dilara sakpınar

ORADAYDIK: 123

Geçtiğimiz çarşamba Lokalize serisi kapsamında sahne alan 123’ü izlemek üzere Zorlu PSM’deydik. #studio’ya girdiğimizde canlı performanslarına hasret kalmış 123 takipçileri çoktan yerlerini almış, salonun samimi ortamına ayak uydurarak yere oturup grubun sahneye çıkmasını bekliyorlardı. Bekleyişimiz uzun sürmedi gecikmesiz bir şekilde 123 sahnedeydi.

Dilara, son günlerde aldığımız kötü haberlere dair grup olarak duydukları üzüntüyü belirttikten sonra, “Hayat” diyerek konsere başladı. Biz canlı performanslarını ne kadar özlemişsek grup da seyircileriyle karşı karşıya olmayı aynı şekilde özlemiş gibi görünüyordu. İlk birkaç şarkı boyunca seyirciler utangaçlığını üzerine atamamış olsa da salon kalabalıklaştıkça oturan grubun ayaklanmasıyla hareketlilik arttı, Dilara’nın bizi dans etmeye teşvik eden sözlerinin de etkisi oldu elbette.

Birkaç şarkı ardından, hepimiz iyice ısındıktan sonra Dilara yine de yeterince dans ettiğimize ikna olmayıp “Turuncu”yu söylerken sahneden indi ve tek tek hepimizin dans ettiğinden gerçekten emin oldu. Kendisinin yakından da gerçek bir prenses olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Performanslarına dair her şeyi çok sevdik; daha önce listelediğimiz en sevdiğimiz 123 şarkılarının hemen hemen hepsini dinledik, grubun bütün üyelerinin farklı birer perküsyon aletine geçtiği anlar harikaydı, konserin sonlarına doğru Thom Yorke’un The Eraser’ını grubun yorumuyla dinleme fırsatı bulduk ve gerçekten hakkını verdiler (şuradan dinleyebilirsiniz), grubun baslarından sorumlu Feryin Kaya’yı yeni dünyaya gelen kızı için tebrik etme fırsatı bulduk, sadece Berke Can Özcan’ın sesini biraz daha fazla duymak isterdik diyebilirim.

Konseri bitirirken, Dilara sahneden indikten sonra grup üyelerinin doğaçlama bir şekilde, aletlerini çekinmeden çalarken bir süre dinleme şansımız oldu ve gerçekten asla durmasınlar istedik. Konsere doyamadığımız için tekrar sahneye döndüklerinde ise There I Go, Aşk Şarkısı ve No Return olmak üzere tekrar üç şarkı daha çalarak gerçekten hepimizin mutlu ayrıldığına emin olmadan konseri bitirmediler. Her yönüyle tatmin edici ve dopdolu bir konserdi, kendilerini canlı izleyeceğim bir sonraki tarihi iple çekiyorum.

*Görseller Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin Facebook sayfasından alınmıştır.

Röportaj: Lara Di Lara

123‘ün biricik vokali Dilara Sakpınar ile Salon İKSV konseri öncesi solo projesi hakkında kısacık sohbetleştik. Görünen o ki Lara Di Lara‘yla, yıllardır tanıdığımız(ı düşündüğümüz) Dilara’ya birkaç adım daha yakından bakıyor olacağız.

***

Merhaba Dilara. Öncelikle hal hatır soralım. Nasıl gidiyor?

Dilara: Merhaba, teşekkür ederim. Dertler sıkıntılar hep var malum ama bir yandan da keyfim yerinde açıkçası, heyecanlı ve mutluyum.

Seni yıllardır 123’te dinliyoruz. Solo bir proje uzun süredir aklında var mıydı yoksa “Artık zamanı geldi” diyerek bir anda mı giriştin? Nasıl gelişti süreç?

Dilara: Her zaman aklımda, gönlümde kendi parçalarımı bir araya getirip paylaşmak vardı. Ne zamanki parçaları bir stüdyoda kaydettim, o zaman daha somutlaşmış oldu her şey sanırım.

Peki Lara Di Lara’nın hikayeleri 123’ten dinlediklerimizden hangi noktalarda farklılaşıyor sence? 

Dilara: 123’te aslında görünmez bir kalemle çizilmiş sınırlar var. 123 dünyasının kendiliğinden belirlediği, ve olmasını bir sakınca olarak görmediğim sınırlar. En başta, Berke’nin yazdığı bir üçleme hikaye ile başlamak, zaten resmi çizmiş oldu. Ben de bu hikayeyi anlatacak sözler yazdım. Üçlemeden bağımsız olan albümlerdeki sözler ise, yine üçleme hikayeyle dalmış olduğumuz sulara yakın yüzüyor. “Lara Di Lara; gözünden, içinden, kafasından, elinden, kolundan; toprak, hava ve su’da olan bitenler hakkında.”

Yıllarca bir grup içerisinde müzik yaptıktan sonra tek başına, hem kendi şarkılarınla, hem de halihazırda seni tanıyan ve seven bir kitlenin karşısına çıkmak bir taraftan bakınca çok heyecanlı, bir o kadar da korkutucu görünüyor. Bu anlamda senin tecrübelerin nasıl oldu?

Dilara: Korkutucu olarak görmüyorum. Çünkü bir müzisyenin farklı müzikal oluşumlarda yer alabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Daha doğrusu bundan çekinmemeli. Tabi ki alışık olduğun, oturmuş bir düzen her zaman daha güvenli ve kolay gelir. Bu yuvarlaktan çıkmak, yeni bir çaba, enerji, duygu ve düşünce biçimi gerektirdiği için, bu yeniliğe girip girmemek konusunda tereddütlü olunabilir. Benim için başka başka dokular heyecan verici olduğundan dolayı, bunu bir deneyim ve ‘challenge’ olarak görüp, en önemlisi his olarak doğru geliyorsa, yapmak isterim ve yaparım. Bu durumun içinde de “en iyisi” veya “teknik olarak gereken her donanıma sahibim” düşünceleriyle hareket etmem. Seslerin içinde kendime bir yer edinmeye ve geliştirmeye, genişleyebilmeye bakarım. Lara Di Lara, kendi dünyamı paylaşabileceğim bir yer ve bunu benimle paylaşmak isteyenlerle seve seve paylaşıyorum.

Teaser’lar yayınlandı, konserler veriliyor… EP’yi ne zaman dinleyeceğiz peki? Bir de klip geliyormuş galiba.

Dilara: EP umarım çok yakında dinlenebilecek. Muhtemelen ay sonunda veya nisan başı. Klibin hazırlıkları devam ediyor.

Salon’un 5. yaş gününde Görkem Han Jr ile birlikte dinledik seni. O nasıl oldu? Tek seferlik bir şey miydi yoksa Lara Di Lara’yı başka başka müzisyenlerle de sahnede görmeye alışalım mı?

Salon’un bana ulaşmasıyla oldu. Bir kutlama yapacağız ve senin Görkem ile beraber bir şeyler yapabileceğini düşündük, yapar mısın? dediler, Görkem’in müziğini dinledim, kabul ettim. Görkem’i daha önceden hiç tanımıyordum. Ne mutlu ki Salon onu tanımama ve hatta beraber müzik yapmama vesile oldu. Bu tek seferlik bir şey olarak düşünülmüştü, ama sonrasında belki bir gün yine karşılaşırız dedik. Lafı çok uzatmayayım, genel olarak başka müzisyenlerle paylaşmaya açığım ve umuyorum ki ileride çeşitli buluşmalar olur.

Son olarak, bu hafta konserde bizi neler bekliyor? Ne bekleyelim? Kendimizi nasıl hazırlayalım konsere?

Dilara: Cuma akşamı saat 22:00 itibariyle, dinlemek, izlemek ve katılmak isteyenleri Lara Di Lara bekliyor. Özel bir hazırlığa gerek yok, her müzik için olduğu gibi; merak olsun, konsantrasyon olsun, yaşamın birkaç saatinde beraber olunsun. O.