LİSTE

OST #58: BİR ZAMANLAR INDIE’DE

“Eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı.” deseler de gayet eskiye rağbet ediyoruz. Bir kısmımız şu zamanlar gençliğinin baharını yaşasa da (umarız yaşayabiliyorsunuzdur) bazılarımız 30‘larına merdiven dayadı. Şimdiden uyaralım bu OST’mizdeki şarkılar 10 – 15 yıllık. Sonradan bu şarkının çıkışını ben çok iyi hatırlıyorum nasıl 10 – 15 sene geçmiş diye kendinizi Galata Kulesi‘nden atmaya çalışmayın. Buyurun güzel güzel dinleyin;

SALI PAZARI: 31.07.2018

İşte, haftanın en sevdiğimiz günü. Bir salı gününde daha tezgahlarımızı açtık. Bu hafta bize yeni keşifleri ve janr tanımayan müzik zevkiyle In the Void‘un kurucusu Sibel Engingök de konuk oldu. (Kendisiyle daha önce şöyle konuşmuştuk.) Spotify playlisti en aşağıda. Peki, siz bu aralar neler dinliyorsunuz?

(daha&helliip;)

TOP 10: THE KOOKS

Gençliğimize doğan gruplardan The Kooks sevgimizi kelimelere dökmek çok zor. Onun yerine daha zorunu deneyeceğiz. 31 Ağustos’ta yayınlayacakları 5. albüm Let’s Go Sunshine öncesi en sevdiğimiz 10 şarkısını listelemeye çalışacağız. Buyurun bizimle The Kooks Top 10’unu geri sayın;

10. Around Town

2014 yılında çıkan Listen albümünün açılış parçası listemizi de açan parça oldu. The Kooks hissiyatına ilerleyen şarkılarda ulaşacağız ama bu farklı parçayla listemizi açmak istedik.

9. Down

Kooks şarkılarında her ne kadar davul arka planda kalsa da bu şarkıda öyle güzel öne çıkıyor ki kulak kesiliyoruz.

8. Seaside

Listemizde bol bol ilk albüm Inside In / Inside Out‘tan şarkı göreceğiz. Ne kadar güzel bir albümdün sen.

7. All the Time

Yeni albüm 31 Ağustos’ta yayınlanacak olsa da şimdiye kadar yayınlanan şarkılar bizim oldu bile. Yeni albümün umut vadeden parçası listemizde 7 numarada yer buldu.

6. She Moves In Her Own Way

İlk albümdeki umutsuz romantik triplerinin tavan yaptığı şarkı ile kalplerimiz zamanında iyi çalınmıştı.

5. Bad Habit

Belki bu kadar yukarıyı hakketmiyor ama umutsuz romantik imajını yıkmak için çıkan albümden en belalı şarkı burada kendine yer edindi bile.

4. Junk Of The Heart (Happy)

Grubun sesi Luke Pritchard’ın vokali ve hafif cızırtısıyla bir başyapıt.

3. Ooh La

Pretty deyişiyle bile şarkı bir adım öne çıkıyor. Tabii şarkının geri kalanı da çok güzel.

2. Always Where I Need to Be

The Kooks’tan dört dörtlük bir brit-rock örneği.

1. Naive

2005 yılında yayınladıkları ilk albümden The Kooks’u dünyaya tanıtan şarkıyı 1. yapamadan edemedik. Zaten grubun bu kadar beğenilmesinde şarkının çok güzel olmasının da bir payı var.

SALI PAZARI: 03.07.2018

Salı Pazarı için tekrardan tezgahlarımızı açtık ve yine çok güzel şarkılarla karşınızdayız. Bu hafta konuklarımız Brek ve Agency‘nin solisti Numan.

BREK’İN TEZGAHI

Nihil Piraye ve Mispis gruplarıyla çalıp söyleyen Brek‘in yakın geçmiş müzik tarihinde neler var diye merak ettik.

Ariel Pink – Picture Me Gone

Ariel Pink kendi “umursamaz kaybetmişlik mizahı” evreninde dolaştıkça, bende hüzün dolu bir hayranlık uyandırmaya devam edecek. Kendisi bildiğim kadarıyla “müzik videosu” konusunu pek sevmese de Grant Singer ile kurmuş olduğu uzun vadeli ortaklığın meyvesi olan bu klip “gönül yarası” mahiyetinde.

Connan Mockasin – Faking Jazz Together

Connan Mockasin üzerine düşünerek hatırı sayılır bir zaman geçirdiğimi düşünüyorum. Klip ile beraber ortaya bir “ruh pornosu” çıktığını söylemek hadsizlik olmaz umarım.

Chris Cohen – As If Apart

Chris Cohen’in progressive/kraut yaklaşımı ve şeffaf müziği bana melankoliyi ve tehlikeyi aynı anda hissettiriyor. Tekinsiz ama çocuksu, bi taraftan da saykodelik tarafı var.

David Byrne – A Soft Seduction

Sanırım ortaokuldayken okula gitmeden önce sabah çok erken kalkıp MTV izlerdim, ya da radyo dinlerdim. Yanılmıyorsam bu şarkı o dönemde zihnime girip yıllarca gizlenip, son dönemde Spotify Haftalık Keşif sayesinde karşıma çıktı. Alışılagelmiş bi David Byrne şarkısı olmadığı aşikar. Tebessüm ederek ağlatanlardan.

İbrahim Özgür – Son Nefes

1920’lerden jiletli Türk tangosu zerafeti. Işığa doğru yürüten.

NUMAN’IN TEZGAHI

İstanbul sahnesinin Post-Punk ahalisi deyince akla gelen gruplardan Agency‘nin vokali Numan’a bu aralar neler dinliyorsun diye sorduk.

