İNCELEME: BON IVER- i,i

Justin Vernon‘ın sesinde sizi güvende hissettiren bir tanıdıklık var. Bunun sebebi nostaljinin günümüz ile buluştuğu noktada beliren indie tınılarının eşsiz bir örneğini icra etmesi olabilir mi? Kanye West iş birliği, Grammy ve bu başarının altından tek hamlede kalktığı bir resmin arkasına çizdiği gizemli bir imaj. Kısacası, bir zamanlar indie olarak adlandırılan ve şu aralar eski tanımının tam da karşısında duran bir konumlama. Yep, klasik bir Justin Vernon.

Bon Iver ismini hayatlarımıza sokan For Emma, Forever Years Ago ve kendi isimlerini taşıyan albümlerinde daha önce benzerini tatmadığımız farklı bir folk alanında kendimizi bulmuştuk. 3 sene önce gelen 22, A Million ile ise tanıdık bir isim olmanın verdiği özgüvenden gelen daha deneysel, bir o kadar inorganik bir albüm ile karşılaşmıştık. Folk tınıları o kadar elektro ile iç içeydi ki bu sonuncu uzunçaları uzun süre dinlediğinizde ağzınızda metal bir tatsızlık baş gösterebilir. Vernon’ın hayatta kalması içinse böyle riskler almak şart. Projenin devamlılığı konusundaki derin düşünceleri zaman zaman baş gösteriyor; bu nedenle de ekibi ile beraber soluklanabilmesi elzem.

Yakın zamanda yayımlanan i,i bu soluklanmaların vazgeçilmez bir ürünü. Klasik Bon Iver’in, son uzunçalar 22, A Million’daki evrimi muhteşem bir kıvamda yeniden ortaya çıkıyor. Her ne kadar tüm deneyim zaman zaman tanıdık gelse de eskinin getirdiği rahatlıktan ziyade deneysel birtakım emeklerin karşılığını aldığını söylemek daha doğru olur. İlk albümler yalnızlığın ve gelenekselin bir monoloğu ise yeni albümün modern zamanların çok oyunculu bir tiyatrosu olduğunu söyleyebilirim. Mesela, albümün en iyilerinden biri olan We’de anlatıcı Minnesota, WI’de kaldığı yerden devam ediyor. Ancak günümüzün popüler problemi Donald Trump’a da bir gönderme yapmayı ihmal etmiyor. Jenn Wasner (Wye Oak), Bryce & Aaron Dessner kardeşler (The National), James Blake gibi tanıdık isimler ise sahnede Bon Iver ekibine eşlik ediyor.

Albümden ilk duyduğumuz Hey,Ma Bon Iver diskografisindeki en iyi çıkış ve single olarak kayda geçiyor. Vernon, vokallerinde fazlasıyla ciddi; ancak bu şarkının küresel ısınma ile mi ilgili olduğunu yoksa sadece ufak bir narkotik hikayesinden mi bahsettiğinden emin olmanız biraz zor. U (Man Like) ise Amerika’daki eşitsizliğin epik bir tasviri. Kalabalık bir sahnede Bertolt Brecht referansları ile hayat buluyor. Nareem’de ise bu anlatı kişisel bir hikaye üzerinden kesintisiz devam ediyor. Ortada güçlü noktalarına tanıklık ettiğiniz albümde kapanışa yaklaştığınızda melodiler durgunlaşıyor, enerji ise dengesini koruyor. Hikayenin sıkıcı kısmından ziyade daha az olayın olduğu ama bir o kadar da önem arz eden bölümleri öne çıkıyor. Özellikle Sh’Diah‘ın üflemeli performansı takdire şayan.

Folk müziğin solo akustik gitar ile tanımlandığı günleri Bon Iver ile tanıştığımızda geride bıraktık. Synth, yaylılar ve üflemeliler ile deneysel ve karmaşık melodilerin bir araya geldiği epik anlatılarda Justin Vernon ve ekibi her zamankinden daha güçlü. i,i şu ana kadarki en olgun ve karmaşık albümleri. Her ne kadar tınıları çok tanıdık gelse de biraz kulak verdiğinizde eşsiz olduğunu fark edeceksiniz.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *