OST

OST #61: #ABİSERGİ #NOFILTER #ARTLOVER

Sezonun açılması demek aynı zamanda İstanbul’da sergiye doymak demek, metro duvarlarında sergi posterlerine tekrardan alışmak demek. E aynı zamanda da Instagram’dan sergi takip etmek demek. Yanlış anlamayın, sanat düşmanı falan değiliz, hem sanat düşmanı müzik blogu mu olurmuş? Sadece Contemporary Istanbul‘un üzerinden henüz çok geçmemişken ve Tasarım Bienali son hız devam ederken oversharing ve “cool gözükmem lazım” hastalığına tutulmuş insanların hashtag’lerle süslü sergi fotoğraflarını görmekten çok ama çok sıkıldık. Eminiz ki siz de çok sıkıldınız. O zaman buyurun playlistimize.

(Bienalde herhangi bir eserin kırılmaması dileklerimizle.)

OST #58: BİR ZAMANLAR INDIE’DE

“Eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı.” deseler de gayet eskiye rağbet ediyoruz. Bir kısmımız şu zamanlar gençliğinin baharını yaşasa da (umarız yaşayabiliyorsunuzdur) bazılarımız 30‘larına merdiven dayadı. Şimdiden uyaralım bu OST’mizdeki şarkılar 10 – 15 yıllık. Sonradan bu şarkının çıkışını ben çok iyi hatırlıyorum nasıl 10 – 15 sene geçmiş diye kendinizi Galata Kulesi‘nden atmaya çalışmayın. Buyurun güzel güzel dinleyin;

OST #53: YEMEK YAPARKEN

Geçenlerde ev arkadaşım benden yemek yaparken dinlemelik playlist önerisi istediğinde aklıma düştü bu OST’yi yapmak. Avaz ahalisi olarak o kadar OST hazırlamıştık (tam olarak 52 tane), DNS ayarları değiştirmekten muhabbete kitleyen taksiciye kadar pek çok aşırı elzem meseleye playlist adamıştık ama yemek yaparken dinlemelik bir playlist yapmak aklımıza gelmemişti. Bugün itibariyle hem kendimiz için hem de sizler için bu büyük eksikliği gidermiş bulunmaktayız. Üstelik hem makarna yaparken hem de dev sofralar hazırlarken dinlenebilsin istedik; pek uzun, pek dolu, pek güzel oldu. Biz de yapınca fark ettik ki Bora Uzer, Alvvays ve Jazmine Sullivan’ın ortak noktası, yemek yaparken çok iyi gitmeleriymiş. Afiyetle dinlensin o zaman! (Yazmasam içimde kalacaktı.)

OST #52: ALKOL ZAMMI

İstanbul’da hayatın pahalılığından şikayet etmeyen kaldı mı? En temel gıda ürünlerinden tutun konserlere ve ev kiralarına kadar her şeyin ateş pahası olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Alım gücümüz yerinde sayarken zamlara doyamıyoruz. Hafta sonu geldi mi özellikle bir şeyin pahalılığı bizi (ve eminiz ki sizi de) pek bir üzüyor. Doğru bildiniz: Alkol. “Evde pre-drinkimi yaparım, mekanda da bir bira içerim” kafasıyla bile geceyi ucuza kapatmak pek mümkün değil artık maalesef. Bize sorsanız biz de Babylon’da 33’lük Becks’e 27 lira verirken 60 cent’e marketten birasını kapan Almanları kıskanmak veya arkadaşımızı “Carrefour kapanmadan gelirken bir Sava alsana” diye darlamak istemezdik. Peki şartlar böyleyken ne yapacaktık? Tabii ki bir playlist hazırlayacaktık. En azından bir kez evde kendi birasını yapmayı düşünmüş olanlara gelsin bu güzide OST’miz. (Tabii yapanlara da gelsin, size saygımız gerçekten sonsuz.)

OST #45: AŞKLARIMIZA

Evet size çok ayıp etmişti, evet ya çok şerefsiz ya da çok salaktı. Kesinlikle iyi ki bitmişti. Ama tüm bu lafları bir kenara bıraktığımızda, beraber ne günler geçirmiştik değil mi? Ne güzel şeyler yaşamıştık ya da gözümüz nasıl da ne kadar karardığını bile fark etmeyecek kadar kararmıştı. Yüzüne bile görmek istemediğinizden hala görüştüğünüze; en hızlı biteninden en uzun ilişkinize tüm eski aşklarınızı hala hatırladığınızı biliyoruz. Evet biz de olayları unutup hisleri unutamayanlardanız. Ve evet, bizim de bazı zamanlar aşk hayatımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçiyor. “Sahi, 2017’de ne olmuştu ya?” derken şimdi tarihin eski sayfaları gibi gelen o günlere dönenlere, yaşanmışlıklara gülümseyerek bakanlara sevgilerimizle.

OST #43: UMUTSUZ ROMANTİK

Yıllardır çektiğiniz sefaletin ardından hala karşılıklı değer verilen/görülen bir ilişkinin mümkün olduğuna mı inanıyorsunuz? Hoşlantılarınızla sadece takılmak değil, paylaşımda bulunduğunuz bir iletişiminiz olsun mu istiyorsunuz? Her seferinde kalbiniz kırılmış olsa da yine de birine bağlanmaktan çekinmiyor musunuz? Tek eşliliğin son kalesi gibi mi hissediyorsunuz? “Evet”ler çoğunluktaysa tebrikler, çağımız sizi umutsuz romantik ilan etti. Hemen aşağıdan playlistimize buyurun, yalnızsınız ama yalnız değilsiniz.

OST #42: TÜYLER DİKEN DİKEN

Avaz Avaz olarak OST serimize başladığımızdan beri her türlü ana ve hissiyata uygun playlistler yapmayı kendimize görev bildik. En son Fever Ray‘in yeni albümünden Red Trails‘ı dinlerken aklımıza düştü, bu sefer de tüyleri diken diken eden şarkılar playlisti yapalım dedik. Yaptık, oldu. Aşağıdaki 31 şarkı bambaşka türleri ve sesleri buluştursa da, hepsinin yaşattığı his farklı olsa da ortak özellikleri tüyleri diken diken etmeleri. En azından bizimkileri. Şimdiye dek yaptığımız en uzun playlistle korkmayın, titreyin.

Ve evet, Lazarus ile başlayıp black screen ile bitirmemiz tamamen kasıtlıydı.

OST #41: BİTMEYEN STAJ

Okulların açılması bir kısım için daha da acılı bir süreçtir. Eğer staj yapıyorsanız neden bahsettiğimi gayet iyi anlıyorsunuzdur. Okuldan arta kalan azıcık vaktinizi deneyim kazanmak ya da ek gelir amacıyla staja kurban ettiğinizde gençliğinizi sorgular, ders çıkışı yurda gidip boş boş tavanı izlediğiniz günleri iç çekerek hatırlarsınız. Üstelik sabahın köründe ya da öğlen okul çıkışı çalışmaya koşturmanız yetmezmiş gibi bir de yöneticinizin yaptığı en küçük hatada sizi suçlamasına, ikide bir ofisin diğer köşesine kahve taşımaya ve fotokopi makinesi ile aşk yaşamaya katlanmanız gerekir. Üzülmeyin, her şey iyi bir amaç için. Sizin için hazırladığımız staj playlisti ile moral depolayın biraz.

 

OST #38: GERGİN BEKLEYİŞ

Hayatınızda dönüm noktası yaratacak bir mail bir türlü gelmiyor mu, çok içinize sinerek gittiğiniz iş görüşmesinden hala geri dönüş alamadınız mı, acaba o son dersi verip veremediğinizi öğrenmek için mi bekliyorsunuz? Öyleyse sizin için gerçekten çok üzgünüz. Bu durumunuza çare bulamıyoruz ama bekleyişinizi daha çekilir yapacak bir playlistimiz var. Buyurun:

OST #36: DANCE YOURSELF CLEAN

Kış melankolisine doğru yol aldığımız şu günlerde, o çok farklı olan Kasım aşkını deneyimleyememiş aksine kalbimizi kırdırmış olabiliriz. Siz takipçilerimize, bir başka hüzünlü playlistle iyileşme sürecini yokuşa sürmek yerine her şeyi boşverin, dans etmeye devam edin diyoruz ve kalp kırıklarının üstesinden dans ederek gelmeyi vadeden playlistimizi hemen şuracığa bırakıyoruz. Bol enerjili, az üzüntülü dinlemeler.

 

OST #35: UYKUSUZ GECELER

Battal boy Redbullunuz, en koyusundan kahveniz ve birtakım sağlıksız abur cuburlarınız hazır. Gözleriniz kan çanağına dönmüş, beyniniz artık çalışmayı reddediyor ama biliyorsunuz, uyursanız o son dakika size kitlenen iş asla yetişmeyecek, çalışmaya daha birkaç saat önce başladığınız sınavı F’leyeceksiniz. Özellikle Avaz ahalisinin çoğu gibi şu sıralar vizelerle boğuşuyorsanız boynunuz ve sırtınız tutulmuş halde sabahı etmeniz çok muhtemel. Pek tabii bu duruma el atmadan edemedik ve uykusuz gecelerinizde size eşlik edecek pek güzel bir playlist hazırladık. S.çtın mavisini görmeden sıcacık yatağınıza kavuşmanız dileklerimizle.

OST #34: SYLVIA PLATH

Sylvia Plath. Trajik yaşamı, intiharı, melankolik şiirleri ve güzel mi güzel romanı Sırça Fanus ile en sevdiğimiz şairlerden biri. Eserlerinde yaşattığı duygular, melankoli ve depresyon ile birçok müzisyen için zamanında ilham kaynağı olmuş bir sanatçı. 84. doğum gününü kutlarken keşke daha çok yaşasaydı, daha çok eser verseydi diye düşünmeden edemiyoruz. Hâl böyle olunca Sylvia’yı hatırlamak ve doğum gününü kutlamak için ondan ilham alan sanatçıları ve şarkıları derledik. İyi ki doğmuşsun Sylvia!

OST #29: BANKA SIRASI

Maaş işleri, kira işleri, kredi kartı işleri, yurtdışı/Erasmus işleri, burs işleri… Bu listenin sonu gelmez. Evet, ne yazık ki ömrümüzün oldukça büyük bir kısmını bankada sıra bekleyerek harcıyoruz. Bilirsiniz ki saat kaçta giderseniz gidin o sıra asla gelmez. Instagram’da 1 hafta geriye gidilir, telefona indirilmiş saçma sapan bir oyunda rekorlar kırılır, yapılmamış okumalar yapılır hatta sonraki haftanınkilere bile geçilebilir. Hele bir de öğle arası gelmeden işinizi halledemezseniz veya uyuzlar uyuza bir gişe memurunu denk gelirseniz kafanızda intihar planları canlanır. Avaz Avaz olarak “Banka sırasında sıkılmamayı başarmak” isimli bir hayli elzem meseleye de parmak basmayı ihmal etmedik. Playlist bitmeden sıranızın gelmesi en büyük temennimiz.

OST #28: LEAGUE OF LEGENDS

Bu haftaki OST’mizde kendi kitlemizin dışına uzanıp haftaya Dünya Şampiyonası’nın finali Berlin’de oynanacak League Of Legends denen herkesin en azından bir yerlerde duyduğu şu oyuna bir liste yapalım dedik. Bilmeyenler için League Of Legends en basit tanımıyla şöyle bir oyun: 5’er kişilik takımlar belli bir haritada birbirlerinin kulelerini yıkıp merkezlerini yok etmeye çalışırken bir yandan da birbirlerini öldürüyorlar. Böyle basit göründüğüne bakmayın. Haftaya oynanacak finalde galip takım 1 milyon dolar ödül alacak. Listemizdeki şarkı isimlerine bakarak League Of Legends‘ın nasıl bir gidişatı olduğunu az çok kestirebilirsiniz.

Gitmeden sizi birkaç resmi League Of Legends müzik ve sinematik klipleriyle uğurlayalım.

Çoğu pop yıldızının ulaşamadığı 45 milyon gibi bir izlenmeye ulaşan Get Jinxed müzik klibi.

Son olarak geçen seneki Dünya Şampiyonası’nın resmi şarkısı olan Imagine Dragons imzalı Warriors.

(Header image credit: http://teaink.deviantart.com/)

OST #26: SOĞUK DUŞ ETKİSİ (ESMİYOR)

Cehennem sıcağının ülkeyi dört bir yandan sardığı Ağustos ayının sonlarına yaklaşırken bu dönemde bizi mutlu eden bazı şeyler hakkında bir playlist yapalım dedik. Peki “Cehennem Sıcakları Starter Pack” tadında olan bu bizi mutlu eden şeyler neydi: soğuk su, deniz, rüzgar, havuz, soğuk su, gölge, maden suyu, Churchill (soda-limon), soğuk duş, soğuk su, vantilatör, tavan pervanesi, buz gibi bilimum asitli içecekler, soğuk su, CEREYAN, ıslak mendil, soğuk su, sıcak olmayan su ve böyle şeyler… Evden çıkmak bir yana dursun bir gölge altında sigara içmek bile imkansız gibi bir şey. İşte böyle zor günlerde hislerinize tercüman olup içinize sular serpiştirecek serinletici bir liste yaptık sizlere.

OST #25: LOVEWINS

Lady Gaga 2012’de kaldı, Miley Cyrus’un da yeni queer ikonu olmak için yemesi gereken bazı (fırınlar dolusu) ekmekler var. Peki ama Amerika’da eşcinsel evliliğin yasallaştığı, hem de Pride İstanbul’a saatler saydığımız şu anları müziksiz geçirmenize izin verir miyiz? Asla.

Aşkın şekli şemali, doğrusu yanlışı, güzeli çirkini yok. Ve bize sorarsanız gay şarkıların da. Tam da bu sebepten klişeleşmiş gay marşlarına alternatif playlist hazırladık. Aşksa aşk, müzikse müzik, gökkuşağıysa gökkuşağı.

OST #24: YEMESENE ŞAPŞAL!

Siz de son zamanlarda anlamlandıramadığınız renkli toplar gördünüz mü orada burada? Bu soruya iki türlü cevap verilebilir ve ikisi de evet. Ya henüz tanışmamışsınızdır ve her yerde bu renkli topları görüyorsunuzdur ya da tanıştığınız için her gözünüzü kapadığınızda bu renkli toplar önünüzde beliriyordur. Neyle mi tanışmaktan bahsediyorum? Tabi ki yeni internet sansasyonu “agario“dan. İşsiz saatlerin yeni katili o oyun. Biz de Avaz tayfası olarak bu agario manyaklığının peşine takıldık ve bağımlısı olduk. Biri bizim üstümüze atlamadan bu hafta agario‘ya adadığımız listemizi paylaşalım sizlerle.

Bu arada zaten biliyorsunuz am oyunu buradan oynayabilirsiniz.

OST #23: EV BOŞ ALERT

Havalar ısınırkene… Emekli ebeveynler tatile giderkene… O ev boşalır! Ama boş ev boş durur mu? Asla. İsteyene house party, isteyene sevgiliyle baş başa vakit imkanı, isteyene içindeki nüdisti dışarı çıkarma fırsatı. Biz hazır yaz yaklaşırken ısınan havayla birlikte vücudumuzu ele geçirmeye başlayan hormonlarımıza teslim olduk ve size erotik mi desek sensüel mi desek işte öyle bi liste hazırladık.