laura marling

SALI PAZARI: 29.11.16

AHMET MERT’İN TEZGAHI:

Charli XCX – After the Afterparty

“Abi after’a gidiyoruz kesin” kafaları. Bu yıl dinlediğim belki de en iyi pop şarkısı.

Tove Lo – WTF Love Is

Lady Wood’da Cool Girl’den sonraki favorim.

cupcaKke – Spiderman Dick

Twitterverse’te yükselişine dur diyemiyoruz. Alışık olmadığınız absürd bi şey arıyorsanız doğru adres.

EGE’NİN TEZGAHI:

The Weeknd – Secrets

O 80’ler new wave’i esintileriyle Starboy’daki favori şarkım oldu.

LIV – Dream Awake

Lykke Li’nin yeni projesi LIV, bu yılki favori şarkılarımdan biri olan Wings of Love’dan sonra ikinci şarkılarını da yayınladı. Şaşırtıcı olmayacak ama Lykke Li’den bahsettiğimiz için şarkının tek kelimelik özeti: AZAP.

The xx – On Hold

The xx’in kendi sound’uyla Jamie xx’in solo işlerinin müthiş bir buluşması olmuş. Eğer tüm albüm böyle olacaksa inanılmaz bir albüm bizleri bekliyor.

Nelly Furtado – Pipe Dreams

Müzik tarihinin en büyük floplamalarından birini yaşayan son albümünü herkes gibi ben de hiç ama hiç beğenmemiş olsam da dünya üzerinde hala Nelly Furtado’yu hala yakından takip eden 18 kişiden biriyim. Daha önce yayınlanan Behind Your Back ve Blood Orange ile yaptığı Hadron Collider’dan sonra yepyeni şarkı Pipe Dreams ile kendisi yine hiç yüzmediği sularda yüzüyor ve bence çok da iyi yapıyor. Çok klişe olacak ama tam bir olgunluk albümü geliyor.

HANDE’NİN TEZGAHI:

Laura Marling – Soothing

Son albümüyle daha iyisini yapabileceğini düşünmezken Laura yaptı bile.

Jeff Rosenstock – We Begged 2 Explode

Havaların soğuduğu şu günlerde yolda yürürken kalbinizi ısıtmak için birebir.

g

2015: GÖLGEDE KALAN ALBÜMLER

Yılın son günlerine doğru hızla yol alırken, etrafımız  “2015’in en iyileri” listesi ile doldu taştı. Hatta hepimiz sonradan pişman olmayalım, aman güzel bir albümü kaçırmayalım derken hepsini tükettik bile. Listelerimiz Tame Impala, Courtney Barnett, Kendrick Lamar ile doldu taştı. Ancak 2015′ te dinlediğimiz albümler o kadar da az değil tabii ki. Sadece bazıları listelerde çok az görüldü ya da sadece… görülemedi. İşte biz de Avaz olarak gözünüzden kaçmış olması muhtemel, dinlemeden yeni yıla girmeyin dediğimiz albümleri sizler için sıraladık.

Laura Marling- Short Movie

Bu kadar kısa bir sürede, kariyerine 5 tane birbirinden güzel albüm sığdırmış olması Laura Marling‘ e özgü bir şey. İtiraf edelim, önceki albümleri ile kıyasladığınızda Short Movie, oldukça sönük kalıyor. Ancak elektro gitarı benimserken Laura Marling, bir yandan da köklerine bağlı kalmayı gayet güzel başarmış. Üstelik albümün Director’s Cut‘ taki şarkı versiyonları daha da bir güzel, dinlemeden geçmeyin.

Alela Diane & Ryan Francesconi- Cold Moon

Alela Diane, About Farewell ile hepimizi ağlatalı daha çok olmadı aslında. Arayı pek açmak istememiş olsa ki gitarist Ryan Francesconi ile bu sene güzel mi güzel bir albüm kaydetti, ağlatmaya devam etti. Alela’ nın şiirsel, melankolik şarkı sözleri ile gitarda Francesconi, pek bir yakışmış, pek bir güzel olmuş.

Tobias Jesso Jr.- Goon

Tobias Jesso Jr., bu sene indie aleminin Adele‘ i, Haim kardeşlerin biricik can yoldaşı oldu. Her ne kadar senelerce bas gitar çalmış olsa da Kanadalı müzisyen, piyanoda harikalar yaratıyor. Ayrıca hemen belirtelim, kendisi Adele’ in son albümü “25” teki bir şarkıyı da Adele ile bizzat yazma şerefine erişmiş durumda.

TORRES- Sprinter

2015′ in ilk yarısı listeleri yayınlandığında sık gördüğümüz, ikinci yarısında ise yeni albümlerin hezimetine uğramış bir albüm Sprinter. NYC sahnesinin son dönem isimlerinden TORRES, ilk albüme göre daha özgüvenli, daha şairane ve kesinlikle çok daha cesur. Albüm bittiğinde üzerinizde küçük bir PJ Harvey etkisi kalabilir, söyleyelim.

Jessica Pratt- On Your Own Love Again

Jessica Pratt‘ in ikinci albümü “On Your Own Love Again” i dinlediğinizde, senelerdir tanıdığınız bir arkadaşınızın hiç beklemediğiniz o gizli kalmış düşüncelerine ve duygularına sonunda tanıklık ediyormuş hissine kapılıyorsunuz. Pratt’ in melodileri ve gitarı oldukça narin. Sıcak çikolatanızı alıp bu kış gününde 2015 anılarınızı beraberinde hatırlamak isteyebileceğiniz bir albüm.

My Morning Jacket- Waterfall

Eskiler bilir. My Morning Jacket, 90’ların sonunda oluşmuş, kendilerine özgü ciddi bir hayran kitlesi olan bir grup. 7. stüdyo albümleri ile 4 seneden sonra bir dönüş yaptılar, bizi mutlu ettiler. Waterfall albümü pek ses getirmedi ama yine de bir Grammy adaylığı kaptı. Kim bilir, belki de Grammy’ i eve götüren, bu sene My Morning Jacket olur.

Beach House- Thank Your Lucky Stars

Depression Cherry ile o kadar meşguldük ki galiba Thank Your Lucky Stars‘ ı unuttuk. Ancak hemen belirtelim, albümde Depression Cherry’ den çok daha fazlası var. Thank Your Lucky Stars, kesinlikle daha duygulu, daha narin ve daha yoğun bir albüm.

The Soft Moon- Deeper 

The Soft Moon -gerçek adıyla Luis Vasquez-, bu sene Salon’ un açılış ismi, bizim röportaj konuklarımızdan biri olmasının yanı sıra bir de güzel bir albüm yayınladı. Vasquez’ in müziği her kulak için değil. Ancak müziğin içinde kaybolmayı ve hatta yok olmayı sevenlerdenseniz kaçırmak istemeyeceğiniz bir albüm Deeper.

Archy Marshall- A New Place 2 Drown

Bir zamanlar King Krule olarak bildiğimiz Archy Marshall, bu yeni albümde yeni bir persona ile karşımıza çıkıyor. Elektrodan hip hopa birçok müzik tarzını birarada bulabileceğiniz bir çalışma olmuş A New Place 2 Drown. 2015′ in son güzel sürprizlerinden biri.

Lower Dens- Escape From Evil

2015′ in ilk yarısında gördüğümüz, sonra ortadan kaybolan bir başka albüm daha. Lower Dens, Escape From Evil ile ciddi bir hayran kitlesi edinip kendine kocaman bir yer açtı. To Die in LA ve Sucker’s Shangri- La senenin en güzel şarkıları arasında yer aldı. Jana Hunter‘ a sıkı sıkı sarılıp, hiç bırakmamak istedik. Bir an önce buralarda da görsek de hayaller gerçek olsa.

Julien Baker- Sprained Ankle

Julien Baker, oldukça yeni bir isim. Henüz daha 20 yaşında ve Sprained Ankle daha ilk albümü. Ancak Baker’ ın albümü, beklenenin aksine oldukça yoğun ve ağır. Senenin en iyi çıkış albümlerinden biri olmasının yanı sıra, sevgili Julien’ ın kariyeri için de oldukça umut vaadediyor.

The Staves- If I Was

İngiliz kardeşler, folk aleminin yeni Haim‘ i olma yolunda hızla ilerliyor. Çok seveceğinizi düşündüğümüz ( ya da umduğumuz) If I Was, çok zengin bir albüm. Bon Iver‘ den Justin Vernon‘ ın producer olarak yer aldığı kayıtlar ile kardeşler, Florence& The Machine‘ in açılış grubu olarak yer aldı bile. Kendilerini daha çok duyacağız gibi.

Thundercat- The Beyond/ Where The Giants Roam

Kendrick Lamar, 2015 listelerinde birinci sırayı kapmış olabilir. Ancak biz de albümün önde gelen isimlerinden, yakın zamanda bu topraklara da uğramış olan sevgili Stephen Bruner‘ i unutmadık tabii ki. Yakın bir dostunu kaybettikten sonra kaydettiği kayıtlar ile Bruner, gönüllere hafifçe dokunup geçiyor.

Lady Lamb- After

Bu sene Tanışın’ a da konuk ettiğimiz Aly Spaltro ile halen tanışmadı iseniz işte size ikinci bir fırsat. Özgün şarkı sözleri ve kendine has tarzı ile New York sahnesinde kendine özel bir yer edinmenin yanı sıra Lady Lamb, gönüllerimizi de fethetti. 2. albümü After, çok ses getirmese de biz hayranları mutlu etmek için yetti de arttı bile.

TOP 10: LATER… WITH JOOLS HOLLAND PERFORMANSLARI

Later… with Jools Holland, en güncel ve kaliteli müziği takip etmek için birebir. 1992’de İngiliz televizyonlarında ilk defa seyirci ile buluşan, sonrasında da müzikseverlerde bağımlılık etkisi yaratan program, türünün hayatta kalmayı başarabilen tek örneği. Diğer müzik programları, ilgisizlik karşısında beyaz bayraklarını sallayadursun, Jools Holland ve ekibi yıllardır müzikseverleri heyecanlandırmayı başarabiliyor. “Her şeyin önüne müziği koyuyoruz. Müzik benim ve diğer şeylerin çok daha önünde. Programımız müziğin ve müzisyenlerin hizmetkârı haline geldi. Bence bu yüzden bunca yıldır ayakta kalabildik.” diyor Holland programının başarısını açıklarken. (Alper Bahçekapılı ile BirGün için yaptığı röportajdan alıntıdır.) Hal böyle olunca, Jools Holland’ı geçtiğimiz günlerde ülkemizde ağırlamış olmanın şerefiyle, sizler için gelmiş geçmiş en iyi Later… with Jools Holland performanslarını sıraladık.

10 – At The Drive In – One Armed Scissors (2000)

Amerikalı hardcore grup, pek bir çılgın, pek bir hareketli. 80’lerin anarşik ruhunu hatırlatan bu performansa Robbie Williams da katkı yapmış. Hatta grup bir zamanlar NME tarafından ‘gelmiş geçmiş en iyi canlı performansa sahip grup’ olarak seçilmiş. Maalesef “At The Drive In” 2012 yılında tamamen dağıldı ve artık grubu canlı izleme şansına sahip değiliz. Ama onları anmak için fazlasıyla iyi bir performans bu.

9- Desert Sessions – Make It Wit Chu (2003)

Queens of the Stone Age’in esas adamı, Alex Turner’ın daimi kankası Josh Homme’un müzikal projesi Desert Sessions. Homme, projesinde birçok başarılı müzisyenle çalışma fırsatına erişmiş. Bu isimlerden biri de PJ Harvey. Evet, her ne kadar kulağa oldukça ütopik gelse de PJ Harvey ve Josh Homme aynı sahnede yer aldı. Ortaya koydukları performans ise, şüphe yok ki, Jools Holland’ın sahnesinde gördüğümüz en iyi performanslardan.

