LİSTE

SALI PAZARI: 15.05.18

BURÇAK’IN TEZGAHI

Courtney Barnett – Sunday Roast

11 Mayıs 2018 müzik sektörünün en bereketli günlerinden biriydi şüphesiz. Arctic Monkeys ve Beach House birçok yeni ürünü gölgede bıraksa da Courtneyy Barnett’ın yeni teklisi Sunday Roast  gözümden kaçmadı. Benim için hiçbir şey git gide heyecanımızı yükselten bu teklilerden birini gölgede bırakamadı.

Arctic Monkeys – Four Out of Five

Bir albümden diğerine koştuğumuz, kulaklarımızın bayram ettiği bir dört gün geçirdik. Dinleme süreci bir bu kadar daha sürecek gibi duruyor, sürecin ortasından bildiriyorum: En çok bunu sevdim.

Pale Honey – Lay Your All Love on Me

Kendileri kadar güzel gözüken iki albüm çıkarmış bu grubu ben yeni keşfettim. Önceden bilenleriniz varsa bu köşeye alalım, yoksa tanışmak için bir başka köşemizde buluşma sözü alalım sizden. Bu ABBA cover’ı küçük bir başlangıç olsun.

HANDE’NİN TEZGAHI

Arctic Monkeys – One Point Perspective

Evet, beklediğimiz an geldi. Yeni albüme kavuştuk. Yerlerde sürünen beklentilerimi karşılayan bir albümle dönmelerinin yanı sıra bu şarkıya fazlasıyla bayıldım.

Beach House – Dive

Senenin en güzel albümü ile karşı karşıyayız. Geçen Cuma yayımlandığından beri son Beach House albümünü dinlemeden duramıyorum. Bu şarkının sonlarına doğru gelen davul ve gitar melodisi ise beni benden alıyor.

HalfNoise – All That Love Is

Paramore’un son albümüne olan bağımlılığımın bittiğini düşünüyorum. Davulcusunun EP’sine takıntılıyım bu aralar.

Of Montreal – Plateau Phase/No Careerism No Corruption

Kevin Barnes’ın sesi bende her daim rahatlatıcı bir etki bırakıyor. Son albümdeki her şarkıyı tek tek elden geçiriyorum.

BERNA’NIN TEZGAHI

Loreen – Euphoria

Her ne kadar ülkemizde artık pek bir anlam ifade etmese de(hepimizi nostaljik hissettirmesi dışında), Avrupa’da hala bir kısım insanın heyecanla takip ettiği o etkinlik: Evet Eurovizyon! (Bir zamanların) Kutsal Eurovizyon haftasında eski favoriler de yad edilir tabii, işte, 2012 yazında ünü Eurovizyon’u aşıp pek çok ülkede hit olmuş, insanın tüylerini diken diken eden, benim de favorilerimden biri:

Athena – For Real

Ve Türkiye’nin yarışmadaki en iyi şarkılarından biri, benim de bu hafta boyunca döndürüp döndürüp dinlediğim;

Leon Bridges – Georgia to Texas

Bütün bunların arasından sıyrılan bu haftanın keşfi ise tınılarıyla sizi geçmişe götürecek olan, ikinci albümü henüz çıkmış olan Leon Bridges, soul sevenler buraya;

AHMET’İN TEZGAHI

LSD – Audio feat. Diplo, Sia, Labrinth

Bu süper gruptan beklentilerim çok yüksekti. Önce Genius sonra da Audio ile daha da yükseldi. Bırakın Diplo, Sia, Labrinth sizi de ele geçirsin.

Arctic Monkeys – The Ultracheese

Tabi bütün hafta sonu döndürmelere doyamadığım yeni Arctic Monkeys’den bir parça gelecekti. The Ultracheese, mükemmel albüm sonu şarkılarına (505 istisnası) bir yenisini eklettiriyor.

Lykkle Li – Time In A Bottle

Yalan söylemeyeceğim Lykkle Li’nin I Follow Rivers’tan başka güzel şarkı yazamayacağını düşünüyordum. Bu şarkıyla beni şaşırtacakken cover olduğunu öğrenmemle önyargılarıma tekrar sımsıkı tutundum.

Bat For Lashes – What’s A Girl To Do

Zaman zaman akla düşen şarkılar kategorisinden.

Büyük Ev Ablukada – Güneş Yerinde

Hakkettiği değeri görmeyen albümün hakkettiği değeri görmeyen şarkısı.

Toplu bir Spotify listesini de şöyle bırakalım;

SALI PAZARI: 01.05.18

Salı günü oldu mu bayram da olsa Avaz çalışıyor. Bu haftanın seçimlerine böyle buyurun;

Burçak’ın Tezgahı

Angel Olsen- Never Be Mine

Bu yılın kış dönemi eve kapanışını sonlandıracağım konser nihayet geldi. Bu hafta açılış tezgahımı çok sevdiğim Angel Olsen parçalarından birine ayırıyorum.

Jonathan Wilson- Loving You

Daldan dala zıplayarak yeni keşifler peşinde koştuğum günlerden birinde, geçtiğimiz hafta dinleyicileriyle paylaştığı There’s a Light teklisi sayesinde Jonathan Wilson müziği ile tanışmış bulundum. Loving You ile bu aralar çokça duymak istediğim çeşitliliği bana dinletip hissettirerek gönlümü kazandı kendisi.

Julie London- Show Me the Way Go Home

Birçok kimseler tarafından “Late Night Jazz” olarak nitelendirilen Julie London müziği bana güneşli bahar sabahlarını çağrıştırıyor daha çok. Tam da bu yüzden nihayet bahara kavuştuğumuz bu haftalar Julie London dinlemelik bana göre, özellikle de Show Me the Way Go Home dinlemelik.

Ege’nin Tezgahı

Bat for Lashes – Sunday Love

Natasha Khan’ın bu şarkıdaki vokali ne stres bırakıyor, ne anksiyete, ne bir şey.

Janelle Monae – Screwed (feat. Zoe Kravitz)

Janelle Monae’nin yeni albümü, ilk iki albümünün aşırılığından, ve hatta yer yer dağınıklığından ve yoruculuğundan bir hayli uzak; fakat yine o kadar dolu dolu, o kadar özgün ki bunu Monae’den başkası yapmış olamaz diyorsunuz. Prince’e modern bir saygı duruşu niteliğinde. İlk üç albümü de bu kadar muazzam olan sanatçı azdır.

Santigold – Shove It

Santigold’un ilk albümü 10 yaşına girmiş. Bu vesileyle albümü ne kadar çok sevdiğimi tekrar hatırlamış oldum. Bir gram eskimemiş.

Azealia Banks – Anna Wintour

Azealia’nın yeni şarkısı arada kaynadı gibime geliyor. Kendisi her ne kadar sevilesi bir insan olmasa da hip-hop ve house’u böylesine iyi bir vokalle daha başarılı bir şekilde harmanlayan biri daha yok.

GAS – Pop 3

Sonar’a gidemeyip GAS’i kaçırdığım için bir hayli üzgünüm. Kafamı kaşıyacak vaktimin olmadığı şu günlerde bu albüm harika bir çalışma arkadaşı oldu.

Iron Maiden – The Loneliness of the Long Distance Runner

Aynı zamanda Iron Maiden’a sardığım tuhaf günler geçiriyorum. Somewhere in Time benim baştan sona en sevdiğim Maiden albümü ve bence Powerslave ile birlikte grubun müzikal açıdan zirvesi. …Runner’a yapılan haksızlığı ise aklım almıyor. Geçen Youtube’dan baktım ve şarkının resmen canlı kaydı yok yahu.

Ahmet’in Tezgahı

MØ – Waste of Time

MØ’nün ortaya çıkış şarkılarından Waste of Time ile ilk albümüne geri dönüş yaptım. Kadın zamanında çok yüksekten girmiş onu tekrardan fark ettim.

Computer Magic – Ordinary Life (Message From an A.I. Girlfriend)

Geçtiğimiz günlerde yeni albüm haberini verdiğimiz Computer Magic, bu albümden Ordinary Life’a bir video yayınlamış. İzleyin, dinleyin, sonra da bana teşekkür edin.

OST #53: YEMEK YAPARKEN

Geçenlerde ev arkadaşım benden yemek yaparken dinlemelik playlist önerisi istediğinde aklıma düştü bu OST’yi yapmak. Avaz ahalisi olarak o kadar OST hazırlamıştık (tam olarak 52 tane), DNS ayarları değiştirmekten muhabbete kitleyen taksiciye kadar pek çok aşırı elzem meseleye playlist adamıştık ama yemek yaparken dinlemelik bir playlist yapmak aklımıza gelmemişti. Bugün itibariyle hem kendimiz için hem de sizler için bu büyük eksikliği gidermiş bulunmaktayız. Üstelik hem makarna yaparken hem de dev sofralar hazırlarken dinlenebilsin istedik; pek uzun, pek dolu, pek güzel oldu. Biz de yapınca fark ettik ki Bora Uzer, Alvvays ve Jazmine Sullivan’ın ortak noktası, yemek yaparken çok iyi gitmeleriymiş. Afiyetle dinlensin o zaman! (Yazmasam içimde kalacaktı.)

SALI PAZARI: 10.04.2018

Tezgahlarımız sizler için ardına kadar açık. Siteyi açarsınız bir, dinlersiniz bin olur. Öyle iddialıyız.

BERNA’NIN TEZGAHI

Johnny Marr – Easy Money

The Smiths’in gitaristi Johnny Marr grubun dağılmasından sonra başka gruplarla ve solo olarak çalışmalarını sürdürdü. 2014’te çıkan bu şarkısı ile adeta kendinden gençlere nasıl alternatif rock yapılır, onu öğretiyor. Tecrübe farkı.

Los Porcos – Do You Wanna Live?

Hem kimse bilsin istemediğimiz, hem de bu güzelliği herkes duysun dediğiniz olur değil mi? Hem giderim, hem ağlarım misali; bu grubu buraya bırakıyorum üzülerek ama dinleyenlerin seveceğine inancım tam.

LEISURE – Know You Better 

Seni daha yakından tanımak isterim yiğidim dediğiniz kişilere gönderin, bu iş bitsin dedirten şarkı:

France Gall – Elle, elle l’a

Fransızca olan her şeye bayılıyorum! France Gall kanaatimce en iyi chanteuse française hem de adı bile ‘Fransa’.

Not: Bu şarkı sağda solda duyulup sevilen ama adı bilinmeyen şarkılar arasında en az Top 20’ye oynar.

AHMET’İN TEZGAHI

Calvin Harris, Dua Lipa – One Kiss

Geleneksel Calvin Harris şenliklerinde onur konuğu Dua Lipa olmuş. Funk’ı arkasında bırakan Calvin Harris kaldığı yerden devam ediyor.

Kate Nash – Life In Pink

Geçmişimin kadın vokalleri birbiri ardına geri dönüyor. Bu sefer Kate Nash Life In Pink ile geri döndü. Geçmiş zaman tadını almak isteyen için burada.

Miles Kane – Looking Out My Window

Bir Tom Jones cover’ı şarkı yanıyor. Hazır Arctic Monkeys albümü yaklaşırken şöyle bir etrafında dönelim.

Oh Land – Kun for Nu

Bir proje için yaptığı müzikleri Spotify’da paylaşan Oh Land’ten sizi uzaklara alıp götürecek bir parça.

Şarkıların hepsini toplu bir şekilde bulabileceğiniz playlistimiz de hemen burada:

TOP 10: ESKİ TÜRKİYE – YENİ TÜRKİYE

Belki yalnızca geçmişi anarken iyi olanı hatırlamaya yatkın oluşumuzdan, belki de bundan 20 sene önceki Türkiye ile bugün arasında dağlar kadar fark oluşundan son zamanlarda eski güzel günleri anmak epey moda oldu. Tabii biz de bu akımdan nasibimizi aldık ve bu modayı kendi ilgi odağımıza çektik. Acaba dünden bugüne Türkiye’de popüler müzikler ve klipleri nasıl değişti diye düşünmeye başladık. Aklımıza gelen isimler çok kısa sürede kahkahalar ve üzülmeler eşliğinde beynimizden fırladı. İşte son 20 yılda Türkiye’de neler yaşandığının -en azından müzik sektöründe- kısa özeti:

10) Hakan Peker – Bir Efsane (2016) vs. Bir Efsane (1998)

Üzülerek söylüyoruz ki Hakan Peker’in 2016 yılında Bir Efsane şarkısına çektiği klip günümüzün en “cesur” kliplerinden. Müziğinin değişmemesi her ne kadar iyi bir şey olmasa da bu liste için bu istikrarı iyi bir şey olarak görüyoruz sanıyorum.

9) Petek Dinçöz – Foolish Kazanova vs. Kabusun Olurum

Ülkemizde çizgisini korumayı başarmış nadir şarkıcılardan biri de Petek Dinçöz. Sürekli olarak partnerine tehditkar mesajlar gönderiyor anladığımız kadarıyla. Her ne kadar bir neslin kötü İngilizce öğrenmesinde etkili olsa da biz onu pullu abiyeler içinde değil de liseli kıyafetleri ile dans ederken görmeyi tercih ediyoruz.

8) Sezen Aksu – Seni Yerler vs. Vay

Sezen Aksu hem en neşeli hem en kederli geçmişi anma anlarımızda üzücü bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. İzmir deliliğini özledik minik serçe, duy sesimizi!

7) Hadise – Sıfır Tolerans vs. Sıfır Tolerans (Akustik) 

Konsepte pek uymuyor gibi gözükse de bu içeriğin bir yanı bize günümüzde medyanın kadın bedenine karşı ne kadar “hassas” olduğunu gösteriyor. Hal böyleyken Hadise, Sıfır Tolerans klibi ve klibe gelen eleştirilere karşı sağlam duruşu bir nebze içimizi rahatlatmıştı. Peki neden akustik klibinde siyah beyazlarla rengini yitirip bizi üzdün Hadise? Biz hala arkandayız.

6) Teoman – Duş vs. Tuzak

Evet biliyoruz, Teoman serseri doğdu serseri ölecek. Ama 2004 yılında gazetelere “Teoman’dan Erotik Şarkı!” manşetleri attıran Duş ile bizim gibi geçmişin güzel tozlu sayfaları arasında dolanan Tuzak’ı bir tutmak mümkün mü? Yine de günümüz koşullarında yine Teoman olarak kaldığı için kendisini tebrik ediyoruz.

5) Serdar Ortaç – Dansöz vs. Posta Güvercini

Dansçı kızsız bir Serdar Ortaç ne kadar Serdar Ortaç’tır?

4) Mustafa Sandal – Aşka Yürek Gerek vs. Aşk Kovulmaz

Sanıyoruz hiçbirimiz onu önü açık gömleğiyle dans ettiği kliplerden sonra montuyla karda yürürken görmeyi hayal etmiyordu. Ama oldu. Arkadaş ortamında Mustafa Sandal dansı izlemek dışında seçeneğimiz kalmadı gibi gözüküyor.

3) Tuğba Ekinci – O Şimdi Asker vs. Türkiye’nin Aslanları

Tuğba Ekinci’nin askerliğe olan bakışını değiştirmesine sevindik. Yıllar kendisine politik bir yaklaşım katmış olsa gerek.

2) Tarkan – Hüp vs. Beni Çok Sev

Oryantal dansıyla ortalığı sallayan, spagettili öpüşmelerden french kiss’e bir zamanların çocuk ve ergenlerini şoka uğratan Tarkan’ı bir klipte damatlıkla görmek gençlik hayallerimizde yoktu tabii. Yalnız ufak bir noktayı kaçırmışız arkadaşlar: Megastarlar da baba olur. Ve hayat gençlik anılarımızın yüzüne büyük bir tokat atar.

1) İsmail Yk – Bombabomba.com vs. Meyhoş oldum

Kuvvetle muhtemel Tarkan’ı bu listenin ilk sırasında bekliyordunuz, en azından biz öyle bekliyorduk. Ancak hayat sürprizlerle dolu. Umuyoruz bir sürpriz sebebiyle sonumuz online ilişki sitelerinden pencere önünde bakışmaya sürüklenen İsmail YK gibi olmaz.

SALI PAZARI: 03.04.2018

Bir salı akşamını daha aylardır sürdürdüğümüz geleneğimizle kapatıyoruz, geçtiğimiz hafta yeni-eski ne dinlediysek hepsini sıraladık, bir de playlistte toparladık. Size de keyifli dinlemeler!

CEMRE’NİN TEZGAHI

She Past Away – Rituel

Sırf “yerli” olduğu için en iyi ihtimalle ortalama denecek işlerin övüldüğünü gördükçe hala yeterince takdir edilmediğini düşündüğüm bazı harika gruplar geliyor aklıma:

Tame Impala – List Of People (To Try And Forget About)

Let It Happen’ın ilk yayınlandığı gün dün gibi aklımda ve hala B-Sideları da dahil her şarkıyı aynı keyifle dinliyorum, ne güzel albümsün Currents.

The Veils – Sign of Your Love

The Veils’ın son albümünü asla bu kadar sevemediğim ve aynı albümü döndürüp dururken diğerine elim gitmediği için biraz suçlu hissediyorum ama harika bir albüm, ne yapabilirim ki:

The Weeknd – Call Out My Name

İtiraf ediyorum, gerçekten her dinleyişimde “Konuş be Abel!” diyorum ciddi ciddi sesli olarak:

BERNA’NIN TEZGAHI

Sports – Someone You’d Rather Be Dating

Basit ama ilgi çekici grup adı, basit ama duygulara tercüman olan sözler. Arşivinizde her zaman bulundurmanız gereken, her duyguduruma uygun alternatif pop şarkılardan nadide bir tanesi.

Edis – An

Edis’in ilk albümünün en en güzel şarkısı. Çıktığı günden beri dönüp dönüp dinliyorum.

Cairokee – Abdel Qader (cover)

Eski şarkılara çok düşkünümdür ve onların yeniden yorumlanmalarını sevmem. ANCAK bu tabumu kesinlikle yıkan işte bu şarkıdır. Yılların Abdelkader’i, Süheyl ve Behzat tarafından korkunç bir versiyonu bile yapılmıştı, ama asla bu denli tüyleri diken diken edecek kadar güçlü olmamıştı.

EGE’NİN TEZGAHI

Kacey Musgraves – Slow Burn

Last.fm’e göre Kacey Musgraves’in son albümü Golden Hour’u 233 kere skroplamışım ve albüm çıkalı daha beş gün falan oluyor (Evet, hala last.fm kullanıyorum). Bu seneyi geçtim, son birkaç senedir hiçbir albümün bu kadar bağımlısı olmamıştım. Hep burun kıvırdığım country ile diğer türleri nasıl bu kadar doğal bir şekilde harmanlamış, nasıl böylesine su gibi melodiler ortaya çıkartabilmiş, albümdeki hem hüzünlü hem neşeli nostaljik havayı nasıl yakalayabilmiş, gerçekten hayretler içinde dinliyorum her seferinde. “Bir albüm dinledim, hayatım değişti” durumu söz konusu. Albümün ilk şarkısını şöyle bırakıyorum, zaten devamını da dinlemek istemekten alıkoyamayacaksınız kendinizi. Bu güzellikle herkesin tanışması gerek.

Rain Lab (Da Poet & İdil Meşe) – Rosetta’s Song

Rain Lab’in uzun zamandır merakla beklediğim EP’si sonunda çıktı ve asla hayal kırıklığına uğratmadı. EP’deki favorim Rosetta’s Song, bana Burial’ın işlerini hatırlattı; bir de işin içine İdil Meşe’nin yumuşacık vokaliyle saksofon girince muazzam bir şey çıkmış ortaya.

Bütün bu şarkıları topladığımız playliste de şöyle ulaşabilirsiniz:

OST #52: ALKOL ZAMMI

İstanbul’da hayatın pahalılığından şikayet etmeyen kaldı mı? En temel gıda ürünlerinden tutun konserlere ve ev kiralarına kadar her şeyin ateş pahası olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Alım gücümüz yerinde sayarken zamlara doyamıyoruz. Hafta sonu geldi mi özellikle bir şeyin pahalılığı bizi (ve eminiz ki sizi de) pek bir üzüyor. Doğru bildiniz: Alkol. “Evde pre-drinkimi yaparım, mekanda da bir bira içerim” kafasıyla bile geceyi ucuza kapatmak pek mümkün değil artık maalesef. Bize sorsanız biz de Babylon’da 33’lük Becks’e 27 lira verirken 60 cent’e marketten birasını kapan Almanları kıskanmak veya arkadaşımızı “Carrefour kapanmadan gelirken bir Sava alsana” diye darlamak istemezdik. Peki şartlar böyleyken ne yapacaktık? Tabii ki bir playlist hazırlayacaktık. En azından bir kez evde kendi birasını yapmayı düşünmüş olanlara gelsin bu güzide OST’miz. (Tabii yapanlara da gelsin, size saygımız gerçekten sonsuz.)

SALI PAZARI: 13.03.2018

Haftanın Avaz günü! Bu hafta da en sık dinlediğimiz yeni ve eski şarkıları seçtik. İyi dinlemeler:

EGE’NIN TEZGAHI

Kacey Musgraves – Space Cowboy

Bana country dinletebilen tek insan.

Massive Attack – Daydreaming

Massive Attack’ ın gelişini en sevdiğim şarkılarını loop’a alarak kutladığım bir gün oluyor.

David Byrne – Everybody’s Coming to My House

David Byrne’ ın yeni albümü çıktı ama ben hala ilk single’ına takılıp kalmış durumdayım. İçimdeki James Murphy fanboy’u beni nakaratında “Everybody’s coming to my house… my house!” diye bağırrmaya zorluyor.

Hercules & Love Affair – Controller (feat. Faris Badwan)

Çok sevdiğim Hercules & Love Affair’˝n geçen sene yayımlanan albümü Omnion, bence self-titled’dan beri yaptıkları en iyi albümdü ama nedense pek kıyıda köşede kaldı. Controller misler gibi, tertemiz bir electropop eseri ve vokalde The Horrors’ın frontman’i var, daha ne olsun?

The Voidz – All Wordz Are Made Up

Bunu söylemeyi hiç beklemiyordum ama The Voidz’un yeni albümü için inanılmaz heyecanlıyım. Casablancas gerçekten sınırları zorladığına, yepyeni şeyler denediğine ikna etti beni. Yayımlanan single’ların neredeyse hepsi, dinlediğim hiçbir şeye benzemiyor. Bir şarkı içinde on farklı şarkı varmış gibi. Yılın en ne iddialı¸ belirsiz olduğu kadar güzel albümü geliyor sanki.

AHMET’İN TEZGAHI

Lily Allen – Three

Lily Allen yeni albümü No Shame’i duyurduktan sonra albümden parçaları da dinletmeye devam ediyor. Three ise albümün hüzünlü kısmından kopup gelmiş bir parça.

Missy Elliott – Get Ur Freak On

İnsanın aklına Missy Elliott düşmesi kadar güzel şey az bu dünyada.

Taylor Swift – Delicate

Taylor Swift’ten ben de insanım klibi gelmiş ama güzel gelmiş. Kamera oyunları, danslar, hikaye bir klipten beklediğim her şeyden fazla fazla var.

Oh Land – White Nights

Artık bizden biri Oh Land’in doğuşunda gidiyoruz. Kendisini 2012 yılında Mono Festival’de dinleyen kitle bugünlerde emeklilik planı yapıyor.

HANDE’NİN TEZGAHI

Beach House- Dive

Yeni albümlerinden beklediğim her şey sadece bu şarkının içinde bile mevcut.

Porches- Leave the House

Bu şarkıyı ilk çıktığı günden beri düzenli aralıklar ile döndürüyorum. Yeni Porches albümü ile artık tüm albüm dönüyor üstelik. Teşekkürler Porches!

Soccer Mommy- Cool

Soccer Mommy’i övmelere doyamadığım yeni bir yazım var Avaz’da. O yazı konuşsun benim yerime.

Sophia Kennedy- Being Special

Yine nereden keşfettiğimi hatırlayamadığım ama beni şüphesiz mutlu eden bir şarkı. Bu haftanın en güzel sürpriz Spotify keşfi.

Son Lux- Resurrection

Konserlerine gitmediğim için deli gibi pişmanım sevgili Avaz okurları! Yine her zamanki gibi köprünün altından çok sular aktı. Pardon, Salon IKSV’nin.

 

 

 

 

OST #51: FRIENDZONE

Pek de bilimsel olmayan verilere göre her gün her 8 kişiden 9’u friendzone‘lanıyor, bu yüzden böylesine yaygın bir konuya biz de katkımızı yapmak istedik.

Hepimiz biliyoruz ki çok bir şey istememiştiniz, sadece birbirinize iyi geldiğinizi hissettiğiniz bir insanın sizi, sizin onu gördüğünüz gibi görmesini dilerdiniz. Mantıklı olanı yapıp kendi ihtiyaçlarınızı gözetebilir, bir adım daha uzak durabilirsiniz ya da kendinize hakim olamayıp onun aklının ucundan dahi geçmediğinizi bile bile playlistimize dalıp hiçbir çaba göstermemesine rağmen biriciğiniz olmayı başaran, o ilgili kişiyi düşünerek hüzünlenebilirsiniz. Bence ilkini yapın ama kesin ikincisini seçeceksiniz, o yüzden şöyle buyurun:

SALI PAZARI: 06.03.2018

Bu hafta da en sık dinlediğimiz yeni ve eski şarkıları seçtik ve bir Spotify listesi yaptık. İyi dinlemeler:

BURÇAK’IN TEZGAHI

Monika – Yes I Do
Eskilere takılıp kaldığım bir haftadan merhaba! Her şey yeni tanıştığın insanlarla çok eski zamanların ortak noktalarını bulup yakınlaşma mutluluğuyla başladı denebilir. Listeme bunu sadece ben dinlemiyor muydum dediğim şarkılardan biriyle başlıyorum:

Barış Manço – Topraktan Güzel Kokan Ne Ola

Sıra her hafta yaşadığım “Asla asla deme!” derslerinden birine geldi. Evet haklısınız, bana da ben böyle şeyler sevmem gibi geliyordu:

Sade – Flower of The Universe

Sade – Cherish The Day

Sanki içime doğmuş gibi haberi almadan birkaç gün önce dinledim duygusallığına yanaşmak isterdim, malesef radyoda duyduğumu hatırlıyorum. Yeni şarkı haberi bana biraz geç ulaşmış olsa gerek. Sade’in yedi sene aradan sonra Ava DuVernay’ın yeni filmi için yaptığı Flower of the Universe ve en sevdiğim yıllanmış şarkılardan Cherish The Day:

Tamino – I Bet You Look Good on The Dancefloor

Çok sevdiğim Tamino’nun bana küçük bir “Tüm şarkılar birbirinin aynı!” isyanı yaşatmaya başladığını en baştan belirtmek isterim. Yine de çok sevdiğim iki şeyin karışımı bu cover’a karşı koyamadım:

HANDE’NİN TEZGAHI

U.S. Girls – Pearly Gates

2018’in en iyi albümlerinden biri olarak In a Poem Unlimited sürekli döndü bu hafta da. Pearly Gates ile artık 70’ler kataloğunu karıştırmanıza gerek yok.

Chvrches ft. Matt Berninger – My Enemy

Her ne kadar ilk şarkı Get Out’u hiç sevmemiş olsam da bu şarkı ile yeni yayımlanacak olan Chvrches albümü için sabırsızlanmaya başladım.

Pulp – Common People

Bu hafta şunu fark ettim ki bu şarkı benim tüm zamanlarda favorim olabilir.

 

The Strokes – New York City Cops

Eski güzel günlere selam olsun…

 CEMRE’NİN TEZGAHI

Jorja Smith – Let Me Down (feat. Stormzy)

Hayallerimin collobration’ıydı bu gerçekten, Jorja’nın albümü için daha da sabırsızlandırıyor.

Unknown Mortal Orchestra – Not in Love We’re Just High

American Guilt gibi bir hayal kırıklığından sonra bu yeni şarkı ilaç gibi geldi. Albümün temasal anlamda pek tutarlı olmayacağını görmüş olduk ama neyse ki tanıdığımız UMO’yu dinleyebileceğiz.

A.L.L (All Against Logic) – Know You

Nicolas Jaar’ın yan projesi 2012-2017 yıllarını kapsayan arşivini paylaştı geçen hafta da bahsettiğimiz üzere. Bir insan nasıl bambaşka kollardan bu kadar üretken ve orijinal olmayı başarabilir inanamıyorum, kendisinin ne dinlediği, ne izlediği, ne tükettiği büyük bir merak konusu.

Childish Gambino – Redbone

Geçtiğimiz haftalarda viral olan (ülkemize ulaştı mı pek emin değilim, hiç sanmıyorum) videonun ardından Grammy’li albüm “Awaken, My Love!”a tekrar sardım. Donald Glover’ın şu videosunu da günlük fangirllük kotamı doldurmak üzere buraya bırakayım.

Vince Staples – Opps (feat. Yugen Blakrok)

Black Panther hala her yerde olduğu için sürekli uyarılıp bu albümü hatırlamamak elde değil. Bir poster ya da bir haber gördükçe elim hep bu şarkıya gitti. Müzik sektörünün sonunda Asya’dan sonunda sıkılıp bir şekilde Afrika’ya yönelmiş olması sevindirici.

 

OST #50: 2018’E HIZLI GİRENLER

Geçenlerde Avaz Avaz ahalisi olarak toplandığımızda “2018 biraz fazla iyi başlamadı mı yahu?” diye konuşmuştuk. Gerçekten de yılın daha ikinci ayını bile doldurmamışken yakından takip ettiğimiz pek çok ismin şarkı veya albüm yayınladığını ya da bir dolu yeni isim keşfettiğimizi fark ettik. Hatta yalan olmasın, bazen yetişmekte dahi zorlandık. Hal böyleyken bir playlist yapıp 2018’in ilk iki ayını özetleyelim, yıla hızlı giriş yapanları listeleyelim dedik. Senenin geri kalanının da bizi üzmeyecek denli dolu dolu geçmesi dileklerimizle, 3 buçuk saatlik Ocak-Şubat özetini huzurlarınıza sunuyoruz.

OST #47: ODALARDA IŞIKSIZ

Senenin en uzun gecesini geride bırakmış olsak da sabah karanlıkta evden çıkıp akşam güneş battıktan sonra dönmeye, d vitamini takviyesi almaya ve güneş ışığına hasret kalmaya bir süre daha devam edeceğiz. Bu durumla birlikte gelen ruh hallerimize yakışır, iç karartımıza eşlik edecek şarkılarla dolu playlistimizi de arka planda çalmak üzere buraya bırakıyoruz. Keyifli dinlemeler.

SALI PAZARI: 12.12.2017

Bir haftayı daha geride bırakırken Avaz Avaz’ın Salı geleneğini bu hafta da sürdürüyoruz. İşte, geçtiğimiz hafta Avaz ahalisi olarak en çok döndürdüğümüz, bir türlü dinlemeden duramadığımız şarkılar…

BURÇAK’IN TEZGAHI

Tamino – Indigo Night

Finallere çalışma çabamız kimilerimiz için yavaş yavaş başladı bile. Bu çabaların en başındayken hala kendimi eve kilitleyip çalışabileceğime inanıyorum, hala kendimi eve kilitleyip çalışmak dışında birçok meseleye kafa yoruyorum. Son zamanlarda bu acı tatlı kafa yormalarıma en çok Tamino yakışıyor. Bu haftanın en yakışanı Indigo Night oldu.

Charlie Cunningham – You Sigh

Spotify hepimize 2017 yılında neler kaçırdığımızı göstermek için birer liste hazırladı, biz de dinleyip gerçekten neler kaçırmışız dedik. Yakalama fırsatını değerlendirip peşini bırakamadığım şarkılardan biri:

The Visual – Lost in Translation

Favorilerin favorileri ve benim favorilerim playlistlerinin kesişim kümesinden daha güzel bir şey olabilir miydi?

EGE’NİN TEZGAHI

Electric Bliss – Dandy

Benim için yılın son dakika gollerinden biri, Londra’da yaşayan müzisyen Bora Dayanıklı’nın Electric Bliss adıyla yaptığı ikinci albüm olan Pearl oldu. Dayanıklı, albümü ev stüdyosunda kaydetmiş ve bütün kayıtlar ve prodüksiyon kendisine ait. Bu açıdan aklıma hemen The War on Drugs’ın bu sene yayımlanan A Deeper Understanding’i geldi. İkisinde de inanýımaz bir bütünlük ve ince işçilik hakim. Dayanıklı, bol distorsiyonlu ve karanlık vokaliyle birlikte rock tarihinde bir yolculuğa çıkarıyor bizi; pek çok dönemden ve post-punk’tan space rock’a kadar bir dolu alt türden izler görmek mümkün. Bu açıdan nostaljik tarafı da yoğun bir iş olmuş. Dayanıklı’nın albüm için ne kadar emek harcadığını her saniyesinde hissedebiliyorsunuz. Kesinlikle kaçırılmamalı.

Charly Bliss – Westermarck

Her aralık olduğu gibi müzik açısından ortam nispeten durulmuşken yıl sonu listelerine bakıp gözden kaçırdıklarıma kulak vermeye çalışıyorum. Charly Bliss’in albümü Guppy, bu aralar sardıklarımdan. Grup 90’ların çiğ power pop/rock sound’unu günümüze taşıyor. Veruca Salt’ın 2017 şubesi demek hiç yanlış olmaz. Apaçık throwback niteliğindeki müziklerini farklı kılansa vokalistleri Eva Hendricks’in bir hayli karakteristik sesi. PC Music vokallerinin yapaylışında ama değil gibi de. Dinleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Ceramic TL & Ipek Görgün – Magnitude of Oblivion, Refrain of Pacific Calm

Albümü şu an ilk kez dinliyorum, o yüzden yorum yapmak için erken ama fazlasıyla deneysel, ağır ve yorucu bir albüm olduğunu söyleyebilirim. Rahatsız ediciliği kasıtlı. Dinledikçe açılacaktır diye tahmin ediyorum. Bir kulak verin bence:

HANDE’NİN TEZGAHI

Mozart’s Sister – Eternally Girl

Grimes’ın kankası Mozart’s Sister’ı keşfetmek için geç kaldım belki de. Yine de 2 haftadır süregelen yoğunlukta yitmeyen tek şey bu şarkının güzelliği oldu.

Kim Ki O – Gülmek Yasaktı

İddia ediyorum, Kim Ki O’nun yeni albümü Zan yerli sahnenin bu sene çıkardığı en iyi işlerden biri.

Morrissey – I Bury The Living

İçi boş müzik yapmak Morrissey’in son birkaç seneki favori hobisi. Yine de bu şarkı ile Moz kalbimi ucundan yakaladı.

Taylor Swift – Delicate

Reputation Spotify’a düştü, mertlik bozuldu.

 

OST #45: AŞKLARIMIZA

Evet size çok ayıp etmişti, evet ya çok şerefsiz ya da çok salaktı. Kesinlikle iyi ki bitmişti. Ama tüm bu lafları bir kenara bıraktığımızda, beraber ne günler geçirmiştik değil mi? Ne güzel şeyler yaşamıştık ya da gözümüz nasıl da ne kadar karardığını bile fark etmeyecek kadar kararmıştı. Yüzüne bile görmek istemediğinizden hala görüştüğünüze; en hızlı biteninden en uzun ilişkinize tüm eski aşklarınızı hala hatırladığınızı biliyoruz. Evet biz de olayları unutup hisleri unutamayanlardanız. Ve evet, bizim de bazı zamanlar aşk hayatımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçiyor. “Sahi, 2017’de ne olmuştu ya?” derken şimdi tarihin eski sayfaları gibi gelen o günlere dönenlere, yaşanmışlıklara gülümseyerek bakanlara sevgilerimizle.