lykke li

SALI PAZARI: 11.09.2018

Salı oldu. Biz yine şarkılarımızla buradayız. Hem de bu hafta konuğumuz pek sevdiğimiz grup Vera‘nın sesi soluğu Arel Koray Nalbant.

AREL KORAY NALBANT’IN TEZGAHI

Stone Temple Pilots – Sour Girl

Bana kalırsa grunge döneminin en iyi şarkı sözü yazarıydı Weiland. O yükselirken bizim aklımız ermiyordu, intiharına ise erişkin kafayla şahitlik ettik; bu da bizim jenerasyonun şanssızlığı olsun.

Willamette Stone – Today

Billy Corgan bu şarkısının ortalama bir filmde cover’lanmasına izin vermiş, ne de iyi etmiş. Smashing Pumpkins hali bambaşka şeyler hissettiriyor. Bu versiyondan aklımda kalan tek şey ise, güneş.

The Killers – Miss Atomic Bomb

The Killers’ın duo’ya dönüşmeden önceki son albümünden bir şarkı; Mr. Brightside hikayesini tamamlayan, kırık ve güçlü şarkı.

The Wind And The Wave – Chasing Cars

Youtube cover müzisyenliğinin geldiği en iyi nokta değil belki, ama en kalbe dokunanlarından biri desem pek de hata etmiş sayılmam. İkili, Snow Patrol’ın şahane şarkısına şahane dokunmuşlar.

Marcy Playground – Sex And Candy

Doğru anıyla birleşince unutulması mümkün değil. Çiğ şarkı.

HANDE’NİN TEZGAHI

Natalie Prass – Far From You

Sonbahar moduna girmek için bire bir…

Kanye West – Yikes

Her ne kadar son albümünün çok büyük bir hayranı olamasam da bir türlü bu şarkı beklentimi karşılıyor.

Charlie XCX – Boys

Bu şarkıyı biraz daha yetenekli olabilseydim ben yazabilirdim.

Lily Allen- Trigger Bang (ft. Giggs)

Mercury Prize serimiz şerefine Lily Allen’ın dünyasına geçiş yapmış bulunuyorum. Albümde eski materyalleri bana en çok hatırlatan bu şarkı oldu.

Lykke Li – Jaguars in the Air

Siz de bu şarkıya sardığım için benden nefret ediyor musunuz? Savunmamı şöyle yapıyorum: Bu şarkının uzun otobüs yolculuklarını kısaltma gibi sihirli bir özelliği olduğuna neredeyse eminim. Nakaratı dilinize doladığım için de ayrıca özür dilerim.

CEMRE’NİN TEZGAHI

Mustafa Sandal – Gidenlerden

Geçen hafta bu blogda Mahsun Kırmızıgül’den bahsedildi diyerek iyice koyveriyorum ben de.

Taylor Swift – All You Had to Do Was Stay

Taylor Swift dinlediğimi utana sıkıla söyleyecek noktayı geçeli çok oldu, o yüzden buyurun bu şarkıyı eskittim geçen hafta:

Rhye – Taste

Geçtiğimiz hafta sonu kendisini canlı izlemeden önce bol bol dinlemiştim, canlısı aklımdan çıkmadığı için hala dinleyip duruyorum.

Foals – Lonely Hunter

Şarkı sözü dövmesi yaptırma batağına düşüp de vücudumu not defterine döndüreceğim korkusuyla arka arkaya dinliyorum, n’olur olmasın böyle bir şey…

Warhaus – Mad World

Cuma olsa da canlı canlı dinlesek.

Carly Rae Jepsen – Tonight I’m Getting Over You

Sanmıyorum.

BURÇAK’IN TEZGAHI

The Talking Bugs – Laika

Bu hafta tezgahımın açılışını hak ettiği değeri görmeyen bir grup ve onların ilk ve tek albümleriyle açıyorum. 2013 senesinde çıkardıkları ilk albümü çok beğenerek dinledim ve devamı için 5 senedir gözüm yollarda bekliyorum. Geç keşfedilmiş bir değer olarak aramıza katılışı hayırlara vesile olur belki diyerek playlistlerimin incisi Laika’yı huzurlarınıza sunuyorum:

Rhye – Taste

Geçtiğimiz cumartesi pazar günleri Salon performansıyla gözlerimizin ve kulaklarımızın pasını bir kez daha silen bu parça kesinlikle son zamanlarda dinlediğim en iyi canlı performanslardan biriydi.

Mazhar Alanson – Yandım

Bazı şarkılar bazılarımızın yüreğine herkesten ve her şeyden çok dokunur. Ve bazen bu şarkılar sabah uyandığımız gibi ansızın aklımıza gelir. Bu hafta MFÖ ile yaşadığım bu yürek burgusunu sizlerle paylaşmayı boynumun borcu bilirim.

Muse – Butterflies and Hurricanes

Yaklaşan Muse albümü heyecanıyla hepimiz gibi ben de çok sevdiğim Muse klasiklerini döne döne dinlemeye başladım.

AHMET’İN TEZGAHI

Silk City, Dua Lipa – Electricity

Dua Lipa’yı her yerde görmekten sıkıldım diyorsanız bu şarkı sizin için değil ama kalanlar için çok başarılı bir dans şarkısı. Diplo ve Mark Ronson işbirliği de olsun o kadar. Yine de klip Kanye West’in Fade’ini o kadar andırıyor ki sonunda Dua Lipa’yı fury olarak göreceğim diye kormadım desem yalan olur.

Lorde – Buzzcut Season

Lorde’un ilk albümüne ara ara dönmeyen yeni nesil müziği anlamamış demektir.

Vera – Saklanır Nisan

Arel Koray Nalbant sesiyle tanışmadıysanız tam buradan başlayın. Ben kendisini az dinlemedim.

MØ – Way Down

MØ’den yeni albüm geliyor. Heyecanlıyım. Bu şarkı daha da heyecanlandırdı.

Toplu Spotify listemizi de şöyle bırakalım;

SALI PAZARI: 29.11.16

AHMET MERT’İN TEZGAHI:

Charli XCX – After the Afterparty

“Abi after’a gidiyoruz kesin” kafaları. Bu yıl dinlediğim belki de en iyi pop şarkısı.

Tove Lo – WTF Love Is

Lady Wood’da Cool Girl’den sonraki favorim.

cupcaKke – Spiderman Dick

Twitterverse’te yükselişine dur diyemiyoruz. Alışık olmadığınız absürd bi şey arıyorsanız doğru adres.

EGE’NİN TEZGAHI:

The Weeknd – Secrets

O 80’ler new wave’i esintileriyle Starboy’daki favori şarkım oldu.

LIV – Dream Awake

Lykke Li’nin yeni projesi LIV, bu yılki favori şarkılarımdan biri olan Wings of Love’dan sonra ikinci şarkılarını da yayınladı. Şaşırtıcı olmayacak ama Lykke Li’den bahsettiğimiz için şarkının tek kelimelik özeti: AZAP.

The xx – On Hold

The xx’in kendi sound’uyla Jamie xx’in solo işlerinin müthiş bir buluşması olmuş. Eğer tüm albüm böyle olacaksa inanılmaz bir albüm bizleri bekliyor.

Nelly Furtado – Pipe Dreams

Müzik tarihinin en büyük floplamalarından birini yaşayan son albümünü herkes gibi ben de hiç ama hiç beğenmemiş olsam da dünya üzerinde hala Nelly Furtado’yu hala yakından takip eden 18 kişiden biriyim. Daha önce yayınlanan Behind Your Back ve Blood Orange ile yaptığı Hadron Collider’dan sonra yepyeni şarkı Pipe Dreams ile kendisi yine hiç yüzmediği sularda yüzüyor ve bence çok da iyi yapıyor. Çok klişe olacak ama tam bir olgunluk albümü geliyor.

HANDE’NİN TEZGAHI:

Laura Marling – Soothing

Son albümüyle daha iyisini yapabileceğini düşünmezken Laura yaptı bile.

Jeff Rosenstock – We Begged 2 Explode

Havaların soğuduğu şu günlerde yolda yürürken kalbinizi ısıtmak için birebir.

g

RÖPORTAJ: KLEERUP

Kleerup, Andreas Kleerup‘ın 2004 yılından beri solo çalışmalarını toparladığı projesi. Şu ana kadar yayınlanmış iki uzun, iki tane de kısa albüme sahip ve bu sayılar hızla artmaya devam ediyor. Birçoğumuz kendisini belki de işbirliği yaptığı Robyn, Susanne Sundfør, Lykke Li gibi isimlerle birlikte hatırlıyor olsak da, kesinlikle bütün projeleri dinlenmesi gereken ve canlı performansının da harika olacağına inandığımız bir isim. 3 Kasım‘da Salon‘da yine İsveç’ten tanıdığımız isimler olan Dunger ve BF/C ile birlikte sahne alacak Andreas Kleerup’la sohbetimize bir göz atın:

Merhabalar, nasılsın? Umarım her şey yolundadır. Hemen müzikle olan geçmiş deneyimlerinle ilgili bir soru sormak istiyorum. Duyduğum kadarıyla geçmişte bir metal grubundaymışsın ve aynı zamanda caz dersleri almışsın. Bu kadar geniş bir ilgi alanına sahip olman şu anki tarzını ve müzikal anlayışını nasıl etkiledi/etkiliyor?

Şu an yaptığım müziğin temeli kesinlikle her tür müzikten etkileniyor olmama dayanıyor ama müziğimi asıl besleyen şey dinleyerek büyüdüğüm müzisyenler: Frank Zappa, E.L.O, Steely Dan, Fleetwood Mac, Aphex Twin, ABBA, NEU!, The Eagles, Arvo Pärt ve Talking Heads.

İlk albümün ve mini-albümün tamamen İngilzce şarkılardan oluşuyor ama diğer albümlerinde sadece birkaç tane var. Bunun özel bir sebebi var mı?

Albümlerimde İngilizce’yi tercih ediyorum ama çoğunluğu İsveççe olan iki albümüm öyle olmak zorundaydı. Birincisi Aniara, İsveç edebiyatının klasiklerinden Nobel ödüllü Harry Martinsson’ın bir bilim-kurgu/şiir kitabının uyarlaması. İkincisi Det Var Den Sommaren ise 7 müzisyenin bir hafta boyunca aynı evi paylaşıp birbirlerini coverladığı Så Mycket Bättre isimli ünlü bir televizyon programındaki performanslarımın bir toparlaması.

Sık sık çok başarılı kadın vokallerle çalışıyorsun, bu bir tercih mi yoksa sadece öyle mi denk geldi? Birlikte çalıştığın isimler arasından bir favorin var mı, en ilham verici buldukların kimlerdi?

Kadın vokali şarkılarıma gerçekten yakıştırdığım bir şey ve eğer erkek vokali şarkıya uygunsa Me and My Army için 3 Kasım’da benimle birlikte izleme şansı bulacağınız müzisyenlerden biri olan Joel “California Man” Magnusson’la birlikte yaptığımız gibi kendim söylemeyi tercih ediyorum. En çok etkilendiğim isme gelecek olursak Robyn ve Titiyo diyebilirim.

Lykke Li’yle işbirliği içinde yaptığınız şarkı Until We Bleed Misfits’in soundtrackinde yer aldı; ardından geçtiğimiz senelerde H&M koleksiyonunun tanıtımında Susanne Sundfør’la çalışmanız Let Me In’i kullandı. Bu tip diğer sanat kollarıyla etkileşim içinde olmanın müziğine bir etkisi oluyor mu sence? Yakın zamanda benzer bir çalışmaların olacak mı?

Bunlar halihazırda kaydedilmiş/yayınlanmış olan parçalarımın bu kanallar aracılığıyla daha çok insana ulaşması yönünden harikaydı. Aynı zamanda kareograflarla birlikte de çalışıyorum ve soundtrackler yapmaya devam ediyorum. Eskiden çok fazla remix de yapardım. Müzik beni neye yönlendirirse ve dinleyicimi ne mutlu ediyorsa o yönde ilerleyerek tüm bunları yapmaya devam etmeyi planlıyorum.

İki yeni mini-albüm yayınlamak gelecek planlarına dair duyduğum en son şeydi. Şimdi ise bu albümler çıkalı belli bir süre geçmiş durumda, bir sonraki aşama ne? Şu an neler üzerinde çalışıyorsun?

Şu an Kleerup olarak yayınlayacağım bir albümü bitirme aşamasındayım, önce bir mini-albüm sonra bir normal uzunlukta albüm şeklinde olabilir, sonra da muhtemelen bir Me and My Army albümü olur diye düşünüyorum. Bunlara ek olarak bir radyo belgeselinin de müziklerini besteliyorum.

Daha önce hiç İstanbul’a geldin mi? Umarım harika zaman geçirirsin. Nasıl bir dinleyici kitlesiyle karşılaşmayı umuyorsun? Performansınızdan ne beklemeliyiz?

Daha önce hiç İstanbul’a gelmemiştim ama şehrinizi görmek için sabırsızlanıyorum, orada yaşayan bir sürü arkadaşım var ve çok eğleneceğime eminim. Dinleyicilerimle ilgili özel bir beklentim yok sadece mutlu bir şekilde ayrılmalarını umuyorum. Röportaj bana yönelik diye okuyucuların karışıklığa düşmesini istemem sadece bu konuda bir ekleme yapabilirim sanırım, 3 Kasımda sahnede bizi Küngen adıyla Dunger, Kleerup & BF/C olarak izleyeceksiniz. Çok teşekkürler, görüşmek üzere.

YENİ VİDEO: LYKKE LI – HOLD ON, WE’RE GOING HOME (DRAKE)

İsveçli sanatçı ve grubu son Avrupa turnesinde samimi bir uyarlama-cover kaydı yapmaya koyuldu. Daha önce de bahsettiğimiz Drake şarkısı Hold On We’re Going Home da bu listeye adını yazdırdı. Lykke Li bu haftasonu Coachella‘da çıkmaya gün sayarken bir de video hazırlayıp hepimizi kendine hayran bıraktı.

Orijinal versiyonunda Drake‘in daha yumuşak ilerlettiği şarkı, Lykke Li’nin eline geçince gitar rifleri ve zil vuruşlarıyla dansa olanaklı bir şarkı haline gelmiş, Lykke Li‘nin güçlü vokalini de eklemek gerek tabii. Video hemen burada, iyi seyirler.

 

YENİ ALBÜM DETAYLARI: A$AP ROCKY

A$AP Rocky‘nin bu sene çıkacak yeni albümüne dair birtakım bilgiler edindik. Albümü tamamladığını söyleyen Rocky, albümün çok yakın bir zamanda yayınlanacağını ve kendisinin daha derin, daha entellektüel ve daha “müzisyen” tarafını açığa çıkardığını söyledi. Albüme dair bizi en çok heyecanlandıran şeyse FKA Twigs ve Lykke Li‘nin de albümde yer alması. Daha önceki albümünde Santigold ve Florence Welch ile çalışan A$AP Rocky‘nin farklı isimlerle çalışmayı sevdiğini ve bunda başarılı olduğunu da biliyoruz. Özellikle FKA Twigs’in yer alacağı şarkı bizi acayip heyecanlandırdı. Albümün en kısa zamanda yayınlanmasını umuyoruz.

YENİ ŞARKI: WOODKID FEAT. LYKKE LI – NEVER LET YOU DOWN

20 Mart’ta vizyona girecek olan Insurgent‘tan soundtrackler yayınlanamya devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda M83 ve Haim ortaklığıyla hazırlanan Holes in the Sky adlı şarkıdan sonra, bu kez de Woodkid ve Lykke Li, Never Let you Down için bir araya geldi. Bu tip harika iş birliklerini gördükçe popüler best seller serilerini sevmek için en azından bir sebebimiz var diye düşünmeden edemiyoruz.

YENİ ŞARKI: EMILE HAYNIE – COME FIND ME FEAT. LYKKE LI & ROMY MADLEY CROFT

Daha çok yapımcılığı ve söz yazarlığıyla tanıdığımız Emile Haynie, ilk albümü We Fall‘dan bir şarkı yayınladı. Yine aynı albümde yer alacak olan Lana Del Rey‘in de katkıda bulunduğu Wait for Life adlı şarkıdan sonra, Emile Haynie bu kez de Lykke Li ve The xx‘den Romy Madley Croft ile çalışmış. Görünüşe göre müzik dünyasındaki bütün kadın vokallerle çalışmayı hedefleyen sanatçının yeni şarkısını dinlemek isteyenleri şöyle alalım:

We Fall 24 Şubat‘ta dinleyicileriyle buluşacak.

ORADAYDIK: LYKKE LI

20141119_215316

Dün gece Lykke Li, İstanbul’daki ikinci konseri için Babylondaydı. Bu yıl beni en çok heyecanlandıran etkinliklerden biriydi, o yüzden kaçırsam muhtemelen çok üzülecektim. I Never Learn albümünün fazlasıyla hüzünlü havasını da çok sevmiştim, hatta bu yılki favori albümlerimden biri diyebilirim. Albümün havasına yakışan sade, karanlık ve genel anlamda üzücü bir konser bekliyordum ve Lykke Li beklentilerimi gayet güzel karşıladı.

Saat 9 buçuğa doğru mekana vardık. İçerisi oldukça kalabalıktı diyebilirim. Daha önce Babylon’da Cults’ı izlemiştim ve tam konser saati gitmeme rağmen en önde izleyebilmiştim. Bu sefer en arkalardaydım. Bu kalabalığın salı günkü konserde de olduğunu düşünürsek çok daha sağlam bir tanıtımla Lykke Li Black Box’ı veya Küçükçiftlik Park’ı doldurabilirmiş gibi geldi bana. Bu dönem gelen en büyük isimlerden biri olmasına rağmen konserler habersizce geçti ve gitti siz de fark ettiyseniz. Fakat ufak ve samimi bir mekanda olmasının konsere olumlu etki ettiğini de söyleyebilirim. Lykke Li gibi birine böyle bir konser daha çok yakıştı gibi.

Konsere gelirsek; Lykke Li yaklaşık 15 dakikalık bir gecikmenin ardından sahnedeydi. Üstünde siyah, muhtemelen kadifeden uzun bir cüppe vardı. Açıkçası tahmin ettiğimden çok daha güzeldi. Konseri son albümün açılış parçası I Never Learn ile açtı, Sadness Is A Blessing ve son albümden favorim olan Just Like A Dream ile devam etti. Daha ilk 3 şarkıda vurulmuşa döndük, hüzünlerden hüzün beğendik.

20141119_221232

No Rest For The Wicked ve Silent My Song’un ardından sıra daha önce haberini de verdiğimiz Drake cover’ına geldi. 2013’ün en sevdiğim şarkısını bir de Lykke Li‘den dinleyecek olmam konser için en çok heyecanlandığım şeylerden biriydi. Lykke Li, Hold On We’re Going Home’u tahmin ettiğim gibi harika bir şekilde coverladı. Konserin en vurucu anlarındandı gerçekten. Ayrıca bir şarkının sonunda Started From The Bottom’ın, birinde de Drunk In Love’ın melodisine de yer verdi. Kendisi büyük bir Drake ve Beyoncé hayranı sanırsam.

Sleeping Alone, Gunshot ve Never Gonna Love Again derken Lykke Li son albümün neredeyse tamamını çalmış oldu. Ben setlist’i başarılı buldum. İkinci albümün en sevilen parçalarının neredeyse hepsini çaldı, ilk albümden ise bir tek Little Bit’e yer verdi. Zaten kendisi ilk albümünü hiç sevmediğini belirttiğinden pek şaşırtmadı bu durum. Fakat Silent My Song yerine Jerome’u söylese ve Love Me Like I’m Not Made Of Stone’a da yer verse daha mutlu olabilirdim sanırım.

Konserin en coşkulu anları tahmin edebileceğiniz üzere I Follow Rivers’ta yaşandı. Şarkıya pek çok kişi minik danslarla ve şarkının meşhur nakaratını söyleyerek eşlik etti. Fakat kitle genel olarak fazlasıyla durgundu, şarkılara eşlik eden çok fazla insan yoktu. Lykke Li de arada salınmaktan ve pek hoşuma giden el hareketlerini konuşturmaktan fazlasını yapmadı. Teşekkür etmek ve “Şimdi şu şarkıyı çalacağım” demek dışında çok fazla da konuşmadı, gülmedi. Ufak ışık şovları hariç konserde görsellik de yoktu, arkaya yansıtılan herhangi bir görsel, video vs. yoktu. Zaten bunların hiçbirine gerek de yoktu, konserden beklediğimiz ve istediğimiz tam olarak buydu. Yerimizde durarak, mest olmuş bir şekilde Lykke Li’yi izledik tüm konser boyunca.

20141119_225129

En hareketli şarkıları arasında sayabileceğimiz Rich Kid Blues ve Get Some ile Wounded Rhymes dönemi anılarımız bir kez daha canlandı. Ardından sahneden inen Lykke Li, birkaç dakika sonra geri döndü ve Heart Of Steel ile girilen son bir “azapçılık” ve teşekkür seansının ardından konser bitmiş oldu. Tıpkı son albüm gibi kısa, alabildiğine hüzünlü, duru ve güzel bir konserdi. Çıkışta bastıran yağmur da gecenin tuzu biberi oldu.

Son olarak; en son Black Box’ın müthiş akustiği ve ses sisteminde Chet Faker’ı izlediğimden mi bilmiyorum ama konser ses konusunda biraz sıkıntılıydı gibi geldi. Arada Lykke Li‘nin sesi boğuklaştı, diğer enstrümanları duyamadığımız oldu, cızırtılar yaşandı. Bunların haricinde gerçekten çok güzel bir konserdi.

COVER: LYKKE LI – HOLD ON, WE’RE GOING HOME (DRAKE)

lyeek23k2332bwbwbw

I Never Learn albümünün ardından çıktığı turnede şu ara Avrupa’yı turlamakla meşgul Lykke Li. Duyduk ki kendisi Avrupa’daki pek çok konserinde Hold On, We’re Going Home‘u coverlamış. Geçen gece Londra’da verdiği konserde izleyicilerden biri bu anları videoya çekmiş. Tabi Lykke Li‘den bahsettiğimiz için şarkının çok daha hüzünlü ve vurucu bir hale geldiğini söyleyebiliriz. Umarız gelecek hafta İstanbul’da vereceği iki konserde biz de izleme şansına erişebiliriz.

TOP 10: LYKKE LI

Bu sene yayınladığı I Never Learn albümü peşine buralara uğramaya hazırlanan Lykke Li‘nin bütün şarkılarına bir göz attık. Sizin için de bir on tanesini sıraya dizdik.

10. Gunshot: Lykke Li bu şarkıyı bir meditasyon seansının ardından çok kısa bir süre içerisinde yazmış. Videosuysa kendisinin en hüzünlü videosu olabilir.

9. Dance, Dance, Dance: Lykke Li’nin bu albümü çıkardığında henüz 22 yaşında olduğunu hatırlayıp kendisini biraz daha çok seviyoruz.

8. Love Me Like I’m Not Made Of Stone: Basit gitar tınıları üzerine Lykke Li’nin müthiş sesi ve depresif sözlerini, bir de şarkının minimalliğiyle vuran videosunu ekleyin. Buyrun depresyona.

7. Get Some: Lykke Li’nin nadir hareketli (sayılabilecek) şarkılarından biri. “I’m your prostitute, you gon’ get some.”

6. Just Like A Dream: Lykke Li sevdiğine geri dönmesi için yalvarıyor ama bir yandan bunun imkansız olduğunun da farkında. Yine hüzünlere gark oluyoruz. Üstüne bir de Jerome’u dinlemeniz tavsiyemiz.

5. Little Bit: Youth Novels albümünde yer alan bu şarkı diğer albümlerinin aksine daha umutlu ve neşeli havasıyla albümü hemen hemen özetliyor.

4. Youth Knows No Pain: Gençler acı nedir bilmez diyen Lykke Li, ikinci albüm Wounded Rhymes’ı açtığı bu parçada vurmalılar eşliğinde döktürüyor.

3. Sadness Is A Blessing: “Sadness is my boyfriend, oh sadness I am your girl…” Videosuyla dinlenmesi gereken şarkı.

2. No Rest For The Wicked: “En hüzünlü Lykke Li şarkıları” listesinde bir numaraya oynayabilecek No Rest For The Wicked, I Never Learn’ün ilk single’ı olarak yayınlandığında albümün ne kadar depresif olacağını az çok anlamıştık. Şarkının bir de A$AP Rocky’li ilginç bir remix’i var.

1. I Follow Rivers: Biliyoruz Top Ten’i okumaya başladığınızdan beri bu anı bekliyordunuz. Buyrun;

Bonus: