Yaşlanmayan adamlar


Sevenlerinin aylar öncesinden geri sayıma başladığı Red Hot Chili Peppers konseri, dün gece santralistanbul‘da gerçekleşti.

Konserden aklımda kalanları sıralarken organizasyona değinmemek mümkün değil. Neden bilmiyorum ama santralistanbul, Küçükçiftlik Park‘ın “Abi orada konser mi izlenir?” unvanını elinden almaya uğraşıyor gibi. Yalnızca, alkol satışının olmaması, yiyecek ve içeceklerin fahiş fiyatlarda olması gibi artık – ne yazık ki – karşılaşmayı tahmin ettiğimiz uygulamalardan bahsetmiyorum. Hangi kategoride olursanız olun – ben K3’teydim – konsere giriş ve çıkış, izleyiciler için gerçek bir sinir harbiydi. Girişte bütün hevesinizi, çıkışta da konserin üzerinizde bıraktığı o güzel hissi kapıda bırakıyordunuz. Bunların yanı sıra RHCP gibi büyük bir ismi ağırlayıp konser için bileklik basma zahmetine girişmemiş olmaları nedeniyle konser alanına giren “kesinlikle” dışarı çıkamıyordu.

Önce olumsuz kısımlara değinmek istedim çünkü konser sonrası edindiğim izlenim şu yönde: bahsettiğim ve değinmeyi unuttuğum bu aksaklıklar, konserden akılda kalanları bulanıklaştırmış. Gerçekten eğlenceli bir konserdi, ama ben her yerde “Keşke gitmeseydim”leri görüyorum.

Gelelim orada bulunma sebebimize. İşte konser ile ilgili birkaç ufak ayrıntı:

– Ön grup olarak Athena‘nın çalması çok başarılı bir tercih olmuş. Konser alanına gelmekten, geldikten sonra sırada beklemekten bunalan seyirciyi kendine getirdi. Vokal zaman zaman duyulmasa da RHCP öncesi, 1 saatlık adrenalin seansı tadındaydı.

– Konser alanındaki inanılmaz kalabalık ve mesafe sahneyi görmeyi imkansız hale getiriyordu. Benim için çok da sürpriz olmasa da (1.57’yim) daha konser başlamadan birçok insan ekranlardan izlemeye razı olmuş gibiydi.

– Bilette yazan saatte olmasa da (iyimser olamayacak kadar tecrübeliyiz) RHCP sahnedeydi. Gecenin ilerleyen dakikalarında da göreceğimiz Chad Smith şov sonrası Monarchy of Roses ile geceye başladık. Anthony Kiedis “Goodnight y’all!” diyerek fitili ateşledi.

– Arka arkaya gelen Dani California, Can’t Stop ve Scar Tissue konserin daha beşinci şarkısında herkesi kan ter içinde bıraktı.

– Öğrendik ki grup üyeleri İstanbul’a taşınma kararı almış. Kiedis Bebek’i, Flea Galata’yı, Klinghoffer Boğaz’ı, Smith ise Kadıköy’ü seçmiş.

– Konserin ortalarına doğru Flea’den gelen “Şimdi İlhan bu şarkımızda bize saksafonla eşlik edecek” deyince seyircilerden bir “Doğru mu duyduk?” enerjisi ortaya çıktı. Daha sonrasında ise İlhan Erşahin eşliğinde Did I Let You Know:

.

– Tam zirvedeyken gelen Dosed introsu ufak çaplı bir kalp krizine neden olmadı değil. Ne yazık ki yaptıkları “gösterip de vermemek” oldu, çünkü gelen şarkı Under The Bridge idi.

Californication ve By The Way‘den sonra elveda diyen grup birkaç dakika süren alkış ve ıslıktan sonra sahneye döndü. Flea’nın ellerinin üzerinde yürüyerek sahneye çıkması tek başına bile iddialıyken bir de Chad Smiths ve Mauro Refosco‘dan bir perküsyon şov geldi.

– Gitarist Josh Klinghoffer sakatlığı nedeniyle konserin büyük bir kısmını sandalyede geçirdi. Ancak bu talihsizliğin, performansından bir şey eksilttiğini söyleyemeyeceğim zira inanılmaz enerjisiyle kendisine hayran bıraktı. (Vurmayın, Fruscianteciler. Herkesin yeri ayrı.)

Suck My Kiss ve Soul To Squeeze‘in ardından Give It Away ile aklımızı almamışçasına son bir jam ile konsere son verdi RHCP.

– Flea’nın yaptığı konuşmadan bahsetmeden olmaz. Konser boyunca şarkı aralarında İstanbul’da olmaktan ne kadar mutluluk duyduğunu, ezandan çok etkilendiğini ve minnettarlığını tekrar tekrar dile getiren deli adam, klişe değil ama samimi dilekleriyle seyircilerin bir kez daha kalbini çaldı.

“Bu adamlar nasıl 50 yaşında olabilir?” sorusunu tekrar tekrar sordurarak zihinlere kazınan bir performans sergiledi RHCP. Evet, organizasyon çok kötü planlanmıştı. 5000 metrekarelik alana 40.000 kişiyi doldurma kararı alıp bir de bunun hazırlığının yapılmamış olması konseri neredeyse işkenceye dönüştürdü. Evet, bir daha santralistanbul’a giderken iki kere düşüneceğiz, ama evet, RHCP ayaklarımızı yerden kesti.