RÖPORTAJ: FOREST SWORDS

Matthew Barnes, görselliğin ve müziğin kesiştiği sularda sesler ürettiği projesi Forest Swords’la yarın Salon’a konuk olacak. Bu fırsatı kaçırmayıp kendisiyle yakın geçmişe ait projeleri, yeni albümü Compassion ve gelecek planlarına dair sohbet ettik. Buyurun:

Merhaba! Nasılsın, turne nasıl gidiyor? Bir sürü şehre gitme fırsatın oldu, favorin hangisi?

Küçük şehirlerde çalmak beni hep şaşırtıyor, genelde insanlar daha az sayıda canlı performans izleme fırsatı buldukları için daha hevesli ve meraklı oluyorlar. Bu turne boyunca İsviçre’de Bern’de, Belgrad’da, Bolonya’da harika tepkiler aldığımı hissettim, büyük şehirlere kıyasla favorilerim bunlardı. Böyle düşüneceğimi beklemiyordum doğrusu, o yüzden harika bir sürpriz oldu bu benim için.

Liverpool gibi günümüz müziğine çok büyük katkıda bulunan gruplar çıkaran bir şehre yakın büyüdün. Bunun müzik anlayışın üzerinde nasıl bir etkisi oldu?

Merseyside ve Liverpool’dan çıkma müzisyenlerin pek çoğunun müziğinde ortak bir nokta var: Büyük kısmı bir hayli tuhaf olsa da ve şarkılar kendi içlerinde sık sık şekil değiştirse de hepsinde belli bir melodinin varlığını hissedersiniz. Liverpool’dan çıkma en acayip müzisyenlerin işlerinde bile melodinin ne kadar önemli olduğunu ve şarkıyla bir bütün olduğunu görebilirsiniz. Pek çok insan bunun sebebini Liverpool’un bir liman şehri olmasına bağlıyor. Plaklar, örneğin Amerika’dan gelen soul ve rock n roll plakları, Birleşik Krallık’ın büyük çoğunluğundan önce Liverpool’a ulaşıyordu. Liverpool coğrafik konumu itibariyle diğer şehirlerden kopuk; Birleşik Krallık’ın biraz uzak bir köşesinde. Bu durum sanatçıları deneyselliğe daha açık hale getiriyor olabilir bence. İki durumun ilginç bir karışımı mevcut diyebilirim yani bu.

Compassion’ın hayata geçiş süreci nasıldı? Albümün son halinden memnun musun? Aldığın tepkiler seni mutlu etti mi?

Evet, albümden bir hayli memnunum. Pek tabi imkanım olsa çoğu müzisyen gibi birkaç değişiklik yapmak isterdim ama bu da albüm sürecinin doğal bir parçası aslında. İnsanların albümü beğenmesi ben çok mutlu etti. Albümün Engravings ile karşılaştırılmasına pek şaşırmadım ama neyse ki yaptığım müziği sevenler, her albümün birbirinden farklı olabileceğinin ve kendi kişiliklerinin olabileceğinin farkında olan insanlar. Sırf birkaç kişiyi memnun edeceğim diye aynı albümü tekrar tekrar yapmaya çalışmayı asla istemem, kabus gibi.

İlk başta Compassion’ın çok karanlık ve kasvetli bir albüm olduğunu düşünmüştüm, ama dinledikçe daha da sakin ve huzur verici gelmeye başladı. İnsanların albümü dinlerken nasıl hissetmelerini istedin? Belli bir niyetin var mıydı?

Engravings’ten daha “açık” ve içine girilmesi daha kolay olmasını istedim. Engravings’i altı ay boyunca bir odaya kapanıp yapmıştım ve albüm de bunu yansıtıyor, bana çok karanlık ve klostrofobik geliyor. Compassion’ı yaparkense çok fazla seyahat ettim, yeni insanlarla tanıştım ve çalıştım. Albümün havasının de bunu yansıtmasını istedim. “Yoğunluk” açısından Engravings’deki çoğu şarkıyla benzer olduğunu düşünsem de insanların bu albümü keşfetmesi çok daha kolay bence. Şarkıların hepsi albüm olarak bir bütün oluştursa da tek başlarına da dinlenebiliyorlar, hepsinin kendi kişiliği var.

Müzisyenliğe kesin geçiş yapmadan önce grafik tasarımcıydın ve bir röportajında müziğin görsel tarafı üzerine de çok kafa yorduğunu söylemişsin. Bu müziğini nasıl etkiledi? Konser görsel açıdan da zengin olacak mı? Eğer evetse, görsellerin hazırlanış süreci nasıl?

Evet, Liverpool’da birlikte çalıştığım sanatçılarla hazırladığımız görseller bu konserde de olacak. Müzik ile görsellik/tasarım benim için ayrılmaz bir ikili ve de eşit önemdeler. İkisi de aynı diyalogun bir parçası ve hem birbirlerini tamamlayabilirler hem de zıt gidebilirler; bu açıdan keşfetmesi inanılmaz eğlenceli bir alan çünkü kesin doğrular ve yanlışlar yok. Ben genelde içgüdülerime güvenip hareket ediyorum. Görseller ve müzik birbirini tamamladığında ortaya çıkan ürün muazzam güzellikte ve etkileyicilikte olabiliyor.

Müziğin pek çok farklı alanda kullanıldı; bir dans gösterisinden tut da bilgisayar oyununa ve filme kadar. Ufukta yeni projeler var mı?

Evet, önümüzdeki yıl için yeni projeler üzerinden çalışıyorum ama şimdilik kesin bir şey yok. Daha önce böyle bir şey yapmadığım için film ve dans skorları yapmak benim için çok zor ve öğreticiydi, kesinlikle “Compassion”ı yazarken bolca faydalandım bu deneyimlerden ve albüm dışında işler yapmanın da ne kadar değerli olduğunu gördüm. Hemen bir albüm için çalışmaya başlayacağımı sanmıyorum şu an için.

Daha önce İstanbul’a geldin, bu sefer planların ne?

Birkaç kez gelmiştim, bunlardan biri bir konserim içindi. En sevdiğim şehirlerden biri, şu an için bir değişim sürecinde olduğunu biliyorum ama yeni insanlarla tanılmak he zaman heyecan verici, ve yemekleriniz… İstanbul, harika müzik ve harika yemek şehri benim için. Umarım ileriki yıllarda daha çok insan bu şehri tekrar sıklıkla ziyaret etmeye başlar.

Umarız burada çok keyifli zaman geçirirsin, takipçilerine söylemek istediğin bir şey var mı?

İstanbul’da ilk kez headliner olduğum bir performans gerçekleştireceğim için çok heyecanlıyım, umarım yakın zamanda tekrar gelirim.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *