dizi

Tek Oturuşta: OITNB Üçüncü Sezon

Son 3 gündür dünyanın dört bir tarafında çoğunluğu kadın yüz binlerce insan için hayat hemen hemen aynı: Orange Is The New Black‘in üçüncü sezonu, ev ahalisiyle minimum etkileşim ve bol miktarda sırt ağrısı. Devam eden süreçte Tumblr’da gif bakmak ve diziyi izleyen az sayıda tanıdığınızın da bir an önce bitirmesini beklemeye başlamak geliyor – ki bu sayede kafanızın içindekileri dökebileceğiniz birileri olsun. İşbu yazı, en son basamaktaki paylaşma ihtiyacına yönelik olarak şekil buluyor.

Dizinin açıklanan tarihten 1 gün erken yayınlanarak insanlık tarihinin en bitmeyen mesaisini yaşatmasının ardından (Bir noktada ofiste “İstersen yarım gün izin verelim sana” lafını işittim. Tatlı bir şekilde değildi.) tüm zamanların en büyük hayal kırıklıklarından birini yaşattığını üzülerek belirtmek zorundayım. Herkes -haklı olarak- #SorryNotSorry diye tanıtımı yapılan bir sezonun sert geçmesini bekliyordu. Diğer yandan karakterlerdeki ve Lithcfield’daki değişimler bende bunun bir geçiş sezonu olduğu izlenimini yarattı. Sezonda olan bitene yakından bakmak gerekirse:

> Üçüncü sezon için ortamda görünür bir düşman yok çünkü düşman sistemin kendisi, Litchfield deniyor. Karakterlerin hemen hepsinin çaresizlik, yalnızlık, depresyon ve tutunacak bir dal arama hali içerisinde olduğunu göz önünde bulundurunca hakkını vermemişler diyemem. Soso, Poussey ve Lorna‘nın yalnızlık karşısındaki reaksiyonları; Norma etrafında kurgulanan dini oluşum; Sophia‘nın transfobiyle karşı karşıya kalması ve Litchfield sınırları içerisindeki bütün annelerin çocuklarıyla yaşadıkları problemlerin hepsi buna işaret ediyor.

soso

> Dert ve tasa durumları dışında sezon çok dağınıktı, bütün karakterleri bir araya toplayan bir olay yoktu – ki çoğu izleyicinin memnuniyetsizliğinin sebebi de bu aslen. Piper‘ın kullanılmış iç çamaşırı satma işi bu problemin biraz da olsa üstesinden gelmiş olsa da sezonun çok sonlarına doğru ortaya çıktı, doğal olarak baştaki bölümleri kurtaramadı.

> Cindy bu sezon mükemmel değil miydi? Mükemmeldi.

Screen Shot 2015-06-13 at 1.59.48 AM

> Üçüncü sezonun en çok dönüşen karakteri şüphesiz Piper oldu. An itibariyle OITNB izleyicilerinin neredeyse tamamı Piper’dan nefret etse de şahsi olarak kendisinin acımasız bir çete liderine dönüşmesini coşku ve heyecanla izliyorum. Hatta dördüncü sezona dair büyük beklentilerim varsa (ki var ama daha sonra bahsedeceğim), o da yeni sezonda Piper’ın birileriyle savaşa girişecek olması üzerine. Son bölümde Stella’dan aldığı intikam karakterinin zirvesi olabilir.

> Stella demişken, bütün bir pazarlama kampanyasını “Über seksi, komik ve tatlı Stella’nın Litchfield’a gelip Piper’a göz koyması” üstüne kurgulayıp beklentileri karşılamamak kadar ayıp bir şey daha olmayabilir. Stella’nın bütün sezondaki tek fonksiyonu Piper’ın içindeki canavarın ortaya çıkışını görebileceğimiz bir alan oluşturması oldu. Gerçek bir karakter bile denemez; yalnızca etrafta dolanıp seksi bakışlar atıyor. Başka seksi bir şey de yapmıyor bu arada.

tumblr_inline_npxbrwL5QU1rvs45u_500

> Geçmiş hikayeleri anlatma konusunda bir önceki sezonun tadını veren tek hikaye Pennsatucky‘ninkiydi. Big Boo‘yla aralarındaki arkadaşlık sezonun en güzel olaylarından biri olabilir.

Tekrar dönüp bakınca üçüncü sezon OITNB’in en iyi sezonuydu denemez ama daha büyük bir şeylerin habercisi denebilir. Önceki sezonda açtıkları hikayeleri, en başta Dayanara‘nın artık kabak tadı veren hamileliğini, Lorna – Nicky mevzusunu, Red‘in hikayesini neredeyse sonuca erdirdiler ve yeni hikayelere yer açtılar. Dahası an itibariyle yeni sezonda cevaplanması bekleyen sayısız soru var: Bennett’a ne oldu? Alex’e ne olacak? Sophia SHU’dan çıkacak mı? Stella ve Nicky Max’ten dönecek mi? Litchfield nasıl bir yere dönüşüyor? Piper WTF? Sıradaki sezonda Litchfield’ın çok adaletsiz bir yere dönüştüğünü göreceğimiz kesin, Piper’ın tavrı muhtemelen yeni bir düşmanlığı körükleyecek (bence Stella’yla) ve şanslıysak bu sezon diğer hikayelerin çözülmesi için yok edilen karakterler (en başta Nicky) yepyeni hikayelerle geri dönmüş olacak. Tek sıkıntı şu ki bir yıl daha beklememiz gerekiyor.

tumblr_npxo6ypFT31spbw2so1_1280

TWIN PEAKS’TEN YENİ HABERLER VAR!

Twin Peaks yapımıyla sorunlar yaşayan David Lynch, dizinin yönetmenliğine devam ediyor. Dolayısıyla birtakım taze haberler de gün yüzüne çıkmaya başladı. Haberler Sherilyn Fenn ve Sheryl Lee‘den:

  • 25 yıl aradan sonra yeniden yayınlanacak dizi 9 bölüm olacaktı ancak 2016’da yayınlanacak dizi 18 bölüm olarak televizyondaki yerini alacak.
  • Angelo Badalamenti yeni sezonlarda olacağı haberini onayladı.
  • Twin Peaks Washington, North Bend ve Snoqualmie’deki Double R Diner‘ın dizi için restore edilmiş yerinde çekilecek.

Haberler bu kadar. Çekimlerinin Eylül’de başlayacağı dizi için şimdilik 2016’yı bekliyoruz.

HBO’da Beyoncé Günleri: Beyoncé: X10

Mevsimlerden Beyoncé

Yaz aylarında HBO diyorsak yanına hemen True Blood‘u ekliyorduk. Bu yaz işler değişiyor ve pazar günleri Beyoncé: X10 ile True Blood öncesi HBO önünde yerlerimizi alıyoruz.
29 Haziran‘da başlayacak 10 bölümlük Beyoncé kuşağı Beyoncé’nin konser performanslarından oluşuyor. Yani aslında Beyoncé’nin hayatının anlatan ve yönetmenliğini de kendisinin yaptığı  Life Is But a Dream‘in beyaz ekrana yansıması gibi olacak Beyoncé: X10.
Hepimize Beyoncé’li yaz ayları!

2012: Girls

Aranan kan bulundu


Neden Değerli?: Lena Dunham‘ın “Sex and the City’nin değinmediği dönem” olarak gördüğü Girls orijinalliğini sıradanlığına borçlu. Ne istediğini anlamayan, anlasa da nasıl elde edeceğini bilemeyen genç kadın endişesi ile gerçek bir dert ortağı oldu. Estetik olma kaygısı taşımaması ise onu ne kadar kabullenebileceğinizi ölçen bir testti.

Neyi Değiştirdi?: “Kız dizisi”nin tanımını. Artık uzun bacaklı, gerçek olamayacak kadar güzel kızların en az kendileri kadar güzel olan sevgilileri ile olan fırtınalı ilişkilerini değil; akıllı olmasına rağmen kendi hayatlarını sabote eden kızları izliyoruz. Problem artık hakkınızda yapılan “dedikodular” değil; evinizin kirasını ödeyemeyecek kadar parasız kalmanız. Espri anlayışı, bilhassa süslenmemiş karakterleri ve kasamayan doğallığıyla şu zamanlarda zor bulunur bir anlatım sundu.

2013’te Ne Alemde?: 13 Ocak’ta ikinci sezonuyla dönecek olan dizinin kendisine sadık bir izleyici kitlesi bulduğunu söylemek abesle iştigal. Yeni hikayeleri izlerken yine özgüven, kimlik bunalımı ve ilişkiler üçgeninde dolanacağız gibi görünüyor.