mesele

THE NATIONAL’IN ŞARKI SÖZLERİNDE DEĞİNDİĞİ 21 MESELE

The National‘ın vokali ve harika şarkılarının yazarı Matt Berninger’ın bir modern ozan olduğunda hepimiz hemfikiriz herhalde. İnsanlar üzgünken müzikteki şarkı sözlerine daha çok dikkat edermiş. The National’ın hüzünlü dünyası ile sevgili Matt bir araya geldiğinde kendinizi apayrı bir dünyada bulmanızın sebebi bu olsa gerek. (Biz de aynı şeyi yaşıyoruz!) Kendisinden çok şey öğrendiğimizi itiraf edelim. Yeni albüm I am Easy to Find şerefine hepsini derleyip sizleri grubun diskografisinde bir yolculuğa çıkarmak istedik. Buyurun:

“What was is it you always said?
We’re connected by a thread
If we ever get far apart
I’ll still feel the pull of you”

The Pull of You

Bazı insanlarla özel bir bağımız olduğu ve her gittiğimiz yerde hayallerini beraberimizde getirdiğimiz doğru. Bu bağın nasıl oluştuğu ya da bu insanlardan nasıl kurtulabileceğimiz ise hâla bir muamma.

“If the sadness of life makes you tired
And the failures of man make you sigh
You can look to the time soon arriving”

Not in Kansas

Hayatta yolunda gitmeyen tüm olaylar bir kenara, geleceğin daha güzel olacağının bir garantisi yok.

“Forget it, nothing I change changes anything”

Walk it Back

Hayatta bıraktığımız etkilerin büyük çerçevede etkisiz kaldığı gerçeği ile yüzleşmemiz gerekebilir.

“We have so much in common, I don’t know what I’m expecting
You just keep saying so many things that I wish you won’t”

Empire Line

Kendimize benzeyen insanlar ile uzun zaman geçirdiğimizde o insanlardan sıkılma ihtimalimizin artma sorunsalı ile karşı karşıyayız. En iyisi kendin ile barışık olmak..

“The more level they have me
The more I cannot stand me
I have helpless friendship
And bad taste in liquids”

I’ll Still Destroy You

Güç ve başarı elde ettikçe katlanamayacağımız farklı versiyonlarımızın ortaya çıkması çok olası. Semptomlarda arkadaşlıkların bozulması ve alkole olan eğilim ön plana çıkıyor.

“If I stay here, trouble will find me
If I stay here, I’ll never leave”

Sea of Change

“Olacağı varsa olur” lafını ne de güzel özetlemiş Matt Berninger…

“Sorrow found me when I was young
Sorrow waited, sorrow won
Sorrow, they put me on the pill
It’s in my honey, it’s in my milk”

Sorrow

Hüzün; bazen yaşınız ilerlese de sizinle kalacak, bir parçanız olacaktır.

“All the very best of us string ourselves up for love”

Vanderlyle Crybaby Geeks

Çoğumuz kurtuluşumuz için aşkı bekliyoruz.

“Turn the light out say goodnight, no thinking for a little while
Let’s not try to figure out everything at once
It’s hard to keep track of you falling through the sky”

Fake Empire

Bazen içinden çıkamadığımız meseleler için durup düşünmemiz ve her şeyin olmasına izin vermemiz gerekir. Bazen çözüm, sorunun içinde saklıdır.

“Falling out of touch with all my
Friends are somewhere getting wasted
Hope they’re staying glued together
I have arms for them”

Green Gloves

Araya ne kadar uzaklık girse de değerli arkadaşların her zaman kalbimizde özel bir yeri vardır. Zaman zaman aklımıza düşerler, neler yaptıklarını merak ederiz.

“And so and now I’m sorry I missed you
I had a secret meeting in the basement of my brain”

Secret Meeting

Bazen kendi kafamızın içinde yaşarken dış dünyada olan bitenleri kaçırmanız kaçınılmazdır.

“So tall I take over the street with high-beams shining on my back
A wingspan unbelievable, I’m a festival, I’m a parade”

All The Wine

Kendinize olan güveniniz ile neşenizin artış seviyesi arasında doğru orantılı bir korelasyon olabilir.

“You said “I think I’m like Tennessee Williams”
I wait for the click, I wait but it doesn’t kick in”

City Middle

İlhamın gelmesi beklemeyin. Kendinizi akışın ortasına bırakmanız yeterlidir.

“Hey, are you awake
Yeah I’m right here
Well can I ask you about today”

About Today

Hayatta paylaştığımız güzel anlar, hâl hatır sormak kadar basit eylemler ile yaratılabilir.

“Never tell the one you want that you do
Save it for the deathbed
When you know you kept her wanting you”

Cardinal Song

Birini sinirden öldürmek istiyorsanız istediğini ancak iş işten geçtikten sonra yapın.

“Don’t leave yourself alone for too many days
Sooner than you know your gonna start slipping”

Slipping Husband

Yalnız zamana herkesin ihtiyaç duyduğu kesin olmakla beraber çok fazla yalnız vakit geçirmek iç sıkıntısına sebep olabilir.

“No nobody wants to be
No no one’s lover
No matter what they say
Lovers know they are the ones
Who one day have to go”

Trophy Wife

Yaşanan her ilişkide bir gün gidenin kendiniz de olabileceğini bilmemiz, bu sorumluluğu almamız gerekir.

“I die fast in this city
Outside I die slow”

Fashion Coat

Dünya üzerinde herkes bazı yerleri diğerlerinden daha çok seviyor. Sevmediğiniz bir yerde yaşamak ise sizi yavaşça öldürme etkisine sahip olabilir.

“Do not tell me I’ve changed
You’re just raising your standards
Do not give me away
I am the same
I am the same”

Beautiful Head

Sorun siz değil, değiştiğinizi öne sürenler belki de. Kendinize o kadar da yüklenmeyin.

“I promised to leave if you ever went cold
Then leave when I’m sleeping, you told me
Put your spine in your back and your arms in your coat
Don’t hold on to me when there’s nothing to hold”

Cold Girl Fever

Hayatta tutunacak bir yer aradığınızda sevdiğiniz insanı da diğer eliniz ile tutmaya çalışmak ikinizin de yere yuvarlanmasına sebebiyet verebilir.

“It takes a lot of little rain to make you feel like nothing.”

American Mary

Uzun bir süre boyunca bir şeylere dayanmak vakit geçtikçe sabrınızı yitirmenize ve daha kötü sonuçlara yol açabilir.

BÜYÜK EV ABLUKADA’NIN FIRTINAYT’TA ŞARKI SÖZLERİYLE DEĞİNDİĞİ 17 MESELE

Fırtınayt için bu topraklardan çıkmış en güzel işlerden biri demek kolay. Çünkü öyle. Müzikal yönden hep övsek de şarkı sözleri için bugün bekledik. Sizin için Fırtınayt’taki şarkıların sözleri arasında kulaklarımıza çarpanları topladık. Bu sözlerin yazılımında katkısı olan herkesi gözlerinden öpüyor, sebep olanları ise birlikte lanetliyoruz.

“Güneş yerinde, her şey yolunda”

İlk şarkının ilk cümlesiyle bu albümde kafamızın içindekilerle boğuşacağımız mesajını açıkça veriyor Büyük Ev Ablukada. Çoğu zaman içimizde fırtınalar koparken dış dünya bundan hiç etkilenmez ve hayat akmaya devam eder. Her şey yolundaymış gibi.

“Bu dünya soğuyacak
Yıldızların arasında bir yıldız
Hem de en ufacıklarından
Mavi kadifede bir yaldız zerresi yani bu koskocaman dünyamız”

Nazım Hikmet’in Yaşamaya Dair’inden alınmış küçük bir parça olan şarkının son sözleri inanamasak da koskocaman dünyamızdaki yaşamın bile bir gün biteceğini açıkça anlatıyor. Ve koskocaman dünyamızın aynı zamanda nasıl da ufacık olduğunu. Yaşamın önemi ve ciddiyetine paha biçmek bu noktadan sonra bizlere kalmış.

“Bu dünya soğuyacak günün birinde
Hatta öyle bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil
Boş bi ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlığa.”

Albümün ilk şarkısı Güneş Yerinde’nin bitiş bölümü sanki şarkıyı değil de dünya hayatını bitiyor. Öyle ya da böyle gelecek bu dünya sonunu çok dramatik bir şekilde bize anlatıyor. Boş bir ceviz derken tonlama ve peşinden gelen gitar solosuyla etkisi de katlanıyor.

“Benim mi bütün kurduğum hayaller?”

Evren Bozması’nda tam da bu söze kadar gündelik sorumluluklar, hesaplaşmalar ve dertlerle boğuşuyoruz. Peki gerçekten bize ait olduğunu düşündüğümüz tüm hayal ve sorumluluklar bize mi ait? Umarım hepsini bulup bir bir yerine koyacağızdır zamanla.

“İyi misin? Aldı yerini naber’in”

Naber, nasılsın? fasılıyla başlayan gece ilerlemiş, ilk kim kusacak yarışmasına dönmüştür bile.

“İnsan büyüdükçe -kusura bakma- giderek kendine benziyor.”

Yaşlandıkça gerçek benliğinizin ortaya çıkışını yaşlandıkça göreceksiniz.

“Ben bir beni bulup içine girip saklanırsam, kim beni bulur?”

Gerçek benliğimiz olmayan benlikler yaratıp arkasına saklandığımızda kendimizden başka kim asıl ben’i bilebilir ki?

“Ben her zaman ben miyim? Cinayetler miyim?
Gebere gebere çoğalıyorum.”

Sınırları keskin olmayan, ve bana kalırsa hiçbir zaman da olamayacak olan, benliklerimize uymayan sayısız şey yapmışızdır bugüne dek. Daha iç rahatlatıcı bir ifadeyle yapmak zorunda kalmışızdır diyelim. Bu sözlerdeki ifadeyle sayısız kez içimizi öldüre öldüre yaşamaya devam etmek zorunda kalmışızdır.

“Neden hep böyle, mağlubiyetler, giderek üzerime yakışıyor.”

Hayata karşı ilk mağlubiyetinizi hatırlayın. Ne kadar da kendinize yakıştıramamıştınız değil mi? Peki sonra ne oldu? Yenile yenile bu mağlubiyetleri üzerinize yakıştırmaya başladınız değil mi?

“Hangi eczanede kahvaltı
Bir sabah seni unutturacak.”

Gece unutmak içenler sabahında “alka seltzer” kahvaltısına mecburlar.

“Yüzlere bakıyorum, dinlemiyorum hiç
Bir gece ben yokmuşum da korkmuşun
Eve dönünce boynuma sarılışın
Güvendiğim tek şey sensin ve kapının kilidi.”

Benim için Hoşçakal Kadar bu albümün en kendinden emin parçası. Hayatından nesneleri ya da kişileri çıkarmakta zorlanan herkesin şarkısı. Somut olanlar hayatımızdan çıksa da anıları ya da hayalleri kafamızın içinde yaşamaya devam ediyor ve bu çoğu zaman önüne geçilemez bir durum neticede. İşte tam da yukarıdaki sözler kalabalık ortamlarda kafa dağıtmaya çalışırken dinlenmeyen sohbetlere, beyinde canlanan anılara, ve o vazgeçemediğimiz birlikteliklerin aslında normal ilişkiler oluşuna dair duyduğum en etkileyici sözler. Bazen abartılı romantikliklerimizle yüzleşmek zorunda kalmak iyidir.

“Dil boşa dönüyor herkes günahkar.”

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

“Hepsine alışıyor insan, hepsine ne fena.”

Nefret edip her gün şikayet ettiğimiz her şeyin varlığına, çok sevip kaybettiğimiz ya da hiç ulaşamadığımız her şeyin yokluğuna alışıyoruz. Tüm sevinçlere, üzüntülere, heyecanlara ve hayal kırıklıklarına da. Ne fena.

“Kandırıyorum, herkesi, önce kendimden başlıyorum
Sanırsın şeytan taşlıyorum.”

İnsan büyüdükçe giderek kendine benziyor dediler ama insanın kandırma çabasını da unutmamak lazım. Özellikle de büyük bir hevesle kendini kandırma çabasını.

“Tek yürektik hani öğretmenim
Aynı kürekle gömülmeyecek miyim?”

Bütün şarkı iki cümlede özetleniyor. Yoksa hepimiz eşit değil miyiz bu ülkede?

“Kendimce bir olayların içindeyim, içinizde.”

İhtimallerin Heyecanına Üzülüyorum’un Fırtınayt’ın en umutsuz şarkısı olduğunu söylemek işten bile olmaz sanıyorum. Yuvarlanıp gidiyoruz, yaşıyoruz işte özetli cümlesi de tam yukarıda.

“İhtimallerin heyecanına üzülüyorum.”

Umutsuzlukta yeni bir zirve, yeni bir dip noktası.