OST

OST #45: AŞKLARIMIZA

Evet size çok ayıp etmişti, evet ya çok şerefsiz ya da çok salaktı. Kesinlikle iyi ki bitmişti. Ama tüm bu lafları bir kenara bıraktığımızda, beraber ne günler geçirmiştik değil mi? Ne güzel şeyler yaşamıştık ya da gözümüz nasıl da ne kadar karardığını bile fark etmeyecek kadar kararmıştı. Yüzüne bile görmek istemediğinizden hala görüştüğünüze; en hızlı biteninden en uzun ilişkinize tüm eski aşklarınızı hala hatırladığınızı biliyoruz. Evet biz de olayları unutup hisleri unutamayanlardanız. Ve evet, bizim de bazı zamanlar aşk hayatımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçiyor. “Sahi, 2017’de ne olmuştu ya?” derken şimdi tarihin eski sayfaları gibi gelen o günlere dönenlere, yaşanmışlıklara gülümseyerek bakanlara sevgilerimizle.

OST #43: UMUTSUZ ROMANTİK

Yıllardır çektiğiniz sefaletin ardından hala karşılıklı değer verilen/görülen bir ilişkinin mümkün olduğuna mı inanıyorsunuz? Hoşlantılarınızla sadece takılmak değil, paylaşımda bulunduğunuz bir iletişiminiz olsun mu istiyorsunuz? Her seferinde kalbiniz kırılmış olsa da yine de birine bağlanmaktan çekinmiyor musunuz? Tek eşliliğin son kalesi gibi mi hissediyorsunuz? “Evet”ler çoğunluktaysa tebrikler, çağımız sizi umutsuz romantik ilan etti. Hemen aşağıdan playlistimize buyurun, yalnızsınız ama yalnız değilsiniz.

OST #42: TÜYLER DİKEN DİKEN

Avaz Avaz olarak OST serimize başladığımızdan beri her türlü ana ve hissiyata uygun playlistler yapmayı kendimize görev bildik. En son Fever Ray‘in yeni albümünden Red Trails‘ı dinlerken aklımıza düştü, bu sefer de tüyleri diken diken eden şarkılar playlisti yapalım dedik. Yaptık, oldu. Aşağıdaki 31 şarkı bambaşka türleri ve sesleri buluştursa da, hepsinin yaşattığı his farklı olsa da ortak özellikleri tüyleri diken diken etmeleri. En azından bizimkileri. Şimdiye dek yaptığımız en uzun playlistle korkmayın, titreyin.

Ve evet, Lazarus ile başlayıp black screen ile bitirmemiz tamamen kasıtlıydı.

OST #41: BİTMEYEN STAJ

Okulların açılması bir kısım için daha da acılı bir süreçtir. Eğer staj yapıyorsanız neden bahsettiğimi gayet iyi anlıyorsunuzdur. Okuldan arta kalan azıcık vaktinizi deneyim kazanmak ya da ek gelir amacıyla staja kurban ettiğinizde gençliğinizi sorgular, ders çıkışı yurda gidip boş boş tavanı izlediğiniz günleri iç çekerek hatırlarsınız. Üstelik sabahın köründe ya da öğlen okul çıkışı çalışmaya koşturmanız yetmezmiş gibi bir de yöneticinizin yaptığı en küçük hatada sizi suçlamasına, ikide bir ofisin diğer köşesine kahve taşımaya ve fotokopi makinesi ile aşk yaşamaya katlanmanız gerekir. Üzülmeyin, her şey iyi bir amaç için. Sizin için hazırladığımız staj playlisti ile moral depolayın biraz.

 

OST #38: GERGİN BEKLEYİŞ

Hayatınızda dönüm noktası yaratacak bir mail bir türlü gelmiyor mu, çok içinize sinerek gittiğiniz iş görüşmesinden hala geri dönüş alamadınız mı, acaba o son dersi verip veremediğinizi öğrenmek için mi bekliyorsunuz? Öyleyse sizin için gerçekten çok üzgünüz. Bu durumunuza çare bulamıyoruz ama bekleyişinizi daha çekilir yapacak bir playlistimiz var. Buyurun:

OST #36: DANCE YOURSELF CLEAN

Kış melankolisine doğru yol aldığımız şu günlerde, o çok farklı olan Kasım aşkını deneyimleyememiş aksine kalbimizi kırdırmış olabiliriz. Siz takipçilerimize, bir başka hüzünlü playlistle iyileşme sürecini yokuşa sürmek yerine her şeyi boşverin, dans etmeye devam edin diyoruz ve kalp kırıklarının üstesinden dans ederek gelmeyi vadeden playlistimizi hemen şuracığa bırakıyoruz. Bol enerjili, az üzüntülü dinlemeler.

 

OST #35: UYKUSUZ GECELER

Battal boy Redbullunuz, en koyusundan kahveniz ve birtakım sağlıksız abur cuburlarınız hazır. Gözleriniz kan çanağına dönmüş, beyniniz artık çalışmayı reddediyor ama biliyorsunuz, uyursanız o son dakika size kitlenen iş asla yetişmeyecek, çalışmaya daha birkaç saat önce başladığınız sınavı F’leyeceksiniz. Özellikle Avaz ahalisinin çoğu gibi şu sıralar vizelerle boğuşuyorsanız boynunuz ve sırtınız tutulmuş halde sabahı etmeniz çok muhtemel. Pek tabii bu duruma el atmadan edemedik ve uykusuz gecelerinizde size eşlik edecek pek güzel bir playlist hazırladık. S.çtın mavisini görmeden sıcacık yatağınıza kavuşmanız dileklerimizle.

OST #34: SYLVIA PLATH

Sylvia Plath. Trajik yaşamı, intiharı, melankolik şiirleri ve güzel mi güzel romanı Sırça Fanus ile en sevdiğimiz şairlerden biri. Eserlerinde yaşattığı duygular, melankoli ve depresyon ile birçok müzisyen için zamanında ilham kaynağı olmuş bir sanatçı. 84. doğum gününü kutlarken keşke daha çok yaşasaydı, daha çok eser verseydi diye düşünmeden edemiyoruz. Hâl böyle olunca Sylvia’yı hatırlamak ve doğum gününü kutlamak için ondan ilham alan sanatçıları ve şarkıları derledik. İyi ki doğmuşsun Sylvia!

OST #29: BANKA SIRASI

Maaş işleri, kira işleri, kredi kartı işleri, yurtdışı/Erasmus işleri, burs işleri… Bu listenin sonu gelmez. Evet, ne yazık ki ömrümüzün oldukça büyük bir kısmını bankada sıra bekleyerek harcıyoruz. Bilirsiniz ki saat kaçta giderseniz gidin o sıra asla gelmez. Instagram’da 1 hafta geriye gidilir, telefona indirilmiş saçma sapan bir oyunda rekorlar kırılır, yapılmamış okumalar yapılır hatta sonraki haftanınkilere bile geçilebilir. Hele bir de öğle arası gelmeden işinizi halledemezseniz veya uyuzlar uyuza bir gişe memurunu denk gelirseniz kafanızda intihar planları canlanır. Avaz Avaz olarak “Banka sırasında sıkılmamayı başarmak” isimli bir hayli elzem meseleye de parmak basmayı ihmal etmedik. Playlist bitmeden sıranızın gelmesi en büyük temennimiz.

OST #28: LEAGUE OF LEGENDS

Bu haftaki OST’mizde kendi kitlemizin dışına uzanıp haftaya Dünya Şampiyonası’nın finali Berlin’de oynanacak League Of Legends denen herkesin en azından bir yerlerde duyduğu şu oyuna bir liste yapalım dedik. Bilmeyenler için League Of Legends en basit tanımıyla şöyle bir oyun: 5’er kişilik takımlar belli bir haritada birbirlerinin kulelerini yıkıp merkezlerini yok etmeye çalışırken bir yandan da birbirlerini öldürüyorlar. Böyle basit göründüğüne bakmayın. Haftaya oynanacak finalde galip takım 1 milyon dolar ödül alacak. Listemizdeki şarkı isimlerine bakarak League Of Legends‘ın nasıl bir gidişatı olduğunu az çok kestirebilirsiniz.

Gitmeden sizi birkaç resmi League Of Legends müzik ve sinematik klipleriyle uğurlayalım.

Çoğu pop yıldızının ulaşamadığı 45 milyon gibi bir izlenmeye ulaşan Get Jinxed müzik klibi.

Son olarak geçen seneki Dünya Şampiyonası’nın resmi şarkısı olan Imagine Dragons imzalı Warriors.

(Header image credit: http://teaink.deviantart.com/)

OST #26: SOĞUK DUŞ ETKİSİ (ESMİYOR)

Cehennem sıcağının ülkeyi dört bir yandan sardığı Ağustos ayının sonlarına yaklaşırken bu dönemde bizi mutlu eden bazı şeyler hakkında bir playlist yapalım dedik. Peki “Cehennem Sıcakları Starter Pack” tadında olan bu bizi mutlu eden şeyler neydi: soğuk su, deniz, rüzgar, havuz, soğuk su, gölge, maden suyu, Churchill (soda-limon), soğuk duş, soğuk su, vantilatör, tavan pervanesi, buz gibi bilimum asitli içecekler, soğuk su, CEREYAN, ıslak mendil, soğuk su, sıcak olmayan su ve böyle şeyler… Evden çıkmak bir yana dursun bir gölge altında sigara içmek bile imkansız gibi bir şey. İşte böyle zor günlerde hislerinize tercüman olup içinize sular serpiştirecek serinletici bir liste yaptık sizlere.

OST #25: LOVEWINS

Lady Gaga 2012’de kaldı, Miley Cyrus’un da yeni queer ikonu olmak için yemesi gereken bazı (fırınlar dolusu) ekmekler var. Peki ama Amerika’da eşcinsel evliliğin yasallaştığı, hem de Pride İstanbul’a saatler saydığımız şu anları müziksiz geçirmenize izin verir miyiz? Asla.

Aşkın şekli şemali, doğrusu yanlışı, güzeli çirkini yok. Ve bize sorarsanız gay şarkıların da. Tam da bu sebepten klişeleşmiş gay marşlarına alternatif playlist hazırladık. Aşksa aşk, müzikse müzik, gökkuşağıysa gökkuşağı.

OST #24: YEMESENE ŞAPŞAL!

Siz de son zamanlarda anlamlandıramadığınız renkli toplar gördünüz mü orada burada? Bu soruya iki türlü cevap verilebilir ve ikisi de evet. Ya henüz tanışmamışsınızdır ve her yerde bu renkli topları görüyorsunuzdur ya da tanıştığınız için her gözünüzü kapadığınızda bu renkli toplar önünüzde beliriyordur. Neyle mi tanışmaktan bahsediyorum? Tabi ki yeni internet sansasyonu “agario“dan. İşsiz saatlerin yeni katili o oyun. Biz de Avaz tayfası olarak bu agario manyaklığının peşine takıldık ve bağımlısı olduk. Biri bizim üstümüze atlamadan bu hafta agario‘ya adadığımız listemizi paylaşalım sizlerle.

Bu arada zaten biliyorsunuz am oyunu buradan oynayabilirsiniz.

OST #23: EV BOŞ ALERT

Havalar ısınırkene… Emekli ebeveynler tatile giderkene… O ev boşalır! Ama boş ev boş durur mu? Asla. İsteyene house party, isteyene sevgiliyle baş başa vakit imkanı, isteyene içindeki nüdisti dışarı çıkarma fırsatı. Biz hazır yaz yaklaşırken ısınan havayla birlikte vücudumuzu ele geçirmeye başlayan hormonlarımıza teslim olduk ve size erotik mi desek sensüel mi desek işte öyle bi liste hazırladık.

OST #22: METROYU ALAN ETİLER’İ GEÇTİ

Sizleri bilemeyeceğiz ama biz Avaz yazarları olarak hepimiz Boğaziçi öğrencileri (ya da mezunları) olduğumuz için 43R, 559C veya 59R gibi belki de sizin için bir anlam teşkil etmeyen harf ve rakam kombinasyonlarını kabuslarımızda görmeyi alışkanlık haline getirmiş insanlarız. Akmerkez‘in trafiği mi Etiler‘in trafiği mi dersiniz bir Boğaziçi öğrencisini böylesine yıldıran? NusrEt‘te kendinden geçenleri ya da Limonata‘da keyfine keyif katanları izleyerek derse yetişememenin hüznünü de en iyi biz biliriz. Ama artık yılmak yok! Artık bizim de tatlı mı tatlı rengarenk bir metromuz var. Eğer ki şahit olduysanız metronun neon renkli duvarlarını yalayan o insanlar bizlerdik. İnsan böyle günlerde gerçekten Marmaray açılışında kendinden geçen Zeytinburnulu kardeşlerini anlıyor.

OST #21: İYİ HUYLU BORDERLINE

Hani bazen olur ya Yıldız Tilbe‘den damar bir şarkı açıp sigaranızı yaktıktan sonra çayınızdan bir yudum alırsınız. Ve hani bazen de olur ya o dinleyip efkarlandığınız şarkı bittikten sonra sıradaki şarkıya geçişte yaşanan o 5-10 saniyelik sessizlikte canınız One Direction dinlemek ister. Hayır, bu hiçbir zaman olmaz. Ama ana fikri aldınız herhalde. Size burada “borderline” kişilik bozukluğu hakkında ansiklopedik bilgi de verebiliriz ama vermeyeceğiz. Bu listeyle işiniz bittiğinde zaten ne olduğunu çok iyi anlayacaksınız. Hepimizin her gün yaşadığı genelde kulakta nükseden borderline dinleyiş bozukluğu için sizi şöyle alalım:

Panzehir niyetine mutlu ve tatlı bir liste ihtiyacı hissederseniz şöyle,

Artık bu dünyada yaşamak istemediğinize karar verdiyseniz de şöyle alalım.

OST #20: BEYAZ GİYME PİS OLUR

Mevsim normali” lafını lugatımızdan kaldıran son yılların dengesiz iklimine bir de böyle “nisan yağmuru” gibi saçma sapan anomaliler eklenince insan ne yapacağını şaşırıyor haliyle. “Hırka mı mont mu?” diye düşündüren serin ama güneşli sabahları takip eden cehennem sıcağı bir gün ve ayaz geceler bünyemizle oynadığı gibi bizleri insanı kendinden şüphe ettirecek boyutta kararsızlıklara da sürüklüyor. Hangimiz gece çok eser diye gündüz tişörtle çıkarken montumuzu çantamıza atıp bavul gibi gezdirmedik ki? Ya da çanta taşımayı reddedip gece donarak ölmemek için gündüz otobüslerde montun içinde kaşar gibi erimeyi göze almadık? Tanıdık geldi mi? Ebru Gündeş’in “şimdilik araftayım” sözlerini bahar mevsimi için yazdığı yönünde temeli sağlam istihbarat aldık.

Bu dengesiz bahar günlerinin en büyük sorunlarından biri de “beyaz ayakkabılar“. Biliyoruz ki siz de kışın başında sezon sonu reyonundan kelepir aldığınız gıcır beyaz spor ayakkabılarınızı giyip ortamda şekil yapmak için havaların düzelmesini dört gözle bekliyordunuz. E tabi insanlar sabırsız varlıklar. Yaz gelmeden sahtekar güneşin yüzünü görür görmez görücüye çıkarılan bu beyaz ayakkabılar aniden gelen saçma yağmurla pert olunca insanın içi bir acıyor. O yüzden biz biz olalım ve meteorolojiden haberi almadan evden çıkmayalım. (Tecrübeyle sabittir.)

OST #19: O SON BİRAYI İÇMEDİĞİNDE

Kaç kez “o son birayı içmeyecektim” diye geçirmişizdir içimizden? Eski sevgiliye mesaj atmamayı, asla gitmeyeceğin bara hala gitmemiş olmayı, arkadaşlarının yanında saçmamalamayı ya da evin yolunu bulabilmeyi istediğimiz çoğu gece o son birayı içmemiş olmayı dilemişizdir. Peki ne değişirdi o son birayı içmemiş olsak? Gerçekten olduğumuz kişi mi olurduk yoksa olmayı seçtiğimiz, farklı biri mi? Büyük ihtimalle o son birayı içmesek sadece biraz daha az eğlenmiş olurduk. Kimsenin umursamadığı şeyleri sırf eğlenmek için ya da öyle istediğimiz için yapmamış olurduk. Bu gibi günlerin sabahı ya da eve dönüşü için o son birayı içmediğinizde, yani eğlenceyi saatlere bağlı olmayan bir erken vakitte sonlandırdığınızda içinizdeki boşluğu doldurabilir olmasını umduğumuz alternatif bir liste hazırladık, fonda çalmak üzere şöyle bırakıyoruz.