VE GÜNLER

İNCELEME: PEYK – LAY LAY LOM

Alternatif Türkçe Rock’ın en değerli isimlerinden Peyk bu yaz başında yeni albümleri Lay Lay Lom ile bizlere el sallamıştı. Üç sıcak aydan sonra askıya aldığım yeni Peyk albümünü doyasıya dinleyebilme ve değerlendirebilme fırsatı buldum. Alternatif Türkçe müziği kulaklarımızdan eksik etmediğimiz senelerde takip etmeye başlayıp bugün hala listelerimde çaldığım Peyk’in yeni albümü bende pek çok karmaşık duygu uyandırdı. Lafı fazla uzatmadan, her popçunun, rapçinin, rock starın gizli sevdasıdır alternatif Türkçe Rock diyerek incelememe geçmek istiyorum.

Albümün açılış şarkısı Lay Lay Lom, albümün ismini taşıyor ve Peyk’in ilk kez “feat”li bir şarkısını dinliyoruz. Albümün en beğendiğim şarkılarından diyebileceğim Lay Lay Lom hem albümün şimdiye kadarki Peyk albümlerinden çok farklı olacağını hem de çok eğlenceli parçalarla dolup taştığını düşündürtüyor. Bu tahminlerden biri çok doğru iken biri çok yanlış.

Hemen ardından gelen Sabret ile albümün eğlence patlaması yaşatacağı konusundaki tahminimin yanlış olduğunu hemen öğrenmiş oluyoruz.

Sabret’ten sonra gelen Koy G…’yi dinleyip “ee bu tahminlerin ikisi de yanlış?” gibi bir düşünceye kapılmış olabilirsiniz ama acele etmeyin derim. Zira bu albümün en Peyk tadında şarkısı Koy G…, ancak unutmayın ki hayat ve Peyk sürprizlerle dolu.

Denizdeyim ile albümün aşırı eğlenceli olacağı fikrinden epey uzakta olduğumuz bir noktaya geliyoruz. Tatlı bir Peyk melankolisi eşliğinde sonraki şarkıya doğru yuvarlanıyoruz. Tüyler diken.

Bu şarkı için ne demeli bilemiyorum. Görmeyeli Peyk havalılığına havalılık katmış.

Hikayesi olan şarkılar birçoğumuz için daha özeldir, en azından benim için öyle. İşte tam bu yüzden Uyan (To Minore Tis Avgis) benim için bu albümün en değerlilerinden biri. Gerek ilk saniyelerde bizi karşılayan rebetiko havası, gerek bu havaya mükemmel bir uyumla eşlik eden yaylılar ile albümü ve hikayeyi özelleştiriyor adeta. Meraklıların Uyan’ın hikayesini birinci ağızdan dinlemek için İrfan Alış’ın röportajlarına göz atmasını tavsiye ederim.

Albümün tamamını dinlemek isteyenler için Spotify linkini aşağıya eklemeden önce albüm kapağını çok beğendiğimi de buraya iliştirmek istiyorum. Önümüzdeki yarım saati Peyk ile paylaşmak isteyenleri şöyle alalım.

SALI PAZARI: 18.09.2018

Haftanın beklenen günü geldi, yine Salı Pazarı’nda bütün hafta neler dinlediysek hepsini toparladık. Bu haftaki konuklarımız da Seretan ve Jtamul oldu. Bu Cumartesi günü Peyote’de gerçekleşecek, Jtamul‘un da ilk EP’si “Teselli”nin lansmanını yapacağı beşinci kez gerçekleşen Transferans Label Night öncesi paylaştığı şarkıları dinlemeyi unutmayın.

SERETAN’IN TEZGAHI

Wild Nothing – Letting Go

Wild Nothing’in 4. stüdyo albümünün açılış parçasını son zamanlarda sıklıkla dinliyorum. Jack Tatum’un kendi hayatından da esinlenerek yazdığı sözleri bence bir çok insana dokunuyor, başarısının sırrı da bu. Şarkı geçmişte yaşadıklarımızın, hatıralarımızın yaşımız ilerledikçe, olgunlaştıkça ve hayatımızda farklı dönemlere girdikçe nasıl değişebileceğini ve farklı yorumlanabileceğiyle alakalı sözler barındırıyor. Bu “shifting memories” olgusu, yani hayatımızda yaşadığımız, deneyimlediğimiz şeylerin ve tanıştığımız insanlarla olan hatıralarımızın zaman geçtikçe farklılaşması, rüyalarımızda da sıklıkla deneyimlediğimiz bir şey. Hafızamızın ve mevcut düşüncelerimizin birleşiminden oluşan rüyalar bu yüzden çoğu zaman fazlasıyla karmaşıklar. Uzun zamandır duymadığım kadar mutlu bir nakarata sahip parça “Letting go, I want to be happier now, I want to more than close” sözlerinden oluşuyor. Bu da kişiden kişiye değişebilen bir yoruma sahip. “Letting go”u birine kontrol mekanizmalarımızı salıvererek tüm sevgimizi korkmadan vermek veya birini unutma hissiyatını salıvermek şeklinde iki zıt anlamda okuyabiliriz.

Twin River – Settle Down

Twin River 2016 yılında yayınladığı “Passing Shade” albümünden “Settle Down” parçası son zamanlarda geri dönüş yaparak sık dinlediğim parçalardan. Çok güzel akorlara ve gitar melodilerine sahip parçanın beni etkilemesinin sebebi bana kendi gençliğimi ve geçmişimi hatırlatması.

“we didn’t want to settle down, we let ourselves afloat” sözlerinden oluşan nakarata sahip parça bence madden ve manen kendini bir yere ait hissetmeme, gençlik ateşiyle, tutkuların ve arzularınla birlikte ve onları takip ederek, hep bir hareket halinde olma, hiç bir yere yerleşmeme ve akışına bırakma haleti ruhiyesini çok güzel bir şekilde özetlemiş. Klibinde de karavana dolaşırken Amerika’nın çeşitli yerlerinde görüntülenen gençler de bu durumu iyi ifade ediyorlar.

Virginia Wing – The Second Shift

Manchesterlı psychedelic pop triosu Virginia Wing’in ilk albümünden ikinci parça “The Second Shift” “İkinci Vardiya” anlamına geliyor. Parça “I know, I know the key, It’s written in my own body, It’s hidden in my own body, From her to you and you to me” sözleriyle, çok zeki bir şekilde toplumun, kadınların şeylere -her şeye olan katkısını azaltma ve baltalama eğiliminden bahsediyor. Bu fazlasıyla iğneleyici ama ironik bir şekilde mutlu şarkıyı son zamanlarda tekrar tekrar dinliyorum.

JTAMUL’UN TEZGAHI

Laurel Halo – Jelly

Favorim ilk albümü Halo’nun; ama albüm albüm ilerledikçe sound’unda progresiflik ve rastgelelik oluşmaya başladı ve bu açıdan oldukça kendine has bir konuma yerleştiğini düşünüyorum kendisinin. Beni oldukça etkiledi bu.

Alice Coltrane – Krishna

Her ne kadar hint ve doğu din sistemlerine bir ilgi duymasam da bu şarkıda ve genel olarak Alice Coltrane’in bu konudaki çalışmalarında kendime yer bulabiliyorum.

Actress – Serpent

Dans müziğinde neredeyse her zaman bir narrative ihtiyacı hissediyorum. Bu şarkıda da bir şeyler döndüğünü hissedebiliyorum.

Arca – Sad Bitch

Arca’yla lisede hiç yaşamadığım fangirl’lüğü yaşıyorum galiba. Hem müziğimi hem karakterimi etkiledi hep. Bu şarkıda da ağlıyorum ara ara lol.

İpek Görgün – Neroli

Yerel sahneden en çok takip ettiğim ve hayran olduğum isimlerden biri İpek Görgün. Yeni albümü fevkalade! Umarım bir gün kendisiyle çalışma şansım olur.

EGE’NİN TEZGAHI

Fikret Kızılok – Gözlerim Denizde

Rüyada Fikret Kızılok görmek neye dalalet bilmiyorum ama tam da sonbahar yaklaşırken Zaman Zaman isimli şaheser ötesi albüme tekrardan sarmama vesile oldu. Hiç yoktan kendimi bütün gün depresif depresif Fikret Kızılok dinlerken buldum, teşekkürler bilinçaltım.

Washed Out – New Theory

Tatilden daha yeni döndüm şarkısı olarak bırakayım bunu buraya. Sırf Washed Out’un şu EP’sini deniz kenarında mayışık mayışık dinlemek için tatile gidesi geliyor insanın.

Tirzah – Gladly

İleride yine tatille özdeşleştireceğim bir başka şarkı oldu bu. Modern alt-R&B’nin minimalliğini ve melankolisini sevenleri hala duymadılarsa Tirzah ile de tanıştırmış olayım böylece.

New Order – Your Silent Face

New Order’ın en güzel şarkısı demek istiyorum.

Katy B – Wicked Love

Bugün hiç ummadığım bir anda aklıma düşmesiyle Little Red albümünü uzun bir aradan sonra tekrar baştan sona dinledim. Son albümüyle beni pek yakalamayan Katy’nin tekrar bunun gibi modern pop şaheserleriyle dolu bir albümle dönmesini umuyorum.

AHMET’İN TEZGAHI

t.A.T.u – How Soon is Now?

t.A.T.u’dan bir The Smiths şarkısı How Soon is Now? coverı çok farklı bir boyuttaydı, 2018 yılı oldu hala çok farklı bir boyutta.

Brek – Tesadüfen Hayatta

Brek’ten şimdi de Türkçe işler ortaya çıkmaya başladı.

Justice – D.A.N.C.E.

Karşıma biraz zamanların popüler oyunu Song Pop çıktı bu hafta. Bu şarkının güzelliğini tekrar hatırlattı.

Okkervil River – Down Down The Deep River

Vakit geldi çattı. Yarın Okkervil River’ı canlı dinleme vakti.

CEMRE’NİN TEZGAHI

NoMBe – Do Whatchu Want To Me

Hande’nin yazısıyla NoMBe dinlemeye başlamıştım, hala bırakamadım. Gözlerinizin de kulaklarınız kadar mutlu olması için instagramını da takip edebilirsiniz.

Bob Moses – Nothing But You

4 gün önce Battle Lines çıktığından beri başka bir şey dinleyemiyorum, şimdilik her gün favori şarkım değiştiği için herhangi birini buraya koymak durumundayım.

Soldier’s Heart – Ears & Eyes

Geçtiğimiz hafta sonu Salon’da iki gece üst üste Warhaus’u izledikten sonra Sylvie Kreusch’un sesinin eksikliğini çok hissettim, kendimi istemsiz Soldier’s Heart dinlerken buldum.

HANDE’NİN TEZGAHI

Warhaus – Mad World

Çünkü konseri üzerimden atmak için biraz daha zamana ihtiyacım var.

Iceage – Catch it

Yeni albümün çok büyük bir hayranı olmamakla birlikte bu şarkıda bavul toplarken çok üretken olabildiğimi fark ettim.

Superorganism – It’s All Good

Yeni takıntım Superorganism albümü. Şiddetle tavsiye edilir.

Lily Allen – What You Waiting For?

Bu hafta da Lily Allen maratonuma devam ettim anlayacağınız.

Lana Del Rey – Lust For Life (with The Weekend)

Yeni albüm öncesi ısınma turları…

Bütün şarkıları topladığımız playliste de şöyle ulaşabilirsiniz:

SALI PAZARI: 11.09.2018

Salı oldu. Biz yine şarkılarımızla buradayız. Hem de bu hafta konuğumuz pek sevdiğimiz grup Vera‘nın sesi soluğu Arel Koray Nalbant.

AREL KORAY NALBANT’IN TEZGAHI

Stone Temple Pilots – Sour Girl

Bana kalırsa grunge döneminin en iyi şarkı sözü yazarıydı Weiland. O yükselirken bizim aklımız ermiyordu, intiharına ise erişkin kafayla şahitlik ettik; bu da bizim jenerasyonun şanssızlığı olsun.

Willamette Stone – Today

Billy Corgan bu şarkısının ortalama bir filmde cover’lanmasına izin vermiş, ne de iyi etmiş. Smashing Pumpkins hali bambaşka şeyler hissettiriyor. Bu versiyondan aklımda kalan tek şey ise, güneş.

The Killers – Miss Atomic Bomb

The Killers’ın duo’ya dönüşmeden önceki son albümünden bir şarkı; Mr. Brightside hikayesini tamamlayan, kırık ve güçlü şarkı.

The Wind And The Wave – Chasing Cars

Youtube cover müzisyenliğinin geldiği en iyi nokta değil belki, ama en kalbe dokunanlarından biri desem pek de hata etmiş sayılmam. İkili, Snow Patrol’ın şahane şarkısına şahane dokunmuşlar.

Marcy Playground – Sex And Candy

Doğru anıyla birleşince unutulması mümkün değil. Çiğ şarkı.

HANDE’NİN TEZGAHI

Natalie Prass – Far From You

Sonbahar moduna girmek için bire bir…

Kanye West – Yikes

Her ne kadar son albümünün çok büyük bir hayranı olamasam da bir türlü bu şarkı beklentimi karşılıyor.

Charlie XCX – Boys

Bu şarkıyı biraz daha yetenekli olabilseydim ben yazabilirdim.

Lily Allen- Trigger Bang (ft. Giggs)

Mercury Prize serimiz şerefine Lily Allen’ın dünyasına geçiş yapmış bulunuyorum. Albümde eski materyalleri bana en çok hatırlatan bu şarkı oldu.

Lykke Li – Jaguars in the Air

Siz de bu şarkıya sardığım için benden nefret ediyor musunuz? Savunmamı şöyle yapıyorum: Bu şarkının uzun otobüs yolculuklarını kısaltma gibi sihirli bir özelliği olduğuna neredeyse eminim. Nakaratı dilinize doladığım için de ayrıca özür dilerim.

CEMRE’NİN TEZGAHI

Mustafa Sandal – Gidenlerden

Geçen hafta bu blogda Mahsun Kırmızıgül’den bahsedildi diyerek iyice koyveriyorum ben de.

Taylor Swift – All You Had to Do Was Stay

Taylor Swift dinlediğimi utana sıkıla söyleyecek noktayı geçeli çok oldu, o yüzden buyurun bu şarkıyı eskittim geçen hafta:

Rhye – Taste

Geçtiğimiz hafta sonu kendisini canlı izlemeden önce bol bol dinlemiştim, canlısı aklımdan çıkmadığı için hala dinleyip duruyorum.

Foals – Lonely Hunter

Şarkı sözü dövmesi yaptırma batağına düşüp de vücudumu not defterine döndüreceğim korkusuyla arka arkaya dinliyorum, n’olur olmasın böyle bir şey…

Warhaus – Mad World

Cuma olsa da canlı canlı dinlesek.

Carly Rae Jepsen – Tonight I’m Getting Over You

Sanmıyorum.

BURÇAK’IN TEZGAHI

The Talking Bugs – Laika

Bu hafta tezgahımın açılışını hak ettiği değeri görmeyen bir grup ve onların ilk ve tek albümleriyle açıyorum. 2013 senesinde çıkardıkları ilk albümü çok beğenerek dinledim ve devamı için 5 senedir gözüm yollarda bekliyorum. Geç keşfedilmiş bir değer olarak aramıza katılışı hayırlara vesile olur belki diyerek playlistlerimin incisi Laika’yı huzurlarınıza sunuyorum:

Rhye – Taste

Geçtiğimiz cumartesi pazar günleri Salon performansıyla gözlerimizin ve kulaklarımızın pasını bir kez daha silen bu parça kesinlikle son zamanlarda dinlediğim en iyi canlı performanslardan biriydi.

Mazhar Alanson – Yandım

Bazı şarkılar bazılarımızın yüreğine herkesten ve her şeyden çok dokunur. Ve bazen bu şarkılar sabah uyandığımız gibi ansızın aklımıza gelir. Bu hafta MFÖ ile yaşadığım bu yürek burgusunu sizlerle paylaşmayı boynumun borcu bilirim.

Muse – Butterflies and Hurricanes

Yaklaşan Muse albümü heyecanıyla hepimiz gibi ben de çok sevdiğim Muse klasiklerini döne döne dinlemeye başladım.

AHMET’İN TEZGAHI

Silk City, Dua Lipa – Electricity

Dua Lipa’yı her yerde görmekten sıkıldım diyorsanız bu şarkı sizin için değil ama kalanlar için çok başarılı bir dans şarkısı. Diplo ve Mark Ronson işbirliği de olsun o kadar. Yine de klip Kanye West’in Fade’ini o kadar andırıyor ki sonunda Dua Lipa’yı fury olarak göreceğim diye kormadım desem yalan olur.

Lorde – Buzzcut Season

Lorde’un ilk albümüne ara ara dönmeyen yeni nesil müziği anlamamış demektir.

Vera – Saklanır Nisan

Arel Koray Nalbant sesiyle tanışmadıysanız tam buradan başlayın. Ben kendisini az dinlemedim.

MØ – Way Down

MØ’den yeni albüm geliyor. Heyecanlıyım. Bu şarkı daha da heyecanlandırdı.

Toplu Spotify listemizi de şöyle bırakalım;

YENİ VİDEO: AH! KOSMOS – WIDE (FEAT. ÖZGÜR YILMAZ)

Yeni projelerini her zaman merakla beklediğimiz isimlerden Ah! Kosmos, 5 Ekim’de yayınlanacak olan yeni albümü Beautiful Swamp‘tan ilk single’ı “Wide”ı paylaşmıştı. Özgür Yılmaz‘ın gitarda eşlik ettiği parçanın, bu kez de Harun Güler‘in yönettiği videosu yayında. Henüz dinlememiş ve izlememiş olanlar için videoyu aşağıya bırakıyoruz, buyurun:

İlk saniyesinden itibaren kalp atışlarımızı hızlandıracak kadar kendini içine çeken ve gittikçe yükselen temposuyla bu şarkı bizi albüm hakkında daha fazla heyecanladırdı ve yeni albüm acaba böyle bol gitarlı mı olacak gibi sorularla baş başa bıraktı. Merakla 5 Ekim’i beklerken Ah! Kosmos ile geçmişte yaptığımız röportajları buradan ve şuradan okuyabilirsiniz.

YENİ ŞARKI: METRIC – NOW OR NEVER NOW

21 Eylül’de yayınlanması beklenen yeni Metric albümü Art of Doubt‘a yaklaştıkça heyecanımız artıyor. Sonunda Now Or Never Now’un da stüdyo kaydına kavuştuk. Paramore’un son albümü After Laughter’da parmağı olan Justin Meldal-Johnsen’in uzmanlık alanı synthler eşliğinde çok güzel bir albüme de kavuşacağımıza inanıyoruz.

SALI PAZARI: 04.09.2018

Salı günü demek haftanın en sevdiğimiz günü demek. Bu hafta da Avaz yazarları olarak tezgahlarımızı açtık, yeni eski ne dinliyorsak ortaya döktük. Üstelik bu hafta çok özel bir konuğumuz da var: Milyonların sevgilisi, magazin duayeni, son arşiv bükücü, son zamanlarda Youtube’un başına gelmiş en güzel şey olan Şokopop. Kendisinin seçkisi hemen aşağıda, hala izlemediyseniz son videosu da burada.

ŞOKOPOP’UN TEZGAHI

Gwen Guthrie – It Should Have Been You

Yürek titreten ve bağımlılık yapan cinsten bir bassline’ı var. Muhteşem bir vokalle birleşince unutulmaması gereken bir funk klasiği ortaya çıkmış. Dans etmemek imkansız. Keşke dışarda bir yerlerde de duysam dediğim parçalardan. Bu yaz (ve geride bıraktığımız birkaç yaz) en çok dinlediğim şarkılardan biri.

Mahsun Kırmızıgül – Her Şeyim Sensin

Adı albümde Herşeyim Sensin olarak yazılan bu şarkının doğudan batıya ve ardından tekrar doğuya uzanan düzenlemesi benim gibi fantezi-philelerin iştahını kabartabilecek türden. Sazlar ve acid house melodilerinin birleşimi acayip bir 90lar dünyasına davet ediyor. Bir Bacının Anatomisi serisini hazırladığım sırada Kırmızgül’ün bu şarkıyı son dakika Seda Sayan’ın çıkacak albümünden çektiğini öğrenmiştim. O günden beri müptelasıyım. Keşke Sayan’ın demosu bulunsa ve leak etse. 🙂

Hande Yener – İnsanlar Çok

Bana göre Hande Yener’in deneysel döneminin en iyi ürünü. Erdem Kınay’ın yaptığı chill-house düzenleme yoğunluklu olarak funk öğeler taşıyor. Yener’in vocoderla oynanamış vokali eşsiz. Bu tür vokaller içeren şarkılardan keskin bir çizgiyle ayrılan bir şarkı söyleme tekniği kullanmış. Yorumu her zamanki gibi çok iyi. Kıymeti bilinmesi gereken bir şarkı.

İzel – Yok Yere

90’ları kapatıp 2000’leri açan şarkı. Giderli şarkıların mihenk taşlarından. Sözlerine çok bayılmasam da sırf düzenlemesiyle bile gelmiş geçmiş en sıkı türkçe dans hitlerinden biridir benim için.

Flirts – Passion

Neredeyse kurgu yaptığım her gün dinlediğim italo disco zirvesi. Loopta dinlenmeye son derece müsait. Tecrübeyle sabit. 😉

Pet Shop Boys – Domino Dancing

Geçen hafta bir sabah nedense kafamda bu şarkı çalarak uyandım. O günden beri sabah akşam iki doz alıyorum. Pür mutluluk saçan melodisiyle 80ler dans müziğinin en iyi örneklerinden. Homoerotik klibiyle de ayrıca gönül tellerimi titretiyor.

Whitney Houston – It’s Not Right But It’s OK (Thunderpuss Club Remix)

Bir Televole toplama CD’si sayesinde tanıyıp o zamandan beri sık sık ziyaret ettiğim Whitney Houston’ın en şahane şarkısı. Orijinal versiyonu değil club remixini sevdiğim ender parçalardan. Houston’ın vokalinin gerçeküstü olduğu son döneminden. Akranı olan İzel’in Yok Yere’sinden sonra dinlemenizi tavsiye ederim.

Demet Akalın – Of

Geçen günlerde Kusursuz 19 albümünü hatmetmiş bir arkadaşımın tavsiyesiyle dinlediğim ve ilk dinlemeden günlük playlistime eklediğim Demet Akalın’ın kusursuz şarkısı. Beatboxla açılan R&B etkisi altındaki düzenlemesi ve bir hangover sabahını anlattığına inandığım sözleriyle Akalın’ın diskografisinde özel bir yerde duruyor.

HANDE’NİN TEZGAHI

Everything Everything – Good Shot, Good Soldier

Bu şarkı Everything Everything’den kalp kıran politikacılara gelsin.

Warpaint – Billie Holiday

Dünyanın en güzel aşk şarkısı belki de. En güzel yanı ise gerçekte bir aşk şarkısı olmaması.

LUMP – Curse of the Contemporary

Solo çalışmalarının yanında zayıf kaldığını düşünsem de Laura Marling hayranı olduğunuzda karşı koyamıyorsunuz.

Natalie Prass – Sisters

Kız kardeşlerin gücü adına…

Lykke Li – So Sad So Sexy

Gözyaşlarınıza hakim olun lütfen.

BURÇAK’IN TEZGAHI

Lisa Hannigan, Aaron Dessner, Enda Walsh – Swan

Bu hafta tezgahımı benim gibi yenilik arayışı içinde olduğunu tahmin ettiğim Lisa Hannigan ile açıyorum. Çok yakın takipçisi olmasam da farklı isimlerle işbirliği içerisinde olmak Lisa Hannigan’ı yakın olduğu country tarzından çekip güzel yerlere ilerletmiş gibi gözüküyor. Birkaç gün gecikmeli keşfettiğim bu şarkıyı geçtiğimiz hafta defalarca dinledim ve dinlettim.

Röyksopp – Something In My Heart

Yine üzerine çok şey söylenmesi gerekmeyen parçalardan biri benim için. Hepimizin hayatında zaman zaman hatırlanıp loop’a düşülen Röyksopp şarkıları oluyordur gibi.

Beach House – I Do Not Care For The Winter Sun

Bu hafta yine yüzümü birkaç sene öncesine dönenlerdenim.

Yasemin Mori – Tuzlu Su

İnsanlığın en yoğun duygularından biri olan aşkı müziğine konu edinmek pek çok kez rastladığımız şey. Ancak bunu dinleyiciyi üzüntüden yerden yere vurarak yapmamak ender seçimlerden biri. Yasemin Mori de bu güzelliği müziğine yansıtanlardan biri, kendisine sevgilerimizi iletiyorum.

AHMET’İN TEZGAHI

Disclosure feat. Gwen McCrae – Funky Sensation (Extended Mix)

Disclosure yeni şarkıları peşpeşe yayınlıyor. Funky Sensation ise ismine uygun olarak funky ritimleriyle kulak dolduruyor.

Disclosure – Grab Her

Disclosure demişken şu şarkının güzelliğini unutur gibi olmuşum.

Danz – Winter Solstice No. 1

Bu sene Computer Magic ismiyle Danz isimli çok başarılı bir albüm yayınlayan Danielle Johnson bu sefer Danz adı altında yeni bir enstrümental bir şarkı paylaştı. Retro-fütüristik bir şeyler dinlemek isteyen “başlat” tuşuna bastı bile.

Nova Norda – Varım

Nova Norda fırtınası devam ediyor. Bu şarkıya biz de varız.

LSD – Thunderclouds

Sia çocuk işçisi (şaka şaka) Maddie Ziegler’i LSD’ye de taşımış. Son şarkıları için çektikleri klibe konuk etmişler.

Ariana Grande – Jason’s Song (Gave It Away)

Ariana Grande Dangerous Woman ile beklenmedik gitar soloları yazımıza konuk olmuştu. Bu şarkı ile de beklenmedik piyano soloları yazımıza neden olmuş olabilir.

The Temper Trap – Sweet Disposition

Her zaman dönüp dolaşıp geldiğim albümlerden biri Conditions. Avustralya’dan kalplerimize.

EGE’NİN TEZGAHI

Mitski – Two Slow Dancers

Çağımızın en iyi söz yazarlarından olduğunu düşündüğüm Mitski’nin yeni albümü, yılın hiç şüphesiz en iyi birkaç albümünden biri. Geneli kısacık şarkılardan oluşan yarım saatlik bir albümde her seferinde yeni şeyler keşfediyorum; uzun zamandır bir albümün dinledikçe açıldığını görmekten bu kadar keyif almamıştım.

Cola Boyy – Penny Girl

Disco’ya modern bir dokunuş için sizi yeni keşfim Cola Boyy’a alalım. Kendisi şu sıralar MGMT’nin alt grubu olarak çıkıyor ve grubun son albümünde izlediği yolu düşünürsek fazlasıyla isabetli bir tercih Cola Boyy.

Empress Of – When I’m With Him

Empress Of hala bıkmadığım ilk albümü Me’nin deneyselliğini rafa kaldırıp yüzünü tamamen pop’a döndüğü bir single ile geri döndü ve sonuç muazzam. Top 40’ı hedefleyen endüstri ürünü bir pop yıldızının 80 tane prodüktörle çalışıp ortaya çıkardığı bir ilk single gibi; üzerinde çok uğraşıldığı belli bir pop şarkısı olduğundan iyi anlamda söylüyorum bunu. Blood Orange ile çalışmak da ona yaramış gibi.

Dizzee Rascal – Bop N Keep It Dippin

Yine çılgınlar gibi grime dinlediğim bir dönemden geçiyorum ve herkese arada detoks niyetine tavsiye ediyorum. Dizzee’nin son albümüne tekrar bir şans vereyim dedim ve asla pişman değilim; ama albümden çok şu klipten bahsetmek istiyorum. Normalde klipleri atlaya atlaya izleyen bir insanım ama bu klibe hasta oldum. Filmini falan çeksinler bence. GTA2’nin açılış videosu geliyor aklıma.

Megan Thee Stallion – Freak Nasty

Gaz ötesi müzik yapan, aşırı özgüven ve “nastylik” patlaması yaşayan kadın rapper’lara gerçekten acayip zaafım var, bunu görmezden gelemiyorum artık.

PERFORMANS: POST MALONE & AEROSMITH

Hepimizin Post Malone’un “Smiley” takım elbisesiyle Aerosmith‘e katılıp Toys In The Attic söylemesini görmeye ihtiyacımız varmış. Tabi ki Rockstar ve Dream On’u izledikten sonra. Neyse ki MTV Video Müzik Ödülleri bunu bize sundu da hepimiz artık huzur içinde müzik dinlemeye devam edebiliriz. (Daha fazla yoruma gerek yok. Aradığınızdan çok daha fazlasını bulacağınızdan eminiz.)

MERCURY PRIZE 2018: EVERYTHING EVERYTHING

Avaz ahalisi olarak yaptığımız geleneksel haftalık toplantıların en sonuncusunda konularımızdan biri de Mercury Prize adaylıkları oldu. Her sene adaylarla ilgili görüşlerimizi, kazanan tahminlerimizi yaptığımız bir yazı dizisi konuşup duruyorduk. Bu sene tembelliğimizi bir yana atarak bu yazı dizisini (gerçekten!) hayata geçirmeye karar verdik. 20 Eylül Perşembe gecesi sahibini bulacak ödül için yarışan 12 albüm var bildiğiniz üzere. Önümüzdeki 1 ay boyunca bu aday albümlerin kazanma şansını irdeleyeceğiz. Bize katılmak isteyenleri serimize bekliyoruz.

(daha&helliip;)

PERFORMANS: ARCTIC MONKEYS – FOUR OUT OF FIVE

Arctic Monkeys’in son albümü Tranquility Base Hotel + Casino‘yu daha aşamadık. Hazır yaz mevsimi festivaller mevsimiyken festival festival dolaşıp (youtube üzerinden) canlı performanslarını izliyoruz. Sanırız en iyi performanslardan birini de Fransa’nın Lyon şehrinde düzenlenen Nuits de Fourvière festivalinde bulduk. Four Out of Five‘ı bir de bu şekil izleyin.

HAYALLERDE YAŞIYOR BAZI ŞARKILAR: ÇINGIRAKLI DİLBER

İnsanlar dünyayı güzel bir yere dönüştürebilirdi, tabii eğer aşk diye bir şey olmasaydı. Dünyaya zarar veren her kararın sebebine inin. Hepsinin altında farklı bir aşk vardır. Neyse yapacak çok bir şey de yok. Sonuçta bizler insanız.

Gelelim şarkımıza. Aşık olan ana karakterimiz acınası dursa da ne kadar da tehlikeli duyuluyor. Aşık olduğu insan yüzünden dünyayı bir kibrit ile yakabilecek seviyede hem de. “Hayal bu ya, abartma bu kadar da” diyebilirsiniz ama hadi ölçeğimizi şarkının da ölçeği olan şehirle değiştirelim. Biz yine de uyaralım buradan; “Aman Yasemin yapma.” Tabii bu onun bileceği iş.

SALON İKSV: 2018 GÜZ

Yavaş yavaş yazın sonu gelirken, İstanbul’a dönünce neler yapacağımızı düşünmeye başladık bile! Dünyanın dört bir yanından alternatif müziği İstanbul seyircisiyle buluşturan Salon İKSV, güz programını yayınlayarak bizi bu dertten bir nebze de olsa kurtardı. Bu sonbahar eğlenceli geçecek gibi görünüyor! (daha&helliip;)

ORADAYIZ: GEZGİN SALON – KING GIZZARD & THE LIZARD WIZARD, WOLF ALICE, AMYL AND THE SNIFFERS

Geçtiğimiz sene Eylül ayında Kiasmos, Pional, Pantha Du Prince gibi isimlerin geldiği ve bir günlük festival havasında geçen Gezgin Salon bu kez 5 Ağustos‘ta Küçükçiftlik Park‘ta gerçekleşiyor. Mart ayında 3 gece arka arkaya Salon’da sahne alan ama yine de dinlemeye doyamadığımız King Gizzard & The Lizard Wizard‘ın headliner olarak sahne alacağının haberini birkaç ay öncesinden almıştık. Geçtiğimiz hafta ise line-up’a  son albümüyle Mercury Prize’a aday olan Wolf Alice‘in ve bir süredir King Gizzard & The Lizard Wizard’ın ön grubu olarak sahne alan Amyl and The Sniffers‘ın da eklendiği müjdesi geldi. Gelecek pazar çekilmez bir uzaklıkta görünürken ikinci Gezgin Salon deneyimine playlistimizle hazırlanabilirsiniz:

TANIŞIN: GLGV

Spotify’ın Yeni Müzik Radarı playlist’i sayesinde tanıştığım, ilk dinlediğimde “Bu ne be Fransızca rap mi olur?” ile “Dinlediğim en güzel beat olabilir!” arasında koştuğum GLGV‘yi evlat edinmeye karar verdim. Dolayısıyla ivedilikle tanışmanıza vesile olmak istedim:

Haklarında bilgiye ulaşmak pek mümkün değil ya da Fransızca bilmeniz gerekiyor. Oldukça kalabalık olduğunu anladığım ekibin (4 kişiler, evet) videoları bol bol sosyalleşme ve sanatseverlik yönünde. Yani klişe underground işlerin epey ötesinde!

Altyapıda eski şarkılardan yararlanan, dolayısıyla en başından defalarca dinleyebileceğinizi anladığınız yapıtların sözleri ise her seferinde Fransızca. GLGV’yi özel kılan da zira bu beat’leri; 2017’de yayınladıkları albüm Sample School, 7 şarkıdan oluşuyor ve bu özelliğe bolca referans veriyor. Yukarıdaki şarkı “comment te dire adieu” ise 2018’de yayınlanan ve grubun keşfine vakıf olduğum çalışma. Bu sene de yeni bir albüm yayınlayacaklar gibi görünüyor.

İçeriği sayfa sayfa bilgilerle doldurmayı, grubun kendini dışarıya daha çok tanıtmaya karar verdiği zamana bırakmak zorundayım. Takibe almanız gereken adresler ise böyle:

instagram: instagram.com/glgv

soundcloud: soundcloud.com/goodlifegoodvibes