RÖPORTAJ: SLEEP PARTY PEOPLE

Sleep Party People, bu Cuma akşamı Garanti Caz Yeşili kapsamında bir kez daha Salon İKSV sahnesinde olacak. Konser öncesi Brian Batz‘e son albümünü, müziğini, sahneyi ve geleceği sorduk.

Merhaba Brian. Nasıl gidiyor diye sorarak başlayalım…

İyiyim, teşekkürler. Stüdyoda çalışıyorum çokça. Başka başka sanatçıların prodüktörlüğünü ve mixlerini yapıyorum. Yakın zamanda yeni Sleep Party People şarkıları üzerinde de çalışmaya başladım ki benim için oldukça heyecan verici. Bu kez daha çok sezgilerimle, daha spontane bir şekilde çalışmaya karar verdim ve bu benim için yeni bir durum. Şarkılarımı gitar veya piyanoda yazdıktan sonra stüdyo sürecine girmeye alışkınım. Bu kez bunun yerine seslerden ve modlardan ilham almam ve bunun beni nereye götüreceğini görmem gerekiyor. Kendimi motive etmek için yeni bir klavye ve outboard gear satın aldım ve açıkçası bu sezgisel-motivasyonel şarkı yazma süreci harika gidiyor.

Hadi son albümün Floating’den bahsedelim. Floating’in üretim sürecinin daha “organik” olduğunu okuduk. Dinleyici tarafından bakınca, Sleep Party People müziğiyle doğrudan hikaye anlatmaktan çok bir tecrübe inşa ediyor gibi görünüyor. Bu, bu organik yaratım süreciyle birlikte nasıl yürüyor?

Evet, o konuda katılıyorum. Hikaye anlatan biri değilim. Daha çok sonic soundscape metodlarıyla hikayeler yaratmaktan ve dinleyiciyi bir yolculuğa çıkarmaktan hoşlanıyorum. Bu yüzden sanırım benim hikaye anlatıcılığım şarkı sözlerinde değil müzikte ki bu yüzden çoğunlukla sözleri de gizliyorum. Son albüm (Floating) 2013 yılında San Francisco’da geçirdiğim 1 ayda yazıldı ve kaydedildi. Orada yapımcı Mikael Johnston (Blondie, The Sounds) ve Jeff Saltzman (Morrissey, The Killers) ile çalıştım. Bütün ay çalıştım ve yeni şarkı süreci genelde farklı analog klavyelerde ya da gitarda şarkı yazarak başladı. Şarkı tamamlandığında taslak versiyonlarını kaydettim. Bu başlangıç versiyonundaki bütün bölümler gerçek davullar, tuşlular, gitarlar vs. ile değiştirildi ve asıl eğlenceli kısım başladı. Şarkılarımın çoğu taslak halindeyken çok basit ve sade görünüyor. Neredeyse bir folk ya da hatta iyi bir melodisi olan bir pop şarkısı gibi. Sonrasında kayıt sürecinde üzerinde oynuyorum, bozuyorum ve daha bulanık, daha belirsiz ve daha kapalı bir şeye dönüştürüyorum ve %120 tatmine ulaşmadan bırakmıyorum. Şarkılarımdaki farklı ses elementleri en önemlileri çünkü ben alışıldık bir şarkı yazarı ve hikaye anlatıcısı değilim. Müziğin kendi kendini anlatmasını ve amaçladığım his ve sözlere uymasını istiyorum.

Bir kez daha, bizim blunduğumuz noktadan bakınca Floating’i hatta genel olarak müziğini en iyi anlatan helime “tekinsiz”. İçinde merak var; keşfetme ve sınırları geçme isteği belki ama aynı zamanda bir korku elementi de var, onun heyecanı da… Bunun ne kadarı yaratım sürecinin bir parçası? Ürettiğin müzik bu sürecin kendisinin bir yansıması mı yoksa daha çok kurgusal bir şey diyebilir miyiz?

Hmm… Az önce anlattığım gibi zamanımı yeni sesler üretmek ve bularak harcamayı çok seviyorum. En iyi olduğum şey bu ve bu süreci albümün üretimine dahil etmek benim için çok önemli. Başka bir müzisyenin albümü üzerinde çalışırken bile yeni yaklaşımlar denemek ve ellerimi biraz kirletmek zorundayım. Bilgisayardan hazır bir set kullanmak yerine seslerle oynamam gerek. Sanırım Sleep Party People’ın müziğinin The Shining ya da Rosemary’s Baby gibi eski korku filmlerine benzemesini istiyorum. Hani bazı bölümleri gerçekten çok hoş ve güzel ama sonra bir U dönüşüyle aniden daha ürkütücü ve garip bir hal alıyor. Dinleyiciyi manipüle edebiliyor ve hiç beklemedikleri bir yere götürebiliyor olmayı çok seviyorum. Ya da en azından yapmaya çalıştığım bu. Sanırım benim üretimimde yansımalar ve kurgu bir arada gidiyor. İkisini de dahil etmek önemli. Süreci ya da kafamdakileri daha çok sözlere yansıtıyorum, kurgu kısmı daha çok seslerle ve düzenlemelerle çalışırken devreye giriyor.

Gelecek için planların ne? Kısa ya da uzun vadede…

En başta bu sene çalacağım konserler var. İstanbul’a geliyorum ve Meksika, Polonya var; şu an Asya’da bir turne ve İsrail’de bir etkinlik üzerinde çalışıyorum. Müziğimle dünyanı dolaşıyor olmayı çok seviyorum. Bu benim için çok önemli, ilginç ve insanı besleyen bir tecrübe. Bu konserlerin arasında stüdyoda başka müzisyenlerin mix’leri üzerine çalışıyor olacağım ve pek tabii Sleep Party People için yeni şeyler üretiyor olacağım. Çok saygı duyduğum ve bana ilham veren müzisyenlerle birlikte müzik yazma ve çalışma fırsatı bulduğum farklı işbirlikleri de yapıyorum. Şu an I Break Horses’la birlikte çalışıyorum mesela. Birlikte bir şarkı yazıyoruz ki çok güzel olacak gibi duruyor. Yakın zamanda gün yüzüne çıkacak. Her şey çok heyecan verici ve dürüst olmam gerekirse hayatımı ve bunun benim için tam zamanlı bir “iş” olmasını çok seviyorum! Harika bir şey 🙂

Peki ya gelecek konser? Sizi daha önce Türkiye’de dinledik, dolayısıyla muhtemelen buradaki dinleyiciden ne bekleyeceğinizi biliyorsunuz. Biz ne beklemeliyiz?

Geçen konser bomba gibiydi! İstanbul’da çalmayı çok sevdik; sahnede harika zaman geçirdiğimizi ve dinleyicileri çok beğendiğimizi hatırlıyorum. İyi bir kalabalıktı. Geçen sefer yalnızca 1 saat kadar çaldık ki pek çok insan için hayal kırıklığı olmuş. (Özür dilerim) 🙂 O yüzden bu kez daha uzun bir setimiz var ve evet sahnede fazladan bir üye de olacak. Büyük ve eğlenceli bir konser olacak. Çok heyecanlıyım o konuda.

Konser öncesi takipçilerine söylemek istediğin bir şey var mı?

Teklifi aldığımdan beri çok heyecanlıyım ve size elimden gelen en iyi şekilde çalacağıma ve harika bir akşam geçireceğinize söz veriyorum. Hadi bu tavşan sevgisini bir salgına dönüştürelim! Cuma görüşürüz. Sevgiler.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *