grimes

SALI PAZARI: 04.12.2018

Bütün hafta dinlediklerimizi yine ayrı ayrı Salı Pazarı’nda toparladık bir de Spotify listesi yaptık. Buyurun:

CEMRE’NİN TEZGAHI

Interpol – Rest My Chemistry

Avrupa turneniz umarım gerçekten bu kadar kısa sürmemiştir.

Interpol – If You Really Love Nothing

Geçen günkü “Kristen Stewart Galata’da” krizinden sonra bunu da paylaşmasam olmazdı.

NoMBe – Eden

Albümden en az üzerinde durduğum şarkı iken bu hafta bağımlısı oldum. Bir Türkçe pop şarkısını hatırlatıyor ama ne olduğunu bulamıyorum bir türlü, bir fikri olan bana ulaşsın çok acil.

Audioslave – Like A Stone

Ara sıra aklıma Chris Cornell düşüyor ve mahvoluyorum, huzur içinde.

Blood Orange – Orlando

Yıl sonu geliyor ve senenin en iyi albümlerini toparladığımız listeler için çok heyecanlanıyorum. Hiç düşünmeden koyacağım bir şarkı da bu:

EGE’NİN TEZGAHI

Miya – Hold Me Close

Bir arkadaş tavsiyesiyle tanıştığım Miya’yı sizlerle de buluşturayım dedim. Ayça Z. Aydın ve Murat Matthew Erdem’in projesi bu ve yepyeni EP’leri Hold Me Close’da pop içgüdülerinin kuvvetini ortaya koydukları, tertemiz elektronik altyapılarla ve güçlü bir kadın vokalle süslü, fazlasıyla modern ve evrensel 3 electro-pop şarkısı var ve üçü de birbirinden güzel. Kendileri aslında uzun yıllardır müzik yapıyormuş ve seveni de çokmuş, yeni keşfetmek benim ayıbım belki de. (Back to the Sound’a da sevgiler!)

Viva La Luna – Kaos V Kosmos

Benim için haftanın bir diğer keşfi, İstanbullu genç prodüktör Ferhat Devrim Ataç’ın projesi Viva La Luna oldu. Kendisi o kadar iyi müzik yapıyor ki Soundcloud’taki dinlenme sayılarını görünce bunun düpedüz haksızlık olduğunu düşündüm ve genç bir müzik yazarı olarak görev bilincimle laptop’ımın karşısında aldım soluğu. (lol) Sentetik + Organik EP’sinde lo-fi temeli üzerinde katman katman ilerleyen, emek emek örülmüş, sentetik ile organiğin buluştuğu ve downtempo ve house egemen olmak üzere pek çok türden beslenen şarkılar var. Sonlarına doğru gayet pürüzsüzce bambaşka bir şarkıya dönüşen Kaos V Kosmos’un sıcaklığına özellikle hayran kaldım. Hemen dinlemeniz lazım.

Gesaffelstein – Reset

Tamam beklentilerim yüksekti ama, bu da sanki düpedüz hayal kırıklığı yahu.

Grimes – We Appreciate Power

Bir başka hayal kırıklığı diyecektim ama bugün kendimi bu şarkıyı loop’a almış halde buldum. Bu yeni fütüristik nu-metal estetiği fazlasıyla hoşuma gitti aslında ve Grimes bunun ipuçlarını uzun zamandır veriyordu. Sanırım şarkıyla ilgili en büyük sorunum, Grimes’ın ilk defa bir şarkıyı bu kadar nakaratı üzerine kurgulamış olması. Albüm bağlamında şarkı da daha çok anlam ifade edecektir diye düşünüyorum ve bir yandan “acaba bu albüm, Grimes’ın MAYA’sı (Bkz: M.I.A.’in dinleyici ve kritikleri tümden ikiye bölen albümü) mı olacak?” diye düşünmeden edemiyorum.

HANDE’NİN TEZGAHI

Sharon Van Etten – Jupiter 4

Geldi gönlümün efendisi. Sharon’ın en iyi yaptığı şey aşk şarkıları yazmak, çıtayı tekrardan yükseltiyor.

Blood Orange – Charcoal Baby

Geç keşfetmeme rağmen senenin en iyi işlerinden biri olduğunu düşündüğüm albüm.

Arctic Monkeys – One Point Perspective

Her ne kadar çok çabalasam da yeni albümü sevemiyorum ama bu şarkıdan da vazgeçemiyorum. Albüme tekrar tekrar dönmek için bir tuzak olabilir mi?

HONNE – I Might

Tam Mix Festival’de canlı kanlı dinlemek istediğim isim. Buradan yetkililere sesleniyorum, pişman olmazsınız.

Nadine Shah – Place Like This

“Kim bu Nadine Shah?” diyerek koca bir seneyi bitirip sürekli erteledim. Zorlu’ya gelecek(ti) olmasının şerefine diskografisine daldığım bir müzisyen oldu kendisi. Severek takip ediyoruz artık.

AHMET’İN TEZGAHI

Mark Ronson – Nothing Breaks Like a Heart ft. Miley Cyrus

Miley Cyrus sesini sevmiyorum sanıyordum ama sadece doğru şarkıda duymamışım. Mark Ronson’un ağlatırken dans ettirecek diğer şarkılarını da merakla bekliyorum.

Mezdeke – Ya El Yelil

Ağlatırken dans ettiren şarkılar demişken. Geçtiğimiz hafta en az 16 kez dinlemişim.

DJ Snake – Taki Taki ft. Selena Gomez, Ozuna, Cardi B

Hiçbir şarkıyı dinlerken utanmam diye düşünüyordum. Ta ki Taki Taki’ye kadarmış. Bu hafta da aydınlanma haftası mı belli değil.

Röyksopp – What Else Is There (Trentemoller Remix)

Davutpaşa yolunda Trentemoller ile kopmak herkese nasip olmaz.

Angèle feat. Roméo Elvis – Tout Oublier

Derseniz ki bu hafta hiç mi Avaz’lık bir şey dinlemedin. Dinledim ama Fransızça. Bu isme dikkat edin. Hatta çıkardığı yeni albüm Brol’ü de bir dinleyin.

Tüm şarkıları dinleyebileceğiniz listeye de hemen buradan ulaşabilirsiniz:

 

(OFF THE RECORD): VOL. LXIV

1. Geçtiğimiz hafta Azealia Banks, Elon Musk‘ın evinde olduğuna ve işbirliği yaptıkları şarkıyı tamamlamak üzere Grimes‘ı beklediğine dair bir InstaStory attı ve olaylar gelişti. Azealia’nın açıklamalarına şu flood’dan ulaşabilirsiniz:

Bu küçük sinir dışavurumunun üzerine bugün Elon Musk “Evet, evimden çıkan birini gördüm ama emin değilim Azealia Banks’ti herhalde” minvalinde bir açıklama yaptı. Evinin, içinde birkaç ayrı malikane barındıran bir saray olduğunu tahmin ettiğimiz için karşılaşmamaları çok anlaşılır bir durum.

Grimes ise hala sessizliğini koruyor fakat Musk ve Banks’i instagramda takipten çıkarmış durumda. Bu olay nereye bağlanacak gelecek günlerde göreceğiz.


2. Parks & Rec ile birlikte iyice hayranı olduğumuz Aubrey Plaza ve Flight of the Conchords‘un yarısı Jemaine Clement’in buluştuğu film “An Evening With Beverly Luff Linn“in fragmanını izlediniz mi?

3. Eddie Vedder seven romantik rock’çılar buralarda mı? Bu sene büyük festivallerde ismini gördüğümüz ve her performansını yeni bir cover’la renklendiren Pearl Jam dün Chicago’daydı, bu kez de David Bowie coverladı. Buyurun:

4. High Fidelity, About a Boy gibi filmlerin uyarlandığı hikayelerin yazarı Nick Hornby‘nin bir hikayesi daha sinemaya uyarlanıyor: Juliet, Naked. Ethan Hawke‘u başrolde göreceğimiz filmin bu hafta yayınlanan soundtrack’i harika görünüyor:

5. Winona Ryder’ın Entertainment Weekly‘ye yaptığı son açıklamaya göre, oyuncu Dracula’daki partneri Keanu Reeves’le -filmdeki nikah sahnesinde gerçek bir rahibin oynamış olmasından ötürü- gerçekten evlenmiş olabileceklerini iddia ediyor. Bizce ikili gerçekten çok yakışırdı:

6. Lady Gaga‘nın çıkış albümü The Fame bugün 10 yaşına girdi. Zaman ne kadar hızlı geçiyor diye düşünmemeye çalışarak 10 yıldır etkileyiciği hiç azalmayan albümü baştan sona dinliyoruz:

Bir de story‘de size bir sorumuz var!

Photo Credit: Ariana Grande – God Is A Woman

YENİ VİDEO: GRIMES – KILL V. MAIM

Geçtiğimiz senenin en güzel albümlerinden birini yayınlayıp, hepimizi zevkten dört köşe eden sevgili Claire’den, yani Grimes‘dan yeni video geldi. Kardeşi Mac ile yönettiği yeni video, Grimes’ ın önceki işleri gibi oldukça ilginç ve bol maceralı. Claire Boucher distopyasının sokaklarında gezindiğimiz video, önceki single/video Fresh Without Blood/Life in the Vivid Dream gibi bol kanlı; ancak daha bir karanlık sanki. Sanatıyla her alanda sınırları zorlayıp, her defasında şaşırtan Grimes, oldukça başarılı bir işe imza atmış. Kendisine sevgilerimizi gönderip, videoyu sizler için aşağıya bırakıyoruz.

#TBT: GRIMES

Herkes gibi bizim de Art Angels‘tan başka bir şey dinle(ye)meyip delicesine Grimes konuştuğumuz şu günlerde Claire Boucher‘ın geçmiş günlerini yad etmek artık farz olmuştu. Venus Fly‘ı loop’a almayı bırakıp 4 sene öncesine dönüyor ve bize ilk bakışta (ya da dinleyişte) aşkı yaşatan Vanessa ile “perşembeyi geriye fırlatıyoruz”:

İNCELEME: GRIMES – ART ANGELS

Beklenti, insan paradigmasının en kritik özelliklerinden birisidir. Çünkü beklemediğiniz anda yaşadıklarınızın etkisi yaşamayı beklediklerinizden duyduğunuz hazzı her daim aşacaktır. Hedeflerimiz, ideallerimiz hatta günlük rutinimizin bizi memnun edip etmediği bile tamamen beklentilerimiz ölçüsünde değerlendirilir. Bu sebepten ötüdür ki çok fazla şeye ulaşabildiğimiz ve karşılaşabileceğimiz her şeye açık olmamızın beklendiği günümüzde, insanın beklentilerinin karşılanması oldukça zor bir olay haline geldi. Ki, açık olmak gerekirse memnun olmamak da beğenmeye göre hayli kolay bir eylem. Fıtratından gelen tüm bu zorluklara rağmen bir şey eğer beklenildiği kapasiteye bir oranda cevap verebiliyorsa burada başarı söz konusudur.

Böylesine derin bir konudan senenin en değişik albümüne geçmek de ilginç olacak açıkçası. Durum şöyle, Grimes 31 Ocak 2012’de Visions’ı yayınladığı günden itibaren hepimizi öyle bir beklenti içerisine soktu ki açıkçası kulağımıza başka bir nota daha girmesine gerek yok, nasıl olsa Grimes’ın bir sonraki eseri bu yüzyıl için müziği kapatacak moduna girmiştik. Tabi bunda yerli – yabancı basının, bekleyişimizin neredeyse 4 yıl sürmesi ve arada Grimes’ın tamamen kaydettiği albümü “çok depresif” olduğu gerekçesiyle silip en baştan başlaması gibi etkenler de var. Ancak, yayınladığı iki güzel single’ın (“Go” ve “Realiti”) ardından elimizde 14 adet Grimes şarkısı olmasından inanılmaz büyük bir mutluluk duyuyorum. Şüphesiz ki, Visions’la birlikte kendisi de elde ettiği ün ve takdirin karşısında bir afallamıştır ama Kanadalı sanatçının yükselen beklentileri karşılamak konusunda başarısız olduğunu söylemek imkansız olur.

Albümü incelemeye başlayacağımız şu noktadan önce gerekli birkaç bilgi aktaralım. Öncelikle, her ne kadar kendisine popüler kültürde önemli bir yer edinmiş olsa da Grimes da müziği de değişik. İkinci olarak, “Art Angels“ın önceki tüm yaptıklarına karşılık bu albümde ilk defa tamamen “Garage Band” formatından ayrılıp gerçek enstrümanlar eşliğinde çağa uygun pop müzik yapma kıstası ile hazırlanmış bir albüm olduğunu akıldan çıkarmamak lazım. Bu nedenle daha önce Grimes dinlemiş herkesin başına gelen “Ama bu hiç Oblivion gibi değil!?” sorunsalını en azından albümü bir iki tur döndürdükten sonraya bırakmak en iyisi. Son olarak, Grimes kendisinden belki bu albümde pop müziğin gelecek 25 yılını belirlemesi beklense de karakterindeki ve müziğindeki absürtlük sebebiyle pop müzik denilen şeye tam benzemeyen şarkılar yapacağı kesin bir müzisyen kardeşimiz. O yüzden ilk iki maddemizi hatırlıyor ve benimsiyoruz.

Orucumuzu kısa ama epik mi epik “laughing and not being normal” ile açıyoruz. Gerilim müziği ritimlerinin ardından opera vokalleri ve piyano giriyor ama kendisine yakışır şekilde ünlü olmanın getirdikleri ve götürdükleri temalı mısralarımız Pokemon referansıyla bitiyor. Girizgahımızı takip eden “California”da Grimes, Pitchfork ve türevlerine neşeli bir nefret mektubu okuyor adeta. Açıkçası, Visions değerlendirmesine yüksek not vermesine rağmen Pitchfork Grimes’ın özellikle kadın indie müzik hayranlarına hitap ettiğini ve kazanmaya hazır olmadığını belirtmişti. Umarım bu şarkıyla birlikte ağızlarının paylarını alırlar. Bu şarkıyı takriben gelen “SCREAM” ile artık Grimes dünyasına kocaman bir hoş geldin diyoruz. Kendi tabiriyle albümdeki en karanlık şarkı ancak Mandarin bilmediğimiz için bunu sözlerden anlamamız zor. Neyse ki Tayvanlı rapçi Aristophanes’in sözleri arasında Grimes, şarkının adının hakkını vererek, bağırıyor ve bizi biraz olsun korkutuyor. Bu şarkı ayrıca Grimes’ın adeta prodüktörlük şarkısı olması açısından da önem taşımakta.

Sırada ise albümün çıkışından birkaç gün önce tanış olma şansına eriştiğimiz “Flesh Without Blood” var. Şarkının yayınlanmasının ardından Twitter’dan bu şarkının bir ayrılık şarkısı olmadığını ve artık aşk üzerine yazmadığını bizlere bildirmişti Grimes. Şarkı ise kendisinin çok takdir ettiği yakın bir arkadaşının kendisini hayal kırıklığına uğratması şeklinde tabir ediliyor. Ancak şarkının ritmi zaten eski albümlerin gitarla çalınmış versiyonu gibi olduğundan “Acaba bu şarkıda Grimes bize ne demeye çalışıyor?” diye düşünmeye vaktimiz olmadan salınıp dans ediyoruz. “Belly of the Beat” ise bence albümün ruhunu çok iyi yansıtan şahane bir şarkı. Müzik yoluyla acıdan, depresyondan kaçışın elektronik bir bando ritmi üzerine dizaynı gibi olan şarkı üç buçuk dakikada ulaştırması gereken her şeyi ulaştırıyor. Bir önceki şarkı albümü ne kadar isabetli özetliyorsa sıradaki “Kill v Maim” de Grimes’ın bir tablosunu çiziyor adeta. John Locke ve Laws of Nature kuramı soslu, protagonistini The Godfather Part 2’de Al Pacino’nun oynadığı Michael Corleone karakterinden ilhamla alıp ancak onu cinsiyet değiştirip uzayda seyahat eden bir vampir olarak tasarlayan (Burası gerçekten sallama değil, tamamen Grimes’ın kendi beyanatı.) ve resmen stadyumlarda bağıra çağıra söylenesi bir şarkı. Grimes’ın da albümdeki favori şarkısı olduğunu belirttiği “Kill v Maim”, soğuk ve tembel kış günlerinde hareket kazandırmasını istediğimiz playlistlerdeki yerini hazır etmiş gibi duruyor. Devamında gelen “Artangels” biraz Michaels Jackson – Black or White gitarını andıran şekilde başlayıp Grimes’ın çok sevdiği Montreal şehrine bir ağıt niteliğinde.

