RÖPORTAJ: RODERIC

Roderic, farklı tarzların harmanlandığı elektronik tınıları sevenlerin heyecanla beklediği bir isim. Zorlu PSM Caz Festivali kapsamında 3 Mayıs akşamı French 79‘un hemen öncesinde sahne almasının şerefine kendisi ile konuşma şansı elde ettik.  Müziğindeki değişik tarzların kökeninden kendi müzik önerilerine uzanan konuşmamızı merak edenleri şöyle alalım:

Merhaba Roderic. Her şeyden önce zaman ayırdığın için teşekkürler! Nasıl gidiyor?

Selam, asıl ben teşekkür ederim! Her şey harika gidiyor. Yeni müzikler üzerinde çalışıyorum. Önümüzdeki aylarda birkaç yeni şarkı yayınlayacağım.

Öncelikle, bize Meksika elektronik müzik sahnesine nasıl giriş yaptığını anlatabilir misin? Müzik yapmaya nasıl başladın ve seni müziğe iten ne oldu?

Daha konuşmaya başlamadan önce piyano çalmayı öğrenmiştim. Sonrasında, 12 yaşındayken birkaç arkadaşımla birlikte bir grup kurup sokaklarda Afrika perküsyon müziği çalmaya başladık. Sonraki yıl ise İsrail’deki saykodelik trance rave’lerini keşfettim. O zamandan beri de müziğimde hep akustik, analog ve elektronik sesleri harmanlıyorum.

Müziğinde pek çok farklı bölgeden etkiler bulmak mümkün. Sanki tüm dünyadan sesler tek bir potada eritilmiş gibi. Nelerden etkileniyorsun? Berlin seni özellikle etkileyen bir şehir mi, merak ettim.

Hayatta etkilendiğimiz pek çok şeyin derininde çocukluğumuzun yattığını düşünüyorum. Ben daha bebekken ailem bana pek çok farkı türden müzikler dinletirmiş mesela.

Doğrusu ilk albümümü yaparken Berlin sahnesiyle çok içli dışlı değildim. Ben her şeyin bir sebebi olduğuna inanırım ve artık Berlin’de ailem diyebileceğim kadar yakın olduğum arkadaşlarım var. Tabii ilk albümüm Perfect Mirror, Berlin menşeli plak şirketi Katermukke’den çıktığından beri de Berlin’in hayatımda çok özel bir yeri oldu ve beni pek çok açıdan etkiledi.

Son albümün It All Depends gerçekten harika olmuş. Albüm nasıl hayata geldi, biraz bahsedebilir misin? Kayıt süreci nasıldı? Albüm üzerinde çalışmaya başladığında kafanda nasıl bir düşünce vardı?

Albüme dair kafamdaki ilk düşünce, ilk albüme göre daha çok ses ve enstrümana yer vermek, farklı tarzları keşfetmek ve bana kalırsa en önemlisi de, daha sadeleşmekti. Bu dünyanın en zor şeyi bence, ama bir şeyi çok fazla sözcük, melodi ve ritim kullanmadan ifade edebilmenin çeşitli yollarını keşfedince aslında onu çok daha açık bir şekilde aktarabiliyorsun.

2016 yılında Burning Man’de Mattia ile tanıştım. O zamandan beri çok sıkı dostuz. Bir iki ay boyunca partileyip müzik hakkında konuştuk. Sonrasında bana yeni albümümün yapımında hem finansal hem de kreatif anlamda yardımcı olabileceğini söyledi. Küba ve Dominik Cumhuriyeti’nden müthiş yetenekli ve ilginç müzisyenler bulduk. Yine Dominik Cumhuriyeti’nde üç haftalığına geçici bir stüdyo kurduk ve albüm süreci göz açıp kapayıncaya dek bitti. iPhone’umda kaydettiğim sesli notlar üzerinden yola çıkıp neredeyse sil baştan yaptık albümü. Asla unutamayacağım bir deneyimdi benim için. Profesyonel müzisyenlerle birlikteydim, onlara sözlü bir şekilde melodilerimi aktarmaya çalışıyordum (nota bilmiyorum çünkü) ve onlar da o melodilere pek çok farklı enstrümanla (Çello, flüt, bas, trompet, akordiyon, vokal vs.) hayat veriyordu.

İki ay kadar sonra Katermukke ile albümün bir yıl sonra yayınlanması üzerine anlaştık. Albümü altı ay boyunca tekrar tekrar dinledikten sonra bazı şarkıları çıkarmaya, bazılarını yeniden aranje etmeye ve  yeni şarkılar eklemeye karar verdim. Bu bir riskti çünkü plak şirketi albümün yeni halini beğenmeyebilirdi, fakat neyse ki beğendiler!

Buradan canım arkadaşım Neto’ya da teşekkür etmek istiyorum. Albümün mixing ve mastering sürecinde bana çok yardımı oldu. Tanıdığım en yetenekli mühendisti, onu çok özlüyorum.

Farklı müzisyenlerle birlikte çalışmakla tek başına çalışmak arasında kreatif açıdan nasıl bir fark mevcut?

Son albümüm için kafamdaki fikirleri hayata geçirebilmem için farklı müzisyenlere ihtiyacım vardı, çünkü çoğu zaman kafamda bir enstrümanla yapmak istediklerime dair fikirler olsa da o enstrümanı çalmayı bilmediğim için tek başıma çalışamıyorum. Bir de alanının en iyisi müzisyenlerle çalışmak arzusundayım. Pek çok durumda farklı müzisyenlerle birlikte çalışmak çok daha iyi, fakat her zaman da değil tabii.

Müziğini üç sözcükle ifade edebilir misin?

Zevkli, derin ve modern.

Bu aralar neler dinliyorsun, var mı tavsiye edebileceğin birileri? Özellikle Meksika sahnesinden yeni müzik önerileri alırsak çok memnun kalırız.

Bu soru bana çok soruluyor ama doğrusunu isterseniz çalışırken çok fazla müzik dinlemiyorum. Son zamanlarda ara sıra Souad Massi, Röyksopp – Senior ve Air – Moon Safari dinliyorum.

Son olarak, konserden ne beklemeliyiz? İstanbul’a ilk gelişin mi?

Sıfır beklentiyle gelmek bence her zaman en iyisi. Evet, İstanbul’a ilk gelişim, çok heyecanlıyım!

Çok teşekkürler, konserde görüşmek üzere!

 

One thought on “RÖPORTAJ: RODERIC

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *