ALMANAK

2016: DONALD GLOVER (CHILDISH GAMBINO)

Neden Değerli?: Donald Glover, beş parmağında yirmi beş marifet bir kişilik. 2016 yılı da kendisinin yazar, komedyen, aktör ve müzisyenlik görevlerinin hepsini layığıyla gösterdiği bir yıl oldu. İlk olarak Spider-Man Homecoming’de yer alacağı açıklandı. Sonra, uzun süredir üzerinde uğraştığı ve “Twin Peaks’in rapçilerle olanı” diye tanımladığı dizisi Atlanta yayına girdi ve televizyondaki diğer işlerden ne kadar farklı olduğunu hemen ispatladı. Yılın sonuna doğru bir açıklama da Star Wars cephesinden geldi ve Han Solo spin-off’unda tüm zamanların en karizmatik karakterlerinden Lando Calrissian’ı Donald’ın oynayacağını öğrenmiş bulunduk. Müzik cephesi ise Kasım ortasında yayınladığı “Me and Your Mama” ve bir hafta sonra onu takiben “Redbone” ile bu zamana kadar Childish Gambino markası altında duyduğumuz hiçbir şeye benzemeyen ama tadından yenmeyen şarkılarla onsuz geçen 2 seneye lanet okudu. 2 Aralık’ta yayınlanan üçüncü albümü “Awaken, My Love!” ile dinleyicilerine soul – funk karışımı muhteşem bir ziyafet sundu. Bu işi de kotarabilen Gambino’nun sıradaki hamlelerini merakla bekliyoruz.

Neyi Değiştirdi?: Atlanta ile 2016 Amerika’sında siyah olmanın korkunç ve garip bir şey olduğunu yüzümüze yüzümüze vurdu. Bunu da tamamı azınlıklardan oluşan bir yazar, yönetmen ve prodüksiyon ekibiyle yaptı. Ayrıca, rap müziğin domine ettiği bir yılda insanlara “Awaken, My Love!” ile gitarlı müzik dinletmeyi başaracak olması da rap tandanslı bir müzisyen için takdir edilesi bir olay.

2017’de Ne Alemde?: 2017 çok yüksek ihtimalle Childish Gambino ismini Donald Glover’dan daha çok duyacağımız bir yıl olacak. Keza yeni albüm turnesi, festivaller, klipler derken önümüzdeki sene müziğine bizi doyuracaktır.

2016: PJ HARVEY

Neden Değerli?: 90’ların başından günümüze kadar birbirinden harika işler çıkarmış bir isim PJ Harvey. Albümlerinin her biri bir hazine değerinde. Kendisi müzisyen olmanın yanı sıra aynı zamanda bir ozan ve yazar. Dünyanın birçok köşesinde yaptığı gezilerdeki izlenimleri kitaplaştıran sonra da bu anıları anlattığı güzel mi güzel bir albüm yayımlayan bir müzisyen. 2011’de yayımladığı ve sene sonu listelerini kasıp kavuran Let England Shake‘in hemen ardından kendisinden pek haber alamaz olmuştuk. Bu sene ise yeni stüdyo albümü The Hope Six Demolition Project ile sahnelere geri döndü ve yılın en iyi işlerinden birine imza attı. Sanatçının Kosova, Washington ve Afganistan gezilerindeki izlenimlerini anlattığı albüm tahmin edeceğiniz üzere oldukça politik. Harvey’in arkasında dostlarından oluşan sağlam bir orkestrası var. Gerek canlı performanslarda gerekse de albüm kayıtlarında enstrümanları ile oldukça zengin şarkılar ortaya koydu. 2016 dendiğinde aklımıza gelecek ilk isimlerden biri kendisi.

Neyi Değiştirdi? Daha önce de söylediğimiz gibi PJ Harvey öyle pek de sık albüm çıkaran, ortalarda dolaşan, konserler veren bir müzisyen değil. Son albümünden sonra kendisinden hiç haber almaz olmuştuk. Bu sene ise dünyanın her yerinde bir PJ Festivali oldu. Arayı kapatmak için olsa gerek Harvey, dünyanın her yerinde birçok performans sergiledi. Hayranları özlemlerini gidermek için konser kapılarında uzun kuyruklar oluşturdu. Kendisi aynı zamanda haziran ayında Türkiye’ye de bir uğramış oldu. 2016’da ülkemizde gerçekleşen sınırlı konserler arasında açık ara en iyi performanslardan biri olduğunu da hemen belirtelim.

2017’de Ne Alemde?: Bu kadar yoğun bir konser maratonundan sonra PJ Harvey biraz dinlenmeyi hakketti. Kendisi yeni bir albüm peşine mi düşer, yoksa yeniden kendi köşesine mi çekilir bilemiyoruz. Kendisinin de bu konuda herhangi bir açıklaması yok henüz. Bizim umudumuz arayı bir önceki gibi çok açmaması ve bizi o güzel işlerinden mahrum etmemesi. Kendisi bu konuda ne düşünüyordur bilemiyoruz tabii ki.

2016: BOJACK HORSEMAN

Neden Değerli?: Animasyonlar konusunda gerek sinemada gerekse televizyonda büyük bir rönesans yaşanıyor diyebiliriz. Rick & Morty’nin kült haline gelmesi, geçtiğimiz senelerde Inside Out’un, Frozen’ın ve bu sene de Zootopia’nın büyük gişe başarısı izleyenler ve eleştirmenler tarafından kesinlikle göz ardı edilmedi. BoJack Horseman çok başarılı iki sezonunun ardından muhteşem bir üçüncü sezonu geride bıraktı. Netflix’in gurur kaynaklarından olan dizi, orta yaş krizinde bir atın küçük mutluluklar ve büyük hayal kırıklılıklarıyla süslü yaşamını bizlere sunuyor. Will Arnett, Aaron Paul ve Allison Brie gibi çok iyi bir seslendiren ekibi olan dizinin özellikle su altında ve neredeyse diyalogsuz geçen “Fish Out of Water” (kolaylık olsun, üçüncü sezon dördüncü bölüm) bölümü hayranlık uyandırdı ve TIME‘ın 2016’nın en iyi televizyon bölümleri listesinde Game of Thrones ve Black Mirror’ı geride bırakarak birinci oldu. Depresif komedi sevenler için BoJack Horseman’a başlamak için hala geç değil.

Neyi Değiştirdi?: Prestijli ödül törenleri ve burnu kalkık televizyon eleştirmenleri genellikle animasyonları göz ardı ederler. Ancak, gerek TIME’ın bahşettiği onur gerekse de animasyonların artık mesaj içeren ve samimi hala gelmesiyle BoJack Horseman, tek başına olmasa da, insanların bu sanat türüne bakış açısını değiştirmeye kararlı gibi duruyor. Ayrıca, emsallerinden çok daha karanlık olmasıyla da belki de türünün tek örneği olan dizi, yeni işlere de zemin hazırlıyor.

2017’de Ne Alemde?: Dördüncü sezon, 2017 yazında geliyor. Yani, umarız bu övgü dolu sözlerimizi seneye de tekrarlayabileceğimiz bir sezon bizi bekliyor olur.

2016: STRANGER THINGS

Neden Değerli?: Konu olarak insanları pek şaşırtmasa da dizinin havası kendisine hayran bıraktı. “80’lerin bilim/korku türü filmlerinin havası 2016’ya nasıl uygulanır”ın doğru cevabı oldu. Müzikler konusunda da karanlık synth‘leri pek çok kişinin ağzını açık bıraktı. Birçok müzisyenden de farklı farklı coverlar duyduk. Oyunculukta da deneyimli oyuncular, becerikli küçük çocuklarla karışınca bu kadar ilgiyi hak eden bir dizi ortaya çıktı.

Neyi Değiştirdi?: Bir yandan yükselen retro trendine katkı sağlayan Stranger Things bir yandan da “meme” kültürüne bir sürü miras bıraktı. Mike, Eleven, Dustin, Lucas ve Will isimli tatlı çocukları çok sevmemizi sağladı. Tabi insanların hayatlarını “alt üst” etmesi de cabası.

st-lead

2017’de Ne Alemde?: Dizi bu kadar ilgiyle karşılanınca Netflix boş durmadı tabii ki. Stranger Things, 2017’de 9 bölümlük ikinci sezonuyla bizi bekliyor olacak.

2015: CAITLYN JENNER

Neden Değerli?: Altın madalyalı olimpik sporcu olan Bruce Jenner ile başladığımız yıl, kendisinin “Artık bana Caitlyn deyin” tweeti ve Vanity Fair’e verdiği pozlarla devam etti. 65 yaşına kadar yaşadığı 3 evliliği ve bu evliliklerdeki tüm ikilemleri 65 yaşında aşan ve 2015’te yepyeni ve muhteşem görüntüsüyle medyaya taşıyan Caitlyn Jenner, yaşın ve yaşananların bir kıstas olmadığını gösterdi.

Neyi Değiştirdi?: Globalde transfobi bu kadar yaygınken Jenner’ın tüm özgüveniyle Vanity Fair’e verdiği fotoğraflar insanlarda hassasiyet varlığını geliştirdi (ya da öyle olduğuna inanıyoruz). Bu hareketle trans bireylerin haklarını savundu ve transların sesini yükseltti, varlığını bir çoklarına kabul ettirdi.

2016’da Ne Alemde?: Bu kadar gündemde olmasının sempatik olmadığını savunanlardan gözyaşı dökenlere kadar geçen 1 senede duyulanlar pek de farklı gelmedi. 2016’da da aynı tartışmalar, yerli yersiz atılımlar olacaktır elbet ve büyük ihtimalle bu konuda kendisinden daha çok şey dinleyeceğiz.

2015: KAVGALAR

2015, müzisyenlerin kendi aralarındaki didişmelerinin en az ortaya konulan müzik kadar konuşulduğu bir sene oldu. Her sabah uyanıp daha gözümüzü tam açamamışken Twitter feed’imizde kavgaların çıktığını görür olduk.  Bu kavgaların tarafları da genelde hep aynı kişilerdi, (Nicki Minaj ve Taylor Swift, evet size diyoruz…) bir türlü rahat duramayan insanlar oldu yani. Peki neydi bu kavgalar?

ROUND 1: DRAKE VS MEEK MILL

Her şey Meek Mill‘in yeni albümünü tweet atmayan Drake‘i “ghostwriting” (rap verse’lerini başkasına yazdırmak) ile suçlamasıyla başladı.

Bu tweet’i atılmayan yeni Meek Mill albümü Dreams Worth More Than Money‘de bir de Drake işbirliği vardı. Meek Mill bu garip duruma da şöyle bi açıklama getirdi:

Drake de boş durmadı tabi. Meek Mill’i hedef aldığı gün gibi ortada olan Charged Up‘ı ve Back To Back‘i peş peşe yayınladı. Nicki Minaj‘a da göndermeler yaptığı Back To Back:

Nicki Minaj demişken… Bu durumdan en rahatsız olan kişi olsa gerek. Bir yandan sevgilisi Meek Mill öbür yandan uzun zamandır arkadaşı olan Drake. Drake ve Nicki Minaj’ın aynı plak şirketine (Cash Money) bağlı olduğunu unutmayalım. Nicki ise açıklamalarında bu kavgaya karışmak istemediğini ve bunun ikisi orasında olduğunu söyledi. Tek isteği ise bitmesi.

ROUND 2: NICKI MINAJ VS TAYLOR SWIFT

VMA adaylıkları açıklandığında Nicki Minaj, rekorlar kıran ve popüler kültürün tam ortasına oturduğunu iddia ettiği klibi Anaconda‘nın Yılın Videosu ödülüne aday bile olamamasından yakındı:

Sonra “Aday olabilmek için klipte zayıf kadınlar olması gerekmiş demek ki.” dedi. Taylor Swift de bunun Yılın Videosu adayı olan klibi Bad Blood‘a yönelik olduğunu düşündü ve tabi ki olaya atladı hemen.

Sonra iki taraf arasında şöyle etkileşimler gerçekleşti:

Daha sonra Bad Blood’ın kendisi hakkında yazıldığı iddia edilen Katy Perry de partiye katıldı (bizce oldukça da haklı):

Fakat sonuç olarak özürler dilendi ve barışıldı. Hatta VMA töreninde Nicki Minaj ve Taylor Swift birlikte sahneye bile çıktı.

ROUND 3: NICKI MINAJ VS MILEY CYRUS

Nicki Minaj, VMA töreninde bir kavgayı tatlıya bağlasa da törenin ilerleyen saatlerinde bir başkasını başlattı.  Miley Cyrus, törenden birkaç gün önce New York Times‘a verdiği röportajda Minaj-Swift sürtüşmesine yorum olarak Nicki Minaj‘ı olayı kendi üstüne çektiğini ve bunun çok hoş olmadığını söylemişti. Minaj da ödül töreninde ödülünü aldıktan sonra törenin host’u Miley Cyrus‘a bunun hesabını sordu. Miley Cyrus da cevabını sakınmadı.

İkili arasındaki gerilim çözülmedi. Bildiğimiz kadarıyla hala araları limoni.

ROUND 4: ZAYN MALIK VS CALVIN HARRIS

Bu kavgada da her şey Zayn Malik‘in şu tweet’i retweetlemesiyle başladı.

Zayn’ın, sevgilisi (Taylor Swift) hakkında böyle bir tweet’i retweetlediğini gören Calvin Harris de hemen sevgilisini kollamaya çalıştı:

Calvin Harris’in “bilmediğin işe bulaşma” tweet’inden sonra işler daha da kızıştı ve Zayn Malik’in Calvin Harris’e “dickhead” demesi ve Calvin Harris’in kavgadan uzaklaşmasıyla bu kavga da son buldu.

ROUND 5: AZEALIA BANKS VS WILLAM BELLI

Twitter kavgası denince bu listede Azealia Banks‘in olmamasını beklemiyordunuz umarız? Bu kavga da Azealia Banks’in bir havayolu şirketi görevlisine “faggot” (ibne) dediği bir videonun gün yüzüne çıkmasıyla alev aldı:

Videoyu gören Willam (en ünlü draq queen’lerden biri) şu tweet’i atınca işler kızıştı:

Azealia Banks de TABİ Kİ cevap vermekten geri kalmaz:

İşin içine Willam hayranları da karışınca ortaya geniş çaplı bir Twitter kavgası çıktı. (buna artık Azealia Banks Effect diyebiliriz sanırım?) Burada Azealia Banks’in de haklı tarafları yok değil.

ROUND 6: MELANIE MARTINEZ VS HALSEY

Alternatif popun yükselen isimlerinden ikisi arasında geçen bu sürtüşme kavgadan çok birbirlerine mention’sız laf çakma şeklinde. Olayı büyüten ise tabi ki obsesif hayranlar.

Bilginize: bu tweetler 19 dakika arayla atılıyor.

ROUND 7: KHLOE KARDASHIAN VS AMBER ROSE

Kanye West‘in Kim Kardashian ile evlenmeden önceki sevgilisi Amber Rose, bir röportajında Tyga‘nın (Amber Rose’un yakın arkadaşı Blac Chyna‘nın eski kocası, çocuğunun babası) 17 yaşındaki Kylie Jenner‘la bir ilişki yaşadığı için utanması gerektiğini söyledi. Sonrasında ise Khloe Kardashian‘ın olaya dahil olmasıyla yine bir Twitter kavgasına tanık oluyoruz.

BONUS ROUND: IGGY AZALEA VS PAPA JOHN’S PIZZA

Iggy Azalea‘nın bir Papa John’s Pizza kuryesinin rapçinin numarasını ailesine vermesiyle Iggy Azalea’nın Papa John’s Pizza’nın Twitter hesabıyla girdiği tek taraflı diyalog. Oldukça komik.

Umarız 2016 da 2015 gibi bol kavgalı ve dramalı geçer. Buradan oturup izlemek çok zevkli çünkü.

2015: JUSTIN BIEBER

Neden Değerli? Açıkçası bundan 2-3 sene öncesine kadar Justin Bieber için değerli sıfatını kullanacağımı hiç düşünmezdim. Ancak elimizde büyüyen Kanadalı megastar, sosyal ve magazinsel olarak o kadar olmasa da geçirdiği müzikal değişim ile ciddiye alınmayı, hatta saygı duyulmayı hak eder duruma geldi. Arkasına kolektif olarak Jack Ü ismini kullanan Skrillex ve Diplo‘yu alan Biebs, Purpose ile yılın iyi elektronik pop albümlerinden birini yaparken; albümden çıkan singleları What Do You Mean, Where Are Ü Now ve Sorry ile “ciddi” müzik sitelerinin bile en iyi şarkı listelerine temsilci sokmayı başardı.

Neyi Değiştirdi? Belki de Kardashian sülalesi ile birlikte dünyadaki en büyük popüler kültür ikonlarından biri olan Justin Bieber, nihayet müziğiyle de gündeme gelmeye başladı. Yılın sonlarına doğru Grammy‘lerden de bir adaylık koparmayı başaran şarkıcı, Jack Ü‘yle ortaklığının ne kadar doğru bir hamle ve geleceğe yatırım olduğunu bize gösterdi.

2016’da Ne Alemde? Haylazlığının en tavan yaptığı dönemde bile kimsenin onun yeteneğinden kuşkusu yoktu zannediyorum. Ancak yaptığı somut güzel işler sayesinden artık geleceğe ve özellikle 2016’ya bu yeni olgun haline yakışır bir stadyum turnesi cuk oturacak diye zannediyorum. 9 Mart 2016‘da Seattle’da başlayacak Purpose Turnesi, acaba değişmiş ve gelişmiş Justin Bieber kıvılcımını tüm dünyaya saçabilecek mi, hep beraber göreceğiz.

 

2015: SARMAŞIK

Neden Değerli?: Türk sineması adına -fikrimce- baş yapıtlardan biri olan Gemide filmine benzetilmesine rağmen kendi hikayesine sadık kalmış bir film Sarmaşık. Abluka ile birlikte “yılın en iyi yerli filmi hangisiydi” tartışmalarına konu olan bir film. Yurt içinde ve yurt dışındaki festivallerde gösterdiği başarı da emeğin karşılığının alınması konusunda oldukça tatminkar. Gişe Memuru filmiyle adından söz ettiren Tolga Karaçelik‘in senaryosunu yazıp yönettiği, Nuri Bilge Ceylan filmlerinden aşina olduğumuz Gökhan Tiryaki‘nin görüntü yönetmenliği yaptığı ve başta Nadir Sarıbacak olmak üzere tüm oyuncuların çok iyi performans gösterdiği Sarmaşık, yılın en dikkat çeken yapımlarından.

Neyi Değiştirdi?: “Deniz bitti, gemi durdu, duran gemi artık gemi değildir..” Çekimleri, diyalogları ve alt metniyle bizleri etkileyen, hiyerarşinin anlamını iliklerimize kadar hissettiren ve sorgulatan Sarmaşık, zaman zaman George Orwell‘i hatırlatıyor izlerken. Geriyor, düşündürüyor, rahatsız ediyor. Otorite kavramı ve insan psikolojisi üzerinde kafa yoruyor. Kendi dünyasına seni kolaylıkla çekebiliyor.

2016’da Ne Alemde?: Film ekibinin 2016’da neler yapacağını tam bilmemekle birlikte, Sarmaşık, Abluka gibi yerli filmlerden 2016’da da fazlasıyla görmek istiyoruz.

2015: SLEATER-KINNEY

Neden Değerli?: Çünkü son 25 yılın en büyük rock gruplarından biri, çünkü kötü bir tane bile albümleri hatta şarkıları yok, çünkü 3 grup üyesi de ayrı ayrı tapılası insanlar, çünkü girl power.

Neyi Değiştirdi?: Sleater-Kinney, geri dönüşlerin gerçekten de mükemmel olabileceğini gösterdi bize. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra diskografilerine bir şaheser daha eklediler. No Cities to Love hem yılın en iyi albümlerindendi, hem de Sleater-Kinney’in en iyi işlerinden biriydi. Ayrıca grubun en kolay dinlenebilir, en su gibi akan albümü olduğunu da eklemek gerek. Böylece hem hayranlarının uzun süren bekleyişlerinin karşılığını verdiler, hem de yeni nesli dürtüp “Bakın biz geri döndük” diyerek hayran kitlelerini genişlettiler.

2016’da Ne Alemde?: Gruptan yeni sesler duymayı pek ummuyoruz ama tek istediğimiz şey, bir daha arayı bu kadar açmamaları.

2015: SHAMIR

Neden Değerli?: Geçtiğimiz sene çıkardığı Northtown EP’si ile Shamir bu sene nasıl harika bir albüme imza atacağını belli etmişti aslında. İlk single On The Regular ile bubblegum-pop, rap ve house üçlüsünü 80’ler sosuna bulayıp ortaya yılın en eğlenceli ve “arıza” şarkılarından birini çıkaran ve adeta “Ortalığı dağıtmaya geldim” diye bağıran Shamir, sözleriyle “Daha ilk şarkıdan bu özgüven nedir?” dedirtse de kendisini antipatikten çok cool olarak tanımlayabiliriz. Hatta biraz fazla cool, evet.

Neyi Değiştirdi?: Shamir yılın en iyi, en renkli, en türler arasında koşturan albümlerinden birini yaptı hiç şüphesiz ki. Kısacık albüm, aradaki 1-2 azap şarkı hariç fazlasıyla eğlenceli ve bağımlılık yapıcı. Evet, kendisine benzeyen pek çok sanatçı bulmak mümkün, fakat Shamir’i benzerlerinden ayıran şey, saydıklarımızı bir hayli başarılı bir şekilde yapmasının yanı sıra risk almaktan çekinmemesi, hafif çocuksu sound’u ve en önemlisi de kendisi. Kendini cinsiyetsiz olarak tanımlayan Shamir, günümüz siyahi müzisyenleri arasında şimdiden özel bir yer edindi diyebiliriz. Androjen duruşunu ve sesini az biraz hipsterlık ve oldukça renkli bir görsel imaj tamamlıyor.  Kendisi daha ilk dinlediğinizde sesiyle sizi hem içine çekmeyi hem de merakınızı cezbetmeyi başarıyor; videoları ise apayrı bir dünya.

2016’da Ne Alemde?: 2016’nın bir kısmını turlayarak geçirecek olan Shamir’den bu sene yeni bir şeyler duyar mıyız, pek emin değiliz; fakat bu çocuğun adını çok daha sık duyacağız, ondan eminiz. “Buralara da uğrasa da şöyle delicesine eğlensek” diyor ve Ratchet’ı başa sarıyoruz.

2015: AMY SCHUMER

Neden Değerli? Hala tanımayanınız kaldıysa Amy Schumer, 2000’lerin ortasından beri stand-up gösterileriyle sahnelerden ve 2013 yılından beri Inside Amy Schumer programıyla televizyonlardan aşina olduğumuz bir komedyen. Her ne kadar Inside Amy Schumer’ın kalitesi ilk sezondan beri yakın seviyelerde ilerlemekte olsa da son sezonunun parlamasıyla birlikte Amy Schumer’ın ismini de çok sık duyar olduk. 2015 yılını dolu dolu geçirirken başarısını Trainwreck isimli sinema filmiyle taçlandıracak vakit buldu, birçok yerden topladığı ödüllerle de bu başarıyı resmileştirdi.

Neyi Değiştirdi? 2015 yılı hepimizin fark etmiş olacağı üzere duyar yılıydı. Bunun da etkisiyle olacak ki Amy Schumer özellikle bu sene, Comedy Central gibi erkeklerin egemen olduğu bir kanalda üç sezondur başarıyla yürüttüğü programıyla dikkat çekmeyi başardı. Tamamen erkeklerin hakim olduğu bir sektörde feminist komedi yapan bir kadın olarak popüler olabilmek bir yana, insanların ağzına almaya (kelime oyunu niyeti yok) çekindiği konularda bile şakalar yapacak cesareti gösterebildi.

Televizyonda görülebilir olmak için hepimize dayatılan “mükemmel” vücut standartlarına sahip olmak gerekmediğini gösterdi. Cinsellik, insan ilişkileri, medya, güzellik standartları, kadın-erkek ayrımcılığı gibi konular hakkında fikirlerini dürüstçe belirtti, eleştirdi. Bu konulara herkesin görmezden geldiği, hiç kimsenin değinmeye yanaşmadığı açılardan yaklaştı.

-Amy Schumer 2014: Popo meselesine katkısını böyle yaptı-

Bir sürü insanı kızdırdı ama bu kendini sevdirmesine engel olmadı, Tilda Swinton gibi büyük bir ismi bile romantik komedisinde oynamaya ikna edebilecek kadar sempatik kalmayı başardı, doğallığını ve içtenliğini hiç bozmadı. İdol olarak gördüğü Tina Fey, Amy Poehler, Julia Louis-Dreyfus gibi isimlerden programında yer almak isteyecekleri kadar takdir toplamayı başardı. Bütün bunları yaparken hepimizi kahkahalara boğmaya devam etti.

2016’da Ne Alemde? 2015’deki parlamasıyla çevresini de genişleten Amy Schumer şu sıralar Jennifer Lawrence’la kanka olmuş durumdalar (öyle ki J-Law, Golden Globes’a aynı kıyafetle katılmak istediklerini söylüyor) ve henüz resmi bir şey olmasa da birinci ağızdan duyduğumuz üzere birlikte oynayacakları bir senaryo üzerinde çalışıyorlar. Amy Schumer silahlanma karşıtı bir toplulukta aktif rol oynuyor, kendisini bu topluluğun yüzü olarak görmemiz an meselesi olabilir. Bunların yanı sıra bahara doğru Inside Amy Schumer’ın dördüncü sezonunu izliyor olacağız. Kendisini bir de komedyenlerin yaratma süreci hakkındaki bir belgeselde göreceğiz. Umarız 2016 da yine kahkahalarla dolu bir yıl olacak.

 

2015: NARCOS

Neden Değerli?: Çoğu dizi takipçisinin Breaking Bad sonrası yaşadığı boşluğu doldurmak için başladığı fakat olayların gerçeklikte örtüşmesiyle ve seyirciyi konuya kısa zamanda bağlayabilmesiyle diğer dizilerden ayrılan Narcos, bu yılın en çok konuşulan dizilerinden biri oldu. Pablo Escobar ve DEA ajanı Steve Murphy perspektifinden bir dönemin portresini çizen Netflix yapımı proje aynı zamanda politik durumlara, toplum analizine ve kişisel hırslara da yoğunlaşıyor. İlk sezonunda iki Golden Globe adaylığı bulunan Narcos, başarılı oyuncu seçimleri ve jenerik müziğiyle de göz dolduruyor.

Neyi değiştirdi?: Breaking Bad, Goodfellas, Blow ve belki -özellikle ikinci sezonu için- Fargo gibi yapımlarla bazı benzerlikler kurabileceğimiz Narcos, “iyi” ve “kötü”nün savaşını anlatırken bizi açık bir şekilde kötüye sempati duymaya davet ediyor. Buram buram “burası Türkiye” algısıyla yaşadığımızdan normalleştirdiğimiz bazı durumlara alışkanlığımızı sorgulatıyor ve bugün bile Kolombiya dendiğinde akla ilk gelen şeylerden birinin uyuşturucu olmasının sebebini açıklıyor. Çoğu dönem olayının anlatılışını televizyon ya da sinema senaryosu haline getirirken yapılan oynamalarsa Narcos’ta oldukça az.

2016’da Ne Alemde?: Netflix, dizinin ikinci sezonunun ne zaman ekranlarda olacağını belirtmese de 2016 yazının sonunda ya da sonbahar aylarınca yayınlanması bekleniyor.

2015: TAME IMPALA

Neden değerli?: Adlarını duyduğumuz günden bugüne yaptıkları işlerin etkisi altında kaldığımız, sevdiğimiz, konuştuğumuz Tame Impala‘nın ilk EP’sini yayınlamasının üzerinden sekiz yıl geçti. Bu sekiz yıl içerisinde grubun yaptığı müzik ve dinleyici kitlesi gitgide büyüdü. Bizler 2015 yılına kadar Half Full Glass of Wine, Feels Like We Only Go Backwards, Elephant gibi başyapıtları severek dinlerken bu yıl, Tame Impala Currents albümüyle kategorize edilemeyecek bir müzik topluluğu olduklarını gösterdi. Artık gözümüzde sevilerek dinlenen bir grup olmaktan çıkarak, müzikal bir bağımlılığa dönüştü.

Neyi Değiştirdi?: Öncelikli olarak Tame Impala, ürettikleri müziği hatta bir bakıma kendini değiştirdi. Currents albümündeki tüm şarkıları defalarca dinledik ve çoğunun farklı albümlerde hit olabilecek parçalar olduğunu düşündük. Let It Happen, neredeyse tüm müzik otoritelerince 2015 yılının en iyi şarkılarından biri olarak gösterildi ve yıl sonunda Tame Impala’nın dinleyici kitlesi çokça artmış oldu. Ayrıca Let It Happen, ‘Cause I’m A Man ve The Less I Know The Better şarkılarına çekilen “gerçeküstü” video klipler de beğenimizi topladı.

2016’da Ne Alemde?: 2016’da Tame Impala’dan yeni şarkı ya da albüm çalışması beklemiyoruz fakat Kevin Parker’ın sevdiği şarkıları tekrar yorumlamaya meylini bildiğimizden belki 1-2 şarkı coverı bekleyebiliriz. Ayrıca konserlerine devam eden grubun Eminem, Florence + The Machine, Jack Ü, Mumford & Sons, Snoop Dogg ve Die Antwoord gibi isimlerle birlikte Lollapalooza Arjantin‘de olacağını biliyoruz.

 

2015: GÖLGEDE KALAN ALBÜMLER

Yılın son günlerine doğru hızla yol alırken, etrafımız  “2015’in en iyileri” listesi ile doldu taştı. Hatta hepimiz sonradan pişman olmayalım, aman güzel bir albümü kaçırmayalım derken hepsini tükettik bile. Listelerimiz Tame Impala, Courtney Barnett, Kendrick Lamar ile doldu taştı. Ancak 2015′ te dinlediğimiz albümler o kadar da az değil tabii ki. Sadece bazıları listelerde çok az görüldü ya da sadece… görülemedi. İşte biz de Avaz olarak gözünüzden kaçmış olması muhtemel, dinlemeden yeni yıla girmeyin dediğimiz albümleri sizler için sıraladık.

Laura Marling- Short Movie

Bu kadar kısa bir sürede, kariyerine 5 tane birbirinden güzel albüm sığdırmış olması Laura Marling‘ e özgü bir şey. İtiraf edelim, önceki albümleri ile kıyasladığınızda Short Movie, oldukça sönük kalıyor. Ancak elektro gitarı benimserken Laura Marling, bir yandan da köklerine bağlı kalmayı gayet güzel başarmış. Üstelik albümün Director’s Cut‘ taki şarkı versiyonları daha da bir güzel, dinlemeden geçmeyin.

Alela Diane & Ryan Francesconi- Cold Moon

Alela Diane, About Farewell ile hepimizi ağlatalı daha çok olmadı aslında. Arayı pek açmak istememiş olsa ki gitarist Ryan Francesconi ile bu sene güzel mi güzel bir albüm kaydetti, ağlatmaya devam etti. Alela’ nın şiirsel, melankolik şarkı sözleri ile gitarda Francesconi, pek bir yakışmış, pek bir güzel olmuş.

Tobias Jesso Jr.- Goon

Tobias Jesso Jr., bu sene indie aleminin Adele‘ i, Haim kardeşlerin biricik can yoldaşı oldu. Her ne kadar senelerce bas gitar çalmış olsa da Kanadalı müzisyen, piyanoda harikalar yaratıyor. Ayrıca hemen belirtelim, kendisi Adele’ in son albümü “25” teki bir şarkıyı da Adele ile bizzat yazma şerefine erişmiş durumda.

TORRES- Sprinter

2015′ in ilk yarısı listeleri yayınlandığında sık gördüğümüz, ikinci yarısında ise yeni albümlerin hezimetine uğramış bir albüm Sprinter. NYC sahnesinin son dönem isimlerinden TORRES, ilk albüme göre daha özgüvenli, daha şairane ve kesinlikle çok daha cesur. Albüm bittiğinde üzerinizde küçük bir PJ Harvey etkisi kalabilir, söyleyelim.

Jessica Pratt- On Your Own Love Again

Jessica Pratt‘ in ikinci albümü “On Your Own Love Again” i dinlediğinizde, senelerdir tanıdığınız bir arkadaşınızın hiç beklemediğiniz o gizli kalmış düşüncelerine ve duygularına sonunda tanıklık ediyormuş hissine kapılıyorsunuz. Pratt’ in melodileri ve gitarı oldukça narin. Sıcak çikolatanızı alıp bu kış gününde 2015 anılarınızı beraberinde hatırlamak isteyebileceğiniz bir albüm.

My Morning Jacket- Waterfall

Eskiler bilir. My Morning Jacket, 90’ların sonunda oluşmuş, kendilerine özgü ciddi bir hayran kitlesi olan bir grup. 7. stüdyo albümleri ile 4 seneden sonra bir dönüş yaptılar, bizi mutlu ettiler. Waterfall albümü pek ses getirmedi ama yine de bir Grammy adaylığı kaptı. Kim bilir, belki de Grammy’ i eve götüren, bu sene My Morning Jacket olur.

Beach House- Thank Your Lucky Stars

Depression Cherry ile o kadar meşguldük ki galiba Thank Your Lucky Stars‘ ı unuttuk. Ancak hemen belirtelim, albümde Depression Cherry’ den çok daha fazlası var. Thank Your Lucky Stars, kesinlikle daha duygulu, daha narin ve daha yoğun bir albüm.

The Soft Moon- Deeper 

The Soft Moon -gerçek adıyla Luis Vasquez-, bu sene Salon’ un açılış ismi, bizim röportaj konuklarımızdan biri olmasının yanı sıra bir de güzel bir albüm yayınladı. Vasquez’ in müziği her kulak için değil. Ancak müziğin içinde kaybolmayı ve hatta yok olmayı sevenlerdenseniz kaçırmak istemeyeceğiniz bir albüm Deeper.

Archy Marshall- A New Place 2 Drown

Bir zamanlar King Krule olarak bildiğimiz Archy Marshall, bu yeni albümde yeni bir persona ile karşımıza çıkıyor. Elektrodan hip hopa birçok müzik tarzını birarada bulabileceğiniz bir çalışma olmuş A New Place 2 Drown. 2015′ in son güzel sürprizlerinden biri.

Lower Dens- Escape From Evil

2015′ in ilk yarısında gördüğümüz, sonra ortadan kaybolan bir başka albüm daha. Lower Dens, Escape From Evil ile ciddi bir hayran kitlesi edinip kendine kocaman bir yer açtı. To Die in LA ve Sucker’s Shangri- La senenin en güzel şarkıları arasında yer aldı. Jana Hunter‘ a sıkı sıkı sarılıp, hiç bırakmamak istedik. Bir an önce buralarda da görsek de hayaller gerçek olsa.

Julien Baker- Sprained Ankle

Julien Baker, oldukça yeni bir isim. Henüz daha 20 yaşında ve Sprained Ankle daha ilk albümü. Ancak Baker’ ın albümü, beklenenin aksine oldukça yoğun ve ağır. Senenin en iyi çıkış albümlerinden biri olmasının yanı sıra, sevgili Julien’ ın kariyeri için de oldukça umut vaadediyor.

The Staves- If I Was

İngiliz kardeşler, folk aleminin yeni Haim‘ i olma yolunda hızla ilerliyor. Çok seveceğinizi düşündüğümüz ( ya da umduğumuz) If I Was, çok zengin bir albüm. Bon Iver‘ den Justin Vernon‘ ın producer olarak yer aldığı kayıtlar ile kardeşler, Florence& The Machine‘ in açılış grubu olarak yer aldı bile. Kendilerini daha çok duyacağız gibi.

Thundercat- The Beyond/ Where The Giants Roam

Kendrick Lamar, 2015 listelerinde birinci sırayı kapmış olabilir. Ancak biz de albümün önde gelen isimlerinden, yakın zamanda bu topraklara da uğramış olan sevgili Stephen Bruner‘ i unutmadık tabii ki. Yakın bir dostunu kaybettikten sonra kaydettiği kayıtlar ile Bruner, gönüllere hafifçe dokunup geçiyor.

Lady Lamb- After

Bu sene Tanışın’ a da konuk ettiğimiz Aly Spaltro ile halen tanışmadı iseniz işte size ikinci bir fırsat. Özgün şarkı sözleri ve kendine has tarzı ile New York sahnesinde kendine özel bir yer edinmenin yanı sıra Lady Lamb, gönüllerimizi de fethetti. 2. albümü After, çok ses getirmese de biz hayranları mutlu etmek için yetti de arttı bile.

2015: KENDRICK LAMAR

Neden Değerli?: Öncesi de olmasına rağmen hayatımıza asıl girişi 2012’de yayınladığı good kid, m.A.A.d city ile yapan Kendrick Lamar, doğru zamanda doğru yerde olmasıyla herkesin evine girdi. Dolayısıyla Grammy ödülleri için adaylıklarının sayısı çoktu, yılın “en”leri listelerinde de yerini tez elden aldı çünkü bugüne kadar 5 üzerinden 5 işlere imza attı. Şaşırtandan normal karşılanana kadar sayısız işbirliği,  turneler ve dahası derken 2015’e To Pimp A Butterfly’ı evlere bomba olarak bıraktı.

Neyi Değiştirdi?: Önce alternatif bir isimken kaliteli işleri ile mainstreamdeki (burası zaten tartışılan bir mevzu) yerini aldı ancak bizce alternatif duruşundan da ödün vermedi (-ve burası-). Rap’e ilgisi olmayanlara bile senenin en iyi albümü To Pimp A Butterfly dedirtti. Irk, kimlik ve mücadelelerini dile getirdiği meselelerini tereddütsüzce To Pimp a Butterfly’a yansıttı ve yaşadıklarının, fikirlerinin müziğiyle konuşabilirliğini gösterdi.

2016’da Ne Alemde?: Yıl sonuna doğru boş durmaz yine yeni bir single bırakır diye düşünüyoruz. Tur haberleri de pek muhtemel. Haritasına İstanbul’u ekleyeceği günlerin hayali de 2016 gündeminin içinde olacak.

 

2015: APPLE MUSIC

Neden Değerli?: 2015 “streaming” servisi veren şirketlerin senesi oldu. Streaming rakamları 2014’ten 2015’e bile o kadar arttı ki artık sanatçılar albüm bile satamıyor. (Adele‘i bu kapsama almıyoruz tabi ki) Sanatçılar artık gerek ticari kaygılarla (Taylor Swift, Adele) gerekse de sanatsal değerin takdir edilmemesi gibi etik sebeplerle (Björk, Joanna Newsom) streaming servislerde albümlerinin yer almasına izin vermiyorlar. Bu endüstri bu kadar büyükken ve sektörün monopolü sene başında tek başına Spotify iken ilk önce şatafatlı bir törenle Tidal hayatımıza girdi. (Girdi mi?) Tidal mı Spotify mı derken bir de başımıza Apple Music çıktı. Tidal’ın farkı lossless audio kalitesiyle hizmet vermesi ve hissedarlarının sanatçılar olmasıydı. Peki Apple Music’in farkı ne? Apple Music henüz Türkiye’de hizmet vermese de Spotify ve Tidal’a göre çok daha interaktif bir platform. Sanatçılar ve radyocuların yaptığı radyo programları ve röportajlar, sanatçıların hayranlarıyla etkileşime geçebilme özelliği, şarkıların yanı sıra müzik klipleri ve sanatçı videoları gibi değişik içerikler barındırması Apple Music’i diğer streaming servislerinden ayıran özelliklerden birkaçı.

Neyi Değiştirdi?: Apple Music, Jay-Z‘nin başarısız Tidal girişiminden sonra Spotify‘a gerçek bir rakip oldu. Kullanıcılara ilk 3 ay ücretsiz deneme fırsatı vererek (Taylor Swift, tamam, sakin ol, ödeyecekler…) doğrudan kendine bir kullanıcı kitlesi oluşturdu. Her gün yeni bir içerik yeni bir özellikle kullanıcı sayısı günden güne artıyor. Streaming yarışında Spotify’ı sollaması hiç de olanaksız gözükmüyor açıkçası.

2016’da Ne Alemde?: Öncelikle ilk temennimiz tabi ki Türkiye‘de hizmet vermeye başlamaları. Bunun dışında 2016’da büyük işler yapacak gibi gözüküyorlar. Örneğin, daha geçtiğimiz günlerde 1989 World Tour Live projesi için Taylor Swift‘le olan işbirliklerini açıkladılar. 2016’da Apple Music‘in böyle işlerine şimdiden alışın diyoruz.

2015: UNKNOWN MORTAL ORCHESTRA

Neden Değerli?: 2010 çıkışlı, yani görece yeni bir grup olmasına rağmen alternatif müzik dinleyicisinin büyük ilgisini ve beğenisini kazandı Unknown Mortal Orchestra. 2011’de yayınlanan ve kendi adlarını taşıyan albümde grubun ilk hiti “FFunny FFrends” ve hala neredeyse her konserde çaldıkları “How Can You Luv Me” vardı. 2013’te çıkan “II” ise yeni ve umut vaat eden grubun daha çok kabul görmesini ve kendini ispatlamasını sağlamıştı. 2015 ise “Multi-Love” ile birlikte artık resmen Unknown Mortal Orchestra hayranı olmaya başladığımız yıl olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini alacaktır. Grup, bu albüm turnesinde rotasını 16 Kasım’da İstanbul’a da çevirerek bu topraklar içinde bulunan sevenlerini daha da mutlu etmiştir.

Neyi Değiştirdi?: Okyanusya’dan saykodelik pop-rock tınıları duymaya artık alıştık zannediyoruz. Tame Impala’nın, Jagwar Ma’nın, Pond’un memleketinin bize önemli hediyelerinden biri olan Unknown Mortal Orchestra, çizgisini ve başarı geleneğini bozmadan 2 senede bir bizlere güzel müzik sunmayı başarmakta. Bu senenin öncekilerden ufak bir farkı da grubun popülaritesini ve hitlerinin yayılma ivmesini arttırması oldu belki de. “Can’t Keep Checking My Phone” ve “Multi-Love” her türlü medyanın yıl sonu listelerinde aldığı ve alınmayı da hak eden şarkılar olarak grubun 2015’i güzel geçirmesine önemli bir önayak oluşturdu.

2016’da Ne Alemde?: 2016’nın başlarını Okyanusya, Kanada ve Amerika’da konser vererek geçirecek olan Unknown Mortal Orchestra’yı yazın ise birtakım Avrupa festivallerinde görür gibiyiz. Şimdilik gruptan yeni şarkılar beklemek şımarıklık olur ama belli de olmaz.