Easily” ise kendisinin de açıkçası benim de albümde en az beğendiğim şarkı. Bollywood esintileri eşliğinde başarısına kanca atmak isteyen insanlara el hareketi misali bir üç dakika olarak özetleyebileceğimiz şarkı fikirde oldukça güzel ancak uygulamada müthiş başarılı olamıyor maalesef. Bir sonraki şarkı “Pin” ise yine kötü sonlanmış bir arkadaşlık adına. Bu şarkıda da Shakespeare’in Bir Yaz Gecesi Rüyası’ndaki serseri karakter Puck ile eski arkadaşı arasında bir benzerlik kurmuş Grimes. Hızlandırılmış ve elektronik bir Taylor Swift şarkısı gibi hissettiren bir şarkı olmuş, beğenip beğenmemek tabi ki bize kalmış. “Realiti” ise fazla depresif olduğu için hiç edilen o meşhur albüme ait bir şarkı. Zaten, “Art Angels”ın plak versiyonunda bu şarkı bulunmuyor. Grimes ise bu durumu şarkının önceki evresine ait olduğu ve albüme tamamen hayranlarına teşekkür amaçlı koyduğu şeklinde açıklıyor. Depresif, peri vokalli elektronik müziğin üstadından en iyi yaptığı tarzda kötü eser beklemek saçmayken, bu şarkıyı beğenmemiş olmam imkansız olsa gerek. Ancak, gerçekten albümün aurasına ve temasına uyuşmazlığını kabul etmek de gerekiyor. Grimes’ın ikinci albümü “Halfaxa”da bulunan şarkının ikinci kısmı olan “World Princess Part II” ise biraz kargaşa içinde kalmış ve beş şarkıya yetecek materyali şarkıda boğulmuş. Sırada ise albümün enfeslerinden Janelle Monae destekli “Venus Fly” var. Beyoncé’nin manifestosu “Run the World” biraz korkak ama dehşet yetenekli iki genç kadın tarafından yazılmış da bu şarkı hayata gelmiş hissiyatı uyandırdı bende. Grimes’dan beklenmeyecek kadar gaz ve marşımsı bir eser olmuş, çok da güzel olmuş.

Life in the Vivid Dream” de “Flesh Without Blood” ile aynı videoda bulunan ve Grimes’ın elinden ne kadar ballad çıkabilirse o kadar ballad bir şarkı. Doğal ve toplumsal krizlerin son bulması dileğini yüreklerimizde hissettiriyor. Albümün kapanışını “Butterfly” ile yapıyoruz. Verdiği bir röportajda Grimes, bu şarkının Amazon’da ağaçlar kesilirken çevrede uçan bir kelebek hakkında olduğu bilgisini aktarmıştı bizlere. Yeni tarzıyla Grimes’ı bizlere çok güzel bir şekilde sunan şarkıda aynı zamanda “I will never be your dream girl.” diyerek müzik tarzı ve kullanılan enstrümanlar biraz değişse de o hafif garip ve korkunç yetenekli Claire Boucher’ın hep burada olduğunu giderayak hatırlatıyor.

Sadede gelecek olursak, önce az sayıda olan negatiflikleri bir içimizden atalım. Bu albümden eğer “Artangels”-“World Princess Part II” kısmı atılsaydı büyük ihtimalle aşılması çok zor bir başyapıt ile karşılaşacaktık. Bu “Realiti” ve “Pin” ile biraz artan seviyedeki 5 şarkılık sekme bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken eserin geri kalanına maalesef biraz gölge düşürmüş. Ama geri kalanı sadece harikulade, şahane, mükemmel olmakla kalmıyor; sadece Grimes’ın ellerinden çıkabilecek eserler olduğunu bizlere sürekli anımsatıyor. Özellikle ikisi de iki dakikanın altında olan epikler “laughing and not being normal” ve “Life in the Vivid Dream” kulakta bıraktığı eşsiz şok, “Venus Fly” ve “Kill v Maim”deki alternatif pop marşı havası ve direk Grimes adlı perinin elinden oluşmuş o belirttiğim aralık dışındaki tüm şarkılar gerek albümün gerek de Grimes’ın üzerinde oluşmuş beklentileri karşılamayı başarıyor. Ha, müziğin tanımını değiştirecek 14 şarkı mı? Hayır değil. Ancak, Grimes bir sonraki albümünü çıkarana kadar bu eşi benzeri olmayan deneyimi yaşamanın tek yolu da “Art Angels” dinlemek olacak.

YENİ ŞARKI: GRIMES- SCREAM FT. ARISTOPHANES

Daha yeni şarkı ve albüm haberini verdiğimiz Grimes, bizi mutlu etmeye devam ediyor. Yeni yayınladığı Scream adlı şarkıda tatlı kızımız Claire’ e, Tayvanlı rapçi Aristophanes eşlik ediyor. Ancak önceden belirtmekte fayda var: Şarkı adından da anlaşılacağı üzere gerçekten çığlık içermekte. Sonradan uyarmadı demeyin.

Kendi tarzından ödün vermeden her defasında güzel işler ortaya çıkaran ve fazlasıyla tatmin eden Grimes, yeni albümü Art Angels‘ ı 6 Kasım‘ da piyasaya sürecek. Bu konuda sabırsısız.

Albümün tracklisti ise şu şekilde:

01 “Laughing And Not Being Normal”
02 “California”
03 “SCREAM” (Feat. Aristophanes)
04 “Flesh Without Blood”
05 “Belly Of The Beat”
06 “Kill V. Maim”
07 “Artangels”
08 “Easily”
09 “Pin”
10 “REALiTi”
11 “World Princess Part II”
12 “Venus Fly” (Feat. Janelle Monáe)
13 “Life In The Vivid Dream”
14 “Butterfly”

En taze videosunu da koymadan geçmeyelim.

 

YENİ VİDEO: GRIMES – FLESH WITHOUT BLOOD/LIFE IN THE VIVID DREAM

Yılın sonuna yaklaştığımız bu dönemlerde Grimes, geçtiğimiz hafta yeni albümünün adını ve kapak çalışmasını bizimle paylaşmıştı. Art Angels isimli bu albümde “gerçek enstrümanlar” kullandığını ve her şarkının birbirinden farklı olduğunu söyleyen Claire Boucher, yine kendi tarzında ve iki ayrı bölümden oluşan bir kliple gönüllerimizi fethetti. Art Angels’tan Flesh Without Blood şarkısıyla albümün en kısa şarkısı olan Life in the Vivid Dream şarkılarını birleştirerek hazırladığı videoda farklı kostüm ve kişiliklerde karşımıza çıkan Grimes, yine kendi klibini kendi hazırlayarak tüm hünerlerini sergilemiş.

Küçük not: Albümde bir de tanıdığımız, bildiğimiz, albüm hediyemiz REALiTi’nin 5 dakikalık, tamamlanmış versiyonu olacak.

6 Kasım’da çıkacak Art Angels’ın şarkı listesi ise şöyle;

01 “Laughing And Not Being Normal”
02 “California”
03 “SCREAM” (Feat. Aristophanes)
04 “Flesh Without Blood”
05 “Belly Of The Beat”
06 “Kill V. Maim”
07 “Artangels”
08 “Easily”
09 “Pin”
10 “REALiTi”
11 “World Princess Part II”
12 “Venus Fly” (Feat. Janelle Monáe)
13 “Life In The Vivid Dream”
14 “Butterfly”

YENİ VİDEO: GRIMES – REALiTi

Geçtiğimiz sene çıkardığı Blood Diamonds işbirlikli Go‘dan sonra müzikal olarak izleyeceği yolu pek kestiremediğimiz ve yeni albümünü sabırsızlıkla beklediğimiz indie prensesimiz Grimes, bol Uzakdoğulu ve bol geyşalı REALiTi adlı şarkıya çektiği videoyu yayınladı. YouTube’da videonun bilgi kısmına da şunu not düşmüş:

“Şarkı albümde olmayacağı için bunu *bilimum Uzakdoğu şehirlerinde* konserlerime gelip bana destek olan insanlara özel bir teşekkür olarak yayınlıyorum.

Bu şarkı hiçbir zaman bitmedi. 2013’ün başlarında kaydettiğim “kayıp albüm”den. Mix ve master edilmedi. mp3’ü dinlenebilir bir biçimde tedavi etmeye çalıştım ama en baştan kötü bir kayıttı. O yüzden şarkı biraz facia.”

Bizce pek de öyle değil, aksine oldukça beğendik. Grimes‘ın Go yönünde değil de Visions albümü yönünde devam etmesi de bizi oldukça mutlu etti.