belle and sebastian

OST #34: SYLVIA PLATH

Sylvia Plath. Trajik yaşamı, intiharı, melankolik şiirleri ve güzel mi güzel romanı Sırça Fanus ile en sevdiğimiz şairlerden biri. Eserlerinde yaşattığı duygular, melankoli ve depresyon ile birçok müzisyen için zamanında ilham kaynağı olmuş bir sanatçı. 84. doğum gününü kutlarken keşke daha çok yaşasaydı, daha çok eser verseydi diye düşünmeden edemiyoruz. Hâl böyle olunca Sylvia’yı hatırlamak ve doğum gününü kutlamak için ondan ilham alan sanatçıları ve şarkıları derledik. İyi ki doğmuşsun Sylvia!

EKİM TAKVİMİ: TATİL BİTTİ

Tatil. Kendisine şimdilik veda ettik ve çok özleyeceğimizi biliyoruz. Ancak tatilin bitmesi ve yeni sezonun açılmasıyla bile bilir ki konserler, etkinlikler, sergiler, festivaller de takvimlerdeki yerini alır. Yeni sezon, çılgınca yağan yağmura inat bir gecede 3 ayrı yerde bulunabilme gibi bir kabiliyeti de insan doğasına kazandırır.

Bu yüzden ki bu takvim, ekim takvimi, yine bir harika!

İyi eğlenceler.

 

2 EKİM

Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi // Tarkan
Beyrut Performance // Ceylan Ertem
Peyote  // Paradisos Sessions: Help! The Captain Threw Up – Eskis – Klan
Garajistanbul // Mabel Matiz
Babylon Bomonti // Mode XL + Kabus Kerim

3 EKİM

Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi // Tarkan
Peyote // Kim Ki O – Foton Kuşağı
Beyoğlu Hayal Kahvesi // Korhan Futacı ve Kara Orkestra
Salon IKSV // Sóley

5 EKİM

Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi // Tarkan

6 EKİM

Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi // Tarkan
Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi // Teoman

7 EKİM

Peyote // İrtifa Kaybediyoruz – Mr. Mina
Beyoğlu Hayal Kahvesi // No Land

8 EKİM

Peyote // Skysketch – Kinesis

9 EKİM

Peyote // Selekt Festival II: Biblo – Mutlu San – Mondual

10 EKİM

Peyote // Beton Orman Present: Selekta Genjah – Herfabrique

14 EKİM

Peyote // Can Karadoğan – Umut Töre Bandosu
Babylon Bomonti // Chinawoman
Beyoğlu Hayal Kahvesi // Can Güngör
Salon IKSV // Sons of Kemet

15 EKİM

Peyote // Marta – Sapan
Babylon Bomonti // Chinawoman
Salon IKSV // Sebadoh

16 EKİM

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Jehan Barbur
Salon IKSV // CeU
Babylon Bomonti // The Orb

17 EKİM

Salon IKSV // CeU
Beyoğlu Hayal Kahvesi // Sattas
Bronx // Demir Demirkan
Peyote // Seretan – Hiccup

18 EKİM

Volkswagen Arena // Pink Martini
Küçükçiftlik Park // Teoman, Duman ve Ümit Besen (Vodafone FreeZone Festivali)

19 EKİM

Peyote // Wank For Peace – Totorro
Beyoğlu Hayal  Kahvesi // Vera

20 EKİM

Babylon Bomonti // Oh Land

21 EKİM

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Son Feci Bisiklet

22 EKİM

Babylon Bomonti // Moriarty

23 EKİM

Babylon Bomonti // Sinkane

24 EKİM

Babylon Bomonti // Gaslamp Killer
Beyoğlu Hayal Kahvesi // Ceyl’an Ertem “Sezen Aksu” Tribute
Peyote // Byzantion Fest #4: Mammonths on Giants – Saatleri Ayarlama Enst. – Indefinite Time Period – Mr. Mantis – Ağaçkakan

28 EKİM

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Cihan Mürtezaoğlu
Indigo // Rival Consoles

29 EKİM

Peyote // Hepyek – Kırkbinsinek
Beyoğlu Hayal Kahvesi // Bulutsuzluk Özlemi

30 EKİM

Babylon Bomonti // Hercules and Love Affair
Salon IKSV // Neneh Cherry
Volkswagen Arena // Belle and Sebastian

31 EKİM

Peyote // Selin Sümbültepe – Hedonutopia – Clubtrix #21
Zorlu Center // Susanne Sundfør

Credit: Sainthoax 

İNCELEME: BELLE & SEBASTIAN – GIRLS IN PEACETIME WANT TO DANCE

2013 yılının sonlarında aldığımız Belle & Sebastian yeni bir albüm üzerinde çalışıyor haberi hepimizi heyecanlandırmıştı. Ekim ayında The Party Line’ın yayınlanmasının ardından heyecanımız katlanarak artmış bir şekilde beklemeye devam ettik. Bu bekleyiş geçtiğimiz hafta sonlandı ve 2010 çıkışlı Write About Love albümünün devamı olarak nitelendirebileceğimiz Girls In Peacetime Want To Dance albümüne sonunda kavuştuk. İki albüm arasında dört sene olmasını Stuart Murdoch‘un God Help The Girl isimli filmine bağlayarak ilk fırsatta bu taptaze albümü dinledik.

Zaten yeni albümün Write About Love’ın devamı olarak tanımlanıyor olması dolayısıyla alıştığımız gibi bir Belle & Sebastian albümü olmayacağını az çok kestirebilmiştik. Ardından single’ları dinledikçe bu düşüncemizin doğruluğu daha da netleşmiş oldu.

İlk single olan The Party Line için albümdeki alıştığımız Belle & Sebastian tarzına en uzak şarkılardan diyebiliriz. Pet Shop Boys’u hatırlatan bir tarzı olan bu şarkının hafif eleştirel sözleri ve insanı dans etmeye teşvik eden müziği pek uyum yakalayamamış ne yazık ki.

İkinci single olarak piyasaya sürülen şarkıysa Nobody’s Empire olmuştu. Bu şarkı da kendi içinde olmasa da albümün geri kalanına göre çok içten ve kişisel sözlere sahip olmasıyla bir tezatlık oluşturuyor. Şarkıda Stuart Murdoch 30 yıl önce teşhisi koyulan Kronik Yorgunluk Sendromu’ndan bahsediyor. Her ne kadar tek başına değerlendirildiğinde başarılı da olsa, bu şarkının yeri bu kadar dışarıya yönelik şeyler anlatan sözlere sahip bir albümün açılışı değildi.

The Cat With The Cream için albümün biraz yavaşladığı ve en çok en keyif verdiği kısımı diyebiliriz. Neredeyse on dakikalık, Belle & Sebastian’dan gelmesine hazır olmadığımız birkaç şarkı deneyiminden sonra ve yine beklenmedik bir şarkı olan Enter Sylvia Plath öncesi dinleyiciyi rahatlatmak için kasıtlı olarak albümün neredeyse ortasında konumlandırılmış olması muhtemel.

Enter Sylvia Plath için de The Party Line ile hemen hemen aynı çizgide bir şarkı diyebiliriz. Sylvia Plath’in eserleri ve hayatı göz önünde bulundurulunca sözleri daha anlamlı geliyor. Birkaç dinlemeden sonra keyif veriyor olsa da, dinleyicisini sanki bir ABBA şarkısı dinliyormuş moduna sokuyor. Yine birkaç yıl önce sorsalar Belle & Sebastian yapımı olduğuna inanılmayacak bir şarkı.

Neyse ki albümde yaratıcı ve özgün parçalar da yok değil, The Book Of You da bunlardan birisi. Yeni bir tarz denenen diğer şarkıların tam tersine, yeni bir müzik tarzı klasik Belle & Sebastian tarzı etrafında şekillenmiş. Aynı şekilde albümün sonuna yaklaştıkça Belle & Sebastian’dan beklediğimiz, istediğimiz gibi şarkılara rastlıyoruz ve bu şekilde albüm hayal kırıklığı olarak nitelendirilmekten kurtuluyor.

Albümün genelinde Belle & Sebastian’ın bir tarz değişikliğine gitmeye çalıştığına tanık oluyoruz -ki Stuart Murdoch’un bir röportajında genç Carole King, başka bir röportajında ABBA olmak istediğini belirttiğini göz önünde bulundurunca hiç de şaşırtıcı gelmiyor-. Hep daha kişisel içerikli, birinci ağızdan şarkı sözleri yazan Stuart Murdoch’un bunu Write About Love albümüyle birlikte değiştirip kişisel içeriği azaltıp üçüncü şahıs olarak yazmaya başlamış olması da yeni tarzlarına adapte olmamızı daha da zorlaştırıyor. Bunun yanında bazı şarkıların hala klasik Belle & Sebastian tarzında olması kararsızlık içinde oldukları imajını yaratıyor, dinleyicinin kafasını karıştırıyor. Günün sonunda iki farklı albümü karışık olarak dinliyormuş hissine kapılıyoruz. Umarız bir sonraki albümde daha oturmuş bir tarzla ve şarkılarla karşımıza çıkarlar ve kendilerini tekrar keyifle dinleme şansı buluruz.

YENİ ŞARKI: BELLE AND SEBASTIAN – THE CAT WITH THE CREAM

Uzun isimli albüm ve şarkılarına bir yenisini ekleyen Belle and Sebastian, 19 Ocak‘ta yayınlanacak yeni albümü Girls in Peacetime Want to Dance albümünden yeni bir şarkı yayınladı. Klişe olacak ama doğruya doğru; şu soğuk günlere dört bir yanı ısıtan The Cat with the Dream albümün nasıl olacağına dair adeta spoiler veriyor: