nombe

SALI PAZARI: 02.10.2018

Evet, evet, haftanın en sevdiğimiz günündeyiz. Yine bir salı gününde, günün en huzurlu anlarına yaklaşırken (Yaşasın uyku saatleri!) düşüncelerinizi bir kenara bırakmanız, yarın için biraz enerji toplamanız için buradayız. Avaz ahalisinin geçtiğimiz hafta dinlemeden duramadığı şarkıların dünyasına davetlisiniz. (daha&helliip;)

SALI PAZARI: 18.09.2018

Haftanın beklenen günü geldi, yine Salı Pazarı’nda bütün hafta neler dinlediysek hepsini toparladık. Bu haftaki konuklarımız da Seretan ve Jtamul oldu. Bu Cumartesi günü Peyote’de gerçekleşecek, Jtamul‘un da ilk EP’si “Teselli”nin lansmanını yapacağı beşinci kez gerçekleşen Transferans Label Night öncesi paylaştığı şarkıları dinlemeyi unutmayın.

SERETAN’IN TEZGAHI

Wild Nothing – Letting Go

Wild Nothing’in 4. stüdyo albümünün açılış parçasını son zamanlarda sıklıkla dinliyorum. Jack Tatum’un kendi hayatından da esinlenerek yazdığı sözleri bence bir çok insana dokunuyor, başarısının sırrı da bu. Şarkı geçmişte yaşadıklarımızın, hatıralarımızın yaşımız ilerledikçe, olgunlaştıkça ve hayatımızda farklı dönemlere girdikçe nasıl değişebileceğini ve farklı yorumlanabileceğiyle alakalı sözler barındırıyor. Bu “shifting memories” olgusu, yani hayatımızda yaşadığımız, deneyimlediğimiz şeylerin ve tanıştığımız insanlarla olan hatıralarımızın zaman geçtikçe farklılaşması, rüyalarımızda da sıklıkla deneyimlediğimiz bir şey. Hafızamızın ve mevcut düşüncelerimizin birleşiminden oluşan rüyalar bu yüzden çoğu zaman fazlasıyla karmaşıklar. Uzun zamandır duymadığım kadar mutlu bir nakarata sahip parça “Letting go, I want to be happier now, I want to more than close” sözlerinden oluşuyor. Bu da kişiden kişiye değişebilen bir yoruma sahip. “Letting go”u birine kontrol mekanizmalarımızı salıvererek tüm sevgimizi korkmadan vermek veya birini unutma hissiyatını salıvermek şeklinde iki zıt anlamda okuyabiliriz.

Twin River – Settle Down

Twin River 2016 yılında yayınladığı “Passing Shade” albümünden “Settle Down” parçası son zamanlarda geri dönüş yaparak sık dinlediğim parçalardan. Çok güzel akorlara ve gitar melodilerine sahip parçanın beni etkilemesinin sebebi bana kendi gençliğimi ve geçmişimi hatırlatması.

“we didn’t want to settle down, we let ourselves afloat” sözlerinden oluşan nakarata sahip parça bence madden ve manen kendini bir yere ait hissetmeme, gençlik ateşiyle, tutkuların ve arzularınla birlikte ve onları takip ederek, hep bir hareket halinde olma, hiç bir yere yerleşmeme ve akışına bırakma haleti ruhiyesini çok güzel bir şekilde özetlemiş. Klibinde de karavana dolaşırken Amerika’nın çeşitli yerlerinde görüntülenen gençler de bu durumu iyi ifade ediyorlar.

Virginia Wing – The Second Shift

Manchesterlı psychedelic pop triosu Virginia Wing’in ilk albümünden ikinci parça “The Second Shift” “İkinci Vardiya” anlamına geliyor. Parça “I know, I know the key, It’s written in my own body, It’s hidden in my own body, From her to you and you to me” sözleriyle, çok zeki bir şekilde toplumun, kadınların şeylere -her şeye olan katkısını azaltma ve baltalama eğiliminden bahsediyor. Bu fazlasıyla iğneleyici ama ironik bir şekilde mutlu şarkıyı son zamanlarda tekrar tekrar dinliyorum.

JTAMUL’UN TEZGAHI

Laurel Halo – Jelly

Favorim ilk albümü Halo’nun; ama albüm albüm ilerledikçe sound’unda progresiflik ve rastgelelik oluşmaya başladı ve bu açıdan oldukça kendine has bir konuma yerleştiğini düşünüyorum kendisinin. Beni oldukça etkiledi bu.

Alice Coltrane – Krishna

Her ne kadar hint ve doğu din sistemlerine bir ilgi duymasam da bu şarkıda ve genel olarak Alice Coltrane’in bu konudaki çalışmalarında kendime yer bulabiliyorum.

Actress – Serpent

Dans müziğinde neredeyse her zaman bir narrative ihtiyacı hissediyorum. Bu şarkıda da bir şeyler döndüğünü hissedebiliyorum.

Arca – Sad Bitch

Arca’yla lisede hiç yaşamadığım fangirl’lüğü yaşıyorum galiba. Hem müziğimi hem karakterimi etkiledi hep. Bu şarkıda da ağlıyorum ara ara lol.

İpek Görgün – Neroli

Yerel sahneden en çok takip ettiğim ve hayran olduğum isimlerden biri İpek Görgün. Yeni albümü fevkalade! Umarım bir gün kendisiyle çalışma şansım olur.

EGE’NİN TEZGAHI

Fikret Kızılok – Gözlerim Denizde

Rüyada Fikret Kızılok görmek neye dalalet bilmiyorum ama tam da sonbahar yaklaşırken Zaman Zaman isimli şaheser ötesi albüme tekrardan sarmama vesile oldu. Hiç yoktan kendimi bütün gün depresif depresif Fikret Kızılok dinlerken buldum, teşekkürler bilinçaltım.

Washed Out – New Theory

Tatilden daha yeni döndüm şarkısı olarak bırakayım bunu buraya. Sırf Washed Out’un şu EP’sini deniz kenarında mayışık mayışık dinlemek için tatile gidesi geliyor insanın.

Tirzah – Gladly

İleride yine tatille özdeşleştireceğim bir başka şarkı oldu bu. Modern alt-R&B’nin minimalliğini ve melankolisini sevenleri hala duymadılarsa Tirzah ile de tanıştırmış olayım böylece.

New Order – Your Silent Face

New Order’ın en güzel şarkısı demek istiyorum.

Katy B – Wicked Love

Bugün hiç ummadığım bir anda aklıma düşmesiyle Little Red albümünü uzun bir aradan sonra tekrar baştan sona dinledim. Son albümüyle beni pek yakalamayan Katy’nin tekrar bunun gibi modern pop şaheserleriyle dolu bir albümle dönmesini umuyorum.

AHMET’İN TEZGAHI

t.A.T.u – How Soon is Now?

t.A.T.u’dan bir The Smiths şarkısı How Soon is Now? coverı çok farklı bir boyuttaydı, 2018 yılı oldu hala çok farklı bir boyutta.

Brek – Tesadüfen Hayatta

Brek’ten şimdi de Türkçe işler ortaya çıkmaya başladı.

Justice – D.A.N.C.E.

Karşıma biraz zamanların popüler oyunu Song Pop çıktı bu hafta. Bu şarkının güzelliğini tekrar hatırlattı.

Okkervil River – Down Down The Deep River

Vakit geldi çattı. Yarın Okkervil River’ı canlı dinleme vakti.

CEMRE’NİN TEZGAHI

NoMBe – Do Whatchu Want To Me

Hande’nin yazısıyla NoMBe dinlemeye başlamıştım, hala bırakamadım. Gözlerinizin de kulaklarınız kadar mutlu olması için instagramını da takip edebilirsiniz.

Bob Moses – Nothing But You

4 gün önce Battle Lines çıktığından beri başka bir şey dinleyemiyorum, şimdilik her gün favori şarkım değiştiği için herhangi birini buraya koymak durumundayım.

Soldier’s Heart – Ears & Eyes

Geçtiğimiz hafta sonu Salon’da iki gece üst üste Warhaus’u izledikten sonra Sylvie Kreusch’un sesinin eksikliğini çok hissettim, kendimi istemsiz Soldier’s Heart dinlerken buldum.

HANDE’NİN TEZGAHI

Warhaus – Mad World

Çünkü konseri üzerimden atmak için biraz daha zamana ihtiyacım var.

Iceage – Catch it

Yeni albümün çok büyük bir hayranı olmamakla birlikte bu şarkıda bavul toplarken çok üretken olabildiğimi fark ettim.

Superorganism – It’s All Good

Yeni takıntım Superorganism albümü. Şiddetle tavsiye edilir.

Lily Allen – What You Waiting For?

Bu hafta da Lily Allen maratonuma devam ettim anlayacağınız.

Lana Del Rey – Lust For Life (with The Weekend)

Yeni albüm öncesi ısınma turları…

Bütün şarkıları topladığımız playliste de şöyle ulaşabilirsiniz:

SALI (BAYRAM) PAZARI: 21.08.2018

Salı günü demek haftanın en sevdiğimiz günü demek. Bu hafta da Avaz ekibi olarak en çok dinlediğimiz şarkıları sizlerle paylaşmak için tezgahlarımızı açtık. Üstelik sıkıcı bayram ziyaretlerinin birinden diğerine koşarken bu şarkıları dinlediğinizde deniz kenarında güneşleniyormuşçasına bir etki yaşayabileceğinizi düşünüyoruz. İyi tatiller!

HANDE’NİN TEZGAHI

Hinds – Echoing My Name

60’ların romantik pop tınıları 21. yüzyıl punk’ı ile buluşuyor diyebilir miyiz?

Janelle Monaé – I Got The Juice (ft. Pharrell Williams)

Yataktan çıkmak için ekstra bir iki ritme ihtiyacınız olduğunda…

Wolf Alice – Sky Musing

Konserde canlı dinleyemesek de favori Wolf Alice şarkım. Hafif depresif geçen günlerdeki en yakın dostum.

Parquet Courts – Back to Earth

İtiraf ediyorum, yeni albüm hayal kırıklığı yarattı birazcık. Grubun içine küçük bir Alex Turner kaçması ise bir şarkılık olsa da hoşuma gitti.

Priests – Suck

Geçtiğimiz seneye saygı duruşu…

CEMRE’NİN TEZGAHI

Metric – Help I’m Alive

Uzun süredir acaba bütün şarkılarını istisnasız bir şekilde çok sevdiğim bir albüm var mı diye düşünüyordum, buldum sanırım. Hangisini koyacağıma karar veremediğim için ilk şarkıyı buraya bırakıyorum.

Interpol – My Desire

Bu albümün de aynı şekilde bütün şarkılarını seviyorum ama My Desire’ı hatırlattığı tek bir şeyden ötürü biraz daha fazla seviyor olabilirim.

Queens of the Stone Age – Make It Wit Chu

İçimdeki ergen ve romantik rockçı çok mutlu bu şarkıyı dinlerken.

Ariana Grande – the light is coming (feat. Nicki Minaj)

Albümü iki kez dinledim, hala hakkında konuşmayı reddediyorum.

NoMBe – Freak Like Me

Hande’nin yazısından sonra artık ben de bir NoMBe bağımlısıyım.

AHMET’İN TEZGAHI

Yeah Yeah Yeah – Hysteric

Çok sevdiğiniz grubun eski bir şarkısını keşfetmenin ne kadar güzel olduğundan defalarca bahsettik. Bu sefer Hysteric benim için bu kategoriye girdi.

Disclosure – Moonlight (Extended Mix)

Disclosure cephesinde bir hareketlenmeler var. Merakla bekliyoruz.

IAMX – My Secret Friend (feat. Imogen Heap)

Geçen gün Avaz’a playlist hazırlarken IAMX’i ne kadar sevdiğimi hatırladım.

Cake – Short Skirt / Long Jacket

Şu şarkının bas gitarı kadar beni mutlu eden şeylerin sayısı sayılabilir miktarda.

Toplu spotify listemizi de şöyle bırakalım;

TANIŞIN: NoMBe

NoMBe personası ile müzik yapan Noah McBeth ile ilk nerede tanıştım emin değilim. Belki bir Spotify listesi, bir müzik kritiği ya da bir arkadaşımın tavsiyesi. Sadece bir gün uzun bir otobüs yolculuğu sırasında kaydedilen albümlerim listesinde olduğunu fark ettim ve işte, sihir orada başladı. (Acaba ne zaman kaydetmiştim… Hiç bilemeyeceğiz.) Yaklaşık 2 aydır Alman müzisyenin çıkış albümü They Might’ve Even Loved Me‘yi dinlemeden duramıyorum. Bu albüm hayatımın o kadar büyük bir parçası oldu ki çok büyük olasılıkla bu senemin favorisi ve hayatım boyunca sık sık geri döneceğim o nadir uzunçalarlardan biri olacak.

(daha&helliip;)

SALI PAZARI: 31.07.2018

İşte, haftanın en sevdiğimiz günü. Bir salı gününde daha tezgahlarımızı açtık. Bu hafta bize yeni keşifleri ve janr tanımayan müzik zevkiyle In the Void‘un kurucusu Sibel Engingök de konuk oldu. (Kendisiyle daha önce şöyle konuşmuştuk.) Spotify playlisti en aşağıda. Peki, siz bu aralar neler dinliyorsunuz?

(daha&helliip;)

SALI PAZARI: 26.06.2018

İstanbul’daki konserlerin ve ülkedeki genel havanın etkisinde kaldığımız bu hafta yine modumuza uygun olarak kulağımıza takılanları, keşiflerimizi, dinleye dinleye doyamadıklarımızı ve yeni çıkanları listeledik. Ne olursa olsun hayat devam etmek zorunda, keyifli dinlemeler:

GÖRKEM HAN’IN TEZGAHI

Sleep Party People – 4th Drawer Down

Bir kaç gün önce yayınlanmış olmasına rağmen sanırım 100 kere dinlemişimdir. Özellikle piyanonun tonu beni benden aldı. Çok fazla şey anlatıyor bu şarkı.

James Vickery – Until Morning

Youtube’da bir kanalda keşfettim bu sanatçıyı. İnanılmaz bir performans.

Dusky, Pedestrian – Spruce

Çok çok iyi vokal melodileri. İlk dinlediğim anda bağladı beni. Bu ara takıntım.

RY X – Salt

Acid’in üyelerinden biri kendisi. Mükemmel bir sound. Mükemmel bir ses. Çok güzel yerlere götürüyor insanı.

Burial – Rodent

Her gün bir kez daha aşık oluyorum Burial’in müziğine… Sanırım benim için müzikte en üst noktadaki kişilerden birisi.

HANDE’NİN TEZGAHI

NoMBe – Wait

Benim için Almanya’nın yeni incisi. Kendisinin hâla patlamamış olmasına fazlaca içerlemiş bulunmakla beraber sene sonuna kadar kendisini benden sık sık duyabilirsiniz.

Amy Winehouse – Rehab

Yılın belirli dönemlerinde Amy Winehouse damarım kabarır. İşte, bu aralar öyle bir dönemdeyim.

Franz Ferdinand – Always Ascending

Bu sene yayımlanan albümün hastası olmakla beraber açılış şarkısının güzelliğini yeni yeni keşfediyorum. (Az önce bu şarkının single olduğunu öğrendim. Huzurlarınızda Franz Ferdinand’dan tekrardan özür diliyorum)

of Montreal – it’s different for girls

Kadınlar hakkında yazılmış en gözlemci şarkı olduğunu düşünüp bazı noktalara katılmıyorum. Melodi ise ha-ri-ka!

EGE’NİN TEZGAHI

Brek – Dead Dance

Brek’ten her ne kadar biraz geç haberim olsa da sizlerle tanıştırmasam içimde kalacaktı. Brek, yerel sahnede pek çok albümün prodüktörlüğünü yapmış olan Berk Sivrikaya’nın uzun zamandır evinde tek başına yaptığı, çoğunlukla karanlık hissiyatlı şarkıları gün yüzüne çıkarma isteğiyle hayat bulmuş bir proje. Kendisi yapım sürecinde kıyamet, rüyalar ve çocukluk gibi imgelerden ilham aldığını söylemiş, bu açıdan ilk single Dead Dance ile yapmak istediğini başardığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Akla doğrudan John Maus ve Ariel Pink’i getiriyor Dead Dance. Kapağın da cuk oturduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Albümü 7 Temmuz’da çıkıyormuş, bekliyorum heyecanla.

Massive Attack – Daydreaming

Dünkü müthiş konserden sonra ara ara olduğu gibi yine Massive Attack’a sarmasam olmazdı. En sevdiğim şarkıları olmasının yanı sıra, ismine bu kadar uyan başka bir şarkı daha var mıdır merak ediyorum.

Ben Rath – Anything is Possible

Bandcamp’in derinliklerinde kaybolduğum bir gün keşfettiğim Ben Rath’ı daha çok insana ulaştırma zorunluluğu hissettim dinlediğim gibi. Özellikle Tim Hecker tarzı ambient sevenler kaçırmamalı.

Saska – Adasuzın Turalım

Saska’yı hatırlar mısınız? 2005 tarihli albümleri Tingla, sonunda Spotify’a gelmiş! Göktürkçe trip-hop/dub’ın dünyadaki, sanıyorum ki, tek örneği olarak albüm yeniden keşfedilmeyi bekliyor. Bu diyarlardan çıkmış en özgün işlerden biri olduğu su götürmez.

Nas – Adam and Eve

Nas’ın yeni albümünde bana eski Nas’ı hatırlatan tek şarkı bu. Albüm hayal kırıklığı ama şu şarkı tek başına kaç yıllık beklentime değdi sanki.

Christina Aguilera – Pipe

Bu da eski Xtina’yı özleyenlere gelsin o zaman.

AHMET’İN TEZGAHI

Gorillaz – Hollywood feat. Snoop Dogg & Jamie Principle

Gorillaz ve Snoop Dogg birlikteliği her zaman işe yarıyor. Hayal kırıklığına uğratan bir albüm duysam da bu şarkı günü kurtarıyor.

The Kooks – All The Time

Kooks yeni bir albümle geri dönüyor. Let’s Go Sunshine ismini verdikleri albümle asiliklerini bir kenara bırakmış gibiler. En azından All the Time için;

The Kinks – Sunny Afternoon

Ortalıkda The Kinks tekrar toplanıyor söylentisi dönüyor. Kulaklarım da bu fırsatı ıskalamıyor.

Görkem Han – Turn Back Time

Görkem Han, The Journey of a Thousand Miles isimli EP’sini yayınlayı bir ay geçmiş şimdiye kadar dinlememiş olmak ise benim ayıbım. Turn Back Time ise şimdilik favorim.

Grimes – Oblivion

Şu şarkıdaki rastgelelikti beni kendine çeken.

Caribou – Sun

Yaklaşan bir Caribou konseri var ama tek sevdiğim şarkısı (ama çok) bu olduğu için gidip gitmeme konusunda büyük hesaplar içerisindeyim. Neyse şimdilik bu güzelliğe kulak kabartalım.

CEMRE’NİN TEZGAHI

Julien Baker – Turn Out The Lights

Gerçekten bu ülkede sadece 24 saat boyunca bile mutlu ve umutlu hissetmek mümkün değil sanırım. Yine de “There’s always tomorrow I guess“.

Massive Attack – Safe From Harm

Konserin etkisinden çıkamayanların biri de burada.

Jorja Smith – Don’t Watch Me Cry

Haftalık Keşif listelerimi neredeyse hiç dinlemem. Son dinlediğimde Blue Lights vardı listemde, çıkalı henüz bir hafta bile olmamıştı. Şimdi Jorja’nın koskoca bir albümü var. Sırf kendisini hiç zaman kaybetmeden dinleyip sevmeye başlamamı sağladığı için bile bile sonsuza kadar Spotify’cı olabilirim.

Edis – Roman

Bir hafta Türkçe Pop’a düşmeden duramıyorum, “Uzaktan sevilir mi bir asır” deyip nakarata girerken sizin de kalbiniz hızlanıyor kabul edin.

The Carters (Beyoncé & JAY-Z) – 713

Çıktığından beri dönüp dönüp bu albümü dinlemeyi bırakamadım. JAY-Z’nin figüran olmadığı tek şarkıda, sadece nakaratla bile rol çalabilmiş Beyoncé. “Ain’t no way to stop this love/Ain’t no space if everything is lovekısmıyla beni alıp neredeyse Destiny’s Child zamanlarına götürüyor.

BUSE’NİN TEZGAHI

maNga – 1000 Parça (feat. Kamufle, Joker, Tankurt Manas, Fate Fat, Dj Hırs)

Manga’nın yeni video klibi 1000 parça yayınlandı. Takibinde olduğumuz isimler Kamufle, Joker, Tankurt Manas, Fate Fat ve Dj Hırs’ın iş birliğinde hazırlanan 1000 Parça’nın klibi konser görüntülerinden oluşuyor.

Şarkıların hepsi de toplu olarak hemen burada: