OST

OST #26: SOĞUK DUŞ ETKİSİ (ESMİYOR)

Cehennem sıcağının ülkeyi dört bir yandan sardığı Ağustos ayının sonlarına yaklaşırken bu dönemde bizi mutlu eden bazı şeyler hakkında bir playlist yapalım dedik. Peki “Cehennem Sıcakları Starter Pack” tadında olan bu bizi mutlu eden şeyler neydi: soğuk su, deniz, rüzgar, havuz, soğuk su, gölge, maden suyu, Churchill (soda-limon), soğuk duş, soğuk su, vantilatör, tavan pervanesi, buz gibi bilimum asitli içecekler, soğuk su, CEREYAN, ıslak mendil, soğuk su, sıcak olmayan su ve böyle şeyler… Evden çıkmak bir yana dursun bir gölge altında sigara içmek bile imkansız gibi bir şey. İşte böyle zor günlerde hislerinize tercüman olup içinize sular serpiştirecek serinletici bir liste yaptık sizlere.

OST #25: LOVEWINS

Lady Gaga 2012’de kaldı, Miley Cyrus’un da yeni queer ikonu olmak için yemesi gereken bazı (fırınlar dolusu) ekmekler var. Peki ama Amerika’da eşcinsel evliliğin yasallaştığı, hem de Pride İstanbul’a saatler saydığımız şu anları müziksiz geçirmenize izin verir miyiz? Asla.

Aşkın şekli şemali, doğrusu yanlışı, güzeli çirkini yok. Ve bize sorarsanız gay şarkıların da. Tam da bu sebepten klişeleşmiş gay marşlarına alternatif playlist hazırladık. Aşksa aşk, müzikse müzik, gökkuşağıysa gökkuşağı.

OST #24: YEMESENE ŞAPŞAL!

Siz de son zamanlarda anlamlandıramadığınız renkli toplar gördünüz mü orada burada? Bu soruya iki türlü cevap verilebilir ve ikisi de evet. Ya henüz tanışmamışsınızdır ve her yerde bu renkli topları görüyorsunuzdur ya da tanıştığınız için her gözünüzü kapadığınızda bu renkli toplar önünüzde beliriyordur. Neyle mi tanışmaktan bahsediyorum? Tabi ki yeni internet sansasyonu “agario“dan. İşsiz saatlerin yeni katili o oyun. Biz de Avaz tayfası olarak bu agario manyaklığının peşine takıldık ve bağımlısı olduk. Biri bizim üstümüze atlamadan bu hafta agario‘ya adadığımız listemizi paylaşalım sizlerle.

Bu arada zaten biliyorsunuz am oyunu buradan oynayabilirsiniz.

OST #23: EV BOŞ ALERT

Havalar ısınırkene… Emekli ebeveynler tatile giderkene… O ev boşalır! Ama boş ev boş durur mu? Asla. İsteyene house party, isteyene sevgiliyle baş başa vakit imkanı, isteyene içindeki nüdisti dışarı çıkarma fırsatı. Biz hazır yaz yaklaşırken ısınan havayla birlikte vücudumuzu ele geçirmeye başlayan hormonlarımıza teslim olduk ve size erotik mi desek sensüel mi desek işte öyle bi liste hazırladık.

OST #22: METROYU ALAN ETİLER’İ GEÇTİ

Sizleri bilemeyeceğiz ama biz Avaz yazarları olarak hepimiz Boğaziçi öğrencileri (ya da mezunları) olduğumuz için 43R, 559C veya 59R gibi belki de sizin için bir anlam teşkil etmeyen harf ve rakam kombinasyonlarını kabuslarımızda görmeyi alışkanlık haline getirmiş insanlarız. Akmerkez‘in trafiği mi Etiler‘in trafiği mi dersiniz bir Boğaziçi öğrencisini böylesine yıldıran? NusrEt‘te kendinden geçenleri ya da Limonata‘da keyfine keyif katanları izleyerek derse yetişememenin hüznünü de en iyi biz biliriz. Ama artık yılmak yok! Artık bizim de tatlı mı tatlı rengarenk bir metromuz var. Eğer ki şahit olduysanız metronun neon renkli duvarlarını yalayan o insanlar bizlerdik. İnsan böyle günlerde gerçekten Marmaray açılışında kendinden geçen Zeytinburnulu kardeşlerini anlıyor.

OST #21: İYİ HUYLU BORDERLINE

Hani bazen olur ya Yıldız Tilbe‘den damar bir şarkı açıp sigaranızı yaktıktan sonra çayınızdan bir yudum alırsınız. Ve hani bazen de olur ya o dinleyip efkarlandığınız şarkı bittikten sonra sıradaki şarkıya geçişte yaşanan o 5-10 saniyelik sessizlikte canınız One Direction dinlemek ister. Hayır, bu hiçbir zaman olmaz. Ama ana fikri aldınız herhalde. Size burada “borderline” kişilik bozukluğu hakkında ansiklopedik bilgi de verebiliriz ama vermeyeceğiz. Bu listeyle işiniz bittiğinde zaten ne olduğunu çok iyi anlayacaksınız. Hepimizin her gün yaşadığı genelde kulakta nükseden borderline dinleyiş bozukluğu için sizi şöyle alalım:

Panzehir niyetine mutlu ve tatlı bir liste ihtiyacı hissederseniz şöyle,

Artık bu dünyada yaşamak istemediğinize karar verdiyseniz de şöyle alalım.

OST #20: BEYAZ GİYME PİS OLUR

Mevsim normali” lafını lugatımızdan kaldıran son yılların dengesiz iklimine bir de böyle “nisan yağmuru” gibi saçma sapan anomaliler eklenince insan ne yapacağını şaşırıyor haliyle. “Hırka mı mont mu?” diye düşündüren serin ama güneşli sabahları takip eden cehennem sıcağı bir gün ve ayaz geceler bünyemizle oynadığı gibi bizleri insanı kendinden şüphe ettirecek boyutta kararsızlıklara da sürüklüyor. Hangimiz gece çok eser diye gündüz tişörtle çıkarken montumuzu çantamıza atıp bavul gibi gezdirmedik ki? Ya da çanta taşımayı reddedip gece donarak ölmemek için gündüz otobüslerde montun içinde kaşar gibi erimeyi göze almadık? Tanıdık geldi mi? Ebru Gündeş’in “şimdilik araftayım” sözlerini bahar mevsimi için yazdığı yönünde temeli sağlam istihbarat aldık.

Bu dengesiz bahar günlerinin en büyük sorunlarından biri de “beyaz ayakkabılar“. Biliyoruz ki siz de kışın başında sezon sonu reyonundan kelepir aldığınız gıcır beyaz spor ayakkabılarınızı giyip ortamda şekil yapmak için havaların düzelmesini dört gözle bekliyordunuz. E tabi insanlar sabırsız varlıklar. Yaz gelmeden sahtekar güneşin yüzünü görür görmez görücüye çıkarılan bu beyaz ayakkabılar aniden gelen saçma yağmurla pert olunca insanın içi bir acıyor. O yüzden biz biz olalım ve meteorolojiden haberi almadan evden çıkmayalım. (Tecrübeyle sabittir.)

OST #19: O SON BİRAYI İÇMEDİĞİNDE

Kaç kez “o son birayı içmeyecektim” diye geçirmişizdir içimizden? Eski sevgiliye mesaj atmamayı, asla gitmeyeceğin bara hala gitmemiş olmayı, arkadaşlarının yanında saçmamalamayı ya da evin yolunu bulabilmeyi istediğimiz çoğu gece o son birayı içmemiş olmayı dilemişizdir. Peki ne değişirdi o son birayı içmemiş olsak? Gerçekten olduğumuz kişi mi olurduk yoksa olmayı seçtiğimiz, farklı biri mi? Büyük ihtimalle o son birayı içmesek sadece biraz daha az eğlenmiş olurduk. Kimsenin umursamadığı şeyleri sırf eğlenmek için ya da öyle istediğimiz için yapmamış olurduk. Bu gibi günlerin sabahı ya da eve dönüşü için o son birayı içmediğinizde, yani eğlenceyi saatlere bağlı olmayan bir erken vakitte sonlandırdığınızda içinizdeki boşluğu doldurabilir olmasını umduğumuz alternatif bir liste hazırladık, fonda çalmak üzere şöyle bırakıyoruz.

OST #18: SABAH SABAH METAMORFOZ

Bu sabahtan beklentileriniz bazılarınız için tatlı bir morning wood, bazılarınız için kocaman bir kahvaltı, bazılarınız için öğlene kadar uyumaktı. Ama hayır! Bu sabah derisi çıtır, kafasında anteni koca kıskaçlı bir böceksiniz. Ne olduğu hakkında hiçbir fikriniz yok ama dün gece güzellik uykusuna yatan prensesten eser yok. Tek yapabildiğiniz salgılarınızı çarşaflara süre süre yatakta dört dönmek. Kafka‘nın Dönüşüm‘ü film olsa ilk sahnede fonda çalması muhtemel şarkılar tadında karanlık mı karanlık bir liste yaptık sizlere.

OST #17: DOĞALGAZ FATURASI AZALIRKEN

Beklediğimiz ay, sıcakların habercisi mart geldi. Her zaman kar görelim, kar yağsın diyen bizler bu kış kardan usandık ve ne zaman bitecek bu yüz ifadelerini donduran soğuk dedik, herkes demiştir. Sonunda mart geldi ve ısındı lanet hava, gerçi yine de arada bir nevri dönüyor ama idare ediyoruz. İşte bu ay, 200lerde gezinen doğalgaz faturalarının azalma ayı, hepimize hayırlı olsun! Biz de bunu kendi seçtiğimiz şarkılarla kutlayalım dedik, listemiz hemen burada; keyifle dinleyin.

OST #16: DÖNMEMEK ÜZERE MARS’A GİDERKEN

2025 yılında Mars‘a kurulmak istenen ilk insan kolonisinin bir parçası olup bir daha Dünya’ya geri dönmeyecek olan ekip şekillenmeye devam ediyor. Guardian bu adaylarla yaptıkları kısa bir röportajı ortaya çıkardı ve gerçekten insana değişik duygular hissettiriyor bu konuşmalar. Biz de eğer bir daha Dünya’ya dönmemek için Mars’a yola çıksak o yolda neler dinlerdik dedik, ortaya bu OST çıktı. Mars’a oturmaya da bekleriz.

Guardian’ın adaylarla kısa kısa röportajı;

OST #14: KARIN GETİRDİĞİ GEREKSİZ ROMANTİZM

Her kar yağdığında, çoğumuz oturduğumuz apartmanlarda karın camda eriyişine dalıp gereksiz bir romantikliğe bürünürüz. Yeşilçam-Holywood karışımı bir hayal dünyasında bu romantiklik beraberinde gereksiz bir ruh haline sokar bizi ve boş yere Danimarka’da yaşıyoruz ama French-Jazz dinliyoruz hissi verir. Bu durum için dinlenebilir şarkıları bir araya getirdik. Buyrun, kar manzaranıza eşlik etsin;

OST #13: YAĞMURLU GECELERDE PARTİYE GİDERKEN

Saçını yaptın. Partiye gideceğin için yünlü kıyafetlerden uzak durdun, tişörtünü üstüne çektin. Çanta almıyorsun ya da alsan da en küçüğünü buluyorsun. Ayakkabın da tabi dolayısıyla bot/çizme değil çünkü yolun sonunda dans var. Ve dışarı çıktın.

Çıktın da dışarıda şakır şakır yağmur… Araban yok. Taksi bulamıyorsun. Makyajın bir yere gidiyor sen bir yere. Saçından hayır gelmeyeceği belli. Ayakların ıslak. Islandığın için üşümek de cabası. İşte burnundan gelmeye başladı. Yağmurlu günlerde partiye gitmek gerçekten bir çile olabiliyor, üzgünüz.

Yağmurla ilgili bir sorunumuz yok. Kendisini yer yer çok seviyoruz ama partiye/dansa gitmeye kalktığımızda yaşadığımız durumlar bizi üzüyor. Durum böyle olunca bu hissiyatı şarkılarla listeleyelim dedik. Sarcasm’ın doruklarında bu OST ile yağmursuz partiler!

 

 

 

OST #12: EYLEMSİZLİĞİN SONU

Bazı günler vardır ki hiç yataktan çıkmadan ömrün geçebileceği düşünülür ve karamsarlık içinde bu, bu tip şarkılar dinlenir, tavandaki veya halıdaki desenler sayılır, bol bol abur cubur yenir, sigara içilir, kahve içilir.. Fakat böyle günlerin akşamlarında insan kendine isyan eder. İsteyip istemediği pek de önemli değildir bunu. Böyle durmaya isyan eder ve kabuğundan sıyrılıp dışarı çıkmak, başka şeyler yapmak, artık bu isyanın önlenemez yükselişidir. Gelişigüzel sıraladığımız bu şarkılar da önlenememiş yükselişler içerir ve yine durduğu bir günde kabuğunu yırtabilen insanlar gibidirler. Bazıları kontrolünü kaybedip artık bu durulan günün acısını hiçbir şeyi umursamadan, kendini yorarak çıkarır, isyanını duyurmak için çabalamaktan bitkin düşer. Bazıları da bu yükselişleri gayet planlı bir şekilde yapar ve sonrasında sakince kabuğuna çekilir. Bu listeyle durulan bir günde verilebilecek iki reaksiyonu da içeren bir karışım hazırlamaya çalıştık.. İyi dinlemeler.

OST #10: BİR KOVA BUZLU SU SONRASINDA…

ALS hastaları için başlatılan bağış kampanyası Harlem Shake’e doğru yol alırken ”Ah bu insanoğlu!” dedirtiyor. Bağışa yapılan katkılar içinse alkış kıyamet yolluyoruz.
.
Muhtemelen bu karşılaşmaya katılmışken bir de playlist ile sonrasında neler dinleyebileceğimize bakalım dedik. Pek bir eğlenceli, dansı bol liste oldu. Bağışların artması dileklerimizle.
.
Keyifler…
.
.

OST #9: KUMSALDAN UZAKTA KANEPE ÜSTÜNDE

Facebook’a, Instagram’a “deniz, kum, güneş” fotoğrafları düşmeye başlayalı çok oldu. Şu an kumsalda olanların keyfi yerinde. Biz yine de evdeki kadim dostumuz kanepenin yanındayız ya da doğru deyişle üstünde. Yataktan çıkma sorumluluğunu yerine getirip yatmaya devam etmek için yerimizi aldığımız kanepelerde kulaklara tatil yaptırıyoruz.

OST #8: typing, typing, typing… (yazamadı)

.
Gelişen teknolojiyle hayatımıza yerleşen bazı şeyler var; whatsapp, facebook vs. Kendimize ne kadar engel olmaya çalışsak da bazı ”olayların” üzerine kafa yormadan duramıyoruz. Mesela “Haydi artık yolla şu mesajı, ne var bu kadar uzun düşünecek?” durumu yani typing, typing, typing… Ucu nereye bağlanır bilinmez ama üzerine deliler gibi düşünen insanlar tanıdık, tanıyoruz.
.
Biz de durumla başa çıkmak adına en güzeline karar verdik: Böyle dakikalarca yazamayıp karşısındakini delirten insanların bir şarkı seçmesi bu listeden ve o şarkıyı yollaması. Yapmayı bir deneyin veya kendinizi o sıralarda daha da sıkmamak için bu listeyi baştan sona dinleyin.
.
Keyifli dinlemeler.
.
.
.

OST #7: Hormonal Yükseliş

.
Baharın kendini tam olarak hissettirdiği hatta ara ara yaz mevsimini yaşadığımız şu günlerde herkesin çevresiyle bir sorun yaşadığını fark ettik. Nedenlerini düşünürken aklımıza çok basit bir cevap geldi: Hormonal Yükseliş!
.
Gerçekten de kimse tam olarak ne istediğini bilmiyor ya da düşündüğünü hayata geçiremiyor. Şimdi şu listeye bir göz atıp kendinizi bırakın ve ilk defa da olsa canınız ne istiyorsa onu yapın. Umarız liste size cesaret verir! Konuşmak için daha neyi bekliyorsunuz?
.
.
.

OST #6 : Bahar Depresyonu

.
Herkese denk gelir mi bilinmez ama bahar depresyonu dediğimiz şey toplumumuzda yaygın. Mart ayının son günlerine yaklaştığımız şu günlerde havalar bu kadar güzelleşmişken herkesin çok mutlu olması gerekmez mi? Nedense ortalıkta bir hüzün dalgası almış başını gidiyor ve depresyonun önüne geçemiyoruz.
.
O halde bu listeye verelim kendimizi, belki biraz avunuruz belki de derdimizi dışa vururuz. Belki de bu depresyonun gelip geçici olduğunu hemen fark edip ısınan havaların tadını çıkarmaya koyuluruz.
.
Listemiz sizi bekliyor sayın okurlar..
.
.
.