Kim Wilde – You Keep Me Hangin’ On

Bir yandan şarkıyı dinlerken diğer yandan yorumlarda bir kadının (bu durumda Kim Wilde) açık giyinmeden de ne kadar seksi olabileceğini tartışan, takdir ve tebriklerini sunan evrensel Anadolu gençliğinin yorumlarını okumak çok eğlenceli.

Hall and Oates – Out of Touch

“Biz 70 kiloysak 69’u ruhtur.” diyor aslan yeleli Daryl Hall.

Hall and Oates – Maneater

Maneater denince aklıma çapkın bir kadından çok “adam yiyen orta saha” geliyor. Dünya Kupası’ndan dolayı olsa gerek. Out of Touch ile beraber bu aralar dilime dolanan bir diğer Hall and Oates şarkısı.

Arctic Monkeys – Four out of Five

Sözleriyle, klibiyle, akılda kalıcı gitar riff’iyle mükemmel. Başıma bir şey gelmeyecekse yeni albümü de çok beğendim.

Büyük Ev Ablukada – Çıldırmıcam

Sabahın 5’inde sıcak yatağınızda yatıyor olmak yerine kendinizi havalimanında bulduğunuzda art arda 10 kez dinlemek çıldırmayı önlüyor. Kesin bilgi.

İnce’nin Seçim Şarkısı: Türkiye Tamam Diyor

Onlar kazandı ama biz haklıydık.

EGE’NİN TEZGAHI

Rico Nasty – Oreo

Soundcloud Rap iyiden iyiye uçsuz bucaksızlaşan bir alt türe dönüşürken Rico Nasty, onca rapper’ın arasında bir yıldız gibi parlıyor. Özellikle benim gibi kadın rapper’lara ayrı bir sempati besliyorsanız Rico Nasty’nin adı gibi “nasty” ve gaz mı gaz müziğine tutulacağınızın garantisini veriyorum. Bütün haftam albümünü döndürerek geçti.

St. Vincent – Fast Slow Disco

MASSEDUCATION ile pop’a daha da bir göz kırpan St. Vincent’ın bir sonraki albümü bunun gibi olacaksa ben varım diyorum.

Palmiyeler – Kalbim Seni Arar

Palmiyeler’in yeni albümüyle hala tanışmadıysanız geç kalmış sayılmazsınız. Bütün yazı başka bir şey dinlemeden geçirebilirsiniz ama.

Peter Gabriel – Lay Your Hands On Me

Çağının ötesindeki bu Peter Gabriel şaheseri de benden tüm The Americans sevenlere gelsin. Şu dizinin underrated’lığı beni çok üzüyor yahu.

BURÇAK’IN TEZGAHI

Jorja Smith- Where Did I Go

Uzun ya da kısa herhangi bir duraklama döneminden sonra üzerinden bir ay geçmiş albümleri yeniymişçesine dinleme listelerinde döndürüyor insan. Tam da bu sebeple Jorja Smith imzalı Where Did I Go birkaç haftadır yeni müzik kategorimdeki şarkılardan biri.

St. Vincent- Smoking Section

Son zamanlarda Avaz ahalisi olarak havalı bulduğumuz kadın vokallerden sıkça bahseder olduk. Hiç değilse kendi adıma etkisinden çıkamadığım kadınlardan ve müziklerden biri.

Lynette Williams- Au Revoir

Mevsim şartları, bulunduğunuz yaş aralığı, hayata hareket katmak ya da sadece artık sıkıldığınız için uzun bir süredir dinlediğiniz müzik türüne ara vermek isteyebilirsiniz. Sonra Lynette Williams gibi biri gelir ve her şeyi başa döndürür.

Jay Z & Kanye West feat Frank Ocean & The Dream- No Church In The Wild

Son yılların belki de en zengin ve popüler dörtlüsünü içeren bu şarkıyı rap dünyasına uzaklığıyla tanınmış ben bile hayranlıkla hatırlıyorum.

AHMET’İN TEZGAHI

Yüzyüzeyken Konuşuruz – Sandal

Geçtiğimiz hafta Gece Gezmesi dahilinde olan Yüzyüzeyken Konuşuruz konserdeydim. Ne Farkeder Yüzyüzeyken Konuşuruz’cusu olan beni farklı şarkılarıyla da etkilediler.

Claptone – Stay The Night (feat. Tender)

Yeni çıkardığı albüm Fantast ile sonunda şans verdiğim bir isim Claptone beni şimdiye kadar beklediğime pişman etti. Buyrun Alman diskosuna;

Brek – Dead Dance

7 Temmuz’da ilk albümü TV Juice‘u yayınlayacak Brek’in Dead Dance ile hüzünlere dalıyorum bu aralar.

Toplu Spotify listesi de hemen aşağıda;

SALI PAZARI: 26.06.2018

İstanbul’daki konserlerin ve ülkedeki genel havanın etkisinde kaldığımız bu hafta yine modumuza uygun olarak kulağımıza takılanları, keşiflerimizi, dinleye dinleye doyamadıklarımızı ve yeni çıkanları listeledik. Ne olursa olsun hayat devam etmek zorunda, keyifli dinlemeler:

GÖRKEM HAN’IN TEZGAHI

Sleep Party People – 4th Drawer Down

Bir kaç gün önce yayınlanmış olmasına rağmen sanırım 100 kere dinlemişimdir. Özellikle piyanonun tonu beni benden aldı. Çok fazla şey anlatıyor bu şarkı.

James Vickery – Until Morning

Youtube’da bir kanalda keşfettim bu sanatçıyı. İnanılmaz bir performans.

Dusky, Pedestrian – Spruce

Çok çok iyi vokal melodileri. İlk dinlediğim anda bağladı beni. Bu ara takıntım.

RY X – Salt

Acid’in üyelerinden biri kendisi. Mükemmel bir sound. Mükemmel bir ses. Çok güzel yerlere götürüyor insanı.

Burial – Rodent

Her gün bir kez daha aşık oluyorum Burial’in müziğine… Sanırım benim için müzikte en üst noktadaki kişilerden birisi.

HANDE’NİN TEZGAHI

NoMBe – Wait

Benim için Almanya’nın yeni incisi. Kendisinin hâla patlamamış olmasına fazlaca içerlemiş bulunmakla beraber sene sonuna kadar kendisini benden sık sık duyabilirsiniz.

Amy Winehouse – Rehab

Yılın belirli dönemlerinde Amy Winehouse damarım kabarır. İşte, bu aralar öyle bir dönemdeyim.

Franz Ferdinand – Always Ascending

Bu sene yayımlanan albümün hastası olmakla beraber açılış şarkısının güzelliğini yeni yeni keşfediyorum. (Az önce bu şarkının single olduğunu öğrendim. Huzurlarınızda Franz Ferdinand’dan tekrardan özür diliyorum)

of Montreal – it’s different for girls

Kadınlar hakkında yazılmış en gözlemci şarkı olduğunu düşünüp bazı noktalara katılmıyorum. Melodi ise ha-ri-ka!

EGE’NİN TEZGAHI

Brek – Dead Dance

Brek’ten her ne kadar biraz geç haberim olsa da sizlerle tanıştırmasam içimde kalacaktı. Brek, yerel sahnede pek çok albümün prodüktörlüğünü yapmış olan Berk Sivrikaya’nın uzun zamandır evinde tek başına yaptığı, çoğunlukla karanlık hissiyatlı şarkıları gün yüzüne çıkarma isteğiyle hayat bulmuş bir proje. Kendisi yapım sürecinde kıyamet, rüyalar ve çocukluk gibi imgelerden ilham aldığını söylemiş, bu açıdan ilk single Dead Dance ile yapmak istediğini başardığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Akla doğrudan John Maus ve Ariel Pink’i getiriyor Dead Dance. Kapağın da cuk oturduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Albümü 7 Temmuz’da çıkıyormuş, bekliyorum heyecanla.

Massive Attack – Daydreaming

Dünkü müthiş konserden sonra ara ara olduğu gibi yine Massive Attack’a sarmasam olmazdı. En sevdiğim şarkıları olmasının yanı sıra, ismine bu kadar uyan başka bir şarkı daha var mıdır merak ediyorum.

Ben Rath – Anything is Possible

Bandcamp’in derinliklerinde kaybolduğum bir gün keşfettiğim Ben Rath’ı daha çok insana ulaştırma zorunluluğu hissettim dinlediğim gibi. Özellikle Tim Hecker tarzı ambient sevenler kaçırmamalı.

Saska – Adasuzın Turalım

Saska’yı hatırlar mısınız? 2005 tarihli albümleri Tingla, sonunda Spotify’a gelmiş! Göktürkçe trip-hop/dub’ın dünyadaki, sanıyorum ki, tek örneği olarak albüm yeniden keşfedilmeyi bekliyor. Bu diyarlardan çıkmış en özgün işlerden biri olduğu su götürmez.

Nas – Adam and Eve

Nas’ın yeni albümünde bana eski Nas’ı hatırlatan tek şarkı bu. Albüm hayal kırıklığı ama şu şarkı tek başına kaç yıllık beklentime değdi sanki.

Christina Aguilera – Pipe

Bu da eski Xtina’yı özleyenlere gelsin o zaman.

AHMET’İN TEZGAHI

Gorillaz – Hollywood feat. Snoop Dogg & Jamie Principle

Gorillaz ve Snoop Dogg birlikteliği her zaman işe yarıyor. Hayal kırıklığına uğratan bir albüm duysam da bu şarkı günü kurtarıyor.

The Kooks – All The Time

Kooks yeni bir albümle geri dönüyor. Let’s Go Sunshine ismini verdikleri albümle asiliklerini bir kenara bırakmış gibiler. En azından All the Time için;

The Kinks – Sunny Afternoon

Ortalıkda The Kinks tekrar toplanıyor söylentisi dönüyor. Kulaklarım da bu fırsatı ıskalamıyor.

Görkem Han – Turn Back Time

Görkem Han, The Journey of a Thousand Miles isimli EP’sini yayınlayı bir ay geçmiş şimdiye kadar dinlememiş olmak ise benim ayıbım. Turn Back Time ise şimdilik favorim.

Grimes – Oblivion

Şu şarkıdaki rastgelelikti beni kendine çeken.

Caribou – Sun

Yaklaşan bir Caribou konseri var ama tek sevdiğim şarkısı (ama çok) bu olduğu için gidip gitmeme konusunda büyük hesaplar içerisindeyim. Neyse şimdilik bu güzelliğe kulak kabartalım.

CEMRE’NİN TEZGAHI

Julien Baker – Turn Out The Lights

Gerçekten bu ülkede sadece 24 saat boyunca bile mutlu ve umutlu hissetmek mümkün değil sanırım. Yine de “There’s always tomorrow I guess“.

Massive Attack – Safe From Harm

Konserin etkisinden çıkamayanların biri de burada.

Jorja Smith – Don’t Watch Me Cry

Haftalık Keşif listelerimi neredeyse hiç dinlemem. Son dinlediğimde Blue Lights vardı listemde, çıkalı henüz bir hafta bile olmamıştı. Şimdi Jorja’nın koskoca bir albümü var. Sırf kendisini hiç zaman kaybetmeden dinleyip sevmeye başlamamı sağladığı için bile bile sonsuza kadar Spotify’cı olabilirim.

Edis – Roman

Bir hafta Türkçe Pop’a düşmeden duramıyorum, “Uzaktan sevilir mi bir asır” deyip nakarata girerken sizin de kalbiniz hızlanıyor kabul edin.

The Carters (Beyoncé & JAY-Z) – 713

Çıktığından beri dönüp dönüp bu albümü dinlemeyi bırakamadım. JAY-Z’nin figüran olmadığı tek şarkıda, sadece nakaratla bile rol çalabilmiş Beyoncé. “Ain’t no way to stop this love/Ain’t no space if everything is lovekısmıyla beni alıp neredeyse Destiny’s Child zamanlarına götürüyor.

BUSE’NİN TEZGAHI

maNga – 1000 Parça (feat. Kamufle, Joker, Tankurt Manas, Fate Fat, Dj Hırs)

Manga’nın yeni video klibi 1000 parça yayınlandı. Takibinde olduğumuz isimler Kamufle, Joker, Tankurt Manas, Fate Fat ve Dj Hırs’ın iş birliğinde hazırlanan 1000 Parça’nın klibi konser görüntülerinden oluşuyor.

Şarkıların hepsi de toplu olarak hemen burada:

OST #56 ATIN BENİ DENİZLERE

Kimimizin tüm yıl boyu beklediği, kimimiz içinse işkenceden farkı olmayan yaz mevsimine nihayet giriş yapmış bulunuyoruz. İtiraf ediyorum! Ben de oturduğum yere yapışıp kalmalara, toplumdaki her bir bireyin kokusunu ayırt edebilecek kadar çok solumalara rağmen bu mevsimi seviyorum. Bu sevgide çok etkili iki sebep var: Birincisi bedenlerimizi saran ağır kazakların yerini alan tiril tiril kıyafetler, ikincisiyse sık sık yaşanan bavul hazırlama fasılları.

Hepimizin hayatında iki günlük tatile çıkarken yanına alacağı çantayı hazırlaması bile saatler süren insanlar vardır. İşte ben o insanlardanım. Belki siz de öyle! Bu OST’yi dolabın karşısına geçip kıyafetlerini dansıyla hareket ettiren güzel insanlara adıyorum. Umuyorum tatilleriniz de bavul hazırlama seanslarınız kadar keyifli geçiyordur.

SALI PAZARI: 19.06.2018

Haftanın en sevdiğimiz günü. Bildiğiniz üzere her hafta salı günü o hafta en çok döndürdüğümüz, müptelası olduğumuz parçaları sizlerle paylaşıyoruz. Kısa bir ara vermiştik, şimdi geri dönüyoruz. Avaz ekibi olarak dinlemeden duramadıklarımızı bu hafta tekrardan sizin için toparladık. Buyrun bakalım:

(daha&helliip;)

OST #55: LAHMACUN FESTİVALİ

Bahar bitiyor yaz geldi artık. Haziran’ın ilk hafta sonunu geride bıraktık. Normalde festival sezonunu açmış bile olmamız lazım ama nerede. Cidden bu müzik festivalleri nerede? Tabii ki bunun bütün suçunu organizatörlere atacak kadar cahil ve kötü niyetli değiliz. Sonuçta siz de biz de biliyoruz böyle organizasyonlar için ne gibi zorluklarlar çıkarıldığını veya zorluklarla karşılaşıldığını. Yine de Rock’n Coke’larla One Love’larla büyümüş bir nesil için sahneden sahneye koşmalı festivaller gözümüzde tütüyor. Neyse biz OST’mize geri dönelim. Lahmacun’un yanında gelen şöyle buz gibi bir ayran hissiyatı veren şarkılarımızla Lahmacun Festivali‘ne davetlisiniz.

OST #54: DOLARIN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ

Bu sabah siz de aklınızı kaybedip “ben zaten 50 liralık alıyorum” insanının IQ’suna düşmeyi dilediniz değil mi? Çaresizce virgülden sonraki rakamların artışını izlerken yine en iyi bildiğimiz işi yaptık; bu problemimize de bir playlist hazırladık. Moral düzeltmeyi başarabileceğini sanmıyoruz ama en azından her sabah sürpriz rakamlara uyanmaya alışmaya çalışırken yanınızda olacak. İyi dinlemeler.

SALI PAZARI: 22.05.2018

Bu hafta da ne dinlediysek hepsi Salı Pazarı’nda, her hafta yenisi çıkan playlistlerimize göz atmayı unutmayın!

Ahmet’in Tezgahı

Roisin Murphy – All My Dreams

Hem Moloko ile hem de yaptığı solo albümlerle seviyeyi arşa çıkaran Roisin Murphy biraz savsakladıktan sonra tekrar form tutmaya başlamış. All My Dreams ise kanıtı.

Pharell Williams x Camila Cabello – Sangria Wine

Şarkının iyi mi kötü mü olduğuna karar veremedim ama insanda tekrar dinleme isteği doğurduğu kesin. Beyine değil de kalçaya hitap ettiğinden olabilir. Buyrun dansa;

Metric – For Kicks

Sevdiğiniz grupların albümlerine geri döndüğünüzde “ben bunu nasıl atlamışım” kontenjanı her zaman olur. Pagans in Vegas’tan bu kontenjana bir aday For Kicks;

Ladyhawke – Magic

2000’lerin müziği anlatılırken atlanmayacak bir isim Ladyhawke bu hafta hep kafamda döndü durdu. 2008 çıkışlı kendi ismini taşıyan albüme bu şarkıdan sonra geçiş yapabilirsiniz.

Nova Norda – Boşver!

Nova Norda çıktığı yolda ilk klibini yayınladı. Arkasına aldığı rüzgarla İstanbul alternatif sahnesinin önemli isimlerini de yanında görmek mümkün.

Hande’nin Tezgahı

Eleanor Friedberger – I Don’t Want to Bother You

Kendisinin yeni albümünü henüz dinlememiş olmanın utancını yaşıyorum. İçinde bulunduğum ısınma turunda ise favori şarkısı bana eşlik ediyor.

Wye Oak – I Hope You Die

Sevdiceği tarafından kandırılmış, hayalleri yıkılmış, acı çeken herkese gelsin. İsmi fazlasıyla manidar.

Best Coast – The Only Place

Yaza “hoşgeldin” şarkım. Her sene bu dönemlerde bu şarkıyı döndürerek önümüzdeki güneşli günlere saygı duruşunda bulunuyorum.

Editors – Cold

Editors’ın bu seneki albümü Violence bu hafta en çok dinlediğim uzunçalardı. Tarzlarını normalde pek sevmesem de bu albümü çok beğendim. Açılış kaydı ise bu senenin “en” şarkılarından biri oldu benim için.

Cemre’nin Tezgahı

Frank Ocean – Close To You

“But we’re getting older baby/How much longer baby?” kimseyi bu kadar üzmeye hakkın yok Frank Ocean.

Cardi B – Be Careful

Yeni klibiyle birlikte bütün hafta loop’ladığım şarkılar arasına tekrar girdi. Konuş Cardi, hepimiz için konuş!

J. Bernardt – The Question

Balthazar‘ı ne kadar sevdiğimi herkes bilir, dolayısıyla J. Bernardt konseri için çok heyecanlıyım. Bütün hafta albümü onlarca kez dinledim, bugünkü favorim bu şarkı:

Carly Rae Jepsen – Making The Most Of The Night

Tüm zamanların tartışmasız en iyi pop albümü. Her şarkıyı en az bir kez paylaşmış olana kadar burada görmeye devam edeceksiniz, bu seferki de bu parça:

DJ Koze – Baby (How Much I LFO You)

En sevdiğim 2018 albümü sorulunca bir saniye bile düşünmüyorum.

Bütün şarkıları bir arada bulabileceğiniz playlist için şöyle buyurun:

SALI PAZARI: 15.05.18

BURÇAK’IN TEZGAHI

Courtney Barnett – Sunday Roast

11 Mayıs 2018 müzik sektörünün en bereketli günlerinden biriydi şüphesiz. Arctic Monkeys ve Beach House birçok yeni ürünü gölgede bıraksa da Courtneyy Barnett’ın yeni teklisi Sunday Roast  gözümden kaçmadı. Benim için hiçbir şey git gide heyecanımızı yükselten bu teklilerden birini gölgede bırakamadı.

Arctic Monkeys – Four Out of Five

Bir albümden diğerine koştuğumuz, kulaklarımızın bayram ettiği bir dört gün geçirdik. Dinleme süreci bir bu kadar daha sürecek gibi duruyor, sürecin ortasından bildiriyorum: En çok bunu sevdim.

Pale Honey – Lay Your All Love on Me

Kendileri kadar güzel gözüken iki albüm çıkarmış bu grubu ben yeni keşfettim. Önceden bilenleriniz varsa bu köşeye alalım, yoksa tanışmak için bir başka köşemizde buluşma sözü alalım sizden. Bu ABBA cover’ı küçük bir başlangıç olsun.

HANDE’NİN TEZGAHI

Arctic Monkeys – One Point Perspective

Evet, beklediğimiz an geldi. Yeni albüme kavuştuk. Yerlerde sürünen beklentilerimi karşılayan bir albümle dönmelerinin yanı sıra bu şarkıya fazlasıyla bayıldım.

Beach House – Dive

Senenin en güzel albümü ile karşı karşıyayız. Geçen Cuma yayımlandığından beri son Beach House albümünü dinlemeden duramıyorum. Bu şarkının sonlarına doğru gelen davul ve gitar melodisi ise beni benden alıyor.

HalfNoise – All That Love Is

Paramore’un son albümüne olan bağımlılığımın bittiğini düşünüyorum. Davulcusunun EP’sine takıntılıyım bu aralar.

Of Montreal – Plateau Phase/No Careerism No Corruption

Kevin Barnes’ın sesi bende her daim rahatlatıcı bir etki bırakıyor. Son albümdeki her şarkıyı tek tek elden geçiriyorum.

BERNA’NIN TEZGAHI

Loreen – Euphoria

Her ne kadar ülkemizde artık pek bir anlam ifade etmese de(hepimizi nostaljik hissettirmesi dışında), Avrupa’da hala bir kısım insanın heyecanla takip ettiği o etkinlik: Evet Eurovizyon! (Bir zamanların) Kutsal Eurovizyon haftasında eski favoriler de yad edilir tabii, işte, 2012 yazında ünü Eurovizyon’u aşıp pek çok ülkede hit olmuş, insanın tüylerini diken diken eden, benim de favorilerimden biri:

Athena – For Real

Ve Türkiye’nin yarışmadaki en iyi şarkılarından biri, benim de bu hafta boyunca döndürüp döndürüp dinlediğim;

Leon Bridges – Georgia to Texas

Bütün bunların arasından sıyrılan bu haftanın keşfi ise tınılarıyla sizi geçmişe götürecek olan, ikinci albümü henüz çıkmış olan Leon Bridges, soul sevenler buraya;

AHMET’İN TEZGAHI

LSD – Audio feat. Diplo, Sia, Labrinth

Bu süper gruptan beklentilerim çok yüksekti. Önce Genius sonra da Audio ile daha da yükseldi. Bırakın Diplo, Sia, Labrinth sizi de ele geçirsin.

Arctic Monkeys – The Ultracheese

Tabi bütün hafta sonu döndürmelere doyamadığım yeni Arctic Monkeys’den bir parça gelecekti. The Ultracheese, mükemmel albüm sonu şarkılarına (505 istisnası) bir yenisini eklettiriyor.

Lykkle Li – Time In A Bottle

Yalan söylemeyeceğim Lykkle Li’nin I Follow Rivers’tan başka güzel şarkı yazamayacağını düşünüyordum. Bu şarkıyla beni şaşırtacakken cover olduğunu öğrenmemle önyargılarıma tekrar sımsıkı tutundum.

Bat For Lashes – What’s A Girl To Do

Zaman zaman akla düşen şarkılar kategorisinden.

Büyük Ev Ablukada – Güneş Yerinde

Hakkettiği değeri görmeyen albümün hakkettiği değeri görmeyen şarkısı.

Toplu bir Spotify listesini de şöyle bırakalım;

SALI PAZARI: 01.05.18

Salı günü oldu mu bayram da olsa Avaz çalışıyor. Bu haftanın seçimlerine böyle buyurun;

Burçak’ın Tezgahı

Angel Olsen- Never Be Mine

Bu yılın kış dönemi eve kapanışını sonlandıracağım konser nihayet geldi. Bu hafta açılış tezgahımı çok sevdiğim Angel Olsen parçalarından birine ayırıyorum.

Jonathan Wilson- Loving You

Daldan dala zıplayarak yeni keşifler peşinde koştuğum günlerden birinde, geçtiğimiz hafta dinleyicileriyle paylaştığı There’s a Light teklisi sayesinde Jonathan Wilson müziği ile tanışmış bulundum. Loving You ile bu aralar çokça duymak istediğim çeşitliliği bana dinletip hissettirerek gönlümü kazandı kendisi.

Julie London- Show Me the Way Go Home

Birçok kimseler tarafından “Late Night Jazz” olarak nitelendirilen Julie London müziği bana güneşli bahar sabahlarını çağrıştırıyor daha çok. Tam da bu yüzden nihayet bahara kavuştuğumuz bu haftalar Julie London dinlemelik bana göre, özellikle de Show Me the Way Go Home dinlemelik.

Ege’nin Tezgahı

Bat for Lashes – Sunday Love

Natasha Khan’ın bu şarkıdaki vokali ne stres bırakıyor, ne anksiyete, ne bir şey.

Janelle Monae – Screwed (feat. Zoe Kravitz)

Janelle Monae’nin yeni albümü, ilk iki albümünün aşırılığından, ve hatta yer yer dağınıklığından ve yoruculuğundan bir hayli uzak; fakat yine o kadar dolu dolu, o kadar özgün ki bunu Monae’den başkası yapmış olamaz diyorsunuz. Prince’e modern bir saygı duruşu niteliğinde. İlk üç albümü de bu kadar muazzam olan sanatçı azdır.

Santigold – Shove It

Santigold’un ilk albümü 10 yaşına girmiş. Bu vesileyle albümü ne kadar çok sevdiğimi tekrar hatırlamış oldum. Bir gram eskimemiş.

Azealia Banks – Anna Wintour

Azealia’nın yeni şarkısı arada kaynadı gibime geliyor. Kendisi her ne kadar sevilesi bir insan olmasa da hip-hop ve house’u böylesine iyi bir vokalle daha başarılı bir şekilde harmanlayan biri daha yok.

GAS – Pop 3

Sonar’a gidemeyip GAS’i kaçırdığım için bir hayli üzgünüm. Kafamı kaşıyacak vaktimin olmadığı şu günlerde bu albüm harika bir çalışma arkadaşı oldu.

Iron Maiden – The Loneliness of the Long Distance Runner

Aynı zamanda Iron Maiden’a sardığım tuhaf günler geçiriyorum. Somewhere in Time benim baştan sona en sevdiğim Maiden albümü ve bence Powerslave ile birlikte grubun müzikal açıdan zirvesi. …Runner’a yapılan haksızlığı ise aklım almıyor. Geçen Youtube’dan baktım ve şarkının resmen canlı kaydı yok yahu.

Ahmet’in Tezgahı

MØ – Waste of Time

MØ’nün ortaya çıkış şarkılarından Waste of Time ile ilk albümüne geri dönüş yaptım. Kadın zamanında çok yüksekten girmiş onu tekrardan fark ettim.

Computer Magic – Ordinary Life (Message From an A.I. Girlfriend)

Geçtiğimiz günlerde yeni albüm haberini verdiğimiz Computer Magic, bu albümden Ordinary Life’a bir video yayınlamış. İzleyin, dinleyin, sonra da bana teşekkür edin.

OST #53: YEMEK YAPARKEN

Geçenlerde ev arkadaşım benden yemek yaparken dinlemelik playlist önerisi istediğinde aklıma düştü bu OST’yi yapmak. Avaz ahalisi olarak o kadar OST hazırlamıştık (tam olarak 52 tane), DNS ayarları değiştirmekten muhabbete kitleyen taksiciye kadar pek çok aşırı elzem meseleye playlist adamıştık ama yemek yaparken dinlemelik bir playlist yapmak aklımıza gelmemişti. Bugün itibariyle hem kendimiz için hem de sizler için bu büyük eksikliği gidermiş bulunmaktayız. Üstelik hem makarna yaparken hem de dev sofralar hazırlarken dinlenebilsin istedik; pek uzun, pek dolu, pek güzel oldu. Biz de yapınca fark ettik ki Bora Uzer, Alvvays ve Jazmine Sullivan’ın ortak noktası, yemek yaparken çok iyi gitmeleriymiş. Afiyetle dinlensin o zaman! (Yazmasam içimde kalacaktı.)

SALI PAZARI: 10.04.2018

Tezgahlarımız sizler için ardına kadar açık. Siteyi açarsınız bir, dinlersiniz bin olur. Öyle iddialıyız.

BERNA’NIN TEZGAHI

Johnny Marr – Easy Money

The Smiths’in gitaristi Johnny Marr grubun dağılmasından sonra başka gruplarla ve solo olarak çalışmalarını sürdürdü. 2014’te çıkan bu şarkısı ile adeta kendinden gençlere nasıl alternatif rock yapılır, onu öğretiyor. Tecrübe farkı.

Los Porcos – Do You Wanna Live?

Hem kimse bilsin istemediğimiz, hem de bu güzelliği herkes duysun dediğiniz olur değil mi? Hem giderim, hem ağlarım misali; bu grubu buraya bırakıyorum üzülerek ama dinleyenlerin seveceğine inancım tam.

LEISURE – Know You Better 

Seni daha yakından tanımak isterim yiğidim dediğiniz kişilere gönderin, bu iş bitsin dedirten şarkı:

France Gall – Elle, elle l’a

Fransızca olan her şeye bayılıyorum! France Gall kanaatimce en iyi chanteuse française hem de adı bile ‘Fransa’.

Not: Bu şarkı sağda solda duyulup sevilen ama adı bilinmeyen şarkılar arasında en az Top 20’ye oynar.

AHMET’İN TEZGAHI

Calvin Harris, Dua Lipa – One Kiss

Geleneksel Calvin Harris şenliklerinde onur konuğu Dua Lipa olmuş. Funk’ı arkasında bırakan Calvin Harris kaldığı yerden devam ediyor.

Kate Nash – Life In Pink

Geçmişimin kadın vokalleri birbiri ardına geri dönüyor. Bu sefer Kate Nash Life In Pink ile geri döndü. Geçmiş zaman tadını almak isteyen için burada.

Miles Kane – Looking Out My Window

Bir Tom Jones cover’ı şarkı yanıyor. Hazır Arctic Monkeys albümü yaklaşırken şöyle bir etrafında dönelim.

Oh Land – Kun for Nu

Bir proje için yaptığı müzikleri Spotify’da paylaşan Oh Land’ten sizi uzaklara alıp götürecek bir parça.

Şarkıların hepsini toplu bir şekilde bulabileceğiniz playlistimiz de hemen burada:

TOP 10: ESKİ TÜRKİYE – YENİ TÜRKİYE

Belki yalnızca geçmişi anarken iyi olanı hatırlamaya yatkın oluşumuzdan, belki de bundan 20 sene önceki Türkiye ile bugün arasında dağlar kadar fark oluşundan son zamanlarda eski güzel günleri anmak epey moda oldu. Tabii biz de bu akımdan nasibimizi aldık ve bu modayı kendi ilgi odağımıza çektik. Acaba dünden bugüne Türkiye’de popüler müzikler ve klipleri nasıl değişti diye düşünmeye başladık. Aklımıza gelen isimler çok kısa sürede kahkahalar ve üzülmeler eşliğinde beynimizden fırladı. İşte son 20 yılda Türkiye’de neler yaşandığının -en azından müzik sektöründe- kısa özeti:

10) Hakan Peker – Bir Efsane (2016) vs. Bir Efsane (1998)

Üzülerek söylüyoruz ki Hakan Peker’in 2016 yılında Bir Efsane şarkısına çektiği klip günümüzün en “cesur” kliplerinden. Müziğinin değişmemesi her ne kadar iyi bir şey olmasa da bu liste için bu istikrarı iyi bir şey olarak görüyoruz sanıyorum.

9) Petek Dinçöz – Foolish Kazanova vs. Kabusun Olurum

Ülkemizde çizgisini korumayı başarmış nadir şarkıcılardan biri de Petek Dinçöz. Sürekli olarak partnerine tehditkar mesajlar gönderiyor anladığımız kadarıyla. Her ne kadar bir neslin kötü İngilizce öğrenmesinde etkili olsa da biz onu pullu abiyeler içinde değil de liseli kıyafetleri ile dans ederken görmeyi tercih ediyoruz.

8) Sezen Aksu – Seni Yerler vs. Vay

Sezen Aksu hem en neşeli hem en kederli geçmişi anma anlarımızda üzücü bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. İzmir deliliğini özledik minik serçe, duy sesimizi!

7) Hadise – Sıfır Tolerans vs. Sıfır Tolerans (Akustik) 

Konsepte pek uymuyor gibi gözükse de bu içeriğin bir yanı bize günümüzde medyanın kadın bedenine karşı ne kadar “hassas” olduğunu gösteriyor. Hal böyleyken Hadise, Sıfır Tolerans klibi ve klibe gelen eleştirilere karşı sağlam duruşu bir nebze içimizi rahatlatmıştı. Peki neden akustik klibinde siyah beyazlarla rengini yitirip bizi üzdün Hadise? Biz hala arkandayız.

6) Teoman – Duş vs. Tuzak

Evet biliyoruz, Teoman serseri doğdu serseri ölecek. Ama 2004 yılında gazetelere “Teoman’dan Erotik Şarkı!” manşetleri attıran Duş ile bizim gibi geçmişin güzel tozlu sayfaları arasında dolanan Tuzak’ı bir tutmak mümkün mü? Yine de günümüz koşullarında yine Teoman olarak kaldığı için kendisini tebrik ediyoruz.

5) Serdar Ortaç – Dansöz vs. Posta Güvercini

Dansçı kızsız bir Serdar Ortaç ne kadar Serdar Ortaç’tır?

4) Mustafa Sandal – Aşka Yürek Gerek vs. Aşk Kovulmaz

Sanıyoruz hiçbirimiz onu önü açık gömleğiyle dans ettiği kliplerden sonra montuyla karda yürürken görmeyi hayal etmiyordu. Ama oldu. Arkadaş ortamında Mustafa Sandal dansı izlemek dışında seçeneğimiz kalmadı gibi gözüküyor.

3) Tuğba Ekinci – O Şimdi Asker vs. Türkiye’nin Aslanları

Tuğba Ekinci’nin askerliğe olan bakışını değiştirmesine sevindik. Yıllar kendisine politik bir yaklaşım katmış olsa gerek.

2) Tarkan – Hüp vs. Beni Çok Sev

Oryantal dansıyla ortalığı sallayan, spagettili öpüşmelerden french kiss’e bir zamanların çocuk ve ergenlerini şoka uğratan Tarkan’ı bir klipte damatlıkla görmek gençlik hayallerimizde yoktu tabii. Yalnız ufak bir noktayı kaçırmışız arkadaşlar: Megastarlar da baba olur. Ve hayat gençlik anılarımızın yüzüne büyük bir tokat atar.

1) İsmail Yk – Bombabomba.com vs. Meyhoş oldum

Kuvvetle muhtemel Tarkan’ı bu listenin ilk sırasında bekliyordunuz, en azından biz öyle bekliyorduk. Ancak hayat sürprizlerle dolu. Umuyoruz bir sürpriz sebebiyle sonumuz online ilişki sitelerinden pencere önünde bakışmaya sürüklenen İsmail YK gibi olmaz.

SALI PAZARI: 03.04.2018

Bir salı akşamını daha aylardır sürdürdüğümüz geleneğimizle kapatıyoruz, geçtiğimiz hafta yeni-eski ne dinlediysek hepsini sıraladık, bir de playlistte toparladık. Size de keyifli dinlemeler!

CEMRE’NİN TEZGAHI

She Past Away – Rituel

Sırf “yerli” olduğu için en iyi ihtimalle ortalama denecek işlerin övüldüğünü gördükçe hala yeterince takdir edilmediğini düşündüğüm bazı harika gruplar geliyor aklıma:

Tame Impala – List Of People (To Try And Forget About)

Let It Happen’ın ilk yayınlandığı gün dün gibi aklımda ve hala B-Sideları da dahil her şarkıyı aynı keyifle dinliyorum, ne güzel albümsün Currents.

The Veils – Sign of Your Love

The Veils’ın son albümünü asla bu kadar sevemediğim ve aynı albümü döndürüp dururken diğerine elim gitmediği için biraz suçlu hissediyorum ama harika bir albüm, ne yapabilirim ki:

The Weeknd – Call Out My Name

İtiraf ediyorum, gerçekten her dinleyişimde “Konuş be Abel!” diyorum ciddi ciddi sesli olarak:

BERNA’NIN TEZGAHI

Sports – Someone You’d Rather Be Dating

Basit ama ilgi çekici grup adı, basit ama duygulara tercüman olan sözler. Arşivinizde her zaman bulundurmanız gereken, her duyguduruma uygun alternatif pop şarkılardan nadide bir tanesi.

Edis – An

Edis’in ilk albümünün en en güzel şarkısı. Çıktığı günden beri dönüp dönüp dinliyorum.

Cairokee – Abdel Qader (cover)

Eski şarkılara çok düşkünümdür ve onların yeniden yorumlanmalarını sevmem. ANCAK bu tabumu kesinlikle yıkan işte bu şarkıdır. Yılların Abdelkader’i, Süheyl ve Behzat tarafından korkunç bir versiyonu bile yapılmıştı, ama asla bu denli tüyleri diken diken edecek kadar güçlü olmamıştı.

EGE’NİN TEZGAHI

Kacey Musgraves – Slow Burn

Last.fm’e göre Kacey Musgraves’in son albümü Golden Hour’u 233 kere skroplamışım ve albüm çıkalı daha beş gün falan oluyor (Evet, hala last.fm kullanıyorum). Bu seneyi geçtim, son birkaç senedir hiçbir albümün bu kadar bağımlısı olmamıştım. Hep burun kıvırdığım country ile diğer türleri nasıl bu kadar doğal bir şekilde harmanlamış, nasıl böylesine su gibi melodiler ortaya çıkartabilmiş, albümdeki hem hüzünlü hem neşeli nostaljik havayı nasıl yakalayabilmiş, gerçekten hayretler içinde dinliyorum her seferinde. “Bir albüm dinledim, hayatım değişti” durumu söz konusu. Albümün ilk şarkısını şöyle bırakıyorum, zaten devamını da dinlemek istemekten alıkoyamayacaksınız kendinizi. Bu güzellikle herkesin tanışması gerek.

Rain Lab (Da Poet & İdil Meşe) – Rosetta’s Song

Rain Lab’in uzun zamandır merakla beklediğim EP’si sonunda çıktı ve asla hayal kırıklığına uğratmadı. EP’deki favorim Rosetta’s Song, bana Burial’ın işlerini hatırlattı; bir de işin içine İdil Meşe’nin yumuşacık vokaliyle saksofon girince muazzam bir şey çıkmış ortaya.

Bütün bu şarkıları topladığımız playliste de şöyle ulaşabilirsiniz:

OST #52: ALKOL ZAMMI

İstanbul’da hayatın pahalılığından şikayet etmeyen kaldı mı? En temel gıda ürünlerinden tutun konserlere ve ev kiralarına kadar her şeyin ateş pahası olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Alım gücümüz yerinde sayarken zamlara doyamıyoruz. Hafta sonu geldi mi özellikle bir şeyin pahalılığı bizi (ve eminiz ki sizi de) pek bir üzüyor. Doğru bildiniz: Alkol. “Evde pre-drinkimi yaparım, mekanda da bir bira içerim” kafasıyla bile geceyi ucuza kapatmak pek mümkün değil artık maalesef. Bize sorsanız biz de Babylon’da 33’lük Becks’e 27 lira verirken 60 cent’e marketten birasını kapan Almanları kıskanmak veya arkadaşımızı “Carrefour kapanmadan gelirken bir Sava alsana” diye darlamak istemezdik. Peki şartlar böyleyken ne yapacaktık? Tabii ki bir playlist hazırlayacaktık. En azından bir kez evde kendi birasını yapmayı düşünmüş olanlara gelsin bu güzide OST’miz. (Tabii yapanlara da gelsin, size saygımız gerçekten sonsuz.)