manchester

TANIŞIN: LOS PORCOS

Los Porcos‘la tanışın! New Pork City’den gelen özgür tınılar!

Yaz geldiğinde nasıl yazlık kıyafetlere geçiş yaparız, aynı şekilde çalma listelerimiz de değişir. Çünkü bazı grupları yazın dinlemek daha güzeldir. Plajda, havuzda, parkta, bahçede ya da balkonda, o yaz hafifliğini taşıyan, tasasız ve başına buyruk şarkıları dinlemek isteriz. Yaz bir nevi özgürlüktür, değil mi? İşte Los Porcos, sakin ama güçlü disco house şarkılarına eklediği yacht rock tınılarıyla bu özgürlüğü vaat ediyor, aynı zamanda yumuşak melodilerle de aklımızı başımızdan alıyor. Bu güzelliğin hikayesini sahiplerinden dinlemek istedik ve grup üyelerinden Joe’ya birkaç kısa soru sorduk. İşte cevaplar:

Los Porcos nereden geliyor, “New Pork City” dediğiniz yer neresi? Ne zaman ve nasıl bir araya gelip müzik yapmaya karar verdiniz?

Hepimiz Londra ve Manchester’dan geliyoruz, New Pork City üzerinden. New Pork City biraz Wakanda’ya benziyor, onun halihazırda orada olduğunu bilmeyenlere karşı görünmez bir yer. Son zamanlarda istilacılar içeriye sızmak için yeni yollar keşfedip buranın gizlerini dışarı taşıyorlar.

Hepimiz 2011 dolaylarında tanıştık, sanırım iki ayrı grup olarak yer aldığımız bir konserde. Birlikte bir turneye çıktık ve sonrasında da birlikte zaman geçirmeye başladık. Bir gün Bruce, Los Porcos adında bir disco grubu kurma fikrini ortaya attı ve Tom M ve ben “Do You Wanna Live” adını verdiğimiz Earth, Wind & Fire‘a adadığımız bir şarkı kaydettik.

Dans etmeyi sever misiniz? Ya da başkalarını dans ettirmeyi mi tercih edersiniz? 

Dans etmeyi de başkalarını dans ettirmeyi de seviyorum ama benim dans etmemi sağlayacak koşullar oldukça istisnai. İnsanların dans ettikleri müziklerin parametrelerini esnetmekle daha çok ilgileniyorum.

SoundCloud hesabınızda bazı mix’ler de paylaşıyorsunuz. DJlik ve müzisyenlik el ele mi gidiyor, hangisi ön planda?

DJlik yapmaktan keyif alıyorum çünkü bir set esnasında insanlar daha çok dans ediyor, konserlerde ise durup izlemeyi tercih ediyorlar. Ayrıca DJ setlerinde kullanmak için yeni düzenlemeler, orijinal materyaller üretmeyi de seviyorum.

Bir albüm çıkarmayı düşünüyor musunuz, ajandanızda böyle bir plan var mı? 

Bir albüm yapmak gibi bir planımız yok ama eli kulağında gelmekte olan bir Los Porcos çizgi romanı var!

Grubun Porco Mio adlı bir EP’si bulunmakta ve ara sıra, çok da periyodik sayılmayacak aralıklarla başka şarkılar da yayınlıyorlar. Bunun yanında aktif olarak DJ’lik de yapıyorlar, mixlerini SoundCloud’da bulabilirsiniz.

 

RÖPORTAJ: GOGO PENGUIN

Piano, davul ve bas gitarla harikalar çıkaran insanlar, GoGo Penguin ile Babylon konseri öncesi kısa bir sohbet etme şansı bulduk. Grubun son albümü Man Made Object, gitarsız bir grup olmak ve tabi ki de Manchester üzerine tatlı bir muhabbet ortaya çıktı. Yeni bir albüm üzerine çalışıyor olmaları da bizden size bir sürpriz olsun.

Merhaba! Nasılsınız?

Çok iyiyiz, teşekkürler! An itibariyle SXSW için Austin’e giden bir uçuştayız. Güne biraz erken başladık dolayısıyla yorgunuz ama iyiyiz!

GoGo Penguin’in hikayesi nedir? Yeni takipçileriniz için bir kez daha GoGo Penguin’i nasıl bir araya getirdiğinizi anlatabilir misiniz?

Manchester’da çaldığımız gruplar aracılığıyla uzun yıllardır tanışıyoruz aslında birbirimizle. 4 yıl kadar önce bir araya gelip müzik yapmaya karar verdik ve hemen uyuştuk. Grubun gideceği yön konusunda hepimizin benzer bir fikri var gibi görünüyordu ama bir yandan da hepimizin farklılıkları, kişisel zevkleri ve fikirleri var. Bence GoGo Penguin’in olduğu şey olmasındaki en önemli etmenlerden biri bu.

Geçen yıl üçüncü albümünüz Man Made Object’i yayınladınız. Albüm süreci nasıldı?

Çok çalışma gerektirdi ve oldukça yorucuydu ama sonuçtan memnunuz. v2.0’daki çalışma şeklimizle bazı benzerlikler vardı ama genel olarak kendimizi ve müziğimizi zorlamaya ve yeni fikirler ve yazım yaklaşımları denemeye çalışıyoruz. Biraz uzak bir geçmiş gibi geliyor, o yüzden detayları hatırlamak zor.

GoGo Penguin şu an müziğe yeni bir grup olarak başlasaydı, bir şeyler daha farklı olur muydu?

Biz her zaman müzisyen olarak (hem bireysel anlamda, hem de grup olarak) kendimizi zorlamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla şu an yaptığımız gibi, o an yapmak istediğimiz müziği yapardık. Bizi ve müziğimizi şekillendiren çok fazla etmen olduğu için söylemesi zor tabii ki ama şimdiki gruba bakarsak eminim aynı şekilde yaklaşırdık; içgüdülerimizi dinler ve şu an yapmak istediğimiz müziği yapıyor olurduk.

Grup piyano, bas ve davuldan oluşuyor. Bir gitaristiniz yok. Bu grubu nasıl etkiliyor?

Piyano, bas ve davul kombinasyonuyla yapılabilecek o kadar çok kombinasyon var ki henüz başka bir enstrümanı dahil etme ihtiyacı hissetmedik. Bu kombinasyonla yapabileceğimiz daha çok şey var ve sürekli yeni şeyler deniyoruz dolayısıyla eminim başka enstrümanlar dahil etmeye de ihtiyaç duymadan önce keşfedebileceğimiz çok şey var.

Farklı müzik türlerinde etkileniyorsunuz dolayısıyla yakın zamanda GoGo Penguin’in neler dinlediğini duymak isteriz. Müzik dışında da nelerden etkileniyorsunuz?

Alabildiğimiz her yerden ilham alıyoruz. Edebiyat, tasarım, sinema, bilim, teknoloji, tinsel mevzular… Her yerde bir takım fikirler var; gözlerimizi ve kulaklarımızı açık tutmaya çalışıyoruz. Yeni bir fikrin nereden geleceğini asla bilemezsin. Son zamanlarda oldukça fazla müzik dinliyoruz. Tamamını listelemek zor ama birkaç örnek vermek gerekirse Lorn, Ital Tek, Tim Hecker, Jon Hopkins ve Nils Frahm.

Müziğinizi anlatırken Manchester’dan bahsetmeyi asla atlamıyorsunuz. Manchester sizi nasıl etkiliyor?

Hepimiz uzun süredir Manchester’da yaşıyoruz ve çevrenizin üzerinizde önemli bir etkisi olduğuna eminim; günlük modunuz, çevrenizdeki kültür, arkadaşlarınız ve diğer müzisyenler… Tabii ki Manchester’ın harika bir müzik tarihi var ama aynı zamanda bütün türlerin bir araya geldiği, müzisyenlerin tanıştığı, birlikte çalışıp fikirler paylaştığı harika bir de güncel müzik ortamı var. Her türden müzik yapabilme özgürlüğü her birimizin müzisyen olarak gelişiminde önemli bir rol oynadı.

İstanbul’da pek çok dinleyiciniz var ve pek çok konser verdiniz. Spotify’da İstanbul dinleyici sayısı bakımından 5. sırada. Burada bu kadar sıkı bir bağ kurmayı nasıl başardınız?

Dürüst olmak gerekirse emin değilim. İstanbul’da her zaman harika vakit geçirdik ve hep iyi karşılandık. Konserlerdeki ortam hep çok güzel ve burayı bizim için her zaman geri dönmek isteyeceğimiz bir yer kılıyor. Buradaki gazetecilerden inanılmaz bir destek aldık ve görünen o ki dinleyicilerimiz de müziğimizi yayma konusunda oldukça iyi bir iş çıkarıyor. Geri dönmek için can atıyoruz!

Yakın zamanda GoGo Penguin’den nasıl projeler beklemeliyiz?

Şu an yeni albümümüz üzerinde çalışıyoruz. Daha ilk zamanları ama şimdiye dek ortaya çıkan şeyler bizi heyecanlandırıyor. Bir yandan da Koyaanisqatsi isimli bir film için yaptığımız müziklerin performanslarını gerçekleştiriyoruz. Eminim ileride daha fazla şey olacak ama şimdilik bunlar bizi meşgul tutmaya yetiyor!

Bize zaman ayırdığınız için teşekkürler.

Rica ederiz! Biz teşekkür ederiz, yakında görüşmek üzere!

*Röportaja katkıları için Suat Akbulut’a teşekkür ederiz.