8- Battles – Atlas (2007)

Bu performansı izleyip hayran kalmamak imkansız. Amerikalı grubun 2007 yılında ortaya koyduğu performans, deneysel müzik sahnesinde bir dönüm noktası olma özelliğini taşıyor. 7.5 dakikalık ‘Atlas’ performansında grup, adeta kendinden geçiyor. Gitar, klavye, davul hepsi bir harika. Ayrıca Ian Williams’ın vokallerini es geçmemek gerek. Kısacası, her şeyiyle takdire şayan bir performans.

7- Elliot Smith – Waltz #2 (1999)

Jools Holland sahnesi sadece hareketli şarkılara yer vermiyor tabii ki. Elliot Smith’in programdaki ilk performansı Waltz #2, programda yer almış olan belki de en hüzünlü parça. Smith, önce akustik gitarının tellerine sonra da kalbimize hafifçe dokunuyor. Melankoli televizyon ekranına hiç bu kadar yakışmamıştı.

6- Future Islands – Seasons (Waiting On You) (2014)

Future Islands, sadece güzel şarkılarıyla değil, aynı zamanda canlı performansları ile de oldukça konuşulan bir grup. Grubun vokali Samuel T. Herring, sahneye çıkıp sadece şarkısını söyleyip giden bir müzisyen değil. Herring, şarkılarıyla ve danslarıyla size hiç durmadan çeşitli hikayeler anlatıyor. Bir müddet sonra ister istemez şarkıların içine girip, duygulara ortak oluyorsunuz. Ve işin ilginç yanı da bu kadar harekete ve dinamiğe rağmen Herring, hiçbir zaman yorulmuyor.

5- Seasick Steve – Dog House (2007)

Acaba kaç kişi Seasick Steve’in ortaya koyduğu bu performansı sahnede gösterebilir? Kaç kişi bu kadar iyi gitar çalıp kendi davulunu yoktan var edebilir? Kaç kişide bu kadar büyük bir yetenek ve hiç bitmeyen bir azim vardır? Seasick Steve’in müziği, tıpkı Jools Holland’ın onu takdim edişindeki gibi: Eşsiz!

4- Bon Iver – Skinny Love (2008)

Justin Vernon, gitarını kapıp For Emma, Forever Ago’nun incisi Skinny Love’ı söylemeye başladığında insanın içinde bir şey kopuyor sanki. Vernon, performans boyunca şarkıyı hem yaşıyor, hem de yaşatıyor. Elliot Smith’in ünlü ‘Waltz #2’ performansından tam 9 sene sonra, mayıs ayında Justin Vernon, bir kış mevsiminde kabininde yazdığı efsane şarkısı ile ekranlarımıza uğruyor.

3- Pulp – Disco 2000 (1995)

Britpop’un en popüler gruplarından Pulp’ın çaylaklık döneminden çıktığı zamanlar. 95 yılı, Common People şarkıları patlamış ve yeni albüm Different Class herkesin dilinde. Ve tabii ki esas adam Jarvis Cocker’ın dansları ve grubun çok iyi bir provadan geçtiği aşikar performansları oldukça ses getirmiş. Hatta o kadar dikkat çekmiş ki programdaki bir diğer isim olan Morrissey’i gölgede bırakmış. Durum böyle olunca İngiliz grup için yeni bir dönemin başlangıcı olmuş şarkı. 2015’te bile severek Pulp dinlediğimizi düşünürsek, performansın grubun kariyerinde önemli bir yeri olduğunu söyleyebiliriz.

2- Paul Weller, Amy Winehouse ve Jools Holland – Don’t Go To Strangers (2006)

Etta James’in sevilen, pek bir duygulu, kırılgan şarkısı Don’t Go To Strangers, şu ana kadar birçok sanatçı tarafından coverlandı. Ama herhalde en güçlü ve duygulu versiyonu budur. Hele bir de piyanoda Paul Weller, vokalde Amy Winehouse, klavyede de Jools Holland var ise. Weller ve Winehouse’un vokalleri birbirine oldukça yakışıyor. Hele bir de saksafon girdiğinde işin içine, şarkı o kadar narin bir yapıya bürünüyor ki, insan uzak diyarlara doğru süzülüyor. Ve sonra Amy Winehouse’un güçlü vokali sizi kendinize getiriyor ve onu gerçekten çok özlüyorsunuz.

1- Radiohead – Paranoid Android (1997)

Son zamanlarda gitar müziği bitti diye bas bas bağırmak gerçekten çok moda. Çeşitli müzik eleştirmenleri yeni nesil gruplar içinde gitarın kıymetini bilenin kalmadığını söylüyorlar sürekli. Radiohead’in 97 senesinde OK Computer ile şöhretin zirvesinde olduğu dönemlerdeki bu performansı ile ilgili söylenebilecek olan en önemli şey de herhalde gitarların kudretidir. Daha önce ekranlarda hiç görülmemiş bir performansa imza atıyor İngiliz grup ve listemizde zirveyi kapıyor. Hatta NME’ye göre bu performans ‘İngiliz televizyonlarındaki gelmiş geçmiş en başarılı’ performansmış.

Bir de bunlar var:

St. Vincent – Digital Witness (2014)

Annie Clark, ilginç bir koreografi ve sahne performansıyla -her zamanki gibi- bizleri büyülüyor.

Laura Marling- Strange (2015)

Marling, kariyerinin en kötü vokal ancak en güzel gitar performansını gerçekleştiriyor.

Marc Almond- Tainted Love (2006)

80’lerin kült şarkısı, Jools Holland’da eşsiz bir yoruma kavuşuyor.

Devendra Banhart – Sight to Behold (2004)

Mum ışığında, oturma odası rahatlığında pek bir mistik performans.

BB King- Eyesight to The Blind (1997)

Blues efsanesine piyanoda Jools Holland eşlik ediyor.

YENİ ALBÜM: LAURA MARLING- SHORT MOVIE (DIRECTOR’S CUT)

Geçtiğimiz mart ayında beşinci albümü “Short Movie” yi yayınlayan Laura Marling, geçtiğimiz günlerde albümün deluxe versiyonunu bizlere müjdelemişti. “Director’s Cut” isimli albüm, “Short Movie” de yer alan şarkıların yanı sıra ‘I Feel Your Love‘ ve ‘Warrior‘ şarkılarının yeni versiyonlarını ve iki adet de yeni şarkıyı kapsamakta. ‘David‘ ve ‘Daisy‘ adlarındaki bu iki şarkı aslında Marling hayranlarının uzun süredir tanışık olduğu tınılar. İngiliz sanatçının albüm kapsamında çıktığı turne ve radyo ziyaretleri süresince neredeyse her fırsatta repertuvarında yer verdiği bu iki şarkı, “Short Movie” albümünün single b-sideları olarak kaydedilmişti.

Laura Marling’ in yeni albüm kapsamında en çok performansını sergilediği şarkılardan ‘I Feel Your Love’ ise yeni bir tınıya bürünmüş deluxe versiyonda. Canlı performanslarda, albüm kaydının aksine, daha ritmik ve hareketli bir ‘I Feel Your Love’ performansı sergileyen Marling, deluxe versiyonda da yine benzer bir tarzı benimsemiş. Laura Marling ise şarkıdaki bu değişimi ‘beklenmeyen, özel ve nadir bir şey’ olarak tanımlıyor.

“Short Movie- Director’s Cut”

‘Warrior’
‘False Hope’
‘I Feel Your Love’
‘Walk Alone’
‘Strange’
‘Don’t Let Me Bring You Down’
‘Easy’
‘Gurdjieff’s Daughter’
‘Divine’
‘How Can I’
‘Howl’
‘Short Movie’
‘Worship Me’
‘I Feel Your Love (Director’s Cut)’
‘Warrior (Director’s Cut)’
‘David’
‘Daisy’

Yepyeni ve kıpır kıpır bir ‘I Feel Your Love’:

Bu da yeni şarkı ‘Daisy’: