GENEL

MERCURY PRIZE 2018: EVERYTHING EVERYTHING

Avaz ahalisi olarak yaptığımız geleneksel haftalık toplantıların en sonuncusunda konularımızdan biri de Mercury Prize adaylıkları oldu. Her sene adaylarla ilgili görüşlerimizi, kazanan tahminlerimizi yaptığımız bir yazı dizisi konuşup duruyorduk. Bu sene tembelliğimizi bir yana atarak bu yazı dizisini (gerçekten!) hayata geçirmeye karar verdik. 20 Eylül Perşembe gecesi sahibini bulacak ödül için yarışan 12 albüm var bildiğiniz üzere. Önümüzdeki 1 ay boyunca bu aday albümlerin kazanma şansını irdeleyeceğiz. Bize katılmak isteyenleri serimize bekliyoruz.

(daha&helliip;)

İNCELEME: CURRENT JOYS – A DIFFERENT AGE

Daha önce benimle içinde “en sevdiğin” tamlaması geçen herhangi bir müzik sohbetinde bulunduysanız yahut herhangi bir “Salı Pazarı”mıza denk geldiyseniz Current Joys’u ve özellikle Kids’ini ne kadar sevdiğimi az çok biliyorsunuzdur.

Tanıştığım an itibariyle hakkettiği değeri görmeyen müzisyenler listemde ilk sıralara yerleşen bu Amerikalı grubun yeni albümleri A Different Age beklentimin çok üzerinde oldu. Genelde albüm akışı sırası olmasına özen göstererek albüm içinde en sevdiğim ya da farklılık yaratmış olan parçaları incelemeye özen gösteriyorum. Ancak A Different Age ritimlerden sözlere, video kliplerden akışa kadar asla birbirinden koparılamayacak bir bütünlük içeriyor.

Become the Warm Jets’le başlayan albüm bizi aynı anda gerçekleşen sevme ve sevilme durumlarının insana nasıl her duyguyu yaşattığını gösteren bir yolculuğa çıkartıyor adeta. İzlediğimiz video klip tam da olmak isteyeceğimiz yer aslında.

İlle bir favorim olması gerekecekse pek düşünmeden Fear’ı seçerdim sanırım. Hissettirdikleri üzerinden konuşmaya pek gerek yok; insanın nasıl en çok kendinden korkabildiğini iliklerimize kadar hissediyoruz. Görüntü ve sözlerin anlamını bir yana bırakıp yalnızca ritmiyle korkuyu, gerginliği ve doğallığı içimize işleyen Fear.

Bir yolculuk albümü demiştik,Alabama ile  yolculuğumuza dışardan bir göz olarak bakıyoruz.

Bulunduğumuz yeri değiştirdiğimiz gerçek yolculukların sonunda vardığımız noktanın pek farklı olmadığını anladığımız o an.

No Words adını doğrudan yansıtan, minik esprili enstrümental bir şarkı. Duygusal olarak albümün geçiş parçası gibi. Yolumuzun ilerisi daha az endişeli ve umutlu.

In a Year of 13 Months benim için tek bir cümleyle sakin akustik tını ve vokalin çatışmasından doğan mükemmel uyum.

Her şarkıda farklı bir paralel evrende olduğumuzu biliyorduk, bu da kanıtı.

Albümü belki onuncu dinleyişim ama her defasında aynı ikilemi yaşıyorum. Her defasında kesinlikle en çok Fear’ı sevdim sanıyorum, My Nights Are More Beautiful Than Your Days’e kadar.

Uzun zamandır tamamını bu kadar beğendiğim, görselliğinden şiirsel sözlerine; depresifliğinden umut vaadine bu kadar uyumlu ve tamamlayıcı bulduğum bir albüm olmamıştı. Her şeyiyle didik didik etmenizi şiddetle tavsiye ettiğim bu albüm yolculuğunun sonuna geldik, umarım siz de bu seyahatten benim kadar zevk almışsınızdır.

THE END OF THE F***ING WORLD

Özellikle Black Mirror 4. sezondan sonra tam hepimiz Netflix’ten nefret etmeye başlamış, tatil günlerimizi “Abi Netflix çok bozdu ya.” tadında geçirmeye başlamıştık ki The End of The F***ing World bir son şans olarak karışımıza çıktı.

20 dakikalık bölümleri bir nefeste biten kara mizah yüklü bu dizi ait olabilecekleri bir yere ulaşmaya çalışan iki ergen Alyssa ve James’in macera dolu yolculuğunu konu alıyor. Wes Anderson sinemasını andıran görüntüleri ve konuya başarıyla iliştirilmiş mizahı bir yana; beni en çok heyecanlandıran bu görüntülerle birleşmiş mükemmel soundtrack’ler oldu tabii. Gönül isterdi ki bu şarkıları dizide kullanıldıkları anlar ile beraber paylaşabileyim, ama belki de böylesi daha iyidir. Belki de kendini arayan bu iki gencimizin aslında milenyum çağına ait olmadıklarının bir işareti olan bu liste, sizi Alyssa ve James’i yolculuklarında yalnız bırakmamaya teşvik edecektir:

4 ADIMDA AHMET KAYA’DAN THE SMITHS’E

“Dünya küçük” ya da bilimsel söyleme şekliyle, “dünyadaki her insana en fazla altı adımda ulaşabilirsin” derler. Söyledikleri doğru ya da yanlış ama insanlar arasındaki bağlantıları incelemeyi hep merak etmişizdir. Tabii konu müzik olunca bu bağlantıları takip etmek çok daha eğlenceli bir oyuna dönüşüyor. Biz bu oyunu çok oynuyoruz ve bu sefer 4 adımda Ahmet Kaya’dan The Smiths’e ulaştığımız bu akışa sizi de davet ediyoruz:

Rakı masalarında hep bir ağızdan söylenen şarkıların sahibi, ülkücülerin gizli sevdası Ahmet Kaya ile yola başladık:

Efkarlı masaların vazgeçilmezlerinden olan bu düetin altına Selda Bağcan, Ahmet Kaya ile beraber imzasını atmıştı:

Bu insanlar Selda Bağcan’ı nereden tanıyor da biz dinleyememişiz dememize neden olan en büyük olaylardan biri kendisinin 2016 Primavera Sound’da sahne almasıydı şüphesiz:

Aynı sene aynı festivalde sahne alanlardan biri de hepimizi kederden kedere sürükleyen Radiohead’di:

Ve Radiohead yakın zamanda The Smiths’in buram buram Smiths kokan bu şarkısını coverlamıştı:

YENİ ŞARKI: SON FECİ BİSİKLET – MODERN ZAMANLAR

Gün içinde, yeni albümden bir şarkı sızdıracağını Facebook sayfasından duyuran Son Feci Bisiklet, bizi yeni bir şarkı beklentisine sokmuştu. Vakit geldiğinde ise karşımıza daha önce Sofar Sounds İstanbul‘da dinlemiş olduğumuz Modern Zamanlar’ın albüm kaydı çıktı. Ocak ayından beri gelmesini beklediğimiz yeni albüm Vesaire‘ye sayılı günler kalmış; bakalım.