konser

SALON İKSV: 2018

Geçtiğimiz sezon bizi konsere doyuran Salon İKSV, 2018’de de ajandalarımızı tıka basa doldurmaya geliyor. Daha önce açıklanan Wild Beasts ve King Gizzard & The Lizard Wizard gibi isimlerin yanı sıra bugün King Krule, Khruangbin ve Angel Olsen da dahil pek çok yeni ismi duyurdu Salon. Evet, King Krule! Önümüzdeki aylarda bizi hangi isimler bekliyor, en çok ilgimizi çekenleri bir derledik. Biletlerin 12 Aralık’ta satışa çıkacağını da söylemiş olalım. (daha&helliip;)

XXF – VERY VERY FRENCH: 2017

Sene sonu Babylon‘a Fransız rüzgarıyla geldi. Artık geleneğe dönmeye başlayan Fransız Kültür Merkezi‘nin Babylon işbirliği ile düzenlediği XXF – Very Very French Festival ile yine Fransa’nın müziğinin nabzını tutuyoruz. Bu sene kimler geliyor şöyle bir bakalım.

Amadou & Mariam (23 Kasım)

Afro-Beat’e ilgi duyanlar için kaçırılmaz bir konser ayağınıza geliyor. Usta ikili yakın zamanda çıkardıkları albüm La Confusion‘ın turnesi dahilinde 23 Kasım’da Babylon’dalar.

Kartell (24 Kasım)

Fransızlara +5 DJ’lik yeteneğini kim verdiyse ülkeden çıkan herkes yetenekli DJ. Buyrun Kartell‘e kulak kesilin.

Cézaire (24 Kasım)

Kartell ile aynı gece Babylon sahnesi paylaşacak başka bir DJde Cézaire olacak.

Erik Truffaz (25 Kasım)

Biz onu seviyoruz, o da bizi. Erik Truffaz bir kez daha İstanbul semalarında.

Vincent Peirani & Emile Parisien (30 Kasım)

Akordeon ve saksafon sesini sevenler için yaratılmış ikili 30 Kasım’da Babylon’da. “Nasıl bir performans beklemeliyiz?”in cevabı aşağıdaki videoda.

Amine Edge & Dance (2 Aralık)

Elektronik müziğin daha genç sayılacak dallarından biri olan G-House‘un önemli isimlerinden birini, Amine Edge & Dance’ı buralarda görmek büyük mutluluk. Babylon koca bir dans pisti olmaya tekrardan hazır.

Aquaserge (6 Aralık)

Fransız saykodeliği de bir başka oluyor. Grubun üyeleri Tame Impala, Melody’s Echo Chamber gibi grupların birer parçaları olsa da hiçbir filtreden geçirmedikleri şarkılarını Aquaserge ile bizlerle paylaşıyorlar.

Juniore (6 Aralık)

Yetenekli vokali ve Retro kafasıyla parlayan Anna Jean önderliğindeki indie pop grubu Juniore, bu seneki XXF keşfimiz olabilir. Merakla 6 Aralık’ı bekliyoruz.

BİR HARİTA: EZHEL’İN KONSER VERDİĞİ ŞEHİRLER

Ezhel‘in Facebook sayfasını takip ediyorsanız siz de fark etmişsinizdir iki günde bir konser verdiğini ve bu konserlerin de İstanbul-Ankara ikilisinin dışında şehirlerde olduğunu. Bizim de aklımıza gittiği şehirleri Türkiye haritasına döksek nasıl bir tablo ile karşılaşırız fikri düştü. Müthiş prodüksiyon yapamadık ama sade bir görselle bu fikrimizi size sunuyoruz.

Sarı renkler Ezhel’in konser verdiği şehirleri temsil ederken, yeşil renkler yakın gelecekte planlanan konserlerin şehirlerini temsil etmektedir.

*Harita Ezhel’in Facebook sayfasındaki bilgilerle hazırlanmıştır.

Gayet kapsayıcı bir haritaya sahip olsa da bir gün her yeri sarı yapması dileğimizle.

RÖPORTAJ: WASHED OUT

Ta ilk EP’si Life of Leisure çıktığından beri yakın takibimizde olan ve yolunu gözlediğimiz “chillwave kralı” Washed Out, sonunda İstanbul’da! Ernest Greene, yeni albümü Mister Mellow‘u takiben çıktığı Get Lost turnesi kapsamında 26 ve 27 Kasım‘da Salon İKSV‘de olacak, bizi bambaşka boyutlara ışınlayıp bir süreliğine de olsa dış dünyadan koparacak. Sezonun en merakla beklediğimiz konser(ler)i öncesi kendisiyle konuşma fırsatı yakaladık. (daha&helliip;)

GELİYOR: CAMEL

Buralara gelmeleri için kaç kampanya düzenlendi biz unuttuk ama bugün Zorlu Performans Sanatları Merkezi‘nden müjdeli haber geldi. 23 Mayıs‘ta Camel‘ı canlı canlı izleyecek olmak bizi heyecanlandırdı. Rajaz’ı da şöyle bırakalım da güzel anılar canlansın.

RÖPORTAJ: BATHS

4 yaşında müzik derslerine, 10’lu yaşlarında da kendi müziğini kaydetmeye başlayan Will Wiesenfeld, “genç yetenek” sıfatını sonuna dek hak edenlerden. Kendisi alternatif elektronik pop projesi Baths adı altında çok katmanlı işler yapıyor, elektronik pop’a eklediği tuş ve su sesleriyle kendi özgün tınısını yaratıyor ve yaptığı müzik başka hiçbir şeye benzemiyor. (daha&helliip;)

FREE FRIDAY THE 2ND (KRCHMT)

İnternette gördüğümüz her şey bizim midir? Yahut bir şeyi internette yayınlıyorsak o bizim olmaktan çıkar mı? Şimdilik sadece soruyorum. Belki ileride cevaplarını beraber buluruz.

Neyse ben bildiğim konuya geri döneyim. Şu müzik konusunun içinde olduğu kadar karşı olmanın “havalı” zannedildiği bir başka konu görmedim. Bakın alternatif olma demiyorum karşı olmaktan bahsediyorum. Tabi bir de bilmeden, dinlemeden işkembeden sallama durumu var ki o bütün hayatımızda zuhur ettiği için özellikle müzik konusunda olanı istisna tutamıyorum. Bu büyük yanılgının da ayyuka verdiği yer, Coldplay karşıtlığı. Coldplay’a karşı olmanın “havalı” olduğunu düşünüp karşı olanlar diye bir topluluk var mesela. En bilindik örnek diye sundum sonra yok sen bu kadar yaygarayı Coldplay övmek için mi kopardın demeyin. Konuşulmuyor diye bunu böyle zannetmeyin. Siz gençler ve kendini genç hissedenler, siz de bu büyük yanılgıya düşmeyin.

Coldplay dinleyeyim de gevşeyeyim. Gevşeyemedim. Konser dans etmeye müsaitse o konserde dans edilir arkadaş. Dans etmeyi insanlara fazla gören Karşı’lara da buradan selam.

Play Tuşu’nun atarlı yazılarını yakından takip ediyorum. Ve bütün sorunlarımızın ülkemizde tam anlaşılmadığına inandığım özgürlük kavramından ortaya çıktığına kanaat getirdim. He tabi siz böyle bir kanaat getirmemekte de özgürsünüz.(?)

Neyse, konuyu Arctic Monkeys’e bağlıyorum. Arctic Monkeys kadar yaşına uygun müzikler yapan başka bir grup görmedim. 1986 doğumlu Alex Turner ile yakın bir yaşta olduğum için beraber büyüdük diyebilirim. Tabi o Sheffield‘ta büyürken ben Kocaeli‘de büyüdüm. Bunları niye anlattım. Şimdilerde yeni bir albüm dedikodusu dönüyor ve bu albümün tam bir otuzlu yaşlar albümü olacağını öngörüyorum ve büyük bir heyecanla bekliyorum. Bizi hiç bırakma Arctic Monkeys emi?

Balkan ritimleriyle nasıl doğru şarkı yapılır? Örnek;

Balkan ritimleriyle nasıl yanlış şarkı yapılır? Örnek;

Arada kulağınızı sıfırlayın ki güzel şarkıların değerini daha bir anlayın. Sağlıcakla kalın.

TOP 10: THE DRUMS

Brooklyn’in incilerinden, 2017’de bile The Smiths ruhunu yaşatmayı başaran nadir isimlerden The Drums‘ı canlı kanlı görmemize çok az kaldı. 9 Eylül‘de Babylon Soundgarden kapsamında ilk defa Türkiye’de sahne alacak olan Jonny Pierce, önceleri 3 grup arkadaşıyla beraber The Drums’ı bir grup projesi olarak ilerletiyordu. Her yeni albümde kan kaybederek solo bir çalışma hâline gelmiş olsa bile The Drums yeni albümleri Abysmal Thoughts ile bu senenin en güzel işlerinden birini çıkardı. Yeni albüm ve konser niyetiyle biz de diskografideki dört albümü altüst ettik, sizler için en iyi 10 The Drums şarkısını listeledik.

10. Let Me ( Encylopedia, 2014)

Jonny Pierce’in “garip albümümüz” dediği Encylopedia’nın bir türlü keşfedilememiş incilerinden!

9. Mirror (Abysmal Thoughts, 2017)

Yeni albümün açılış şarkısı, varoluş sancılarınızın yeni marşı.

8. I Need Fun in My Life (The Drums, 2010)

“The less you own the more freedom you have/The less you own the more freedom you have/So I went home and threw it all away.”

7. U.S National Park ( Encylopedia, 2014)

Ağzınıza dolanabilir, şimdiden uyaralım!

6. Heart Basel (Abysmal Thoughts, 2017)

Yeni albümün ve kariyerinin en başarılı kayıtlarından…

5. What You Were (Portamento, 2011)

Son turnesinde listeye yeniden getirdiği kayıtlardan. İstanbul konserinde duymayı en çok beklediklerimizden…

4. Best Friend (The Drums, 2010)

Let’s Go Surfing’ e aldanmayın! The Drums’ı “The Drums” bu şarkı yapmıştır.

3. Head of the Horse (Abysmal Thoughts, 2017)

Yeni single kayıtlarından biri. İnsanı yakalayan melodisi ile son albümün en iyisi.

2. Money (Portamento, 2011)

“But I don’t have any money/No, I don’t have any money.

1.Book of Revelation (Portamento, 2011)

Hepiniz Let’s Go Surfing bekliyordunuz, biliyoruz. Ancak Jonny Pierce’in hayatında dönüm noktası olan bir şarkı Book of Revelation. Dürüst şarkı sözleri, harika melodisi ve içtenliği ile diskografisinde yer almış en iyi şarkı. İnanmıyorsanız, şöyle buyurun:

 

RÖPORTAJ: WAX TAILOR

Duymayanlar için müjdemizi verelim: Wax Tailor Babylon Soundgarden kapsamında bir daha Türkiye’ye geliyor. Konsept uzunçalar kavramını bize yeniden seven, son albümü By Any Beats Necessary ile bir kere daha gönüllerimize taht kuran müzisyenle konser öncesi biraz lafladık. Fransız prodüktörün ilhamlarını, iş birliklerini ve tabii ki yaklaşan konseri hakkındaki detayları merak edenleri şöyle alalım:

Merhaba! Hayat nasıl gidiyor? Önümüzdeki ay yeniden Türkiye’de olacağın için heyecanlı mısın?

Hayat güzel gidiyor. Efsane bir turneden çıktım ve evet, sonunda yeniden Türkiye’de olacağım için fazlasıyla heyecanlıyım.

Fransız kültürü genellikle yumuşak romantik tınılarla eşleştirilmekte. 6 ay Paris’te yaşama fırsatı buldum ve gözlemlerime göre orada da fazlasıyla geniş bir hip-hop ve rap sahnesi var. Şu anda daha çok American tınılarından etkileniyor olsan da kariyerinin başında Fransız müzik sahnesi müziğine nasıl bir etki bırakmıştı? Özellikle müzisyen olmak için sana ilham veren özel bir an var mıydı?

Müzikal açıdan ilhamımı genellikle Birleşik Devletler’den ve İngiltere’den alıyorum. 60’ların pop é psyche rock’ı ile büyüdüm, ve bir de 50’lerin jazz müziği ile. 80’lerin ortasında henüz daha çok gençken hip-hop’ı keşfettim ve bu durum hayatımda büyük bir etki bıraktı. Bu dönemde beni etkileyen birçok müzisyen vardı. Ancak Public Enemy’den Chuck D büyük ihtimalle üzerimde en çok etki bırakanıydı. Bir de Prince Paul var tabii ki ki kendisi benim için dünya üzerindeki en iyi prodüktördü.

“Herkesin kendi betimlemelerini yaratabileceği şekilde hayal güçlerinin özgür olmasını istiyorum.”

Son uzunçaların By Any Beats Necessary’deki iş birliklerinde yeni isimler görüyoruz. Albüme katkı yapacak sanatçıları nasıl seçiyorsun? Sence güzel bir iş birliği için en önemli faktör nedir?

Bir film için oyuncuları seçmek gibi. Öncellikle iyi bir senaryoya ihtiyacınız var. Sonrasında rolleri ve o rolleri canlandırabilecek kişileri hayal ediyorsunuz. Çoğu zaman kayıtlar ortaya çıktıktan sonraki ikinci aşamada fikirlerim ortaya çıkıyor. Yine de değişebilen bir durum. Ünlü bir sanatçı ya da tanınmayan biri olması umurumda olmuyor. Hatta hiç tanınmayan bir sanatçıyla çalışmaktan gurur duyuyorum çünkü bir hazineyi ortaya çıkarmak gibi oluyor:)

Kayıtlarında filmlerden sample’lar duymaya alışığız. Aynı zamanda koyu bir sinefil olduğunu da biliyoruz. Peki, kullandığın filmleri ve diyalogları nasıl seçiyorsun? Filmleri seyrederken mi ilham alıyorsun yoksa sadece kafanda eskilere doğru gidip kayıt aşamasında uygun sample’ı buluyorsun?

Müzik konusunda bahsettiğin süreçte işliyor çoğu zaman. Yani kafamın içinde eskilere doğru gidiyorum ya da yeni bir şey keşfedip onu direk kullanabiliyorum. Film diyalogları konusunda düzenli olmanız gerekiyor. Bu yüzden ben de diyalogları biriktiriyorum. Ancak bunu gittikçe daha da az yapıyorum çünkü hard drive’ım tonlarca diyalogla doldu. Altıncı his gibi. Bir filmi izlediğimde düşünmeme bile gerek kalmıyor çoğu zaman.

Bildiğimiz üzere hikayelere aşırı ilgilisin ve diskografinde çoktan bir konsept albüm var. İleride albümlerinden birini bir filme dönüştürmeyi düşünür müydün? Albümlerinden bir tanesini görsel bir şölene dönüştürme fikri ilgini çekiyor mu?

Emin değilim. Müziğin çağrışım yapabilme gücünü seviyorum. Tıpkı bir kitap gibi…Bence canlı bir performans ya da müzik videosu için görseller yaratmak daha çok tercih edebileceğim bir seçenek. Herkesin kendi betimlemelerini yaratabileceği şekilde hayal güçlerinin özgür olmasını istiyorum.

“İnsanların müziğinizle herhangi bir şekilde buluşup bağ kurduğunu görmek harika.”

Yaptığın müzik tarzından seni etkileyen yeni isimler var mı? Yeni isimleri takip etme fırsatı bulabiliyor musun?

Pek sayılmaz, kibirli gözükmek istemem ama geçmişte de durum aynıydı. İlk albümümü yayımladığımda insanlar Dj Shadow’a referans gösteriyordu. Ona ve ilk iki albümüne + Unkle albümüne saygım sonsuz ama yine de benim için ilham sayılmazlardı. Çünkü biz ikimiz de aynı kuşaktanız. RJD2’ya kendimi daha yakın hissediyorum çünkü ilk albümü benim için gelmiş geçmiş en güzel müzikti. Yine de ilhamlarımın çoğunlukla soul, blues, funk, jazz, OST, Psych rock tarzlarından geldiğini söyleyebilirim. Diğer birçok prodüktör gibi bu iş çoğunlukla kendi materyalini yaratmak ya da diğer olası ilhamları bir adım öteye götürmek. Oh, bu arada ilham almamak etkilenmemek demek değil. Danger Mouse, Adrian Younge, Badbadnotgood, Anderson Paak& birçok diğer sanatçının koyu hayranıyımdır.

Belgeselin In Wax We Trust’da plak dükkanı sahiplerine bir soru soruyorsun. Biz de sana aynı soruyu sormak isteriz: Plak senin için ne ifade ediyor?

Müzikle özel bir bağ, mp3 ya da streaming servislerinden daha içten bir şey. Bir plağın ambalajını sıyırıp, kapağını açıp içindeki notları okumayı seviyorum. Uzun bir süre sahip olduğunuzda bir geçmişinin olması, tıpkı benim gibi, ve bir hikayesinin olması. Bir diğer kendi müziğimle ile ilgili söyleyebileceğim şey yeni albümün ilk plak kopyasını eline alıp “İşte, yaptım!” demek.

Muhabbetimizin sonuna gelirken, daha önce de Türkiye’de performanslarda bulundun. Şu ana kadarki deneyimin nasıldı? Babylon Soundgarden’da yaklaşan konserin için beklentilerimiz ne yönde olmalı?

İstanbul’daki ilk konserimi hatırlıyorum. Dürüst olmak gerekirse varlığından haberdar bile olmadığım birçok insanın yaptığım işlerle bu kadar ilgilendiğini görmek şaşırtıcıydı. Popüler medyadan ya da büyük pazarlama planlarından uzak bağımsız bir sanatçı olduğunuzda insanların müziğinizle herhangi bir şekilde buluşup bağ kurduğunu görmek harika. Sık sık Türkiye’deki hayranlarımdan mesajlar alıyorum ya da onlarla konuşuyorum. Bence benim yaptığım müzikle ilgili dinleyicilerde sağlam bir altyapı var. Bu performans ise benim bu turnedeki son konserim olacak. Grubum bana eşlik edecek konserde. Farklı bir enerji yakalamak için bu konser için bir davulcu ile beraber performans sergileyeceğim. Aynı zamanda bir gitarist, çello sanatçısı- ki kendisi bazı şarkılarda gitar da çalıyor- da bizimle sahnede olacak. Günün sonunda değişik bir rock enerjisi sağlayacağımızı söyleyebilirim. Tabii bir de birkaç görsel efekt var ama onları merak edenlerin gelip görmesi gerekecek:)

Zamanın için teşekkürler. Seni önümüzdeki ay canlı izlemek için sabırsızlanıyoruz. O zamana kadar kendine iyi bak!

Teşekkürler! Ben de sabırsızlanıyorum.

GELİYOR: NICOLAS JAAR

Daha önce de topraklarımıza defalarca uğrayan Nicolas Jaar yeniden Türkiye’de! İlk uzunçaları Space is Only Noise‘u 2011’de yayımlayan elektro-dahi geçen seneki albümü Sirens ile gönüllerimizi fethetmişti. 3 Ekim‘de Zorlu PSM sahnesinde kendisini yeniden kanlı canlı izleyeceğimiz için seviniyor ve aşağıya akşamınıza eşlik etmesi için en sevdiğimiz Nicolas Jaar şarkılarından birini bırakıyoruz.

Biletler Biletix ‘de!

TEMMUZ TAKVİMİ: AÇIKHAVA

Haziranın boğucu havasını, durağanlığını ve klima altında hayata tutunma çabalarımızı geride bırakıp koşarak açıkhavaya çıkıyor ve festivallerle dolu Temmuz ayına giriyoruz. İyi eğlenceler!

1 Temmuz

Babylon Bomonti // Radyo Eksen Partisi
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
kargART // Byzantion Show Series #31: Ragana (US) / SBSM (US) / Tampon (TR) & AudIOcity Copy
bomontiada avlu // Ülkü Aybala Sunat

2 Temmuz

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Peyote Cennet Bahçesi // SO Duo / Volkan İncüvez
Kafes // Kafes: Monolink (live)

4 Temmuz

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Avusturya Kültür Ofisi // İstanbul Caz Festivali Açılış Konseri: Fatih Erkoç / DELADAP

5 Temmuz

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Peyote Cennet Bahçesi // Sarp Maden 4tet
arkaoda // Ülfet Eker
Fransız Sarayı Bahçesi // “Terramondo” Jacky Terrasson & Stephane Belmondo / Can Çankaya & Kağan Yıldız
Salon İKSV // Korhan Futaci ve Kara Orkestra // Rain Lab İdil Meşe & Da Poet
bomontiada avlu // Açık Havada Başka Sinema: Captain Fantastic

7 Temmuz

KüçükÇiftlik Park // Smash the House – Dimitri Vegas & Like Mike
Sanat Performance Açıkhava Sahnesi // Mirkelam
Arkaoda // Shangri La – Işıl Kılkış
Kafes // Isolate: Mano Le Tough, Baikal, The Drifter
Mentha // Armen Miran (LA)
kargART // Tantana Label Night (The Ringo Jets)
Beykoz Kundura // JUNUN featuring Shye Ben Tzur and the Rajasthan Express – Miles Mosley

8 Temmuz

Salon İKSV // “Caz Matine” Yürüyen Merdiven Feat. Tolga Bilgin & Kristian Lind / Geeva
Peyote Cennet Bahçesi // Büyük Ev Ablukada – Fırtınayt
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Arkaoda // DJ Hırs – DJ Turbo
Kafes // Kafes: D-Nox & SwitchBox
bomontiada avlu // Ediz Hafızoğlu ‘Nazdrave’
Babylon Bomonti // Nusaibin – Midnight Sessions
Zorlu PSM Ana Tiyatro // Flamenko yıldızlarıyla Paco de Lucia Anısına: Carles Benavent, Jorge Pardo, Levent Yüksel

9 Temmuz

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
kargART // Yüzyüzeyken Konuşuruz (canlıkarga Sezon Kapanış Konseri)
Kafes // Katermukke Showcase: Dirty Doering, Marcus Meinhardt, Miyagi
Peyote Cennet Bahçesi // Cennet Sundate: The Micronaut

10 Temmuz

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Sultan Park – Swissotel the Bosphorus // Christian McBride’s New Jawn / Kandace Springs

11 Temmuz

Zorlu PSM Ana Tiyatro // Joshua Redman, Christian Mcbride, Kandace Springs ve TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası

12 Temmuz

Arkaoda // Status: Dansta – Betül Çevik
UNIQ Açıkhava Sahnesi // “Havana Gecesi” Roberto Fonseca Abuc / Dayme Arocena
bomontiada avlu // Açık Havada Başka Sinema: My Life as a Zucchini

13 Temmuz

Zorlu PSM Drama Sahnesi // Mehmet Ali Sanlıkol & Whatsnext? Featuring Tiger Okoshi
Zorlu PSM Drama Sahnesi // Nik Bärtsch’s Ronin
Mentha // Hey! Douglas

14 Temmuz

Zorlu PSM – Drama Sahnesi // Antonio Sanchez & Migration
Zorlu PSM – Drama Sahnesi // Kerem Görsev Quartet
Arkaoda // Ögem Yılmaz
Kafes // Kafes: Adana Twins
Babylon Bomonti // Oldies But Goldies – Midnight Sessions

15 Temmuz

KadıköySahne // Deniz Tekin
Arkaoda // Natural Energy – Barış Açıkgöz & Ozan Maral
bomontiada avlu // Deniz Taşar

17 Temmuz

The Grand Tarabya Panorama Terrace // Fatoumata Diawara & Hindi Zahra

18 Temmuz

The Marmara Esma Sultan Yalısı // Dee Dee Bridgewater “Memphis”
Arkaoda // Velvet Underground ve Nico Saygı Gecesi – Zoltan Robotny
Salon İKSV // Donny Mccaslin “Beyond Now”

19 Temmuz

Beykoz Kundura // Bokanté / Bill Laurance
bomontiada avlu // Açık Havada Başka Sinema: The Beatles – Eight Days a Week

20 Temmuz

Sakıp Sabancı Müzesi // Isfar Sarabskı Ve Konuk Sanatçı İzzet Kızıl // Basel Rajoub’s Sorıana Featurıng Sırojıddın Juraev

21 Temmuz

Arkaoda // Twins Behind the Decks – Umut & Murat Kahya
Suma Beach // Big Burn İstanbul

22 Temmuz

Suma Beach // Big Burn İstanbul
Arkaoda // Haring (live) (BE) & Doğukan Ires (DJ Set)
IF Performance Hall Beşiktaş // Deniz Tekin
bomontiada avlu // The Away Days

23 Temmuz

Suma Beach // Big Burn İstanbul

24 Temmuz

ENKA Eşref Denizhan Açıkhava Tiyatrosu // Fazıl Say Resitali

26 Temmuz

Blumen Radio Night #1 // DJ Femalemacho (Heike Suerman) (DE) – Güneş Alpman – LBS

28 Temmuz

Arkaoda // Hünkar
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Goran Bregovic

29 Temmuz

Suma Beach // %100 Music: Electronica Festival İstanbul 2017
Arkaoda // Kati̇ Suretle Vi̇ni̇l – Da Frogg – Ras Memo – Selekta Firuzaga
UNIQ Açıkhava Sahnesi // Rock Off 2017

HAZİRAN TAKVİMİ: YAZ YÜKLENİYOR (%51)

Yazın gelmeyi reddettiği İstanbul, takvimini de dolayısıyla pek şenlikli sunmuyor önümüze. En keyifli haberin Peyote Cennet Bahçesi olduğu bu Haziran ayı için umuyoruz kendinize müzikli günler yaratabilirsiniz. İyi eğlenceler!

1 Haziran

Arkaoda // DJ NIO

kargART // Robonima Label Night (Roof Penguin + Midvil + Nokken)

2 Haziran

Arkaoda // Sacha Mambo

Kafes // EGG London Presents: & ME + Adam Port

kargART // Frozen Clouds / Grapes in the Mouth /

3 Haziran

Kanto // Melik Şah ve Saz Arkadaşları

Kafes // Just This İstanbul: Hunter/Game, Pizetsky

kargART // Reptilians from Andromeda + Young Shaven

Akbank Sanat // Akbank Sanat Nordik Film Günleri

Peyote Cennet Bahçesi // Kim Ki O – Gevende

4 Haziran

Arkaoda // Klan 2.yıl Buluşması

kargART // Tahribad-ı İsyan

5 Haziran

Zorlu PSM // 45. İstanbul Müzik Festivali: La Stravaganza

7 Haziran

Arkaoda // Islandman DJ Set – Tolga Böyük

8 Haziran

Mentha // Hey! Douglas

9 Haziran

Zorlu PSM // Babamın Şarkıları Munir Nurettin Selçuk Eserleri

Kafes // Oxia + Jonathan Kaspar

If Performance Hall Beşiktaş // Adamlar

10 Haziran

Kafes // Cubicolor

Arkaoda // Sleep D. DJ Set

Peyote Cennet Bahçesi // Jakuzi & Palmiyeler

14 Haziran

bomontiada // Fête de la Musique – Kolektif Istanbul

15 Haziran

bomontiada // Fête de la Musique – Titi Robin

16 Haziran

Kafes // Stil Vor Talent Night: Teenage Mutants + Moonwalk + Klangkuester

bomontiada // Fête de la Musique -La Caravene Passe

Zorlu PSM // Lokalize: Son Feci Bisiklet

17 Haziran

Kafes // Alex Stein

Arkaoda // 118.1 – Ece Özel – Ozan Maral

18 Haziran

Kafes // Jan Blomqwist (live)

20 Haziran

Zorlu PSM // 45. İstanbul Müzik Festivali: Opus 2

30 Haziran

Arkaoda // Candan Baş

Kafes // Re.You

 

 

RÖPORTAJ: THE RADIO DEPT.

İsveçli grup The Radio Dept. geçtiğimiz yıl yayınladıkları dördüncü uzunçalar Running Out of Love kapsamında 28 Nisan akşamı Salon IKSV sahnesini şenlendirmeye geliyor. Son albümün geçen senenin en iyi işlerinden biri olmasının yanı sıra The Radio Dept. canlı performansını kaçırmak istemeyeceğiniz bir grup.

(daha&helliip;)

MART TAKVİMİ: TEKRAR SOKAĞA!

Kış, soğuk, parasızlık, gündem, korku derken sanki evlere biraz fazla kapandık. Ve açıkçası bundan inanılmaz sıkıldık.

Güneş yavaştan kendini göstermiş, gözlerimiz daha ince kıyafetlere kaymaya başlamışken bizce artık silkelenme ve tekrar sokağa çıkma vakti geldi. Bu ay bütün bahaneleri bir kenara, kendimizi de müziğe bırakıyoruz. (daha&helliip;)

RÖPORTAJ: THE DEARS

Bu yıl Times Infinity Volume Two isimli yeni albümlerini yayınlayacak olan 20 yıllık indie rock efsanesi The Dears, yaklaşık 1 yıl aradan sonra tekrar İstanbul’da. Bu Cumartesi, yani 11 Şubat’ta, Salon İKSV‘de izleyeceğimiz The Dears ile konser öncesi ufak bir röportaj gerçekleştirdik. Sorular bizden, cevaplar ikilinin bir yarısı Natalia Yanchak’tan.

(daha&helliip;)

RÖPORTAJ: CRIPPLED BLACK PHOENIX

Zorlu PSM – Studio’da gerçekleşecek konserleri öncesi Crippled Black Phoenix‘in arkasındaki beyin Justin Greaves ile bir röportaj gerçekleştirdik. İlk defa İstanbul’da konser verecek grupla son albümleri, grup dışı projeleri ve İstanbul planları hakkında konuştuk. Bu cuma da canlı canlı dinlemeyi iple çekiyoruz.

Öncelikle nasılsın? 2016 yılı senin için yoğun bir yıl oldu.

Şimdilik her şey çok güzel. Röportaj için de teşekkür ederim.

Bronze albümünüz bize en karanlık albümünüz olarak geldi ve bu albümde çok hırslı duyuluyorsunuz. Sizce yeni albümünüzün eski albümlerinizden farkı ne? Siz kendiniz nasıl buldunuz?

Benim için zaten bütün albümlerimiz bir şekilde birbirinden ayrılıyordu. Bronze albümü ise benim gözümde en spontane ve en müstehcen albümüz oldu. Ama hep söylerim, eğer biz farklı albümden şarkıları aynı konserde çalarsak hepsini aynı albümden sayabiliriz. Bu şekilde düşünürsek yeni albümün de eskilerden farklı yok. Farklar sadece nasıl sunulduğuna bağlı. Tabii yine de ortaya çıkan işten mutluyum. Ve bu albümü gerçekten kendim de dinleyebiliyorum. Normalde kendi müziğimizi pek dinlemem ama bu albümü dinleyebiliyorum. Bu albümün en sevdiğim yanı ise prodüksiyon kısmı oldu. Karl Daniel Liden ile çalıştığımız üretim ve miksleme süreçleri çok güzel geçti. Kendisi mükemmel ve müziği anlayabilen insanlardan. Çok uyumlu olduk ve albümü dinlediğiniz zaman bu uyumu görmüşsünüzdür zaten.

2016 yılı sosyal ve politik olarak zor bir yıl oldu dünya için. Bir sürü de üzücü müzisyen kaybımız oldu. Bunların sizin albümünüze etkisi oldu mu? Sizin etkilendiğiniz şeyler neler oldu?

Bazı şarkılarımızda sosyal bir vicdan tabi ki de var. Sonuçta bugünlerde dünyada olup bitene kayıtsız kalamıyoruz. Yine de albümün temasında farklı bir yan var. İçimizdeki şeytanlar ile çatışma ve Crippled Black Phoenix’in yıllar boyunca karşılaştığı karmaşaların galip tarafında olması gibi farklı noktalarımız var. Bir güç gösterisi gibi ama bir yandan da bu kadar güçlü görünen bir şeyin altındaki kırılganlığı da anlatıyor. Merhum müzisyenler konusuna gelirsek de bu dünyadan göçüp gitmiş birinin bu dünyada kalanlara etkisinin pek olacağını düşünmüyorum.  Bunu hepimizin öleceğini unutarak da söylemiyorum. Temel olarak dinleyicilerimizden birkaçı bile bizim dikkat çektiğimiz sosyal konularla ilgilenmeye başlarsa bunu bir zafer olarak görürüz. Ya da mental sağlık problemeleri olan bir insan bizi dinleyerek yalnız olmadığını hissederse ben de güzel bir şeyler başardığımı hissederim. Bu yüzden de bu albüm biraz katartik, kafamdan fışkıran şeyler.

Son on yılın en üretken müzisyenlerinden birisiniz. Neredeyse 10 yılda 9 albüm çıkardınız. Hiç ara verme isteği duydunuz mu ya da başka projelerde yer almayı?

Evet aslında bir çok kez ara vermeyi düşündüm fakat hiç yapmadım. Hoş bu sene yeni bir projeye başladım World War isimli. Yeni proje bana yeni bir odak noktası verdi. Zaten yıllar boyu bir şeyin üstüne odaklanmaktan kaçınmayı da sağlıklı buluyorum ama ben ara vermeyi beceremedim. Denedim ama hep bir şeyler beni geri çekti. Artık tamamen bırakabileceğimi de düşünmüyorum, CBP benim bir parçam oldu.

Yakın zamanda bir röportajınızda müzik yapmaktaki en büyük motivasyonunuzun dinlemek istediğiniz müziklerin yapılmaması olduğunu söylemişsiniz. Yine de sizin de sevdiğiniz isimler olduğunu tahmin ediyoruz. Kimler var mesela öğrenebilir miyiz?

Vay canına, öyle bir şey mi demişim. Aslında bir sürü sevdiğim müzik var. Şimdi saymak zor ama yakın zamandan ilk aklıma gelenler;

Publicist UK – Forgive Yourself

Secrets of the Moon – Sun

New Model Army – Winter

Gost – Non Paradisi

Belinda Kordic ile birlikte Se Delan adı altında albüm yayınladınız böyle başka projeler olacak mı? Bir de bağımsız filmlere soundtrackler yaptınız. Bu alanda da sizi daha fazla görecek miyiz?

Belinda Kordic ve ben şu an yeni heavy metal grubumuz World War’ı oluşturuyoruz. Se Delan adı altında da bu sene bir şeyler yapmayı umuyorum. Film müzikleri de yapmayı çok isterim ama karşımıza ne çıkar şu an tam bilemiyoruz. Müzik yapmanın böyle bilinmezlik halini de çok seviyorum.

İstanbul’daki ilk konserin olacak. Peki daha önce İstanbul’da bulundun mu? Bir de buradan ayrılmadan önce İstanbul’da neler yapmayı planlıyorsun?

Havaalanındaki transferlerimi saymazsak ilk defa İstanbul’da bulunacağım. İlk defa da bir konser için buradayız. Heyecanlıyız ve büyük bir merak içinde bu konseri bekliyoruz. Yemekleri denemek ve birkaç mekana gitmek ise İstanbul’daki planlarımızdan ama ne yazık ki sadece birkaç gün kalacağız. Şehirleri keşfetmek daha uzun süreler istiyor. Yine de İstanbul’a çağırılmak bizim için bir onur oldu ve umuyoruz ki bu geliş buraya birçok ziyaretimizin ilki olur.

SALON İKSV: 2017 BAHAR

2017 yılından çok beklentimiz yok açıkçası ama yine de Salon İKSV yüzümüzü güldüren az şeyden biri. Açıkladığı isimlerle yeni yılda da bizi bulabileceğiniz bir adres olarak devam edecek.

Seafret (1 Mart) : “Arya Stark” içeren klibiyle dikkatimizi çeken ama yaptıkları müzikle kalbimizde yer edinen Seafret, keşke gelse dediğimiz gruplardandı. 1 Mart’ta da buradalar. Daha ne olsun.

The Radio Dept. (28 Nisan) : Başımızın üstünde yeri olan grup The Radio Dept. tekrar Salon İKSV’de. Huzur bulmak için biraz bekleyeceğiz.

Nilüfer Yanya (27 Ocak) : Böyle bir sesin yankı bulmaması imkansızdı. Play Tuşu işbirliğinde sahne alacak Nilüfer Yanya’dan yana beklentimiz büyük.

Moddi (18 – 19 Ocak) : Arayı pek açmak istemeyen Moddi, tekrar Salon sahnesine çıkmaya hazırlanıyor. Bu sefer iki gece üst üste.

Riff Cohen (19 – 20 Nisan) : Sevenlerini daha da sevindirecek haber Salon İKSV’den.

Jakuzi (21 Ocak) : Son zamanların bu topraklardan çıkan en heyecan veren gruplarından. Biletinizi şimdiden alın sonraya kalmıyor.

The Dears (11 Şubat) : Montreal’den çıkıp hayatlarına kulaklara bayram olarak devam eden grup tekrardan performans sergilemek için İstanbul’dalar.

Ah! Kosmos (28 Ocak) : Şimdiye kadar Ah! Kosmos’u canlı dinlemediyseniz bizim hatamız, tekrar izlemek istememeniz de sizin.