RÖPORTAJ: KAMUFLE

Bir süredir ısrarla rap dinlediğimiz aşikar. Yerli rap’e hala %100 aşina olmasak da Kamufle‘yi uzun süredir takip ediyorduk. Hazır 5 Aralık‘ta konseri olacağını öğrenince de konser öncesi kendisiyle tanışmak ve kendi adımıza rap sürecimizi hızlandırmak istedik. Böylece İş Üstünde‘den de eli boş dönmemiş olduk.

Sohbetimiz yine uzun ama çok güzel. Tüm merak ettiklerimiz ya da ettiklerinizi de sorduk; içimiz rahat.

Bolca rap/hiphop konuştuğumuz röportaj için öyleyse; buyrun:

Buse: Yazmaya 2004’te başlamışsın. Sonrasını underground albümler de takip etmiş. Olumsuzluklar ve Hayale Daldım derken bugündesin.

Kamufle: 2003’te yazmaya başladım aslında ve ilk kaydı 2004’te yaptım. Toplamda 11 adet albümüm var. 9 tanesi underground albüm 2 tanesi yasal. Ayrıca Gökçe’yle birlikte hazırladığım, yeni albümde de var olan Sittin Sene var. Onun dışında birçok rapçinin albümüne konuk oldum. Hem düet olarak hem de altyapı/prodüksiyon desteğinde bulunarak. Bu süreçte dizi tecrübem oldu ve ayrıca 40 ayrı şehirde konser verdim, hiphop jam’lere katıldım. Böyle geldi, geçti zaman.

İlk olarak 95-96 yılında rap müzik dinlemeye başladım. Cartel geldi kulağıma. NTM isimli Fransız bir grubunu dinledim. Nefret, Fuat Ergin, Silahsız Kuvvet derken geldi geçti zaman. Birçok rapçiyi de tabi internet olmadığı için Blue Jean dergisinden takip ediyordum. İnternetin olduğu zamanlarda forumlarda birçok kişiyle tanıştım, rap üzerine konuşmaya başladığımız zamanlardı. Bol kıyafetli insanlar gördüğümde gerçekten çok mutlu oluyordum. Yaşımız küçük olmasına rağmen aramızda bir diyalog oluyordu. Bir kolektifin içinde olduğumu hissediyordum. Zaman ilerleyip olgunlaşmaya başladıkça bu müziğin nerden geldiğini araştırmaya başlıyorsun. 70’li yılların başında temelinden funk ve blues’un, rock & roll gibi temaların olduğu bir müziğin gelişimini öğreniyorsun ve takip ediyorsun. Aynı zamanda o yaşlarda bu türleri de dinlemeye başladım. James Brown, Woody Walters, Etta James dinlediklerim arasında oldu. Ama aynı zamanda Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğuyum. Karagümrük’te doğdum ve Türk Sanat Müziği ile birlikte de büyüdüm. Müzeyyen Senar’lar Zeki Müren’ler, Orhan Gencebay, Neşet Ertaş ile büyüdüm. Yaptıklarıma dinlediklerim de yansıdı tabi.

Ahmet: Kayıt almaya başladığın günü hatırlıyor musun?

Kamufle: Hikayesi çok komik. Basketbol oyuncusuydum. Aynı yerde yaşadığım arkadaşlarım rap yapmaya başlamıştı. Ama ben tabi dinleyiciydim. Arkadaşlar rap yapmaya başladıklarını ve stüdyoları olduğunu söylemişti. Stüdyo dediğimiz de arkadaşımın odasında kurduğu ekipmanlardan, çöp mikrofondan ses kaydettiğin bir yerden oluşuyordu. Aklımdaki stüdyo mantığı çok farklıydı. Ben “saçmalamayın, böyle iş olmaz!” derken sözünü arkadaşımın yazdığı bir parçayı okumam için ısrar edildi. Kendim yazdım sonrasında. Onu söyledim. İlk kaydı böyle yapmış oldum. İlk kayıtlarımı Federal grubuyla birlikte aldım. Ve kendi sesini duyduğunu kendinle bir kez daha tanışıyorsun; çok farklı hissediyor insan. Bir ritmin üzerinde kendi vokalini duyunca kendinle bir daha tanışıyorsun. İster istemez büyüleniyorsun. Ancak tabi içine çekildikten sonra albüm albümü takip ediyor.

Buse: O gün bugündür 11 tane albüm yayınlanmış oluyor mesela… Olumsuzluklar ve Hayale Daldım var ve bir de Enstrümental bir albüm var.

Kamufle: Enstrümental albüm şöyle gelişti: Rap yapmaya başladığım zamanlarda altyapıyı arkadaşlardan alacağıma kendim üretmek istedim. Olayı sadece söz yazıp mikrofonun başına geçip kafiyelerden ibaret bırakmak istemedim çünkü yaptığım şey aslında müzikal yönüyle de ön planda. Her kültürden etkilenen farklı seslerden beslenen bir yapı. Ki Hayale Daldım albümünü de dinlediyseniz 11 farklı şarkı 11 farklı müzikal tür ile icra edildi. Enstrümental albümde de bu farklılığı denemek ve dinleyicilere bunu yansıtmak istedim. Grup Ses Beats, Kabus Kerim, Hey Douglas ve daha eskilere gidersek DJ Mahmut da en güzel örnekleri. Onların altyapıları da 60’lı 70’li yıllardaki Anadolu folk akımından besleniyor; Erkin Koray, Kurtalan Ekspress gibi. Onların plaklarını bulup ya da yüksek kaliteli versiyonlarını bulup onları parçalayıp üstüne break ritimler katarak enstrümantaller yapmaya başladım. 2-3 yıl önce, evde canım sıkılırken başladım açıkçası. Yaptığım işe iyice odaklanınca onları tekrardan düzenledim, mix’ledim. Soundcloud hesabıma yüklediğimde inanılmaz güzel bir dönüt aldım. Bir anda yurtdışından ya da ülkeden takipçiler gelmeye başladı. Sanırım şu an Soundcloud’da ülkeden en çok takipçiye sahip insan olabilirim. O zamanlarda Soundcloud, beğendiği çalışmaları ana sayfada yayınlıyordu. Yayınladığım da ana sayfada çıkmış. 2bin, 4bin, 10bin rakamlarına ulaştıkça ben de şaşırdım. Bir de soundcloud’da diğer sosyal mecralarda olan takipçi yükseltme, beğeni artırma gibi bir durum yok zira öyle şeylerle de uğraşmam. Ancak enteresan bir yükselme yaşandı. Aynı zamanda Los Angeles’tan Fransa’dan amatör müzik yapan ya da underground müzisyenlerden yorumlar almaya başladım, diyalog kurduk. Günün sonunda house altyapı bile hazırladım, kullandılar. Şimdi de ikincisini hazırlıyorum ama acele etmiyorum. Biraz daha onun da üzerine çıkmak istiyorum.

Buse: Kendini hep bir adım öteye atabiliyorsun. Böyle bir duruşun var.

Kamufle: Çok müzik dinliyorum ve rap dışında da her şeyi dinlemeye çalışıyorum. Nirvana hayranlığım da var, Metallica ile geçirdim yıllarımı. Ya da Megadeth, AC/DC ve hatta rap’e daha yakın Limp Bizkit… Bahsettiğim gibi eğer rapçiysen ve yaptığın işi profesyonel hale getirmek istiyorsan olabildiğince alternatifi dinleyip ondan beslenmen gerekiyor.

Ahmet: Ona da biraz yönelme var. Şu an en bilinen örnekleri The Weeknd’in Often’ı kullanması gibi ya da Action Bronson’ın Easy Rider şarkısında MFÖ’nün Adımız Miskindir Bizim’i kullanması gibi.

Kamufle: Aynen. Mos Def, Selda Bağcan’dan sample aldı zamanında. Yine taze örnekleri de var. NBA 2016’nın soundtrack’inde Fashwan – Out the Trunk (feat. Busta Rhymes) var. Amerika’da artık sample bittiği için ufak ufak Balkanlar’a doğru bir gidişat başladı ki Ortadoğu ve Balkanlarda inanılmaz sample’lar var.

Buse: Sample demişken, geniş bir yelpazeye sahip albüm Hayale Daldım nasıl bugüne geldi?

Kamufle: Hayale Daldım albümü tüm müzik hayatımın diplomasıdır. Ne biliyorsam, ne öğrendiysem hepsini bu albümde kullandım. Bir zamanlar Muck diye bir dizide oynuyordum. O zamanlar Olumsuzluklar albümünü dizinin bittiği dönemlerde yayınlamıştım. Bağlı olduğum plak şirketinden albüm teklifi geldi. Çok iyi bir fırsat olunca hemen değerlendirmek istedik. Altyapıları Da Poet hazırladı Hayale Daldım albümünün. Aynı zamanda enstrümanların canlı kaydı var; basgitar, saksafon, trompet, elektronik gitar… Ve sample ve synthesizer’ı karıştırdık albüme. Su şarkısında Uğur Varol, perdesiz gitar çaldı bize. Bir gazeteci arkadaşım sayesinde tanıştığım Avustralya’lı saksafon sanatçısı Nicholas Perez stüdyoya geldi. Perez çalarken çok mutlu olmuştu, gözleri parlıyordu. İki buçuk yıl boyunca her şey deneme yanılma yöntemiyle daha iyi sözler, daha iyi sloganlar, daha temiz sesler ve aranje bulmaya çalışarak geçirdik. Tabi aksaklıklar, beklemeler de oldu. O da zaten olmazsa olmaz bir durum. Sonrasında albüm 4 Şubat’ta müzik marketlerdeki yerini almaya başladı.

Bu albüm sayesinde güzel insanlarla, Moral grubuyla çalıştım. Tüm albümü bu stüdyoda kaydettim, iki buçuk sene boyunca burada yatıp kalktım. Şimdi de albümün akustik versiyonlarını yapıyoruz.

Buse: Öyleyse yeni projeler geliyor!

Kamufle: Evet, bir video session yapıyoruz 12 şarkılık. Tamamen akustik olarak blues ve country ağırlıklı yapıya sahip olacak. 2 tane akustik gitar, bir tane basgitar ve davul eşliğinde olacak. Şarkıları tekrar ele aldık. Dinleyenler ilk etapta garipsiyor. Zaman içerisinde Youtube’dan videoları yayınlayacağız. Açıkçası çok heyecanlıyım, 3, 3 buçuk aydır bunun üzerine çalışıyoruz.

Buse: Aslında belli bir kitlen var ve sen sürekli yeni bir şeyler deniyorsun, sürekli dönüşüm halindesin. Bu kitlenin değişime ayak uydurmayı reddedip gitmesi ihtimaline ne diyorsun?

Kamufle: Bunun ihtimali de çok yüksek tabi ki ama Kamufle’yi bilen dinleyen kitle, benim bir rutinim olmadığını bilen dinleyicilerden oluşuyor. O yüzden rahat hissediyorum. Zaten internette rap kitlesi oldukça kalabalık. 13 yaşından başlayıp 40’a kadar giden bir kitleden söz ediyoruz. Ben yaptığım işten eğleniyorsam ve bunun doğru olduğunu düşünüyorsam gerisi teferruattır ki kötü yorum alacağımı sanmıyorum. Çünkü sürekli farklı sesler üzerine rap yaptığımı beni eskiden beri dinleyen insanlar biliyor. Aynı zamanda kimseyle dissleşme olayım da yok. Bu işe ilk başlayanlardan yeni nesle kadar herkesle arkadaşım, aram herkesle iyidir. Ters bir tepkide beni destekleyecek insanlar olduğuna eminim. Bu yüzden gönlüm rahat.

Buse: Zaten insanlar “Kamufle bu sefer ne yapacak?” merakı ile bekliyor, dinliyordur.

Kamufle: Öyle düşünüyorum ve istediğimiz gibi olur umarım. Kafamda tasarladığım gibi olmasını bekliyorum açıkçası.

Ahmet: Albüm satılmadığından bahsetmiştin. Dağıtım kanallarını nasıl kullanıyorsun?

Kamufle: Dijitallik tabi ki daha popüler ve dinleyiciye ulaşmada hepsini kullanıyorum. Bana kalsa ben her zaman fizikselden yanayım. Albümü Spotify’dan indirip bilgisayardan dinlemek yerine eski kafalarda olduğum için plak ya da CD ile dinlemeyi tercih ediyorum. İnternet sayesinde bir albümü alıp inceleme olayını insanlar tamamen yitirdi. Öyle ki bugün bir şarkı yayınlıyorsun, klibini çekiyorsun. Bazıları 1 hafta sonra “Ne zaman yeni şarkı yayınlayacaksın?” diye soruyor. Biz eskiden bir şarkı dinlerdik, klibini izlerdik ve 1 yıl yeterdi. Bu yüzden fizikselden yanayım çünkü o albümü alıp odanın bir kenarına koyman ve kendinle baş başa kaldığın zaman yatağına uzanıp onu dinlemen daha hissiyatlı bir durum ama daha çok ulaşma ihtimali dijital mecralarda. Gerçi bu son zamanlarda albüm alan bir kitle de var. Plak kültürü de gelmeye başladı ama zorlu bir süreci var. Zaten yeni bir albümüm var ve şu an bana yetiyor.

DSC_0024

 Ahmet: Peki nasıl hissettiriyor albümünü müzik marketlerde görmek?

 Kamufle: CD’ler eve ilk geldiğinde ağladım. Resmen “aferin” dedim  kendime. O konuda çok duygusalım. Emek veriyorsun, bir sürü insan  seninle birlikte çalışıyor, bu işe kanalize oluyor. Sonuçlarını somut bir  şekilde bir anda bir havalimanının müzik marketinde ya da gezmeye  gittiğin bir yerde görebiliyorsun. Sonuçta bir Pharell Williams değiliz,  arka planda ekmek çok büyük. 30 kişilik bir ekiptik Hayale Daldım  albümün yaparken. Ve bunu basılı bir albümde dinleyen görebiliyor.

Buse: Kesinlikle. Şöyle ki hem albümde hem de sahnende çok güzel eğleniyorsun ve dinleyiciye yansıyor. Sence doğru mu değerlendiriyorum?

Kamufle: Her insanın özel hayatında mutlaka bir sıkıntısı vardır ama ben hayata her zaman pozitif bakan bir insan oldum. Yaşanan her kötü olayı pozitife çevirme taraftarı oldum hep. Eğer kendini o durumun içerisinde iyice negatife vurursan daha da perişan olursun. Daha arabesk bir duruma geldiğin zamanda da hastalanma ihtimalin çok yüksek. O yüzden bunu pozitif bir şekilde kırmanın doğru bir davranış olduğunu düşünüyorum. Yaptığım hareketli şarkılarda bile dikkat ederseniz aslında içinde yolunda gitmeyen bir şeyler vardır; ben bunu mutlu bir şekilde aktarmaya çalışırım ve şarkıyı da “her şey çok güzel olacak” tadında bir final ile bitiririm. Bir Müslüm Gürses değiliz ki perişan edelim gençleri. Bizim gibi düşünen ve enerji sahibi insan sayısı git gide azalıyor. Herkes derbeder! Öyle bir zamandayız ve ben de bunu kabullenemiyorum. Bu duruş insana güç veriyor, hem de kendini iyileştirmiş oluyorsun. Bu durumdan çevren de pozitif anlamda faydalanıyor. Sahneye çıktığımda da ateşe veriyorum ortalığı dolayısıyla. (gülüşmeler)

Buse: Evet, dışarıdan Türkçe rap’e baktığında çoğu şarkının o derbeder duruşu, dinlemek isteyen insanı bile bir adım geri götürüyor. Böyle bir genel algı içerisinde farklı bir duruşunun olması Türkçe rap müziğe de büyük katkı sağlıyor diye düşünüyorum.   

Kamufle: Sözlere baktığında ideolojik bir duruşu olduğunu da görmek gerekiyor. Olumsuzluklar şarkısı ve hatta Bi Yolunu Bul. Klibi çok eğlenceli ama sözlerine dikkat ettiğinde farklı meseleleri ele aldığını görebiliyorsun. O teraziyi tutturmak biraz çetrefilli oluyor ama başardığın zaman da bu şekilde sonuçlara varıyorsun. Performansa da yansıyor bu. Sahneye çıktığımda da mesela, insanlar eğlenmeye geliyor ve rap yüksek sesli, aksiyonlu bir müzik türü olduğu için bunu fiziksel olarak da sahnede göstermem gerekiyor. Zıplayacaksın ve hatta yeri gelecek seyircilerin üstüne atlayacaksın.

Buse: Aynen, bunu yansıtıyor olman dinleyici açısından keyifli. Ancak Hayale Daldım’ı dinlerken o kadar eğlenip, dans ediyorken bir anda modu değiştiriyoruz. Ve Su ile tempoyu düşürüyoruz. Su şarkısının bir hikayesi var mı?

Kamufle: Tabi ki bir rengin olacak. Su şarkısının üstadı Moral grubunun solisti ve stüdyonun ortağı Tolga Türünz, Tolga Abi ile çalıştık albümde. Stüdyoya ilk geldiğim zaman sanırım Halim Yok’u yapıyorduk. Tolga Abi geldi “Bir tane şarkı var elimde, bunu 2005 yılında yapmıştım. Yukarda dinletmek istiyorum sana. Bir gelir misin?” dedi. Benim de o zaman duygusal zamanlarımdı. Tolga Abi bana şarkıyı dinlettiğinde “Hadi be!” dedim. Su şarkısının nakarat bölümü okunmuş ve demo olarak gitarları çalınmış bir haliydi. Albüme alır mıyız diye konuştuk. Moral grubunun da o zamanki akışında bu şarkı yokmuş. Oturduk, şarkının hikayesinden bahsetmesini istedim ondan. Hikayesini anlattı. Tamam dedim. İki gün sonra da sözlerini yazdık.

Ahmet: Hikayesi çok özel mi?

Kamufle: Özel gibi. O zaman benim hayatımda bir kadın yoktu. Ama benim çocukluğumdan beri kafamda yarattığım bir kadın profili vardı. Hep olur ya… O kafamdaki kadın profilini o şarkıya yaptım. Çok uyuyordu şarkıya. Kafamdaki bütün hisleri yazdım. Şarkıyı yaptıktan sonra bu hislerimi taşıyan bir kadınla tanışmıştım. Çok enteresandı.

O yüzden Su şarkısı çok başkadır. Hayatımda bir ilişki olamamasına rağmen o şarkıyı o şekilde yaptık. Uğur Varol şarkının perdesiz gitarlarını çaldı. Kendisi de efsane bir insandır. Türkiye’de perdesiz gitarda ilk üçtür. Tolga Abi sayesinde tanıştım kendisiyle. Böylece o şarkı oluştu. Çok da damar bir şarkıdır. Can yakıcı oldu. Şimdi onun bir de akustik versiyonu çıkacak. Dinleyin mutlaka!

Buse: Biraz da büyük resme dönelim. Türkiye’de Rap 2015’te nasıldı? Dışarıdan üretimi bol bir sene gibi göründü.

Kamufle: Label olayı başladı ve Hiphoplife bu işi iyi yaptığını düşündüğü MC’lere yasal albüm yapma kapısı açtı. Onlar sayesinde oldu. Biz de bundan çok iyi faydalandık.  Benim dışımda Anıl Piyancı, Allame, 90BPM, Joker, Xir ve Organize Oluyoruz albümü var. Organize Oluyoruz çok büyük bir paya sahip bu konuda. Tunç Abi’nin 90’ların sonu 2000’lerin başında yaptığı Yeraltı Operasyonu albümünün son halidir Organize Oluyoruz ve hepimiz bir olduğumuz için de saldırmaya başladılar. Tabi klip imkanları, kliplerin televizyonlara çıkması, Ceza’nın yeni bir albüm çıkarması çok etkiledi.

Ayrıca 5 Aralık’taki festival. Bu saydıklarımın dışında da çok iyi MC’lerin yaptığı çok güzel albüm projeleri de var. Sıradalar. Sürekli bir şeyler üretiyor herkes. Heyecanın düşeceğini sanmıyorum. Hepimiz saldırganız bu konuda. Türkçe rap son zamanlarda çok iyi ilerleme kaydetti. Bu senenin nirvanası da 5 Aralık’taki Hiphop Jam festivali. Volkswagen Arena’da 33 tane headline MC sahneye çıkacakve orada nasıl rap yapıldığını bütün Türkiye görecek. Aynı zamanda Dream TV’den de canlı yayın yapılacakmış sanırım.

Buse: Hip Hop Jam demişken; 5 Aralık’tan Try Soldiers’la mı sahne alacaksın. Birkaç konserde sana eşlik ediyorlardı, orada da olacaklar mı?

Kamufle: Try Soldiers’ı ben Bir Yolunu Bul klibinin çekimlerinde tanıdım. Çok genDSC_0011ç çocuklar, 17-18 yaşlarındalar. O anda çekim halinde setteyiz. İzliyorum onların dans performanslarını ve açıkçası böyle bir performans beklemiyordum. Çok global bir şey yakalamışlar o yaşta, performans inanılmazdı. Şimdi zaten ders veriyor çocuklar. İnanılmaz öğrenciler yetiştiriyorlar. En son İstanbul Moda Haftası dahilinde Les Benjamins defilesinde onlarla bir koreografi yapmıştık. Orada İngiltere’den Amerika’dan MC ve DJ insanlar gelmişti. Orada ben de Try Soldiers’la dans ettim. Zaten küçüklükten beri dans etmeye bir ilgim vardı. Neyse, 5 Aralık’ta bana eşlik edecekler sahnede. Aynı koreografiyi yapacağız. Heyecanlıyım da biraz.

Ahmet: Rap konserlerinin canlı performanslarında canlı enstrümanlar görmeye başladık. Geçen sene mesela, Ceza bir grup olarak çıktı. Performansların bu tarafa yönelişini nasıl yorumluyorsun?

Kamufle: Şöyle söyleyeyim; ilk önceleri Da Poet başlamıştı buna. Poetika albümünün lansmanında live band’le çıkmıştı. Birkaç konserde de devam ettirdi. Ama Live Band kurmak çok zor bir şey; “haydi sokaktan adam bulayım, oradan bir gitarcı alayım, buradan bir basçı bulayım.” gibi olmuyor. Sonrasında duruldu biraz. Tabi öncesinde Mode XL çok eskiden beri yapıyordu. Genelde enstrümanlarla çıkıyorlar.

Ben aslında oradan yola çıkarak bir albüm yapmadım. Hayale Daldım albümünü yaptığımda Ağva’da çadır kampındayım. Oturuyordum ve mırıldanmaya başladım. Kendi kendime Hayale Daldım şarkısı akustik olsa ne güzel olur dedim. Bir Yolunu Bul’u düşündüm Böyle şeyler yapsam ne güzel olur dedim. Moral Band’le de burada hep birlikte olduğumuz için Tolga Abi’ye rica ettim. O da onay verince oturduk ve ne yapabilir, ne çıkarabiliriz diye düşündük. 3 ay önce de başladık. Beklemediğim bir enerji ve potansiyel yakaladık. Ateş ettik bayağı. Bu proje tamamlanıp ufak ufak mekanlarda çıkmaya başladığımız zaman her şey tahmin ettiğim gibi olursa ne demek istediğimi o zaman anlayacaksınız. Ama bu rap band live’ı değil bu. Blues, country içerikli çok garip bir şey oldu bu.  Akustik de çok çok az yapıldı böyle rapçiler arasında. Örnekleri Atmosphere, Roots var bir de Black Keys’in Blackroc projesi var.

Buse: Akustik proje kulağa çok ilginç geliyor. Gelecek planlarından bahsetmişken, üçüncü klibi konuşalım. Hangi şarkıya düşünüyorsun?

Kamufle:  Hayale Daldım olacak. Hatta 2 hafta içinde çekimlere başlayacağız. Onu da Murat Joker çekecek. Hayale Daldım benim için özel bir şarkıdır. Güzel de bir hikayesi var; onu oyunculuk da yaparak göstereceğim klipte.

Buse: Klasik bir soru olarak yurtdışı planların olacak mı diye sormak istiyorum.

Kamufle: Çok isterim aslında ama bu cidden elimizde olmayan bir şey. Bir teklif olmalı ki bizim de saldırmamız lazım. Zaten en büyük hayalim Marsilya’da sahneye çıkmak. Bir rap konseri vermek. Avrupa’da Hip-hop’un beşiği bence Marsilya’dır. NTM grubu da orada çıkmıştır. Oradaki banliyölerdeki Afrika asıllı, Cezayir asıllı çok sıkı rapçiler var. Hatta Türk asıllılar da var. Soulkast mesela. Onlarla da bir video yaptık. Mode XL, Soulkast, Kamufle, Sansar, Da Poet. Ve DJ Premier’in beat’i vardı. Dj Premier benim idolümdü. Gangstar dinleyerek büyüdüm ben. Onun beat’ini Soulkast sayesinde okuduk. Soulkast de Fransa da bayağı popüler bir insan ve içimizden biri. Onunla da tanışma fırsatımız oldu. Bu sayede de yayılıyoruz. Mesela Bulgaristan’dan dinleyenler var, Azerbaycan, Almanya, Belçika’da dinleyenler var.

Ahmet: Yurt içinde de 40 şehirde konser verdim dedin. İstanbul, Ankara, İzmir dışında en çok nerelerden ilgi var?

Kamufle: Bursa’dan, Antalya’dan, Adana’da çok dinleyicimiz var. Diyarbakır, Samsun’da var. Denizli’den Tekirdağ’dan var.

Ahmet: Bütün Türkiye’de güzel bir dağılım var.

Kamufle: Zaten şöyle biz ilk başladığımızda Kadıköy’de stüdyomuz vardı. Şarkıları CD’lere çekiyorduk. Onları çantaya atıyorduk. Nerede konser var diye bakıp bir yerlerden yol parası buluyorduk. Mesela İzmir’de bir Rap partisi var. Kimseye konuşmadan buradan çıkıp İzmir’e gidiyorduk. Cebimizde de 5 kuruş para yok. Sadece CD’lerimiz var. Orada organizasyonu yapan insanlardan rica ediyorduk. Bir iki şarkılık müsaade etsinler diye. Çıkıyorduk ve çıktığımız zaman da sahneyi yakıyorduk. Sahneden inerken de “Biz İstanbul’dan geldik yanımızda da CD’lerimiz var. Almak isteyen, bizimle tanışmak isteyen gelsin.” diye anons yapıyorduk. Orada sattığımız CD’lerin parasıyla da başka şehirlere gidiyorduk. Ondan sonra tur yapmaya başladık. 12-13 şehirlik turlar. Böyle böyle Soma’da Ödemiş’te bile sahneye çıktık.

Underground olayı çok başka bir olay zaten. Profesyonellikle underground arasında tutunmak daha da zor. Ben bu yolda ilerlemek istiyorum. İyi müzik yapan, müzisyen kimliğinde bir rapçi olmak istiyorum. Mesela şimdi basgitar aldım. Ufak ufak basgitar çalmaya başladım. Ekipten Baran Abi bana basgitarını hediye etti. Groove’ları çok severim, özellikle Funk Groove’ları . Onları çalmak istiyorum mesela canlı olarak. Çıtayı hep yükseltmen lazım, müzikte hiç durmaman lazım. Hep üretmen lazım.

Ahmet: Rap camiasın dışında bu emekler duyulamıyor işte. Daha çok komikli video tadında şeyler yayıldığı için ön yargı oluşuyor rap camiasına karşı.

Buse: Aslında bu işlerin varlığı daha da çok paylaşılmalı. Son olarak eklemek istediğin bir şeyler var mı?

Kamufle: Öncelikle size teşekkür ediyorum ve 5 Aralık’ta herkesi HipHop Jam’e bekliyorum.

Avaz: Biz de çok teşekkür ediyoruz. 5 Aralık’ta HipHop Jam’deyiz!

 

One thought on “RÖPORTAJ: KAMUFLE

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *