Safiye Güveli

YENİ VİDEO: BEIRUT – NO NO NO

Haziranın ilk günlerinde Beirut, dört senelik sessizliklerinin ardından 11 Eylül’de yayınlanacak albümleri No No No‘dan ilk single’larını bizlerle paylaşmıştı. Bugün, albümle aynı adını taşıyan bu single’a klip geldi. Kliplerinde yeni şeyler denemekten hiçbir zaman kaçınmayan Beirut, No No No için yayınladıkları videoyla da bizleri hayal kırıklığına uğratmadı.

Bu güzel perşembe gününden beklentiniz pastel tonlar, bir adet kokarca, sebepsiz yere kusan ve hemen ardından kameraya kocaman gülümseyen bir klavyeci, trompet yerine ekmek çalan bir adam ya da bunların hepsiyse, bu klip sizin için biçilmiş kaftan!

ESAS OĞLAN: MILES TELLER

Fakir Ama Gururlu: Okullu oyunculardan olan 28 yaşındaki Miles Teller, kariyerinin başlangıcında birkaç kısa filmde boy gösterdikten sonra sinemaya adımını 2010’da yapımcılığını Nicole Kidman’ın üstlendiği Rabbit Hole adlı filmle atmış. Lisede Footloose müzikalinde Williard Hewitt’i canlandıran Teller, 2011 yılında kaderin cilvesiyle filmin remake’inde yine aynı rolle yer almış. O günden günümüze ise boş geçirdiği bir günü yok adeta.

Biz Sevişiyoruz: Miles Teller için kesinlikle söyleyebileceğimiz bir şey varsa o da rol aldığı fimler çok çeşitli olduğu. That Awkward Moment, Two Night Stand gibi romantik komedilerde de izledik onu, Divergent serisi gibi aksiyon yüklü yapımlarda da. Ancak Miles Teller’ın bizleri kendine hayran bıraktığı an, Whiplash’teki performansını baştan sona ağzımız açık izlediğimiz andı.

Bitmesin Bu Rüya: Yavaş yavaş en temkinli yaklaşanımızın dahi gönlünü kazanmayı başardı Miles Teller ve şimdilerde onun gelecekteki projelerini heyecanla bekler haldeyiz. Özellikle çok yakında vizyona girecek olan Fantastic Four’da Reed Richards, nam-ı diğer Mr. Fantastic olarak nasıl bir iş çıkaracağını görmek için sabırsızlandığımızı söylemek yanlış olmaz.

 

YENİ ŞARKI: BEIRUT – NO NO NO

Dördüncü stüdyo albümleri The Rip Tide’ı yayınladıklarından beri bir sonraki hamlelerini heyecanla beklediğimiz Beirut, dört senelik uzun bir aranın ardından yepyeni bir şarkıyla geldi. Albümle aynı adı taşıyacağını da öğrendiğimiz No No No, Beirut’un yüz metreden tanıyacağımız tarzını başarılı bir şekilde yansıtıyor ve upbeat melodisi ile yazın ilk günlerine çok yakışıyor. Bizlereyse 11 Eylül’de geleceğini bildiğimiz yeni albüm için gün saymak düşüyor.

JEFF BUCKLEY’NİN DOKUNDUĞU ŞARKILAR

18 yıl önce bugün, Memphis nehrinde yitip gitti Jeff Buckley. Geriye bir tamamlanmış stüdyo albümü, ikinci bir tanesinin taslağı ve sayısız canlı performans kaldı. Kendine özgü tarzı, dinlerken huzur bulduğumuz sesiyle coverlanamaz, coverlanması teklif dahi edilemez sanatçılar arasında ilk sıralara yerleşti. Ancak kendisi yarım kalan kariyerine onlarca cover sığdırdı, birçok kez “Kim söylüyordu ki bu şarkıyı? Jeff için yazılmış olmalı.” dedirtti.

Günün duygusallığını, Jeff Buckley’nin bu dünyadan ayrılışının 18. yılında, dokunduğu şarkıları anarak pekiştirmek istedik, buyrun:

  1. Hallelujah (Leonard Cohen)

Jeff Buckley deyince Hallelujah düşüyor akıllara. Şarkının orijinali Leonard Cohen’in imzasını taşısa da, Jeff her zaman yaptığı gibi şarkıya ruhundan bir parça katarak bize diğer tüm versiyonlarını unutturdu. Şarkının ilk saniyelerindeki iç çekişiyle dahi tüylerimizin diken diken olduğu günleri hepimiz biliriz.

  1. Lilac Wine (Nina Simone)

Sizleri dükkânlardan restoranlara koşturup leylak şarabı sorduracak bir cover çalışması bu. Jeff’in dokunduğu her şarkı gibi, Lilac Wine da orijinaline göre daha sakin, insanı daha derinden etkiliyor.

  1. Je N’en Connais Pas La Fin (Edith Piaf)

Aslında Edith Piaf da coverlanamaz, coverlanması teklif dahi edilemezler listemizde Jeff’le yan yana duruyor, ve fakat bu kuralların Jeff için geçerli olması düşünülemezdi bile.

Gözlerinizi sımsıkı kapadığınızda, bir lunaparkta koşturan küçük bir çocuk görebilir, hatta o çocuk olabilirsiniz bu şarkıyı dinlerken. Jeff hakkında konuşan tüm arkadaşları, onun çocuksu yanından söz ediyorlar ve bizler o yanına bu cover’ında tanık olma şansını ediniyoruz.

  1. I Know It’s Over (The Smiths)

Jeff’in çok büyük bir The Smiths hayranı olduğunu biliyoruz. Sevgisini verdiği ropörtajlarla, canlı performanlarındaki monologlarıyla ve en önemlisi grubun şarkılarına yaptığı coverlarla gösterdi. The Smiths’in frontman’i Morrissey, en sevdiği albümler arasında Jeff’in Grace’ini gösteriyor, yani bu sevgi karşılıklı diyebiliriz.

Şimdiyse Avaz olarak sizlere dünyanın en güzel hüzünlenmesi için yol göstermeye hazırız. Tek yapmanız gereken I Know It’s Over’ı önce Morrissey’in sonraysa Jeff Buckley’nin sesinden dinlemek.

Jeff’in The Smiths’e hayat verdiği bir diğer cover için, The Boy With The Thorn In His Side.

  1. We All Fall In Love Sometimes (Elton John)

Bu şarkı için Elton John‘un gölgelerde yaşayan bir başyapıtı dersek yanlış olmaz herhalde. Hâlihazırda kalplerimizi kırmayı başaran bu şarkıyı Jeff’in ellerine teslim ederek bizlere kıyan kimdir bilmiyoruz, ancak ortaya çıkan şeyin bu dünyaya ait olmadığına kalıbımızı basmaya hazırız.

  1. Just Like A Woman (Bob Dylan)

Jeff’in sonsuz cover’lar listesinde en büyük paylardan birine, Bob Dylan coverları sahip. Yalnızca gitarı ve büyüleyici sesiyle Jeff’e daha çok yakışacak bir şey de düşünemezdik zaten. Dylan’ın Just Like A Woman’ından da içimizi sızlatacak bir şarkı çıkarmayı başarıyor Jeff ve önce orijinalini sonra cover’ını dinleyerek kendimizi üzmekten hoşlandığımız bir diğer şarkılar bütününü yaratıyor.

Jeff’in Dylan’a dokunduğu diğer anlar için, I Shall Be Released ve If You See Her, Say Hello.

Bob Dylan’la Jeff’in ilginç bir geçmişleri var. Dylan’ı canlı dinledikten sonra Jeff, bir konserinde sahnede onun taklidini yapıyor. Mekânda bulunan Dylan’ın menajeri, bu durumu komik bulmamış olacak ki Jeff bir özür mektubu yazıyor. Aşağıda mektubun bir parçasını görebilir, buradan Jeff’in sesinden tamamını dinleyebilirsiniz.

6353038289_282c0d97b1_o

  1. Three Is A Magic Number (Schoolhouse Rock)

Jeff’in eğlenceli yanına tanık oluyoruz bu cover’la. Ortalarda gezinen bir kaydı var, o da Mercury Lounge’ın yılbaşı etkinliğinden bir canlı performans. Dinleyicilerin de performansa katılımıyla ortaya ne zaman dinlesek yüzümüze bir gülümseme yerleştirecek bir şarkı çıkıyor.

  1. The Way Young Lovers Do (Van Morrison)

Jeff Buckley’nin adını coverladığı hangi sanatçıyla birlikte internette aratırsanız aratın, şarkıcının en iyi X cover’ı başlıklı yazılara ulaşıyorsunuz. Van Morrison da bir istisna değil elbet. Jeff’in The Way Young Lovers Do’su, çok çiğ, çok duygu yüklü bir versiyonu şarkının.

Jeff’in sesinden Van Morrison dinlemeye doyamıyorsanız ayrıca bakınız: Sweet Thing.

  1. I Never Asked To Be Your Mountain (Tim Buckley)

Hepsi bir yana, Jeff Buckley’nin kalpleri en çok kıran cover’ı bu olsa gerek! Soyadı benzerliğinden de anlaşılacağı üzere Tim Buckley, Jeff’in babasıydı. Jeff henüz doğmadan onu ve annesini terk etmişti ve bu şarkıyı onlar için yazmıştı. Babası sorulduğunda Jeff, ona gücenmediğini söylüyor, ancak biz bu cover’ı dinlerken kırılmadan edemiyoruz.

  1. Corpus Christi Carol (Anonim)

Yaralı bir şövalye ile onun yanı başında gözyaşı döken bir kadının hikâyesini anlatıyor Corpus Christi Carol. Gecenin ilerleyen saatlerinde gözlerinizi yumup dinlerseniz, Jeff’e hiç olmadığınız kadar yakın hissedeceğinizin garantisini veriyoruz.

  1. Dido’s Lament (Henry Purcell)

Dido’s Lament, 17. yüzyılda Henry Purcell tarafından yazılmış bir aria ve Jeff, bu aria’ya getirdiği yorumla bizlere dört oktavlık sesine ne düzeyde hâkim olduğunu gösteriyor. Baştan sona eargasm, baştan sona tüyleri diken diken edecek bir deneyim.

 

YENİ COVER: KURT COBAIN – AND I LOVE HER

Geçtiğimiz günlerde, Kurt Cobain’in hayatını anlatan Brett Morgan imzalı “Montage of Heck” belgeseli vizyona girdi. Bu belgesel için yapılan araştırmalar enasındaysa bizler için çok güzel bir sürpriz ortaya çıktı. The Beatles’ın belki de en romantik şarkılarından olan And I Love Her’ü Kurt Cobain’in sesinden dinleme imkânına sahibiz artık. Kaydın başında öksüren abiye, ortalarda konuşan ablalara aldırmıyor ve büyülenmeden duramıyoruz.

YENİ ŞARKI: EDITORS – NO HARM

Beşinci albümleri üzerinden çalıştıklarını bildiğimiz Editors, iki ay önce Slowdive‘ın Rachel Goswell‘iyle stüdyodan fotoğraf paylaşarak bizleri heyecanlandırmıştı. Dünse bağlı oldukları kayıt şirketi Play It Again Sam‘in bu sene için düzenlediği tanıtım albümüne sakladıkları yeni şarkıları No Harm açığa çıktı.

Yaza yavaş yavaş giriş yaptığımız şu günlerde bizi geçtiğimiz haftanın yağmurlu, kara bulutlu günlerine geri götüren ve dinlerken Tom Smith’in vokaliyle her zamanki gibi transa geçtiğimiz No Harm’ı aşağıda dinleyebilirsiniz.

YENİ VİDEO: CARIBOU – CAN’T DO WITHOUT YOU

Caribou’nun geçtiğimiz sene yayınlanan albümü Our Love’dan Can’t Do Without You’ya video geldi. İzleyenleri gülümsetmeyi başaran bu klibin iki oyuncusu var: küçük bir çocuk ve kocaman, rengarenk bir balık.

Sanatçı, resmi sitesinde balığın ağzından tatlı mı tatlı bir mektup yayınlamış. Mektupta balık, kendine yeni bir ev aradığından bahsediyor. Yani, Caribou’nun balığının yeni sahibi siz olabilirsiniz! Tek yapmanız gereken balıkla ilgili hayallerinizi paylaşmak ve yarışmayı kazanmak. İlgilisine bizden söylemesi.

YENİ ŞARKI: CHRISTINA AGUILERA – THE REAL THING

Bu günlerde sekizinci albümü üzerinde çalışan Christina Aguilera, ABC’de yayınlanan Nashville adlı dizi için yaptığı şarkı The Real Thing’i yayınladı.

Meraklısı için söyleyelim, Christina Aguilera dizinin 15 Nisan’da yayınlanacak bölümüne konuk olacak ve The Real Thing ile birlikte dizi için yaptığı bir diğer şarkı olan Shotgun adlı parçayı da dizi boyunca dinleme fırsatına erişeceğiz.

YENİ VİDEO: MORRISSEY – KISS ME A LOT

Seksenlerin efsanevi rock grubu The Smiths’in vokalisti olarak tanıdığımız, grubun dağılmasının ardından solo kariyerine devam eden Morrissey’in onuncu stüdyo albümü World Peace Is None Of Your Business’tan  Kiss Me A Lot adlı parçasına yeni video geldi.

Geçtiğimiz sene çıkan kanser tedavisi gördüğü haberleriyle yüreğimizi ağzımıza getiren Morrissey, önce Aralık 2014’teki İstanbul konseriyle, şimdi de kendisini sahnede gördüğümüz bu klibiyle yüreklerimize su serpti.

Klipte kadınların vücutlarında “Kiss Me A Lot” cümlesinin farklı dillerde yazılı olduğu sahneler kullanılmış. Ve evet, Türkiye sevgisini daha önce de belirtmiş olan Morrissey, cümlenin Türkçe versiyonuna “Beni daha sok öp” şeklinde yer vermiş.

 

DEV KEDİ: SHAILENE WOODLEY

Munis… Tatlı…: Oyunculuk kariyerine sekiz yaşında adım atan ve henüz on iki yaşındayken kült gençlik dizisi The O.C.’de rol alan Shailene Woodley, ilk büyük başarısını Oscar ödüllü The Descendants filmindeki rolüyle elde etti.  Woodley bu filmdeki performansıyla en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Altın Küre’ye aday gösterildi.

Kedi Canını Senin: Shailene Woodley birçoğumuzun dikkatini üst üste rol aldığı best seller uyarlamalarıyla çekti.  Önce Veronica Roth’un distopyası Divergent’ın Tris’i olarak karşımıza çıktı, ardından da John Green’in göz pınarlarımızı kurutan The Fault In Our Stars’ının Hazel Grace’i.  Shailene’in YA filmlerinden ibaret olmadığını ise White Bird In A Blizzard filmindeki performansıyla gösterdi.

Seni Bu Konuda İkna Edeceğim: Divergent üçlemesinin geçtiğimiz hafta vizyona giren ikinci filmi Insurgent’ta tekrar izleme keyfine eriştiğimiz Shailene Woodley eminiz ki gelecekteki filmleriyle de gönüllerde taht kurmaya devam edecek. (2015 sonunda vizyona girecek olan Zachary Quinto ve Joseph Gordon-Levitt’le birlikte rol aldığı Snowden filmi için şimdiden heyecanlanmaya başlamakta da sakınca görmüyoruz.)