krchmt

PERFORMANS: DUA LIPA – DON’T START NOW (LIVE IN LA, 2019)

Dua Lipa’nın 2. albümünü yayınlayacağı yıla girdik, heyecanlıyız. Şimdiye kadar çıkardığı 2 şarkıyı da pek beğendik ama konu şimdi bir canlı performans videosu. Don’t Start Now için biraz paten danslı, bolca enstrümanlı ve farklı bir düzenlemeli bir video paylaşıldı. Dua Lipa’yı disko kraliçesi olma yolunda son hızda ilerleyişini şahit oluyoruz.

YENİ ŞARKI: ANIMAL SCREAM – LET ME IN

Kimsenin bilmediği bir gruptan selamlar. Confetti isimli şarkılarını pek bir beğendiğim, kendilerini takibe aldığım fakat ortadan kaybolan grup 1,2,3 (bildiğimiz 123 değil) yarısını kaybederek başka bir grup haline gelmiş. Bu gruptan da ilk şarkılarını paylaşmışlar. Gitarlı ama elektronik altyapılı bir şeyler arıyor kulağım diyenler buyursun.

Beğendiyseniz de şöyle takibe alırsınız.

 

2019: KRCHMT (EXPLAINED)

Herkes geçtiğimiz seneden sevdikleri şarkıları yazdı, biz listemizi yaptık, geçtik. Geçtik diyorum ama 10 gündür yaptığım listeyi dinliyorum. Dedim ben bu listeyi yaparken ne düşünüyordum şöyle bir yazayım. Çünkü baktım bazı listelere o kadar ezbere yapılmış ki sene içerisinde o şarkıları dinlediklerini bile düşünmüyorum. Ben last.fm verilerime göre sene içerisinde kaç kere dinlediğimi de yazarak şarkıların listeme neden girdiğini yazıyorum. Hodri meydan. (Kapak fotoğrafı: Ben size şarkıları neden listeye koyduğumu açıklıyorum ama temsili.)

Billie Eilish – bury a friend

Geçtiğimiz sene 60 kez dinlemişim. Bir kaç da youtube’tan dilemiş olsam 65’te anlaşalım. Listeye girmesini sebebi ise çok bariz geçtiğimiz senenin en iyi albümlerinden biriydi. Albümün de en iyi şarkısı bence bu.

Altın Gün – Kolbastı

57 dinlemem var. Bu Altın Gün’ün cazibesine kapılan insanlardan biri de benim. Bu tarz düzenlemeler hoşuma gidiyor.

Mark Ronson – Late Night Feelings feat. Lykke Li

Geçen sene 47 kez dinlemişim. Buraya koyarken fark ettim bir de klibi varmış. Lykke Li sevmeyen bir insanım ama Time In A Bottle’dan sonra başka bir işini daha beğeniyorum. Böyle böyle Lykke Li fanı olacağım.

The HU – The Great Chinggis Khaan

Geçtiğimiz sene 41 kere de bu şarkıyı dinlemişim. Moğollarla ilişkim Age Of Empires 2’den beri çok iyi. Biraz metal biraz Moğol usulü gırtlak ile çok iyi şarkı.

James Blake – Where’s the Catch? (feat. André 3000)

52 kez dinlenilmiş. Öküz altında buzağı aramak deyiminin, altında bir bit yeniği aramak gibi bir manası olduğunu düşünüyordum oysa ki çok farklıymış anlamı. Neyse her işin altında bir bit yeniği arayan beni anlatan bir şarkı yapmışlar. Listemde yeri var.

The Chemical Brothers – Got To Keep On

31 dinlemem var. Ama bunun youtube’u da var. Çok saydelik bir klip ile geldi çünkü. Videoda 2. dakikada başlayan yeniden doğum ise favorim. Son zamanlardaki işlerin eskisi kadar iyi olmasa da seviyorum seni The Chemical Brothers.

Flume – Let You Know (feat. London Grammar)

Geçtiğimiz sene 26 kez dinlemişim. Bunun en az da 10 kez youtube’u var. London Grammar’in vokalinden ne çıksa dinlerim, dinlettiririm.

LSD – Heaven Can Wait ft. Sia, Diplo, Labrinth

14 dinleme de bu şarkı da var. Bu şarkının da içinde bulunduğu albüm de geçtiğimiz senenin en güzel işlerinden.

Hey! Douglas – Ayva Çiçek Açmış ft. Gaye Su Akyol

11 dinlemeye 3 kere de lirik video izlemesi ekleyeyim. Öyle aman aman dinlememişim ama Gaye Su Akyol vokali ile olmuş bu remix.

Dua Lipa – Don’t Start Now

157 dinlemem var. Disko geri dönüyor deyip bu şarkıyı dinlemişim sadece galiba. Acayip güzel şarkı.

Lil Dicky – Earth

12 kez dinlemişim birkaç kez de youtube’tan klibini izledim. Dünyanın önemini anlatıyor. 🙂

Göksel – Hiç Yok

12 kez dinlememe rağmen ara ara dilime dolanıyor. Dile dolanması sayesinde de listemde.

Shawn Mendes, Camila Cabello – Señorita

9 kez dinlemişim ama emin olun Shawn Mendes’in sesinin kötülüğüne dayanamadığımdan.

Coldplay – Trouble In Town

6 kere dinlemiş olmam yanıltmasın sene sonu yıldızlarından. 1996 yılından beri boş yapmayan bir grupsun Coldplay. Her zaman arkandayım. Sen hakkında söylenenlere hiç kulak asma.

BLACKPINK – Kill This Love

Dinlenmesi 10 ama eski şarkıları bu sayıma dahil değil. Blackpink devrimine hoş geldiniz.

Canozan & Şenceylik – Seni Gördüm Rüyamda

11 dinlemem var. Birkaç da youtube var. İstanbul alternatif sahnede bu senenin en iyi işlerinden biri kesinlikle bu. (Rap değil.)

Kaan Arslan – Başka Biri

2019 yılında İstanbul sahnesi için üstünde durulması gereken bir şarkıydı. Ben de 12 dinlemesi var ama en az 10.000 kişi de bu dinleme sayısı olması lazımdı. Bambaşka bir şarkı.

Peggy Gou – Starry Night

10 kez dinlemişim ama kendisini ısrarla tavsiye diyorum dans müzik severlere. Bilen bilir zaten Peggy Gou’yu.

Büyük Ev Ablukada, Ezhel – ne deve ne kush

13 güzel dinlemem var ama mahvetmek üzereyim, yalan yok. Hepinizi üzmek istiyorum,, hepinizi.

Rammstein – Ausländer

7 dinlemem var ama albüm resmi olarak çıkmadan dinlediğim 5 kereyi saymazsak. 🙂

Ariana Grande, Social House – boyfriend

14 kez dinlemişim. Farklı bir Ariana, farklı bir şarkı.

Johnny Utah – Honeypie

6 kere dinlemişim birkaç da youtube vardır ama geç keşfettim. 2010’ların başı Metronomy, sen mi geri döndün? Ses de benziyor. 2010’ların başı Metronomy kutsalımdır.

Sofia Kourtesis – Trains & Airports

7 dinleme ile listemi de kapatıyor. Minimal house sevgimin aktörlerinden biri. Burada da inanılmaz bir derya var.

GEREKSİZ BİR TOP 10: “KAMİKAZE”

Geçenler de şakayla karışık Avaz’dan kovuldum. Ben de şakayla karışık bir Kamikaze yapmaya geldim. İsmi “Kamikaze” konulmuş şarkılardan bir Top 10 yapmaya karar verdim. Bu arada bütün dünyanın İzmir lunaparktaki bu eğlence aracını bilmesine de şaşırmadım desem yalan olur. Bir de derseniz ki ne kadar gereksiz bir liste. Biliyorum zaten listenin ismine de gereksiz sıfatını ekledim. Neyse geçelim listemize. Bize müzik dinlemeye bahane olsun gerisi teferruat.

10. Armağan Oruç – Kamikaze

Japonlar, pardon, İzmirliler Kamikaze’ye binmeden önce bu şarkıyı dinliyorlarmış.

9. Gravedgr – Kamikaze

Biraz da Trap Kamikaze dinleyelim.

8. Angie Corine – Kamikaze

Asıl işim Youtuberlık ama ek olarak müzik yayınlıyorum şarkısı. Bizde de çok bu aralar.

7. Juanito Makandé – Kamikaze

İspanyol gitardan bir Kamikaze dinliyoruz.

6. Walk The Moon – Kamikaze

İsimlerini görüp de dinlemediğim bir grup, Walk The Moon’u da bu sebeple dinlemiş oldum.

5. Eminem – Kamikaze

Geçtiğimiz sene aynı isimle çıkardığı albümden herkese ve her şeye düz gittiği bir şarkıyla Kamikaze listemizde 5. sırada.

4.  PJ Harvey – Kamikaze

Listemize PJ Harvey de teşrif etti. Aynı albümden The Mess We’re In’in gölgesinde kalmış bir şarkı.

3. Susanne Sundfør – Kamikaze

Susanne hanım sizin ne işiniz olur Kamikaze ile ama kendisinin sesinin güzelliği çok başka bir seviyede. Neyse listenin size katabileceği bir şey de olsun di mi?

2. MØ – Kamikaze

Biraz kendisine torpil yapmış olabilirim. Zaten artık torpile de alıştık. Azıcık da biz yapalım. Ama MØ’cüğüm ölmeyi bayılmakla karıştırmış bu şarkıda.

1. Nil Karaibrahimgil – Kamikaze

Bir zamanlar Nil Karaibrahimgil de güzel şarkılar yapıyordu. Sonra büyük ihtimalle LCW’den kazandığı müzikten kazandığından fazla olunca müzik sevgisini kaybetti. Neyse Nil hanım sizin yeriniz hala ayrı bir yerde.

Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim. Giderken de Nil Karaibrahimgil’in okul zili şarkısıyla sizi baş başa bırakıyorum.

Son bir yorum: Bu şarkı Nil Karaibrahimgil’in 2009’dan sonra yayınladığı bütün şarkılardan daha iyi olması beni üzüyor.

FREE FRIDAY THE 3RD (KRCHMT)

Bedava Cumama hoş geldiniz. Yazımı beğenip yorum bırakırsanız çok sevinirim. Üst katların birinde tadilat olduğu için bu yazıyı yüksek sesle Iron Maiden dinleyerek yazıyorum.

“Woe to you, o’er Earth and Sea
For the Devil sends the beast with wrath
Because he knows the time is short
Let him who hath understanding reckon the number of the beast
For it is a human number
Its number is six hundred and sixty six”

Hoş, bu şarkıdan oldum olası AC/DC tadı alırım ama olsun.

Buradan Blackpink’e geçiş yapacağım. Ünlü bir grubumuz solistini Spotify’da takip ediyormuşum. Ne zaman takip etmişim, neden etmişim tam olarak bilmesem de son zamanlarda Arkadaş Aktivitesi kısmında kendisinin bol bol Blackpink dinlediğini görüyorum. İlk gördüğüm zaman çok garipsedim ama baktım ki son 3 ayda 400’ün üstünde Blackpink dinlemişim. Seni anlıyorum …….. Hanım.

O değil de herkes Rap dinliyormuş ve bu müzik türü üstüne profesör olmuş. Öyle yazılar okuyorum ki güya Rap’in namusunu koruyorlarmış. K-Pop’un namusunu koruyacak yoldaşlar arıyorum. Müracaat ben.

Müzikle hayatın buluşma noktalarına bayılıyorum ama Nova Norda’nın Kuzeye Kaç!’ıyla youtube kullanıcısı btty ogl’nin hayatının buluşma noktası biraz farklı.

Şarkı da biraz bury a friend’e selam veren bir iş olmuş.

O değil de Rap’te herkesin kendini kral ilan etmesinin tadını da en çok dinleyenler çıkarıyor. Her güne 1 rap şarkısı gibi ortam oluştu.

Neyse aman, Rap’i ben mi kurtaracağım. Başımda başka bir bela var. Gelen güncellemelerden sonra Pokemon Go oyun olmaktan çıkıp mesai isteyen bir şeye dönüştü ama mecbur devam edeceğiz.

Herkese kolay gelsin.

ORADAYIZ: GECE GEZMESİ 2019

Yılın en sevdiğimiz gecelerinden birinin gündüzündeyiz. İKSV’nin düzenlediği 26. İstanbul Caz Festivali dahilinde gerçekleşen Gece Gezmesi için bu akşam Kadıköy’e çıkarma yapıyoruz. 8 mekan ve 21 performansın tek gecede olup bittiği etkinlikte rota belirlemek de önemli oluyor. Kimse kimsenin rotasına karışamaz tabii, ama aklınızda bir şeyler şekillensin diye de sizler için alternatif rotalar belirledik. Buyurun;

İlk buluşma rotası; 20.30’da Moda Kayıkhane’de Hedonutopia konserine gittiniz. Peşine Moda sahilde şöyle bir denize bakıldı. Oradan yavaş yavaş çıktınız, 23.30’da Kadıköy Sineması’nda CanOzan ve Konukları ile geceye güzel bir nokta.

Sevgili ile gidecekken sevgilinin işi çıkması üzerine yakın arkadaşla gidenlerin rotası (çok spesifik oldu); 20.00’de BantMag Havuz / BİNA’da Ekin Fil ile geceyi açıp, 21.00’de ELZ AND THE CULT’a kafayı uzatıp, 21.30’da Moda Sahnesi’nde Ah! Kosmos’a geçiyoruz. 22.30’da Kadıköy Sahne’de The Ringo Jets’ten ateş almaya gidip, 23.00’te Moda Sahnesi’nde Gaye Su Akyol konserine doğru yola çıkıyoruz. Konser mekanı büyük ihtimalle çok dolu olacağından uzaktan şöyle bir bakıp 23.30’da Kadıköy Sineması’nda CanOzan ve Konuklarına geçiyoruz. Peşine de Cava Grande’nin sonuna yetişmek üzere 00.30’da Mecra’ya gidip, 01.00’da başlayacak Zozo & Emin ile geceyi pestilimiz çıkmış bir halde sonlandırıyoruz.

Konsere diye çıkıp koşu antrenmanı yapmak isteyenlerin rotası; 20.30’da Moda Kayıkhane’de Hedonutopia, 21.00’de Kadıköy Sahne’de ELZ AND THE CULT, 21.30’da Moda Sahnesi’nde Ah! Kosmos, 22.00’de Moda Kayıkhane’de Nusaibin. Tebrikler, hiç bir konserde 15 dakika durmadınız ve 10 km’ye yakın yol katettiniz.

Elektronik müziğe doymak istiyorum diyenlerin rotası; 21.30’da Moda Sahnesi’nde Ah!Kosmos ile ısınıp. 00.00’da Mecra’da Cava Grande ile havaya girip Zozo & Emin ile geceyi noktalayabilirler.

Şöyle güzel güzel gitar yok mu diyenlerin rotası; 20.00’de BantMag Havuz / BİNA’da Ekin Fil ile geceyi açabilirsiniz. 23.30’da Kadıköy Sineması’nda CanOzan ve Konukları’na geçebilirsiniz.

Cayır cayır rock dinlemek istiyorum diyenlerin rotası; 20.30 gibi Kadıköy Sahne’ye gidin. The Ringo Jets dinleyip evinize dönün.

Hermione’nin zaman döndürücüsünden bende de var diyenlerin rotası; sizin plan yapmanıza gerek yok. Çevirip çevirip bütün konserlere gidin.

Kendi rotanıza yardımcı olması için bütün mekanlar ve konserler ise şu şekilde;

Birlikte Güzel Moda Sahnesi
20:00 / Şallıel Bros
21.30 / Ah! Kosmos
23:00 / Gaye Su Akyol
00:45 / Lalalar

All Saints Moda Kilisesi
20:00 / Volkan İncüvez “Kün”
21:30 / Melis Danişmend

BantMag Havuz / BİNA
20:00 / Ekin Fil
22:00 / Gülin

Moda Kayıkhane
20:30 / Hedonutopia
22:00 / Nusaibin
23:30 / Liraz

Kadıköy Sineması
20:30 / TSU!
22:00 / Eda And “Augmented Life”
23:30 / CanOzan ve konukları: Deniz Tekin, Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Sedef Sebüktekin

Kadıköy Sahne
21:00 / ELZ AND THE CULT
22:30 / The Ringo Jets

KargArt
21:00 / Flux Duo
23:00 / The Kites

Mecra
21:00 / Süha Rami
00:00 / Cava Grande
01:00 / Zozo & Emin

4 Temmuz gecesi Kadıköy’de buluşmak üzere.

Afişi de şöyle bırakalım.

BİTMEYECEK BİR SORGU: JAKUZİ

Merhaba, ben Başak. Size neden Jakuzi dinlediğimi anlatmak üzere buradayım.

Jakuzi’ye olan sevgim tam olarak ne zaman başladı doğrusu hatırlamıyorum. Fantezi Müzik çıktığında albümü oldukça sevmiştim. Uzaydan gelen bisikletlilerden bahsetmeden derdini anlatabilen, aynı anda hem mesafeli hem de gerçekten içten olan, etkilenmemenin mümkün olmadığı türden şarkılardı dinlediğim. Ancak gruba duyduğum- boyutlarına kendim de şaşırmadan edemediğim– hayranlık sanırım kendilerini ilk kez canlı dinlediğimde ortaya çıktı. Ekim ayında Salon’da ilk kez kalabalığa karışıp İstediğin Gibi Kullan’a eşlik ettiğim gece duyduklarım aylar önce dinlediğim albümden epey farklıydı. Uzun zamandır ilk kez bir albümün sahnede ete kemiğe büründüğüne şahit olmuştum. Olabildiğince yalın halde sorulan sorular ve insanlar olarak beş para etmeyeceğimizi kabul etmek, yine de bir şeyleri ya da birilerini istemeyi bırakamamak; bunların hiçbirinde yanlış bir şey yok. Konserden çıkıp eve dönerken aklımdakiler tam da bunlardı işte. Bir de henüz ismini bilmediğim yeni Jakuzi şarkıları.

Aradan geçen zamanda hayatımda kayda değer bir değişiklik olmadı. Babylon konserinde en önde deliler gibi dans ederek insanları rahatsız ettim, daha sonra soğuk bir Eskişehir gününü bırakıp daha soğuk bir Ankara gününde Jakuzi dinlemenin hayatımın gidişatını değiştirmese bile en azından bir şeyleri yoluna sokmasını dileyerek hayatımda izlediğim en iyi konserlerden birine gittim. Sahnede kendini parçalara ayırmak neymiş, tam olarak anladım. Bana ve diğer ucubelere söylenenleri tekrar tekrar duymak istedim. Hiç eve dönmeyeyim, hayatım hiçbir yere ilerlemesin, her şey tam o an olduğu gibi kalsın istedim. Konserin ertesi günü hala hipnotize olmuş gibiydim. (Bu noktada grubun herhangi bir üyesine karşı genç kız hayranlığı içinde olmadığımı belirtme gereği duyuyorum.) Daha sonra Hata Payı’nın çıkacağı günü bekleyerek eve döndüm. Birkaç ay sonra albüm çıktığında Harvard’daydım ve yeni tanıştığım mimarlık öğrencilerine grubu övüyordum, kendime burs ararken konu nasıl Jakuzi’ye geldi hala çözemedim. Umarım eve gidip Yangın dinlemişlerdir. (Merak etmiş olabilirsiniz, burs bulamadım.)

Çoğunluğun aksine, Hata Payı’nı dinlediğimde Fantezi Müzik’e göre daha karanlık olduğunu düşünmedim. Bu kez sorulan sorulardan çok cevaplara ve aslında soruların faydasızlığına odaklanan şarkılar dinlemiş gibi hissettim. Bana göre Hata Payı, hepimizin başta kaçındığı ama sonra kabullenmek zorunda kaldığı her şeyle ilgili.

Aynı anda her şeyi isteyen milenyaller olarak kendimizi sakince ifade etmeyi de telaşlarımızı kontrol etmeyi de asla beceremiyoruz. (Kutay Soyocak kaç yaşında bilmiyorum, ancak onu da kendi jenerasyonuma dahil ediyorum.) Jakuzi dinlediğimde milenyal problemlerimi geride bırakmıyorum. Onları kucakladığımı da söyleyemem. Ancak şunları düşünüyorum: Neysem oyum. Hiçbir şeyin karmaşık hala getirilmesine gerek yok, kendimi tüm garipliğiyle ve basitliğiyle kabulleniyorum. Bütün karşılaşmalar tüm o hipnoz haliyle birlikte bitti. Geriye sadece ben kaldım, tek başımayım ve buna bayılıyorum. Kendimi ifade etmek için metaforlara ihtiyaç duymuyorum. Kusurlu insan kalabalığının bir parçasıyım sadece ve bununla, belki de kısa yaşantım boyunca ilk kez, hiçbir sorunum yok. Birinin çoğu temelsiz olan telaşlarımı benden almasını beklemeyi bıraktım. Kendimi rahatlatmaya da çalışmıyorum. Hatırlanmak da umursanmak da istemiyorum. İşte Jakuzi benim için tam da burada çok çok değerleniyor çünkü şarkılar bana duymak istediklerimi değil tam da hissettiklerimi söylüyor.

Yeni albümün ilk konserinde NE ZAMAN BİR ŞEY İSTESEM BANA VERİLEN diye bağırırken etrafımda herkes farklı bir saçmalığa isyan ediyor. Bunu insanların yüzlerinden okuyabiliyorum. Nerede kendimize göre bir şey buluruz, belki de hiç bulamayız ama konser sırasında bunların hiçbirini düşünmüyorum. Günlerdir kulaklarımda ve zihnimin ta içinde çalan albümün nasıl olup da gözlerimin önünde yine boyut değiştirdiğini sorguluyorum, bir yandan da ocak ayının son gününden beri bu anı beklediğimi hatırlatıyorum kendime: Teselli’yi tekrar dinlemek gerçekten de iyi geliyor (gerçek bir Jakuzi hayranı olduğum için şarkının tam ismi yerine istisnasız her konser sonunda ARKADAŞIM ÇOK BÜYÜK BİR HAYRANLARI LÜTFEN BİZİM OLSUN diyerek sevgili Stereo Love* için aldığım setlistte yazan ismi kullanmayı tercih ettim. Spotify Jakuzicisi değiliz.) En sevdiğim Jakuzi şarkısı olan Her An Ölecek Gibi yine çalınmadığı için biraz üzgün olsam da sakince eve geri dönüyorum.

Günün sonunda kafamın içindekilerden kurtulmaya çalışmayı, etrafımı veya kendimi susturmayı bırakıp dümdüz yürüyorum. Arka planda Sana Göre Bir Şey Yok çalıyor.

(Bana kendimi 280 karakterden fazlasıyla ifade etme şansı verdikleri için Boğaziçi’ndeki ilk evim avaz avaz’a teşekkür ederim. Ayrıca bir teşekkür de Stereo Love’a etmek isterim, müzik ve diğer şeyler hakkında konuşabildiğimiz için çok mutluyum.)

YENİ VİDEO: LIL DICKY – EARTH

Farklı bir çizgide rap yapmaya devam eden Lil Dicky, bu sefer Leonardo DiCaprio‘nun dünya yanlısı vakfı için içlerinde Ariana Grande, Justin Bieber, Shawn Mendes, Sia, Snoop Dogg, Katy Perry, Kevin Hart gibi isimler bulunan bir grup ünlü ile Earth‘e klip yayınladı. Şarkının gelirlerinin de vakfa bağışlanacağı söyleniyor. İzlemesi çok eğlenceli videoyu buraya bırakıyor ve dünyayı kurtarmak için atılan bu güzel adımları takip ediyoruz. Sia‘nın kanguru taklitine de bayıldık.

GAYE SU AKYOL’U RAHAT BIRAKIN

Önden hatırlatma ile giriyoruz. Gaye Su Akyol‘un avukatı değiliz. Kendisini dinleyenimiz var dinlemeyenimiz var. Sadece bir konuda artık biz rahatsızlık duymaya başladık. İlgi çekici bir konuda performansını sergiliyor diye bütün uzayı kendisine bağladınız. Şimdilerde uzayla ve bir önceki safhasında develerle ilgili her şeyde kadının yanında soluk alıyorsunuz. Hoş bizim de bir Elon Musk‘ımız yok ki uzay şakalarını ona yapalım. Sonuçta bu şakaları Gaye Su Akyol’a yapmayın da diyemiyoruz ama şöyle aranızda bir sıra falan yapın da hafta bir iki uzay şakası yapın kendisine.

Neyse Ayva Çiçek Açmış diyoruz ve kaçıyoruz.

PERFORMANS: WALK OFF THE EARTH – SOMEBODY THAT I USED TO KNOW

2012 yılında internete erişimi olan herkesin hatırlayacağı bir performans ile karşınıza çıkıyoruz ama üzücü bir habere yola açtı aklımıza bu performansın gelmesi. Grubun kurucu üyelerinden, “the beard guy” olarak ünlenen Mike Taylor geçtiğimiz senenin sonunda yatağında uyurken vefat etmiş. Kendisini bu güzel performans ile anmış olalım o zaman.

WE COULD BE THE SAME VS. SATELLITE

Tarih yazarken 202 ile başlayacağımız yıllar artık çok yakın ama 201 ile görülecek bir küçük hesap var. Evet 2010’un Eurovision’undan bahsediyoruz. Türkiye temsilcisi Manga ve Almanya temsilcisi Lena’nın birincilik için yarıştığı o seneden. Yine 2010’dan az daha geriye gidiyoruz.

2003’te Sertab Erener ile birincilik kazandıktan sonra Athena, Mor ve Ötesi ve Kenan Doğulu gibi isimlerle ilk 10’da kendimize yer bulmaya başlamışız. 2010 senesi için de o zamanlar MTV Avrupa ile Avrupa’nın en iyi grubu gibi ödüllere ulaşmış Manga ile katılma kararı alınıyor. Grup, We Could Be The Same ile içinde bulundukları yarı final grubundan 1. olarak finale yükselmeye hak kazanıyor. Finalde ise Lena’nın Satellite‘ına yeniliyor. İşte bundan sonra günümüze kadar Manga’nın hakkı yendi tartışması devam ediyor. Performansların videoların altında ara ara ateşlenen bu tartışmaya kendi çapımızda bir son getirmeye karar verdik.

Öncelikle bir performanslara tekrar bakalım.

Manga’dan grubun ilk dönemlerindeki Linkin Park esintisinin devam ettiği bir şarkıyla, Gri Power Ranger’ı konuk eden ve gerçekten gaz bir sahne performansı izliyoruz. 2006’daki Lordi’nin Eurovision’u kazanmasının üzerinden çok geçmemiş. Avrupa halkı rock’ın her haline aç. (mı acaba?) İdeal bir birincilik performansı var elimizde.

Gelelim Lena’nın performansına. Basit bir aşk şarkısı sayılabilecek bir şarkı ile katılan Lena, dile dolanan nakaratı ve sempatik bir tavır ile sahnede performansını sergiliyor.

Sonuca gelirsek. O seneyi hatırlayanlar bilir. Lena, Satellite ile büyük farkla birinci olmuştu. Sanırız Eurovision izleyicisi için Manga yeterince ilginç gelmedi ya da Lena çok sempatik geldi. Hatırlarsanız bir sonraki sene farklı bir imajla yarışmaya katılan Lena ancak 10. olabilmişti. Eurovision’u kazanmak için ya sempatik olmalısınız ya da ilginç. Bu bir Eurovision kuralıdır. Şaşması çok nadirdir.

Bu karşılaşmada şahsi görüşüm de Satellite’tan yana. Satellite’ı zaman zaman açıp dinlesem de We Could Be The Same’i sıradan bir Manga şarkısı olarak hafızama atıp bir daha hiç dinlememişim bugüne kadar. Yine de Manga’nın hakkının yenildiğini düşünenler de azınlık değiller. Peki siz ne düşünüyorsunuz?

SAYGI DURUŞU: SESSİZ VİTRİN

Bu kez saygı duruşumuz İstanbul’un en yaratıcı müzik performanslarından olan Sessiz Vitrin‘e. Üzerinden kaç sene geçtiğini tam hatırlamadığım için birazcık Google yardımı aldım. 2015 senesi diyor, güveniyorum. Tünel meydanda bu performansa uygun hale getirilen binasının önündeyiz. O zamanlar internete girebilen bir telefonum yok ama Ipod Touchım var. Wifi ağlarından Axe’ın bu performans için kurduğu ağa bağlanıyoruz. Vitrin gibi dizayn edilmiş bir odada çalan müzisyenlere bu ağ sayesinde bağlanıyoruz ve onları bu şekilde dinliyoruz. Gerçekten farklı ve teknolojik bir deneyimdi o zamanlar için.

Bu performanslar dahilinde Sapan ve Ars Longa dinlediğimi hatırlıyorum. Yüzyüzeyken Konuşuruz’u orada dinleyip dinlemediğimi de tam hatırlamıyorum.

Şöyle de bir videosunu bulduk. Onu da bırakayım da orada olanların gözleri yaşarsın. Orada olamayanlar da kaderine küssün.