pj harvey

2016: PJ HARVEY

Neden Değerli?: 90’ların başından günümüze kadar birbirinden harika işler çıkarmış bir isim PJ Harvey. Albümlerinin her biri bir hazine değerinde. Kendisi müzisyen olmanın yanı sıra aynı zamanda bir ozan ve yazar. Dünyanın birçok köşesinde yaptığı gezilerdeki izlenimleri kitaplaştıran sonra da bu anıları anlattığı güzel mi güzel bir albüm yayımlayan bir müzisyen. 2011’de yayımladığı ve sene sonu listelerini kasıp kavuran Let England Shake‘in hemen ardından kendisinden pek haber alamaz olmuştuk. Bu sene ise yeni stüdyo albümü The Hope Six Demolition Project ile sahnelere geri döndü ve yılın en iyi işlerinden birine imza attı. Sanatçının Kosova, Washington ve Afganistan gezilerindeki izlenimlerini anlattığı albüm tahmin edeceğiniz üzere oldukça politik. Harvey’in arkasında dostlarından oluşan sağlam bir orkestrası var. Gerek canlı performanslarda gerekse de albüm kayıtlarında enstrümanları ile oldukça zengin şarkılar ortaya koydu. 2016 dendiğinde aklımıza gelecek ilk isimlerden biri kendisi.

Neyi Değiştirdi? Daha önce de söylediğimiz gibi PJ Harvey öyle pek de sık albüm çıkaran, ortalarda dolaşan, konserler veren bir müzisyen değil. Son albümünden sonra kendisinden hiç haber almaz olmuştuk. Bu sene ise dünyanın her yerinde bir PJ Festivali oldu. Arayı kapatmak için olsa gerek Harvey, dünyanın her yerinde birçok performans sergiledi. Hayranları özlemlerini gidermek için konser kapılarında uzun kuyruklar oluşturdu. Kendisi aynı zamanda haziran ayında Türkiye’ye de bir uğramış oldu. 2016’da ülkemizde gerçekleşen sınırlı konserler arasında açık ara en iyi performanslardan biri olduğunu da hemen belirtelim.

2017’de Ne Alemde?: Bu kadar yoğun bir konser maratonundan sonra PJ Harvey biraz dinlenmeyi hakketti. Kendisi yeni bir albüm peşine mi düşer, yoksa yeniden kendi köşesine mi çekilir bilemiyoruz. Kendisinin de bu konuda herhangi bir açıklaması yok henüz. Bizim umudumuz arayı bir önceki gibi çok açmaması ve bizi o güzel işlerinden mahrum etmemesi. Kendisi bu konuda ne düşünüyordur bilemiyoruz tabii ki.

OST #32: YA TESLİM OLUN YA DA SAVAŞMAYA HAZIR OLUN!

Pokémon Go çılgınlığı hiç durmadan devam ediyor. Bu kadar kısa sürede insanları etkisine alıp bir çığır açan bu oyun sayesinde Roket Takımı’nı ne kadar özlediğimizi fark ettik. Poketoplarınızı atıp pokémonlarınızı yakalarken ya da ‘gym’lerde cesurca savaşırken arka planda size eşlik edecek şarkılara ihtiyacınız olabilir. Biz de Pokémon’dan ilham aldık ve en sevdiğiniz pokemonlara eşlik edebileceğini düşündüğümüz şarkıları sizler için derledik.

Jigglypuff

jiggypuff_singing_by_bw_straybullet

Jigglypuff da bizim gibi şarkı söylemeyi çok seviyor. Düşmanlarını söylediği ninnilerle uyatarak alt ediyor. Ancak kazanmak için daha sert tınılarda bir ninniye ihtiyacı olabilir.

Pikachu

pikachu-wins

Hepimiz Pikachu’yu çok seviyoruz, her ne kadar Pokémon Go’da kendisine rastlamak oldukça zor olsa da. Kendisinden iyi bir elektrik aldığımızı söyleyebiliriz.

Mewtwo

150Mewtwo_AG_anime_2

Mewtwo, düşmanlarını telepati gücü ile alt eden bir Pokémon. İlk zamanlar savaşmaktan ve insanlardan nefret edermiş. Neyse ki doğru yolu bulmuş. Bugünlerde ise kendisine ulaşmak oldukça güç.

Squirtle

Squirtle

Squirtle, düşmanlarına su sıçratan bir Pokémon. Oyuna katıldığınız andan itibaren kendisi ile karşılaşmanız çok olası. Ayrıca yüzünden hiç eksik etmediği gülüşü ile en sevdiklerimizden.

Eevee

eevee_by_aekx-d60a5pw

Eevee’yi seviyoruz; çünkü bizi her daim şaşırtıyor. Onun kadar evrimleşmeyi seven başka bir Pokémon bulmak zor.

Porygon

137Porygon_AG_anime

Pokémon Japonya’da ilk yayınlandığında Porygon’un etrafa saçtığı renkli ışıklar ile çocukların epilepsi krizi geçirmesi, hemen ardından da bu bölümün yasaklanması oldukça ses getirmişti. Bu skandaldan sonra Porygon evimizin kötü çocuğu oldu adeta.

Charizard

006Charizard_AG_anime

Charizard, seneler sonra bile ortalığı yakıp kavurmaya devam ediyor.

Arbok

Arbok

Zehirinden kaçınmanız gereken bir Pokémon Arbok. Roket Takımı ne de güzel demiş: Ya teslim olun ya da savaşmaya hazır olun!

 

ORADAYDIK: PJ HARVEY& LOW- ZORLU PSM

Zorlu PSM, bu sene birçok sürprizle yüzümüzü güldürdü; güldürmeye de devam ediyor. Tindersticks ile başlayan heyecanımız, PJ Harvey ve Low ile aynı hızda devam etti 8 Haziran akşamı. Üstelik Sigur Rós, Patti Smith, Damien Rice gibi isimlerle bu rüzgar yaz boyunca esmeye devam edecek. Bu isimlerin ortak noktası, hiç şüphesiz ki, insanların özlem duyduğu, sık sık canlı izleyemediğimiz ve güçlü bağlarımızın olduğu isimler olması.

92 yılında Dry albümü ile kariyerine başlayan PJ Harvey de işte bu köklü isimlerden. Yayınladığı hiçbir albüm ile dinleyicisini hayal kırıklığına uğratmayan, yenilikten ve maceradan korkmayan güçlü bir kadın. Yeni albümü The Hope Six Demolition Project‘i yazmadan önce Kosova, Washington, Afganistan gibi dünyanın birbirinden uzak diyarlarını cesurca dolaşmış; gördüğü dramları, hikayeleri, dünyanın adaletsizliğini, çocukların ızdırabını şarkılarına dökmüş bir sanatçı. Ortaya çıkan albüm ise yılın şu ana kadarki en iyilerinden.

Gelelim konsere; PJ Harvey’in açılış grubu Amerikalı rock üçlüsü Low idi. Başlı başına bir hayran kitlesi olan, esas grup oldukları takdirde bile salonu doldurabilecek bir grup. Geçtiğimiz sene yayınladıkları Ones and Sixes albümü, bas melodileri ve melankolik tınıları ile sizi uzak diyarlara götüren eşsiz bir albümdü. Konserde de ağırlıklı olarak bu albümden şarkılar çaldılar. Özellikle, albümün favorisi No Comprende salonu başka bir evrene taşıdı, dinleyiciyi hipnotize etti. Bu büyülü atmosfer ise maalesef bazı dinleyiciler tarafından bozguna uğradı. Nedenini tam anlayamadığımız bir huzursuzluk, tartışma çıktı; dinleyicilerin dikkati dağıldı, keyif kaçtı. Zorlu görevlilerinin müdahalesi ile ortam yatıştırıldı neyse ki. Sonrasında yinelenen enerjimizi grup üyelerine de geçirmiş olmalıyız ki solist Alan Sparhawk, performansın sonlarına doğru bize bir de ufak bir gitar gösterisi yaptı.

IMG_4086

Low sahnede.

 

PJ Harvey ise beklediğimizin çok ötesinde bir yerdeydi. Primavera konserinin ne kadar özel ve eşsiz bir konser olduğunu okuyup gittikçe sabırsızlanıyordum. Açıkçası dün akşam, beklediğimden de fazlasını bulduğumu söyleyebilirim. Performans boyunca Polly Jean Harvey’nin başka bir gezegenden gelen, bizim için ulaşılması oldukça uzak bir tanrıça olduğunu düşündüm. Harvey, açılışı albümdeki favori şarkım olan Chain of Keys ile yaptı. Grubu ve saksofonu ile görkemli bir girişti. Sonrasında da Ministry of Defence ile devam etti performansına. Konserdeki şarkılar, son albüm Hope Six Demolition Project’te yer alan şarkılardan oluşuyordu. Bunlara ek olarak Harvey, 2011 tarihli Let England Shake albümünden aynı adlı parçaya, ilk single The Words that Maketh Murder ve The Glorious Land‘e yer verdi; sadece İngiltere’yi değil, tüm konser alanını salladı. Diskografisinin tozlu raflarından çıkardığı şarkılar ise klasik seçimlerdi: 50 ft. Queenie, To Bring You My Love, Down by the Water, When Under Ethel. Hepsi PJ Harvey’nin kemikleşmiş, tarihe geçmiş şarkılarıydı; bu yüzden de salonun enerjisi bu şarkılarda daha yüksekti. Özellikle Down by the Water’da tüm salon PJ Harvey’e eşlik etti.

13415496_538678732982372_455387191083175773_o

Konser sırasında özellikle akıllara yer eden özel anlar vardı. Bunlardan ilki, encore öncesi son şarkı River Anacostia performansı idi. Harvey’i eşsiz kılan bir diğer şey de soprano sesini güçlü baritone arka vokallerle güçlendirmesi. Yeni albümden River Anacostia da bunun -hem albümde hem de konserde- en güzel örneklerinden biriydi. İkinci bir diğer özel an ise encore için geri dönüştü. Near The Memorials to Vietnam and Lincoln‘a başlayacakken PJ Harvey sözleri karıştırdı, birazcık afalladı. Konserin başından beri sessizliğini korumasına rağmen seyircinin alkışları ile gülmeye başladı, samimi bir an yaşandı. Alkışlara rağmen ikinci bir encore olmadı ne yazık ki.

Daha önce böyle özel ve büyülü bir konser deneyimini 2 sene önce Jack White ile yaşamıştım; bir daha da ne zaman yaşarım bilemiyorum. Ancak PJ Harvey, hem albüm kayıtlarında hem de canlı performansında eşi benzeri olmayan çok özel bir isim. Konsere gidenler, bu eşsiz deneyimi yaşadıkları için çok şanslı. Gidemeyenler ise umarım, bir dahaki sefere bu fırsatı yakalayabilirler. PJ Harvey’i de ülkemizde ağırladığımıza göre, artık Sigur Rós ve Patti Smith için heyecanlanmaya başlayabiliriz sanırsam.

PJ Harvey fotoğrafları Zorlu PSM etkinlik sayfasından alınmıştır.

 

HAZİRAN TAKVİMİ: AZ ÖZ

Biz hayatımızda bir Haziran ayını hem bu kadar az hem de bu kadar dolu görmedik desek ne kadar ikna edici olur bilemiyorum ancak PJ Harvey mi diyelim, Patti Smith mi diyelim yoksa Die Antwood ve Oscar and the Wolf mu? Liste uzun, liste güzel. Güle güle kullanın.

 

1-24 Haziran

İKSV MÜZİK FESTİVALİ

4-29 Haziran

AKBANK SANAT NORDİK FİLM GÜNLERİ

 

1 Haziran

KadıköySahne // Work Hard, Play Hard

Peyote // Hedonutopia

Arkaoda // West Coast – Anil Akyildiz

2 Haziran

Albert Long Hall // İdil Biret: Bir Virtüözün Piyano Maratonu – I

Peyote // Kara Cephe

Bronx Pi // Sansar Salvo Yakında Şans (Lansman)

3 Haziran

The Ritz-Carlton, Bleu Lounge // James Walsh

Peyote // TKO – Z Axis – Hiccup

60 Metrekare // Jehan Barbur

Arkaoda // Deform-e

Kadıköy Sahne // Bülent Ortaçgil

4 Haziran

Hayal Kahvesi Atakent // Ceylan Ertem: Sezen Aksu Tribute

Tırmata Beach Kilyos // Renkli Çadır Festivali

Arkaoda // Klan Showcase 1. Gün

Peyote // Volkan İncüvez vs. Fitisound – Kırkbinsinek

Babylon Kilyos // Babylon Soundgarden 2016

5 Haziran

santralistanbul // MindBody Festival 2016

Arkaoda // Klan Showcase 2. Gün

KüçükÇiftlik Park // Dropout Festival – Die Antwoord

6 Haziran

Aya İrini Müzesi // Academy of St. Martin in the Fields

7 Haziran

Akbank Sanat // Müzikus Ensemble

Aya İrini Müzesi // Academy of St. Martin in the Fields

8 Haziran

Aya İrini // İdil Biret:

Peyote // Emergency Broadcast – Wolf Down

Arkaoda // lightbringsshade – Şafak Oral

Zorlu PSM // PJ Harvey

9 Haziran

Peyote // Tolerance Break – Roof Penguin

10 Haziran

Peyote //  Locus Star – The Ousted

Arkaoda // Kim Ki O DJ Set

11 Haziran

Volkswagen Arena // TEDxİstanbul

Peyote // The Medical Phalanx of Space – Foton Kuşağı

Arkaoda // Blacktrick

Zorlu PSM // Sigur Ros

12 Haziran

Arkaoda // Neon Lies – Kaosmos (Live)

13 Haziran

14 Haziran

Aya İrini Müzesi // Borusan İstanbul Filarmoni Orkestra

Peyote // Müzik Üzerine Konuşmalar 2: Ülkenin, Dünyanın ve Varoluşun Gamları – Emre Karacaoğlu

15 Haziran

Peyote // Kozmik Ykım – Velet

Arkaoda //Black is the Color – DJ Jam&Jazz

16 Haziran

Harbiye Cemil Topuzlu // Duman

17 Haziran

Peyote // Acaipademler

Peyote // Semra Çelik DJ Set

İş Sanat Kültür M. // Beethoven Akademi Orkestrası & Herbert Schuch

Akbank Sanat // Günümüz Türkiye’sinden Ses Manzaraları (1990-2015)

18 Haziran

Harbiye Cemil Topuzlu // Şebnem Ferah

Arkaoda // Soul Mates – Tam Kadro

Peyote // Black Omen

Dorock XL // Pilli Bebek

İş Sanat Kültür M. // Beethoven Akademi Orkestrası & Gautıer Capuçon

19 Haziran

Arkaoda // Spin&Spray – Ares – Cünort

Harbiye Cemil Topuzlu // MFÖ

20 Haziran

21 Haziran

22 Haziran

Peyote // Deli Saçması – Mosquito

Fransız Sarayı Bahçesi // Richard Galliano & Sylvain Luc

Arkaoda // Plaktan – Kornelia Binicewicz

23 Haziran

Peyote // Ozan Yıldız – İdil Meşe

Zorlu PSM // Patti Smith and her band

24 Haziran

Harbiye Cemil Topuzlu // Teoman

Peyote // Kam

Arkaoda // Kati Suretle Vinil

Lütfi Kırdar Auditorium // Viyana Senfoni Orkestrası & Pablo H

25 Haziran

Peyote // Islandman

Arkaoda // Mr. Riddler

26 Haziran

27 Haziran

Harbiye Cemil Topuzlu // Africa Express presents: The Orchestra of Syrian Musicians + Damon Albarn + Guests

28 Haziran

KüçükÇiftlik Park // CHIC Feat. Nile Rodgers / Unknown Mortal Orchestra

29 Haziran

Peyote // A.I.D. Takes Over! – Isıdor Fink

Arkaoda // Yerin Dibi – Emre Aksoy

30 Haziran

Peyote // Can Karadoğan – Umut Töre Bandosu

 

YENİ ALBÜM: PJ HARVEY – THE HOPE SIX DEMOLITION PROJECT

PJ Harvey, geçtiğimiz aralık ayında sinyallerini verdiği yeni albümünün adını ve çıkış tarihini sonunda bizimle paylaştı. The Hope Six Demolition Project adındaki albüm, 15 Nisan‘da piyasada olacak.

2011 yılında yayınladığı Let England Shake albümü ile İngiltere ile beraber dünyanın geri kalanını da sallamayı başaran PJ Harvey, yeni albümünü 2011-2014 yılları arasında yaptığı Kosova, Afganistan ve Washington DC ziyaretleri sırasında yazmış. Dünyanın farklı diyarlarında yaptığı ziyaretler, bizi oldukça meraklandırdı. Özellikle Afganistan ziyaretinden çıkan şarkıları dinlemek için sabırsızlanıyor, 15 Nisan için geri sayıma başlıyoruz.

Tracklist şöyle:

‘The Community of Hope’
‘The Ministry of Defence’
‘A Line in the Sand’
‘Chain of Keys’
‘River Anacostia’
‘Near the Memorials to Vietnam and Lincoln’
‘The Orange Monkey’
‘Medicinals’
‘The Ministry of Social Affairs’
‘The Wheel’
‘Dollar, Dollar’

 

İZLEYİN: PJ HARVEY’DEN İKİ YENİ ŞARKI

Sanki biz merakla beklemeye devam ettikçe inadına çıkmayan yeni PJ Harvey albümünden iki şarkının canlı performansına kavuştuk. Hemen aşağıda dinleyebileceğiniz Chain of Keys ve Ministry of Social Affairs pek tabi kulağa mükemmel geliyor, çünkü PJ Harvey’den bahsediyoruz. Şu albümün en azından adı, o da olmadı çıkış tarihi belli olsun artık, he PJ Harvey?

TOP 10: LATER… WITH JOOLS HOLLAND PERFORMANSLARI

Later… with Jools Holland, en güncel ve kaliteli müziği takip etmek için birebir. 1992’de İngiliz televizyonlarında ilk defa seyirci ile buluşan, sonrasında da müzikseverlerde bağımlılık etkisi yaratan program, türünün hayatta kalmayı başarabilen tek örneği. Diğer müzik programları, ilgisizlik karşısında beyaz bayraklarını sallayadursun, Jools Holland ve ekibi yıllardır müzikseverleri heyecanlandırmayı başarabiliyor. “Her şeyin önüne müziği koyuyoruz. Müzik benim ve diğer şeylerin çok daha önünde. Programımız müziğin ve müzisyenlerin hizmetkârı haline geldi. Bence bu yüzden bunca yıldır ayakta kalabildik.” diyor Holland programının başarısını açıklarken. (Alper Bahçekapılı ile BirGün için yaptığı röportajdan alıntıdır.) Hal böyle olunca, Jools Holland’ı geçtiğimiz günlerde ülkemizde ağırlamış olmanın şerefiyle, sizler için gelmiş geçmiş en iyi Later… with Jools Holland performanslarını sıraladık.

10 – At The Drive In – One Armed Scissors (2000)

Amerikalı hardcore grup, pek bir çılgın, pek bir hareketli. 80’lerin anarşik ruhunu hatırlatan bu performansa Robbie Williams da katkı yapmış. Hatta grup bir zamanlar NME tarafından ‘gelmiş geçmiş en iyi canlı performansa sahip grup’ olarak seçilmiş. Maalesef “At The Drive In” 2012 yılında tamamen dağıldı ve artık grubu canlı izleme şansına sahip değiliz. Ama onları anmak için fazlasıyla iyi bir performans bu.

9- Desert Sessions – Make It Wit Chu (2003)

Queens of the Stone Age’in esas adamı, Alex Turner’ın daimi kankası Josh Homme’un müzikal projesi Desert Sessions. Homme, projesinde birçok başarılı müzisyenle çalışma fırsatına erişmiş. Bu isimlerden biri de PJ Harvey. Evet, her ne kadar kulağa oldukça ütopik gelse de PJ Harvey ve Josh Homme aynı sahnede yer aldı. Ortaya koydukları performans ise, şüphe yok ki, Jools Holland’ın sahnesinde gördüğümüz en iyi performanslardan.

8- Battles – Atlas (2007)

Bu performansı izleyip hayran kalmamak imkansız. Amerikalı grubun 2007 yılında ortaya koyduğu performans, deneysel müzik sahnesinde bir dönüm noktası olma özelliğini taşıyor. 7.5 dakikalık ‘Atlas’ performansında grup, adeta kendinden geçiyor. Gitar, klavye, davul hepsi bir harika. Ayrıca Ian Williams’ın vokallerini es geçmemek gerek. Kısacası, her şeyiyle takdire şayan bir performans.

7- Elliot Smith – Waltz #2 (1999)

Jools Holland sahnesi sadece hareketli şarkılara yer vermiyor tabii ki. Elliot Smith’in programdaki ilk performansı Waltz #2, programda yer almış olan belki de en hüzünlü parça. Smith, önce akustik gitarının tellerine sonra da kalbimize hafifçe dokunuyor. Melankoli televizyon ekranına hiç bu kadar yakışmamıştı.

6- Future Islands – Seasons (Waiting On You) (2014)

Future Islands, sadece güzel şarkılarıyla değil, aynı zamanda canlı performansları ile de oldukça konuşulan bir grup. Grubun vokali Samuel T. Herring, sahneye çıkıp sadece şarkısını söyleyip giden bir müzisyen değil. Herring, şarkılarıyla ve danslarıyla size hiç durmadan çeşitli hikayeler anlatıyor. Bir müddet sonra ister istemez şarkıların içine girip, duygulara ortak oluyorsunuz. Ve işin ilginç yanı da bu kadar harekete ve dinamiğe rağmen Herring, hiçbir zaman yorulmuyor.

5- Seasick Steve – Dog House (2007)

Acaba kaç kişi Seasick Steve’in ortaya koyduğu bu performansı sahnede gösterebilir? Kaç kişi bu kadar iyi gitar çalıp kendi davulunu yoktan var edebilir? Kaç kişide bu kadar büyük bir yetenek ve hiç bitmeyen bir azim vardır? Seasick Steve’in müziği, tıpkı Jools Holland’ın onu takdim edişindeki gibi: Eşsiz!

4- Bon Iver – Skinny Love (2008)

Justin Vernon, gitarını kapıp For Emma, Forever Ago’nun incisi Skinny Love’ı söylemeye başladığında insanın içinde bir şey kopuyor sanki. Vernon, performans boyunca şarkıyı hem yaşıyor, hem de yaşatıyor. Elliot Smith’in ünlü ‘Waltz #2’ performansından tam 9 sene sonra, mayıs ayında Justin Vernon, bir kış mevsiminde kabininde yazdığı efsane şarkısı ile ekranlarımıza uğruyor.

3- Pulp – Disco 2000 (1995)

Britpop’un en popüler gruplarından Pulp’ın çaylaklık döneminden çıktığı zamanlar. 95 yılı, Common People şarkıları patlamış ve yeni albüm Different Class herkesin dilinde. Ve tabii ki esas adam Jarvis Cocker’ın dansları ve grubun çok iyi bir provadan geçtiği aşikar performansları oldukça ses getirmiş. Hatta o kadar dikkat çekmiş ki programdaki bir diğer isim olan Morrissey’i gölgede bırakmış. Durum böyle olunca İngiliz grup için yeni bir dönemin başlangıcı olmuş şarkı. 2015’te bile severek Pulp dinlediğimizi düşünürsek, performansın grubun kariyerinde önemli bir yeri olduğunu söyleyebiliriz.

2- Paul Weller, Amy Winehouse ve Jools Holland – Don’t Go To Strangers (2006)

Etta James’in sevilen, pek bir duygulu, kırılgan şarkısı Don’t Go To Strangers, şu ana kadar birçok sanatçı tarafından coverlandı. Ama herhalde en güçlü ve duygulu versiyonu budur. Hele bir de piyanoda Paul Weller, vokalde Amy Winehouse, klavyede de Jools Holland var ise. Weller ve Winehouse’un vokalleri birbirine oldukça yakışıyor. Hele bir de saksafon girdiğinde işin içine, şarkı o kadar narin bir yapıya bürünüyor ki, insan uzak diyarlara doğru süzülüyor. Ve sonra Amy Winehouse’un güçlü vokali sizi kendinize getiriyor ve onu gerçekten çok özlüyorsunuz.

1- Radiohead – Paranoid Android (1997)

Son zamanlarda gitar müziği bitti diye bas bas bağırmak gerçekten çok moda. Çeşitli müzik eleştirmenleri yeni nesil gruplar içinde gitarın kıymetini bilenin kalmadığını söylüyorlar sürekli. Radiohead’in 97 senesinde OK Computer ile şöhretin zirvesinde olduğu dönemlerdeki bu performansı ile ilgili söylenebilecek olan en önemli şey de herhalde gitarların kudretidir. Daha önce ekranlarda hiç görülmemiş bir performansa imza atıyor İngiliz grup ve listemizde zirveyi kapıyor. Hatta NME’ye göre bu performans ‘İngiliz televizyonlarındaki gelmiş geçmiş en başarılı’ performansmış.

Bir de bunlar var:

St. Vincent – Digital Witness (2014)

Annie Clark, ilginç bir koreografi ve sahne performansıyla -her zamanki gibi- bizleri büyülüyor.

Laura Marling- Strange (2015)

Marling, kariyerinin en kötü vokal ancak en güzel gitar performansını gerçekleştiriyor.

Marc Almond- Tainted Love (2006)

80’lerin kült şarkısı, Jools Holland’da eşsiz bir yoruma kavuşuyor.

Devendra Banhart – Sight to Behold (2004)

Mum ışığında, oturma odası rahatlığında pek bir mistik performans.

BB King- Eyesight to The Blind (1997)

Blues efsanesine piyanoda Jools Holland eşlik ediyor.