2015

2015: KAVGALAR

2015, müzisyenlerin kendi aralarındaki didişmelerinin en az ortaya konulan müzik kadar konuşulduğu bir sene oldu. Her sabah uyanıp daha gözümüzü tam açamamışken Twitter feed’imizde kavgaların çıktığını görür olduk.  Bu kavgaların tarafları da genelde hep aynı kişilerdi, (Nicki Minaj ve Taylor Swift, evet size diyoruz…) bir türlü rahat duramayan insanlar oldu yani. Peki neydi bu kavgalar?

ROUND 1: DRAKE VS MEEK MILL

Her şey Meek Mill‘in yeni albümünü tweet atmayan Drake‘i “ghostwriting” (rap verse’lerini başkasına yazdırmak) ile suçlamasıyla başladı.

Bu tweet’i atılmayan yeni Meek Mill albümü Dreams Worth More Than Money‘de bir de Drake işbirliği vardı. Meek Mill bu garip duruma da şöyle bi açıklama getirdi:

Drake de boş durmadı tabi. Meek Mill’i hedef aldığı gün gibi ortada olan Charged Up‘ı ve Back To Back‘i peş peşe yayınladı. Nicki Minaj‘a da göndermeler yaptığı Back To Back:

Nicki Minaj demişken… Bu durumdan en rahatsız olan kişi olsa gerek. Bir yandan sevgilisi Meek Mill öbür yandan uzun zamandır arkadaşı olan Drake. Drake ve Nicki Minaj’ın aynı plak şirketine (Cash Money) bağlı olduğunu unutmayalım. Nicki ise açıklamalarında bu kavgaya karışmak istemediğini ve bunun ikisi orasında olduğunu söyledi. Tek isteği ise bitmesi.

ROUND 2: NICKI MINAJ VS TAYLOR SWIFT

VMA adaylıkları açıklandığında Nicki Minaj, rekorlar kıran ve popüler kültürün tam ortasına oturduğunu iddia ettiği klibi Anaconda‘nın Yılın Videosu ödülüne aday bile olamamasından yakındı:

Sonra “Aday olabilmek için klipte zayıf kadınlar olması gerekmiş demek ki.” dedi. Taylor Swift de bunun Yılın Videosu adayı olan klibi Bad Blood‘a yönelik olduğunu düşündü ve tabi ki olaya atladı hemen.

Sonra iki taraf arasında şöyle etkileşimler gerçekleşti:

Daha sonra Bad Blood’ın kendisi hakkında yazıldığı iddia edilen Katy Perry de partiye katıldı (bizce oldukça da haklı):

Fakat sonuç olarak özürler dilendi ve barışıldı. Hatta VMA töreninde Nicki Minaj ve Taylor Swift birlikte sahneye bile çıktı.

ROUND 3: NICKI MINAJ VS MILEY CYRUS

Nicki Minaj, VMA töreninde bir kavgayı tatlıya bağlasa da törenin ilerleyen saatlerinde bir başkasını başlattı.  Miley Cyrus, törenden birkaç gün önce New York Times‘a verdiği röportajda Minaj-Swift sürtüşmesine yorum olarak Nicki Minaj‘ı olayı kendi üstüne çektiğini ve bunun çok hoş olmadığını söylemişti. Minaj da ödül töreninde ödülünü aldıktan sonra törenin host’u Miley Cyrus‘a bunun hesabını sordu. Miley Cyrus da cevabını sakınmadı.

İkili arasındaki gerilim çözülmedi. Bildiğimiz kadarıyla hala araları limoni.

ROUND 4: ZAYN MALIK VS CALVIN HARRIS

Bu kavgada da her şey Zayn Malik‘in şu tweet’i retweetlemesiyle başladı.

Zayn’ın, sevgilisi (Taylor Swift) hakkında böyle bir tweet’i retweetlediğini gören Calvin Harris de hemen sevgilisini kollamaya çalıştı:

Calvin Harris’in “bilmediğin işe bulaşma” tweet’inden sonra işler daha da kızıştı ve Zayn Malik’in Calvin Harris’e “dickhead” demesi ve Calvin Harris’in kavgadan uzaklaşmasıyla bu kavga da son buldu.

ROUND 5: AZEALIA BANKS VS WILLAM BELLI

Twitter kavgası denince bu listede Azealia Banks‘in olmamasını beklemiyordunuz umarız? Bu kavga da Azealia Banks’in bir havayolu şirketi görevlisine “faggot” (ibne) dediği bir videonun gün yüzüne çıkmasıyla alev aldı:

Videoyu gören Willam (en ünlü draq queen’lerden biri) şu tweet’i atınca işler kızıştı:

Azealia Banks de TABİ Kİ cevap vermekten geri kalmaz:

İşin içine Willam hayranları da karışınca ortaya geniş çaplı bir Twitter kavgası çıktı. (buna artık Azealia Banks Effect diyebiliriz sanırım?) Burada Azealia Banks’in de haklı tarafları yok değil.

ROUND 6: MELANIE MARTINEZ VS HALSEY

Alternatif popun yükselen isimlerinden ikisi arasında geçen bu sürtüşme kavgadan çok birbirlerine mention’sız laf çakma şeklinde. Olayı büyüten ise tabi ki obsesif hayranlar.

Bilginize: bu tweetler 19 dakika arayla atılıyor.

ROUND 7: KHLOE KARDASHIAN VS AMBER ROSE

Kanye West‘in Kim Kardashian ile evlenmeden önceki sevgilisi Amber Rose, bir röportajında Tyga‘nın (Amber Rose’un yakın arkadaşı Blac Chyna‘nın eski kocası, çocuğunun babası) 17 yaşındaki Kylie Jenner‘la bir ilişki yaşadığı için utanması gerektiğini söyledi. Sonrasında ise Khloe Kardashian‘ın olaya dahil olmasıyla yine bir Twitter kavgasına tanık oluyoruz.

BONUS ROUND: IGGY AZALEA VS PAPA JOHN’S PIZZA

Iggy Azalea‘nın bir Papa John’s Pizza kuryesinin rapçinin numarasını ailesine vermesiyle Iggy Azalea’nın Papa John’s Pizza’nın Twitter hesabıyla girdiği tek taraflı diyalog. Oldukça komik.

Umarız 2016 da 2015 gibi bol kavgalı ve dramalı geçer. Buradan oturup izlemek çok zevkli çünkü.

2015: SARMAŞIK

Neden Değerli?: Türk sineması adına -fikrimce- baş yapıtlardan biri olan Gemide filmine benzetilmesine rağmen kendi hikayesine sadık kalmış bir film Sarmaşık. Abluka ile birlikte “yılın en iyi yerli filmi hangisiydi” tartışmalarına konu olan bir film. Yurt içinde ve yurt dışındaki festivallerde gösterdiği başarı da emeğin karşılığının alınması konusunda oldukça tatminkar. Gişe Memuru filmiyle adından söz ettiren Tolga Karaçelik‘in senaryosunu yazıp yönettiği, Nuri Bilge Ceylan filmlerinden aşina olduğumuz Gökhan Tiryaki‘nin görüntü yönetmenliği yaptığı ve başta Nadir Sarıbacak olmak üzere tüm oyuncuların çok iyi performans gösterdiği Sarmaşık, yılın en dikkat çeken yapımlarından.

Neyi Değiştirdi?: “Deniz bitti, gemi durdu, duran gemi artık gemi değildir..” Çekimleri, diyalogları ve alt metniyle bizleri etkileyen, hiyerarşinin anlamını iliklerimize kadar hissettiren ve sorgulatan Sarmaşık, zaman zaman George Orwell‘i hatırlatıyor izlerken. Geriyor, düşündürüyor, rahatsız ediyor. Otorite kavramı ve insan psikolojisi üzerinde kafa yoruyor. Kendi dünyasına seni kolaylıkla çekebiliyor.

2016’da Ne Alemde?: Film ekibinin 2016’da neler yapacağını tam bilmemekle birlikte, Sarmaşık, Abluka gibi yerli filmlerden 2016’da da fazlasıyla görmek istiyoruz.

2015: SLEATER-KINNEY

Neden Değerli?: Çünkü son 25 yılın en büyük rock gruplarından biri, çünkü kötü bir tane bile albümleri hatta şarkıları yok, çünkü 3 grup üyesi de ayrı ayrı tapılası insanlar, çünkü girl power.

Neyi Değiştirdi?: Sleater-Kinney, geri dönüşlerin gerçekten de mükemmel olabileceğini gösterdi bize. Yaklaşık 10 yıl aradan sonra diskografilerine bir şaheser daha eklediler. No Cities to Love hem yılın en iyi albümlerindendi, hem de Sleater-Kinney’in en iyi işlerinden biriydi. Ayrıca grubun en kolay dinlenebilir, en su gibi akan albümü olduğunu da eklemek gerek. Böylece hem hayranlarının uzun süren bekleyişlerinin karşılığını verdiler, hem de yeni nesli dürtüp “Bakın biz geri döndük” diyerek hayran kitlelerini genişlettiler.

2016’da Ne Alemde?: Gruptan yeni sesler duymayı pek ummuyoruz ama tek istediğimiz şey, bir daha arayı bu kadar açmamaları.

2015: SHAMIR

Neden Değerli?: Geçtiğimiz sene çıkardığı Northtown EP’si ile Shamir bu sene nasıl harika bir albüme imza atacağını belli etmişti aslında. İlk single On The Regular ile bubblegum-pop, rap ve house üçlüsünü 80’ler sosuna bulayıp ortaya yılın en eğlenceli ve “arıza” şarkılarından birini çıkaran ve adeta “Ortalığı dağıtmaya geldim” diye bağıran Shamir, sözleriyle “Daha ilk şarkıdan bu özgüven nedir?” dedirtse de kendisini antipatikten çok cool olarak tanımlayabiliriz. Hatta biraz fazla cool, evet.

Neyi Değiştirdi?: Shamir yılın en iyi, en renkli, en türler arasında koşturan albümlerinden birini yaptı hiç şüphesiz ki. Kısacık albüm, aradaki 1-2 azap şarkı hariç fazlasıyla eğlenceli ve bağımlılık yapıcı. Evet, kendisine benzeyen pek çok sanatçı bulmak mümkün, fakat Shamir’i benzerlerinden ayıran şey, saydıklarımızı bir hayli başarılı bir şekilde yapmasının yanı sıra risk almaktan çekinmemesi, hafif çocuksu sound’u ve en önemlisi de kendisi. Kendini cinsiyetsiz olarak tanımlayan Shamir, günümüz siyahi müzisyenleri arasında şimdiden özel bir yer edindi diyebiliriz. Androjen duruşunu ve sesini az biraz hipsterlık ve oldukça renkli bir görsel imaj tamamlıyor.  Kendisi daha ilk dinlediğinizde sesiyle sizi hem içine çekmeyi hem de merakınızı cezbetmeyi başarıyor; videoları ise apayrı bir dünya.

2016’da Ne Alemde?: 2016’nın bir kısmını turlayarak geçirecek olan Shamir’den bu sene yeni bir şeyler duyar mıyız, pek emin değiliz; fakat bu çocuğun adını çok daha sık duyacağız, ondan eminiz. “Buralara da uğrasa da şöyle delicesine eğlensek” diyor ve Ratchet’ı başa sarıyoruz.

2015: NARCOS

Neden Değerli?: Çoğu dizi takipçisinin Breaking Bad sonrası yaşadığı boşluğu doldurmak için başladığı fakat olayların gerçeklikte örtüşmesiyle ve seyirciyi konuya kısa zamanda bağlayabilmesiyle diğer dizilerden ayrılan Narcos, bu yılın en çok konuşulan dizilerinden biri oldu. Pablo Escobar ve DEA ajanı Steve Murphy perspektifinden bir dönemin portresini çizen Netflix yapımı proje aynı zamanda politik durumlara, toplum analizine ve kişisel hırslara da yoğunlaşıyor. İlk sezonunda iki Golden Globe adaylığı bulunan Narcos, başarılı oyuncu seçimleri ve jenerik müziğiyle de göz dolduruyor.

Neyi değiştirdi?: Breaking Bad, Goodfellas, Blow ve belki -özellikle ikinci sezonu için- Fargo gibi yapımlarla bazı benzerlikler kurabileceğimiz Narcos, “iyi” ve “kötü”nün savaşını anlatırken bizi açık bir şekilde kötüye sempati duymaya davet ediyor. Buram buram “burası Türkiye” algısıyla yaşadığımızdan normalleştirdiğimiz bazı durumlara alışkanlığımızı sorgulatıyor ve bugün bile Kolombiya dendiğinde akla ilk gelen şeylerden birinin uyuşturucu olmasının sebebini açıklıyor. Çoğu dönem olayının anlatılışını televizyon ya da sinema senaryosu haline getirirken yapılan oynamalarsa Narcos’ta oldukça az.

2016’da Ne Alemde?: Netflix, dizinin ikinci sezonunun ne zaman ekranlarda olacağını belirtmese de 2016 yazının sonunda ya da sonbahar aylarınca yayınlanması bekleniyor.

2015: TAME IMPALA

Neden değerli?: Adlarını duyduğumuz günden bugüne yaptıkları işlerin etkisi altında kaldığımız, sevdiğimiz, konuştuğumuz Tame Impala‘nın ilk EP’sini yayınlamasının üzerinden sekiz yıl geçti. Bu sekiz yıl içerisinde grubun yaptığı müzik ve dinleyici kitlesi gitgide büyüdü. Bizler 2015 yılına kadar Half Full Glass of Wine, Feels Like We Only Go Backwards, Elephant gibi başyapıtları severek dinlerken bu yıl, Tame Impala Currents albümüyle kategorize edilemeyecek bir müzik topluluğu olduklarını gösterdi. Artık gözümüzde sevilerek dinlenen bir grup olmaktan çıkarak, müzikal bir bağımlılığa dönüştü.

Neyi Değiştirdi?: Öncelikli olarak Tame Impala, ürettikleri müziği hatta bir bakıma kendini değiştirdi. Currents albümündeki tüm şarkıları defalarca dinledik ve çoğunun farklı albümlerde hit olabilecek parçalar olduğunu düşündük. Let It Happen, neredeyse tüm müzik otoritelerince 2015 yılının en iyi şarkılarından biri olarak gösterildi ve yıl sonunda Tame Impala’nın dinleyici kitlesi çokça artmış oldu. Ayrıca Let It Happen, ‘Cause I’m A Man ve The Less I Know The Better şarkılarına çekilen “gerçeküstü” video klipler de beğenimizi topladı.

2016’da Ne Alemde?: 2016’da Tame Impala’dan yeni şarkı ya da albüm çalışması beklemiyoruz fakat Kevin Parker’ın sevdiği şarkıları tekrar yorumlamaya meylini bildiğimizden belki 1-2 şarkı coverı bekleyebiliriz. Ayrıca konserlerine devam eden grubun Eminem, Florence + The Machine, Jack Ü, Mumford & Sons, Snoop Dogg ve Die Antwoord gibi isimlerle birlikte Lollapalooza Arjantin‘de olacağını biliyoruz.

 

2015: GÖLGEDE KALAN ALBÜMLER

Yılın son günlerine doğru hızla yol alırken, etrafımız  “2015’in en iyileri” listesi ile doldu taştı. Hatta hepimiz sonradan pişman olmayalım, aman güzel bir albümü kaçırmayalım derken hepsini tükettik bile. Listelerimiz Tame Impala, Courtney Barnett, Kendrick Lamar ile doldu taştı. Ancak 2015′ te dinlediğimiz albümler o kadar da az değil tabii ki. Sadece bazıları listelerde çok az görüldü ya da sadece… görülemedi. İşte biz de Avaz olarak gözünüzden kaçmış olması muhtemel, dinlemeden yeni yıla girmeyin dediğimiz albümleri sizler için sıraladık.

Laura Marling- Short Movie

Bu kadar kısa bir sürede, kariyerine 5 tane birbirinden güzel albüm sığdırmış olması Laura Marling‘ e özgü bir şey. İtiraf edelim, önceki albümleri ile kıyasladığınızda Short Movie, oldukça sönük kalıyor. Ancak elektro gitarı benimserken Laura Marling, bir yandan da köklerine bağlı kalmayı gayet güzel başarmış. Üstelik albümün Director’s Cut‘ taki şarkı versiyonları daha da bir güzel, dinlemeden geçmeyin.

Alela Diane & Ryan Francesconi- Cold Moon

Alela Diane, About Farewell ile hepimizi ağlatalı daha çok olmadı aslında. Arayı pek açmak istememiş olsa ki gitarist Ryan Francesconi ile bu sene güzel mi güzel bir albüm kaydetti, ağlatmaya devam etti. Alela’ nın şiirsel, melankolik şarkı sözleri ile gitarda Francesconi, pek bir yakışmış, pek bir güzel olmuş.

Tobias Jesso Jr.- Goon

Tobias Jesso Jr., bu sene indie aleminin Adele‘ i, Haim kardeşlerin biricik can yoldaşı oldu. Her ne kadar senelerce bas gitar çalmış olsa da Kanadalı müzisyen, piyanoda harikalar yaratıyor. Ayrıca hemen belirtelim, kendisi Adele’ in son albümü “25” teki bir şarkıyı da Adele ile bizzat yazma şerefine erişmiş durumda.

TORRES- Sprinter

2015′ in ilk yarısı listeleri yayınlandığında sık gördüğümüz, ikinci yarısında ise yeni albümlerin hezimetine uğramış bir albüm Sprinter. NYC sahnesinin son dönem isimlerinden TORRES, ilk albüme göre daha özgüvenli, daha şairane ve kesinlikle çok daha cesur. Albüm bittiğinde üzerinizde küçük bir PJ Harvey etkisi kalabilir, söyleyelim.

Jessica Pratt- On Your Own Love Again

Jessica Pratt‘ in ikinci albümü “On Your Own Love Again” i dinlediğinizde, senelerdir tanıdığınız bir arkadaşınızın hiç beklemediğiniz o gizli kalmış düşüncelerine ve duygularına sonunda tanıklık ediyormuş hissine kapılıyorsunuz. Pratt’ in melodileri ve gitarı oldukça narin. Sıcak çikolatanızı alıp bu kış gününde 2015 anılarınızı beraberinde hatırlamak isteyebileceğiniz bir albüm.

My Morning Jacket- Waterfall

Eskiler bilir. My Morning Jacket, 90’ların sonunda oluşmuş, kendilerine özgü ciddi bir hayran kitlesi olan bir grup. 7. stüdyo albümleri ile 4 seneden sonra bir dönüş yaptılar, bizi mutlu ettiler. Waterfall albümü pek ses getirmedi ama yine de bir Grammy adaylığı kaptı. Kim bilir, belki de Grammy’ i eve götüren, bu sene My Morning Jacket olur.

Beach House- Thank Your Lucky Stars

Depression Cherry ile o kadar meşguldük ki galiba Thank Your Lucky Stars‘ ı unuttuk. Ancak hemen belirtelim, albümde Depression Cherry’ den çok daha fazlası var. Thank Your Lucky Stars, kesinlikle daha duygulu, daha narin ve daha yoğun bir albüm.

The Soft Moon- Deeper 

The Soft Moon -gerçek adıyla Luis Vasquez-, bu sene Salon’ un açılış ismi, bizim röportaj konuklarımızdan biri olmasının yanı sıra bir de güzel bir albüm yayınladı. Vasquez’ in müziği her kulak için değil. Ancak müziğin içinde kaybolmayı ve hatta yok olmayı sevenlerdenseniz kaçırmak istemeyeceğiniz bir albüm Deeper.

Archy Marshall- A New Place 2 Drown

Bir zamanlar King Krule olarak bildiğimiz Archy Marshall, bu yeni albümde yeni bir persona ile karşımıza çıkıyor. Elektrodan hip hopa birçok müzik tarzını birarada bulabileceğiniz bir çalışma olmuş A New Place 2 Drown. 2015′ in son güzel sürprizlerinden biri.

Lower Dens- Escape From Evil

2015′ in ilk yarısında gördüğümüz, sonra ortadan kaybolan bir başka albüm daha. Lower Dens, Escape From Evil ile ciddi bir hayran kitlesi edinip kendine kocaman bir yer açtı. To Die in LA ve Sucker’s Shangri- La senenin en güzel şarkıları arasında yer aldı. Jana Hunter‘ a sıkı sıkı sarılıp, hiç bırakmamak istedik. Bir an önce buralarda da görsek de hayaller gerçek olsa.

Julien Baker- Sprained Ankle

Julien Baker, oldukça yeni bir isim. Henüz daha 20 yaşında ve Sprained Ankle daha ilk albümü. Ancak Baker’ ın albümü, beklenenin aksine oldukça yoğun ve ağır. Senenin en iyi çıkış albümlerinden biri olmasının yanı sıra, sevgili Julien’ ın kariyeri için de oldukça umut vaadediyor.

The Staves- If I Was

İngiliz kardeşler, folk aleminin yeni Haim‘ i olma yolunda hızla ilerliyor. Çok seveceğinizi düşündüğümüz ( ya da umduğumuz) If I Was, çok zengin bir albüm. Bon Iver‘ den Justin Vernon‘ ın producer olarak yer aldığı kayıtlar ile kardeşler, Florence& The Machine‘ in açılış grubu olarak yer aldı bile. Kendilerini daha çok duyacağız gibi.

Thundercat- The Beyond/ Where The Giants Roam

Kendrick Lamar, 2015 listelerinde birinci sırayı kapmış olabilir. Ancak biz de albümün önde gelen isimlerinden, yakın zamanda bu topraklara da uğramış olan sevgili Stephen Bruner‘ i unutmadık tabii ki. Yakın bir dostunu kaybettikten sonra kaydettiği kayıtlar ile Bruner, gönüllere hafifçe dokunup geçiyor.

Lady Lamb- After

Bu sene Tanışın’ a da konuk ettiğimiz Aly Spaltro ile halen tanışmadı iseniz işte size ikinci bir fırsat. Özgün şarkı sözleri ve kendine has tarzı ile New York sahnesinde kendine özel bir yer edinmenin yanı sıra Lady Lamb, gönüllerimizi de fethetti. 2. albümü After, çok ses getirmese de biz hayranları mutlu etmek için yetti de arttı bile.

2015: KENDRICK LAMAR

Neden Değerli?: Öncesi de olmasına rağmen hayatımıza asıl girişi 2012’de yayınladığı good kid, m.A.A.d city ile yapan Kendrick Lamar, doğru zamanda doğru yerde olmasıyla herkesin evine girdi. Dolayısıyla Grammy ödülleri için adaylıklarının sayısı çoktu, yılın “en”leri listelerinde de yerini tez elden aldı çünkü bugüne kadar 5 üzerinden 5 işlere imza attı. Şaşırtandan normal karşılanana kadar sayısız işbirliği,  turneler ve dahası derken 2015’e To Pimp A Butterfly’ı evlere bomba olarak bıraktı.

Neyi Değiştirdi?: Önce alternatif bir isimken kaliteli işleri ile mainstreamdeki (burası zaten tartışılan bir mevzu) yerini aldı ancak bizce alternatif duruşundan da ödün vermedi (-ve burası-). Rap’e ilgisi olmayanlara bile senenin en iyi albümü To Pimp A Butterfly dedirtti. Irk, kimlik ve mücadelelerini dile getirdiği meselelerini tereddütsüzce To Pimp a Butterfly’a yansıttı ve yaşadıklarının, fikirlerinin müziğiyle konuşabilirliğini gösterdi.

2016’da Ne Alemde?: Yıl sonuna doğru boş durmaz yine yeni bir single bırakır diye düşünüyoruz. Tur haberleri de pek muhtemel. Haritasına İstanbul’u ekleyeceği günlerin hayali de 2016 gündeminin içinde olacak.

 

2015: APPLE MUSIC

Neden Değerli?: 2015 “streaming” servisi veren şirketlerin senesi oldu. Streaming rakamları 2014’ten 2015’e bile o kadar arttı ki artık sanatçılar albüm bile satamıyor. (Adele‘i bu kapsama almıyoruz tabi ki) Sanatçılar artık gerek ticari kaygılarla (Taylor Swift, Adele) gerekse de sanatsal değerin takdir edilmemesi gibi etik sebeplerle (Björk, Joanna Newsom) streaming servislerde albümlerinin yer almasına izin vermiyorlar. Bu endüstri bu kadar büyükken ve sektörün monopolü sene başında tek başına Spotify iken ilk önce şatafatlı bir törenle Tidal hayatımıza girdi. (Girdi mi?) Tidal mı Spotify mı derken bir de başımıza Apple Music çıktı. Tidal’ın farkı lossless audio kalitesiyle hizmet vermesi ve hissedarlarının sanatçılar olmasıydı. Peki Apple Music’in farkı ne? Apple Music henüz Türkiye’de hizmet vermese de Spotify ve Tidal’a göre çok daha interaktif bir platform. Sanatçılar ve radyocuların yaptığı radyo programları ve röportajlar, sanatçıların hayranlarıyla etkileşime geçebilme özelliği, şarkıların yanı sıra müzik klipleri ve sanatçı videoları gibi değişik içerikler barındırması Apple Music’i diğer streaming servislerinden ayıran özelliklerden birkaçı.

Neyi Değiştirdi?: Apple Music, Jay-Z‘nin başarısız Tidal girişiminden sonra Spotify‘a gerçek bir rakip oldu. Kullanıcılara ilk 3 ay ücretsiz deneme fırsatı vererek (Taylor Swift, tamam, sakin ol, ödeyecekler…) doğrudan kendine bir kullanıcı kitlesi oluşturdu. Her gün yeni bir içerik yeni bir özellikle kullanıcı sayısı günden güne artıyor. Streaming yarışında Spotify’ı sollaması hiç de olanaksız gözükmüyor açıkçası.

2016’da Ne Alemde?: Öncelikle ilk temennimiz tabi ki Türkiye‘de hizmet vermeye başlamaları. Bunun dışında 2016’da büyük işler yapacak gibi gözüküyorlar. Örneğin, daha geçtiğimiz günlerde 1989 World Tour Live projesi için Taylor Swift‘le olan işbirliklerini açıkladılar. 2016’da Apple Music‘in böyle işlerine şimdiden alışın diyoruz.

2015: UNKNOWN MORTAL ORCHESTRA

Neden Değerli?: 2010 çıkışlı, yani görece yeni bir grup olmasına rağmen alternatif müzik dinleyicisinin büyük ilgisini ve beğenisini kazandı Unknown Mortal Orchestra. 2011’de yayınlanan ve kendi adlarını taşıyan albümde grubun ilk hiti “FFunny FFrends” ve hala neredeyse her konserde çaldıkları “How Can You Luv Me” vardı. 2013’te çıkan “II” ise yeni ve umut vaat eden grubun daha çok kabul görmesini ve kendini ispatlamasını sağlamıştı. 2015 ise “Multi-Love” ile birlikte artık resmen Unknown Mortal Orchestra hayranı olmaya başladığımız yıl olarak tarihin tozlu sayfalarında yerini alacaktır. Grup, bu albüm turnesinde rotasını 16 Kasım’da İstanbul’a da çevirerek bu topraklar içinde bulunan sevenlerini daha da mutlu etmiştir.

Neyi Değiştirdi?: Okyanusya’dan saykodelik pop-rock tınıları duymaya artık alıştık zannediyoruz. Tame Impala’nın, Jagwar Ma’nın, Pond’un memleketinin bize önemli hediyelerinden biri olan Unknown Mortal Orchestra, çizgisini ve başarı geleneğini bozmadan 2 senede bir bizlere güzel müzik sunmayı başarmakta. Bu senenin öncekilerden ufak bir farkı da grubun popülaritesini ve hitlerinin yayılma ivmesini arttırması oldu belki de. “Can’t Keep Checking My Phone” ve “Multi-Love” her türlü medyanın yıl sonu listelerinde aldığı ve alınmayı da hak eden şarkılar olarak grubun 2015’i güzel geçirmesine önemli bir önayak oluşturdu.

2016’da Ne Alemde?: 2016’nın başlarını Okyanusya, Kanada ve Amerika’da konser vererek geçirecek olan Unknown Mortal Orchestra’yı yazın ise birtakım Avrupa festivallerinde görür gibiyiz. Şimdilik gruptan yeni şarkılar beklemek şımarıklık olur ama belli de olmaz.

2015: CHVRCHES

Neden Değerli?: Elektronic ve synthpop dendiğinde akla gelen ilk isim, önümüz, arkamız, sağımız, solumuz Chvrches artık. İskoç camiasının son zamanlardaki en popüler isimlerinden biri olmaları tesadüf değil tabii ki. Glasgowlu üçlü, ilk albümleri The Bones of What You Believe‘ i iki sene önce yayınladı ve gönülleri hemen fethetti. Guardian, NME, BBC ve daha nicelerinde fırtınalar estirdi. Daha iyisini yapamazlar derken ikinci albümle bu sene sahnelere geri döndüler.

Neyi Değiştirdi?: Chvrches’ ın 2. albümü Every Open Eye, senenin en güzel işlerinden biri oldu. Grupların pek ünlü “2.albüm sendromu”, İskoç üçlüye uğramadan geçip gitti sanırsak. Her ne kadar daha yeni bir grup olsalar da festivallerin aranan isimleri arasına çoktan girdiler. “Leave A Trace” elektro-marşımız oldu, “Clearest Blue” ile ölümüne dans edip coştuk. Sonra öğrendik ki bu sevgimizde tek değilmişiz. The National‘ dan Matt Berninger da geçtiğimiz günlerde Chvrches aşkını ilan etmiş bulunmakta.

2016’da Ne Alemde?: Chvrches da diğer 2015 yıldızları gibi albüm sonrası turne yollarına düşmüş durumda. Henüz ufukta yeni bir proje yok maalesef. Ancak müzik videoları ve konserler ile bu sene de daha çok Chvrches dinleyeceğiz gibi.

2015: DRAKE & FUTURE

Neden Değerli?: Harbiden “What a Time to be Alive”. Drake gerek her türlü medyada gerek kültürde kendine edindiği yer ile sadece rap müziğin değil adeta müzik endüstrisinin krallarından birisi haline geldi. Future ise 2014 çıkışlı Honest ve 2015 çıkışlı DS2 ile birlikte bu müzik türünde yükselen ve iddialı isimlerden biri olduğunu gösterdi. Bu açıdan bakıldığında Drake ve Future’ın ortak çıkarttığı “What a Time To Be Alive” mixtape’i yılın en önemli müzik olayları arasında yerini aldı. Billboard 200 listesine bir numaradan giriş yapan albüm özellikle sonbahar – kış dönemine damgasına vurmuştu.

Neyi Değiştirdi?: Bu albüm özellikle Future’ın yeteneğini ve potansiyelini gözler önüne serdi. Artık camia olarak büyük işler ve yapıtlar beklediğimiz bir isim olarak yerini aldı. Drake ise tam olarak albüm çıkardı diyemeyeceğimiz bir yılı daha Meek Mill ile kapışması, bu mixtape ve Hotline Bling sağolsun çok üst düzey verimlilik ve başarı ile kapatmış oldu.

2016’da Ne Alemde?: Drake zaten hiçbir şey açıklamadan bile biz hayranlarını memnun ve tatmin edecek kadar materyal yayınlıyor. Kendisinden tek beklentimiz bu formunu ve performansını sürdürmesi olabilir ancak. Future ise büyük ihtimalle gelecek seneyi turne ve dinlenme kombinasyonu ile geçirecektir. Dönüşünü iple çekmek ise bize düşecek.

2015: SENSE 8

Neden Değerli?: Wachowski Kardeşler’in ilk televizyon işi olan Sense8, sekiz sensate’in (İngilizce’de farkında anlamına gelmekte) hem kendi bireysel hikayelerini hem de kolektif serüvenlerini konu olan 12 bölümlük bir Netflix dizisi. Dizi hem Wachowski’lerin fıtratından gelen bilim kurgu menşeini sapasağlam taşırken aynı zamanda günümüz dizilerinde böylesine net yansıtılmasına alışık olmadığımız din, cinsellik ve politika gibi konulara kendi hikaye ilerleyişi bağlamında değinmesiyle hem izleyicilerin hem de eleştirmenlerin yoğun beğenisini topladı.

Neyi Değiştirdi?: Öncelikle Sense8, Heroes’un bitişinden beri ekranlarımızda oluşmuş çizgi roman kökeni olmayan süper kahramanlı bilim kurgu boşluğunu ziyadesiyle doldurdu. Karakterlerin ve uzamların varyasyonu sayesinde başarısını Amerika’nın dışına taşıyıp, global düzeyde beğeni kazandı. Senaryodaki bazı garipsilikler dışında her açıdan oldukça başarılı bir sezon geçirdiğimizi söylemek mümkün.

2016’da Ne Alemde?: Netflix, Ağustos 2015’te dizinin ikinci sezon için yenilendiğini açıklamıştı. Ancak bu sezonu ekranlarımızda ne zaman görebileceğimiz henüz kesinleşmiş değil. Yine de 2016’da Sense8’in yeni sezonuyla karşılaşabileceğimizi umuyoruz.

2015: COURTNEY BARNETT

Neden Değerli?: Avustralya’ nın incisi Courtney; ilk olarak arkadaşları ile ufak çaplı gruplarda çalmış. Daha sonrasında ise bir cesaretle kendi plak şirketi Milk Records‘ ı kurmuş ve kendi kendine 2 EP yayınlamış. Bu EP’lerden ikincisi “Avant Gardener” şarkısı ile büyük ses getirince bir anda sağımız solumuz Courtney Barnett oldu. Zekice kurgulanmış hikaye anlatımı ve özgün vokali ile herkesin dikkatini bir anda üzerine çeken Courtney, daha önceki kayıtlarını birleştirerek The Double EP: A Sea of Split Peas‘ i yayınladı. Bu sene de dört gözle beklediğimiz ilk LP, Sometimes I Sit and Think and Sometimes I Just Sit geldi.

 

Neyi Değiştirdi?: Sometimes I Sit and Think and Sometimes I Just Sit, başucu albümü oldu, ayakta alkışlandı. Sene sonu listelerini kasıp kavurdu, Courtney’ i baş tacı yaptı. Ancak bizi en çok sevindiren Grammy adaylığı oldu. Özgün müziği ve kendine has tarzı ile diğerlerinden farklı bir çizgide duran Courtney’nin adaylığını duyunca hem çok heyecanlandık, hem çok sevindik. Grammy’ i kapıp eve götürmesi an meselesi, şimdiden söyleyelim.

 

2016’da Ne Alemde?: Courtney, 2016’da gene yollarda olacak. Onun haricinde kendisinden yeni videolar ve şarkılar bekliyoruz. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok kayıt yayınladığını düşünüp neden olmasın diyoruz ve mikrofonu Courtney Barnett’e bırakıyoruz.

 

2015: SUFJAN STEVENS

Neden Değerli?: Sufjan Stevens‘ ı anlatmaya nerden başlasak bilemiyoruz. Sayfalar dolusu bir kariyer geçmişine sahip kendisi. 2000 yılında A Sun Came albümü ile hayatımıza giren Michiganlı müzisyen, bugüne kadar birbirinden güzel 7 LP yayınladı. Özellikle Seven Swans ve Illinois kayıtları 2000’li yılların klasikleşen albümleri arasına girdi. Üstelik bu albümlerin yanı sıra başta The National ortaklığı olmak üzere birçok müzisyenle çeşitli projelere, Noel albümlerine ve bir de EP’ ye imza attı.

Neyi Değiştirdi?: Sufjan Stevens’ ın bu sene yayınlanan ve tartışmasız senenin en güzel kayıtlarından biri olan albümü Carrie&Lowell‘ u dinlemek gerçekten cesaret gerektiriyor. 3 sene önce annesini kaybettiğinde yazmaya başladığı kayıtlarda Stevens’ in annesi ile olan inişli çıkışlı hikayesini dinliyoruz. Hikayesini anlatırken Sufjan, duygularını ya da büyük bir kaybın onda bıraktığı bu yarayı anlatmaktan hiç çekinmiyor. Hüzünlü sözleri ve buğulu vokalleri ile albümü dinledikten sonra melankoliden ve üzerinizde bırakacağı etkiden çıkmak için büyük çaba sarf etmeniz gerekecek.

2016′ da Ne Alemde?: 2016′ da Sufjan Stevens da yollara düşenlerden. Şimdilik görünürde sadece bir turne var. Ancak daha önce küçük sürprizler ile bizi şaşırttığını düşünürsek “Neden olmasın?” diyerek yeni kayıtlar için umutlanabiliriz.

 

2015: BEACH HOUSE

Neden Değerli?: Dream pop temsilcisi Beach House, 2008’de Devotion ile yola çıkmış ama sevdanın ilk vuruşunu 2010’da Teen Dream ile yapmıştı. 2012’de gelen Bloom ile sevdanın pekiştiği, bizi 3 sene kapısında beklettiği albüm oldu. Bu sürece kısa filmler, türlü türlü çalışmalar bırakan Beach House, isyan çığlıklarına beyaz bayrağını 2015’te yayınladığı 2 albüm ile açtı: Depression Cherry ve Thank Your Lucky Stars. Bu noktada müziği paylaşma yolu diğerlerinden farklı olan Beach House, yaz kış demeden 2015’teki hüzünlü (bazen de neşeli) anlara eşlik etti.

Neyi Değiştirdi?: Bir senede 2 albüm yayınlayarak “dream pop”u 2015’e bol bol yaşattı. Ve ayrıca bir süredir konuştuğumuz albüm yayınlama stratejilerine bir yenisini ekledi. Kalbe dokunan şeyler de dinleyebileceğimizi bu sene de gördük.

2016’da Ne Alemde?: 2016’ya dair tur haberlerinden ötesini göremediğimiz Beach House’dan 2016’da büyük ihtimalle yeni videolar gelecek. Kısa film çalışmalarından sonra beklenti büyük, gözler yollarda!

 

2015: THE WEEKND

Neden Değerli?: 2010 yılının son demlerinde ilk şarkısını Youtube’a The Weeknd ismiyle yükleyen Abel Makkonen Tesfaye o zamandan beri yavaş yavaş da olsa “Ben geliyorum.” diyordu. Yine de listelerin tepelerine, 2013 yılında yayınladığı ilk albüm Kiss Land’in peşine bu sene yayınladığı Beauty Behind The Madness‘le ulaştı. Özellikle de Bilboard’ın R&B listesinin tepesinde 3 şarkısıyla kendine yer edindi. The Weeknd’in bu topraklara yansımasında bir şey daha vardı ki Often şarkısında kullandığı Nükhet Duru sample’ı. “Arkadan Türkçe bir şeyler duyuyorum.” cümlesi bu sene bol bol The Weeknd konuşturdu.

Neyi Değiştirdi?: Öncelikle o garip rastalı saçlarını bütün dünyaya kabul ettirdi. Daha da önemlisi Sex, Drugs, Rock’n Roll algısını Sex, Drugs, R&B‘ye dönüştürdü. 2015 yılında Rockstarların yerini R&B starlarının aldığını ortaya çıkardı.

2016’da Ne Alemde?: Şimdiden bir çok ünlü festivalde liste başı olarak sahne aldığını düşünürsek 2016 yılı The Weeknd için sönük geçmeyecektir. Aklımızdaki soru ise ara ara içinden çıkan Michael Jackson‘la da acaba ilerde o kanatta da büyük oynar mı?

NFAQ: PARKFEST 2015

Her zaman yeni bir yere giderken akıllarda bazı sorular vardır. Bunların bazıları “İstediğimiz sorudan başlayabilir miyiz?” kıvamında olurken bazıları da gerçekten yararlı sorular olur. Yararlı soruları Parkfest’in organizatörlerine bırakırken biz pek de sıklıkla sorulmayan sorulara cevaplar aradık.

Baştan söyleyelim söylediklerimizi çok fazla ciddiye alıp bize güvenip iş yapmayın.

Q: Kalben‘i “oturma odası” konseptiyle tanıdım, çok beğendim. Sahneye duvar örüp, kanepemi getirsem olur mu?

– Sahneye duvar örme işi daha önce yapıldı ama kanepe ile farklı bir yöne çektin. Sen alana kanepeyi getir sahneye olmasa da en öne yerleştiririz biz onu.

Q: Kadebostany’e Caddebostan diye arkadaşım var. O da bilet aldı festivale. Onu kapıdan geri çevirme imkanınız var mı?

– Kapıdan insan döndürme hakkımız saklı ama bu sebeple insan çevrilmez kapıdan. Hem ondan kötüsü Kadebostany’i Survivor‘dan duyup gelenler olacak. Onları ne yapacağız?

Q: Princess Chelsea’nin The Cigarrette Duet performansında yakacağım tek dal sigarayı nereden alırım? Küçükçiftlik Park’ın yakınlarında büfe var mı?

– Öncelikle amansız bir otlakçı olmadığın için seni tebrik ediyoruz. Yine de alanda bizi bul, biz sana bir dal ateşleriz.

Q: The Do sahnede Slippery Slope söylerken “Şimdi şimdi şimdi sen yok, sana yakın bana uzak ol.” diye eşlik etmek caiz midir?

Hande Yener eşlik edebilmemiz için böyle bir kolaylık getirmişken kullanmamak olmaz. Parkfest kolaylık festivalidir.

Q: Parkfest’e gideceğimi göstermek için artık son günlerim. Tweet’imi attım, Facebook post’umu yazdım. Daha ne gibi şeyler yapabilirim Parkfest’e gideceğimi göstermek için?

– Bu konuda en etkili yöntem telefonundan son ses festivale gelecek isimlerin şarkılarını çalmak. Özellikle kantin gibi yerlerde yaparsan gücüne güç katarsın. Yurtta duş alırken şarkıları bağıra çağıra söylemek de iyi bir yöntem.

Q: Hoşlandığım kız orada olacak diye ben de orada olacağım. Grupların hiç birini tanımıyorum. Grupları izlemesem bilette indirim olur mu?

– Hoşlanılan kıza yürürken her adımın da her liranın da sevabı var.

Q: Afişte sonuna doğru “Ve Daha Neler Neler” yazıyor. Gerçekten daha neler neler?

– Müzik var yazıyor ya orada biz onun için oradayız. Gerisi için top biz de değil ama alanda acayip dükkanlar da olacak deniliyor. Göreceğiz bakalım.

SOUNDGARDEN FESTIVAL: 2015

23 Mayıs günü bizi Kilyos yollarına düşürecek festival Soundgarden‘da sahne alacak ilk isimler belli oldu. Yaptığı şarkılarla insanları ağlatmaya yeminli Anna Calvi ilk anda göze çarpan isim.

Anna Calvi’nin yanında yaptığı saykedelik işlerle dikkat çeken Goat festivale damga vuracak bir başka isim gibi duruyor.

Bu isimleri peşi sıra, artık bizden bir Wild Beasts, Acid Arab, Kim Ann Foxman, Nathan Fake, Orlando Julius & The Heliocentrics festivalin yabancı konukları. Türk kontenjanında ise geçtiğimiz senenin özeti var. Can Kazaz, Kalben, Gaye Su Akyol, Ayyuka, Nil İpek. Güzel bir festival bizi bekliyor.