gaye su akyol

ORADAYDIK: MISTURA FESTİVALİ – GAYE SU AKYOL KONSERİ

Hologram İmparatorluğu ile dünyada adından söz ettirmeye başlayan Gaye Su Akyol, 2016 yazında Danimarka’nın Roskilde müzik festivalinde sahne alarak Avrupa’ya yelken açmıştı. Türk folk müziğini, psychedelic rock ile harmanlayan sanatçı, şu sıralarda da Avrupa sahnelerinde. Fransa, Belçika ve Hollanda’da festivallerde çalarken ben de İspanya’daydım ve turnenin kendime uygun bir ayağını seçmeye çalışıyordum. En sonunda Portekiz’e kadar geldiğini öğrendiğimde, hem yeni bir şehir gezmek hem de bayrakları asmak üzere çantamı toplayıp yola koyuldum.

Lizbon sanatla iç içe, her sokağında bambaşka tarzlarda müzikler keşfedebileceğiniz enfes bir şehir. Gaye Su Akyol’un sahne aldığı Mistura Festivali ise her sene farklı kültürleri bir araya getiren bir açık hava festivali.

22 Temmuz akşamı Gaye Su Akyol ve Bubituzak sahnedeyken ilk sıradan kendilerini izliyordum. Develerle Yaşıyorum ve Hologram İmparatorluğu albümlerinden şarkılarının yanı sıra artık alıştığımız Yaz Gazeteci Yaz, Çayeli’nden Öteye gibi Türkiye’den şarkılar da setlistteydi. Türkiye’de severek dinlediğim bir sanatçının deplasmanda da böyle ilgi gördüğüne tanık olmak, zaten çok sevdiğim GSA konseri deneyimini bambaşka bir ortamda yaşamak benim için ekstra keyifli oldu.

Gaye Su Akyol ve Bubituzak fezaya füze yollamaya Budapeşte’nin ünlü Sziget Festivali‘nden sonra Çin ve Japonya ile devam edecek. Kendisinin de dediği gibi, daha birçok ülkeye “Love, Peace & Rock’N Roll” götüreceğine ve yurtdışındaki festivallerin line-up’larında onu görmeye alışacağımıza eminim.

2014: GAYE SU AKYOL

Neden Değerli?: 2014 Develerle Yaşıyorum isimli ilk solo albümü sayesinde Gaye Su Akyol‘un yılı oldu. Öncesinde Mai, Toz ve Toz ve Seni Görmem İmkansız‘da gördüğümüz Gaye Su, karşı yakadan çıkıp adını bir anda yurdun dört bir yanına duyurdu. Halihazırda bir de resim sergisi bulunan on parmağında on marifet hanım kişi, verdiği bir röportajda hayal gücüne ne kadar önem verdiğini, rüyaların en anlamlı şeylerden biri olduğunu anlatıyor ve “Bu neyin kafası?” diye soracak olanların soru işaretlerini ağzılarına tıkıyor.

Neyi Değiştirdi?: Türk sanat müziğiyle rock’ı birbirine çarpıştırdı, kulağımızı nağmelere alıştırdı, gitarı rakının yanına meze yaptırdı. Pink Floyd’un Dediği Gibi ile ardı arkası kesilmeyen çeviri şakalarını, Biliyorum ile derdi tasayı günlük hayatın vazgeçilmezi yaptı.

2015’te Ne Alemde?: Böyle bir ün yapmışken kendisinin 2015’te de aynı yoldan ilerleyeceğini düşünüyoruz. Yeni bir albüm beklemek şu noktada çok gerçekçi değil ama görsel becerilerini müziğiyle birleştirdiği küçük projeler isteyebiliriz belki?

ORADAYDIK: ADIDAS ALL ORIGINALS ISTANBUL 2014

Dün akşamı, tanıdığınız hemen herkes gibi, KüçükÇiftlik Park‘ta geçirdik. Hipster’lığın kutsal toprakları Adidas All Originals Istanbul‘un 5. yılında yine çok fazla dövme, sonsuz sakal, “Şimdi burada bir şey olsa ülkede hipster kalmaz” şakaları ve iyi müzik vardı. Bu sene partiden çok konser havasında geçen akşamın ardından aklımızda kalanlar madde madde şöyle:

  • Akşama Fakepakt‘ı kaçırarak başladık. Cumartesi trafiğini istediğiniz kadar inkar edin, kendisi gerçek. Bir dahakine artık.
  • Develerle Yaşıyorum‘u tekrar tekrar dinlemiş olsak da düne kadar Gaye Su Akyol’u canlı dinlememiştik. Performansı gayet güzeldi ama açık havada büyük sahneler kendisinin müziğinden maksimum keyif alabileceğiniz yerler değil. Kendi adıma Gaye Su Akyol‘u kapalı bir salonda, sadece kendisini dinlemeye gelmiş bir dinleyici grubuyla birlikte dinlemek için can atıyorum.

chlöehowl

  • Chlöe Howl bildiğimiz parçalarının yanı sıra henüz hazırlamakla meşgul olduğu çıkış albümünden şarkılarla sahnedeydi. Sahnede gayet hareketli ve eğlenceli (ve gerçekten harika gönürüyor). Sahnedeyken fena bir kalabalık toplamadı ama hayallerimizdeki performans için ilk albümünü yayınlamasını ve bütün şarkılarının kitleler tarafından ezberlenmesini beklememiz gerekecek gibi.
  • woodkidGecenin ve hatta muhtemelen önümüzdeki konser sezonunun tamamındaki bütün gecelerin en iyi performansı Woodkid‘indi. Zaten hemen herkes Woodkid’i bekliyordu ama en azılı hayranlarının bile dünkü performans karşısında birazcık afallamış olduğunu tahmin ediyorum. Keza, sonrasında herkesin gözlerinden “Şaka mı bu?” sorusu okunuyordu. Işığıyla görseliyle, performansıyla ve iletişimiyle Woodkid sahneyi ve kalabalığı avucunun içine aldı. Tam yeni bir dinin doğuşuna şahitlik ediyorduk ki konser bitti, hatta bu konserle birlikte turne de bitti ama tekrar geleceğim diyerek konseri sonlandırdı.
  • Kendi adıma konuşayım, Felix Da Housecat olmadan da yaşayabilirdim. Ne var ki, insanların hayatındaki büyük bir eksikliği doldurmuş olacak ki geceyi dans çemberleriyle kapattık. Anlamıyor ama takdir ediyorum.
  • Organizasyona gelince, ortam da kitle de çok güzeldi ama içeride hırsızlık problemleri olmuş diye duyduk. Çok sayıda insan gece sonunda evine telefonları olmadan dönmek zorunda kalmış. Onun dışında çadırlar merak uyandırıcı, aktiviteler keyifliydi. Photobooth’a girmeyenler partiye gelmemiş sayıldı; önündeki sırayı göze alamayanlar (ben) güne Instagram’a bakıp ağlayarak başladı.

Seneye de görüşür müyüz? E görüşürüz o zaman.

*Görseller: Merve Aktaş

SALON İKSV: 2014 GÜZ

Dün gece İKSV Salon’un açılış partisindeydik. Gördük ki Salon dersine iyi çalışmış. Yeni sezonda radarımıza takılmış yabancı isimleri ve beğenerek dinlediğimiz yerli isimleri burada canlı canlı izleyeceğiz.

Future Island (10 Ekim) : Seasons (Waitings On You) şarkısıyla bir üst seviyeye geçen Future Island’ı bu kadar samimi bir ortamda dinleme şansı bir daha olmayabilir.

Kiasmos (6 Aralık) : Ólafur Arnalds ve Janus Rasmussen’inin müziğin elektroniğine yolculuk yaptıkları birliktelik Kiasmos, ilk albümlerinin hemen sonrası buraya uğruyor.

Suuns (11 Ekim) : NME ve Pitchfork tarafından 2011’İn en iyi grubu seçilen Suuns, 2013’de yayınladıkları Images du Futur isimli albümleri ile dans pistlerinin aranan isimlerinden oldular. Progresif rock’a yakın duruşu bulunan grubu kanlı canlı görmeye az kaldı.

Balmorhea / Tom Adams (19-20 Kasım) : Minimum müzik, maksimum duygu felsefesiyle yaptıkları müzikleriyle bol alkış toplayan Balmorhea Salon’a konuk. Ön grup olarak da Tom Adams atanıyor.

East India Youth (13 Aralık) : Britanya’nı genç yeteneklerinden atfedilen William Doyle‘nin tek kişilik dev projesi ilk albümüyle büyük beğeni toplamıştı. Endüstriyel tonlara yakışan ve umut kaynağı sesiyle burada.

Submotion Orchestra (28-29 Kasım) : 7 kişilik büyük ekip Submotion Orchestra, elektronik ritimlerle cazı bir araya getirerek icra ettikleri müzikleriyle çoğumuzun kulaklarına takılmışken iki gün üst üste Salon’da sahne alacaklarını bilmek güzel bir haber.

Owen Pallet / The Away Days (19 Aralık) : Klasik gitar ritimlerine korkusuzca ekledikleri başka başka seslerle ve enstrümanla Domino Records’un dikkatini çeken ve bu sene içerisinde bir albüm yayınlayan Owen Pallet, Salon’a misafir. Öncesinde ise İstanbul’un çok sevilen çocukları The Away Days sahnede.

The Boxer Rebellion / Sapan (5 Kasım) : Hülyalı gitar tonları yanında hiç sevimli olma çabasına girmeyen davul ritimleri birleşim The Boxer Rebellion, Salon yolcusu. Öncesinde sevdiğimiz insanlar Sapan sahnede.

Marissa Nadler (16 Ekim) : Dream folk prensesi Marissa Nadler, her albümde adından söz ettirdi. Ödüller ve övgülere doymak bilmeyen Nadler, 16 Ekim’de Salon’u büyülemeye geliyor.

Gaye Su Akyol / Bubituzak (7 Kasım) : Develerle Yaşıyorum ile hemen her yerde olan Gaye Su Akyol, Salon sahnesini devralıyor. Öncesinde ise sahneni sahibi Bubituzak.

GoGo Penguin (5 Aralık) : İngiltere’nin genç caz ustaları, günümüz popuna da yaklaşan ritimleriyle Salon’da.

Emilie Simon (8 Kasım) : Utangaç ve sakin sesiyle tanıdığımız Emilie Simon, son albümünde çok farklı bir tarz ile karşımıza çıkmıştı. Salon İKSV konserinde sevenlerini hangi tarzıyla karşılayacak, merakla bekliyoruz.

Red Snapper (17 Ekim) : Garanti Caz Yeşili kapsamında Salon sahnesini ziyaret edecek olan grup Red Snapper, çeşitli janralardan beslendiği elektronik alt yapılı müziğini 17 Ekim’de İstanbul’da.

İncesaz (24-25 Ekim) : 97’den bu yana Türk Sanat Müziği’nin unutulmaz parçalarını çağdaş tınılarla yorumlayan; Türk Müziği’nin günümüzdeki temsilcisi haline gelen İncesaz, Salon İKSV’nin listesinde görmekten mutluluk duyduğumuz yerli gruplardan.