playlist

OST #53: YEMEK YAPARKEN

Geçenlerde ev arkadaşım benden yemek yaparken dinlemelik playlist önerisi istediğinde aklıma düştü bu OST’yi yapmak. Avaz ahalisi olarak o kadar OST hazırlamıştık (tam olarak 52 tane), DNS ayarları değiştirmekten muhabbete kitleyen taksiciye kadar pek çok aşırı elzem meseleye playlist adamıştık ama yemek yaparken dinlemelik bir playlist yapmak aklımıza gelmemişti. Bugün itibariyle hem kendimiz için hem de sizler için bu büyük eksikliği gidermiş bulunmaktayız. Üstelik hem makarna yaparken hem de dev sofralar hazırlarken dinlenebilsin istedik; pek uzun, pek dolu, pek güzel oldu. Biz de yapınca fark ettik ki Bora Uzer, Alvvays ve Jazmine Sullivan’ın ortak noktası, yemek yaparken çok iyi gitmeleriymiş. Afiyetle dinlensin o zaman! (Yazmasam içimde kalacaktı.)

OST #52: ALKOL ZAMMI

İstanbul’da hayatın pahalılığından şikayet etmeyen kaldı mı? En temel gıda ürünlerinden tutun konserlere ve ev kiralarına kadar her şeyin ateş pahası olduğu bir şehirde yaşıyoruz. Alım gücümüz yerinde sayarken zamlara doyamıyoruz. Hafta sonu geldi mi özellikle bir şeyin pahalılığı bizi (ve eminiz ki sizi de) pek bir üzüyor. Doğru bildiniz: Alkol. “Evde pre-drinkimi yaparım, mekanda da bir bira içerim” kafasıyla bile geceyi ucuza kapatmak pek mümkün değil artık maalesef. Bize sorsanız biz de Babylon’da 33’lük Becks’e 27 lira verirken 60 cent’e marketten birasını kapan Almanları kıskanmak veya arkadaşımızı “Carrefour kapanmadan gelirken bir Sava alsana” diye darlamak istemezdik. Peki şartlar böyleyken ne yapacaktık? Tabii ki bir playlist hazırlayacaktık. En azından bir kez evde kendi birasını yapmayı düşünmüş olanlara gelsin bu güzide OST’miz. (Tabii yapanlara da gelsin, size saygımız gerçekten sonsuz.)

OST #50: 2018’E HIZLI GİRENLER

Geçenlerde Avaz Avaz ahalisi olarak toplandığımızda “2018 biraz fazla iyi başlamadı mı yahu?” diye konuşmuştuk. Gerçekten de yılın daha ikinci ayını bile doldurmamışken yakından takip ettiğimiz pek çok ismin şarkı veya albüm yayınladığını ya da bir dolu yeni isim keşfettiğimizi fark ettik. Hatta yalan olmasın, bazen yetişmekte dahi zorlandık. Hal böyleyken bir playlist yapıp 2018’in ilk iki ayını özetleyelim, yıla hızlı giriş yapanları listeleyelim dedik. Senenin geri kalanının da bizi üzmeyecek denli dolu dolu geçmesi dileklerimizle, 3 buçuk saatlik Ocak-Şubat özetini huzurlarınıza sunuyoruz.

OST #45: AŞKLARIMIZA

Evet size çok ayıp etmişti, evet ya çok şerefsiz ya da çok salaktı. Kesinlikle iyi ki bitmişti. Ama tüm bu lafları bir kenara bıraktığımızda, beraber ne günler geçirmiştik değil mi? Ne güzel şeyler yaşamıştık ya da gözümüz nasıl da ne kadar karardığını bile fark etmeyecek kadar kararmıştı. Yüzüne bile görmek istemediğinizden hala görüştüğünüze; en hızlı biteninden en uzun ilişkinize tüm eski aşklarınızı hala hatırladığınızı biliyoruz. Evet biz de olayları unutup hisleri unutamayanlardanız. Ve evet, bizim de bazı zamanlar aşk hayatımız bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçiyor. “Sahi, 2017’de ne olmuştu ya?” derken şimdi tarihin eski sayfaları gibi gelen o günlere dönenlere, yaşanmışlıklara gülümseyerek bakanlara sevgilerimizle.

OST #44: STEAM İNDİRİMİ

Cüzdan boşaltan şanlı gün Black Friday geldi, önümüz arkamız indirimden geçilmez oldu. Tabi bu indirimlerden Steam de nasibini aldı ve büyük sonbahar indirimi başladı. Biz de fırsat bu fırsat, çok uzun zamandır yapmayı planladığımız Steam indirimi playlistini artık bir yapalım dedik. Hotline Miami ve Portal gibi sevdiğimiz birtakım oyunların OST’lerinden şarkılar da içeren bu playlist, sırf ucuz diye aldığı oyunları aylarca Steam kütüphanesinde tozlanmaya terk edenlere, mesela bize, gelsin. Bol müzikli, bol oyunlu indirimleriniz olsun.

OST #43: UMUTSUZ ROMANTİK

Yıllardır çektiğiniz sefaletin ardından hala karşılıklı değer verilen/görülen bir ilişkinin mümkün olduğuna mı inanıyorsunuz? Hoşlantılarınızla sadece takılmak değil, paylaşımda bulunduğunuz bir iletişiminiz olsun mu istiyorsunuz? Her seferinde kalbiniz kırılmış olsa da yine de birine bağlanmaktan çekinmiyor musunuz? Tek eşliliğin son kalesi gibi mi hissediyorsunuz? “Evet”ler çoğunluktaysa tebrikler, çağımız sizi umutsuz romantik ilan etti. Hemen aşağıdan playlistimize buyurun, yalnızsınız ama yalnız değilsiniz.

OST #42: TÜYLER DİKEN DİKEN

Avaz Avaz olarak OST serimize başladığımızdan beri her türlü ana ve hissiyata uygun playlistler yapmayı kendimize görev bildik. En son Fever Ray‘in yeni albümünden Red Trails‘ı dinlerken aklımıza düştü, bu sefer de tüyleri diken diken eden şarkılar playlisti yapalım dedik. Yaptık, oldu. Aşağıdaki 31 şarkı bambaşka türleri ve sesleri buluştursa da, hepsinin yaşattığı his farklı olsa da ortak özellikleri tüyleri diken diken etmeleri. En azından bizimkileri. Şimdiye dek yaptığımız en uzun playlistle korkmayın, titreyin.

Ve evet, Lazarus ile başlayıp black screen ile bitirmemiz tamamen kasıtlıydı.

OST #33: BÜYÜK KARAR

Biliyoruz, yarım saat sonra ne yemek isteyeceğinizi bile tahmin edemezken vermeniz gereken büyük kararların ardı arkası kesilmiyor. Anlıyoruz, ebeveynleriniz ve mezun olduğu saniye kurumsallaşan arkadaşlarınız tam tersine işaret etse de 27 yaşına varmış olmak kariyer tercihi yapmayı daha kolay kılmıyor. Hak veriyoruz, biriciğiniz olarak seçtiğiniz insanın artık biriciğiniz olmaması gerektiği fikri mantıklı temellere dayansa da asla mümkün gelmiyor. İnanıyoruz, ev arkadaşınızla gireceğiniz tartışma 10 dakika bile sürmeyecek olsa da günlerdir kafanızın içinde dönüyor.

Gördüğümüz kadarıyla nedenler ve nasıllar arasında kaybolunan karar anları insan hayatından eksilmiyor. Ne demişler? Eğer bir problemi çözemiyorsan, ona bir playlist hazırla. (Doğru tahmin, kimse böyle bir şey demedi. Şimdi uydurdum.) Karar süreciniz için özenle seçtiğimiz şarkılarla en doğru ve en yanlış kararlar kadar ısrarla alınmayan aksiyonların sahte huzurunda da sizinleyiz.

OST #27: SOLO

İnsanın kendisini sevmesinden daha güzel bir şey var mı? Hayır, kişisel gelişim kitaplarında anlattıkları gibi değil. Daha çok kadın dergileri, erkek muhabbetleri gibi… Kafandan geçenleri, tam olarak ne istediğini, ne zaman, nasıl istediğini senden daha iyi kim bilebilir? Yalnızlığın konforu ve hayal gücünün sınırlarında, kontrol (kelimenin gerçek anlamıyla) senin ellerinde. Zaman şu an, evren sen, müzik bizden.

OST #20: BEYAZ GİYME PİS OLUR

Mevsim normali” lafını lugatımızdan kaldıran son yılların dengesiz iklimine bir de böyle “nisan yağmuru” gibi saçma sapan anomaliler eklenince insan ne yapacağını şaşırıyor haliyle. “Hırka mı mont mu?” diye düşündüren serin ama güneşli sabahları takip eden cehennem sıcağı bir gün ve ayaz geceler bünyemizle oynadığı gibi bizleri insanı kendinden şüphe ettirecek boyutta kararsızlıklara da sürüklüyor. Hangimiz gece çok eser diye gündüz tişörtle çıkarken montumuzu çantamıza atıp bavul gibi gezdirmedik ki? Ya da çanta taşımayı reddedip gece donarak ölmemek için gündüz otobüslerde montun içinde kaşar gibi erimeyi göze almadık? Tanıdık geldi mi? Ebru Gündeş’in “şimdilik araftayım” sözlerini bahar mevsimi için yazdığı yönünde temeli sağlam istihbarat aldık.

Bu dengesiz bahar günlerinin en büyük sorunlarından biri de “beyaz ayakkabılar“. Biliyoruz ki siz de kışın başında sezon sonu reyonundan kelepir aldığınız gıcır beyaz spor ayakkabılarınızı giyip ortamda şekil yapmak için havaların düzelmesini dört gözle bekliyordunuz. E tabi insanlar sabırsız varlıklar. Yaz gelmeden sahtekar güneşin yüzünü görür görmez görücüye çıkarılan bu beyaz ayakkabılar aniden gelen saçma yağmurla pert olunca insanın içi bir acıyor. O yüzden biz biz olalım ve meteorolojiden haberi almadan evden çıkmayalım. (Tecrübeyle sabittir.)

OST #18: SABAH SABAH METAMORFOZ

Bu sabahtan beklentileriniz bazılarınız için tatlı bir morning wood, bazılarınız için kocaman bir kahvaltı, bazılarınız için öğlene kadar uyumaktı. Ama hayır! Bu sabah derisi çıtır, kafasında anteni koca kıskaçlı bir böceksiniz. Ne olduğu hakkında hiçbir fikriniz yok ama dün gece güzellik uykusuna yatan prensesten eser yok. Tek yapabildiğiniz salgılarınızı çarşaflara süre süre yatakta dört dönmek. Kafka‘nın Dönüşüm‘ü film olsa ilk sahnede fonda çalması muhtemel şarkılar tadında karanlık mı karanlık bir liste yaptık sizlere.

MIXTAPE: CARIBOU’DAN 1000 ŞARKI

Our Love albümü ile 2014’ün “en”lerinde birinci sıralara yerleşerek hepimizi aynı noktada buluşturan Caribou, yani Dan Snaith, 1000 şarkılık mixtape hazırladı. The Longest  Mixtape ismiyle yayınladığı liste Kanye West’ten Wire’a, Kraftwerk‘ten Lil Wayne‘e, My Bloody Valentine‘den Bülent Ortaçgil ve hatta Barış Manço‘ya kadar uzanıyor. 200 şarkılık kısmını buraya bırakırken 1000 şarkı için linki şöyle bırakıyoruz: The Longest Mixtape

 

OST #10: BİR KOVA BUZLU SU SONRASINDA…

ALS hastaları için başlatılan bağış kampanyası Harlem Shake’e doğru yol alırken ”Ah bu insanoğlu!” dedirtiyor. Bağışa yapılan katkılar içinse alkış kıyamet yolluyoruz.
.
Muhtemelen bu karşılaşmaya katılmışken bir de playlist ile sonrasında neler dinleyebileceğimize bakalım dedik. Pek bir eğlenceli, dansı bol liste oldu. Bağışların artması dileklerimizle.
.
Keyifler…
.
.