goon

2015: GÖLGEDE KALAN ALBÜMLER

Yılın son günlerine doğru hızla yol alırken, etrafımız  “2015’in en iyileri” listesi ile doldu taştı. Hatta hepimiz sonradan pişman olmayalım, aman güzel bir albümü kaçırmayalım derken hepsini tükettik bile. Listelerimiz Tame Impala, Courtney Barnett, Kendrick Lamar ile doldu taştı. Ancak 2015′ te dinlediğimiz albümler o kadar da az değil tabii ki. Sadece bazıları listelerde çok az görüldü ya da sadece… görülemedi. İşte biz de Avaz olarak gözünüzden kaçmış olması muhtemel, dinlemeden yeni yıla girmeyin dediğimiz albümleri sizler için sıraladık.

Laura Marling- Short Movie

Bu kadar kısa bir sürede, kariyerine 5 tane birbirinden güzel albüm sığdırmış olması Laura Marling‘ e özgü bir şey. İtiraf edelim, önceki albümleri ile kıyasladığınızda Short Movie, oldukça sönük kalıyor. Ancak elektro gitarı benimserken Laura Marling, bir yandan da köklerine bağlı kalmayı gayet güzel başarmış. Üstelik albümün Director’s Cut‘ taki şarkı versiyonları daha da bir güzel, dinlemeden geçmeyin.

Alela Diane & Ryan Francesconi- Cold Moon

Alela Diane, About Farewell ile hepimizi ağlatalı daha çok olmadı aslında. Arayı pek açmak istememiş olsa ki gitarist Ryan Francesconi ile bu sene güzel mi güzel bir albüm kaydetti, ağlatmaya devam etti. Alela’ nın şiirsel, melankolik şarkı sözleri ile gitarda Francesconi, pek bir yakışmış, pek bir güzel olmuş.

Tobias Jesso Jr.- Goon

Tobias Jesso Jr., bu sene indie aleminin Adele‘ i, Haim kardeşlerin biricik can yoldaşı oldu. Her ne kadar senelerce bas gitar çalmış olsa da Kanadalı müzisyen, piyanoda harikalar yaratıyor. Ayrıca hemen belirtelim, kendisi Adele’ in son albümü “25” teki bir şarkıyı da Adele ile bizzat yazma şerefine erişmiş durumda.

TORRES- Sprinter

2015′ in ilk yarısı listeleri yayınlandığında sık gördüğümüz, ikinci yarısında ise yeni albümlerin hezimetine uğramış bir albüm Sprinter. NYC sahnesinin son dönem isimlerinden TORRES, ilk albüme göre daha özgüvenli, daha şairane ve kesinlikle çok daha cesur. Albüm bittiğinde üzerinizde küçük bir PJ Harvey etkisi kalabilir, söyleyelim.

Jessica Pratt- On Your Own Love Again

Jessica Pratt‘ in ikinci albümü “On Your Own Love Again” i dinlediğinizde, senelerdir tanıdığınız bir arkadaşınızın hiç beklemediğiniz o gizli kalmış düşüncelerine ve duygularına sonunda tanıklık ediyormuş hissine kapılıyorsunuz. Pratt’ in melodileri ve gitarı oldukça narin. Sıcak çikolatanızı alıp bu kış gününde 2015 anılarınızı beraberinde hatırlamak isteyebileceğiniz bir albüm.

My Morning Jacket- Waterfall

Eskiler bilir. My Morning Jacket, 90’ların sonunda oluşmuş, kendilerine özgü ciddi bir hayran kitlesi olan bir grup. 7. stüdyo albümleri ile 4 seneden sonra bir dönüş yaptılar, bizi mutlu ettiler. Waterfall albümü pek ses getirmedi ama yine de bir Grammy adaylığı kaptı. Kim bilir, belki de Grammy’ i eve götüren, bu sene My Morning Jacket olur.

Beach House- Thank Your Lucky Stars

Depression Cherry ile o kadar meşguldük ki galiba Thank Your Lucky Stars‘ ı unuttuk. Ancak hemen belirtelim, albümde Depression Cherry’ den çok daha fazlası var. Thank Your Lucky Stars, kesinlikle daha duygulu, daha narin ve daha yoğun bir albüm.

The Soft Moon- Deeper 

The Soft Moon -gerçek adıyla Luis Vasquez-, bu sene Salon’ un açılış ismi, bizim röportaj konuklarımızdan biri olmasının yanı sıra bir de güzel bir albüm yayınladı. Vasquez’ in müziği her kulak için değil. Ancak müziğin içinde kaybolmayı ve hatta yok olmayı sevenlerdenseniz kaçırmak istemeyeceğiniz bir albüm Deeper.

Archy Marshall- A New Place 2 Drown

Bir zamanlar King Krule olarak bildiğimiz Archy Marshall, bu yeni albümde yeni bir persona ile karşımıza çıkıyor. Elektrodan hip hopa birçok müzik tarzını birarada bulabileceğiniz bir çalışma olmuş A New Place 2 Drown. 2015′ in son güzel sürprizlerinden biri.

Lower Dens- Escape From Evil

2015′ in ilk yarısında gördüğümüz, sonra ortadan kaybolan bir başka albüm daha. Lower Dens, Escape From Evil ile ciddi bir hayran kitlesi edinip kendine kocaman bir yer açtı. To Die in LA ve Sucker’s Shangri- La senenin en güzel şarkıları arasında yer aldı. Jana Hunter‘ a sıkı sıkı sarılıp, hiç bırakmamak istedik. Bir an önce buralarda da görsek de hayaller gerçek olsa.

Julien Baker- Sprained Ankle

Julien Baker, oldukça yeni bir isim. Henüz daha 20 yaşında ve Sprained Ankle daha ilk albümü. Ancak Baker’ ın albümü, beklenenin aksine oldukça yoğun ve ağır. Senenin en iyi çıkış albümlerinden biri olmasının yanı sıra, sevgili Julien’ ın kariyeri için de oldukça umut vaadediyor.

The Staves- If I Was

İngiliz kardeşler, folk aleminin yeni Haim‘ i olma yolunda hızla ilerliyor. Çok seveceğinizi düşündüğümüz ( ya da umduğumuz) If I Was, çok zengin bir albüm. Bon Iver‘ den Justin Vernon‘ ın producer olarak yer aldığı kayıtlar ile kardeşler, Florence& The Machine‘ in açılış grubu olarak yer aldı bile. Kendilerini daha çok duyacağız gibi.

Thundercat- The Beyond/ Where The Giants Roam

Kendrick Lamar, 2015 listelerinde birinci sırayı kapmış olabilir. Ancak biz de albümün önde gelen isimlerinden, yakın zamanda bu topraklara da uğramış olan sevgili Stephen Bruner‘ i unutmadık tabii ki. Yakın bir dostunu kaybettikten sonra kaydettiği kayıtlar ile Bruner, gönüllere hafifçe dokunup geçiyor.

Lady Lamb- After

Bu sene Tanışın’ a da konuk ettiğimiz Aly Spaltro ile halen tanışmadı iseniz işte size ikinci bir fırsat. Özgün şarkı sözleri ve kendine has tarzı ile New York sahnesinde kendine özel bir yer edinmenin yanı sıra Lady Lamb, gönüllerimizi de fethetti. 2. albümü After, çok ses getirmese de biz hayranları mutlu etmek için yetti de arttı bile.

HAFTANIN ALBÜMLERİ: GOON & ECLIPSE & STRANGERS TO OURSELVES

Sanırız ki müzik açısından yılın en dopdolu haftasını yaşamaktayız. Kendrick Lamar‘ın muhteşemler ötesi, belki de yılın en iyi albümü olan To Pimp A Butterfly‘ın stream haberini vermiştik ve bu ara albümü çılgınlar gibi dinlemekteyiz. Marina & The Diamonds‘ın haftalar öncesinden sızan ve yine oldukça başarılı bulduğumuz 3. albümü FROOT‘un incelemesini de yaptık. Bu hafta merakla yolarını gözlediğimiz 3 albüm daha yayınlandı. Hepsini dinleyip sindirmeye nasıl vakit bulacağız bilemiyoruz.

Bunlardan ilki, Tobias Jesso Jr.‘ın ilk albümü Goon. Yayınladığı birkaç demoyla dikkati çeken ve How Could You Babe ile yavaş yavaş adını duyurmaya başlayan Tobias Jesso Jr.‘ın albümü, piyano temelli balladlardan oluşuyor. Albümde Patrick Carney, Ariel Rechtshaid ve Danielle Haim‘in de katkıları var. Biz tamamını dinleyebilmiş değiliz ama oldukça güzel bir albüme benziyor kendisi.

Twin Shadow‘un yeni albümü Eclipse‘e de bu hafta kavuştuk. Kendisinin dev bir müzik şirketinden (Warner Bros.) çıkan ilk albümü olan Eclipse, bunun neticesinde ilk dinlemede çok daha pop ve çok daha “büyük” şarkılara sahip gibi geldi bize. Kritik notlarıyla biraz korkutan albümü dinledikçe seveceğiz gibi geliyor. Albüm öncesinde yayınlanan şarkıları oldukça sevmiştik çünkü.

8 yıl aradan sonra yayınlanan Strangers to Ourselves de Mart ayının ağır toplarından. Albümün neredeyse yarısını önceden yayınlayan Modest Mouse, merakımızı üst seviyede tutmuştu. Albüm kusursuz değil fakat biz oldukça beğendik. Büyük hayranlarını belki tatmin etmeyecektir fakat 8 sene aradan sonra yeni bir Modest Mouse albümü dinlemek iyi hissettiriyor insana.