LONDRA CAZ SAHNESİ VE BAĞIMSIZ MÜZİK ANLAYIŞI

Epey uzun zamandır birçoğumuz için caz diğer insanların dinlediği bir şey olarak gözüküyordu. Hatta çoğu kişi için televizyon dizileri ve Cinemaximum filmlerinde zengin melodram karakterlerinin dinlediği bir müzik olmaktan öteye gitmiyordu. Ama son yıllarda, çoğu müzisyenin bu kocaman gelenekten yararlanmaya başlaması ile cazın imajı yumuşamaya başladı.

Tamamen caz altyapılı hiphop albümlerinin başarısı ve çoğu DJ’in kullandığı caz kesitleri yumuşayan imajın en büyük sebepleri olarak duruyor. Londra sahnesi de cazın katı imajını yumuşatan başka bir etmen olarak son yıllarda karşımıza çıktı. Her müzik tarzından ve her kültürden sesler duyulabilen bu sahne, alışılmış kalıpların dışında bir deneyim vadediyor. Aynı zamanda genç isimlerden oluşan kadrosuyla da cazın geleceğini çiziyor.

Güney Londra, son yıllarda çoğu avant-garde albümün evi olduğu için tüm ilgileri kendine toplamış durumda. “State of Jazz” gibi yeni cazı derleyen çoğu listenin önemli bir kısmını Londra sanatçıları oluşturuyor. Toplumun hibrit yapısı, Londra’yı globalleşmenin en gerçek olduğu noktalardan birine çevirdi. Müzikteki en güçlü trendin füzyon olduğu bu yıllarda ise şehir bu hibrit yapı sayesinde bir müzik madeni gibi çalışıyor.

Londra sahnesi, avant garde olmaktan da öte bir şekilde dinleyenlerine genç ve tanıdık bir sound sunuyor. Chill indie, post rock, hiphop gibi çoğu yeni ve popüler akımı Londra sahnesinde duymak mümkün. Bu yüzden Londra sahnesinin yaptığı müziğe caz demek de bir yerde yanlış kalıyor. Çünkü Londra sahnesi belli bir türden, zamandan veya gelenekten değil; her şeyden biraz beslenmiş. “Is it jazz” programına da konu olan bu sanatçılara yaptığı müziğin türü sorulduğunda da “Umurumda değil.” cevabını alıyoruz. Çünkü bu müziğin özünü bu kalıp umursamazlığı oluşturuyor.

Çoğu 25-35 yaş arasında olan Londra sanatçıları, hiçbir engele takılmadan istedikleri gibi müziklerini yapabilmek istiyorlar. Ne eski caz kalıplarını ne de popülariteyi önemsiyorlar. Nubya Garcia’nın da dediği gibi hiçbiri dünyayı değiştirmeyi ya da müzikte yeni atılımlar yapmayı istemiyor. Yaptıkları müzik şu ana kadar yapılmış veya keşfedilmiş tarzların bir füzyonu olarak ilerliyor. Ama Londra caz sahnesinin füzyon anlayışı eskilerin füzyon anlayışından epey farklı bir yerde duruyor. Çünkü diğer füzyonların yaptığı şey iki müziği aynı anda bir DJ mixi gibi sunmak iken bu sahnede böyle bir şey yok. Londra sahnesinde esinlenilen noktaları sezmek pekala mümkün ama yola çıkılan noktaları tek tek duymak imkansız. Bu sahnede farklı kültürlerin birleşiminden öte farklı kültürlerin diyalektiğiyle oluşturulmuş bir müzik anlayışı var.

Londra sanatçılarının albümlerinde esinlenilen her nokta, sanatçının amacına yönelik küçük bir araç olarak kullanıldığı için müzikleri daha geniş bir retrospektife sahip. Bu geniş retrospektif ise dinleyene 2 ana şey sunuyor: Tanıdıklık hissi ve daha genç bir sound. Farklı kültür ve tarzların diyalektikliğiyle ortaya çıkmış bu sound’un günümüzde bir benzeri olduğunu düşünmüyorum. Çünkü şu ana kadar hiçbir müzik akımı aynı anda hem bu kadar tanıdık hem de bu kadar bağımsız olamamıştı. Fazla özgür her tarz, bir yerlerde deneyselliğe kayıyordu.  Londra sahnesinin getirdiği taze anlayış ise bu sorunu çözmüş gibi gözüküyor.

Bana göre bu yeni akımın en büyük ismi 3 farklı projesiyle (Sons of Kemet, Comet is Coming, Shabaka and the Ancestors) Shabaka Hutchings olarak gözüküyor. Bunun dışında Joe Armon Jones, Nubya Garcia, Tenderlonius ve Theon Cross gibi isimler de akımın en önemli isimlerinden bazıları. Bu isimlerden önce adını duyurmuş olan Portico Quartet gibi diğer UK isimleri bu akımın altyapısında büyük bir pay sahibi olmalarına rağmen bu akımı yaratan kişiler değiller. Ama yeni yaptıkları albümler, Londra sahnesinin gençlerine epey yaklaşmış durumda.

Ben, Londra sahnesindeki isimleri chill ve explosive olarak ayırmayı tercih ettim. İki kısım da aynı çekicilikte olsa da aralarındaki başlıca değişiklik şarkıların hızları ve şarkıların kendi içindeki değişkenliği. Explosive kısım daha hızlı ve tahmin edilemez özellikleriyle daha heyecanlı bir deneyim yaratırken chill kısım daha sakin ve eğlenceli bir müzik vadediyor. Londra caz sahnesinin iki tarafına da aşağıda hazırladığım listelerden göz atabilirsiniz. Bunun dışında Portico Quartet gibi isimlerin de dahil olduğu UK listesini görmek isterseniz Spotify’ın UK Jazz playlist’ini de aşağıda bulabilirsiniz:

Explosive:

Chill:

Jazz UK:

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *