mercury prize

MERCURY PRIZE 2018: EVERYTHING EVERYTHING

Avaz ahalisi olarak yaptığımız geleneksel haftalık toplantıların en sonuncusunda konularımızdan biri de Mercury Prize adaylıkları oldu. Her sene adaylarla ilgili görüşlerimizi, kazanan tahminlerimizi yaptığımız bir yazı dizisi konuşup duruyorduk. Bu sene tembelliğimizi bir yana atarak bu yazı dizisini (gerçekten!) hayata geçirmeye karar verdik. 20 Eylül Perşembe gecesi sahibini bulacak ödül için yarışan 12 albüm var bildiğiniz üzere. Önümüzdeki 1 ay boyunca bu aday albümlerin kazanma şansını irdeleyeceğiz. Bize katılmak isteyenleri serimize bekliyoruz.

(daha&helliip;)

RÖPORTAJ: EVERYTHING EVERYTHING

Everything Everything ile grubun favori albümü Radiohead‘in Kid A‘inin açılış parçası olan Everything In Its Right Place şarkısından ismini alıyor oluşuyla tanışmıştık. Hemen ardından taze grup ilk albümleri Man Alive ile Mercury Prize‘a aday olarak rüşdünü ispat etmişti.  2013 ve 2015 yıllarında gelen albümleri Arc ve Get to Heaven ile hayatlarımıza kalıcı olarak girmiş ve bu iki albümün de turnesi sırasında kendilerini İstanbul’da izleme fırsatı bile bulmuştuk. Bu kez de son albümleri A Fever Dream ve hemen arkasından gelen EP’leri A Deeper Sea‘nin turnesi kapsamında İstanbul’a uğramadan önce grupla konuşma fırsatı bulduk. Biz üç senedir kendilerini canlı dinleyemediğimiz için çok heyecanlıyız, siz de aynı heyecanı paylaşıyorsanız lafı daha da uzatmadan sizi röportaja alalım. 21 Nisan‘da Salon‘da şarkılara hep bir ağızdan eşlik etmek üzere, buyurun:

Merhaba! Nasılsınız? Turne nasıl gidiyor?

Çok iyi, teşekkürler!

Son albümünüz A Fever Dream’in yayınlanmasının üzerinden çok zaman geçmedi, geri dönüşler nasıl oldu, beklediğiniz gibi miydi? Sonunda ortaya çıkan iş sizi tatmin etti mi?

Aldığımız dönüşler harikaydı, albümü canlı olarak çalmaktan da çok keyif alıyoruz. Aklımızdaki albümü hayata geçirmeyi başardığımızı düşünüyoruz, bu yüzden sonuçtan gayet memnunuz. Her zaman olduğu gibi bir sonraki projemiz için heyecanlıyız.

Gözlemleyebildiğim kadarıyla “A Fever Dream” önceki albümlerinize göre biraz daha kişisel fikirler içeren sözlere sahip, niçin bu sefer böyle bir değişime gittiniz?

Get to Heaven biraz fazla kişisellikten uzaktı, şarkıların büyük bir kısmı hayali bir perspektiften ve çok daha büyük bir çerçeveden bakarak yazılmıştı. Herkesin 2016 olayları (Brexit ve Amerika’daki seçimler) üzerine yazacağını biliyorduk ve sanki bu konular hakkında zaten daha önce çok fazla konuştuk gibi hissettik. Bu sebeple bu kez daha küçük bir pencereden, bu büyük olayların kişisel boyutlarda kendi küçük hayatlarımızdaki etkisi hakkında konuşmak istedik.

A Fever Dream ve A Deeper Sea’nin yayınlanması arasında çok büyük bir ara yok. Her ne kadar isimler benzese de, iki kaydı da dinlerken sanki bambaşka yerlerden çıkmışlar gibi hissediyorum. Sizce bunun sebebi nedir? Siz bu iki kaydın arasındaki bağlantının nasıl algılanmasını planlamıştınız?

Evet, isimlerini kasıtlı olarak benzer seçtik. A Deeper Sea’nin, A Fever Dream’e başka bir açıdan bakıyormuş gibi hissettirmesini istedik. EP, içerdiği remix ve cover dolayısıyla albümün genel söylemine tam uymuyor. Bu şarkıların kendine özel bir yeri olmalıydı. Bir A Fever Dream fanı için, A Deeper Sea ekstra bir hazine bulmak gibi bir şey.

Albümün ve EP’nin kapak görsellerini çok beğendim. Bu görsellerin kayıtlarla olan ilişkisini nasıl açıklarsınız, vermek istediğiniz mesaj neydi?

Teşekkürler, bu görsel bölünmüş toplum fikri üzerineydi. Fiziksel olarak üst üste yığılmış ve birbirinden kopup ayrılıyor ama sonsuza kadar birbirlerine bağlılar. Bu bize hem korkunç hem güzel geliyor.

Birçok kez sorulduğu için eminim bu açıklamanız için pişmansınızdır ama duydum ki “Ivory Tower” son albümden en sevdiğiniz şarkıymış. Niçin, özel bir sebebi var mı?

Hangimiz söylemiştik bunu emin değilim, ama gerçekten de hepimiz seviyoruz sanırım Ivory Tower’ı. Canlı çalmak çok eğlenceli, ve şarkıdaki birkaç söz albümdeki en iyi sözler bence.

Özellikle şarkılarınız aracılığıyla politik duruşunuzla da biliniyorsunuz. İnsanları bilinçlendirmek için yapmanız gereken bir şey olduğunu düşündüğünüz için mi böyle bir tutum edindiniz yoksa sadece fikirlerinizi paylaşma dürtüsünden ötürü müydü?

Kesinlikle bir fikir paylaşma dürtüsünden daha fazlası ama müzik ve Brexit bambaşka şeyler. Biz kişisel olarak “politik” şarkılar dinlemeyi çok sevmiyoruz. Bu yüzden genelde şarkılarımızı insanların kendi anlamlarını çıkarabilecekleri kadar geniş yazmaya çalışıyoruz. Politik kısmı sadece arayanlar tarafından bulunuyor bence.

Son zamanlarda neler dinliyorsunuz?

Rae Morris’in Someone Out There isimli albümünü çok dinliyorum bu sıralar. Müzikten aldığım zevki tekrar canlandırdı diyebilirim, çok pozitif bir albüm, kendi müziğimiz için söylemesi zor bir şey.

Daha önce İstanbul’a gelmiştiniz, nasıl bir deneyimdi sizin için? Şehirde geçirmek için yeterli vaktiniz olmuş muydu? Bu seferki ziyaretiniz için planlarınız neler?

Evet daha önce gelmiştik ama hava o kadar sıcaktı ki sürekli gölgede saklanmak zorunda kaldık! Bu kez Türk arkadaşlarımız The Away Days ile zaman geçirebilmeyi umuyoruz.

Konserde bizi ne bekliyor olacak? Kendimizi nasıl hazırlayalım?

Harika davullar duyacaksınız. Sesinizi de yanınızda getirmeyi unutmayın!

FEATURING: MODERAT

Birkaç ay önce de haberini verdiğimiz gibi Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin dopdolu etkinlik programına dahil ettiği ve sezonun en heyecan verici performanslarından biri için geri sayımlara başladık. Biz Moderat’la bir kez daha, bu sefer Zorlu PSM çatısı altında, yüzlerce kilometre ötede kendimizi Berlin’de hissedeceğimiz bir gece geçirmek için sabırsızlanıyoruz. Hem bu ruh halinde 11 Kasım’ı bekleyen takipçilerini, hem de henüz kendileriyle tanışma şansına erişememiş potansiyel bağımlılarını bu müthiş üçlüyü bir şekilde dokundukları şarkılar aracılığıyla daha yakından tanımaya davet ediyoruz:

1) Luomo – Love You All (feat. Apparat)

Apparat, gerçek adıyla Sascha Ring, 90lı yıllardan beri elektronik müzikle ilgileniyor ve 6 tane solo albüme sahip. Luomo’yla yaptıkları bu işbirliği de tam solo albümlerinden Walls’un ve Moderat’ı asıl ününe kavuşturan kendi ismleriyle yayınlanan albümün arasına denk geliyor.

2) Siriusmo – Wow (Modeselektor Edit)

Modeselektor, yani Gernot Bronsert ve Sebastian Szary, çok üretken ve uyumlu bir ikili olduğu için sık sık farklı isimlerle çalışıp ortaya harika işler çıkartabiliyor. Siriusmo da ikilinin birlikte ürettiği hatta Siriusmodeselektor isimli bir proje adı altında beraber turneye bile çıktığı bir isim. Gelecekte de bu üçlüyü görmeye devam edeceğimize emin gibiyiz.

3) DJ Koze – Nices Wölkchen (feat. Apparat)

Modeselektor ve Apparat bu kadar büyük bir kitleye ulaşmak, böyle ciddi ilgi gören kayıtlar yapmak amacıyla bir araya gelmemişler; Berlin’in efsanevi rave sahnesinin bir araya getirdiği ve birlikte bir şeyler yaratıp eğlenmeyi seven üç genç müzisyenin bir projesi olarak ortaya çıkmış Moderat aslında en başında. Apparat’ın tek başına konuk olduğu bu şarkı da yine aynı sahneden çıkan ve zaman zaman Moderat’la da birlikte çalışan DJ Koze’ye ait.

4) Shed – Dark Planet (Modeselektor Remix)

Geçtiğimiz sene III öncesi albümle ilgili çalışmaları devam ederken Modeselektor, Shed’in çıkardığı single için bir remix yaptı ve Kasım ayında yayınlandı. Aynı zamanda Moderat’ın da sevdiği ve playlistlerine sıkça dahil ettiği bir isim olan Shed de aynı şekilde Berlin’de yetişmiş müzisyenlerden.

5) Jon Hopkins – Abandon Window (Moderat Remix)

Büyük de olsa sadece belli bir kitleye ulaşıyor olması dolayısıyla underrated kalan bir müzik sahnesi ve kültürü içinde bulunup beslenen Moderat, 2009 albümleri Moderat’ın bütün dünyada yakaladığı bilinirlikle bizce bir öncü niteliği taşıyor. Bu şarkıda da yine kendileri gibi dünyada bilinirlik yakalayabilmiş bir müzisyen olan Jon Hopkins’in Mercury Prize’a aday olan albümü Immunity’den Abandon Window için yaptıkları ve yine Moderat eli değdiğini çok rahatlıkla hissedebildiğimiz bir remix.

Bonus:

10 Aralık‘ta İstanbul’da canlı performanslarını izleme şansı bulacağımız Âme, Moderat’ın geçtiğimiz Nisan ayında yayınlanan albümü III için yapılan ilk remixlerden birine imza attı, dinlemeden geçmeyin:

2014: ALT – J

Neden Değerli? 2007 yılında Leeds Üniversitesinde 4 öğrenci tarafından kurulan Alt-j daha ilk EP’sinden henüz küçük bir topluluk olan dinleyicilerinin favori grupları arasına girmişti. 2012 yılında çıkardıkları An Awesome Wave albümüyleyse seslerini daha büyük kitlelere duyurdular, daha ilk albümleri olan bu albümle Mercury Prize kazandılar. Bu sene çıkardıkları This Is All Yours albümüyle de kendilerine olan sevgimizi birkaç kat daha arttırdılar. Grup hakkında başlarda yeni Radiohead benzetmeleri yapılmasına rağmen aslında şu ana kadar dinlediğimiz hiçbir gruba benzemedikleri; hepimizin düşündüğü, hissettiği şeyleri bambaşka sözlerle (ya da hepimizin farklı şekillerde yorumlayabileceği bir biçimde) anlatabildikleri; kulaklarımızın aşina olmadığı tarzları, üst üste binmiş vokallerileriyle, neredeyse bambaşka bir “genre” yaratacak kadar yenilikçi bir müzik yaptıkları için çok değerliler.

Neyi Değiştirdi? İlk şarkılarından beri tamamen nevi şahsına münhasır bir grup oldular, ne kendilerini ne de başkalarının işlerini tekrar ettiler. İnanılmaz iyi bir albümden sonra performanslarını düşürmeden, en az ilki kadar iyi, ikinci bir albüm çıkardılar. İlk albümüyle patlama yapan gruplar genelde sonraki albümde bozar anlayışında olanları tersinin de olabileceği yönünde ikna ettiler.

2015’te Ne Alemdeler? This Is All Yours albümüyle daha çok ödül toplayacaklarını, kendilerinden çok daha fazla bahsettireceklerini düşünüyoruz. Ve umuyoruz ki yakın zamanda büyük bir Avrupa turnesi haberiyle hepimizi sevindirirler.

MERCURY PRIZE 2014 ADAYLARI AÇIKLANDI

fka

İngiliz diyarlarının en prestjili ödülü Mercury Prize’ın 2014 adayları açıklandı.

Liste her zamanki gibi Royal Blood gibi daha çok yeni çıkış yapmış isimlerden Bombay Bicycle Club gibi yılların tecrübelilerine uzanan bir skalada çeşitleniyor. Adaylar arasında bu sonbahar İstanbul’da dinleyeceğimiz GoGo Penguin ve East India Youth da var. Tam liste şöyle:

Anna Calvi, One Breath 
Bombay Bicycle Club, So Long, See You Tomorrow
Damon Albarn, Everyday Robots
East India Youth, Total Strife Forever
FKA twigs, LP1
GoGo Penguin, v2.0 
Jungle, Jungle 
Kate Tempest, Everybody Down
Nick Mulvey, First Mind
Polar Bear, In Each and Every One
Royal Blood, Royal Blood
Young Fathers, Dead

Açık konumak gerekirse kişisel favorim Jungle. Sizce kim alır?