massive attack

SALI PAZARI: 26.06.2018

İstanbul’daki konserlerin ve ülkedeki genel havanın etkisinde kaldığımız bu hafta yine modumuza uygun olarak kulağımıza takılanları, keşiflerimizi, dinleye dinleye doyamadıklarımızı ve yeni çıkanları listeledik. Ne olursa olsun hayat devam etmek zorunda, keyifli dinlemeler:

GÖRKEM HAN’IN TEZGAHI

Sleep Party People – 4th Drawer Down

Bir kaç gün önce yayınlanmış olmasına rağmen sanırım 100 kere dinlemişimdir. Özellikle piyanonun tonu beni benden aldı. Çok fazla şey anlatıyor bu şarkı.

James Vickery – Until Morning

Youtube’da bir kanalda keşfettim bu sanatçıyı. İnanılmaz bir performans.

Dusky, Pedestrian – Spruce

Çok çok iyi vokal melodileri. İlk dinlediğim anda bağladı beni. Bu ara takıntım.

RY X – Salt

Acid’in üyelerinden biri kendisi. Mükemmel bir sound. Mükemmel bir ses. Çok güzel yerlere götürüyor insanı.

Burial – Rodent

Her gün bir kez daha aşık oluyorum Burial’in müziğine… Sanırım benim için müzikte en üst noktadaki kişilerden birisi.

HANDE’NİN TEZGAHI

NoMBe – Wait

Benim için Almanya’nın yeni incisi. Kendisinin hâla patlamamış olmasına fazlaca içerlemiş bulunmakla beraber sene sonuna kadar kendisini benden sık sık duyabilirsiniz.

Amy Winehouse – Rehab

Yılın belirli dönemlerinde Amy Winehouse damarım kabarır. İşte, bu aralar öyle bir dönemdeyim.

Franz Ferdinand – Always Ascending

Bu sene yayımlanan albümün hastası olmakla beraber açılış şarkısının güzelliğini yeni yeni keşfediyorum. (Az önce bu şarkının single olduğunu öğrendim. Huzurlarınızda Franz Ferdinand’dan tekrardan özür diliyorum)

of Montreal – it’s different for girls

Kadınlar hakkında yazılmış en gözlemci şarkı olduğunu düşünüp bazı noktalara katılmıyorum. Melodi ise ha-ri-ka!

EGE’NİN TEZGAHI

Brek – Dead Dance

Brek’ten her ne kadar biraz geç haberim olsa da sizlerle tanıştırmasam içimde kalacaktı. Brek, yerel sahnede pek çok albümün prodüktörlüğünü yapmış olan Berk Sivrikaya’nın uzun zamandır evinde tek başına yaptığı, çoğunlukla karanlık hissiyatlı şarkıları gün yüzüne çıkarma isteğiyle hayat bulmuş bir proje. Kendisi yapım sürecinde kıyamet, rüyalar ve çocukluk gibi imgelerden ilham aldığını söylemiş, bu açıdan ilk single Dead Dance ile yapmak istediğini başardığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Akla doğrudan John Maus ve Ariel Pink’i getiriyor Dead Dance. Kapağın da cuk oturduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Albümü 7 Temmuz’da çıkıyormuş, bekliyorum heyecanla.

Massive Attack – Daydreaming

Dünkü müthiş konserden sonra ara ara olduğu gibi yine Massive Attack’a sarmasam olmazdı. En sevdiğim şarkıları olmasının yanı sıra, ismine bu kadar uyan başka bir şarkı daha var mıdır merak ediyorum.

Ben Rath – Anything is Possible

Bandcamp’in derinliklerinde kaybolduğum bir gün keşfettiğim Ben Rath’ı daha çok insana ulaştırma zorunluluğu hissettim dinlediğim gibi. Özellikle Tim Hecker tarzı ambient sevenler kaçırmamalı.

Saska – Adasuzın Turalım

Saska’yı hatırlar mısınız? 2005 tarihli albümleri Tingla, sonunda Spotify’a gelmiş! Göktürkçe trip-hop/dub’ın dünyadaki, sanıyorum ki, tek örneği olarak albüm yeniden keşfedilmeyi bekliyor. Bu diyarlardan çıkmış en özgün işlerden biri olduğu su götürmez.

Nas – Adam and Eve

Nas’ın yeni albümünde bana eski Nas’ı hatırlatan tek şarkı bu. Albüm hayal kırıklığı ama şu şarkı tek başına kaç yıllık beklentime değdi sanki.

Christina Aguilera – Pipe

Bu da eski Xtina’yı özleyenlere gelsin o zaman.

AHMET’İN TEZGAHI

Gorillaz – Hollywood feat. Snoop Dogg & Jamie Principle

Gorillaz ve Snoop Dogg birlikteliği her zaman işe yarıyor. Hayal kırıklığına uğratan bir albüm duysam da bu şarkı günü kurtarıyor.

The Kooks – All The Time

Kooks yeni bir albümle geri dönüyor. Let’s Go Sunshine ismini verdikleri albümle asiliklerini bir kenara bırakmış gibiler. En azından All the Time için;

The Kinks – Sunny Afternoon

Ortalıkda The Kinks tekrar toplanıyor söylentisi dönüyor. Kulaklarım da bu fırsatı ıskalamıyor.

Görkem Han – Turn Back Time

Görkem Han, The Journey of a Thousand Miles isimli EP’sini yayınlayı bir ay geçmiş şimdiye kadar dinlememiş olmak ise benim ayıbım. Turn Back Time ise şimdilik favorim.

Grimes – Oblivion

Şu şarkıdaki rastgelelikti beni kendine çeken.

Caribou – Sun

Yaklaşan bir Caribou konseri var ama tek sevdiğim şarkısı (ama çok) bu olduğu için gidip gitmeme konusunda büyük hesaplar içerisindeyim. Neyse şimdilik bu güzelliğe kulak kabartalım.

CEMRE’NİN TEZGAHI

Julien Baker – Turn Out The Lights

Gerçekten bu ülkede sadece 24 saat boyunca bile mutlu ve umutlu hissetmek mümkün değil sanırım. Yine de “There’s always tomorrow I guess“.

Massive Attack – Safe From Harm

Konserin etkisinden çıkamayanların biri de burada.

Jorja Smith – Don’t Watch Me Cry

Haftalık Keşif listelerimi neredeyse hiç dinlemem. Son dinlediğimde Blue Lights vardı listemde, çıkalı henüz bir hafta bile olmamıştı. Şimdi Jorja’nın koskoca bir albümü var. Sırf kendisini hiç zaman kaybetmeden dinleyip sevmeye başlamamı sağladığı için bile bile sonsuza kadar Spotify’cı olabilirim.

Edis – Roman

Bir hafta Türkçe Pop’a düşmeden duramıyorum, “Uzaktan sevilir mi bir asır” deyip nakarata girerken sizin de kalbiniz hızlanıyor kabul edin.

The Carters (Beyoncé & JAY-Z) – 713

Çıktığından beri dönüp dönüp bu albümü dinlemeyi bırakamadım. JAY-Z’nin figüran olmadığı tek şarkıda, sadece nakaratla bile rol çalabilmiş Beyoncé. “Ain’t no way to stop this love/Ain’t no space if everything is lovekısmıyla beni alıp neredeyse Destiny’s Child zamanlarına götürüyor.

BUSE’NİN TEZGAHI

maNga – 1000 Parça (feat. Kamufle, Joker, Tankurt Manas, Fate Fat, Dj Hırs)

Manga’nın yeni video klibi 1000 parça yayınlandı. Takibinde olduğumuz isimler Kamufle, Joker, Tankurt Manas, Fate Fat ve Dj Hırs’ın iş birliğinde hazırlanan 1000 Parça’nın klibi konser görüntülerinden oluşuyor.

Şarkıların hepsi de toplu olarak hemen burada:

SALI PAZARI: 13.03.2018

Haftanın Avaz günü! Bu hafta da en sık dinlediğimiz yeni ve eski şarkıları seçtik. İyi dinlemeler:

EGE’NIN TEZGAHI

Kacey Musgraves – Space Cowboy

Bana country dinletebilen tek insan.

Massive Attack – Daydreaming

Massive Attack’ ın gelişini en sevdiğim şarkılarını loop’a alarak kutladığım bir gün oluyor.

David Byrne – Everybody’s Coming to My House

David Byrne’ ın yeni albümü çıktı ama ben hala ilk single’ına takılıp kalmış durumdayım. İçimdeki James Murphy fanboy’u beni nakaratında “Everybody’s coming to my house… my house!” diye bağırrmaya zorluyor.

Hercules & Love Affair – Controller (feat. Faris Badwan)

Çok sevdiğim Hercules & Love Affair’˝n geçen sene yayımlanan albümü Omnion, bence self-titled’dan beri yaptıkları en iyi albümdü ama nedense pek kıyıda köşede kaldı. Controller misler gibi, tertemiz bir electropop eseri ve vokalde The Horrors’ın frontman’i var, daha ne olsun?

The Voidz – All Wordz Are Made Up

Bunu söylemeyi hiç beklemiyordum ama The Voidz’un yeni albümü için inanılmaz heyecanlıyım. Casablancas gerçekten sınırları zorladığına, yepyeni şeyler denediğine ikna etti beni. Yayımlanan single’ların neredeyse hepsi, dinlediğim hiçbir şeye benzemiyor. Bir şarkı içinde on farklı şarkı varmış gibi. Yılın en ne iddialı¸ belirsiz olduğu kadar güzel albümü geliyor sanki.

AHMET’İN TEZGAHI

Lily Allen – Three

Lily Allen yeni albümü No Shame’i duyurduktan sonra albümden parçaları da dinletmeye devam ediyor. Three ise albümün hüzünlü kısmından kopup gelmiş bir parça.

Missy Elliott – Get Ur Freak On

İnsanın aklına Missy Elliott düşmesi kadar güzel şey az bu dünyada.

Taylor Swift – Delicate

Taylor Swift’ten ben de insanım klibi gelmiş ama güzel gelmiş. Kamera oyunları, danslar, hikaye bir klipten beklediğim her şeyden fazla fazla var.

Oh Land – White Nights

Artık bizden biri Oh Land’in doğuşunda gidiyoruz. Kendisini 2012 yılında Mono Festival’de dinleyen kitle bugünlerde emeklilik planı yapıyor.

HANDE’NİN TEZGAHI

Beach House- Dive

Yeni albümlerinden beklediğim her şey sadece bu şarkının içinde bile mevcut.

Porches- Leave the House

Bu şarkıyı ilk çıktığı günden beri düzenli aralıklar ile döndürüyorum. Yeni Porches albümü ile artık tüm albüm dönüyor üstelik. Teşekkürler Porches!

Soccer Mommy- Cool

Soccer Mommy’i övmelere doyamadığım yeni bir yazım var Avaz’da. O yazı konuşsun benim yerime.

Sophia Kennedy- Being Special

Yine nereden keşfettiğimi hatırlayamadığım ama beni şüphesiz mutlu eden bir şarkı. Bu haftanın en güzel sürpriz Spotify keşfi.

Son Lux- Resurrection

Konserlerine gitmediğim için deli gibi pişmanım sevgili Avaz okurları! Yine her zamanki gibi köprünün altından çok sular aktı. Pardon, Salon IKSV’nin.

 

 

 

 

GELİYOR: MASSIVE ATTACK (VE YOUNG FATHERS)

Geçtiğimiz Cuma günü Zorlu PSM’nin yayınladığı bir teaser, “yoksa Massive Attack mı geliyor?” dedirtmişti. Bugün belli oldu ki evet, gerçekten de geliyor! Massive Attack, 25 Haziran‘da Zorlu PSM‘de olacak. Alt grup olarak da Young Fathers‘ı izleyeceğiz. Biletler 15 Mart‘ta satışta.

Grubu en son Haziran 2014’te gerçekleşen %100 Fest’te izlemiştik.

YENİ EP: MASSIVE ATTACK – RITUAL SPIRIT

Uzunca bir süredir yeni albümünü gözlediğimiz Massive Attack, en son Fantom isimli bir aplikasyon üzerinden 4 yeni şarkının snippet’ını yayınlamıştı. Biz yeni bir albümün artık kapıda olduğuna kendimizi inandırmışken Ritual Spirit isimli yeni bir EP çıkageldi. Fantom’da duyduğumuz şarkıları içeren Ritual Spirit‘te Roots Manuva, Azekel, Young Fathers ve en önemlisi de Tricky işbirlikleri var. Trickyli Massive Attack’ı çılgınca özleyenlere (mesela biz) ilaç gibi gelecek olan Take It There için bir de video yayınlandı. Bir güzel haber daha: Massive Attack bahar aylarında ikinci bir EP ve yılın ilerleyen zamanlarında da bir albüm yayınlamayı planlıyor. 6 yıllık aradan sonra daha fazlasını isteyemezdik herhalde.

İNCELEME: BALTHAZAR – THIN WALLS

Balthazar üçüncü stüdyo albümünü, Thin Walls‘u 3 yıllık bir aradan sonra geçtiğimiz hafta yayınladı. Bir önceki albümün yayınlanmasından bu yana geçen zaman içinde, 2013 yılında yayınladıkları single Liepzig‘i çok beğenmemizin ardından tavan yapan beklentilerimiz sonunda karşılanmış oldu.

İlk iki albümleri Applause ve Rats’in prodüktörlüğünü kendileri yapan grup bu albümde daha büyük isimlerle çalışmaya karar vermiş, Blur ve Depeche Mode’la çalışmalarından bildiğimiz Ben Hillier, Gorillaz ve Massive Attack’ten tanıdığımız Jason Cox gibi. Albümü dinlerken de bu farklılığın albüme verdiği daha profesyonel havayı ve grup üyelerinin omuzlarından bir yük kalktığını hissetmek mümkün.

Şarkılara gelecek olursak albümden yayınlanan ilk şarkı Then What olmuştu, daha önce de belirttiğim gibi Liepzig’den sonra yükselen beklentilerim yüzünden oluşan endişelerim bu şarkıyla birlikte yok oldu. Albümün genel havasını hissettirmek amacıyla albümden önce yayınlamak için yerinde bir seçim olmuş.

Daha sonra Bunker geldi, I Looked For You‘yla hemen hemen aynı çizgide olan bu şarkı nispeten daha düşük tempolu, ikisi de kulaklarımızda acı-tatlı bir his bırakıyor.

Hafif ürpertici bir şekilde başlayan, aynı şekilde yaylıların girmesiyle ve parmak şıklatmalarıyla devam eden Decency, klasik çok sesli Balthazar nakaratlarıyla sevenlerinin fazlasıyla hoşuna gidecek, tekinsiz bir şarkı. Albümün girişi için de çok iyi bir seçim olmuş. Karar vermek çok zor olsa da albümden beni en çok tatmin eden şarkılardan biri oldu diyebilirim.

Şarkı sözleri genel olarak duygusal karmaşalar, aşk gibi basit konular üzerine yazılmış. Ama elbette basit olması harika olmayacağı anlamına gelmiyor, Nightclub ve Dirty Love da bunun aksini kanıtlayan örnekler.

Albümün son şarkısı olan True Love, Balthazar’ın yumuşak yumuşak giderken nakaratta bir anda yükselen tarzına bayılan biriyseniz kesinlikle dinlemekten bıkamayacağınız bir şarkı.

Albümü dinlerken şarkıların çok doğal ve basit bir şekilde geliştiğini hissetmek mümkün, neredeyse bütün şarkıların turneleri sırasında yazıldığını da düşünürsek, hislerimiz bizi yanıltmıyordur. Turnelerden bahsetmişken, geçtiğimiz turnelerinden sonra sadece birkaç aylığına ara verip Nisan ayında yeni bir turneye başlayacak olan Balthazar’ı Chill-Out Festival 2015 kapsamında İstanbul’da tekrar canlı olarak dinleme şansına erişebileceğiz.

Toparlamak gerekirse grubun önceki iki albümünden, Thin Walls’dakilere göre daha başarılı bulduğum bazı şarkılar olsa da Thin Walls kesinlikle en oturmuş albümü olmuş. Albümlerine bir bütün olarak bakınca sürekli gelişen ve olgunlaşan tarzlarının kesinlikle tepeye doğru gittiğini görebiliyoruz. Dinlediği grup her albümde yeni bir tarz denemezse gelişiyor saymayanlardan değilseniz, zaten seviyor olduğunuzu bildiğiniz tarzda şarkıların daha fazlasına ulaşabilecek olmanın verdiği mutluluk sizi tatmin ediyorsa bu albümü uzun süre severek dinleyeceğinize eminiz. Bu albümle görmüş olduk ki grubun büyük gruplar arasında sayılması için artık gereken tek şey büyük bir dinleyici kitlesi.

CANLI: MASSIVE ATTACK – PRAY FOR RAIN

Captura-de-pantalla-2014-10-17-a-las-12

Heligoland albümü çıkalı 4 sene oldu ama Massive Attack şaşırtmaya devam ediyor. En son Haziran ayında Küçükçiftlik Park’ta hayatımızın en unutulmaz gecelerinden birini yaşatan ikili, dün gece Los Angeles’taki konserlerinde Pray For Rain‘i ilk kez canlı olarak çaldı. Hem de şarkıya ses veren isim Tunde Adebimpe ile birlikte. Albümü ilk kez dinlediğimizde yaşadığımız heyecanı yeniden tattık adeta: