grubundan 1. olarak finale yükselmeye hak kazanıyor. Finalde ise Lena’nın Satellite‘ına yeniliyor. İşte bundan sonra günümüze kadar Manga’nın hakkı yendi tartışması devam ediyor. Performansların videoların altında ara ara ateşlenen bu tartışmaya kendi çapımızda bir son getirmeye karar verdik.

Öncelikle bir performanslara tekrar bakalım.

Manga’dan grubun ilk dönemlerindeki Linkin Park esintisinin devam ettiği bir şarkıyla, Gri Power Ranger’ı konuk eden ve gerçekten gaz bir sahne performansı izliyoruz. 2006’daki Lordi’nin Eurovision’u kazanmasının üzerinden çok geçmemiş. Avrupa halkı rock’ın her haline aç. (mı acaba?) İdeal bir birincilik performansı var elimizde.

Gelelim Lena’nın performansına. Basit bir aşk şarkısı sayılabilecek bir şarkı ile katılan Lena, dile dolanan nakaratı ve sempatik bir tavır ile sahnede performansını sergiliyor.

Sonuca gelirsek. O seneyi hatırlayanlar bilir. Lena, Satellite ile büyük farkla birinci olmuştu. Sanırız Eurovision izleyicisi için Manga yeterince ilginç gelmedi ya da Lena çok sempatik geldi. Hatırlarsanız bir sonraki sene farklı bir imajla yarışmaya katılan Lena ancak 10. olabilmişti. Eurovision’u kazanmak için ya sempatik olmalısınız ya da ilginç. Bu bir Eurovision kuralıdır. Şaşması çok nadirdir.

Bu karşılaşmada şahsi görüşüm de Satellite’tan yana. Satellite’ı zaman zaman açıp dinlesem de We Could Be The Same’i sıradan bir Manga şarkısı olarak hafızama atıp bir daha hiç dinlememişim bugüne kadar. Yine de Manga’nın hakkının yenildiğini düşünenler de azınlık değiller. Peki siz ne düşünüyorsunuz?

SAYGI DURUŞU: SESSİZ VİTRİN

Bu kez saygı duruşumuz İstanbul’un en yaratıcı müzik performanslarından olan Sessiz Vitrin‘e. Üzerinden kaç sene geçtiğini tam hatırlamadığım için birazcık Google yardımı aldım. 2015 senesi diyor, güveniyorum. Tünel meydanda bu performansa uygun hale getirilen binasının önündeyiz. O zamanlar internete girebilen bir telefonum yok ama Ipod Touchım var. Wifi ağlarından Axe’ın bu performans için kurduğu ağa bağlanıyoruz. Vitrin gibi dizayn edilmiş bir odada çalan müzisyenlere bu ağ sayesinde bağlanıyoruz ve onları bu şekilde dinliyoruz. Gerçekten farklı ve teknolojik bir deneyimdi o zamanlar için.

Bu performanslar dahilinde Sapan ve Ars Longa dinlediğimi hatırlıyorum. Yüzyüzeyken Konuşuruz’u orada dinleyip dinlemediğimi de tam hatırlamıyorum.

Şöyle de bir videosunu bulduk. Onu da bırakayım da orada olanların gözleri yaşarsın. Orada olamayanlar da kaderine küssün.

İSİMLERİ ÜZERİNE ÇOK DÜŞÜNÜLMÜŞ TÜRKÇE ŞARKILAR

Pazar günündeyiz. Üzerimize kar yağmış. İşi olanlara kolaylık dileyip bilgisayarlarını kucaklarına almış ya da telefonlarını yüzlerine düşürmek üzere olanlara sesleniyoruz. Sadece bu şarkıların isimlerine bakarak bile size baş ağrısı verebiliriz. Uyarmadı demeyin. En sonuna da bir Spotify listesi bıraktık ki kenardan sizin ne dinlediklerinize bakanlar varsa onlara da baş ağrısı verebilirsiniz.

Haydi başlayalım.

1) Sensiz Meyve Soyar mıyım?

Türkiye’de tam anlamadığımız bir şekilde bir meyve soyma romantizmi var. Bengü de hiç düşünmeden bunu şarkı ismine taşımış. Keşke biraz daha düşünseymiş.

2) Hello Papi, Hello Mama

Müziğiyle ve sözleriyle bir baş yapıt. İsmiyle de göz dolduruyor.

3) Ben Kaymaklı Pastayım

Aman Alex Turner görmesin.

4) Ananın Hayrına Ver

Yorumsuz.

5) bitanem deme bitanem

Diyeceği varsa bile demez artık insan.

6) McDandik

Ragga Oktay bugünleri görmüş ama bu isim olmuş mu?

7) Sana Değil Kardeşine

Call Me Maybe’nin twistinden önce bizim daha iyi bir twistimiz vardı.

8) Parti Kur Oy Vereyim

Siyasi hayatımıza yeni bir soluk getiren şarkı.

9) On Beş Kişiye Saldırdım

Karakterinden belli. Senin ağzın ne söylüyor?

10) Silk Beni

Finalimiz de bu şarkıyla yapıyoruz. Üzerine çok düşünüldüğü belli olan bu isimle sizlere veda ediyoruz.

Bu da listemiz;

5 MUHTEMEL NEDEN: HAYALİ GİTAR ÇALAN İNSANLARIN KAYBOLUŞU

5 muhtemel neden; yaşadığımız şeylere, başımızdan geçenlere, unutulan kavramlara, dünyada olup biten olaylara kendimizce bir isyanımız. Yaptığımız sorguların, üstünde düşünmeye harcadığımız saatlerin ürünü. Bundan sonra bazı bize sorulan veya sorulmayan; bize düşen ya da düşmeyen konulara 5 muhtemel neden’imizle dahil olacağız. Bu sefer de kendimize hayali gitar çalan insanların kayboluşunu dert edindik. Buyurun;

(daha&helliip;)

UNDERRATED GEMS: NIRVANA

Nirvana’cılar 3’e ayrılır. Nirvana’yı bir t-shirt markası olarak bilenler, Smells Like Teen Spirit Nirvana’cısı ve bütün şarkılarını ezbere bilenler. İş böyle olunca grubun arka planda kalan şarkıları budur diye yazmak biraz riskli oldu. Yine de bu şarkılar da daha çok sevgiyi hak ediyor dedik ve listemizi yazdık. Kurt Cobain’in 52. doğum günü vesilesiyle de siz de bu şarkıları daha çok sevin.

(daha&helliip;)

WEEZER NEDEN “MEME” OLMAK İÇİN BU KADAR UĞRAŞIYOR?

Her yere rahat rahat “Meme” yazıp “Mim” olarak okuduğumuz 2010’ların sonlarına hoş geldiniz. 1. seviye meme’ler için Weezer ile size önderlik edeceğiz. Daha yüksek seviyeler için hepinizin giriş izni ne yazık ki yok. Ne diyelim 1. seviye de iyidir iyi.

2017 yılına geri döndük. Dünyadaşımız bir arkadaş Weezer’dan Africa by Toto isimli(meme dünyasında böyle anılır.) şarkıyı yeniden yorumlaması için istekte bulunuyor. Başta dalga konusu olan bu istek arkasına interneti alarak 2018’in Mayıs ayında gerçek oluyor.

Bu çıkışla Weezer meme dünyasını keşfediyor, internet ise Weezer’ı. Kendilerini 9 sene sonra Bilboard Hot 100‘a sokan bir şarkıya sahip oluyorlar.

Sanırız işte burada Weezer’ın gözleri parlıyor ve meme dünyasına balıklama atlıyorlar. Bu sene çıkardıkları Weezer (Teal Album) ile meme dünyasına mal olmuş 10 şarkıyı coverlıyorlar. Bu albümde hangi şarkılar yok ki. Take On Me, Sweet Dreams (Are Made of This), Happy Together.

Take On Me’ye de Stranger Things‘in Mike’ı Finn Wolfhard ile video çekmişler ki duble meme olma çabası.

Tabii dediğimiz bir şey yok. İnternette yer edinmenin en kolay yolu meme olmak. Kendilerini çok sevdiğimiz için de lafımız yok. Siz çalın biz dinleyelim Weezer. Yalnız şöyle bir şarkı daha yaparsanız çok seviniriz.

GELİYOR: FRANZ FERDINAND

Son İstanbul konserlerini canlı dinlediyseniz şu an bir amca ya da teyzesiniz; o zamanlara yaşınız yetmediyse sonradan tanışdıysanız da bir 10 sene Franz Ferdinand konseri beklediniz bu topraklarda. Canlı dinleyenlere eski günleri yad ettirecek dinleyemeyenlerin de artık hasretine son verecek sürpriz haber 12 sene sonra geldi. 19 Haziran‘da Zorlu PSM‘de göz yaşı ve ter bir arada olacak.

5 MUHTEMEL NEDEN: KHRUANGBIN KONSERİNE GİTMİYORUM

5 muhtemel neden; yaşadığımız şeylere, başımızdan geçenlere, unutulan kavramlara, dünyada olup biten olaylara kendimizce bir isyanımız. Yaptığımız sorguların, üstünde düşünmeye harcadığımız saatlerin ürünü. Bundan sonra bazı bize sorulan veya sorulmayan; bize düşen ya da düşmeyen konulara 5 muhtemel neden’imizle dahil olacağız.Bu sefer de Khruangbin konserine gitmeyenleri dert edindik. Buyurun;

(daha&helliip;)

ROBYN VE AĞZINDAN DÜŞMEYEN F.CK KELİMESİ

Et tırnaktan ayrılmaz diyen İbrahim Erkal’a selam vererek Röyksopp dinlerken kaçınılmaz bir şekilde Robyn‘e geldim. Peki nasıl? Röyksopp’ün 2014 yılında bu son albümüz olacak diyerek çıkardıkları The Inevitable End‘ten (ki şimdiye kadar sözlerini de tuttular. LCD Soundsystem gibi ya bu son deyip film falan çekip 2 sene sonra geri dönmediler.) Rong ile geldim. Albümdeki Robyn içeren 2 şarkıdan biri olan Rong’ta Robyn’e “what the fuck is wrong with you” dedirtip durmuşlar. İşte tam o anda aklıma geldi. Robyn’in ne kadar fuck kelimesini kullandığı şarkısı var. Kendisi İsveçli olduğundan mıdır nedir pek de güzel duygusuz söylüyor kelimeyi. Pek bir yakışıyor. Bol bol “fuck” duyacağınız bir Robyn yazısına hoş geldiniz.

Öncelikle girişte bahsettiğimiz şarkıyla açalım. 2 dakika 33 saniye süren şarkıda tam 23 kere (bizzat saydık) fuck diyen bir Robyn.

Gelelim başka bir şarkıya. Bu şarkıda Robyn’e Snoop Dogg eşlik ediyor. Fuck’lar havada uçuşuyor. Çok da şaşırtıcı değil.

Başlıktan duyacağımız fuck kelimeleri kendini belli ediyor zaten. Şarkıda şikayetçi olduğu her şeyden biz de şikayetçiyiz o ayrı.

Yazıyı yazdıkça fark ettik ki Robyn, Röyksopp ile takıldığı zamanlarda ağzından fuck’ı düşürmüyormuş ama son albümde birlikte çalışmadıkları için (albümün kötülüğünden de belli oluyor. Şaka şaka ama çok da değil.) Honey‘de bir kez bile fuck duyamamışız.

O zaman İbrahim Erkal ile aranızdan ayrılıyoruz.

 

BILLIE EILISH İLHAMINI PIRPIR’DAN MI ÇALDI?

Alternatif müzik olarak bu aralar yükselen bir değerimiz var. Billie Eilish günümüz müziğinde bir iz bırakmaya geliyor. Yine de Billie Eilish’in Grup Şurup‘un vokali Pırpır‘ın imajına bu kadar benzemesi hakkında edeceğimiz iki laf var. Öncelikle Gurup Şurup’u bilmeyenler için kısa bir bilgi verelim. Gurup Şurup 2000’lerin başında Trt’de yayınlanan Benimle Oynar Mısın? isimli programda sahne alan bir gruptu. Davulcusuyla, klavyecisiyle, sözleriyle nevi şahsına münhasır bir imajları vardı. Sık sık değiştirdiği saç rengiyle Pırpır ise bu grubun vokalliğini üstleniyordu. Sık sık saç rengi değiştirmek derken aklınıza kimin geldiğini biliyoruz. Peki Billie Eilish’in göz renginin mavi olduğunu fakat yakın çevresine gözlerimin rengi giydiğim kıyafetlere göre değişiyor dediğini duymuş muydunuz? Bu Pırpır’ın yeşil gözlerine benzeme çabası değil de nedir? İkisinin de boyu kısa olduğu için boydan fotoğraf çektirilmemeleri ise cabası.

Gelelim müziklerine. Grup Şurup’un Duygularım isimli şarkısını Billie Eilish yazmış olsa kaçımız yadırgardık? Sözler ise sanki Billie Eilish’i anlatıyor.

Kendisini bu kadar suçluyoruz ama sevdiğimizden. Son şarkısı bury a friend ile harikalar yaratmış çünkü.