rhye

SALI PAZARI: 11.09.2018

Salı oldu. Biz yine şarkılarımızla buradayız. Hem de bu hafta konuğumuz pek sevdiğimiz grup Vera‘nın sesi soluğu Arel Koray Nalbant.

AREL KORAY NALBANT’IN TEZGAHI

Stone Temple Pilots – Sour Girl

Bana kalırsa grunge döneminin en iyi şarkı sözü yazarıydı Weiland. O yükselirken bizim aklımız ermiyordu, intiharına ise erişkin kafayla şahitlik ettik; bu da bizim jenerasyonun şanssızlığı olsun.

Willamette Stone – Today

Billy Corgan bu şarkısının ortalama bir filmde cover’lanmasına izin vermiş, ne de iyi etmiş. Smashing Pumpkins hali bambaşka şeyler hissettiriyor. Bu versiyondan aklımda kalan tek şey ise, güneş.

The Killers – Miss Atomic Bomb

The Killers’ın duo’ya dönüşmeden önceki son albümünden bir şarkı; Mr. Brightside hikayesini tamamlayan, kırık ve güçlü şarkı.

The Wind And The Wave – Chasing Cars

Youtube cover müzisyenliğinin geldiği en iyi nokta değil belki, ama en kalbe dokunanlarından biri desem pek de hata etmiş sayılmam. İkili, Snow Patrol’ın şahane şarkısına şahane dokunmuşlar.

Marcy Playground – Sex And Candy

Doğru anıyla birleşince unutulması mümkün değil. Çiğ şarkı.

HANDE’NİN TEZGAHI

Natalie Prass – Far From You

Sonbahar moduna girmek için bire bir…

Kanye West – Yikes

Her ne kadar son albümünün çok büyük bir hayranı olamasam da bir türlü bu şarkı beklentimi karşılıyor.

Charlie XCX – Boys

Bu şarkıyı biraz daha yetenekli olabilseydim ben yazabilirdim.

Lily Allen- Trigger Bang (ft. Giggs)

Mercury Prize serimiz şerefine Lily Allen’ın dünyasına geçiş yapmış bulunuyorum. Albümde eski materyalleri bana en çok hatırlatan bu şarkı oldu.

Lykke Li – Jaguars in the Air

Siz de bu şarkıya sardığım için benden nefret ediyor musunuz? Savunmamı şöyle yapıyorum: Bu şarkının uzun otobüs yolculuklarını kısaltma gibi sihirli bir özelliği olduğuna neredeyse eminim. Nakaratı dilinize doladığım için de ayrıca özür dilerim.

CEMRE’NİN TEZGAHI

Mustafa Sandal – Gidenlerden

Geçen hafta bu blogda Mahsun Kırmızıgül’den bahsedildi diyerek iyice koyveriyorum ben de.

Taylor Swift – All You Had to Do Was Stay

Taylor Swift dinlediğimi utana sıkıla söyleyecek noktayı geçeli çok oldu, o yüzden buyurun bu şarkıyı eskittim geçen hafta:

Rhye – Taste

Geçtiğimiz hafta sonu kendisini canlı izlemeden önce bol bol dinlemiştim, canlısı aklımdan çıkmadığı için hala dinleyip duruyorum.

Foals – Lonely Hunter

Şarkı sözü dövmesi yaptırma batağına düşüp de vücudumu not defterine döndüreceğim korkusuyla arka arkaya dinliyorum, n’olur olmasın böyle bir şey…

Warhaus – Mad World

Cuma olsa da canlı canlı dinlesek.

Carly Rae Jepsen – Tonight I’m Getting Over You

Sanmıyorum.

BURÇAK’IN TEZGAHI

The Talking Bugs – Laika

Bu hafta tezgahımın açılışını hak ettiği değeri görmeyen bir grup ve onların ilk ve tek albümleriyle açıyorum. 2013 senesinde çıkardıkları ilk albümü çok beğenerek dinledim ve devamı için 5 senedir gözüm yollarda bekliyorum. Geç keşfedilmiş bir değer olarak aramıza katılışı hayırlara vesile olur belki diyerek playlistlerimin incisi Laika’yı huzurlarınıza sunuyorum:

Rhye – Taste

Geçtiğimiz cumartesi pazar günleri Salon performansıyla gözlerimizin ve kulaklarımızın pasını bir kez daha silen bu parça kesinlikle son zamanlarda dinlediğim en iyi canlı performanslardan biriydi.

Mazhar Alanson – Yandım

Bazı şarkılar bazılarımızın yüreğine herkesten ve her şeyden çok dokunur. Ve bazen bu şarkılar sabah uyandığımız gibi ansızın aklımıza gelir. Bu hafta MFÖ ile yaşadığım bu yürek burgusunu sizlerle paylaşmayı boynumun borcu bilirim.

Muse – Butterflies and Hurricanes

Yaklaşan Muse albümü heyecanıyla hepimiz gibi ben de çok sevdiğim Muse klasiklerini döne döne dinlemeye başladım.

AHMET’İN TEZGAHI

Silk City, Dua Lipa – Electricity

Dua Lipa’yı her yerde görmekten sıkıldım diyorsanız bu şarkı sizin için değil ama kalanlar için çok başarılı bir dans şarkısı. Diplo ve Mark Ronson işbirliği de olsun o kadar. Yine de klip Kanye West’in Fade’ini o kadar andırıyor ki sonunda Dua Lipa’yı fury olarak göreceğim diye kormadım desem yalan olur.

Lorde – Buzzcut Season

Lorde’un ilk albümüne ara ara dönmeyen yeni nesil müziği anlamamış demektir.

Vera – Saklanır Nisan

Arel Koray Nalbant sesiyle tanışmadıysanız tam buradan başlayın. Ben kendisini az dinlemedim.

MØ – Way Down

MØ’den yeni albüm geliyor. Heyecanlıyım. Bu şarkı daha da heyecanlandırdı.

Toplu Spotify listemizi de şöyle bırakalım;

RÖPORTAJ: RHYE

2015’te, Woman’ın yayınlanmasından iki sene sonra, canlı izlemek için heyecanla beklediğimiz Rhye ilk kez Salon’da sahne almış ve hala hatırladığımız bir performansa imza atmıştı. Bu performanstan önce kendisiyle konuşma fırsatımız olmuştu, şuradan okuyabilirsiniz.

Photo Credit: Ali Güler

Rhye bu kez ikinci albümü Blood‘ın turnesi kapsamında Salon’da iki gün üst üste sahne alacak. Bu vesileyle kendisiyle son konuşmamızdan beri hayatında neler değişmiş sormak istedik; Mike Milosh’un güncel müzik dünyasıyla ilgili fikirlerini, ilk sevgilisinin Türk olduğunu, bir sonraki Rhye kaydının ne zaman çıkacağını ve kendisine dair daha bir sürü ilginç ayrıntıyı öğrendiğimiz kısa bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisini bir kez daha izlemek için bizim kadar sabırsızlananlar; 8 Eylül’de gerçekleşecek olan performans için biletler tükenmiş olsa da 9 Eylül’de kendisini canlı izlemek için hala şansınız var. Buyurun röportaja:

Merhaba! Nasılsın? Her şey yolunda mı, turne nasıl gidiyor?

Her şey harika. Bu sene çok fazla konser verdik o yüzden genel olarak oldukça meşgulüz. Ama bir bakıma bu harika bir şey tabii. Çok başarılı performanslar izleyip bir sürü yer gördük.

Üç sene kadar önce bir röportaj daha yapmıştık, o zaman bir sorumuza albüm yaparken insanların ne düşüneceği hakkında kafa yormadığını söylemiştin. Ama şimdi, Blood için, insanların büyük beklentileri olduğunu biliyordun. Bu durum yaratım sürecini etkiledi mi herhangi bir şekilde?

Hayır aslında, insanların ne düşüneceğini çok takınca kötü kararlar vermeye başlandığını düşünüyorum. Bence müzik yaparken bulunduğun noktanın sana iyi hissettirmesi ve sadece şarkıya odaklanmış olman gerekiyor. İnsanların ne düşündüğü önemsiz demek istemiyorum ama insanları memnun etme yoluna girmek de bir müzisyen için çok tehlikeli.

Woman yayınlanalı 5 seneden fazla bir zaman geçti, niçin bu süreç bu kadar uzundu? Bu beş sene senin için nasıl geçti, hayatında olanlar müziğini nasıl etkiledi?

Gerçekten çok şey değişti. Albümü çıkarabilmek için bir kayıt şirketi almak zorunda kaldım, bunun için de bir sürü bürokratik işlerle uğraşmak zorunda kaldım, boşandım ve sonrasında da Genevieve ile tanışıp ona aşık oldum. Blood’ın kapağındaki de o. Hayatım baştan aşağı değişti diyebilirim!

Yakın zamanda bir EP yayınlamayı planladığınızı duydum, doğru mu bu?

Evet, bir Rhye EP’si üzerinde çalışıyorum, aslında her an bir şey üzerinde çalışıyorum diyebilirim. Asla duramıyorum çünkü gerçekten müzik yapmak, yeni fikirler üretmek çok hoşuma giden bir şey. Benim için günlük yaşam bu.

Woman’ı 5 yıl boyunca yüzlerce mekanda pek çok kez çaldın, Blood için turne planın nasıl, yine bu şekilde uzun bir süre canlı dinleme fırsatı bulacak mıyız?

Açıkçası neler olacağını hep birlikte göreceğiz. Güzel yerlerde çalma fırsatları sunulmaya devam ettikçe turlarız diye düşünüyorum, yolculuk yapmayı ve gitme şansı bulduğum bütün bu harika şehirlerde konser vermeyi çok seviyorum. Yani insanlar albümü çalmamızı istediği sürece turlayacağız. Yakında yeni şeyler de yayınlayacağımız için bir süre daha yolda olacağız diye düşünüyorum, önümüzdeki sene için halihazırda planlanmış bir sürü konser var.

Eminim konserden konsere değişiyordur ama son zamanlarda canlı olarak çalmayı en çok sevdiğin şarkı hangisi?

En çok şunu çalmayı seviyorum demek biraz zor, çünkü bütün şarkıların olayı farklı. Canlı bir performans esnasında bazen insanları dans ettirecek, eğlendirecek bir şey çalmak istersin ama bazen de insanları neredeyse ağlatacak bir şeyler çalmak istersin. İşte ben tam bu şekilde insanı bir yerden bir yer götüren, dinamik performansları seviyorum, yani her şarkının bir amacı var performansın içinde. Zaten sadece çalmaktan hoşlandığım şarkıları çalıyorum diye de cevaplayabilirim bu soruyu.

Yakın zamanda keşfettiğin, sevdiğin ve önerebileceğin müzisyenler ya da gruplar var mı?

Son zamanlarda çoğu müzik beni biraz hayal kırıklığına uğratıyor. Aklımı alacak güzellikte bir müzik dinlemiyorum uzun zamandır.

Çoğu müzisyenden aynı şeyi duyuyoruz…

Evet, aslında dinlediğin şeyleri yeterince etkileyici bulmamak da insanı müzik yapmaya iten sebeplerden. Tabii hala güzel müzik yaptığını düşündüğüm müzisyenler de var, mesela Black Coffee’nin son albümüne bayılıyorum, BadBadNotGood da sevdiğim gruplardan. Ama dediğim gibi hala beni çok etkileyecek, ilham verecek bir şeye denk gelmeyi bekliyorum.

Son olarak İstanbul’a daha önce gelmiştin, önceki deneyimlerin nasıldı? Bu seferki ziyaretin için planların var mı?

2010’de Türkiye’de bir ay kadar kaldım, arabayla ülkenin farklı yerlerini dolaştım. Arkeolojik kazılar yapan birilerini tanıyordum, biraz onlarla zaman geçirdim. Geçen sene bir festivalde çaldık Göreme’de. İstanbul’da da iki kez çalmıştık. Burası benim için özel bir yer çünkü ilk sevgilim Türk’tü ve İstanbul hakkında çok şey öğrendim ondan. Türkiye’ye de hep bir merakım ve ilgim var çünkü Kanada’da da belli bir Türk popülasyonu var. Tabii, muhtemelen en ilgi çekici bulduğum şey Türk yemekleri diyebilirim. Dolaşırken bir restorana girip bir şeyler denemeyi çok seviyorum.

SALON İKSV: 2018 GÜZ

Yavaş yavaş yazın sonu gelirken, İstanbul’a dönünce neler yapacağımızı düşünmeye başladık bile! Dünyanın dört bir yanından alternatif müziği İstanbul seyircisiyle buluşturan Salon İKSV, güz programını yayınlayarak bizi bu dertten bir nebze de olsa kurtardı. Bu sonbahar eğlenceli geçecek gibi görünüyor! (daha&helliip;)

İNCELEME: RHYE – BLOOD

Rhye; kendilerini 2013 Woman albümünden tanıyanlar için uzun sayılabilecek bir ara vermişti. Tatlı yaz akşamı melankolisi ritimlerini tüm 2017 yazına eşlik ettirenler için tam vaktinde yeni albüm Blood’ı dinleyicileriyle buluşturdu grup. Tam senenin ilk günleri, hayatımızda değişiklikler yapmaya heves etmişiz ama playlistlerimizde sürekli aynı şarkılar dönüyor üzüntüsü yaşıyorduk ki Blood albümü öncesi son tekli Song for You, tekrara düşen tüm playlistlerimizi alt üst etti. Temmuz ayında çıkardıkları Summer Days ve Please’in tatlı melankolisinden uzaklaşıp kendi içimize döndüğümüz günlerin “işte tam da bu” dedirten eşlikçisi Song for You ile başlayalım:

Hakkında sadece şarkı söylese 5 saat dinlerim gibi büyük iddialarda bulunmama sebep olan Mike Milosh, Waste ile yaptığı albüm açılışıyla beni benden almayı yine başarıyor.

Taste ile şöyle bir silkelenip kendimize geliyoruz. Oysa Waste bizi sözlerinden tınısına nasıl sarsmıştı! Gerçi bunun da pek aşağı kalır yanı yok ya, şarkı sözleri başka bir yazımızın konusu olsun.

Yaz teklilerinden sonra değil belki ama Song For You’dan sonra yeni albüm Blood’ı çok büyük beklentiyle karşıladım. Önce düşürüp sonra yükselten sonra tekrar düşüren albüm ritmini hoş bulsam da Feel Your Weight hem albüm geneli hem şarkı özeli olarak beni rahatsız eden hızlı ve yüksek bir tınıya sahip. Açıkça albümün en başarısız bulduğum parçası:

Hem iniş çıkışları hem benzerlikleriyle bir bütün olarak dinlenmeyi hak eden bir albüm Blood. Phoenix ise aynı benzerlik çemberi içinde en başarılı farklılığı yaratmayı başarmış şarkı bana kalırsa:

Röportajlarında Woman ve Blood arasındaki 5 yıllık çalışmalarını yatak odası projesi olmaktan çıkartıp deneyim kazanmaya ve profesyonelleşmeye harcadıklarını söyleyen Rhye, epey yol katetmiş görünüyor. Gelecek çalışmalarını ve konserlerini heyecanla bekliyoruz.

KASIM TAKVİMİ: O ZAMAN DANS RENK

Kış kendini bir güzel hissetirmeye başladı. Bazı hafta sonları soğuğa karşı gelmek en büyük isyanlardan biri. Bir de buna vizeler, projeler, raporlar, sendromu bitmek bilmeyen iş günleri eklenince ev çok cazip geliyor, değil mi? Dışarı çıkmak için gerçekten “O zaman dans-renk.” motivasyonuna sahip olmak gerekiyor.

Bu noktada söyleyeceklerimiz: “O zaman dans-renk” durumuna yaklaşmakla beraber şu sınırı olmayan takvime baktığınızda zaten ajandanıza not almaya başladınız çünkü takvim bir harika!

E o zaman – iyi eğlenceler – dans, renk!

3 Kasım

Salon IKSV // % 100 Müzik: Rhye

4 Kasım

Babylon Bomonti // Garanti Caz Yeşili: Iron & Wine (Solo & Akustik)
Peyote // Acaipademler
Salon IKSV // Sofar’dan Salona

5 Kasım

Garanti Caz Yeşili: Jojo Mayer – The Nerve
Salon IKSV // Colin Stetson – Sarah Neufeld

6 Kasım

KadıköySahne // Ceyl’an Ertem
Bronx Pi // Mode XL
Babylon Bomonti // Gaye Su Akyol + Barış K
Peyote // Ars Longa – Gözyaşı Çetesi – Blacktrick
Salon IKSV // Limits Off: Zola Jesus

7 Kasım

garajistanbul // Birsen Tezer
Kadıköy Halk E.M // Adamlar
Beyoğlu Hayal Kahvesi // Vega
D22 // Demet Evgar – Tuluğ Tırpan
Babylon Bomonti // Radyo Eksen Partisi
Coop // Tektosag Label Night
Küçükçiftlik Park // Skrillex

9 Kasım

CRR Konser Salonu // Snarky Puppy

10 Kasım

Coop // Korhan Futacı ve Kara Orkestra

11 Kasım

garajistanbul // Erkin Koray
Bronx Pi // Best Of Sundance hosted by Nadir Sarıbacak
Babylon Bomonti // Nilipek. Albüm Lansman Konseri

12 Kasım

Babylon Bomonti // Göksel
Salon IKSV // Dawn of Midi
Beyoğlu Hayal Kahvesi // No Land

13 Kasım

Kloster // Beat the Night presents: Jimpster
Beyoğlu Hayal Kahvesi // Jehan Barbur
Coop // Wattican Punk Ballet
KadıköySahne // Baba Zula
Roxy // 13th of Friday Horror Party
Jazz Company // İlham Gencer & İpek Dinç
Babylon Bomonti // Planet of Sound: Mdou Moctar + Shabazz Palaces @Midnight Session
Salon IKSV // Hiatus Kayiote – Lara Di Lara

14 Kasım

BKM Mutfak // Peyk
Life Park // Don’t Let Daddy Know (Afrojack)
Arkaoda // 1890 katkılarıyla ARKAODA VE BANT MAG. sunar KASIM’DA İKİ GÜN: DERADOORIAN (ABD) – ERIC COPELAND (ABD) – DJ FITZ (IRL) – GRUP SES BEATS (TR) – ÇERİKUNDA (TR) // Konser – DJ set
Salon IKSV // Christian Scott

15 Kasım

Bostancı Gösteri Merkezi // Duman
Arkaoda // 1890 katkılarıyla ARKAODA VE BANT MAG. sunar KASIM’DA İKİ GÜN: DERADOORIAN (ABD) – ERIC COPELAND (ABD) – DJ FITZ (IRL) – GRUP SES BEATS (TR) – ÇERİKUNDA (TR) // Konser – DJ set
Bronx Pi // 90 BPM

16 Kasım

Salon IKSV // Unknown Mortal Orchestra

17 Kasım

Babylon Bomonti // Garanti Caz Yeşili: Kaki King
Zorlu Performans // Godspeed You! Black Emperor

18 Kasım

Coop // Kesmeşeker
Beyoğlu Hayal Kahvesi // Son Feci Bisiklet
Peyote // Miss Crowley – Pilot

19 Kasım

Salon IKSV // Norwegian Oud – Yinon Muallem, Daniel Herskedal
Babylon Bomonti // İlhan Erşahin’s Wonderland feat. Hüsnü Şenlendirici

20 Kasım

Zorlu Performans // Sinatra & Friends
Peyote // In Hoodies – Skysketch
Salon IKSV // Hidden Orchestra
Bronx Pi // 123- Ah!Kosmos
Babylon Bomonti // Grant Lazlo @ Midnight Session (XXF Very Very French Festival)

21 Kasım

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Ceyl’an Ertem
Roxy // Radyo Eksen Partisi
Babylon Bomonti // Oldies but Goldies
Zorlu Performans // Sinatra & Friends

22 Kasım

Zorlu Performans // Sinatra & Friends

23 Kasım

Beyoğlu Hayal Kahvesi // Vera

24 Kasım

Tim Show Center // Red Bull Anadolu Break

25 Kasım

Bronx Pi // Kök & Kes
Babylon Bomonti //Pony Pony Run Run (XXF Very Very French Festival)

26 Kasım

garajistanbul // Sepultura
Coop // Noiseist Label Night
Kadıköy Sahne // Rubato
Babylon Bomonti // Renaud Garcia Fons & Derya Türkan “Silk Moon” (XXF)
Maslak Arena // Yellow Card Blood for Mercy Tour

27 Kasım

Bronx Pi // Redd
garajistanbul // Bulutsuzluk Özlemi – Aylin Aslım – Malt
Babylon Bomonti // Chinese Man + FKJ (Live) (XXF Very Very French Festival)

28 Kasım

Volkswagen Arena // Yavuzfest
Peyot // The Ringo Jets
Bronx Pi // Yüzyüzeyken Konuşuruz
Salon IKSV // Suuns – Jerusalem In My Heart

29 Kasım

CRR Konser Salonu // Jaga Jazzist & Nils Petter Molvaer

RÖPORTAJ: RHYE

3 Kasım’da Rhye ikilisini canlı canlı dinleme fırsatı bulacağımız için çok heyecanlıyız. Michael Milosh’la, çıkış albümleri “Woman”, yeni albüm, konser ve gelecek planlarından bahsettiğimiz kısa ama yoğun sohbetimizi okuyarak siz de heyecanımızı paylaşabilir ve konsere hazırlanabilirsiniz. Buyurun:

Nasılsın? Turneniz nasıl gidiyor?

Çok iyiyim, şu an turnemizin Avustralya ayağındayız ve burada olmak gerçekten harika. Turnemiz çok güzel gidiyor, bu seferlik setimizdeki şarkılarda bir sürü eğlenceli değişiklik yaptık.

Bir çıkış albümü için “Woman” oldukça iyi karşılandı. İki yıldır severek ve daha fazlasını isteyerek dinliyoruz, albümü yaparken böyle bir tepkiyle karşılaşacağınızı tahmin etmiş miydiniz?

Bu albümü yaparken insanların ne düşüneceği üzerine hiç kafa yormamıştım aslında, tamamen müziğe odaklanmıştım. Bir albüm yaparken üzerinde çalıştığım şarkılar dışında bir şey düşünmemeye çalışıyorum diyebilirim açıkçası.

“Woman”ın çıkışının üzerinden iki yıldan fazla geçti ve yeni albümünüzün yapım aşamasında olduğunu biliyoruz, henüz hangi aşamadasınız? Ne zaman yeni projelerinizi dinleme şansı bulabileceğiz, konserde yeni şeyler çalacak mısınız?

Yeni albümden bir ya da iki şarkı çalacağım. Albümün çıkış tarihi konusunda ise henüz belirli bir şey yok, sanırım albümle ilgili bütün çalışmalarımız bitene kadar da bu konuda bir karar varmış olmayacağız.

Albümünüz yapım aşamasındayken hayatınızda olup bitenler dolayısıyla çok tutkulu ve heyecanlı bir albüm ortaya çıkarmıştınız. Peki yeni albümünüzden ne beklemeliyiz, yeni albüm de “Woman” ile aynı doğrultuda mı olacak?

Şarkıları kendi deneyimlerim doğrultusunda, yoğun şeyler hissettiğim konularda yazıyorum. Bu yeni albüm de aynı şekilde benim hayatımda olup bitenlerle ilgili olacak. Tını olarak yine aynı spektrumda olacak bir bakıma, fakat şarkılar çok daha karanlık ve üzgün.

Tamamen sizin içinizden gelmeyen bir şey size iyi hissettirmediği için cover yapmaktan ya da başka şarkıları samplelamaktan hoşlanmadığınızı söylemiştiniz. Peki şarkılarınızın remixinin yapılması hakkında ne hissediyorsunuz, şarkılarının orijinalinin bozulmuş olması sizi rahatsız ediyor mu?

Hayır, başka sanatçıların şarkılara yaptıklarını çok ilginç buluyorum. Ben kişisel bir tercih olarak başkalarının sözlerini söylemekten hoşlanmıyorum, sadece direkt olarak deneyimlediğim şeyler hakkında şarkı söyleyebilirim. Ama başkalarının yaptığı coverlar son derece kabul edilebilir, remixler de aynı şekilde harika!

Rhye’ın yanı sıra solo kariyerleriniz de var, o yönden ne durumdasınız, yeni bir şeyler var mı?

Yayınladığım son şey Jetlag’di. Gerçekten çok narin ve pek göz önünde olmayan bir albümdü, sadece benim başka neler yaptığımı merak edenlerin bulacağı bir şey olmasını istemiştim. Benim için de bunu dünyaya sunmak hoş bir deneyim oldu.

Röportajlarınızın birinde projenizin isminin hikayesinin anlatmak istemediğiniz konusunda anlaştığınızı söylemiştiniz, hala aynı fikirde misiniz?

Evet, hâlâ grubumuzun isminin nereden geldiğini kimse bilmiyor.

Bu İstanbul’daki ilk konseriniz olacak, umarım her şey çok güzel geçer. Dinleyicilerinize konserden ne beklemelerini önerirsiniz, kendimizi konsere nasıl hazırlayalım?

Konserlerim genelde hafif ama bir yandan da karmaşık olur. Bence konserlerden maksimum zevk alabilmek için sadece dinlemeye hazır bir şekilde gelmek ve sahnede karşınıza çıkarılabilecek her şey için hazır olmak gerekiyor.

SALON İKSV: 2015 GÜZ

Geçtiğimiz hafta #peçeteyeistek‘lerimizi yazıp heyecanlı bir şekilde beklemeye başladık ve beklediğimiz güzel haberler bugün geldi. Bu sezon da Salon IKSV‘nin konser takvimi Şişhane’de çadır kurmak, bütün sezon için bilet almak istetecek güzellikte. Festivallerin hemen hemen tükendiği, konsersiz kaldığımız şu günlerde içimize su serpen takvime hemen buradan ulaşabilirsiniz:

12 Eylül – Angel Olsen

3 Ekim – Soley

9 Ekim – East India Youth

10 Ekim – Great Lake Swimmers

13 Ekim – Hiatus Kaiyote

14 Ekim – Sons of Kemet

15 Ekim – Sebadoh

16-17 Ekim – CeU

30 Ekim – Neneh Cherry with RocketNumberNine

3 Kasım – Rhye

5 Kasım – Colin Stetson & Sarah Neufeld

6 Kasım – Zola Jesus

11 Kasım – Fabrizio Paterlini

12 Kasım – Dawn of Midi

14 Kasım – Christian Scott

16 Kasım  – Unknown Mortal Orchestra

19 Kasım – Norwegian Oud – Yinon Muallem, Daniel Herskedal, Arild Hammero

20 Kasım – Hidden Orchestra

26 Kasım – Waxahatchee

28 Kasım – Suuns & Jerusalem In My Heart

11 Aralık – Jacco Gardner