gogo penguin

RÖPORTAJ: GOGO PENGUIN

Piano, davul ve bas gitarla harikalar çıkaran insanlar, GoGo Penguin ile Babylon konseri öncesi kısa bir sohbet etme şansı bulduk. Grubun son albümü Man Made Object, gitarsız bir grup olmak ve tabi ki de Manchester üzerine tatlı bir muhabbet ortaya çıktı. Yeni bir albüm üzerine çalışıyor olmaları da bizden size bir sürpriz olsun.

Merhaba! Nasılsınız?

Çok iyiyiz, teşekkürler! An itibariyle SXSW için Austin’e giden bir uçuştayız. Güne biraz erken başladık dolayısıyla yorgunuz ama iyiyiz!

GoGo Penguin’in hikayesi nedir? Yeni takipçileriniz için bir kez daha GoGo Penguin’i nasıl bir araya getirdiğinizi anlatabilir misiniz?

Manchester’da çaldığımız gruplar aracılığıyla uzun yıllardır tanışıyoruz aslında birbirimizle. 4 yıl kadar önce bir araya gelip müzik yapmaya karar verdik ve hemen uyuştuk. Grubun gideceği yön konusunda hepimizin benzer bir fikri var gibi görünüyordu ama bir yandan da hepimizin farklılıkları, kişisel zevkleri ve fikirleri var. Bence GoGo Penguin’in olduğu şey olmasındaki en önemli etmenlerden biri bu.

Geçen yıl üçüncü albümünüz Man Made Object’i yayınladınız. Albüm süreci nasıldı?

Çok çalışma gerektirdi ve oldukça yorucuydu ama sonuçtan memnunuz. v2.0’daki çalışma şeklimizle bazı benzerlikler vardı ama genel olarak kendimizi ve müziğimizi zorlamaya ve yeni fikirler ve yazım yaklaşımları denemeye çalışıyoruz. Biraz uzak bir geçmiş gibi geliyor, o yüzden detayları hatırlamak zor.

GoGo Penguin şu an müziğe yeni bir grup olarak başlasaydı, bir şeyler daha farklı olur muydu?

Biz her zaman müzisyen olarak (hem bireysel anlamda, hem de grup olarak) kendimizi zorlamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla şu an yaptığımız gibi, o an yapmak istediğimiz müziği yapardık. Bizi ve müziğimizi şekillendiren çok fazla etmen olduğu için söylemesi zor tabii ki ama şimdiki gruba bakarsak eminim aynı şekilde yaklaşırdık; içgüdülerimizi dinler ve şu an yapmak istediğimiz müziği yapıyor olurduk.

Grup piyano, bas ve davuldan oluşuyor. Bir gitaristiniz yok. Bu grubu nasıl etkiliyor?

Piyano, bas ve davul kombinasyonuyla yapılabilecek o kadar çok kombinasyon var ki henüz başka bir enstrümanı dahil etme ihtiyacı hissetmedik. Bu kombinasyonla yapabileceğimiz daha çok şey var ve sürekli yeni şeyler deniyoruz dolayısıyla eminim başka enstrümanlar dahil etmeye de ihtiyaç duymadan önce keşfedebileceğimiz çok şey var.

Farklı müzik türlerinde etkileniyorsunuz dolayısıyla yakın zamanda GoGo Penguin’in neler dinlediğini duymak isteriz. Müzik dışında da nelerden etkileniyorsunuz?

Alabildiğimiz her yerden ilham alıyoruz. Edebiyat, tasarım, sinema, bilim, teknoloji, tinsel mevzular… Her yerde bir takım fikirler var; gözlerimizi ve kulaklarımızı açık tutmaya çalışıyoruz. Yeni bir fikrin nereden geleceğini asla bilemezsin. Son zamanlarda oldukça fazla müzik dinliyoruz. Tamamını listelemek zor ama birkaç örnek vermek gerekirse Lorn, Ital Tek, Tim Hecker, Jon Hopkins ve Nils Frahm.

Müziğinizi anlatırken Manchester’dan bahsetmeyi asla atlamıyorsunuz. Manchester sizi nasıl etkiliyor?

Hepimiz uzun süredir Manchester’da yaşıyoruz ve çevrenizin üzerinizde önemli bir etkisi olduğuna eminim; günlük modunuz, çevrenizdeki kültür, arkadaşlarınız ve diğer müzisyenler… Tabii ki Manchester’ın harika bir müzik tarihi var ama aynı zamanda bütün türlerin bir araya geldiği, müzisyenlerin tanıştığı, birlikte çalışıp fikirler paylaştığı harika bir de güncel müzik ortamı var. Her türden müzik yapabilme özgürlüğü her birimizin müzisyen olarak gelişiminde önemli bir rol oynadı.

İstanbul’da pek çok dinleyiciniz var ve pek çok konser verdiniz. Spotify’da İstanbul dinleyici sayısı bakımından 5. sırada. Burada bu kadar sıkı bir bağ kurmayı nasıl başardınız?

Dürüst olmak gerekirse emin değilim. İstanbul’da her zaman harika vakit geçirdik ve hep iyi karşılandık. Konserlerdeki ortam hep çok güzel ve burayı bizim için her zaman geri dönmek isteyeceğimiz bir yer kılıyor. Buradaki gazetecilerden inanılmaz bir destek aldık ve görünen o ki dinleyicilerimiz de müziğimizi yayma konusunda oldukça iyi bir iş çıkarıyor. Geri dönmek için can atıyoruz!

Yakın zamanda GoGo Penguin’den nasıl projeler beklemeliyiz?

Şu an yeni albümümüz üzerinde çalışıyoruz. Daha ilk zamanları ama şimdiye dek ortaya çıkan şeyler bizi heyecanlandırıyor. Bir yandan da Koyaanisqatsi isimli bir film için yaptığımız müziklerin performanslarını gerçekleştiriyoruz. Eminim ileride daha fazla şey olacak ama şimdilik bunlar bizi meşgul tutmaya yetiyor!

Bize zaman ayırdığınız için teşekkürler.

Rica ederiz! Biz teşekkür ederiz, yakında görüşmek üzere!

*Röportaja katkıları için Suat Akbulut’a teşekkür ederiz.

SALON İKSV: 2014 GÜZ

Dün gece İKSV Salon’un açılış partisindeydik. Gördük ki Salon dersine iyi çalışmış. Yeni sezonda radarımıza takılmış yabancı isimleri ve beğenerek dinlediğimiz yerli isimleri burada canlı canlı izleyeceğiz.

Future Island (10 Ekim) : Seasons (Waitings On You) şarkısıyla bir üst seviyeye geçen Future Island’ı bu kadar samimi bir ortamda dinleme şansı bir daha olmayabilir.

Kiasmos (6 Aralık) : Ólafur Arnalds ve Janus Rasmussen’inin müziğin elektroniğine yolculuk yaptıkları birliktelik Kiasmos, ilk albümlerinin hemen sonrası buraya uğruyor.

Suuns (11 Ekim) : NME ve Pitchfork tarafından 2011’İn en iyi grubu seçilen Suuns, 2013’de yayınladıkları Images du Futur isimli albümleri ile dans pistlerinin aranan isimlerinden oldular. Progresif rock’a yakın duruşu bulunan grubu kanlı canlı görmeye az kaldı.

Balmorhea / Tom Adams (19-20 Kasım) : Minimum müzik, maksimum duygu felsefesiyle yaptıkları müzikleriyle bol alkış toplayan Balmorhea Salon’a konuk. Ön grup olarak da Tom Adams atanıyor.

East India Youth (13 Aralık) : Britanya’nı genç yeteneklerinden atfedilen William Doyle‘nin tek kişilik dev projesi ilk albümüyle büyük beğeni toplamıştı. Endüstriyel tonlara yakışan ve umut kaynağı sesiyle burada.

Submotion Orchestra (28-29 Kasım) : 7 kişilik büyük ekip Submotion Orchestra, elektronik ritimlerle cazı bir araya getirerek icra ettikleri müzikleriyle çoğumuzun kulaklarına takılmışken iki gün üst üste Salon’da sahne alacaklarını bilmek güzel bir haber.

Owen Pallet / The Away Days (19 Aralık) : Klasik gitar ritimlerine korkusuzca ekledikleri başka başka seslerle ve enstrümanla Domino Records’un dikkatini çeken ve bu sene içerisinde bir albüm yayınlayan Owen Pallet, Salon’a misafir. Öncesinde ise İstanbul’un çok sevilen çocukları The Away Days sahnede.

The Boxer Rebellion / Sapan (5 Kasım) : Hülyalı gitar tonları yanında hiç sevimli olma çabasına girmeyen davul ritimleri birleşim The Boxer Rebellion, Salon yolcusu. Öncesinde sevdiğimiz insanlar Sapan sahnede.

Marissa Nadler (16 Ekim) : Dream folk prensesi Marissa Nadler, her albümde adından söz ettirdi. Ödüller ve övgülere doymak bilmeyen Nadler, 16 Ekim’de Salon’u büyülemeye geliyor.

Gaye Su Akyol / Bubituzak (7 Kasım) : Develerle Yaşıyorum ile hemen her yerde olan Gaye Su Akyol, Salon sahnesini devralıyor. Öncesinde ise sahneni sahibi Bubituzak.

GoGo Penguin (5 Aralık) : İngiltere’nin genç caz ustaları, günümüz popuna da yaklaşan ritimleriyle Salon’da.

Emilie Simon (8 Kasım) : Utangaç ve sakin sesiyle tanıdığımız Emilie Simon, son albümünde çok farklı bir tarz ile karşımıza çıkmıştı. Salon İKSV konserinde sevenlerini hangi tarzıyla karşılayacak, merakla bekliyoruz.

Red Snapper (17 Ekim) : Garanti Caz Yeşili kapsamında Salon sahnesini ziyaret edecek olan grup Red Snapper, çeşitli janralardan beslendiği elektronik alt yapılı müziğini 17 Ekim’de İstanbul’da.

İncesaz (24-25 Ekim) : 97’den bu yana Türk Sanat Müziği’nin unutulmaz parçalarını çağdaş tınılarla yorumlayan; Türk Müziği’nin günümüzdeki temsilcisi haline gelen İncesaz, Salon İKSV’nin listesinde görmekten mutluluk duyduğumuz yerli gruplardan.