VE GÜNLER

PAR.IS.TANBUL FESTİVALİ

Paris ve İstanbul‘un ortak paydası İstanbul Fransız Kültür Merkezi, bomontiada işbirliğiyle bomontiada’ya Eyfel Kulesi’nin gölgesini düşürecek. 20 Haziran günü Acid Arab konseriyle başlayacak festival 30 Haziran’a kadar göze, kulağa, akla ve mideye hitap eden etkinlikleriyle devam edecek.

Detaylı programı şöyle bırakalım;

Festival için hazırlanan videoyu da şöyle bırakalım;

BARIŞ MANÇO’DAN THE KINKS ŞARKILARI

Geçtiğimiz günlerde Barış Manço‘nun 1965 yılında şarkı yazma konusunda beraber çalıştıkları Andre Soulac‘ın özel arşivinden çıkarılan kayıtlarıyla karşılaştık. İki The Kinks iki de James Brown coverı olan albümde Soulac ile beraber yazdıkları iki Fransızca parça ve Seher Vakti‘nin demosu da bulunmakta.

Özellikle The Kinks yorumlarını çok sevdik.

All Day And All of The Night:

You Really Got Me:

Barış Manço’dan I Feel Good nasıl oluyor derseniz de cevabı hemen burada:

Son olarak bizim için sözleriyle çok farklı bir yere sahip bir şarkı Seher Vakti‘nin bu farklı demo halini dinlemeden de geçmeyin. Rock’n Roll’un kaynağından yazılmış gibi havası var. Afiyetle dinleyin.

TANIŞIN: LOS PORCOS

Los Porcos‘la tanışın! New Pork City’den gelen özgür tınılar!

Yaz geldiğinde nasıl yazlık kıyafetlere geçiş yaparız, aynı şekilde çalma listelerimiz de değişir. Çünkü bazı grupları yazın dinlemek daha güzeldir. Plajda, havuzda, parkta, bahçede ya da balkonda, o yaz hafifliğini taşıyan, tasasız ve başına buyruk şarkıları dinlemek isteriz. Yaz bir nevi özgürlüktür, değil mi? İşte Los Porcos, sakin ama güçlü disco house şarkılarına eklediği yacht rock tınılarıyla bu özgürlüğü vaat ediyor, aynı zamanda yumuşak melodilerle de aklımızı başımızdan alıyor. Bu güzelliğin hikayesini sahiplerinden dinlemek istedik ve grup üyelerinden Joe’ya birkaç kısa soru sorduk. İşte cevaplar:

Los Porcos nereden geliyor, “New Pork City” dediğiniz yer neresi? Ne zaman ve nasıl bir araya gelip müzik yapmaya karar verdiniz?

Hepimiz Londra ve Manchester’dan geliyoruz, New Pork City üzerinden. New Pork City biraz Wakanda’ya benziyor, onun halihazırda orada olduğunu bilmeyenlere karşı görünmez bir yer. Son zamanlarda istilacılar içeriye sızmak için yeni yollar keşfedip buranın gizlerini dışarı taşıyorlar.

Hepimiz 2011 dolaylarında tanıştık, sanırım iki ayrı grup olarak yer aldığımız bir konserde. Birlikte bir turneye çıktık ve sonrasında da birlikte zaman geçirmeye başladık. Bir gün Bruce, Los Porcos adında bir disco grubu kurma fikrini ortaya attı ve Tom M ve ben “Do You Wanna Live” adını verdiğimiz Earth, Wind & Fire‘a adadığımız bir şarkı kaydettik.

Dans etmeyi sever misiniz? Ya da başkalarını dans ettirmeyi mi tercih edersiniz? 

Dans etmeyi de başkalarını dans ettirmeyi de seviyorum ama benim dans etmemi sağlayacak koşullar oldukça istisnai. İnsanların dans ettikleri müziklerin parametrelerini esnetmekle daha çok ilgileniyorum.

SoundCloud hesabınızda bazı mix’ler de paylaşıyorsunuz. DJlik ve müzisyenlik el ele mi gidiyor, hangisi ön planda?

DJlik yapmaktan keyif alıyorum çünkü bir set esnasında insanlar daha çok dans ediyor, konserlerde ise durup izlemeyi tercih ediyorlar. Ayrıca DJ setlerinde kullanmak için yeni düzenlemeler, orijinal materyaller üretmeyi de seviyorum.

Bir albüm çıkarmayı düşünüyor musunuz, ajandanızda böyle bir plan var mı? 

Bir albüm yapmak gibi bir planımız yok ama eli kulağında gelmekte olan bir Los Porcos çizgi romanı var!

Grubun Porco Mio adlı bir EP’si bulunmakta ve ara sıra, çok da periyodik sayılmayacak aralıklarla başka şarkılar da yayınlıyorlar. Bunun yanında aktif olarak DJ’lik de yapıyorlar, mixlerini SoundCloud’da bulabilirsiniz.

 

COVER: WEEZER – AFRICA (TOTO)

Ohio’lu bir gencin, Weezer Toto’nun Africa‘sını coverlasın diye çıktığı yolda mutlu sona ulaşıldı. Aylar boyu grup üyelerine Twitter üzerinden iletişime geçip bu isteğini ileten genç, bir noktadan sonra “meme” seviyesine gelmişti. Grup 5 gün önce bu istekle dalga geçercesine Toto’nun başka bir şarkısı Rosanna‘yı coverlamıştı.

Bugün ise bu istek Weezer’ın Africa coverını paylaşmasıyla karşılık buldu. Bir “meme” daha böylece huzura kavuştu.

YENİ VİDEO: BÜYÜK EV ABLUKADA – HEPSİNE NE FENA

28 Temmuz 2017’de yayınladıkları “İstanbul’da Beyoğlu taraflarında bizimle beraber terleyip, dans edip vakit geçiricek 50 kişiye ihtiyacımız var” mesajından sonra dans etmeye daldıkları için yeni yayınladıkları Hepsine Ne Fena‘nın videosu bugün itibariyle izlenebilir durumda. Şaka bir yana Fırtınayt gibi dört dörtlük bir albüm için Büyük Ev Ablukada’dan daha birçok video isteriz ama şimdilik elimizde Hepsine Ne Fena var. Klipte de Bartu var, dans edip vakit geçirecek tahmini 50 kişi var tabii bir de en sevdiğimiz müzikle giden kafalar var. Buyurun buradan da Fırtınayt‘a geçiş yaparsınız.

GELİYOR: DJ KOZE

Geçen sene Sonar Istanbul’da izlediğimiz DJ Koze, dualarımızı işitmiş olacak ki arayı fazla açmadan bir kez daha İstanbul’a geliyor! Bu ayın başında çıkardığı bol konuklu muazzam albümü Knock Knock‘ı takiben çıktığı turnede 22 Haziran‘da It’s Chiller Time katkılarıyla İstanbul’da yazı güzelleştiren nadir mekanlardan biri olan Suma Beach‘te izleyeceğiz DJ Koze’yi. 70 TL olan biletleri daha da pahalılaşmadan buradan kapabilirsiniz, etkinlik sayfası ise burada.

İNCELEME: BEACH HOUSE – 7

Yedi albüm ve 13 senelik bir kariyer… Baltimore’dan dream pop ikilisi Victoria Legrand ve Alex Scally’den oluşan Beach House‘un bunca zamandır yayımlanan albümlerindeki yedi farkı bulabilir misiniz? Grup, genellikle aynı tınıları yeni şekillerde yayımlayıp dream pop’ta kendilerine ait bir krallık kurdukları için eleştiriliyorlar. Ancak grubun her yayımlanan albümünün dört bir gözle beklenmesinin ve türünde bir önceden yayımlananı tahtından indirmesinin elbette bir sebebi var.

(daha&helliip;)

İNCELEME: ARCTIC MONKEYS – TRANQUILITY BASE HOTEL & CASINO

Geçen sene Matt Helders ve ardından Alex Turner, yeni bir Arctic Monkeys albümü üstünde çalıştıkları hakkındaki haberleri doğruladığından beri albüm çıksa da bir güzel çekiştirsek diye bekliyordum. Bu sene çıkacağı belli oldu ve tarih ileriledikçe daha da heyecanlanmaya başladım. Yeni fontuyla Arctic Monkeys logosu yayınlandı, “İnanılmaz kasıntı bir şey olacak” düşüncelerime hakim olamadım. Albümün isminin “Tranquility Base Hotel & Casino” olacağı ve hiçbir single yayınlanmadan 11 Mayıs‘ta dinlemeye açılacağı belli oldu, “Eveet, kesin felaket bir şey geliyor”du.

Albüm çıktığı an dinledim ve anladım ki “demek o kadar kötü ki önden bir şarkı çıkarıp beklentileri düşürmek istemiyorlar” diyerek eleştirdiğim single çıkarmama politikasının albümün pazarlamasıyla hiçbir ilgisi yokmuş ve shittalk yapalım diye umarken aslında albümün iyi olmaması durumunda yaşayacağım hayal kırıklığını örtmeye çalışıyormuşum, içimdeki Arctic Monkeys fangirl’ü AM’le birlikte ölmemiş, bu anı bekliyormuş.

Alex Turner bize bu kez Ay’dan sesleniyor. Evet, Arctic Monkeys değil, sadece Alex Turner sesleniyor -zira bu albüm fazlasıyla içsel ve kişisel bir proje olmuş ama kesinlikle şikayetçi değiliz. İlk şarkıyla birlikte elimizde ismimizin ilk harflerini taşıyan bavulumuz, Tranquility Base Hotel & Casino‘ya kaçıyoruz. İlk parçadan bile albümü sevip sevmeyeceğimiz anlaşılıyor bence. Çünkü bu bir şarkı değil, bu çok daha büyük bir hikayenin girişi. Bu fikir aklına yatıyorsa albüm akıp gidiyor zaten ama albüme başlarken farklı bir beklentin varsa devamını dinlemek için kendini zorlaman gerekiyor gibi görünüyor. Hikaye ilerledikçe sessiz bir odada kafası karışık bir müzisyenin verdiği konserden çıkıp üst katta taco yemeğe gittiğimiz bir yolculuk yapıyoruz. American Sports‘da girdiğimiz karanlık koridordan, Tranquility Base Hotel & Casino‘da resepsiyondan geçerek Science Fiction ile bir bilim kurgu yazarıyla sohbet ederken buluyoruz kendimizi. Bu uzay yolculuğumuzun içine Alex Turner bir şekilde hayatının son 12 yılda nasıl değiştiği, yaşadığı kimlik karmaşası, medyanın insanlar üzerindeki etkisi, Trump, gentrification ve çok daha fazla konu hakkında fikrini katmayı başarıyor.

Albüm hakkında şarkı şarkı fikir belirtmek imkansız ve gereksiz. Tranquility Base Hotel & Casino bir konsept albüm ve 11 parça tek bir bütünün parçası. Bunların arasından parlayan, daha sonra dinlemek üzere herhangi bir playliste katılabilecek bir parça bulmayı ummak manasız, konserlerde bağıra bağıra söylemek üzere bir nakarat ezberleyeyim gibi bir arayışa çıkmaksa sonuçsuz olacak. Eminim herkes çoktan albümü dinledi ve şu an bir fikri var ama umuyorum ki herkes zihnini açıp Arctic Monkeys’in böylesine tek tek dinleyince bir şey ifade etmeyip bir bütün halinde akıp giden ve insanı alıp aya götürebilen bir albüm yapmayı cesaret edebilecek kadar büyük bir grup haline gelmiş olmasını takdir etmeyi başarıp bu albümden kendine bir şeyler çıkarabilir.

YENİ VİDEO: LSD – GENIUS FT. SIA, DIPLO, LABRINTH

Sia, Diplo ve Labrinth birlikteliği yeni süper grubumuz LSD, ilk videosuyla müzik dünyasına teşrif etti. Diplo ve Sia yaptıkları işlerle hep radarımızda oldukları için biz de bu haberi atlayamadık. Diplo’nun kendi tanımı ile dünya dışı gelişigüzel pop müzik olarak tanıttığı şarkı Genius ve videosuyla sizi başbaşa bırakıyoruz.

BUY NO TEARS LEFT TO CRY ON ITUNES

“Stan Twitter” denen şey gerçekten bambaşka ve acayip komik bir dünya. Pop dünyasına az çok hakimseniz Twitter’ın derinliklerinde kahkahalar eşliğinde saatlerce çürüyebilirsiniz (Örn: Skinny Legend). Bu topluluğun alamet-i farikalarından biri, fanı oldukları isim yeni bir şarkı/albüm yayınladığında hiç usanmadan, yorulmadan reklamını yapmaları ve insanları satın almaları ya da dinlemeleri için zorlamaları. Öyle ki Ariana Grande bizim de fazlasıyla beğendiğimiz yeni single’ı No Tears Left to Cry‘ı yayınladığından beri şarkıyla ilgili atılan “Buy No Tears Left To Cry On Itunes” temalı tweetlerin haddi hesabı yok. Biz de birkaçını burada derleyelim dedik. Araya bir iki tane de bonus sıkıştırdık. Kanyeli olan benim kişisel favorim.

YENİ ALBÜM: COMPUTER MAGIC – DANZ

Müzik yapmayı kendi kendine öğrenen Danielle “Danz” Johnson 2010 yılında başladığı müzik üretimini bu sene yeni bir albümle taçlandırdı. Müzik yayınlarken kendi ismi yerine Computer Magic ismini kullanan Danielle albüm ismi olarak ise bir nevi lakabı olan Danz‘ı seçmiş. Synth pop ile bilim kurgunun iç içe geçtiği bir noktada duran albüm duyguların sentetik halleriyle kulaklara yansıyor. Albümün açılış şarkısı Amnesia‘yı videosuyla beraber şöyle bırakırken beğenenler için de albümün spotify linkini aşağıya bırakıyoruz.

Albümü buradan dinleyebilirsiniz;

SALI PAZARI: 24.04.2018

Salı günü demek hafta boyunca kulağımıza çarpan şarkıları sizlerle buluşturma günü demek. Açtık yine tezgahlarımızı.

Burçak’ın Tezgahı

Ati ve Aşk Üçgeni – Yaşlı Köpek

Yakın zamanda Beni Yanına Al ile tanıştığımız Ati ve Aşk Üçgeni hızlı bir ilk albüm çıkışıyla aramızda. Bu haftanın tezgahını, Türkiye müziğinde nadir duyduğumuz seslere yeni bir soluk kazandıran Gecenin Karanlığında’nın en sevdiğim parçalarından biriyle açıyorum.

The Veils – Swimming with The Crocodiles

The Veils, 2004 yılında çıkan The Runaway Found albümlerinde yer alan Lavinia ile birkaç sene öncesine kadar Türkiye’de gizli bir hayran kitlesine sahipti. Bu kitle yine nerelere gizlendi bilmiyorum ama iki sene önce hakettiği yankıyı uyandırmamış Swimming with The Crocodiles’la kendilerine bir uyanış mesajı göndermek istiyorum.

Eels – Sweet Scorched Earth

Nisan başında gelen baş döndürücü yeni güzel albüm bolluğundan kalanlar yavaş yavaş tezgahlarımıza dökülmeye başlıyor.

Calvin Harris, Dua Lipa – One Kiss

İtiraf köşemizde bu hafta One Kiss var. Uzun zamandır önüme gelene çok kötü dediğim bu iş birliği ürününü hafta sonundan beri dinliyorum ne yazık ki. Çok kötülediğimiz şarkıları günlerce dinleten nedir bir bilen varsa açıklasın lütfen.

Berna’nın Tezgahı

Kings of Convenience – I’d Rather Dance With You

Kings of Convenience çabucacık tüketilebilecek bir müzik yapmıyor. Yıllardır yeni bir albüm yapmamış olmalarına rağmen eskileri bıkmadan usanmadan dinliyoruz. Bu, özellikle bahara çok yakışan bir şarkı.

Mariya Takeuchi – Plastic Love

Japonya’ya değişime giden bir arkadaşım sayesinde tanıştığım müthiş şey! Akla gelebilecek en efsane üçlü: Japonya, 80’ler, pop müzik! Şahane disko ritimleri ve kulaklarımıza egzotik gelen diliyle bu hafta aklımı başımdan aldı, döndürüp döndürüp dinledim.

Buse’nin Tezgahı

Smitech Wesson – Scream

Smitech Wesson’dan yeni EP Scream çıktı! Denhaku Records’tan yayınlanan Scream’i hafta içi work out, hafta sonu warm up olarak playlistlerinize ekleyin!

Ahmet’in Tezgahı

Ellie Goulding – Lights

2010’ların temelini atan bir şarkı düştü aklıma. Unutmuş gibi olanlar varsa hemen hatırlasın.

Ariana Grande – No Tears Left To Cry

Ters düz videosuyla No Tears Left To Cry geldi. Farklı kapılar açmaya hazırlanıyor.

Zaza Fournier – Vodka Fraise

Fransızca müziğe ilgimi çeken şarkılardan birini sizle de paylaşayım. Fransızca vokalin ne kadar etkili olabileceğinin bir kanıtı.

Serge Gainsbourg – Comme un Boomerang

Mister Serge’in pek bilinmedik bir şarkısı ama bence en güzeli.

Toplu bir Spotify listesini de şöyle bırakalım;

TOP 10: ESKİ TÜRKİYE – YENİ TÜRKİYE

Belki yalnızca geçmişi anarken iyi olanı hatırlamaya yatkın oluşumuzdan, belki de bundan 20 sene önceki Türkiye ile bugün arasında dağlar kadar fark oluşundan son zamanlarda eski güzel günleri anmak epey moda oldu. Tabii biz de bu akımdan nasibimizi aldık ve bu modayı kendi ilgi odağımıza çektik. Acaba dünden bugüne Türkiye’de popüler müzikler ve klipleri nasıl değişti diye düşünmeye başladık. Aklımıza gelen isimler çok kısa sürede kahkahalar ve üzülmeler eşliğinde beynimizden fırladı. İşte son 20 yılda Türkiye’de neler yaşandığının -en azından müzik sektöründe- kısa özeti:

10) Hakan Peker – Bir Efsane (2016) vs. Bir Efsane (1998)

Üzülerek söylüyoruz ki Hakan Peker’in 2016 yılında Bir Efsane şarkısına çektiği klip günümüzün en “cesur” kliplerinden. Müziğinin değişmemesi her ne kadar iyi bir şey olmasa da bu liste için bu istikrarı iyi bir şey olarak görüyoruz sanıyorum.

9) Petek Dinçöz – Foolish Kazanova vs. Kabusun Olurum

Ülkemizde çizgisini korumayı başarmış nadir şarkıcılardan biri de Petek Dinçöz. Sürekli olarak partnerine tehditkar mesajlar gönderiyor anladığımız kadarıyla. Her ne kadar bir neslin kötü İngilizce öğrenmesinde etkili olsa da biz onu pullu abiyeler içinde değil de liseli kıyafetleri ile dans ederken görmeyi tercih ediyoruz.

8) Sezen Aksu – Seni Yerler vs. Vay

Sezen Aksu hem en neşeli hem en kederli geçmişi anma anlarımızda üzücü bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. İzmir deliliğini özledik minik serçe, duy sesimizi!

7) Hadise – Sıfır Tolerans vs. Sıfır Tolerans (Akustik) 

Konsepte pek uymuyor gibi gözükse de bu içeriğin bir yanı bize günümüzde medyanın kadın bedenine karşı ne kadar “hassas” olduğunu gösteriyor. Hal böyleyken Hadise, Sıfır Tolerans klibi ve klibe gelen eleştirilere karşı sağlam duruşu bir nebze içimizi rahatlatmıştı. Peki neden akustik klibinde siyah beyazlarla rengini yitirip bizi üzdün Hadise? Biz hala arkandayız.

6) Teoman – Duş vs. Tuzak

Evet biliyoruz, Teoman serseri doğdu serseri ölecek. Ama 2004 yılında gazetelere “Teoman’dan Erotik Şarkı!” manşetleri attıran Duş ile bizim gibi geçmişin güzel tozlu sayfaları arasında dolanan Tuzak’ı bir tutmak mümkün mü? Yine de günümüz koşullarında yine Teoman olarak kaldığı için kendisini tebrik ediyoruz.

5) Serdar Ortaç – Dansöz vs. Posta Güvercini

Dansçı kızsız bir Serdar Ortaç ne kadar Serdar Ortaç’tır?

4) Mustafa Sandal – Aşka Yürek Gerek vs. Aşk Kovulmaz

Sanıyoruz hiçbirimiz onu önü açık gömleğiyle dans ettiği kliplerden sonra montuyla karda yürürken görmeyi hayal etmiyordu. Ama oldu. Arkadaş ortamında Mustafa Sandal dansı izlemek dışında seçeneğimiz kalmadı gibi gözüküyor.

3) Tuğba Ekinci – O Şimdi Asker vs. Türkiye’nin Aslanları

Tuğba Ekinci’nin askerliğe olan bakışını değiştirmesine sevindik. Yıllar kendisine politik bir yaklaşım katmış olsa gerek.

2) Tarkan – Hüp vs. Beni Çok Sev

Oryantal dansıyla ortalığı sallayan, spagettili öpüşmelerden french kiss’e bir zamanların çocuk ve ergenlerini şoka uğratan Tarkan’ı bir klipte damatlıkla görmek gençlik hayallerimizde yoktu tabii. Yalnız ufak bir noktayı kaçırmışız arkadaşlar: Megastarlar da baba olur. Ve hayat gençlik anılarımızın yüzüne büyük bir tokat atar.

1) İsmail Yk – Bombabomba.com vs. Meyhoş oldum

Kuvvetle muhtemel Tarkan’ı bu listenin ilk sırasında bekliyordunuz, en azından biz öyle bekliyorduk. Ancak hayat sürprizlerle dolu. Umuyoruz bir sürpriz sebebiyle sonumuz online ilişki sitelerinden pencere önünde bakışmaya sürüklenen İsmail YK gibi olmaz.

BEKLENMEDİK GİTAR SOLOLARI

Şu hayatta kim sürprizleri sevmez? Kim? Retorik olsun diye sormadık bu soruyu. Buna cevabı evet olanlar buradan sonra devam etmesin çünkü bu yazı size göre değil. Sürprizleri seven insanlar ile devam edeceğiz bu yazıya. Peki kim şu hayatta gitar sololarını sevmez? Kim? Gitar solosu sevmeyenler de şöyle kenara ayrılsın. Geriye kalanlarla “Beklenmedik Gitar Soloları” listemizi dinlemeye geçebiliriz.

Beklenmedik gidişatıyla bizi ters köşe yapan veya söyleyenin ismine bakıldığında buradan gitar solosu çıkmaz dediğimiz şarkılardan oluşan küçük listemize (gitar soloları gelince şaşırıp bizi hatırlayın) buradan buyurun: