everything everything

SALI PAZARI: 04.09.2018

Salı günü demek haftanın en sevdiğimiz günü demek. Bu hafta da Avaz yazarları olarak tezgahlarımızı açtık, yeni eski ne dinliyorsak ortaya döktük. Üstelik bu hafta çok özel bir konuğumuz da var: Milyonların sevgilisi, magazin duayeni, son arşiv bükücü, son zamanlarda Youtube’un başına gelmiş en güzel şey olan Şokopop. Kendisinin seçkisi hemen aşağıda, hala izlemediyseniz son videosu da burada.

ŞOKOPOP’UN TEZGAHI

Gwen Guthrie – It Should Have Been You

Yürek titreten ve bağımlılık yapan cinsten bir bassline’ı var. Muhteşem bir vokalle birleşince unutulmaması gereken bir funk klasiği ortaya çıkmış. Dans etmemek imkansız. Keşke dışarda bir yerlerde de duysam dediğim parçalardan. Bu yaz (ve geride bıraktığımız birkaç yaz) en çok dinlediğim şarkılardan biri.

Mahsun Kırmızıgül – Her Şeyim Sensin

Adı albümde Herşeyim Sensin olarak yazılan bu şarkının doğudan batıya ve ardından tekrar doğuya uzanan düzenlemesi benim gibi fantezi-philelerin iştahını kabartabilecek türden. Sazlar ve acid house melodilerinin birleşimi acayip bir 90lar dünyasına davet ediyor. Bir Bacının Anatomisi serisini hazırladığım sırada Kırmızgül’ün bu şarkıyı son dakika Seda Sayan’ın çıkacak albümünden çektiğini öğrenmiştim. O günden beri müptelasıyım. Keşke Sayan’ın demosu bulunsa ve leak etse. 🙂

Hande Yener – İnsanlar Çok

Bana göre Hande Yener’in deneysel döneminin en iyi ürünü. Erdem Kınay’ın yaptığı chill-house düzenleme yoğunluklu olarak funk öğeler taşıyor. Yener’in vocoderla oynanamış vokali eşsiz. Bu tür vokaller içeren şarkılardan keskin bir çizgiyle ayrılan bir şarkı söyleme tekniği kullanmış. Yorumu her zamanki gibi çok iyi. Kıymeti bilinmesi gereken bir şarkı.

İzel – Yok Yere

90’ları kapatıp 2000’leri açan şarkı. Giderli şarkıların mihenk taşlarından. Sözlerine çok bayılmasam da sırf düzenlemesiyle bile gelmiş geçmiş en sıkı türkçe dans hitlerinden biridir benim için.

Flirts – Passion

Neredeyse kurgu yaptığım her gün dinlediğim italo disco zirvesi. Loopta dinlenmeye son derece müsait. Tecrübeyle sabit. 😉

Pet Shop Boys – Domino Dancing

Geçen hafta bir sabah nedense kafamda bu şarkı çalarak uyandım. O günden beri sabah akşam iki doz alıyorum. Pür mutluluk saçan melodisiyle 80ler dans müziğinin en iyi örneklerinden. Homoerotik klibiyle de ayrıca gönül tellerimi titretiyor.

Whitney Houston – It’s Not Right But It’s OK (Thunderpuss Club Remix)

Bir Televole toplama CD’si sayesinde tanıyıp o zamandan beri sık sık ziyaret ettiğim Whitney Houston’ın en şahane şarkısı. Orijinal versiyonu değil club remixini sevdiğim ender parçalardan. Houston’ın vokalinin gerçeküstü olduğu son döneminden. Akranı olan İzel’in Yok Yere’sinden sonra dinlemenizi tavsiye ederim.

Demet Akalın – Of

Geçen günlerde Kusursuz 19 albümünü hatmetmiş bir arkadaşımın tavsiyesiyle dinlediğim ve ilk dinlemeden günlük playlistime eklediğim Demet Akalın’ın kusursuz şarkısı. Beatboxla açılan R&B etkisi altındaki düzenlemesi ve bir hangover sabahını anlattığına inandığım sözleriyle Akalın’ın diskografisinde özel bir yerde duruyor.

HANDE’NİN TEZGAHI

Everything Everything – Good Shot, Good Soldier

Bu şarkı Everything Everything’den kalp kıran politikacılara gelsin.

Warpaint – Billie Holiday

Dünyanın en güzel aşk şarkısı belki de. En güzel yanı ise gerçekte bir aşk şarkısı olmaması.

LUMP – Curse of the Contemporary

Solo çalışmalarının yanında zayıf kaldığını düşünsem de Laura Marling hayranı olduğunuzda karşı koyamıyorsunuz.

Natalie Prass – Sisters

Kız kardeşlerin gücü adına…

Lykke Li – So Sad So Sexy

Gözyaşlarınıza hakim olun lütfen.

BURÇAK’IN TEZGAHI

Lisa Hannigan, Aaron Dessner, Enda Walsh – Swan

Bu hafta tezgahımı benim gibi yenilik arayışı içinde olduğunu tahmin ettiğim Lisa Hannigan ile açıyorum. Çok yakın takipçisi olmasam da farklı isimlerle işbirliği içerisinde olmak Lisa Hannigan’ı yakın olduğu country tarzından çekip güzel yerlere ilerletmiş gibi gözüküyor. Birkaç gün gecikmeli keşfettiğim bu şarkıyı geçtiğimiz hafta defalarca dinledim ve dinlettim.

Röyksopp – Something In My Heart

Yine üzerine çok şey söylenmesi gerekmeyen parçalardan biri benim için. Hepimizin hayatında zaman zaman hatırlanıp loop’a düşülen Röyksopp şarkıları oluyordur gibi.

Beach House – I Do Not Care For The Winter Sun

Bu hafta yine yüzümü birkaç sene öncesine dönenlerdenim.

Yasemin Mori – Tuzlu Su

İnsanlığın en yoğun duygularından biri olan aşkı müziğine konu edinmek pek çok kez rastladığımız şey. Ancak bunu dinleyiciyi üzüntüden yerden yere vurarak yapmamak ender seçimlerden biri. Yasemin Mori de bu güzelliği müziğine yansıtanlardan biri, kendisine sevgilerimizi iletiyorum.

AHMET’İN TEZGAHI

Disclosure feat. Gwen McCrae – Funky Sensation (Extended Mix)

Disclosure yeni şarkıları peşpeşe yayınlıyor. Funky Sensation ise ismine uygun olarak funky ritimleriyle kulak dolduruyor.

Disclosure – Grab Her

Disclosure demişken şu şarkının güzelliğini unutur gibi olmuşum.

Danz – Winter Solstice No. 1

Bu sene Computer Magic ismiyle Danz isimli çok başarılı bir albüm yayınlayan Danielle Johnson bu sefer Danz adı altında yeni bir enstrümental bir şarkı paylaştı. Retro-fütüristik bir şeyler dinlemek isteyen “başlat” tuşuna bastı bile.

Nova Norda – Varım

Nova Norda fırtınası devam ediyor. Bu şarkıya biz de varız.

LSD – Thunderclouds

Sia çocuk işçisi (şaka şaka) Maddie Ziegler’i LSD’ye de taşımış. Son şarkıları için çektikleri klibe konuk etmişler.

Ariana Grande – Jason’s Song (Gave It Away)

Ariana Grande Dangerous Woman ile beklenmedik gitar soloları yazımıza konuk olmuştu. Bu şarkı ile de beklenmedik piyano soloları yazımıza neden olmuş olabilir.

The Temper Trap – Sweet Disposition

Her zaman dönüp dolaşıp geldiğim albümlerden biri Conditions. Avustralya’dan kalplerimize.

EGE’NİN TEZGAHI

Mitski – Two Slow Dancers

Çağımızın en iyi söz yazarlarından olduğunu düşündüğüm Mitski’nin yeni albümü, yılın hiç şüphesiz en iyi birkaç albümünden biri. Geneli kısacık şarkılardan oluşan yarım saatlik bir albümde her seferinde yeni şeyler keşfediyorum; uzun zamandır bir albümün dinledikçe açıldığını görmekten bu kadar keyif almamıştım.

Cola Boyy – Penny Girl

Disco’ya modern bir dokunuş için sizi yeni keşfim Cola Boyy’a alalım. Kendisi şu sıralar MGMT’nin alt grubu olarak çıkıyor ve grubun son albümünde izlediği yolu düşünürsek fazlasıyla isabetli bir tercih Cola Boyy.

Empress Of – When I’m With Him

Empress Of hala bıkmadığım ilk albümü Me’nin deneyselliğini rafa kaldırıp yüzünü tamamen pop’a döndüğü bir single ile geri döndü ve sonuç muazzam. Top 40’ı hedefleyen endüstri ürünü bir pop yıldızının 80 tane prodüktörle çalışıp ortaya çıkardığı bir ilk single gibi; üzerinde çok uğraşıldığı belli bir pop şarkısı olduğundan iyi anlamda söylüyorum bunu. Blood Orange ile çalışmak da ona yaramış gibi.

Dizzee Rascal – Bop N Keep It Dippin

Yine çılgınlar gibi grime dinlediğim bir dönemden geçiyorum ve herkese arada detoks niyetine tavsiye ediyorum. Dizzee’nin son albümüne tekrar bir şans vereyim dedim ve asla pişman değilim; ama albümden çok şu klipten bahsetmek istiyorum. Normalde klipleri atlaya atlaya izleyen bir insanım ama bu klibe hasta oldum. Filmini falan çeksinler bence. GTA2’nin açılış videosu geliyor aklıma.

Megan Thee Stallion – Freak Nasty

Gaz ötesi müzik yapan, aşırı özgüven ve “nastylik” patlaması yaşayan kadın rapper’lara gerçekten acayip zaafım var, bunu görmezden gelemiyorum artık.

MERCURY PRIZE 2018: EVERYTHING EVERYTHING

Avaz ahalisi olarak yaptığımız geleneksel haftalık toplantıların en sonuncusunda konularımızdan biri de Mercury Prize adaylıkları oldu. Her sene adaylarla ilgili görüşlerimizi, kazanan tahminlerimizi yaptığımız bir yazı dizisi konuşup duruyorduk. Bu sene tembelliğimizi bir yana atarak bu yazı dizisini (gerçekten!) hayata geçirmeye karar verdik. 20 Eylül Perşembe gecesi sahibini bulacak ödül için yarışan 12 albüm var bildiğiniz üzere. Önümüzdeki 1 ay boyunca bu aday albümlerin kazanma şansını irdeleyeceğiz. Bize katılmak isteyenleri serimize bekliyoruz.

(daha&helliip;)

RÖPORTAJ: EVERYTHING EVERYTHING

Everything Everything ile grubun favori albümü Radiohead‘in Kid A‘inin açılış parçası olan Everything In Its Right Place şarkısından ismini alıyor oluşuyla tanışmıştık. Hemen ardından taze grup ilk albümleri Man Alive ile Mercury Prize‘a aday olarak rüşdünü ispat etmişti.  2013 ve 2015 yıllarında gelen albümleri Arc ve Get to Heaven ile hayatlarımıza kalıcı olarak girmiş ve bu iki albümün de turnesi sırasında kendilerini İstanbul’da izleme fırsatı bile bulmuştuk. Bu kez de son albümleri A Fever Dream ve hemen arkasından gelen EP’leri A Deeper Sea‘nin turnesi kapsamında İstanbul’a uğramadan önce grupla konuşma fırsatı bulduk. Biz üç senedir kendilerini canlı dinleyemediğimiz için çok heyecanlıyız, siz de aynı heyecanı paylaşıyorsanız lafı daha da uzatmadan sizi röportaja alalım. 21 Nisan‘da Salon‘da şarkılara hep bir ağızdan eşlik etmek üzere, buyurun:

Merhaba! Nasılsınız? Turne nasıl gidiyor?

Çok iyi, teşekkürler!

Son albümünüz A Fever Dream’in yayınlanmasının üzerinden çok zaman geçmedi, geri dönüşler nasıl oldu, beklediğiniz gibi miydi? Sonunda ortaya çıkan iş sizi tatmin etti mi?

Aldığımız dönüşler harikaydı, albümü canlı olarak çalmaktan da çok keyif alıyoruz. Aklımızdaki albümü hayata geçirmeyi başardığımızı düşünüyoruz, bu yüzden sonuçtan gayet memnunuz. Her zaman olduğu gibi bir sonraki projemiz için heyecanlıyız.

Gözlemleyebildiğim kadarıyla “A Fever Dream” önceki albümlerinize göre biraz daha kişisel fikirler içeren sözlere sahip, niçin bu sefer böyle bir değişime gittiniz?

Get to Heaven biraz fazla kişisellikten uzaktı, şarkıların büyük bir kısmı hayali bir perspektiften ve çok daha büyük bir çerçeveden bakarak yazılmıştı. Herkesin 2016 olayları (Brexit ve Amerika’daki seçimler) üzerine yazacağını biliyorduk ve sanki bu konular hakkında zaten daha önce çok fazla konuştuk gibi hissettik. Bu sebeple bu kez daha küçük bir pencereden, bu büyük olayların kişisel boyutlarda kendi küçük hayatlarımızdaki etkisi hakkında konuşmak istedik.

A Fever Dream ve A Deeper Sea’nin yayınlanması arasında çok büyük bir ara yok. Her ne kadar isimler benzese de, iki kaydı da dinlerken sanki bambaşka yerlerden çıkmışlar gibi hissediyorum. Sizce bunun sebebi nedir? Siz bu iki kaydın arasındaki bağlantının nasıl algılanmasını planlamıştınız?

Evet, isimlerini kasıtlı olarak benzer seçtik. A Deeper Sea’nin, A Fever Dream’e başka bir açıdan bakıyormuş gibi hissettirmesini istedik. EP, içerdiği remix ve cover dolayısıyla albümün genel söylemine tam uymuyor. Bu şarkıların kendine özel bir yeri olmalıydı. Bir A Fever Dream fanı için, A Deeper Sea ekstra bir hazine bulmak gibi bir şey.

Albümün ve EP’nin kapak görsellerini çok beğendim. Bu görsellerin kayıtlarla olan ilişkisini nasıl açıklarsınız, vermek istediğiniz mesaj neydi?

Teşekkürler, bu görsel bölünmüş toplum fikri üzerineydi. Fiziksel olarak üst üste yığılmış ve birbirinden kopup ayrılıyor ama sonsuza kadar birbirlerine bağlılar. Bu bize hem korkunç hem güzel geliyor.

Birçok kez sorulduğu için eminim bu açıklamanız için pişmansınızdır ama duydum ki “Ivory Tower” son albümden en sevdiğiniz şarkıymış. Niçin, özel bir sebebi var mı?

Hangimiz söylemiştik bunu emin değilim, ama gerçekten de hepimiz seviyoruz sanırım Ivory Tower’ı. Canlı çalmak çok eğlenceli, ve şarkıdaki birkaç söz albümdeki en iyi sözler bence.

Özellikle şarkılarınız aracılığıyla politik duruşunuzla da biliniyorsunuz. İnsanları bilinçlendirmek için yapmanız gereken bir şey olduğunu düşündüğünüz için mi böyle bir tutum edindiniz yoksa sadece fikirlerinizi paylaşma dürtüsünden ötürü müydü?

Kesinlikle bir fikir paylaşma dürtüsünden daha fazlası ama müzik ve Brexit bambaşka şeyler. Biz kişisel olarak “politik” şarkılar dinlemeyi çok sevmiyoruz. Bu yüzden genelde şarkılarımızı insanların kendi anlamlarını çıkarabilecekleri kadar geniş yazmaya çalışıyoruz. Politik kısmı sadece arayanlar tarafından bulunuyor bence.

Son zamanlarda neler dinliyorsunuz?

Rae Morris’in Someone Out There isimli albümünü çok dinliyorum bu sıralar. Müzikten aldığım zevki tekrar canlandırdı diyebilirim, çok pozitif bir albüm, kendi müziğimiz için söylemesi zor bir şey.

Daha önce İstanbul’a gelmiştiniz, nasıl bir deneyimdi sizin için? Şehirde geçirmek için yeterli vaktiniz olmuş muydu? Bu seferki ziyaretiniz için planlarınız neler?

Evet daha önce gelmiştik ama hava o kadar sıcaktı ki sürekli gölgede saklanmak zorunda kaldık! Bu kez Türk arkadaşlarımız The Away Days ile zaman geçirebilmeyi umuyoruz.

Konserde bizi ne bekliyor olacak? Kendimizi nasıl hazırlayalım?

Harika davullar duyacaksınız. Sesinizi de yanınızda getirmeyi unutmayın!

#TBT: EVERYTHING EVERYTHING

Bundan iki sene önce Rock’n Coke‘ta izlediğimiz Everything Everything ile yolumuz yine kesişti. Geçtiğimiz hafta sonu One Love Festival‘de aklımızı bir kez daha başımızdan alan grubun yeni albümü Get to Heaven‘ın çıkışına da birkaç gün kalmışken kendilerini bir analım dedik. Yıl 2008 ve bu efendi çocuklar ilk single’ları ile karşımızdalar:

HAZİRAN TAKVİMİ: PİKNİK

Haziran ayı sanki biraz “Atın kendinizi çimlere!” diye bağırıyor. Takvimi incelediğinizde ne demek istediğimizi anlayacaksınız.

Gelsin piknikler, gitsin sahiller.

İyi eğlenceler.

1 Haziran

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Vera

 

2 Haziran

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Lal Albüm Lansman Konseri

Salon IKSV // Now of Rock’n Roll – Shellac & Mudhoney

 

3 Haziran

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Son Feci Bisiklet

Peyote // Selin Damar

 

4 Haziran

Peyote // Otherman – Skata

 

5 Haziran

Salon IKSV // Elif Çağlar

KadıköySahne // Bajar – Bandista

Peyote // İrtifa Kaybediyoruz – On Your Horizon

Arkaoda // Biblo & Fearplay

 

6 Haziran

KadıköySahne // Moğollar – Hüsnü Arkan

Peyote // Kök

Zorlu Center PSM // Anne Sophie Mutter

 

8 Haziran

CRR Konser Salonu // mum

 

9 Haziran

Süreyya Operası // Fazıl Say İle Mozart Maratonu

CRR Konser Salonu // Aziza Mustafa Zadeh

 

10 Haziran

Peyote // Bir Gün Bir Adam

Arkaoda // Christian Bergmann

 

11 Haziran

Peyote // Adult Monkey – Mekruh

KadıköySahne // Dying Fetus

 

12 Haziran

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Melis Danişmend

KadıköySahne // Yasemin Mori

Arkaoda // Barquero – Barış Açıkgöz

Peyote // Barış Demirel – Ars Longa

 

13 Haziran

Zorlu Center PSM // Kızıl Ordu Korosu

Life Park // One Love Festival

14 Haziran

Life Park // One Love Festival

 

18 Haziran

Peyote // Destroy Earth – Uluru

 

19 Haziran

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Ceylan Ertem

Peyote // Yerçekimi

Arkaoda // Kati Suretle Vinil (Da-Frogg – Ras Memo – Selekta Firuzaga)

 

20 Haziran

Bronx Pi Sahne // Redd

Peyote // Hedonutopia – KırkBinSinek

Arkaoda // Yerli Baskı Festivali V.2 (Partapart – Blactrick – Wounded Wolf – Petra Digital)

 

21 Haziran

Arkaoda // Yerli Baskı Festivali V.2 (Partapart – Blactrick – Wounded Wolf – Petra Digital)

 

23 Haziran

Beyoğlu Hayal Kahvesi // No Land

Arkaoda // Barzound – Çağlayan Çevik

 

25 Haziran

Harbiye Cemil Topuzlu // Bülent Ortaçgil-Birsen Tezer

Peyote // Kalben

 

26 Haziran

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Adamlar

Peyote // Cemiyette Pişiyorum

Arkaoda // Deform-E

 

27 Haziran

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Yasemin Mori

Harbiye Cemil Topuzlu // Şebnem Ferah

Arkaoda // Gizli Bahçe Gecesi (Hüseyin Çağlar – Ahmet Kutal)

 

28 Haziran

Harbiye Cemil Topuzlu // Teoman

 

Illustrasyon: Maori Sakai