BURASI DERYA DENİZ: ARABIC INDIE

Peşin not: Yazı boyunca kullanılacak olan ‘Arap’ sıfatı dışardan empoze edilen tektipleştirici bir tanım olmaktan ziyade, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz halklarının etno-kültürel çeşitliliğini kabul eden, ancak bu halklardan toplu olarak bahsetmedeki zorluğu ortadan kaldırmak amacıyla bütün bu coğrafyaya yayılmış olan Arap dili ve kültürünün ortak bir unsur olarak kabulünün bir ifadesidir. 

Günümüzün en bilinen ve türünün öncüsü kabul edilen bağımsız (indie) müzisyenlerinin ABD veya Birleşik Krallık çıkışlı olduğu aşikar. Onların açtığı yol ise dünyanın pek çok yerinde bağımsız müzisyenlerin kendilerini ifade edebilecekleri bir alan yaratmalarına vesile oldu. Her ne kadar “batılı” denkleri kadar uluslararası başarıya ulaşamasalar da, yerelde kayda değer bir popülarite yakaladılar. Bu yerel indie gruplar arasında Arap dünyasından olanlar kanımca, özel olarak önemli. Her türlü baskının norm olduğu bu coğrafyada, bağımsız müzik ifade özgürlüğüne açılan küçük bir kapı olarak sayılabilir. Nitekim, dünyanın bu köşesinden çıkan grupların gerek şarkı sözleri gerekse basın açıklamaları apolitik olmaktan çok uzak. Bu açıdan Arap indie dünyasının yerel ve uluslararası aktivizmle oldukça yakın bir bağı var.

Gözlemlerime göre henüz ülkemizin müzik dinleyicileri yanı başımızdaki bu zenginliği pek keşfedememiş. Tabii ki buradaki müzisyenlerden bir kısmı Türkiye’de konser verdi, ancak ulaştıkları dinleyici kitlesinin büyüklüğü tartışılır. Halbuki burası derya deniz! Merak edenler için umarım bu yazı güzel bir fırsat olur.

YASMINE HAMDAN

Çoğu yerde “Onsuz Arap indie müziğinden bahsedilemez” benzeri pek çok cümle okuyabileceğiniz, hakikaten de böyle bir listede es geçmenin imkansız olduğu bir kadın Yasmine Hamdan. 1997’de Zeid Hamdan’la (hayır, bir bağları yok) kurdukları Soapkills, Arap dünyasının ilk indie gruplarından biri sayılıyor. Hamdan, Soapkills ile başlayan kariyerine daha sonra farklı projelerde ve solo olarak devam etti. Kendine özgü hüzünlü yorumu ona geniş çapta bir tanınmışlık getirdi. Hatta Jim Jarmusch’un “Only Lovers Left Alive” filminde bir performans sergiledi. Son albümü Al Jamilat‘yı 2017 yılında çıkaran Hamdan, müzik üretimine ara vermeden devam ediyor.

 

MASHROU’ LEILA

Yasmine Hamdan’dan sonra belki de en geniş dinleyici kitlesine sahip Arap alternatif müzik grubu Mashrou’ Leila, aynı onun gibi Lübnan çıkışlı. Kurulduğu 2008 yılından beri grubun popülaritesi giderek artıyor, her sene daha geniş bir coğrafyaya yayılan bir konser takvimleri oluyor. Ancak her ne kadar dünyaya açılsalar da, Arap dünyasında her zaman aynı coşkuyla karşılanmıyorlar. Grubun solisti Hamed Sinno’nun bir LGBTİ+ aktivisti olması ve baskıcı rejimleri sert bir biçimde eleştiren şarkı sözleri, zaman zaman Arap ülkelerinde konserlerinin yasaklanmasına sebep oluyor. 2015’te çıkan son albümleri Ibn El Leil‘den Aoede şarkısının klibi de Suriyeli mülteci trajedilerinin en sık yaşandığı bu dönemi konu alıyor.

TOOTARD

İsrail işgali altındaki Golan Tepeleri’nde doğup büyümüş beş kişiden oluşan grup TootArd, hiçbir ülkeye ait olmayan topraklarda doğmanın onlara özgürlük verdiğini söylüyor. Kesin tanımlamalarla kendimizi kimliklere hapsettiğimiz günümüz dünyasında, TootArd şarkılarının  reggae’den başlayıp geleneksel Tuareg müziğine uzanan tınıları, sınırları aşıp geçiyor. İlk albümleri Nuri Andaburi‘yi 2011’de, ikincisi Laissez Passer‘yi ise 2017’de çıkaran grup, sınırsız ve özgür müzik üretmeye devam ediyor.

EMEL MATHLOUTHI

Mevzubahsimiz olan coğrafyadaki politik baskıların müzisyenleri de politikleştirdiğini söylemiştim. Emel Mathlouthi Tunus’taki 2011 ayaklanması sırasında yaptığı şarkılar protestocular tarafından hemen benimsenen, radyolarda yasaklanan bir isim olarak çoktan politik bir figüre dönüşmüş durumda. Ancak bunun, müziğinin özgünlüğüne gölge düşürmek bir yana onu beslediğini söyleyebiliriz kesinlikle. Sofistike vokalleri, karanlık melodileri ve sert tarzıyla şüphe yok ki çok özel bir kadın Emel.

47SOUL

Aslen Filistin asıllı olan 4 kişiden oluşan grup Ürdün’de 2013 yılında kuruldu. Yaptıkları müziği Elektronik Arap Dabke olarak tanımlıyorlar. Bilmeyenler için, Dabke daha çok Doğu Akdeniz’de oynanan bir halk oyunu, oraların halayı. Zaten bu melodilerin size tanıdık gelmemesi olanaksız. Şunu hatırlıyorum, 2017 yazında Nilüfer Festival‘de ilk şarkıdan itibaren herkes onlarca minik halay oluşturup konser sonuna kadar uzak akraba düğününde zorla oyuna kaldırılıp sonra döktürenler misali ter atmıştı. 47Soul henüz yolun başında olsa da Avrupa’da pek çok festivalde sahne aldı ve yerel dans müziğinin elektronik müzikle nasıl güzel harmanlanabileceğini bir kez daha göstermiş oldu (Türkiye’deki örneği Hey! Douglas).

Son not: Eğer dinledikleriniz ilginizi çektiyse şuraya tıklayarak Mideast Tunes web sitesine gidebilir, yüzlerce yeni sanatçı keşfedebilirsiniz.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *