#TBT

#TBT: DAFT PUNK

Bu ara mevzu Daft Punk belgeseli olunca biz de bundan 12 yıl öncesine gittik ve “The 5tory of the 5ecret 5tar 5ysyem” ile geri döndük. Discovery albümü için hazırlanan Interstella 5555 filmi, Daft Punk deyince aklımıza gelen güzel anıların başında geliyor.

#TBT: EVERYTHING EVERYTHING

Bundan iki sene önce Rock’n Coke‘ta izlediğimiz Everything Everything ile yolumuz yine kesişti. Geçtiğimiz hafta sonu One Love Festival‘de aklımızı bir kez daha başımızdan alan grubun yeni albümü Get to Heaven‘ın çıkışına da birkaç gün kalmışken kendilerini bir analım dedik. Yıl 2008 ve bu efendi çocuklar ilk single’ları ile karşımızdalar:

#TBT: MUSE

Muse‘un yepyeni albümü Drones‘un çıkmasına 4 gün kaldı. Yayınlanan single’ları az çok beğensek de itiraf edelim, Muse bizi artık eskisi gibi heyecanlandırmıyor. Fakat 2000’lere armağan ettikleri onca müthiş şarkıyı görmezden geldiğimiz anlamına gelmiyor bu. Ya da Muse’un gelmiş geçmiş en başarılı konser gruplarından biri olduğu gerçeğini. Böyle bir şarkıyı böyle bir performansla icra edebilen kaç grup sayabiliriz ki sonuçta?

#TBT: FLORENCE + THE MACHINE

Yeni albüm How Big How Blue How Beautiful‘a günler kala heyecan katsayımız giderek artıyor. Yayınlanan single’ların mükemmelliğini de düşünürsek, bizi yine aylarca dinleyeceğimiz ve konuşacağımız bir albüm bekliyor. Durum böyleyken, Florence + The Machine ile geçmişi bir yad edelim dedik. Grubun ilk single’ı Kiss With A Fist, videosuyla “nereden nereye” dedirtiyor:

#TBT: METRIC

Bugünlerde yeni şarkısı The Shade‘i yayınlayan Metric ile 2009 yılına geri dönüyoruz. David Letterman‘ı konuk olmaya hazırlanan grup ile o heyecanı birlikte bir daha yaşıyoruz.

O performans için de şöyle buyurun;

#TBT: TAME IMPALA

Geçtiğimiz haftalarda yayınladıkları üç yeni şarkıyla yeni albümlerine dair heyecanımızın azalmasına bir an bile izin vermeyen Tame Impala‘yla 7 yıl öncesine, 2008 yılına gidiyoruz; hayran kitleleri MySpace‘in dışına henüz taşabilmiş ve Half Full Glass Of Wine gibi harika 5 şarkıdan oluşan ilk EP’leri yeni çıkmış:

#TBT: KANYE WEST

Bize nefret etmekle sevmek arasındaki çizginin sandığımızdan daha ince olduğunu gösteren Kanye West, her sene olduğu gibi bu sene de radarımızdaydı. Yayınlanan single’ları ile biraz kafa karıştıran, pek tabi “Bir an önce gelse de neymiş ne değilmiş görelim” dediğimiz yeni albümü So Help Me God‘ın dışında Tidal ile alakalı tweet’leri profilinden silmesiyle de birazcık olay oldu. Şimdi Tidal ve So Help Me God tartışmaya ara verip 10 sene önceki Grammy ödül törenine, Kanye’nin epik Jesus Walks performansını izlemeye gidiyoruz:

#TBT: BRANDON FLOWERS

Son yayınladığı iki harika şarkı Can’t Deny My Love ve Still Want You ile haftalardır gündemimizden düşmeyen, yeni albümü The Desired Effect‘in planlanan yayınlanma tarihi olan 18 Mayıs‘ı iple çektiren, son birkaç yılda geçirdiği “metamorfoz” olarak adlandırabileceğimiz değişimle “Bu adama ne olmuş, bu nasıl bir güzellik” gibi düşüncelerin aklımızdan  eksik olmamasına sebep olan Brandon Flowers’la 11 yıl öncesine, şu günlerde açıklanan line-up’ıyla hepimizi üzen Glastonbury Festivali‘nin 2005 yılı ayağına gidiyoruz; Brandon Flowers henüz solo kariyerine başlamamış, sahnede The Killers var ve harika performansıyla kalabalığı büyülüyor:

#TBT: JAY Z

TIDAL vesilesiyle bütün müzik dünyasını indiecisinden, rapçisine bir sahneye dizen (Ama neden?), turkuazıyla gözlerimizi yakan, bütün gündemimizi meşgul eden Jay Z’yle 11 yıl öncesine, 2004’e gidiyoruz; Jay Z henüz Beyoncé‘yle evlenmemiş, Kanye West‘le kanka değil ve Linkin Park‘la EP çıkartıyor:

Bonus:
Jay Z ilk kez televizyon kameraları karşısında:

 

#TBT: RIHANNA

Bitch Better Have My Money‘i loop’a aldığımız ve hep bir ağızdan söylediğimiz şu günlerde Tidal mevzularının da etkisiyle Rihanna‘nın adını bolca anıyoruz. 3 yıl gibi kendisinden pek beklemediğimiz uzunca bir aranın ardından (Her sene Kasım ayında bir Rihanna albümü duymaya alışmıştık) 8. albümüne umarız ki kısa zaman içinde kavuşacağız. Şimdiyse 10 sene öncesine dönüyoruz. Rihanna’nın ilk single’ı Pon De Replay, sanırız ki hepimizin 2005 yılına damgasını vurmuştur.  O zamanki Rihanna’ya bakınca kendisinin hem müzik, hem tarz, hem de görsel açıdan büyük çaplı bir evrim geçirdiğini söylemek zor değil. Şimdi azıcık nostalji zamanı:

#TBT: BLUR

Doksanlarda sürekli karşılaştırıldıkları Oasis‘le birlikte hayatımıza fazlasıyla hızlı bir giriş yapan Blur‘un 12 yıllık aradan sonra gelen yeni albümü The Magic Whip 27 Nisan’da bizlerle buluşacak. Albümden yayınlanan şarkılara bakacak olursak 27 Nisan’ı takip eden haftada yeni Blur albümünü tekrar tekrar dinlenecek diyebiliriz. The Magic Whip’i hatmetmek için hali hazırda beklerken; Oasis’ten farklı olarak yaptıkları müziği sürekli değiştiren, yeni seslere doğru yolculuğa çıkan ve bünyesinde Damon Albarn gibi bir “müzikadam” barındıran grubu dağılış sürecine getiren, çıkardıkları son güzide ve hayranlarınca “en Gorillaz” albüm Think Tank‘le 12 yıl geriye gidiyoruz.

#TBT: SUFJAN STEVENS

Kaç enstrüman çalabildiğini sayamadığımız, elektronik müzikten pop’a ve Christmas şarkılarından folk’a kadar pek çok türü icra eden, o garip hayal dünyasının içine dalmak istediğimiz Sufjan Stevens, 2000’lerde hayatımıza giren en acayip ve harika müzisyenlerden biri. Folk köklerine geri döneceği yeni albümü Carrie & Lowell ile birkaç yıl aradan sonra kendisinin pamuk sesine bir kez daha kavuşacağız ve başka diyarlara sürükleneceğiz. Şimdiyse 14 sene öncesine dönüyoruz. Çin burçlarına göre isimlendirilmiş şarkılara sahip Enjoy The Rabbit, Sufjan Stevens’ın deneyselliğinin doruk noktalarından biri. Bu albümle Age of Adz albümünü yapan nasıl aynı kişi olabilir?

#TBT: ALBÜM SIZINTILARI

Şimdilerde Madonna‘nın bilgisayarına girilerek daha yayınlanmayan albümü internete sızdırılabilirken, Björk albümü sızdı diye albüm çıkış tarihini aylar öncesine alırken bu işler ne yazık ki yeni işler değil. Bundan tam 46 sene öncesine gidiyoruz. Bob Dylan yeni bir albüm yayınlamaya hazırlanırken bir anda Kaliforniya radyoları parçaları çalmaya başlamıştır bile. Great White Wonder da böylece ilk sızan albüm ünvanını almış olur.