IN A RELATIONSHIP

DEV KEDİ: LIZZY CAPLAN

Munis… Tatlı: Kariyeri Freaks and Geeks‘te küçük bir rolle başlayan Lizzy “Kim bu kocaman gözlü kız?” sorusunu geniş kitlelere ilk kez Jason Mraz‘ın “You and I Both” klibindeki rolüyle sordurdu.

Kedi Canını Senin: Janis Ian! Bu rolü aldığında Mean Girls‘ün en kült gençlik filmlerinden biri olacağını tahmin edebiliyor muydu bilinmez ama bir anda dünyanın dört bir tarafında “Mean Girls’deki gotik kız” olarak tanınır oldu. Siyah kostümleri, üzerine çok konuşmamayı tercih ettiği geçmişi, içindeki intikam ateşi ve her durumda verdiği mükemmel cevaplarla kalbimize edindiği yeri başka bir rolle değiştirebilir mi sorusu hala cevabını bekliyor.

lizzy kaplan

Seni İkna Edeceğim: Mean Girls’den bu yana birçok yapımda kendine yer bulan Lizzy’i önce True Blood‘da, şimdilerde de Masters of Sex‘te iddialı sahnelerde görüyoruz. Akıl almadığını söylemek zor ama bizimkisi gerçekten gönül ilişkisi.

ESAS OĞLAN: RICHARD AYOADE

Fakir Ama Gururlu: Norveçli bir annenin ve Nijeryalı bir babanın oğlu olan Richard Ayoade oyunculuk kariyerine Cambridge Üniversitesi’nde hukuk okurken kısaca “Footlights” olarak bilinen drama klubüne katılarak başlamış. Daha sonra kısa filmler çekip senaryolar yazarak sinema kariyerine devam etmiş olmasına rağmen bir çoğumuz kendisiyle 2006 yılında The IT Crowd dizisi yayınlanmaya başlayana kadar tanışmamıştık.

Biz Sevişiyoruz: Dizisinin popülerleşmesi ve Arctic Monkeys, The Last Shadow Puppets, Yeah Yeah Yeahs, Kasabian, Super Furry Animals gibi gruplar için klipler çekmesiyle tanınırlığı artan yönetmen’in kalplerimizi çaldığı asıl projesi 2010 yılında yayınlanan Submarine oldu.(Bu filmin soundtracki de yakın arkadaşı Alex Turner tarafından hazırlanmıştı.) Submarineden sonra hepimize kendisinin çok iyi işler yapma potansiyeli olduğunu düşündüren Richard Ayoade, böyle düşünmekte ne kadar haklı olduğumuzu göstermekte gecikmedi. Geçtiğimiz sene birçok büyük film festivalinde gösterilen filmi The Double, gerçekten “olmuş” bir yönetmenin elinden çıkmış bir filmdi. Dostoyevski’nin “Öteki” adlı kitabından uyarlanmış bu filmi izlememiş olan herkese yakın zamanda izlemelerini şiddetle tavsiye ediyoruz.

Bitmesin Bu Rüya: Röportajlarındaki tatlı, utangaç tavırlarıyla kalplerimizi bir kez daha çalan Richard Ayoade, yakın zamanda bir de kitap yayınladı. Genç oyuncu/yönetmen/yazar’ın şu an üzerinde çalıştığını bildiğimiz yeni bir film yok fakat The Double’ın tadı damağında kalan takipçiler olarak iyi haberlerini dört gözle bekliyoruz ve yakın zamanda yeni bir projeyle tekrar karşımıza çıkmasını umuyoruz.

DEV KEDİ: LOUISA ROSE ALLEN

Munis… Tatlı: 18 yaşında The Institute of Contemporary Music Performance için Londra’ya taşınmasının ardından Foxes ismiyle sahne almaya başlayan Louisa Rose Allen için ilk single tarihi 2012 yılıdır. Onunla tanışma sebebimiz Youth yayınlanmıştır.

Kedi Canını Senin: Youth ile dans müzik yapımcısı Zedd‘in dikkatini çeken Louisa, vokallerini üstlendiği Clarity ile en iyi dans kaydı grammy’sini kapar. Bu sayede Sony Music ile yolu birleşir ve ilk albüm Glorious ortaya çıkar. Albümden Let Go for Tonight ile bazı kalpler geri verilmeyecesine Louisa’nın eline geçmiştir.

Seni İkna Edeceğim: Daha ilk albümünde bu kadar ses getirmesi tesadüfü değil. Yaptığı müziği güzel yapmasının yanında yüzüne bakana bir daha bakma isteği uyandırmasıyla daha kendisini uzun süreler elektronik pop sahnesinde göreceğiz.

ESAS OĞLAN: JAKE BUGG

Fakir Ama Gururlu: Ya da şöyle söyleyelim, genç ve gururlu. Zira Nottingham’ın bağrından kopup gelen bu asi ve sevimli genç doğalı henüz 20 yıl olmuş. Kendisine Mercury Records ile anlaşma yolunu açan performansı, 2011 yılında Glastonbury‘de BBC Introducing Stage’de gerçekleşti.

Biz Sevişiyoruz: İlk albümünün ardından kendisi hakkında dışı Alex Turner, içi Bob Dylan yorumları yapıldı. Ve albümden çıkan single’lar Lightning Bolt ve Two Fingers ile İngiltere listelerinde iyi bir iş çıkardı sevgili Jake Bugg.  Aralarında Ellen DeGeneres ve Jay Leno’nun da bulunduğu bir sürü TV programına konuk olarak da popülerliğine popülerlik kattı. 2013 Kasım’ında yayınladığı ikinci albümü Shangri La genel olarak pozitif yorumlar aldı. Albümün ilk single’ı What Doesn’t Kill You ile pek çok yeni insana ulaşan Jake Bugg’ın çalmadığı festival ise neredeyse kalmadı. Sahnede gitarıyla olan ilişkisi ve Cara Delevigne‘e yazıldığı konuşulan Broken‘ı icra ederkenki içli halleriyle nice genç kızları (ve erkekleri) kendisine hayran bıraktı.

Bitmesin Bu Rüya: Kendisi genç olduğu kadar çalışkan da. Geçtiğimiz bahar aylarında yeni şarkılar üzerinde çalıştığını söyleyen fakat “Ne zaman hazır olacağından asla emin olamamak da bu işin güzel yanı dostum.” şeklinde kaçamak yanıtlarla olası bir yeni albümün çıkış tarihine değinmekten kaçınan Jake Bugg, tekrar prodüktör Rick Rubin ile çalışıp çalışmayacağı sorusuna ise gülümseyerek cevap verdi (orada değildik ama muhtemelen gülümsemiştir o, utanınca öyle yapıyor). Üçüncü bir albüm çıkaracağını ise temmuz ayında doğruladı. Biz de yeni albümü çıkana kadar anılarla yetiniyoruz ve kendisini dinlerken bolca gülümsüyoruz.

DEV KEDİ: ELLY JACKSON

Munis…Tatlı: Takvimler 2009’u gösterirken taş gibi bir çıkış albümüyle, La Roux‘nun görünen yarısı olarak hayatımıza girdi. Quicksand, In For The Kill, Bulletproof derken arka arkaya patlayan şarkılarıyla anında listelerin başına, bizim de kalbimize yerleşti. Bunlar yetmezmiş gibi tepesine diktiği turuncu saçlarıyla, androjen görünümüyle, İngiliz aksanıyla ayrı ayrı kendisine hasta etti. (daha&helliip;)

Esas Oğlan: Jake Johnson

 Çirkin adam karizması

Fakir Ama Gururlu: Vitray sanatçısı annesinin soyadını ve motorsiklet kazasında ölen amcasının ismini alarak hayata bir sıfır yenik başlayan Jake‘in yaşamı talihsizliklerle doludur. Liseden atılır fakat neşesi enerjisi sayesinde yılmaz okula geri döner ve ‘komik çocuk‘ maskesi ile Chicago’da hayata tutunmaya çalışır. Hayatına bir yol çizer, NYU‘da yaratıcı yazarlık derslerinin ardından soluğu Los Angeles’ta alır. Oyuncu olacaktır.

Biz Sevişiyoruz: New York ve Los Angeles arasında mekik dokuyarak Upright Citizents Brigade Theatre‘da komedi şovlarını sürdürdüğü sırada asıl mesleği yazarlığa eğilen Johnson, daha sonra Eric Edelstein ile bir komedi ikilisi oluşturur ve başarılı skeçlerini, The Big Bang Theory‘de Howard Wolowitz karakteri ile tanıdığımız Simon Helberg prodüktörlüğünde televizyona satmayı başarırlar. Fakat kendini seyirciye tam anlamıyla ilk defa 2009’da Micheal Cera ve hiçbir kalıba sokamadığımız Charlyne Yi ile Paper Heart‘da gösterdi diyebiliriz. Bunun yanı sıra 2006-2010 yılları arasında bir çok filmde yardımcı ve misafir rollerde görülen Johnson, neredeyse tüm yapımlarda yakışıklı başrol oyuncusunun ‘tehdit oluşturmayan’ kankası rolündedir. En iyi örneği Ashton Kutcher ve Natalie Portman‘lı No Strings Attached‘de görebilirsiniz.

 
Bitmesin Bu Rüya: Her aktörün voleyi vurup topu doksana attığı bir dönüm noktası vardır. Yıl 2011 olduğunda Jake Johnson, New Girl’de kendi hayat hikayesine inanılmaz derecede benzeyen Nick Miller rolüne büründü. Zoey Deschanel ile onu ilk başta yakıştıramayanlar şu sıralar Nick Miller adına bloglar, fan pageler açmakla meşgul. Televizyon izleyicisi tarafından müthiş bir karizmaya sahip olduğu iddia edilen Jake Johnson, kadınların pek de bayıldığı çağımızın popüler ‘huysuz ve tatlı adam‘ tanımının karışılığı. Başarılı televizyon projeleri ardından, filmlerde başroller de gelir. Bu yıl Jake Johnson‘ı The Pretty One isimli yapımda başrolde göreceğiz.
.

Dev Kedi: Lenka Kripac

a.k.a Windows 8 Girl…

Munis… Tatlı… : Kendi ülkesinde aldığı oyunculuk eğitiminden sonra yine kendi ülkesinde bir dizide oynayarak girdiği eğlence sektöründe yönünü biraz değiştirerek müzik yapmaya karar veren Avustralyalı şarkıcı Lenka Kripac geçmişi için yeterli bir özet. Decoder Ring grubu ile yaptığı müziklerde de başarılı olsa da solo kariyere başlaması ona yeni kapıları sonuna kadar açtı.
.
Kedi Canını Senin: Kendi ismiyle çıkardığı albümünden özellikle The Show ve Trouble is a Friend ile Moneyball, Grey’s Anatomy gibi bir çok dizi ve filme konuk oldu. Güzel sesinin yanında güzelliği ile de bir çokların ilgisini çekti. İkinci albümü Two‘dan Everything at Once, Windows 8 tanıtımı için seçilince de bu senenin bu şarkıyı kim söylüyor sorusunun en çok cevaplanan ismi oldu.
.
Bu Konuda Seni İkna Edeceğim: Aynı zamanda güzel sanatlar eğitimi olan LenkaWindows 8 ile gelen bilinirliğini kullanabilirse yeni yapacağı işlerle adından bol bol bahsettireceği kesin. Tabi bu ara kendine verdiği annelik izninin bitmesini hep beraber bekleyeceğiz.
.

Esas Oğlan: Jack Huston

Daha ne olsun


Fakir Ama Gururlu: Anne ve babasından dolayı gerek Hollywood’a gerekse İngiliz aristokrasisine yabancı olmayan Jack Huston, oyunculuk camiasında Angelica Huston’ın yeğeni olarak tanınmaya başlandı. Daha önce birkaç projede yer alsa da ilk ciddi çıkışı 2006 tarihli Factory Girl ile oldu.

Biz Sevişiyoruz: Keşfedilmesi ne yazık ki biraz zaman alan Huston bu sırada, Ernest Hemingway’in romanından uyarlanan The Garden of Eden, Shrink, Boogie Woogie ve The Twilight Saga: Eclipse‘de rol aldı. Yeteneğinin hak ettiği ilgiyi görmesini sağlayan adımı ise Boardwalk Empire‘a katılarak attı. Dizinin en iyi kurgulanmış karakterlerinden biri olan Richard Harrow’un travmatik savaş anılarına rağmen içinde taşıdığı çocuksu duygusallığı takdire şayan bir şekilde gösteren Huston, alkışları toplamakta gecikmedi.

Bitmesin Bu Rüya: İlerleyen zamanlarda kendisini Boardwalk Empire’ın yanı sıra birkaç filmde de izleyeceğiz. The Sopranos’un yapımcısı David Chase’in Not Fade Away adlı filminde, 1960’larda müzik grubu kurmaya çalışan bir grup gençten biriyken, Michael C. Hall ve Daniel Radcliffe ile birlikte rol alacağı Kill Your Darlings‘de ise ünlü Amerikalı yazar Jack Kerouac’i oynayacak.

Dev Kedi: Olivia Munn

Doğu Batı sentezi ..

Munis… Tatlı…: Çinli bir anne ve Alman kökenli babadan bir güzellik harikası doğuyor 1980 yılında. Annenin, Olivia henüz 4 yaşındayken evlendiği Amerikan askerinin tayini Japonya‘ya çıkınca, güzel kızımız bu uzak doğu adasında modellik, mankenlik ve sunuculuk yaparak yaşamını sürdürüyor. Artist olacağım heyecanı ile yanıp tutuşan her güzel kızın yaptığı gibi Los Angeles’a taşınması ile de aktristlik kariyeri başlamış bulunuyor. Nefret ettiği G4 kanalında Attack of the Show isimli programın sunuculuğu işini bırakıp, film dizi camiasına atlıyor. Canlı yayınlar ona göre değil.

Kedi Canını Senin : Bir çok reklam filminde yer alıp, kusursuz yüz hatlarını seyircinin hafızasına kazıyor Munn. Japonya’da başladığı modellik kariyerini Birleşik Devletler’de de sürdürüyor. Onu Rob Schneider‘ın Big Stan filminde görüyoruz. Ardından bir korku filmi, Insanitarium. Yıl 2010 olduğunda Robert Downey Jr., Iron Man2‘deki rol arkadaşı Olivia Munn hakkında bol bol iltifatlar ediyor, onu yere göre sığdıramıyor.

Bu Konuda Seni İkna Edeceğim : The Daily Show kadrosuna girmesiyle en sert eleşiri okları ona yöneldi. Programın oldukça seksist bir yaklaşımla ona ekranda yer verdiği yönündeki eleştirilerden sonra onu bir daha programda göremedik. Bunun ardından bir çok büyük yapımda konuk oyunculuk da yapan Munn, The Babymakers’da kendine başrol buldu ve sahneyi Channing Tatum‘la paylaştı. Konuk oyuncu demişken, onu New Girl‘de görmek oldukça şaşırttı. Tarihe 2012 dediğimizde ise The Newsroom‘da finans haberleri spikeri oldu. İlk işi pek de sevmediği bir sunuculukken, bu yapımda tekrar spikerlik yapıyor olması adeta kaderin bir cilvesi. Kim bilir,belki de canlı yayın sunuculuğu olmadığı, Munn bu rolde rahattır.

Esas Oğlan: Eli Roth

Her işe yeten adam ..


Fakir Ama Gururlu: Tipik Yahudi bir ailenin pek başarılı evladı Eli filmlere, film çekmeye ve senaryo yazmaya çok meraklıdır. NYU‘da öylesine bir öğrenci iken çektiği ilk düzenleme film, kariyerinin ilerleyen kısımlarında kiminle çalışacağına dair bir ipucu gibidir: Restaurant Dogs; Reservoir Dogs’a ithafen. Onu NYU‘da film okumaya iten sebep ise, henüz 8 yaşındayken izleyip çok etkilendiği Ridley Scott imzalı Alien olmalı.

Biz Sevişiyoruz: Roth  birçok filmde aktör olarak bulunup, ne kadar başarılı olduğunu ispatlasa da kendisini daha çok yazarlık ve prodüktörlük sahasına adamış görünüyor. Endüstrinin yazarlık kolunda hızlı yükleşinde David Lynch ile tanışmasının katkısı çok büyük. Özellikle korku sinemasına odaklanan Roth sansasyonel senaryolu Hostel ile Doğu Avrupa ülkelerinin tepkisini çekmişti. Daha çok kamera arkası ile haşır neşir olan bu Massachusettsli abiye çoğumuz Inglorious Basterds’dan aşinayız. Donny “The Bear Jew” Donowitz rolü ile filmin ödül canavarı aktörleri arasına girmeyi başardı ve birçok ödüle layık görüldü.  

Bitmesin Bu Rüya: Senaryo yazıyor hatta çok çok yazıyor dedik. Kendisi 2013 yılını senaryoları ve yöneteceği yapımlarla parsellemiş durumda. The Last Exorcism II, The Sacrament, The Green Inferno bunlardan bazıları. 2012 yılında prodüktörlüğünü sırtlandığı ve yazarlığını yaptığı The Man With The Iron Fist oldukça başarılı kabul ediliyor. Russell Crowe ve Lucy Liu başrollerde, Eli Roth da tüm katkısının yanında bir de Wolf Clan rolünde.

Dev Kedi: Carey Mulligan

Yeni nesil Audrey Hepburn…

Munis… Tatlı…: Carey Mulligan 2005 yılında Pride & Prejudice‘teki performansıyla büyük yapımlara göz kırpmaya başlamıştı. Ancak kalplerimizi orta yerinden vuruşu 2010’da vizyona giren An Education‘a isabet ediyor. An Education’daki zerafetiyle ekranların ‘yeni Audrey Hepburn’ü tadında okkalı söylemleri ardına alan genç oyuncu, geniş bir kitlenin merakını tabii ki çekmeyi başardı. “I feel old, but not very wise” diyen diline, haline, tavrına tav olmak da farz oldu. Oscar ve Altın Küre adaylığı da peşi sıra geldi tabii.
.
.
Kedi Canını Senin: Mulligan, An Education’ın akabinde hızını kesmeden yoluna devam etti. Never Let Me Go‘daki performansıyla hayranlarına hayran kattı. Drive‘da Ryan Gossling‘le birlikte performans sergiledi. Shame‘de Michael Fassbender‘in karşısına geçti. Anlayacağınız ard arda sergilediği roller isabetli yapımcıların ve isabetli yönetmenlerin ellerinden öpüyordu. Giyimine kuşamına özen gösteren 1985 doğumlu minyon kızımız, kısa saçlı karizmatik kadınlar ekolüne dahil olmakta gecikmediğinden kelli tarzından da söz ettirir oldu. Marcus Mumford’la (Mumford and Sons) geçtiğimiz Nisan’da evlendiğini de belirtmeden geçemeyeceğim.
.
Bu Konuda Seni İkna Edeceğim: “Durmak yok yola devam!” kıvamında seyreden şirinlik abidesi Carey Mulligan, az zamana kallavi yapımlar sıkıştırarak sinema camiasını çoktan ikna etmişe benziyor. Keza kendisini önümüzdeki aylarda bir Coen kardeşler yapımı olan Inside Llewyn Davis‘te, Robert Pattinson eşliğindeki Hold on to Me‘de ve F. Scott Fitzgerald romanından uyarlama olan The Great Gatsby‘de izleyeceğiz. Leonardo DiCaprio‘nun da başrol aldığı The Great Gatsby’nin iştah kabartan “trailer”ıyla şimdilik yetiniyor ve beklemede kalıyoruz.
.

Esas Oğlan: Jesse Eisenberg

Yeni nesil “çekici”


Fakir Ama Gururlu: Okul yıllarından itibaren tiyatroyla içli dışlı olan Jesse Eisenberg, 2002’de Roger Dodger‘da rol alarak dikkatleri üzerine çekti. The Squid and The Whale‘de ise Hey You’yu yazdığını iddia ederek tüm “garip”liğiyle kalbimizde yer etti. Michael Cera ile birlikte yeni jenerasyonun “geek” kahramanları olarak anılmasına ise hiçbir itirazımız yok.

Biz Sevişiyoruz: 2000’lerin ikinci yarısının kendisi için oldukça hareketli geçti. 2009’da Adventureland ve Zombieland‘deki performanslarıyla adını geniş bir seyirci kitlesine duyursa da asıl bombası 2010’da David Fincher‘ın yönettiği The Social Network oldu. Kendisine En İyi Aktör dallarında Golden Globe ve Academy Award’da adaylık getiren Mark Zuckerberg rolü, Eisenberg’in genç yaşına rağmen ne kadar yetenekli olduğunun ve nerelere gelebileceğinin kanıtıydı. 2011’de Saturday Night Live‘ın sunuculuğunu yapması ise daha fazla Jesse Eisenberg görme fırsatı demekti.



Bitmesin Bu Rüya: Kendisini yakın zamanda Woody Allen‘ın son filmi To Rome With Love‘da “filmi tahammül edilebilir kılan faktör” olarak izledik. 2013’te gelmesi beklenen Now You See Me‘de Morgan Freeman ve Michael Caine gibi efsane isimlerle rol alacak.
.

Esas Oğlan: Seth Rogen

 Kaslı erkekleri çekici bulmayanlar buraya..

Fakir Ama Gururlu: Kanada’dan Las Vegas’a taşınmak sektörde farz olduğundan Seth Rogen işe bunu gerçekleştirmekle başladı. Küçük kulüplerde stand up yaparak geçinirken, sinema dünyasına hiç de komik olmayan bir filmle giriş yaptı. Şaşırtıcı ama gerçek, Donnie Darko.


Biz sevişiyoruz : En büyük yeteneğinin metin yazarlığı olması onu hızlıca büyük kadroların arasına soktu. Bir SNL bir The Simpsons tayfası kolay kolay insan almıyor tabii. Da Ali G Show ile başladığı yazarlık kariyeri Superbad gibi bir filmi doğurdu. Filmin prodüktörlüğünü de üstlendi. Seth Rogen‘ın oyuncu olarak ayakta durduğu film ise 2007 yapımı Knocked Up idi. Katherine Heigl ile birlikte rol aldı. Ardından 2008’de çok başka ve tehlikeli isimli fakat oldukça sevimli filmi ile karşımıza çıktı: Zack And Miri Make A Porno. Elizabeth Banks‘le çok yakıştılar ve bu kilolu adam gözümüze artık daha çekici gelmeye başladı.

Bitmesin Bu Rüya : Artık takip etmeye zorlandığımız kadar çok yapımda yazarlık yapan ve prodüktörlüğünü de bileğinin hakkıyla üstlenen Rogen, seslendirme dalında da aranan isimlerden oldu. Animasyonlarda ve fantastik filmlerde onun sesine aşinayız. Kung Fu Panda ve The Spiderwick Chronicles isimleri hafızanızı tazelemek için birer ipucu. En son 2011 yapımı Take This Waltz’de ve 2012 yapımı For A Good Time, Cal… ile perdeye dönen Seth Rogen‘ı önümüzdeki ay Barbra Streisand‘ın oğlu olarak göreceğiz. Filmin adı The Guilt Trip, trailer’ı ise şurada:

Dev Kedi: Jennifer Lawrence

Seksi, yetenekli ve bir süre daha buralarda


Munis… Tatlı… : Yapmak istediği şeyi bulma yolunda amigoluk, softball ve modellik gibi birçok alanda kendisini deneyen Jennifer Lawrence, hiçbir oyunculuk eğitimi almamasına rağmen 14 yaşında keşfediliyor. Televizyonda oynadığı küçük birkaç rol zamanla yerini sinemadaki yan rollere bırakınca “genç yetenek” olma macerası da başlıyor. Kendisinin 1990 doğumlu olduğunu kabullenmek için ise biraz zamana ihtiyacımız var.

Kedi Canını Senin: 2010 yılında Sundance Film Festival‘da En İyi Film ödülünü kazanan Winter’s Bone‘da üstlendiği başrol ile eleştirmenlerin dikkatini üzerine çekmeyi başarıyor. The Beaver ve Like Crazy gibi yapımlardan sonra ise X-Men: First Class serisinde Raven/Mystique olarak James McAvoy ve Michael Fassbender’ın yanında arz-ı endam eyleyerek oyunculuk kariyerindeki en sağlam adımı atmış oldu. Suzanne Collins’in ortalığı kasıp kavuran serisi The Hunger Games‘in sinema uyarlaması ile ise uluslararası izleyiciye kendisini tam anlamıyla tanıttı.

Bu Konuda Seni İkna Edeceğim: “Korku filmlerinde öldürülen sarışın kız”dan fazlası olduğunu kanıtlayan Lawrence’ı önümüzdeki yıllarda sık sık göreceğimiz aşikar: X-Men ve The Hunger Games serilerinin devam filmlerinde oyuncu kadrosuna dahil. “O zamana kadar bekleyemem” diyorsanız kendisini Türkiye’de 4 Ocak’ta gösterime girecek olan Silver Linings Playbook‘ta izleyebilirsiniz:

Esas Oğlan: Michael Pitt

                                                                              Bebek Yüzlüm


Fakir Ama Gururlu: Kendisini Hedwig and the Angry Inch, The Dreamers, Last Days ve Silk gibi oynadığı bağımsız filmlerden ya da daha da geriye gidersek bir dönemin unutulmaz dizisi Dawson’s Creek’den hatırlamak mümkün. Çoğumuz uzunca bir süre kendisinden, Leonardo DiCaprio’ya benzeyen çocuk olarak bahsettik.

Biz Sevişiyoruz: Her ne kadar Funny Games’in Amerikan versiyonu yerden yere vurulsa da, Michael Pitt istediği zaman tüyler ürpertici bir karakteri oynayabileceğini herkese kanıtlamış oldu. Hepimizin gönlünde taht kurması ise 2010 yılında başlayan Martin Scorcesese imzalı Boardwalk Empire ile oldu. 2 sezon boyunca hem güzel yüzünü hem de başarılı oyunculuğunu izledik.

Bitmesin Bu Rüya: Michael Pitt’in hayatımızında uzun soluklu olacağı belli. Bu sene içerisinde önce Prada’nın yüzü oldu daha sonra da sağlam kadrosuyla göz dolduran Seven Psychopats’de yer aldı. 2013’de ise  You Can’t Win ve 179th Street ile kendisini izleyemeye devam edeceğiz.

 

Dev Kedi: Elizabeth Banks

Her role giden kadın ..

Munis… Tatlı..: Spider Man 2′de tipik gözlüklü sekreter imajlı Betty Brant‘ı hatırlayan var mıdır? Biz Elizabeth Banks’i  2006 yılında Scrubs izleyip kahkahalara boğulurken fark ettik. Hayallere boğulan JD‘nin yanlışlıkla hamile bıraktığı güzel doktor Kim Briggs olarak karşımıza çıkmıştı. Güzel sarışın kadın, küçük düşürücü komik rollerde oynamaz düşüncemizi yerle bir etti. Sacred Heart Hospital onunla güzelleşti.

Kedi Canını Senin : 2008’e geldiğimizde oldukça ürkütücü ismi ile bir anda dikkatleri toplayan ‘Zack And Miri Make A Porno‘ bizlere ateşle barutun yan yana durmayacağını hatırlattı. Kendisi burada Miri rolüyle rahatlığını konuşturup Scrubs‘la oluşturduğu seyircisinin beğenisi bir daha kazandı. Seth Rogen ile bizi önce bolca güldürüp ardından da sıkı bir romantik komedinin içine sürükleyen Banks, bizden biriydi.

Bu konuda seni ikna edeceğim : Ödül azmanı 30 Rock televizyon dünyasına girdiğinde Elizabeth Banks‘in bir daha hayatımızdan çıkmayacağı kesinleşmiş oldu. 2 Emmy ödülünü evine götüren Banks, ardından da The Hunger Games performansı  ile ciddi de olabileceğini gösterdi. Hali hazırda The Hunger Games : Catching Fire çekim aşamasında. Banks devam filminin kadrosunda.

Esas Oğlan: Aaron Paul

Zamanı gelmişti


Fakir Ama Gururlu: 17 yaşında katıldığı uluslararası modellik ve yetenek yarışmasında ikinci olduktan sonra yavaş yavaş oyunculuk dünyasına dahil olmaya başladı. Biz onu, yabancı hayranlarının aksine, reklamlarda oynadığı küçük rollerle değil de Korn‘un Thoughtless videosunda itilip kakılan sarışın çocuk olarak tanıdık.

Biz Sevişiyoruz: Veronica Mars, The X-Files ve 3rd Rock From the Sun gibi birçok dizide konuk oyunculuk yapan Paul, 2008’de Breaking Bad‘in başlamasıyla kariyerinde, muhtemelen kendisinin de tahmin etmediği, yepyeni bir döneme girdi. Birinci sezonda ölmesi planlanan Jesse Pinkman‘ı 5 sezondur canlandıran Paul, başarılı oyunculuğu sayesinde 2010 ve 2012 yılında En İyi Yardımcı Oyuncu dalında Emmy ödülünü kazanarak hak ettiği takdiri de görmüş oldu.
.
Bitmesin Bu Rüya: İyi bir aktör olmasının yanı sıra eğlenceli hali ve tavrıyla da kalbimizi çalan Aaron Paul’un keşfedildiğini söylemek artık yanlış olmaz; zira kendisi Esquire‘ın “Gelecek Vadeden Aktörler” listesine girmeyi hak ettiğini çoktan kanıtlamıştı. Paul’u en yakın zamanda, Sundance Film Festival‘ın bu seneki favorilerinden Smashed‘de izleyeceğiz. Evli ve alkolik bir çiftin bağımlılıklarından kurtulma hikayesini anlatan filmin trailer’ı bile heyecanlanmamız için yeterli.
.

Esas Oğlan: Armie Hammer

 Senin gülüşüne kurban 


Fakir Ama Gururlu: Aktör olmaya karar verip okulu bırakanlar kervanının son üyelerinden Hammer, önceden bankacı bir ailenin kendi halindeki yakışıklı çocuğuydu. Güzel yüzünü Gossip Girl, Veronica Mars, Desperate Housewives gibi büyük yapımlarda göstererek seyircinin kalbine, yönetmenlerin ise kadro listesine yüksek hızda giriş yaptı. Henüz üçüncü filmi olan Billy: The Early Years‘da başrol alarak karşımıza çıkması daha sonra olacakların habercisiydi.

Biz Sevişiyoruz: Justin Timberlake‘li The Social Network‘te ona biraz gıcık olsak da kusursuz fiziğine tam oturan Harvard Kürek Takımı‘nın yıldızları Winklevoss İkizleri rolü ile sayısız ödüle aday olan Hammer sadece görüntüden ibaret olmadığını kanıtladı. 2011 de Clint Eastwood imzalı J.Edgar‘da Leonardo DiCaprio ve Naomi Watts ile sahne alarak Holywood basamaklarını üçer beşer çıkmaya başladı.

Bitmesin Bu Rüya: Gülüşünü seyre doyamadığımız pek naif Hammer, bu sefer karşımıza her filminde bambaşka birine dönüşen Johnny Depp ile geliyor. The Lone Ranger, başrolünü Depp ile paylaşacağı 2013 tarihli yeni filmi. Beyaz şapkalı,siyah maskeli kovboyumuz ta kendisi. Yine büyük bir isim, yine büyük bir yapım Armie Hammer‘ın adını dilimizden düşürmeyeceğimizin garantisi.

Dev Kedi: Lena Dunham

Taze kan…


Munis… Tatlı… : 1986 doğumlu olan Lena Dunham gerçek bir New Yorker; annesi Laurie Simmons fotoğraf sanatçısı, babası Carroll Dunham ise ressam. Sanat camiasının içine doğan Lena Dunham, anlayacağınız hayata önde başlayanlardan. ABD’nin prestijli okullarında eğitim hayatını geçiren Dunham, üniversite yıllarında çektiği kısa metraj videolarla dikkatleri de üzerine çekmeye başlıyor. Yaratıcı yazarlık diplomasını kaptıktan sonra da sahalara “taze ve cesur kan” olarak ciddi manada atılıyor.
.
Kedi Canını Senin: 2010 yılında kendi yazıp çektiği Tiny Furniture ile “günlük” kıvamındaki işleriyle adından çok bahsettireceğinin sinyallerini veren Dunham’ın en tatlı yanı şirin/sevimli kadın olmak için kasmıyor oluşu. İlk tanıştığınızda yer yer irite olabileceğiniz rahatlık, açıklık ve aşırı doz doğallıkla var oluşunu sürdürüyor. Kendisine karşı duyduğumuz ilgi ve merakın temel sebebi Girls‘te, anne-babasının harçlık vermeyi kestiği beş parasız, tombul vücutlu, işsiz, Brooklyn’de “hip” arkadaşlarıyla birlikte hayata tutunmaya çalışan genç bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Erkek arkadaşının seks fantezilerine, girdiği işlerde dikiş tutturamayışına, ailesine karşı mızmızlanmalarına, hayal kırıklıklarına, orgazm problemlerine ve yine bunların ayarında hayatın tam orta yerinden pek çok şeye tanıklık ediyoruz. Dunham ile kurduğumuz ortaklık zevk veriyor. Zira dijital ortamdan paylaşımcılığın dibine vurduğumuz hayatlarımızla, Girls’te olup bitenler arasında bağ kurabilmemiz adına çok sebep var. Sex And The City‘nin yeni jenerasyon versiyonu olarak nam salan Girls, tutunma hikayelerinin en komik ve havalılarından.
.
Bu Konuda Seni İkna Edeceğim:  Lena Dunham, hatrı sayılır bir kitleyi anlatım şeklinin doğallığı ve içtenliğiyle çoktan ikna etmişe benziyor. “Jenerasyonunun sesi” titrini gerçekten hak edip etmiyor oluşunu ise zaman içinde hep birlikte tecrübe edeceğiz.
.

Esas Oğlan: John Krasinski

Sevmemek mümkün değil


Fakir Ama Gururlu: “Ailenizle tanıştırmaktan çekinmeyeceğiniz çocuk” imajıyla dikkat çeken John Krasinski, üniversite yıllarını tiyatro, edebiyat ve spor üçgeninde geçirmiş. Akademisyen olma yolunda ilerlerken fikir değiştiriyor ve 2000 yılında Late Night with Conan O’Brien‘ın senaryo ekibine katılıyor.

Biz Sevişiyoruz: Birçok dizide konuk oyuncu olarak rol alsa da keşfedilmesini sağlayan proje tabii ki The Office. Jim Halpert, dahice denilebilecek eşek şakaları ve görmezden gelinemeyecek sevimliliği ile daha dizinin başında, favori şapşallar listesine kendisine yer ediniyor. Gül cemalini başka nerelerde göreceğimizi merak ediyorduk ki arayı çok açmadan Jarhead, Away We Go ve It’s Complicated‘da rol alıyor.


Bitmesin Bu Rüya: Çok değil, birkaç hafta sonra vizyona girecek olan Nobody Walks ile kendisini alışkın olduğumuzdan daha farklı bir rolde izleyeceğiz gibi görünüyor. 2013’ün ilk aylarında vizyona girecek olan Gus Van Sant imzalı Promised Land‘de ise senaryosunu birlikte yazdığı Matt Damon ile arz-ı endam eyleyecek.