john lennon

ASTROSOUNDS: 15.10.2018

Astrosounds nedir? Burcunun haftalık seyrinin müzikle süslenmiş hali. Müzik dinlemek için başka bir yol, yeni bir opsiyon, en temizinden yepyeni bir bahane. Her adımından önce yıldızları kontrol edenlere birbirinden nostaljik şarkılarla, afiyetle.

KOÇ

Belki de artık bir şeylerin “gitmesine” izin verme vaktidir, sevgili Koç. Pazartesi günü Venüs gezegeninin gerilemesi ve Merkür’ün duygularını yöneten o hassas alana girmesi bir kriz yaratabilir sende. Her ne kadar birazcık karmadan öğreneceklerin canını yakacak olsa da her işte bir hayır vardır değil mi?

BOĞA

Merkür ve Venüs’ün Akrep’te buluşacak olması Boğalar’ın işine çok yarayacak. Çok romantik bir karşılaşma seni bekliyor. Eğer hayatında yeni birileri varsa bu da aynı zamanda işlerin sizin için yürüyüp yürümediğini görmenizi sağlayacak.

İKİZLER

Yoga matını kap, bağcıklarını bağla ya da sadece kaskını kapıp bisikletine koş. Gezegenler öyle bir hizada ki kendini iyi hissetmen ve uzun zamandır ertelediğin şu kendine çekidüzen verip biraz dinlenme seansını artık yapabilirsin. Bu tarz aktiviteler sana çok iyi gelecek.

YENGEÇ

İstediklerine kavuşma vakti, sevgili Yengeç. Kendine bir bütçe yap ve kendini birazcık şımart. Uzun zamandır istediğin o kazağı al ya da şu aklındaki ayakkabıyı en azından bir dene. Ancak harcamalarını da abartma bu sırada.

ASLAN

Son zamanlarda evin senin sığınma alanının olmuştu belki de. Eğer beraber yaşadığın biri varsa ve onunla biraz zor zamanlar geçiriyorsan pazartesi gününden itibaren sarılıp anlaşma ve ateşkes ilan etme zamanı.

BAŞAK

Sosyal ilişkilerini güçlendirme zamanı sence de gelmedi mi? Arkadaşların, komşuların, iş arkadaşların ile biraz ilgilenme ve onlarla muhabbet etme zamanı. Hiç ummadığın kapılar açılabilir.

TERAZİ

Patronun her daim peşinde olabilir; yine de içindeki ses biraz daha yatakta kalıp rahatlamanı söylüyor. İşlerin biraz yoğunlaştığı bir döneme giriyorsun. Ancak kendine dikkat etmeyi ve hakkettiğin ilgiyi kendine göstermeyi unutma.

AKREP

Bırak aşk kazansın, Akrep! Aslında daha çok hayatın seni yönlendirdiği, huzurlu ama aynı zamanda yaratıcı çözümlerin kapını çalacağı bir haftaya giriyorsun. Biraz akışına bırakmaya ne dersin?

YAY

İşlerin daha da yoğunlaşamayacağını mı düşünüyordun yoksa? Hayat sürprizlerle dolu. Birazcık rahatlama ama sorumlulukları da elden bırakmama zamanı. Senin eline bakan işlerde üzerine birazcık yük binebilir. Derin bir nefes al ve aşağıdaki şarkıyı dinle:

OĞLAK

Önce kapını sonra da zihnini biraz aç, sevgili Oğlak! Bu hafta yeni sosyal başlangıçlar seni bekliyor. Yeni bir proje kapsamında bir sosyal gruba katılman için davet alabilirsin ya da eski arkadaşların bir anda çıkabilir. Ya da ikisi de! Karşına çıkan fırsatların tadını çıkar.

KOVA

Her ne kadar yarışçı kişiliğin ilk bakışta ortaya çıkmıyor olsa da bu hafta birazcık renk verebilirsin çevrene. Başarı kazanmak ve yaptığın işte öne çıkmak için biraz abartabilirsin. Etrafında neler olup bittiğini gözlemlemeyi unutma. Bu hafta kontrollü davranma zamanı!

BALIK

Bir yere mi gidiyorsun yoksa? Bir dakika, sevgili Balık. Planlarında küçük bir kaçamak olabilir. Yurtdışı ya da şehirde yeni keşfedeceğin bir yer bile olabilir. Her ne kadar ufak bir seyahat dahi olsa geçirdiğin zaman kendini yenileyip işleri yoluna koymana yardımcı olacak.

 

İNCELEME: LANA DEL REY – LUST FOR LIFE

Lana Del Rey, yeni ismiyle ve personasıyla kariyerinde temiz bir sayfa açtığından beri her gündeme gelişinde Lizzy Grant isminin anılması artık biraz gereksiz, o yüzden kendisinin nasıl Miss America yapıldığının hikayesini atlayabiliriz.

Love‘ı ilk dinleyişimle gelen şaşkınlığa ek olarak, hemen ardından albümle ilgili ayrıntılar yayımlandığında Born to Die, Paradise, Ultraviolence, Honeymoon gibi albümlerin kaynağından böyle kocaman bir gülümsemeli albüm kapağına yakışacak bir iş çıkabileceğine asla inanmamıştım. Kendisi hep aynı noktada olduğunu düşündüğü için bir değişikliğe gitmek istediğini söylüyor röportajlarında. Nitekim sonunda vardığı yer her zamankinden çok farklı değil, önceki albümlerinde de hissettirdiği o geçmişe özlemin getirdiği hüznü yine aynı sinematiklikle anlatıyor.

Aynı zamanda ilk single olan Love ile albüme yumuşak bir başlangıç yapıyoruz, Lana Del Rey’in şu ana kadar yaptığı en iyi şarkılardan biri olabilir diye düşünüyorum. Şarkı “sanki daha umut dolu bir albüm olacak” düşüncelerini de beraberinde getirirken, bir yandan da Lana’nın baygın ve mahmur sesini sıkıcı bulanların en baştan eleneceği bir şarkı oluyor.

Ardından Lust for Life’ı dinliyoruz. The Weeknd’in Stargirl Interlude’unu dinlemeye doyamamış biri olarak bu şarkı beni çok heyecanlandırmıştı ama beklediğimi pek bulamadım açıkçası. Biraz daha fazla The Weeknd ve Max Martin’e ait elementler hissetmeyi isterdim. Ama göze hitap eden bir klip ve radio-friendly bir parça çıkarmayı başarmışlar, amaçları da buydu sanırım.

Bir sonraki parça 13 Beaches da albüm kapağından yola çıkarak o hiç beklemediğimiz Lana Del Rey hüznü çöküyor içimize. Şarkının sözlerine gelecek olursak “It hurts to love you/But I still love you” gibi dümdüz bir nakarat biraz Lana Del Rey standardında basit kaçıyor. Henüz anlamak için erken ama yeterince takdir edilmeyen bir şarkı olacak gibi hissediyorum.

Cherry de yine Lana Del Rey personasının favori ilişki biçimi kendine zarar veren bir ilişkiden bahsediyor. Sözleriyle tam ayarında bir dozda hüzün ve hızlı yükselen nakaratının yanında tizleşen vokalleriyle aynı miktarda heyecan da veren bir şarkı dinliyoruz. 13 Beaches ve Cherry keşke albümde daha farklı bir konumda yer alsaymış, The Weeknd ve ASAP Rocky işbirliklerinin arasında hak ettikleri ilgiyi göremeyecekler gibi görünüyor.

Groupie Love ve Summer Bummer’da ASAP Rocky ve Playboi Carti’yi dinlerken sadece “Aralara birkaç rap verse’ü serpiştirelim” demişler gibi hissediliyor, The Weeknd için de olduğu gibi, ikisi de şarkıda varlıklarını hissettirecek kadar etkin  değiller.

Lirikal anlamda alıştığımız sitemkar, kalbi kırık Lana’yla albümün ortasında buluşuyoruz; “Sobbin’ in my cup of coffee/Because I fell for another loser” diyor In My Feelings’de, hangimiz yapmadık ki. “I’m feeling all my fucking feelings” istesek de istemesek de.

Eskileri özlemeyi, geçmişe özenmeyi hep gereksiz buluyorum o yüzden single olarak çıktığından beri Coachella – Woodstock In My Mind’a bir türlü ısınamadım. Aynı şekilde Tomorrow Never Came de beni sarmadı bir türlü, Sean Ono Lennon’un daha önce farklı farklı projelerini dinledik ama hiçbirinde babasının böyle bir replikası olmaya çalıştığını hissetmemiştik, albümün arasından neredeyse John Lennon’la karşılaşmış olmak biraz tuhaf hissettirdi doğrusu.

God Bless America – And All The Beautiful Women In It’de nakaratta duyduğumuz silah sesleri ve When The World Was At War We Kept Dancing’de “Is it the end of an era?/Is it the end of America?” diye sorgulayarak güncel sıkıntılara da değinmeden geçmiyor.

Change, Lana’nın sesini ön plana çıkaran sade bir piyano baladı, albümden çok sık duyacağımız bir parça olacağını sanmıyorum. Get Free ile albüm noktalanıyor, acaba sıkıntı bende mi emin olamıyorum ama ben bu şarkıyı dinlerken Radiohead – Creep’i duyuyorum sadece.

Albüm genel anlamda kötü demek adil olmaz fakat kesinlikle sıkıntılı birçok noktası olduğunu kabul etmek gerekiyor bence. Son zamanlarda uzun pop albümleri yapmak çok popüler olsa da bu Lana Del Rey için geçerli olmamalıydı. Uzun olduğu halde tekdüze olmasın diye konuklarla farklı renkler katmaya çalışmışlar, ama ASAP Rocky ve (Sean Ono Lennon diyemiyorum) John Lennon’ı bir araya getirmek, bunu sağlamak gerçekten doğru bir yol mu diye düşündürüyor. Çok fazla piyasaya oynayıp radio-friendly şarkılar yapma çabaları olduğunu hissetmemiş olmak albümün iyi yanı sanırım. Son olarak, Lust For Life da Lana Del Rey’in kariyerine pek de şaşırtmayan ve yön değiştirmiş gibi hissettirmeyen bir basamak olarak yerini alırken çok gerçekçi bir düşünce olmasa da albümü dinledikten sonra aklımdaki tek şey “canlı dinlemek güzel olurdu” oldu.

COVER: LADY GAGA – IMAGINE (JOHN LENNON)

Gelmiş geçmiş en iyi şarkılardan biri olan Imagine, sözlerinin üzerine sayfalar yazılacak bir şarkı. Şarkı, Bakü’de gerçekleşen 2015 Avrupa Olimpiyat Oyunları’nda Lady Gaga tarafından piyano eşliğinde söylenince bambaşka alemlere götürüyor bizi. En yükseklerden baslara inmekte hiç de zorlanmadığını bir kez daha gösteren Lady Gaga‘nın performansını izlerken tüyleriniz diken diken olacak, bir kez daha iyi ki böyle bir sanatçı var diyeceksiniz.

Teşekkürler John Lennon, teşekkürler Lady Gaga.

LENNON MI? MCCARTNEY Mİ?

Tüm müzikseverlerin, özellikle de Beatles fanlarının yıllardır, hatta on yıllardır tartışığı soruya Kanadalı yönetmen ve yapımcı Matt Schichter el attı. Son 10 yılda yapılmış röportajlardan tam 550 müzisyen ve oyuncunun bu soruya verdiği cevabı derleyen Schichter, ortaya yarım saati aşan, arşivlik bir belgesel çıkarmış. Harrison, Starr ve hatta Hendrix bile diyenlerin olduğu belgeselde Justin Bieber‘dan tutun da Arctic Monkeys‘e ve Garbage‘a kadar herkes var. Buyurun: