amy winehouse

HARVEST FESTİVAL İKİNCİ KEZ KÜÇÜKÇİFTLİK PARK’TA!

2015’te senenin en iyi albümlerinden biri olan “This Is All Yours”a imza atan ve en çok yolu gözlenen isimlerinden biri haline gelen alt-J’i izleme fırsatı bulduğumuz festival olarak hayatlarımıza giren Harvest Festival bu sene ikinci kez gerçekleşecek. Festival sezonunu kapatıp soğuk havalara ve kapalı konser alanlarına geri döneceğimiz fikrine alışmaya çalışırken Küçükçiftlik Park’ta açıkhavaya veda etme şansı bulacağımız etkinlik katılımcılarına çimlerle dolu bir alanda bahara kadar son bir festival coşkusu yaşatmayı vadediyor.

Festivalin line-up’ından açıklanan ilk isim ve headliner Jungle oldu. Tom McFarland ve Josh Lloyd-Watson’ın öncülüğünde Londra’da kurulmuş yedi kişilik soul-funk kollektifi 2013’te çıkardıkları single’ları “The Heat” ile bütün dünyanın ve bizim de dikkatimizi çekmişti, ardından Jungle ismiyle yayımladıkları çıkış albümleri de önemli müzik dergilerinden iyi notlar alarak playlistlerimize girdi. İlk albümleriyle elde ettikleri bu başarıyı bir de İngiltere’nin en prestijli müzik ödüllerinden biri olan “Mercury Prize” adaylığıyla da taçlandırdılar. Bu kez ikinci albümleri öncesi turnelerinde İstanbul’da ilk kez dinleme şansına erişeceğiz. Canlı performanslarının videolarını izledikçe daha da heyecanlandığımız ve kaçırılmaması gereken bir konser olacak gibi görünüyor:

Line-up’ta yer alacağını öğrendiğimiz ikinci isim ise Kovacs. “My Love” şarkısıyla tanıdığımız, loop’ta dinleye dinleye eskitemediğimiz Sharon Kovacs’ın güçlü ve sakin sesini kanlı canlı dinleme şansı bulacağımız gibi, henüz geçtiğimiz yaz yayımladığı single’ı Sugar Pill’ın canlı performansını izleyen ilk topluluklardan biri olma ayrıcalığına erişebileceğiz. 2015 yılında çıkış yaptığı albümü “Shades of Black”in başarısını takiben geçen sene umut vadeden genç müzisyenlere verilen EBBA ödülünün de sahibi olan Kovacs, en büyük motivasyonu olan dünyayı dolaşma hedefine İstanbul’a bir kez daha uğrayarak bir adım yaklaşırken biz de Amy Winehouse, Beth Gibbons, Fiona Apple gibi çok sevdiğimiz isimlere benzer sesini ve herkesin ruhuna dokunabilen, etkileyici şarkılarını canlı dinleyebileceğiz. Bizce 27 Ekim‘e kadar önceki İstanbul konserinden videolar izleyip sabırsızlanmakta hiç sakınca yok.

 

Festivalde sahne alacak isimler bu kadarla kalmıyor tabii ki. Yerli Rock’n Roll sahnemizin en başarılı ve çok sevdiğimiz isimlerinden The Ringo Jets de line-up’taki bizi en heyecanlandıran isimlerden. Geçtiğimiz sene çıkan albümü Assorted’ı canlı canlı dinleyip bolca hareket etmeyi umuyoruz. Festivalde dinleyeceğimiz yerli isimlerden bir diğeri de Flört. Geçtiğimiz yaz ortası çıkan albümü Bambaşka’nın yanı sıra eski şarkılarını da dinlemeyi umduğumuz grubun performansından eminiz ki pek memnun ayrılacağız. Şimdilik açıklanan isimler arasında geçtiğimiz sene ilk albümleri II(Venüs) ile çıkış yapıp kısa sürede parlayan Palmiyeler de var. İlk şarkılarından beri takip ettiğimiz genç grubu bu line-up’a çok yakıştırdık doğrusu, eğlenceli performanslarını iple çekiyoruz. Son eklenen isimler ise yerli raggae sahnemizin en sevilen temsilcilerinde Sattas ve 3 senedir ilk defa sahne alacak olan Alpman da var.  Bu isimlere ek olarak her gün kalabalıklaşan listenin devamı için heyecanla beklerken siz de şu ana kadar açıklanan grupların konserlerinde sık sık çaldığı şarkıları içeren playlistimizi dinleyerek bize katılabilirsiniz:

İsimler eklendikçe liste de güncelleniyor olacak, festivalde herkes şarkılara eşlik ederken geri kalmamak için takip etmeyi unutmayın!

Harvest Festival tabii ki sadece canlı performanslardan ibaret değil. Gazeteci, yazar, hayvan hakları aktivisti Zülal Kalkandelen, Tıbbi ve Aromatik bilimler teknikeri ve yazar Nazım Tanrıkulu ve Good4Trust.org kurucusu Dr. Uygar Özesmi’nin söyleşilerini de dinleyebileceğiz. En keyifli açıkhava konser mekanlarından biri olan Küçükçiflik Park, yemyeşil çimlerle ve her türlü zevke hitap eden standlarla kaplanmış olacak. Vegan yiyecek seçeneklerinin de bulunacağı alanda, good4trust.org üreticilerinin de yer aldığı 30’dan fazla markayı içeren pazar alanı olacak. Harvest Festival özellikle birçok sanat dalını bir araya getirişiyle benzer etkinliklerden ayrılıyor. Çimlerde oturup arkadaşlarınızla birlikte yılın son festivalinin keyfini çıkarırken mum, sabun, dreamcatcher yapımı gibi atölyelere katılıp yeni şeyler öğrenip üretmenin tatminini yaşayabileceksiniz. Birçok yenilikle tanışıp şehrin ortasında doğayla iç içe güzel müzik dinlemenin keyfini çıkarabileceğiniz bu festival bizce kaçırılmaz.

TOP 10: LATER… WITH JOOLS HOLLAND PERFORMANSLARI

Later… with Jools Holland, en güncel ve kaliteli müziği takip etmek için birebir. 1992’de İngiliz televizyonlarında ilk defa seyirci ile buluşan, sonrasında da müzikseverlerde bağımlılık etkisi yaratan program, türünün hayatta kalmayı başarabilen tek örneği. Diğer müzik programları, ilgisizlik karşısında beyaz bayraklarını sallayadursun, Jools Holland ve ekibi yıllardır müzikseverleri heyecanlandırmayı başarabiliyor. “Her şeyin önüne müziği koyuyoruz. Müzik benim ve diğer şeylerin çok daha önünde. Programımız müziğin ve müzisyenlerin hizmetkârı haline geldi. Bence bu yüzden bunca yıldır ayakta kalabildik.” diyor Holland programının başarısını açıklarken. (Alper Bahçekapılı ile BirGün için yaptığı röportajdan alıntıdır.) Hal böyle olunca, Jools Holland’ı geçtiğimiz günlerde ülkemizde ağırlamış olmanın şerefiyle, sizler için gelmiş geçmiş en iyi Later… with Jools Holland performanslarını sıraladık.

10 – At The Drive In – One Armed Scissors (2000)

Amerikalı hardcore grup, pek bir çılgın, pek bir hareketli. 80’lerin anarşik ruhunu hatırlatan bu performansa Robbie Williams da katkı yapmış. Hatta grup bir zamanlar NME tarafından ‘gelmiş geçmiş en iyi canlı performansa sahip grup’ olarak seçilmiş. Maalesef “At The Drive In” 2012 yılında tamamen dağıldı ve artık grubu canlı izleme şansına sahip değiliz. Ama onları anmak için fazlasıyla iyi bir performans bu.

9- Desert Sessions – Make It Wit Chu (2003)

Queens of the Stone Age’in esas adamı, Alex Turner’ın daimi kankası Josh Homme’un müzikal projesi Desert Sessions. Homme, projesinde birçok başarılı müzisyenle çalışma fırsatına erişmiş. Bu isimlerden biri de PJ Harvey. Evet, her ne kadar kulağa oldukça ütopik gelse de PJ Harvey ve Josh Homme aynı sahnede yer aldı. Ortaya koydukları performans ise, şüphe yok ki, Jools Holland’ın sahnesinde gördüğümüz en iyi performanslardan.

8- Battles – Atlas (2007)

Bu performansı izleyip hayran kalmamak imkansız. Amerikalı grubun 2007 yılında ortaya koyduğu performans, deneysel müzik sahnesinde bir dönüm noktası olma özelliğini taşıyor. 7.5 dakikalık ‘Atlas’ performansında grup, adeta kendinden geçiyor. Gitar, klavye, davul hepsi bir harika. Ayrıca Ian Williams’ın vokallerini es geçmemek gerek. Kısacası, her şeyiyle takdire şayan bir performans.

7- Elliot Smith – Waltz #2 (1999)

Jools Holland sahnesi sadece hareketli şarkılara yer vermiyor tabii ki. Elliot Smith’in programdaki ilk performansı Waltz #2, programda yer almış olan belki de en hüzünlü parça. Smith, önce akustik gitarının tellerine sonra da kalbimize hafifçe dokunuyor. Melankoli televizyon ekranına hiç bu kadar yakışmamıştı.

6- Future Islands – Seasons (Waiting On You) (2014)

Future Islands, sadece güzel şarkılarıyla değil, aynı zamanda canlı performansları ile de oldukça konuşulan bir grup. Grubun vokali Samuel T. Herring, sahneye çıkıp sadece şarkısını söyleyip giden bir müzisyen değil. Herring, şarkılarıyla ve danslarıyla size hiç durmadan çeşitli hikayeler anlatıyor. Bir müddet sonra ister istemez şarkıların içine girip, duygulara ortak oluyorsunuz. Ve işin ilginç yanı da bu kadar harekete ve dinamiğe rağmen Herring, hiçbir zaman yorulmuyor.

5- Seasick Steve – Dog House (2007)

Acaba kaç kişi Seasick Steve’in ortaya koyduğu bu performansı sahnede gösterebilir? Kaç kişi bu kadar iyi gitar çalıp kendi davulunu yoktan var edebilir? Kaç kişide bu kadar büyük bir yetenek ve hiç bitmeyen bir azim vardır? Seasick Steve’in müziği, tıpkı Jools Holland’ın onu takdim edişindeki gibi: Eşsiz!

4- Bon Iver – Skinny Love (2008)

Justin Vernon, gitarını kapıp For Emma, Forever Ago’nun incisi Skinny Love’ı söylemeye başladığında insanın içinde bir şey kopuyor sanki. Vernon, performans boyunca şarkıyı hem yaşıyor, hem de yaşatıyor. Elliot Smith’in ünlü ‘Waltz #2’ performansından tam 9 sene sonra, mayıs ayında Justin Vernon, bir kış mevsiminde kabininde yazdığı efsane şarkısı ile ekranlarımıza uğruyor.

3- Pulp – Disco 2000 (1995)

Britpop’un en popüler gruplarından Pulp’ın çaylaklık döneminden çıktığı zamanlar. 95 yılı, Common People şarkıları patlamış ve yeni albüm Different Class herkesin dilinde. Ve tabii ki esas adam Jarvis Cocker’ın dansları ve grubun çok iyi bir provadan geçtiği aşikar performansları oldukça ses getirmiş. Hatta o kadar dikkat çekmiş ki programdaki bir diğer isim olan Morrissey’i gölgede bırakmış. Durum böyle olunca İngiliz grup için yeni bir dönemin başlangıcı olmuş şarkı. 2015’te bile severek Pulp dinlediğimizi düşünürsek, performansın grubun kariyerinde önemli bir yeri olduğunu söyleyebiliriz.

2- Paul Weller, Amy Winehouse ve Jools Holland – Don’t Go To Strangers (2006)

Etta James’in sevilen, pek bir duygulu, kırılgan şarkısı Don’t Go To Strangers, şu ana kadar birçok sanatçı tarafından coverlandı. Ama herhalde en güçlü ve duygulu versiyonu budur. Hele bir de piyanoda Paul Weller, vokalde Amy Winehouse, klavyede de Jools Holland var ise. Weller ve Winehouse’un vokalleri birbirine oldukça yakışıyor. Hele bir de saksafon girdiğinde işin içine, şarkı o kadar narin bir yapıya bürünüyor ki, insan uzak diyarlara doğru süzülüyor. Ve sonra Amy Winehouse’un güçlü vokali sizi kendinize getiriyor ve onu gerçekten çok özlüyorsunuz.

1- Radiohead – Paranoid Android (1997)

Son zamanlarda gitar müziği bitti diye bas bas bağırmak gerçekten çok moda. Çeşitli müzik eleştirmenleri yeni nesil gruplar içinde gitarın kıymetini bilenin kalmadığını söylüyorlar sürekli. Radiohead’in 97 senesinde OK Computer ile şöhretin zirvesinde olduğu dönemlerdeki bu performansı ile ilgili söylenebilecek olan en önemli şey de herhalde gitarların kudretidir. Daha önce ekranlarda hiç görülmemiş bir performansa imza atıyor İngiliz grup ve listemizde zirveyi kapıyor. Hatta NME’ye göre bu performans ‘İngiliz televizyonlarındaki gelmiş geçmiş en başarılı’ performansmış.

Bir de bunlar var:

St. Vincent – Digital Witness (2014)

Annie Clark, ilginç bir koreografi ve sahne performansıyla -her zamanki gibi- bizleri büyülüyor.

Laura Marling- Strange (2015)

Marling, kariyerinin en kötü vokal ancak en güzel gitar performansını gerçekleştiriyor.

Marc Almond- Tainted Love (2006)

80’lerin kült şarkısı, Jools Holland’da eşsiz bir yoruma kavuşuyor.

Devendra Banhart – Sight to Behold (2004)

Mum ışığında, oturma odası rahatlığında pek bir mistik performans.

BB King- Eyesight to The Blind (1997)

Blues efsanesine piyanoda Jools Holland eşlik ediyor.

YENİ ŞARKI: PETER DOHERTY – FLAGS OF THE OLD REGIME

Bir süredir The Libertines‘in 3. stüdyo albümü üzerinde çalıştığını bildiğimiz Peter Doherty‘den yeni bir şarkı geldi. Doherty, oldukça hüzünlü tınılayan Flags Of The Old Regime‘i Amy Winehouse‘un anısına yazmış. Şarkıdan kazanılan tüm gelirin Amy Winehouse adına kurulmuş olan vakfa bağışlanacağını da eklemiş olalım.

#TBT: MARK RONSON & AMY WINEHOUSE

Yeni albümü Uptown Special sayesinde günlerimize neşe katan, Bruno Mars destekli single’ı Uptown Funk sayesinde Billboard listesinde 1 numarayı gören Mark Ronson, bu ara konuşmadan duramadığımız isimlerden. Şimdi kendisiyle 7 sene öncesine dönüyoruz. 2008 yılının Ocak ayında Ronson, Version albümüyle Brit Awards’a “En İyi Erkek Sanatçı”, “En İyi Albüm” ve “En İyi Şarkı” kategorilerinde aday olmuş ve ödül töreninde Amy Winehouse ile Valerie‘yi seslendirmişti. Rolling Stone’un “Back to Black albümünden sonra Winehouse‘un kaydettiği tek dikkate değer şarkı” dediği Valerie, ikilinin arasındaki müthiş kimyayı en güzel ortaya koyan şarkılardan biri. Back to Black albümünün prodüktörü olan Ronson, son albümünü Amy Winehouse‘a adadı ve muhtemelen onu en iyi tanıyan isimlerden biriydi.

Top 10: Amy Winehouse

.
27’ler kulübüne daha önce hiç rezervasyon yapılmamıştı. Amy Winehouse 21. yüzyılı konuşacak insanları ne kadar etkiledi bilinmez ama bu “gidiciliğiyle” bazı şeylerin değiştiğini gösterdi. Fani dünya mottosuyla yola çıkanlar bayram yapsın, Londra’dan 2000’lerin en yetenekli müzik insanının cenazesi kalkıyor.
.
Amy, gelişin de gidişin gibi oldu. Toprağın bol, kafan hep güzel olsun. Müziğin hep sözün bittiği yer olarak kalsın. Bu da seni sevgiyle anacağımız sayfa olsun:

.
10. In My Bed

9. Wake Up Alone
 
 
8. Just Friends
 
 
7. Me and Mr. Jones
 
 
6. Tears Dry On Their Own
 
 
5. Rehab
 
 
4. Valerie
 
 
3. You Know I’m No Good
 
 
2. Love is a Losing Game
 
 
1. Back to Black