RÖPORTAJ: BATHS

4 yaşında müzik derslerine, 10’lu yaşlarında da kendi müziğini kaydetmeye başlayan Will Wiesenfeld, “genç yetenek” sıfatını sonuna dek hak edenlerden. Kendisi alternatif elektronik pop projesi Baths adı altında çok katmanlı işler yapıyor, elektronik pop’a eklediği tuş ve su sesleriyle kendi özgün tınısını yaratıyor ve yaptığı müzik başka hiçbir şeye benzemiyor. 2 yıl önce Babylon Soundgarden‘da izlediğimiz Baths‘i bu sefer de yarın akşam (3 Kasım’da) Zorlu PSM Stüdyo‘da, tam da Obsidian şaheserinden tam 4 buçuk yıl sonra yayınlayacağı yeni albümü Romaplasm‘a sayılı günler kalmışken izleme fırsatı bulacağız. Bu vesileyle kendisiyle yeni albümünden, kuir olmak ve dinleyiciyle bağ kurmak gibi meselelerden konuştuk. Bu bol kahkahalı ve eğlenceli röportaj sayesinde Baths, arkadaş olmak istediğimiz müzisyenler listesine de kafadan giriş yapmış oldu. Dünya tatlısı bir insanmış kendisi.

Öncesinde Mind Shifter ve Kim Ki O’yu izleyeceğimiz konserin etkinlik sayfası burada.

Merhaba! Öncelikle nasılsın, nasıl gidiyor? Yeni bir turneye başladığın için heyecanlı mısın?

Her şey harika gidiyor, çok heyecanlıyım! Yeni albümüm 17 Kasım’da çıkıyor ve o günü iple çekiyorum. Önümüzdeki şu birkaç hafta konserlerde pek çok yeni şarkı çalıyor olacağız. Dinleyicilerimle buluşmayı dört gözle bekliyorum!

Şimdilik yeni albümün Romaplasm’dan iki şarkı yayınlandı ve ikisini de çok beğendik. Görünüşe göre Obsidian’ın karanlık ve düşünceli havasının tersine Romaplasm, şimdiye dek yaptığın en pozitif ve en pop’a yakın albümün olacak. Obsidian’dan beri hayatında neler değişti? Romaplasm’ın kayıt süreci nasıldı, biraz bahsedebilir misin?

Teşekkürler! Hayatımın ve yaşam koşullarımın daha düzene oturduğunu, zihnimin daha berraklaştığını hissediyorum. Albümün ardındaki ilhamın çoğu da bu rahatlık ve özgürlükten doğdu. Yüzümü en derindeki esin kaynaklarıma döndüm ve bunları Romaplasm’a da yansıttım. Hem söz yazarken hem de şarkıları bestelerken fantastik diyarlardan daha önce hiç yapmadığım kadar ilham aldım, onları keşfe çıktım. Albümde fantastik temalı eserleri okurken, izlerken ya da oynarken yaşadığım “diğer dünyaya ait heyecanı” yansıtmaya çalıştım diyebilirim. Şarkıları dinlerken dinleyicilerin de o diyarlara yolculuk etmesini istedim, bu esnada şarkılara uyduğu ölçüde kendi kişiliğimden bir şeylere katmaya, kendimden ödün vermemeye de çalıştım tabi ki. Çok eğlenceli bir süreçti!

Albümün ismi ve kapağını biraz açıklar mısın bize? Kapakta bir elin boynuna uzandığını görüyoruz, fakat bu senin elin mi yoksa bir başkasının eli mi; ya da bu bir sevgi mi yoksa şiddet gösterisi mi belirsiz. Yoksa biz mi fazla derin anlamlar arıyoruz acaba? 🙂

Romaplasm gerçek bir sözcük değil, fakat bana çağrıştırdıkları itibariyle albümü çok iyi yansıttığını düşünüyorum. “Roma” kökü romantizm, romans gibi sözcüklerden geliyor. “Plasm” köküyse hem sitoplazma yani hücre içi sıvıdan hem de plazmadan yani maddenin dördüncü ve en enerjik halinden geliyor. Benim için albümün ismi, yüksek enerji ve romantizmle dolu küçük bir evren gibi bir anlama geliyor. Umarım sana da mantıklı gelmiştir! (Güler)

Albümün kapağına gelirsek, boynumdaki el için bir çeşit kuir göndermesi diyebilirim. Bir erkek eli o ve tam da dediğin gibi ne yaptığı tam olarak belli değil. Bazı şeyleri görenin hayal gücüne bırakmak her zaman daha iyidir!

a0062234493_10

Dream Daddy isimli oyunun tema şarkısını yaptın. 90 saniyelik bir şarkı ne kadar komik ve akılda kalıcı olabilirse o kadar komik ve akılda kalıcı olmuş bizce. O süreç nasıldı peki, biraz anlatır mısın?

Böyle düşünmene sevindim! Oyunun yaratıcılarından Vernon Shaw benimle iletişime geçmişti. Başta oyun geliştirilirken görüşlerimi sunmamı ve bir nevi danışman olmamı istemişlerdi ama sonrasında Vernon, oyun için bir şarkı yapıp yapamayacağımı sorduğunda hiç düşünmeden “evet” dedim. İlgi alanlarımla bu kadar bağdaşık bir projenin parçası olduğum için çok mutluyum! (Güler) Oyun çok duygusal ve eğlenceli, ayrıca inanılmaz seksi.

Şimdiye dek yaptığın pek çok şarkıda kuir meselelerine değindin. Son teklin Out’ta (klibi bu yılki favori kliplerimizden bu arada) “out” sözcüğünü hem dışarı çıkmak hem de açılmak bağlamında kullanıyorsun. Sence kuir bir müzisyen olmak seni belli kalıplara sokuyor mu, insanların müzisyen kimliğine ve şarkılarının değindiği konulara dair beklentilerini etkiliyor mu?

Bence insanlar kuir müzisyenlerden olabildiğince kuir kimliklerine sırtlarını dayamasını bekliyorlar ve bunu yapmanın en iyi yolu da kuir kimliğini gözler önüne sermek ve kimliğinin önemli bir parçası olarak sunmaktan geçiyor. Benim oldukça sevdiğim bir sürü müzisyen da dahil pek çok müzisyen de aynen bunu yapıyor; fakat tüm kuir müzisyenler de böyle değil tabi. Benim için kuir olmak demek, mutlak özgürlüğe sahip olmak demek. Sanatında ne istiyorsan onu yapabilmek demek ki bunun illa ki kuir olmakla alakalı olmasına da gerek yok. Benim şarkılarımdan bazıları uçaklar ve animeler hakkında falan mesela. (Güler) Açılmak ve de öyle kalmak zor olsa bile bunu yapma şansı olan müzisyenlerin de benim gibi düşündüğünü düşünüyorum. Hiçbir maskenin arkasına sığınmadan, tamamen olduğun gibi ancak öyle yaşayabilir ve özgür olabilirsin çünkü.

Son zamanlarda neler dinliyorsun peki?

Biraz trance’a sardım bu aralar. (Güler) Birkaç isim verecek olursam: Bell Witch, The Courtneys, My Bloody Valentine, Lomelda ve Protomartyr dinliyorum çokça.

Bir röportajında konserlere gitmekten çok hoşlanmadığını çünkü sahnedeki müzisyenlerle bağ kuramıyor gibi hissettiğini söylemişsin. Peki konser vermek nasıl bir deneyim senin için? Dinleyiciyle “bağ kurabildiğini” hissedebiliyor musun?

Konserlere gitmeyi sevmiyor değilim fakat zevk almam için sahnede izlediğim grubu çok ama çok sevmem gerek. Konser vermek ise bambaşka bir şey, insanlara kendi kişisel üretimlerini, deneyimlerini aktarıyorsun sonuçta. Seyirciyle bağ kurduğumu hissedebiliyorum kesinlikle. Sahnedeyken aynı anda oradaki herkesle iletişim kurabiliyormuşum gibi hissediyorum. Oradaki herkes seni tanımış oluyor ve konserden sonra konuşmak isterlerse de yanına gelebiliyorlar ya da internetten iletişime geçebiliyorlar 🙂

Baths veya yan projen Geotic haricinde ufukta yeni projeler var mı peki?

Daha kesin bir şey yok gibi ama olsa bile şimdilik konuşmaya iznimin olduğunu pek zannetmiyorum. (Güler) Şu an tamamen Romaplasm’a odaklanmış durumdayım. Son 3-4 yıldır tüm enerjimi bu albüme harcadım!

Seni en son 2015’te Babylon Soundgarden’da izlemiştik, o zamandan beri de tekrar canlı izlemeyi iple çekiyorduk. Heyecanlı mısın? Konser hakkında söylemek istediğin bir şeyler var mı? Konserden ne beklemeliyiz, Geotic’ten şarkılar da çalacak mısın?

İnanılmaz heyecanlıyım! Yeni albümden çokça şarkı çalacağız, onu söyleyebilirim. Ona göre kendinizi hazırlayabilirsiniz! Konser bazı insanların beklediğinden daha farklı olabilir yani. Geotic’ten bir şey çalmayacağız, sadece Baths şarkıları olacak. İki projeyi birbirinden ayrı tutuyorum 🙂 Konseri sabırsızlıkla bekliyorum, görüşmek üzere!

One thought on “RÖPORTAJ: BATHS

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *